Huzursuz Periler

Huzursuz Periler

Huzursuz Periler

22.07.2016 - Serkan Parlak
Huzursuz Periler

Romanın başkahramanı Hayal, dedesi ve babaannesiyle birlikte Gümüşsuyu’ndaki eski bir konakta yaşamaktadır. Dedesi Arif Bey gravür kitap tutkunu bir koleksiyoner, babasının ölümüyle ticareti bırakıp kitap toplayıcılarına daha yakın olmak için sahaflığa başlamış. Handaki üç dükkân bu uğurda satılmış. Az bulunur bir gravür kitap için eşi Fazilet Hanım’ın elmas küpelerini satacak kadar gözünü istediği değerli parçaya sahip olma hırsı bürümüş bir adam. Edebiyat Fakültesi öğrencisi olan kahramanımız Hayal, bir taraftan yazdıklarını yayınlatmanın yollarını aramakta, öte taraftan da büyükannesi Gülperi Hanım’ın, dedesi Arif Bey’e emanet ettiği Osmanlıca günlükleri yeni yazıya aktarmakla uğraşıyor.

2 Ekim 1914’te başlayan günlükler, 3 Haziran 1915 ve ardından gelen tarihsiz bir notla sona eriyor. Gülperi Hanım hayranlık duyduğu ve zamanla aşık olduğu Aret’ten piyano dersleri alır, bol bol kitap okur, şiir yazar. Yazdığı şiirler düzenli olarak toplantılarına katıldığı Hanımlar Mecmuası’nda yayınlanmaya başlar. O annesinin istediği evinin kadını, çocuklarının annesi olmak yerine, babasının da desteğiyle toplumsal cinsiyet rollerini sorgular, özne olmak için gayret gösterir. Osmanlı modernleşme hareketiyle ortaya çıkan zihin ve yaşam biçimi dönüşümleri Gülperi’nin hayatıyla iç içe geçmiştir sonuçta. Gülperi Hanım’la Aret flört ederler, nişanlanırlar ancak 1. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte babasının bütün gayretlerine rağmen Aret Ermeni Sürgünü’ne dahil edilir ve yollarda hastalanarak onu almaya gelen Gülperi Hanım’ın kollarında hayatını kaybeder.

Hayal’in hayatına yön verip onu etkileyen öteki kadın olan Nurperi; bütün kadınların ortak yüzü, bilinçaltlarında olmak istedikleri ben, yazar kadının simgesi olarak bir görünüp bir kayboluyor. Ona zor zamanlarında, hayal kırıklıklarında destek oluyor, tartışarak rahatlamasını sağlıyor. Hayranı olduğu ünlü yazar Ayperi’nin imza gününde, öykülerini götürdüğü dergi editörünün ofisinde ve okuldaki hocasının davetiyle gittiği kitap tanıtım kokteylinde karşılaştığı soğuk ve yabancılaşmış insan ilişkileriyle onun sayesinde hesaplaşmaya çalışıyor. Günümüzde yazdıklarını yayınlatma arayışına giren birçok okuyucu bu bölümlerde mutlaka kendi yaşadığı olumlu ya da olumsuz deneyimlerden parçalar bulacaktır benim gibi. Peki, doğru olan ne: “ Evet, tabii ya, beni bunca zamandır mutsuz eden şey buydu. Neden yazdıklarım yayımlanmadan mutlu olmayı bilemedim ki! Zihnimin odasında bekleşen onlarca kahramanıma kâğıt üzerinde hayat buldururken ne kadar mutlu olduğumu ne çabuk unuttum. Yazmaktan duyduğum mutluluğun yerini zamanla yazdıklarımı yayımlatamamaktan duyduğum sıkıntı ve mutsuzluk aldı. Ben o ilk mutluluğumu unuttum.”

Ana eksenlerini Hayal ve büyükannesi Gülperi Hanım’ın olgunlaşma hikâyelerinin oluşturduğuüç kuşağın birlikte yaşadığı konak üzerinden görünür olan bir tür aile romanı var elimizde. Ancak Hayal’in babası Ali Cevdet sayesinde bu klişe kırılıyor. Belki de bu sayede roman kişileri karaktere dönüşmeye başlıyor. Ali Cevdet eşcinseldir, ailesine açılır, özellikle babası Arif Bey tarafından reddedilir. Onların zoruyla evlenmeyi kabul eder, ancak sürdüremez. Hayal’in annesi onu dede ve babaannesine bırakarak evi terk eder. Sevgilisi Sinan’la ayrıldıkları dönemde Ali Cevdet ağır bir bunalıma girer. Romanın “Yılbaşı Gecesi” adlı bana göre en etkileyici bölümü bir tür aile içi hesaplaşmanın billurlaştığı andır. Milenyuma girmek üzereyken kapıçalar, Ali Cevdet karlar içinde konağa girer. Yalnızlığa dayanamadığını, artık aralarındaki küskünlüğün bitmesi gerektiğini söyler. Babası Arif Bey lanetiyle evi kirlettiğini, Osmanlı paşası rahmetli dedesinin adını kirlettiğini söyleyerek onu bir kez daha reddeder. Ali Cevdet intihara sürüklenir.

Sonuç olarak Hayal ve Gülperi Hanım her şeye rağmen karakter olmayı başarıyor. İkisinin anlatıları üzerinden geçmiş ve şimdi arasındaki geçişlilikler çizgisel zamanı kırdığı için okuyucuyu daha aktif kılıyor. Eşcinselliğin ve Ermeni Tehciri’nin ele alınış biçimi metnin değerini artırıyor. Betimlemeler konağın yıkıma giden atmosferini oluşturmada çok etkili biçimde oluşturulmuş, işlevseller. Ancak eşcinselliğin Ali Cevdet’le ailesini, Ermeni Tehciri’nin Gülperi ve Aret’i ayıran uzlaşmaz çelişkileri daha derinlikli olarak işlenseydi dramatik etki daha da kuvvetlenebilir, karakterler daha da canlılık kazanabilirdi. Yoğunluk için kişi sayısını azaltmak da denenebilir bir yöntem pekâlâ. Bu metinde ise Gülperi, Nurperi, Arif Bey ve Ali Cevdet yan karakterler olarak romanın merkezi karakteri Hayal’i çelişkileriyle daha derinlikli bir karakter kılmak yerine metnin bir aile romanına evrilmesine hizmet ediyor ne yazık ki.

Huzursuz Periler, Özlem Narin Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, Birinci Basım, İstanbul, Ocak 2016.

Serkan Parlak - 22.07.2016

,

1561

Serkan Parlak Hakkında

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından yayınlandı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin