Hayat Apartmanına Dair

Hayat Apartmanına Dair

Hayat Apartmanına Dair

20.12.2017 - Mustafa Atalay
Hayat Apartmanına Dair

Her roman okurlarına, yazarının zihnindeki okyanuslardan düşünce pırlantaları sunar. Kimi pırlantalar ince ve narin olurken, kimi pırlantalar işlenmeye muhtaç ve kabadır. Okurlarında iz bırakan romanlar genelde ilk kategoriye girerken, okurlarına iz takip ettirmek isteyen romanlar genelde ikinci kategoride değerlendirilirler.

İnsanın hayatını romanlaştırmak kolayken, insanın anlık zaman dilimini romanlaştırmak türlü zorluklar içerir. Yoğun betimlemelerin ve uzun paragrafların esiri altında, yorulma ve bıkkınlık tehdidinin kıskacında eseri okunur kılmak büyük maharet gerektirir.

“Hayat Apartmanı” bir psikiyatri uzmanı olan Mustafa Ulusoy’a ait. Bir edebiyatçı olmayan, ancak dilin tüm imkânlarını çok iyi kullanan, aynı zamanda da insanı en ince noktalarına kadar analiz edebilen bir yazardır Mustafa Ulusoy.

Bir romandan ziyade kısa bir film tadında eserimiz. 26 Kasım Perşembe saat 20.55’de başlayan eserimiz, yine 26 Kasım Perşembe saat 21.33’de sonlanıyor. Tabi eseri bitirince insanın zihni hemen 20. Surenin 55. Ayetine gidiyor ister istemez: “Sizi topraktan yarattık, yine ona döndüreceğiz ve yine sizi ondan bir kere daha çıkaracağız.” Ve 21. Surenin 33. Ayetine: “Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Bunların her biri kendi dairesinde dolaşmaktadır.”

İşte bu iki ayeti saatlerde gizleyen yazarımız, bu iki ayetin arasını dolduruyor romanıyla. İyi bir Matematik öğretmeni olan Kilisli Mualla Hanım ekseninde, birçok karakterin ortak hikâyelerini incelikle ele alıyor yazarımız. Temel meseleyi “iyilik” üzerine yerleştiren yazarımız, bir iyiliğin nelere gebe olduğunu karakterler üzerinden zihnimize işliyor.

Matematikçilere hınç ve öfke duyan hırsız Mülayim, Varlık içinde ruhi dinginliği bir türlü bulamayan Selma, egosunun sınırlarında yaşayan kardiyolog Murat Bey, kedi sevgisi apartmanı aşan Sevim hanım, her şeyi olduğu gibi anılarını da biriktiren Celal bey, balık tezgâhtarı Halit ve ortak nokta peynirci Hasan…

Her birinin hikâyeleri var isimleri gibi. Her birinin ortak noktaları, birbirine değen dişlinin parçaları gibi sımsıkı bağlantılı yönleri var. Her birinin iyilikleri ve kötülükleri var. Öfkeleri, umutları, hayalleri, mücadeleleri ve hayatları var.

Bir yirmi lirayla hayatındaki yirmi söküğü yamayan Ramazan, Kilis’te nefes alırken Halep’in bombalarıyla yüreği parçalanan Muhammed, hayatın hukuksal zeminini bulamadan yitiren Merve, yaşlanmaktan ve tabi ki ölmekten korkan Mehmet Göğebakan, Mualla hanımın istikrarsız kızı Nermin ve feryadı duyulmayan, üvey baba tacizinden ölerek kurtulan ve Azrail’in kılığına girdiği Cemile…

Hepsi bu romanda hikâyeleriyle bulunan karakterler. Aslında hepsi, her gün bizim benzer hikâyelerimize ortak olan kızımız, komşumuz, kardeşimiz, eşimiz ve dostumuz…

Mualla hanımın ölüm anındaki can çekişmelerinin iyilik ve kötülük dengesi üzerine kurulması, hayatın temel olgularına dikkat çekilmesi açısından iyi yorumlanmıştır. Karakterler iki eksende ele alınırken, yer yer flashback yapılarak kurgunun güçlendirilmesi ile okuyucu zihninde karakter yapısının belirginleşmesi sağlanmıştır.

İnsanları değerlendirilirken değer yargıları üzerinden değil de, anlık yansıma şeklindeki dışa vurumlar üzerinden değerlendirmenin ne kadar eksik kaldığını hissediyoruz eseri okurken. Yaşamın sadece kendi eksenimizde döndüğü yanılsaması içinde, karşımızdakini zihnimizde kemikleşen imgelerle etiketleyerek yorumlamaya başlıyoruz. Oysa asıl yanılgı o zaman başlıyor.

Eserin en sağlam yönü, insana kendini ve çevresini yeni bir bakış açısıyla yorumlama gereksinimi hissettirmesi. Ölümün, yaşadığımız hayatın bir gerçeği olduğu, fakat hayatın da bir şekilde akmaya devam ettiğini yeniden görüyoruz. Bu hayatı güzel iyiliklerin mekânı yapmak isteği ile doluyoruz eseri okudukça.

Mustafa Ulusoy insanın acılarına, zaaflarına, mutluluklarına dokunuyor. İnsanın kendim dediği şeyleri, kendisi olmayan şeylerle takas ederken ki ruh halini betimliyor. En derinimize sakladığımız şeylerin açığa vurulacağı zaman yaklaşırken, en çok da açıkta kalan ruhumuzu bize anlatıyor.

Eserin sonuna doğru bütün bu olaylar örgüsünün parçası olan apartmanı konuşturuyor yazarımız. Mualla Hanım’ın ölümünden sonra ne olacağına dair merakta bırakmıyor zihnimizi. Olanları görmemizi istiyor. Mutlu sonla bitiyor romanımız.

Ölüm işte.

Mutlu son…

Mustafa Ulusoy

Hayat Apartmanı

Kapı Yayınları

328 Sayfa

Mustafa Atalay - 20.12.2017

,

1420

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin