Hz. Aişe - Reşit Haylamaz

Mustafa Atalay | Siyer | Okunma: 508 | 09.09.11

Zordur Aişe olmak. Nice bereketin içerisinde imtihanın en derin sızısını yaşamak ve Efendimiz’in zevcesi olmak… Aişe olmak zor olduğu gibi, Hz. Aişe’yi anlatmak da zordur. Zamanın hakikat yerine polemik üzerine kurulu düzenine baktığımızda, bunun nezih bir şekilde ve herkesi tatmin edecek bir boyutta ortaya konulmasını ne yazık ki bekleyemiyorsunuz. Oysa Aişe bir hakikat olarak karşımızda duruyorken…

Reşit Haylamaz ismini daha çok siyer üzerine kaleme aldığı eserlerden tanıyoruz. Son zamanlarda çıkan eseri Bizim Firavun ve daha öncesinde Peygamberimizin hayatını anlatan Efendim adlı eserleriyle dikkat çeken bir isim.

Hz. Aişe kitabına geçmeden, öncelikle Peygamberimizi kaleme aldığı Efendim adlı eserine değinmek gerekiyor galiba. Zira bu iki eser birbirini tamamlayıcı iki unsur olarak zihinlerde yer etmektedir veya edecektir muhakkak.

Efendim adlı eser nazara alındığında, rivayetlerin yoğun baskısının eserde ilk fark edilen olumsuzluk olduğu görülecektir. Zira Kur’an’ın belirttiği kul ve elçi Muhammed, yani bir denge içerisinde ele alınması gereken Muhammed’in, yer yer bu dengeden uzaklaşılarak ele alındığı görülmektedir. Ve bu nedenle eserin, kendi kategorisindeki eserler arasında, çok da farklı bir konumda olduğunu söylemek güç olsa gerektir.

Hz. Aişe adlı kitabını bu nedenle olumsuz bir bakış açısıyla elime aldığımı itiraf etmeliyim. Oysa sayfaları çevirdikçe yazarın, olayları genel olarak Kur’an’la iç içe bir şekilde ve zayıf rivayetleri göz önüne almaksızın yorumladığını görebilmek bir okur olarak sizi bir anda güvenin kıyısına getirebiliyor. Yine polemik konularına eserin son bölümünde, Hz. Aişe’nin tüm hayatına değinildikten sonra yer verilmesi kitaba farklı bir boyut kazandırmış diyebiliriz.

Öncelikle eserde genel olarak bir küçük Aişe’den, bir yetişkin Aişe’ye ve sonrasında Peygamberimiz hayattayken hanımı, mü’minlerin annesi Aişe’den, Peygamberimizi vefatı sonrası ilim ocağı Hz. Aişe’ye kadar geniş bir yelpazede hayatının ele alındığı görülüyor.

Eser, tartışmaların konusu olan ayrıntıları da nezih bir şekilde ele almış. Bunlardan biri olan “Hz. Aişe kaç yaşında Peygamberimizle evlendi?” sorusunu, tüm rivayetlerin dilinden farklı farklı hesaplarla ortaya koyması, üzerinde tartışılan bu konuyu açıklığa kavuşturmak için yeterli olacaktır kanaatindeyim.

Ayrıca yine Hz. Ali ile olan Cemel vakasında, eserin, olayı sağduyulu bir şekilde tüm açıklığıyla ortaya koyduğunu görebiliyorsunuz. Fakat Hz. Ali’ye atfedilen Nehcü’l- Belağa isimli eserde yer yer bu konuya değinilmesi ve Hz. Ali’nin serzenişli ifadelerinin görülmesi, ateş olmayan yerden duman çıkmaz sözünü hatıra getirmiyor da değildir. Olumlu ve olumsuz bir yorumda bulunmaktan öte, farklı kaynaklardan aynı olay hakkında bilgiler edinerek fikir sahibi olmak, yaşananları anlamak ve yorumlamak ekseninde insana daha geniş bir pencere sunmaktadır.

Hz. Aişe’nin yaşadığı her olayın, ümmetin imtihan ve nimet çizgisine ne denli katkılarının bulunduğunu, Ebubekir gibi bir sıddıkın ailesinin ne gibi rahmetlere kapı aralayacağı tek tek eserde işlenmiş. Yine Ebubekir ailesinin dört kuşak birden sahabi olması ve bunun sadece Ebubekir ailesine nasip olması eserde yer alan ilginç bir bilgi olarak zihinlerde yer edecektir.

Yine eserde Hz. Aişe’nin Peygamberimiz sonrası nasıl bir ilim ocağı olduğu, zamanın anlaşılamayan hadis problemlerini olaylar bağlamında nasıl açıkladığını, talebelerinin kimler olduğunu bu eserde ayrıntılarıyla görebilmektesiniz.

Tüm bunlarla birlikte, müellifin hadis kitaplarından konuyu derinlemesine incelemiş olduğunu da görmekteyiz. Zira sürekli hadis kaynaklarını sayfa altlarında açıkça vermekte ve zihinlerde oluşabilecek tedirginlikleri gidermek için okurlarına bir fırsat sunmaktadır. Bu doğrultuda Hz. Aişe ile ilgili birçok konuya Kur’an ve hadis ışığında yaklaşılması, yukarıda da belirtildiği üzere eserimizi farklı bir yere taşımaktadır ve muhakkak taşıyacaktır da…

Hz. Aişe
Reşit Haylamaz
Işık Yayınları
472 sayfa


1988 yılında bir gölün yanıbaşında yokluktan varlığa çıkarıldı.
2007'den bu yana ise bir denizin yakınlığında varlığına şahit olmaya çalışıyor.
Şimdilik öğrenci olarak üzerine biçilmiş rolü oynuyor.
Haydarpaşa'nın denize bakan yönünde Eczacılık okuyor.
Ömrünü bugün bilmek için çırpınıyor.
Düşüyor, kalkıyor, düşüyor, kalkıyor...
Ve insan olmayı seviyor.

Mustafa Atalay İsmine Kayıtlı 31 Yazı Bulunmakdadır.