Hayvan Çiftliği - George Orwell

Hayvan Çiftliği - George Orwell

Hayvan Çiftliği - George Orwell

11.04.2011 - Ferit Genç
Hayvan Çiftliği - George Orwell

Hayvan Çiftliği, Stalinizm’in acı bir eleştirisidir. Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır. Totaliter rejimlere karşıt bir solcu olan Orwell, romanını SSCB'nin kuruluşundan itibaren meydana gelen önemli olayları, kara mizah kullanarak mecazi bir dille kaleme almıştır. Fabl tarzındaki siyasi-hicvî bir eser olan Hayvan Çiftliği’ni, Halide Edip de bir ara Türkçeye çevirmiş ve edebiyatımıza kazandırmıştır.

Eserde, bir çiftlikte yaşayan hayvanların bir gün bir domuz tarafından kışkırtılmasıyla beraber yaşamları pahasına ortaya koydukları özgürlük mücadelesi ve bu hakka sahip olduktan sonra da aralarında ne gibi entrikaların döndüğü anlatılmaktadır.

Olaylar İngiltere’de bir çiftlikte cereyan eder. Hayvanlar, çiftlik sahibi zalim Bay Jones’un boyunduruğu altında köle gibi yaşamaktadırlar. Yaşlı domuz Koca Reis, buna karşı çıkmak için bir devrim planlar ve hayvanları gizli bir toplantıya çağırır. Toplantıda tüm hayvanlara artık köle gibi yaşamalarının sonunun gelmesi gerektiğinden bahseder ve üç gün sonra da öldürülür. Fakat Koca Reis’in ölmeden önce yaptığı konuşması çoktan diğer hayvanlarda ufuklar açmaya başlamıştır.
Sahipleri Bay Jones’un yem saatlerini unuttuğu bir günde daha plan yapılmamasına karşı isyan patlak verir ve bu devrim umduklarından da kısa bir süre içerisinde tamamlanır. Çiftliğin sahibi Bay Jones çiftlikten uzaklaştırılır. Artık en zeki olarak tanımlanan domuzlar diğerlerine önderlik yapmaya başlarlar.

Yaptıkları planın sonucunda kökten değişime gitmeye karar veren hayvanların ilk işi çiftliğin adını değiştirmek olmuştur. İlk önce “Beylik Çiftliği” olan ismi “Hayvan Çiftliği” olarak değiştirirler. Koca Reis’in ölümünden sonra Napolyon ve Snowball adında iki domuz öne çıkar. Napolyon iri yarı, iyi konuşamayan ancak otorite sahibi; Snowball ise etkili konuşan, parlak zekâya sahip biridir. İkisi birlikte koca Reis’in fikirlerinden yola çıkarak “Animalizm” adında bir öğreti ortaya koyarlar. Bunlar kendilerine yapılan zulümlere karşın kamçıları, gemleri, burun halkalarını, zincirleri yok ederler ve ardından çiftlikte uyulması gereken yedi kuralı hazırlayıp herkesin görebileceği bir yere asarlar. İlke olarak yedi kuralı ‘‘dört ayaklılar iyi, iki ayaklılar kötü’’ şeklinde özetlerler. Her günün sabahında, akşamında ve kazanmış oldukları herhangi bir başarıdan sonra kendilerinin bestelemiş oldukları ‘‘ İngiltere Şarkısı”nı dillerinden düşürmezler.

Bütün bu kuralar tüm hayvanlar tarafından benimsenmiş ve beklenen devrim gerçekleşmiştir. Ancak zamanla Napolyon ve Snowball birbirini çekememeye başlayıp, ikisi de yeni düzenin tek adamı olmak istememektedir. Snowball çiftlikte elektrik üretimi için bir yel değirmeni yapılması gerektiğini söylediğinde Napeleon’un köpekleri tarafından çiftlikten sürülür. Ama buna rağmen yel değirmeni çalışmalarına başlanır. Burada Napeleon başta savunmadığı bu düşünceyi sonraları ne yapıp edip kendisinin de bunu savunduğu ancak Snowball’u çiftlikten göndermek için böyle söylediğine inandırır.

Devrimin amaçlarından da hızla uzaklaşılmaktadır; başlarda vaat edilen çalışma saatlerinin azalacağı yiyeceklerin artacağı yönündeki sözler gitmiş aksine çalışma saatleri artmış, verilen yiyecekler azalmıştır. Bu arada domuzlar da hızla şişmanlamaktadırlar. Hatta yatakta yatmakta, içki içmektedirler. Hayvanların eşitliği ilkesine uymayan bu davranışlar zamanla duvardan değiştirilerek domuzlar tarafından kendilerine uygun hale getirilir. Örneğin domuzların yatakta yatmaları ve içki içmeleri konusunda "Hiç bir hayvan yatakta yatmayacaktır" ilkesini hatırlayıp hayrete kapılırlar. Hep beraber duvarın yanına giderler, ancak duvarda "Hiç bir hayvan çarşaflı yatakta yatmayacaktır" yazısını görünce, hepsi bu ilkeyi yanlış hatırladıklarını düşünür ve hiç kimse bu ilkenin sonradan değiştirilmiş olduğunu anlayamaz bile. Kısacası tüm hayvanların eşitliği ilkesi Koca Reis’le birlikte toprağa gömülmüştür.

Kış aylarında çiftlikte kıtlık baş gösterir. Buğday azalır, patatesler soğuktan donar ve yenilemeyecek hale gelir. Açlıktan sebebiyle ölümler baş gösterir. Napeleon aldığı bir kararla, tavukların yumurtalarının çiftlik dışında satılacağını, tavukların kuluçkaya yatmalarını yasakladığını ilan eder, buna karşı çıkan tavukları, yetiştirdiği köpeklere öldürtür... Bunun üzerine hayvanlar; "hiçbir hayvan diğer bir hayvanı öldürmeyecektir" ilkesini hatırlarlar. Hemen bu ilkelerin yazılı bulunduğu duvarın yanına giderler; ancak duvarda "Hiçbir hayvan diğer bir hayvanı bir sebep olmadan öldürmeyecektir" şeklinde yazıldığını görünce bu ilkeyi de yanlış ezberlemiş olduklarını düşünürler.

Bir gece çiftlikte meydana gelen bir gürültü ile bütün hayvanlar fırlayıp dışarı çıkarlar. Çiftlik ilkelerinin yazılı olduğu duvarın dibinde kırılıp parçalanmış bir merdiven görürler. Domuzlardan birisinin elinde bir fener, bir boya kutusu ve bir de fırça olduğunu fark ederler. Hayvanlar duvara baktıklarında, duvardaki ilkelerden birinin daha kendi ezberledikleri gibi olmadığını fark ederler. Yeni yazılan kanunlarda eşitlik ilkesine aykırı olduğunu görünce, "Bütün hayvanlar eşittir" ilkesini hatırlayıp, "bu nasıl eşitlik" diye kendi kendilerine söylenmeye başlarlar. Hemen, ilkelerin yazılı olduğu duvarın yanına giderler. Duvardaki yazıların değiştirilmiş olduğunu -ilk defa- fark ederler. Duvardaki bütün yazılar silinmiş, sadece şöyle yazıyordur: "Bütün hayvanlar eşittir fakat bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir.”

Napeleon, komşu Foxwood çiftliğinin sahibi Bay Pilkington ve Pinchfield çiftliğinin sahibi Bay Frederick ile karşılıklı görüşmeler içerisindedir. Bu karşılıklı ilişkiden de çok sıkılan hayvanlar yine de Jones’in eline düşmektense böyle yaşamanın daha iyi olduğunu düşünerek, mevcut durumu sineye çekerler. Domuzların idaresi artık bir diktatoryaya dönüşmüş ve devrim kendi çocuklarını yemeye başlamıştır. Hayvanlar arasında da farklı fikirler baş göstermeye başlar. Kimisi domuzların da artık insanlardan farksız hale geldiğini dile getirirken, kimisi yönetime kayıtsız şartsız bağlılığını sürdürmekte, kimisi ise korkudan bağlılığını sürdürmek zorunda kalmaktadır. Domuzlar çiftlikteki hayvanlardan her alanda kopmuş, elit bir tabakaya dönüşmüşlerdir. Bazı hayvanlar, onların insanlar gibi oturduklarını, yattıklarını, onların yataklarını kullandıklarını, bazı alışkanlıklarını edinmeye başladıklarını bile söylemektedir. Sömürü ve kıyım, insanlar dönemini aratmamaktadır. En sonunda iyiden iyiye işkillenen hayvanlardan bazıları, bir gece domuzların yaşadığı evin penceresine yaklaşarak içerisini gözetleme cüretini gösterirler. Gördükleri manzara karşısında büyük bir şok yaşarlar: Domuzlar ve insanlar aynı masada karşılıklı oturmakta, kadeh tokuşturmakta ve gülüp eğlenmektedirler. Gördükleri bu manzara karşısında bir domuzların yüzlerine, bir de insanların yüzlerine bakarlar, ama onları birbirlerinden ayırt edemezler.

Romandaki karakterler ve temsil ettikleri şahıslar:
1.Napeleon - (domuz) - insanlarınkinden daha baskıcı bir yönetim kurar. Josef Stalin'i temsil eder
2.Yaşlı Major - (domuz) - hayvanlara mutluluk ve barış dolu bir dünya vaat eder. Karl Marx veya Vladimir Lenin'e benzer
3.Kartopu - (domuz) - hayvanlara okumayı öğretir. Leon Troçki'yi temsil eder.
4.Mr. Jones – (insan) - çiftliğin eski sahibi. Son Rus çarı II. Nikolay'ı temsil eder.
5.Mr. Frederick - düzenli bakılan komşu çiftliğin sahibi. Adolf Hitler'e benzemektedir.
6.Mr. Pilkington - Winston Churchill'e benzemektedir.

Kitabın sonunda Napolyon'un Mr. Pilkington ile anlaştığını görüyoruz. Bu da bize onun Theodore Roosevelt olduğunu gösteriyor. Kitap yazıldığı dönemden günümüze kadar çok ses getiren ve çok konuşulan bir eser olarak hala bile önemini korumaktadır. Hayvan Çitliği Orwell’in ismini ölümsüzleştirdiği bir eserdir. En az 1984 eseri kadar önemlidir.

İyi okumalar

Hayvan Çiftliği
George Orwell
Can Yayınları

Ferit Genç - 11.04.2011

,

10749

Ferit Genç Hakkında

Ferit Genç

89 yılında temmuz ayında dünyaya geldi. Bitlis doğumlu. Sosyoloji öğrencisi. 43 numaralı ayakkabısıyla 43 plakalı Kütahya sokaklarını arşınlayıp parmak uçlarıyla üşütür dünyayı. Soğuk espirilerin en hayır kısmında sağanak yağmurun ıslaklığıyla dokunur kancık bir klavyeye.

Neden hayallerinizi sürekli erteliyorsunuz diye iddalı düşünceleri sağlam bir temele oturduğunda ve iyi bir sigara içicisi durumuna geldiğinde ciğerlerinden bir himalaya fışkırtmaya çalışacak.

Yorumlar
  • S Ayaz 2011.04.11 19:18

    Ferit Bey çok güzel yazmışsınız. Bu kitabı keyifle okumuştum. Herkese öneririm.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin