Herkesin Bir Cumhuriyet Tanımı Vardır

Herkesin Bir Cumhuriyet Tanımı Vardır

Herkesin Bir Cumhuriyet Tanımı Vardır

28.06.2013 - Esra Şen
Herkesin Bir Cumhuriyet Tanımı Vardır
İnsan, doğar büyür yaşar ve ölür. Dünyada geçirdiği süreye hayat, yaşam ya da ömür gibi birçok isim verilebilir. Bir hayatın başlangıç amacı asla kendine bu dünyayı mekan edinmek değildir. Hayat, varılmak istenen yer için bir uğraktır. Hayat geçicidir. Bitimlidir. Fakat insan birgün tükeneceğini bildiği bu süreyi anlamlandırmak için çalışır. Yaşarken etrafına bakar. Anlamayı, öğrenmeyi, bilmeyi hedefler. Bunları yaparkenki amacı, içinde bulunduğu şeyi fark etmektir. Çünkü nerde, neden, niçin olduğunu bilmeden varacağı yere nasıl ulaşacağını da bilemez. İşte Tarih bizim için tam da bu noktada önem kazanmaktadır. Bugün olduğumuz ve yarın olmak istediğimiz yeri görebilmek için dün nerede olduğumuza da bakmamız gerekir.

Bulunduğumuz yere gelirken hangi yollardan geçtiğimize, ayağımıza kaç taşın dokunduğuna ve niçin hala dokunmaya devam ettiğine. Tarih, yolculuğumuzun başladığı yerin arayışıdır. Geçmişi gözardı etmek, niçin başladığımızı bilmediğimiz birçok şey gibi bizi amaçsızlığa sürükleyecektir. Tabii "Tarih" kelimesi sınırlarını çizemeyeceğimiz kadar büyük bir anlam ifade eder. Ancak bu genelleme, herhangi bir şeyin tarihi olarak ele alındığında amaca yürümek daha kolay olacaktır.

Kitabımız "Cumhuriyetin Tarihi" adını alarak bizim inceleme alanımızı belirlemiştir. Türkiye'de yaşayan birçok insanın "Cumhuriyet"e dair bir yorumu vardır. Çünkü Cumhuriyet, yaşadıkları ülkenin yönetim biçimi olarak belirlenmiş, yüzyıllık bir mazisi olduğu bilinen ve aslen daha uzun olan bir serüvenin ürünüdür. Garip olan şudur ki, milyonlarca insanın hayatında yer etmiş kimilerinin bizzat hayatı olmuş Cumhuriyet, maalesef ki okul kitaplarının anlattıkları kadarıyla bilinmeye mahkum edilmiştir. Uzunca bir dönem hakkında yazılıp çizilenler mercek altına alınmış, bilgi kaynakları, belgeler, raporlar vb. belli bir kesim dışına sızdırılmamıştır. Bugün hala bazı engellerin aşılamadığı bu alan, geçmişte de olduğu gibi insanları, Türk Tarih Kurumu'nun öğrettiği Resmi Tarih söylemlerine yönlendirmektedir. "Cumhuriyetin Tarihi" bu kısır döngüye alternatif sunan, bu sebeple de yerini belli eden önemli eserlerden.

Kitabımız, 23 Nisan 1920'de Birinci TBMM'nin açılmasıyla başlamaktadır. Alt başlıklarla Cumhuriyet dönemi birçok ayrıntısı ile işlenirken en dikkat çeken şeylerden birisi; Yazar'ın bunca kaynak sorunu çıkartılmış bir alanda kaynak vermeden bir tek sayfa dahi atlamamasıdır. Kitaptaki çoğu cümle dönemin gazete haberlerinden, demeçlerden ve hatta Nutuk'tan alıntıdır. Yine Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaşamış ve daha sonra hatıralarını kaleme almış şahsiyetlerden de alıntılar bulunmaktadır.

Kitabın ana bölüm başlıkları sırasıyla şöyledir: TBMM Hükümeti Birinci Meclis (1920-1923) , Türkiye'de Siyasal Sistemin İnşası (1923-1926) , Türkiye'de Lailkiğin İnşsı ve Devrimler, Tek Parti Dönemi, Çok Partili Döneme Geçiş, Türkiye'de Ordu ve Siyaset, Postmodern Darbe 28 Şubat. Ayrıca eserin içinde 3 bölümlük bir albüm bulunmaktadır. İlki 1920-1940, ikincisi 1940-1970 ve üçüncüsü 1970-2000 yılları arasındaki Türkiye'yi anlatan bu albümler dönem hakkında ortaya konan iddiaları daha iyi anlamanıza etken olacaktır.

Yazar eserinde salt kronolojik tarih bilgisi vermemiş, konu geçişlerinde ele aldığı kavramlarla okurunu bilinçli bir tarih okuyuşuna yönlendirmiştir. Örneğin; devrimlerin konu edildiği bölüm "Laiklik" üzerinden ele alınmış ve devrimler "Laikleşmenin Düzeyleri" olarak incelenmiştir. Yine Türkiye tarihindeki askeri müdaheleler ordu ve siyaset ilişkileri bazında değerlendirilmiş, bu ilişki çeşitli boyutlarıyla sorgulanmıştır. 28 Şubat ise, Türkiye'deki Merkez-Kenar ilişkileriyle ele alınmış, ihtilal geleneğinin sonuçlarına ayna tutarak devam ettirilmiştir.

Türkiye'de 1997 yılında yapılmış son darbe ile nihayete erdirilen kitap, incelediği dönemlerin birbiri ardına gelişinin bir tesadüfün eseri olmadığını, her tarihin, bir başka tarihin ürünü olarak süregeldiğini ifade etmektedir.

Kendi geçmişine yabancı bir topluluk, geleceğine aşina bir nesil doğurmayacağı gibi bugününün idrakinde bir nüfus da oluşturamayacaktır. Türkiye, bugün hala tarihinin izlerini oldukça derin taşıyan, hala tarihine bağımlı, tarihini tartışan bir ülkeyken, tarihi masası başına oturup kurgulayarak yazan bir alışkanlığa teslim edilmemelidir. Ahmet Cemil Ertunç, dipnotları ve kaynakçasıyla bir tarihçilik ahlakı sunduğu gibi, bir öğrenme düsturunu hatırlatmaktadır. Öğrenmek, size sunulandan fazlasını bilmektir.

İstifadeli okumalar dilerim.


Cumhuriyetin Tarihi
Ahmet Cemil Ertunç
Dördüncü Basım: Ağustos 2008
Pınar Yayınları
Esra Şen - 28.06.2013

,

2223

Esra Şen Hakkında

Esra Şen

Sosyoloji öğrencisi. Hılfu'l-fudul'da eğitmen. Osmanlı ve Cumhuriyet Târihi derslerine giriyor. 1988 doğumlu.

Yorumlar
  • Mesut 2013.07.06 17:23

    Önemli konular, okuyup öğrenmek lazım.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin