Hayy Aksi - Esra Elönü

Hayy Aksi - Esra Elönü

Hayy Aksi - Esra Elönü

Hayy Aksi - Esra Elönü
"Feride savaşta mızıka çalan kız.
Dünyanın burnuna kaçıyor bombalar ve tek hapşırıkta ölüyor Feride..
Bit taraması yapıyor silahlar ve yoklama sonrası ölü gönderiliyor eve çocuklar..
Veli toplantısı yapıldı Feride, özgürlüğün zayıf!
Beden dersinde iyi kaçamıyormuşsun kurşunlardan. Müzik dersinde salâ fışkırıyormuş beslenme çantanızdan.
Veli toplantısı yapıldı Feride, özgürlüğün zayıf."


Feride; Esra Elönü'nün haylaz yanı, çılgınlığıdır. Arada Feride'lenir Elönü. Kelimeleri saydam kılıçlara çevirip, verir Feride'nin eline. Doğru bildiğinin ayağına kızak takar, savurur ve savunur.
Feride; garip kızdır. Ölmüş diz kapaklarına günlük tutan kızdır, okkalı kahkalar atandır..
Taraf kabul etmez, kristal pelerinli kızların kıyısına çekilir.
Feride; kuşluk vaktinde dua yazar.
Feride; taze kumaş satar. Anahtarı kendisine teslim edilen bir cenaze arabasının kasasında hurma yiyen kızdır işte.. Peki ya Esra?

"Esra'yı herkes zoraki destelenmiş bir yaramazlık bohçası gibi tarif etse de, ben onun zeka terletici isyanında içe gömük derin bir hüzün okuyorum." diye tanımlar Sibel Eraslan, kitabın takdiminde Elönü'nü. "O babasıyla aynı yaşta bir kız çocuğu" diyerek anlatır Esra hanımı. Hali hazırda Haber7.com'da köşe yazarıdır Elönü.

Edebiyatta ilerlemesinde İbrahim Tenekeci öncü olmuştur. Şiirleri ve bu kitabı hakikaten edebiyat alanında gayet başarılıdır da. Fakat köşe yazıları aynı ilgiyi görmüyor, zira beklenen potansiyeli tatmin etmiyor. Benim nazarımda da, iyi bir edebiyatçı adını hakediyor. Fikirlerini yazmakta hür olan gazetecilik mesleği ise, biraz tevakkufa neden oluyor. Çünkü islami kimlikli edebiyat yapması, yazdıklarını değerli kılarken aynı zamanda hassaslaştırıyor. Zira bir fikir, akım veya hezeyandan değil dini terimlerden bahsediliyor. Kesilen ahkamın yanlış yaraya neşter vurması halinde sıçrayan kanlar mütedeyyin camiayı tedirgin ediyor.

Bu ülke cumhuriyetten sonra ikiye ayrılmıştır. Ya laik, ya dinci misyonu ile halk köşeye sıkıştırılıp, meydanı emperyalistlere bırakmak savaşı vardır. İlahiyatçı bir babanın kızı, dini bütün, Allah'ını peygamberini iyi tanıyan ve gerektiğinde savunan bir kişi: binlerce kişinin takip ettiği alanlarda kalem sallıyorsa, bir 'kimlik' olmaktan kendini alamaz. Zira dini bütün, islamcı diye bilinen bir yazarın temsil ettiği misyonda dikkati kendine fener edinmesi -mecburen- gerekiyor. Belki, Allah herkesi şahsından mes'ul tutuyor olması gerçeği bu hararetli konuya su serpiyor ama, Türk halkı geleneği ve örfüyle bu tahammüle mahal vermiyor. Modernizme taban tabana zıt bir portre çizerken yazılarında, modern çağ halleriyle ahval olmaktan kendini alamıyor olması eleştiri oklarına hedef tahtası olmak durumunda bırakıyor. Elönü, her ne kadar ben model olmadım, alındım dese de, bir şekilde bir tarzda çığır açmasının tepkisini daima kucaklamak zorunda kalması gerekiyor.

"Halbuki İslam'a göre insan kafasına göre hayat tarzı seçemez; seçtiği o tarzın Kur'an'a ve Sünnet'e muhalif ya da muvafık olması belirleyicidir. Ama modern zihin bundan kopuk ve uzak hareket ediyor. Merdud bir kompleks hali yani. Bu tersyüz olmuş durumu ıslah için öncelikle zihinlerimizi Batı etkisinden kurtarmamız gerekiyor. Çünkü Batı, kültürümüz ve düşüncemiz üzerinde çok egemen." diyordu bir röportajında Sri lanka'lı ilim adamı Din Muhammed Hoca..

Elönü pervasız davrandıkça, yazdığı her yazının altında ille ahkam kesen yorumcuları bulunur. Hatta bununla yetinmeyip, mailleriyle küfredenler vardır. Bir genç kızın ne kadar soğuk kanlı ve alaycı davransa da bu durumu hazmı kolay olsa da haketmesi kâbil değildir. Ve Elönü dahil, bazı yazar hanımlar, fikirleri beyniyle birlikte sulanmış bazı zihinlerin haksız, yersiz ve uygunsuz tepkilerine maruz kalıyorlar. Bu kültür, sanat camiasında artık aşılması gereken bir meseledir. Fakat buna feminizmi çare göstermek ve kadın hakları'ndan meded ummak da yersiz olacaktır. Zaten bana göre kadın yazar yoktur! Yazar yazardır, cinsiyetin konuyla alakası da yoktur. Geçelim.

Elhasıl: İslamcı bir kişinin Batıya muhtaç olmadan akıl hocası modernite olmayan bir kimlik teşekkülünde bulunması yakışık alır. Bir yanı Gazze olan, özgürlüğü havada kapmak için pilot olacak, beynini değil başını örtüp, Beyrut ve Bosna kokan bağrında Ebu Zer yanlızlığında Efendimize sahur, iftar, ramazan mektupları yazan içli bir yüreğin (ve kitabın) sahibine yakıştırılandır bu. Kimse kimseye zorla bir kisve giydirmek, tarafına çekmek, haddini bildirmek, hesap sormak durumunda değil. Faturanın Allah'ın kasasına ödendiği zaten malum. Dert şu ki; çift taraflı kiramen katibinin tahtaya yazdığı hesabına ve meleklerin korumalığına rağmen, nefsimizin adi planlarından korunamıyoruz. Hepimiz rol yapıyoruz ama, yönetmen bundan memnun değil!

Esra hanımın 2009 yılında elest yayınlarından çıkan bu kitabı da, yer yer bu konuya temas ediyor. 4 kısıma taksim edilmiş kitabın dua bölümündeki şu paragrafta meselâ:

"Her vaktin, her ânın, her zaman zerresinin rabbi olan Allah'ım. Beni ve tüm mümin kullarını şeytanla bir olmuş ucuz kalabalıklardan arındır ve azad et. Kibir atına binip gururla şaha kalkanlarla bizi karşılaştırma. Bizleri nefsimize hoş gelen şeytan sofralarından aç kaldır." En deruni aminleri salmaktan başka ne düşer bize de, O'nun yüce katına...

Yazarın yağmurla da arası iyi, çocukken öğrendiği elifba ile de.. Bir dörtlük okuyalım meselâ:
"Elif be te se cim
Yağmurun harekesi üstün
Elif be te se cim
Yağmur bir cezim gibi tutardı beni pencerede.."


Elönü'nün gotik alaycı kılıcının ucu başörtüsü meselesine de temas ediyor:

"Hiçbir başörtülü kız
Sizin başörtüsüyle gündemi sıktığınız kadar
Başörtüsünü sıkmaz.
Dolayısıyla sıkma baş sizinkisi oluyo..."


Zeka dolu muzip cümleleri tebessümle okurken ağzımızda kavunlu sakız tadı yayılıyor:
"Kırkayaklara tek ayak cezası versen de, neyi değiştirirsin hocam."

Ya Feride'nin seslenişi:
"Annem beni silkeleyecek yaramazlığım leke yapmasın
Çamaşırlarınızı içeri alır mısınız? "


Sibel Eraslan'ın deyimiyle: "Sırt çantasına sığmayacak koca bir harita taşır Esra Elönü, Kudüs'ten Yağmur Ormanlarına, Afrika'dan Güney Amerika'ya kadar." Irak'a gidiyor bir ara, kelimelerin öfkeli lokantasında sesleniyor:

"Hey garson.
Gel buraya şu bushları topla.
Hey garson.
5'ten 4000 çıkar mı?
Bu çıkarmayı başaran
5 yıldan 4000 insanın ölüsünü çıkaran
Amerika, bu insanlık hesabını ödeyemez.
Sen onlara şimdiden Irak'ta ölüm bulaşıkları nasıl yıkanır
Göster!"

Kudüs'ün üzüm gözlü çocuklarına geliyor kelâm. Üç kez okuyorum, beş kez. Ara ara hep okuyorum bu bölümü. Zira bir yanı Gazze olan kelimeleri hep sevmişimdir. Elönü'nün kelimeleri şimdi öyle.. "Hayat bilgisi pekiyi. Hayatta kalma süresi sıfır" olan çocuklardan bahsediyor.
"Gazze'de sadece fotoğraflar kalabalıktır.
Rediyne
Salih
Hena
Musab.."


Kahvaltı sofrasında, babaları gelmeden ölen dört çocuk..

"Dört çocuğun yaşları toplamı 14'dür. Anneleri Hadraa Ebu Mutak kucağını ne kadar cm'lik açarsa
Dört çocuğunu kurşunlardan koruyabilir.
İsrailli bir matematik hocası
Yeni ders yılı için böyle bir problem hazırlayabilir öğrencilerine..
Ve utanmadan cevap bekleyebilir."


Ve Gazze yazıları boyunca şunu demek istiyor Esra Elönü özetle: "Hiç fena değilsin, olamazsın..."

İyi okumalar!

Hayy Aksi
Esra Elönü
160 sayfa
Selis Kitap
Meryem Betül Altuntaş - 28.12.2011

,

3651

Meryem Betül Altuntaş Hakkında

Meryem Betül Altuntaş

14 Eylülde Kocaeli'nde doğdu. Tahsil hayatı İstanbul'da geçti. Çeşitli eğitim kuruluşlarında Arap dili üzerine dersler veriyor. Bir Yardım kuruluşunda gönüllü çalışıyor.

Kocaeli'nde yaşıyor. İstanbul'u ve Kitapları seviyor.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin