Hüznün Geç Gelen Nefesi

Hüznün Geç Gelen Nefesi

Hüznün Geç Gelen Nefesi

27.07.2020 - Ethem Erdoğan
Hüznün Geç Gelen Nefesi

İnsanın genel anlamda sanatla ünsiyeti özel alan olarak da şiirle bağı tüm zamanları kapsayan ve hiç kopmayan bir sürekliliği işaretliyor. Sanat ‘güzellik’ demek çünkü. Güzel olan ve güzeli seven yaratıcı, insana ahsen-i takvim olmaklığı yeminle ifade ediyor. (Kuran)

İnsan olmaklık pek çok özelliği de beraberinde getiriyor; duyumsamak, düşünmek, tepkisellik gibi. Öte yandan yaşanan her an ve getirdiği duygusal birikimin kalıcı olmasını istiyor insan. Bunun bir sonucu olarak da kendi dünyasındaki büyük kırılmalar, yol başları, fırtınalar, gel-gitler görülüp bilinsin, paylaşılsın istiyor. Bunlar aktarılırken de belli bir estetik formla, bir güzellik olarak sunulsun. İnce ve zevkli olsun ki paydaşlarla bağ kurulabilsin. Muhatabının alımlamasında yankı bulsun. Aynı ya da benzer duygular nesneye geçsin. Bunun da insani bir gereklilik olduğu açıktır. İnsan, “Bütün bu ihtiyaçlarını karşılamak üzere de 'şiir' denen kayıt şeklini bulmuş.” (Çetin, 2019)

Şiirin, temel iddiası dil işçiliği ve imgelem ile olur. Şiirin çağırdığı şairler hayatın ve eşyanın tabii seyri içinde uyarılır. Bu uyarı onu, hayatın beyhudeliğinden ötelere çeken bir algı ve ilgi noktasıdır. Fısıldar ona. Bu fısıltı sayesinde farkındalık yakalar ve hayattan pek çok anlam kotarır şair. Bu incelme ile biriktirdiği anlamları şifreler ve seçtiği göstergelere yükler. Bu göstergeler imgeye ya da çağrışıma dönüşür.

Hüseyin Bektaş'ın şiirleri nihayet, "Geç Gelen Hüzün" adıyla Çıra Yayınları etiketiyle Aralık 2019’da çıktı. “Nihayet” kelimesinin gerekçesi de şu: Hüseyin Bektaş’ın şiiri 40 yıla uzanıyor. Bunu birikim-donanım olarak almak gerek. Çünkü 40 yıl öncesi tufan. Bu tufanda gemiyi batırmamak az şey değil. Büyük bir kaosun içinde 12 Eylül’e giden yolun taşları döşenirken, taşranın ve değer yargılarının yüklediği bütün görevleri omzundan bırakmadan ayakta kalmak gerekiyor. Güvenli limana ulaşmak için bir gemi ve tayfa lazım. Gemi şiir-edebiyat oluyor. Tayfa ise bu hengâmede tutunmaya çalışan arkadaş grubu. (Lekesiz, 2020)

Ankara’daki öğrencilik yıllarının şiirle dolu olması, taşraya çıkınca kesintiye uğramış. Belki de merkezde kalan dostlar delalet etmemiş onun şiiri için. Meselenin bu yönü çok lazım değil elbette ama çizginin bütünlüğü için gerekli. Kitabın adıyla başlayan sitem bir özet mahiyetinde sanki. “…uygun gördüğü ad, ironik olarak asıl kitabının çok geç gelişini söyler ve belgeler gibidir.” (Lekesiz, 2020) Yusuf Ziya Cömert ise kitabın 30-40 yıl geç geldiğini ifade etse de bu konuyu yorumlamaz. Hüznün erken geldiğini kitabın geç kaldığını belirtir. (Cömert, 2020)

Tanıtım bülteninde şu ifadeler var: Hüseyin Bektaş, şiir yolculuğunu sessiz ve derinden sürdüren bir şair. Zaman zaman dergi sayfalarında görünür. Bir anda sessizliğe gömülür. Onun bu sessizliği şiirden uzaklaştığı izlenimi uyandırsa da her yazdığı şiir ile yeniden dikkat kesilmemizi sağlar. Bu ifadeler de Çıra yayınlarının pek çok kitabının arka kapağına yazdığı cümlelerle paralel ve portre girişi niteliğinde. Bunda ısrar etmek yerine, okura ne okuyacağına dair birkaç bilgi cümlesi sunulmalı belki de. Örnek metin var ama afaki cümlelerle sunulmuş. Her bir dizesi ayrılıklara, hasrete, vuslata ve hüzne düşülmüş birer tarih adeta, gibi.

Şiirlerde ana yönelimi kırık dökük aşklar oluşturmuş. Gölge, sevgili, anne, aşk ve ağlamak bahsettiğim yönelimi ortaya koymak için kullanılan imgeler. Zaten bu beş gösterge; şairin nasıl bir cendereden bu metinleri kotardığına dair yeterli bilgidir. Gazel tahlil eder gibi bu göstergeleri yorumlamak gerekse; sevgili ile araya rakîp girince aşık yenilir, üzülüp ağlar ve anneye sığınır, demeli.

Şiirin neye tekabül ettiğine dair sağlam göstergeler olarak kabul ettim bu metinleri. Kitabın bunca yıl gecikmiş olmasını da edebiyat dünyasındaki hamiyete bağladım! 2019 da yayımlanan Mufassal Sevdalar şiiri belki bu kitabın da adı olabilirdi ya da bu şiirin içinde geçen efsane hüzün tamlaması. Hakim bir şiir çünkü. 1984-1989 şiirlerini kapsayan bir şiir gibi geldi bana.

Mufassal Sevdalar şiiri ile Bu Delikanlı Yüreği Civanım şiiri kitaptaki başat şiirler. Eğer Gidersen şiiri de öyle. 80’li yıllarda şiirin ve anlamın yükünü alışılmamış bağdaştırmalara yükleyen şair 2019 tarihli şiirinde “sehli mümteni” örneği sunmuş. Sırayla örnekleyeyim. “Bak tayfalar saçlarına kırlangıçları çağırıyorlar”(Kesikbaş Öyküsü ve Kardeşim), “unuttuğumuz bir sıcaklıkla sevdalıyken yüreklerimiz”, “ve ben orda eksik çiçekler bulur üşürüm”( Bu Delikanlı Yüreği Civanım), “tırnaklarının vakitsiz sancıları”(Eğer Gidersen). Mufassal Sevdalar şiirinden “sehli mümteni”: “Yaşamak zor gelince / sümbül tohumları ezerim avuçlarımda.”, “Aşk bir titreyen mumun alevi / Tevellütten düşülmüş bir hıçkırık.”

Sonuç olarak, 40 yılın birikim ve ustalığını, şiirinin yolundaki adımlarla tek tek imlemek mümkün. Bendeniz sadece buna dair adımları göstermeye çalıştım. Şu bir gerçektir ki şairlerin genç yaşta kitap sahibi olması riski, ilerden beri sorun olarak algılanmış olup, çekince ile yaklaşılan bir konudur. Şiire 40 yıl emek verdikten sonra kitap çıkarılması da biraz fazla. Orta yolu bulmak lazım. Öte yandan Hüseyin Bektaş şiiri için “geç gelen kitap” meselesi; nedensellik bağlamında bir muamma olarak kalacak gibi.

Kaynakça

* Bektaş, H. (2019). Geç Gelen Hüzün. İstanbul: Çıra Yay.

Cömert, Y. Z. (2020, 1 12). Ankara'nın Şiirli Zamanları. Karar.

Çetin, N. (2019). Şiir Çözümleme Yöntemi (Tanıtım Bülteni). Akçağ.

Kuran. Tin-4. diyanet.

Lekesiz, Ö. (2020, Mayıs 19). Hüseyin Bektaş’tan “Geç Gelen Hüzün”. Yeni Şafak.



Ethem Erdoğan - 27.07.2020

,

1161

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin