Hikâyât - Cemal Şakar

Hikâyât - Cemal Şakar

Hikâyât - Cemal Şakar

13.02.2011 - Bilal Can
Hikâyât - Cemal Şakar
Kıssaların Diliyle

Kıssa hikâye demektir. Günümüz hikâyeciliğinde bu kıssa tabiri uzunlamasına olay, yer, zaman döngüsü içinde değerlendirilse de az sözle meramı ifade etme türü olarak önemli bir yeri vardır kıssaların. Hikmetli anlamlar içeren kıssalar Kur'an diliyle anlatıldığında ibret verici ve öğüt içeren anlamlar taşır.

Kur'an'daki kıssaların bir bölümü peygamberlerin başından geçen olayların hikâyesidir. Hz. Adem, Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve diğer peygamberlerin başlarından geçen ilginç olaylar güzel bir dille insanlığa anlatılan öğüt verici kıssalardır. Kıssanın özünde öğüt içerici bir anlamın olması gerekmektedir. Bilindik hikâye türünden ayrılan en önemli yanı budur. Cemal Şakar' da daha önceki beş kitabından farklı olarak Hikâyât eserinde Kur'an'da geçen olaylardan esinlenerek hikâyeleri okuyuculara sunmuştur.

Kitap kesret ve vahdet'e nazire yaparak 'bir' ve 'çok' başlıklı iki kısma ayrılmıştır. 'Bir' bölümünde yazar Kur'an'da geçen kıssaları kendi diliyle kısa bir şekilde sunmuştur. Tezahür, İstiğna, Misak, Sâika, Tevbe gibi bölümlerden oluşan ilk kısım önceki kavimlerin başlarından geçen olayları minimal bir şekilde sunmuştur. Kelimeleri azaltma yolunu seçen Şakar geleneksel öykü türünden farklı bir tarzı deneyerek yazmıştır bu hikâyeleri.

İlk bölümün tüm hikâyeleri Kur'an'da geçen öyküler üzerinden şekillenmiş. Her hikâye insan bilincinin asırlardır değişmeyen ve devamlı aynı hatalara düştüğünün bir delili. Bu hikâyeler bir monolog şeklinde okuyucuyla buluşmuştur. Özdeki sorgulayıcı tavır, farkındalık hikâyelerdeki ana temalardan bazılarıdır.

İkinci bölüm ''çokluk'' kısmı kesretin anlamının deşildiği öykülerden oluşmaktadır. Aynı tarz minimal öykülerle kelime israfı yapmadan okuyucuya sunulan öykülerden oluşmuştur. Olay örgüsündeki sözü yormama tavrı, ironik dil, yazarın ince gözlem ve izlenimleriyle birleşince küçük ama büyük anlamlı öyküleri oluşturmuştur. Zahir ile anlamlanan öyküler olayları derine inildikçe batın tarafını da kendisiyle birlikte getirmektedir.

Çehov biçimi hikâyelerde asıl olan "olay" değildir. Hikâye, sona erdiği zaman her şey bitmiş değildir. Hikâye, asıl bundan sonra başlıyor demektir. Zira kişiler tamamıyla tanıtılmadığı, olaylarda kesinlik hâkim olmadığı için okuyucunun hayal kurması devamlı hareket hâlindedir ve kendine göre yorumlar yapmaya uygundur. Şakar'ın ''çokluk'' kısmındaki öyküler de 1000 kelimeyi geçmeyen hikâyeler ve içindeki ironik tavır ile Çehov tarzı hikâyelerden sayılabilir.

Hikâyât, Cemal Şakar, Ferfir Yayınları, 88 sayfa Bilal Can - 13.02.2011

,

2500

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin