Hayat da Bir Ölüm Kadar Ciddi

Hayat da Bir Ölüm Kadar Ciddi

Hayat da Bir Ölüm Kadar Ciddi

30.07.2021 - Mustafa Atalay
Hayat da Bir Ölüm Kadar Ciddi

Hayat da Bir Ölüm Kadar Ciddi

Hayat, gerçekliklerden kurulu bir hayaller bütünüdür. Gerçeklik duvarı denilen bu olgu, içinde bulunulan şartlara göre şekil alabilecek kadar yumuşak ve esnek; fakat önceden tasarlanan bir kalıba sığmayacak kadar da sert ve katıdır. Bu yüzden hayaller hayata yön verebilme kudretine sahipken, hayatın kendisine hiçbir zaman sahip olamazlar.

Hayatın karşıtı ölüm ise, insanın hayallerine konu olmayacak kadar uzak ve görünmezdir. Ölüm gerçekliğiyle yüzleşildiğinde şaşkınlık içinde kalmanın temel nedeni, bu uzaklığın bir anda yakına gelmesidir. Ertelenilen şeyler şaşkınlıktan sıyrıldıkça, bu yakın olanın tecrübesiyle ancak hayata dahil edilebilir.

Ölüm, insanı bulunduğu şaşkınlığa en çok yakıştıran bir araçtır aynı zamanda. İnsanın üzerindeki şaşkınlığın hiç garipsenmediği, çevreye ve olaylara uyumsuzluğun normal karşılandığı, o anda ne yaparsa yapsın hoş görünün egemen olduğu bir durumdur. Ayrıca, insanın en hazırlıksız olup, yine en hazır görünmeye çalıştığı andır ölüm…

Örgütlü Ölüler

Bir muhasebe yardımcısı olan Enver’in, hayat seyrinde koca bir kırılma olan babasının ölümü ve sonrasında yaşananlar üzerine oluşturulan eser, Mustafa Everdi tarafından kaleme alınmıştır. Köyden şehre beklenmedik bir zamanda adımlayan Enver, hayat koşullarına uyum sağlamaya çalışırken, bulunduğu yeri ve şartları düşünmeye fırsat bulamadan kendisini bir anda çarkların arasında ezilirken bulmaktadır.

Eser, Enver’in babasının ölümü üzerine yaşananları ironik bir dille anlatırken, mizahın trajik bir boyutunun olduğunu dip akıntısı olarak okuyucuya sunmaya çalışmaktadır.

Anlatım ve kurgu sade, betimlemeler az ve kıvamında, tek taraflı bir anlatım hâkim ve tarih olarak net bilgiler vermek yerine olay örgüsü daha çok ön planda tutulmaktadır. Mekân değişkendir ve mekan ile olaylar iç içe geçmiş bir yapının ayrılmaz parçalarıdır. Kullanılan dil sade, üslup akıcı olmakla birlikte aynı zamanda edebi bir kaygı da barındırmaktadır.

Olaylar Silsilesi

Enver babasının ölümü ile şehrin insanı tüketen yapısı ile ilk defa karşılaşmaktaydı. Hasta diye hastaneye yetiştirmeye çalıştığı babasının, cesedini geri teslim almak için istenen ücretle karşılaşınca işin vahametini de kavramaya başlamaktaydı.

Ölünce her şey bir anda olur biterdi. Oysa Enver için hiç de öyle olmuyordu. Babasının cesedini hastaneden kaçıran Enver, bu kez şehrin defnetme kurallarına uymak zorunda kalmıştı. Ölüm raporunu evde öldü diyerek alması yetmiyor, camideki hocayı bulup cenazeyi defnetmesi gerekmekteydi.

İmamın birisi emlakçı, bir diğeri başka bir okul okumaktaydı. Kendisi köyde olsa şimdiye defnetmişti mevtayı, fakat şehirde her şey çok sıkıntılıydı. Apartman girişinde karşılaştığı bir komşusu biz yaparız deyip evde yıkamaya çalışırken, diğer komşusu aşağıda yıkamayı önermekteydi. Enver içinde bulunduğu şaşkınlıkla kim ne derse onu uygulamaya koymaktaydı. Ta ki bu süreç bir gölün kıyısında cenazesini yıkamaya çalışırken polisler tarafından tutuklanana kadar.

Hayatın ne olduğunu daha kavrayamayan Enver, ölümün kollarında hayatın bu soğuk tarafını tanımaya başlıyordu.

Bir Dönemin Fotoromanı

Mustafa Everdi, bir dönemin gerçekliklerine tanık kılıyor okurlarını. Bilmeden, anlamadan ve sorgulamadan yargılamanın olduğu, herkesin yaptığı işi bir ego ve tatmin aracı olarak değerlendirdiği, insanın kendi ölüsüne sahip çıkarken bile sahipsiz kaldığı, paranın ve makamın her şey olduğu, inanışların ve hayata saygının olmadığı bir zamana…

“Böyle bir zaman var mıydı” diye sormak yerine, böyle bir zamanda yaşananları akla getirince, içinde bulunduğumuz zaman diliminin gerçekliğinin ne kadar zarif ve insan hak ve hürriyetleri temelli olduğunu da idrak ediyoruz.

Covid-19 ve Eser

Bugün Covid-19 pandemisi ekseninde baktığımızda, eserin girişinde ifade edilen hayat üzerinde baskı unsuru olarak “sağlık” temelli düşüncenin, hiç de yabana atılmayacak bir gerçeklik barındırdığını fark etmekteyiz.

Teknolojik gelişmeler, bilgi temelli müreffeh medeniyet algısı, toplumsal kalkınma ve refah ne kadar üst düzeyde olursa olsun, hayat üzerindeki baskı sağlık meselesi ile oluşturulabiliyor. Yeni hastalıkların çıkması, sosyal medyanın olmadığı zamanlarda TV ve radyolar ile algının oluşturulması, insanların korku ve panik içinde oldukları bir dünya eserin temel çerçevesini de çizmektedir: “Her yeni hasta veya hastalıkta, tıbbın çözmeye zorunlu olduğu yepyeni bir olaymış gibi uzmanlar toplanmaya ve ilgi oluşturulmaya başlanıyor. Bu ilgiyi sağlamak için gerekirse sansasyonel haberler televizyonda üretiliyor. (S. 7)”

Sistemin hasta ürettiği, hastaya para gözüyle bakıldığı, çarkların herkesi hasta edecek bir yapıya uygun kurulması, sağlıklı insana toplumun garip bir gözle baktığı, hiçbir şeyin hasta edemediği insanın ancak ameliyat ile hasta edilebildiği bir distopik sanılan fakat gerçekçi bir dünya sunuyor Mustafa Everdi.

Covid-19 geçirenler derneğinin kurulup, hastalığın hiç bulaşmadığı insanların dışlanacağı bir dünya ne kadar da uzak geliyor kulaklara: “Son zamanlarda tıp bilimcileri insanı hasta etmenin en garantili yolunu bulmuşlardı: İnsanın kendisine olan güvenini yıkmak (S.8)”

Sonuç

Bir insanın babasının ölmesi hayatındaki en önemli kırılmalardan biridir. Baba bir gölgedir. Eser Enver’in babasıyla kurduğu ilişkiye fazla odaklanmıyor ama küçük bilgi kırıntılarıyla aralarındaki ilişkiyi de resmediyor. Anladığımız kadarıyla babası ile ilişkisi çok iyi olmayan, babası sürekli ne yapması gerektiğini söyleyecek kadar hayatına müdahil ve büyümesine hiç fırsat vermeyecek kadar baskıcıdır Enver’in.

Yalnız “Ölüm bir kapıdır. Çalarsanız, açmayabilirler. Ancak açarlarsa siz girmemezlik edemezsiniz (S.85)” sözünce, Enver girilen bu kapıdan alnının akıyla çıkmak için oldukça ilginç bir mücadelenin kahramanı olmuştur.

Mustafa Everdi, bir dönemin gerçekleriyle okurları yüzleştirirken, olabilecek ama milyonda bir ihtimalin de bir parçası kılıyor okurlarını. Mizahi bir anlatımla yaşananları bir film olarak seyredermişçesine, ama aynı zamanda karakterle bütün süreci yaşıyormuş gibi hissedecek bir dille olay örgüsüne sizi dahil ediyor.

Eserin son bölümünde ise kendi ölümünüze sizi tanık kılıyor. Ölümün rengine…

Örgütlü Ölüler

Mustafa Everdi

Beyan Yayınları

104 Sayfa

Mustafa Atalay - 30.07.2021

,

468

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Yorumlar
  • Kemal Kasma 2021.08.01 13:56

    Mustafa Atalay'a teşekkür ederim. Okumak güzel. Okuduktan sonra kitapla ilgili düşünce, görüş ve yorumlarını yazanlar edebiyata güç katar.

  • Sibel Köseni 2021.08.03 09:43

    Kitap kendini merak ettirdi. Akıcı bir dile sahip ve düşünmeye davet eden bir eser neden okunmasın ki? Hele ki içinde mizah da varsa. Tebrikler.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin