Hızırla Kırk Saat'ten Kırk Parça : Hızır'dan 40 Gül

Ömer Ertürk | Diğer Yazılar | Okunma: 1087 | 23.11.12


Ömer Ertürk, Sezai Karakoç'un Hızırla Kırk Saat kitabından kırk gülü derledi.



1 Taşlar hatıra yazılamayacak kadar
Fazla Kararmış

2 Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
Bunu bana söylemediniz

3 Yüzü yeni gelmiş bir vahiy gibi
Gözlerinin önünde hep Rahman sûresi canlanır

4 Taşların kalp atışlarını duyanlar
Yalnız onlar okur benim söylediklerimi

5 Bahar yaz güz kış
Ben sen İsa ve Yahya
Bir gülü yetiştirmek için
Yaratılmışız
Şükür Tanrıya

6 Evrim günlük sularla
Devrim irinle kanla
Bizse dirilişi gözlüyoruz
Bengisu bengisu kayna ve çağla

7 Yalnız reisin şemsiyesi vardı
O da güneşten korktuğundan değil
Yüceliğini ortaya koymak için

8 Eşek kurumuş bir Dicle'nin yankısı gibi
Bütün bir Ortadoğu demekti

9 İlyas dedim
Ey en yumuşak isimli kardeşim

10 Ölen insan
Al tutmuş toprağı alkışlamadan
Biz yeşilin yıl dönümünü kutlayalım

11 Özgürüm ama yalnız değilim

12 Öğretmeseydim duvarını yıkarak yoksulu kurtarmayı
Çıkarabilir miydi Musa
Mısır'dan İsrail'i

13 Şekere alışmış akrebi öldürmezsen
Şekerden zehir yapacaktır


14 Saatlerini çabuk tüket ayını ve yıldızlarını yak ey gece
Bizim kalbimizdeki kurbanlar kesilmeden önce

15 Ve dert ve sabır ve yara
Ve yaraya dayanmak sanatı Eyyûb'un işi

16 Bir kente girdim mi
Bahar yağmuru gibi girerim

17 Suyu arayan adam değil
Suyun aradığı adam ol sen de

18 İçinden güneşe varan ses babadır gündüzleri

19 Öleni ölümle diriltmek
Ölümle sağ tutmak sağ olanı
Ölümün ışığıyla görmek
Kara gecede
Karataştaki
Kara karıncayı

20 Âraf dünyanın cennete yakınlığı
Dünya Âraf'tan buraya uzanmış bir diş gibi

21 Bir Yusuf akşamı
İlerde bengisu doldurulmak için
Bünyamin'in yüküne saklanmış

22 Mekke çatısında Füsus'un ve Fütuhat'ın yapraklarını ayıklayan
Güneşin yağmurun ve rüzgârın yardımcısı kimdi

23 Ve Yasin bir delikanlı biçiminde
Ağır ölüm hastalığında
Nasıl iyileştirdi İbn-i Arabi'yi

24 Şems bir soruydu
Bir cevaptı Mevlana

25 Ş harfiyle uzlaşan S sesi
Yeni bir vakit alfabesi
Hızır'ın kelime denetçisi
Şifre bağlayıcısı
Gelecek zaman fiillerinin uzmanı
Saatin anlamı
Ayasofya şelalesi
İşte size birkaç görünüş
Ak kara dünyasından
Muhyiddin'in


26 Ölü ağacın yılana dönme vakti
Yılana kutsal bir ödev yüklendiği saat
Ki yılan böylece eski bir günahını ödeyecekti

27 Arkamda ve yanımda
Güçlü surlar vardı sûrelerden
Onun uğursuz sesini yankılatmadan
Kendine geri gönderen

28 Öyle baştan çıkarıcıydı ki yüzü
Yeni sürülmüş diyebilirdiniz Cennet'ten

29 Korkularımdan ördüyse de ulu bir kefen
Yatağı kabir yapıp bir ölü gibi durdum

30 Anladı bende beni aşan kudreti
Çekip gitti kapıdan
Bir tahsildar gibi
Uzun uzun direnip de
Eli boş dönen

31 Ayı
Bu dünyanın yeşili
İkiye böler
Öte dünyanın
Akı

32 Sonra gördü ve bildi Görüneni
Görünmeyen Görüneni
Atıp bütün köprüleri
Tattı o Tek Denizi

33 Ve dağıtın dostlara
Namazı
Beş kere
Günlük bir miraç gibi
Ki gidip geldiğine
En büyük bir şahitti

34 Günaydın
Bedir'de Yermûk'ta
Hendek'te Uhut'ta
Birinci Cihan Savaşı'nda
Yemen'de Kafkaslar'da
Can verirken bile
Salâvat getiren
Şehit olurken
Tekbirlerden
Bir cennet kenti yükselten
Dudaklarında




35 En küçük minicik bir zikirdir karıncalar
Kızgın taşlar üstünde
Dizilirler bir tesbih gibi
Evrensel bir tesbihtir
Nuh Tufanı'nın armağanı

36 Bir kurtulmalık beklerler
Esir fıçılarında yıllanmış köleler

37 Şairlerin örtüsüne özendiği
Gölgesiz Peygamber

38 Kalk ey örtülere
Bürünmüş Peygamber
At üstünden
Seni ülkelerden ülkülerden
Ayıran örtüleri

Kalk ey
Örtülere bürünmüş Peygamber
Bu sıtmayla iyi edeceksin
Tifoları vebaları
İnsanlığı kâğıt kâğıt
Buruşturan cüzzâmı

39 Kim ki Tanrı'ya dayanmamakta dayanmakta kendine
Yakarız kendisini de kentini de
Kim ki ortak olmuş yoksulun yarı ekmeğine
Kendini bir yerde bulur
Ağzını ekmekle birlikte bir başka yerde
Kim ki Tanrı kullarına bakarsa yukardan
Kartallarca inişimizi görür ansızın yukarlardan
Kim ki sesini yükseltmek ister Tanrı sesinden
Deriz, ey rüzgâr önündeki sinek, işte Basra Körfezi

40 Ali
Peygamberi yıkarken buruşmuştu dünya



Hızırla Kırk Saat/ Sezai Karakoç

Doğduğu günü öldüğü gün, öleceği günü doğacağı gün diye isimlendiren, insan ölmek için yaşar diyerek, kalp atışlarını ölümünün ayak sesleri olarak anlayan, kendini; "Sezai Karakoç yaşadıkça,"ben sadece bir çocuğum önündeki defteri karalayan" diye nitelendiren, üniversite okumasına rağmen " üniversite üzerine üniversite yazılan bir beton yığınından ibarettir. insan hakikat bilgisini kendini okumaya başladığında elde eder" diyerek, üniversitelerin kişiliğe eklenen bir kimlik olmasına karşı bir insandır.



Ömer Ertürk İsmine Kayıtlı 3 Yazı Bulunmakdadır.