Hiç düşünmez misiniz?

Hiç düşünmez misiniz?

Hiç düşünmez misiniz?

25.06.2012 - Ersin Kendir
Hiç düşünmez misiniz?
Kitabın adı sizlere ne anlatıyor bilemem ama bana evvela 'Ey iman edenler, iman ediniz'(nisa 136) ayetini hatırlattı. Zira Müslüman'ım demek yetmiyor, Müslüman'ca düşünmek gerekiyor.



Önce kelimelerin ve isimlerin ruhunu sonrada müsemmaların ruhunu öldürdüler. Neden Müslüman'ca düşünme kavramı ortaya çıktı dersiniz. Yoksa Yahudi gibi yada Hıristiyan gibi mi düşünüyoruz? Evet, maalesef ki bu soruya malum cevap vermek zorundayız. Bu sebeple ki son zamanlarda Yahudileşme temayülü gibi Müslümanların yanlış düşündüğünü yanlış yürüdüğünü gösteren eserler de yazılmaya başlandı. Bu eserde Müslüman'ca düşünme konusunu işleyen yazar toplumumuzda kronikleşmeye yüz tutan bu sorunu kuşatıcı bir şekilde ele alarak düşünce ufkumuzu genişletme fırsatı sunmaktadır.



Müslümanlar kimlik kaybına maruz kalalı batıya özenme hastalığı geleneklerden ibadet ve din algımıza kadar her alanda kötü sonuçlar doğurmuştur. Bu ikilemi günümüzde açık örnekleriyle görebilmekteyiz. Milliyetçilik, demokrasi, hürriyet, laiklik gibi kaygan zeminde at koşturmamız isteniyor. Radikal İslam, laik Müslüman, muhafazakâr, dinci gibi daha aklınıza gelebilecek birçok kelime ile Müslüman'ca düşünme çizgisini aşmaya zorlanmaktayız. Ve aşmış durumdayız, en kutsal annelik kurumu batıyı benimsedi, faiz günümüzün olmazsa olmazı haline geldi, zina sıradan hatta zorunlu bir ihtiyaç, tabî bir hak sayılmakta. Bu eserde gündelik yaşamdan çok tanıdık olduğunuz ama müslümanca düşünmeye fırsat bulamadığımız daha doğrusu batı ritüelleriyle yıkanmış düşünce dünyamızda Müslümanca düşünemediğimiz meseleleri görmekteyiz. Rasyonalizm ve pozitivizmi Türk eğitiminin temeline iki tahrip kalıbı gibi yerleştirdiler bu sebepten düşünce dünyamız Kur'an-ı Kerim eksenli cevaplar ve çözümler yerine batıya endeksli, doğa ve bilim eksenli meyveler vermeye zorlandı.



Şimdi bu açıklamalar ışığında Müslümanız ama hakiki mi? yoksa taklidi mi? diye sormalıyız kendimize. Son asırda ülkemizde ve diğer İslam ülkelerinde düşünceler rızık endişesine kilitlenmiş adeta, eskiden dostluk uğruna yapılan şeyler şimdi karşılığında maddi bir çıkar olmaksızın yapılmamaktadır. İnsanlar kapitalizm kurbanı olduklarının farkında olmadan nefes aldıkları havayı bile pazarlamaya kalkışmaktalar. Bu konuyu şu şekilde de açıklamak istersek haz, yarar ve hayır ekseni daha güzel ifade edecektir. müslüman yarar ve hayır için yaptığı bir işi acaba bana haz verecek mi dediğinde yani işin Müslümancısını göz ardı ederse rızayı ilahi kapsam dışı kalmış demektir. Bu düşünceye sahip insanlık, nefsi ihtiraslar ve arzuların hücumuna uğramış demektir. müslümanın hedefi belli bir milli gelire ulaşmak değil rızayı ilahiyi kazanmak olmalıdır.



Yazarın bahsettiği bir kavram aklımızı başımıza getirmeye yarayabilir bence; o kavram 'dini görevlerimiz' yani dini olmayan görevlerimizde varmış demek ki. 'dini görevler' acaba bir Müslüman için dini olamayan dini sayılmayan bir görev var mıdır? Adetlerinizi ibadete çevirin düsturunca mü'min farzlarını yerine getirdiği vakit her bir saatini ibadet hükmüne getirebilir. Her bir sünnet-i seniyye sevap kazandırabilir. 'dini görevler' sözü batılı düşünce kaynaklı olduğu müslümanca düşününce nasılda ortaya çıkmaktadır. Çünkü batı mantığı din ile bilimi, ahlak ile dini, hukuk ile dini hep ayrı tutmaktadır, yeterince aşina olduğumuz 'din ve devlet işlerinin ayrı olması' kavramı gibi. Müslümanca düşünemeyişimize örnek teşkil edecek süper bir kavramdan daha bahsetmektedir yazar; 'Ebu talip kompleksi'. Tam da yerinde bir tespit diyorum, zira İslam haktır, Allah'tan başka ilah yoktur diyoruz fakat dini emirleri yerine getirmeye hep ucuz bahaneler uyduruyoruz. bu ucuz Müslümanlık çağın gözü ile İslam'a bakmakta dolayısı ile batı karşısında aşağılık kompleksine kapılmaktadır. müslümanca düşünebilmek için muallimler yetiştirilmeli ki düşünecek nesiller yetiştirilebilsin. Dolayısı ile İslamın gözü ile çağa bakabilsin. Bunların sonucunda kötü bir dünyada iyi bir Müslüman izni ilahi ile kâinata meydan okuyabilir. müslümanca düşünmek demek aktif Müslüman olmak demektir, zira pasif Müslüman'ı herkes sever. Nasıl ki rasulullah, peygamber olmadan herkes tarafından "emin" olarak bilinirken, aktif Müslüman olunca müşriklerin hedefi olmuştu. Aynı hadise günümüzde de cereyan etmektedir, düşünceyi kuduz köpek gibi kovalamak yine müşriklerin görevidir. İslam artık bir bilgi kategorisi haline dönüştürülmekte ve insanlar yaşamaktan çok genel kültür kategorisine koymaktadır.



Son olarak eserin dördüncü bölümünde İslam ve kültür, felsefe, bilim, mistik yaşantı, riyazet, ruhçuluk, gelenekçilik, akılcılık, İslam ve insan konuları ele alınıp bütüncül bir düşünce ameliyesi gerçekleştirilmiştir.


Rasim Özdenören
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
İz Yayıncılık
19. baskı 2011
163 syf Ersin Kendir - 25.06.2012

,

3164

Ersin Kendir Hakkında

Ersin Kendir

Ordu'da doğdu, İstanbul'da yaşıyor.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin