Hem Bir Arayışın Risalesi Hem de Yeşilçam Günlüğü

Hem Bir Arayışın Risalesi Hem de Yeşilçam Günlüğü

Hem Bir Arayışın Risalesi Hem de Yeşilçam Günlüğü

19.11.2012 - Enes Yaşar
Hem Bir Arayışın Risalesi Hem de Yeşilçam Günlüğü

Seccadeye varis olamamanın bedelini ruhunu kanatarak ödemek zorunda kalmış bir Yeşilçam senaristinin(Ayşe Saşa), hakikat arayışı hatıralarından oluşmakta olan kitap, modern dünyanın ana caddeleri arasında başlayan bir yolculuğun kırıklı parçalarından oluşmaktadır.

Kitabın kapağını araladığınız vakit; geçmişin derinliklerinde asılı kalmış hatıraların ürkek bakışları arasında gireceğiniz mazinin uçurum yüklü haleti ruhiyesi, sizleri Ayşe Şasa'nın hakikat ayracıyla bölünen arayış risalesine götürmektedir. Daha doğrusu 2.Dünya savaşının bunalımlı yıllarındaki batılılaşma modasının maraz haline geldiği bir dönemde, Alman ve Yahudi mürebbiyelerin elinde geçen bir çocukluğun; Ayşe Şasa'nın ruhunda bıraktığı derin izleri taşımaktadır tahayyüllerinize.

Kitabın sayfaları arasında ilerlediğinizde ise bade içmiş deniz gibi düşüncelerimizde kabarmakta olan hatıralar; savaş kaçkını mürebbiyelerin inançsızlık tohumlarını saça saça yürüdükleri bir hayatın özgürlük dokusuna geçirdikleri tırnaklarına çekmektedir dikkatlerimizi. Ki tükenen duyguların isabet ettiği bir hayatın içerisinde zengin bir aile kızı olarak yetiştirilmiş olan Şasa, zehirli bir sarmaşığın ruha doladığı ateş yağmuru altında geçen çocukluk günlerinin üstüne yığılan olan o korkunç hayalleri; gecenin üstüne çöken karanlığın eşit örtülmediği bir çocukluk olarak işaret etmektedir.

Kanayan bir ruhun feryadını dile getirmekte olan bu sayfalar, anne sevgisi yerine diplomalı mürebbiyelerin kuralları sinmiş bir yetiştirme tarzının gölgesi altında devam ederken; Şasa'nın aile sevgisinden mahrum bırakılmasıyla birlikte kırık dökük bir hayatın içerisinde oluşan oyuklar, ( Aile eğlencelerden ve partilerden başını kaldıramayan sosyeteye bir sınıfa mensup olma gayretiyle çocuklarını dönemin modası olan mürebbiyelere umursamaksızın teslim etmektedirler) ilerleyen zaman dilimlerinde onu mükemmeli aramaya iten sosyalist bir anlayışın içine sürüklemiştir.

İnançsızlığın ardından gelen sosyal adalet anlayışı, metropol hayatının buzlu tebessümleri ortasında inançsızlık damarlarını çatlatması üzerine kadim yaraların kanayan dokularını başka cenahta akıtmayan başlayan arayış günleri, Şasa'nın acıyan yanlarına yine merhem olmayı başaramamıştır. Nitekim Yeşilçam günlerinde kendisine oldukça tesir etmiş olan Kemal Tahir'in öğretileri bile belli bir süre sonra zihninin karmaşasında açmaza girmiştir. Öyle ki bu yüzden de ruhuna dokunan yabancı ellerin hoyrat tutkuları, Şasa'yı inanamadığı için delirme safhasına ( doktorların koyduğu şizofreni tanısına) getirmiş ve bu sebeple de belli bir süre ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatırmıştır.

Fakat bulmak başka bir şeymiş. Hele ki dikenli tellerin arasından sıyrılan özgürlüğü La Paix hastanesinin (arayış çığlıklarının eksik olmadığı) koridorlarında bulmak... Rabbinin pusulasına cümleler boyu yürüyerek İbn-i Arabi'nin Fususul Hikem'inde huzura sığınmak... Kelime kelime, cümle cümle, satır satır çekilmek rabbinin huzuruna...

Hastaneden çıkıp tasavvuf dünyasına girmenin hazzını o günlerde yakalamış olan Şasa, ruhunun bereketli topraklarına arınmış olarak girmenin verdiği dinginlikle hâlâ mücadelesini sürdürmektedir. Nitekim o bulantılı günleri atlatmasına yardımcı olan simaların(Şerif Mardin, İsmet Özel, İsmail Kara vb.) öğretileri, bugün kendi yaşam tecrübelerinin aktarmasını gerekli kılarak onu dava ehli eylemiştir.

Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, Şasa'nın hayatındaki değişimlerde önemli bir yere sahip olan bu ruh macerası; beraberinde Yeşilçam günlerindeki çalışma arkadaşlarını da yakından tanıma imkânını sağlamıştır. Kemal Tahir, Yılmaz Güney, Atıf Yılmaz, Yaşar Kemal, Bülent Oran, Halit Refiğ, Metin Erksan ve Atilla Dorsay gibi isimlerle olan münasebetlerin yer aldığı hatıralar, okuyucularını bilinmezlerin eşine getirerek onları günlük yaşam içerisindeki uğraşılarıyla karşımıza çıkarmaktadır. (Kemal Tahir'i Şasa'ya abilik yaparken, Yılmaz Güney'i İsmet Özel'le geçen askerlik günlerinde, İsmail Kara'yı Kemal Tahir'in cenazesinde tabut taşırken vb.)

Ve son olarak da şunu söyleyebiliriz; hem bir arayışın risalesi hem de Yeşilçam günlüğü niteliğinde olan kitap, yaşamın ana caddelerinden başlayan bir yolculuğun hakikatle birleştiği minval üzerinden geçerken sizleri de satır aralarında büyük bir özveriyle taşıyacaktır. Ne dersiniz?

Bir Ruh Macerası
Ayşe Şasa
Timaş Yayınları

Enes Yaşar - 19.11.2012

,

1996

Enes Yaşar Hakkında

Enes Yaşar
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin