Hz. Peygamber'in Savaşları - Muhammed Hamidullah

Hz. Peygamber'in Savaşları - Muhammed Hamidullah

Hz. Peygamber'in Savaşları - Muhammed Hamidullah

02.02.2011 - Esra Şen
Hz. Peygamber'in Savaşları - Muhammed Hamidullah
İslam Tarihi alanında birçok eser vermiş Muhammed Hamidullah’ın bu kitabı İslam’ın doğuşundan Rasulullah’ın vefatına deyin yapılmış savaşları bir başlık altında topluyor.
Kitabın öncelikli amacı bir İslam - Cihad tasavvuru oluşturmak.

“O halde şeytanın dostlarıyla savaşınız” (4/79) emrinin ardından Hicri 2. yılda yapılan Bedir Savaşı ve onu takip eden savaşlar şüphesiz ki İslam tarihinin önemli bir bölümünü teşkil etmektedir.
Bu savaşları ardı ardına incelerken gerek siyasal gerekse toplumsal açıdan, devletleşmiş bir İslam toplumunun karşılaşabileceği en büyük zorlukların nasıl sonuca bağlandığını ya da nelere sebebiyet verdiğini gözlemleyebiliyoruz.

“Ben savaş Peygamberiyim, ben Rahmet Peygamberiyim!” diyen Rasulullah’ın nasıl stratejik bir komutan, nasıl adaletli bir devlet adamı ve nasıl merhametli bir Peygamber olduğuna bir kez daha şahit oluyoruz!

Kitap Hz. Peygamber’in ilk davetleri, biatları, hicreti, antlaşmaları vs. ile kısa bir giriş yaptıktan sonra savaşların sebeplerine ve sonuçlarına değiniyor. Bunlara ek olarak, kitapta yer alan topografik bilgilerin sıklığının okuma seriliğini engellemesine rağmen realite açısından önemli olduğu kanaatindeyim. Muhammed Hamidullah işine oldukça önem veren bir araştırmacı olarak savaşları masalsı bir dille anlatmak yerine yaptığı ziyaretlerindeki gözlemleri ve edindiği bilgilerin ışığında aktarmayı tercih etmiş. Bu tercih ve herbir yeni ziyaretin ardından kitabında yaptığı düzenlemeler onun sorumluluk bilincine ve samimiyetine inanmamızı sağlıyor. Dolayısıyla yazarın ayrıntılara verdiği önemi anlamak zor olmuyor.

Kitapta Rasulullah’ın savaşlarını okurken neler dikkatimizi çekiyor!

Öncelikle görüyoruz ki Rasulullah savaşlarının hiçbirini kin ve nefret üzerine kurmamış. Bilakis uzlaşmacı tavrı ve merhametli yaklaşımı en büyük ihanete uğradığı anlarda bile ön planda olmuş.
İşte yazarın “İnsan hayatına verilen bu değer, insanlık tarihinde eşsizdir.” diye tabir ettiği hâl, “hem savaş, hem Rahmet Peygamberi” nasıl olunurun en büyük göstergesi.

Rasulullah’ın “En güzel biçimde öldürünüz.” hadisi öldürmenin bile bir ahlâkı olduğunu vurguluyor. Kadınlar, çocuklar ve hatta savaşa aşçı, hizmetli olarak katılmış kimseler bile öldürülmezken esirlere gösterilen iyi muamele bir sahabinin aç kalmak pahasına elindeki ekmeği bir savaş esirine vermesine kadar uzanıyor.

Kitapta özellikle Rasulullah’ın komutanlığından bahsederken çok güzel örneklendirmelerde bulunulmuş.

O sadece etrafa emirler yağdıran pasif bir komutan değildi. Bilfiil savaşan, savaş hazırlıklarında hendek kazan/taş taşıyan, meydanları stratejik açıdan değerlendirip fikir alışverişinde bulunan bir İslam askeriydi.
Ayrıca hiçbir zaman amacı düşmanı tamamiyle ortadan kaldırmak olmamış sadece küfrü yenilgiye uğratmak istemişti. Öyle ki bahçelerini yok etmekle tehtit ettikleri bir grup yahudi yola gelmeyince bahçeyi yok etmenin bir anlamı olmadığını söyleyerek ileride oradan alınacak mahsülü bile engellemek istememişti.

Kitabın okuyucusuna ayna tuttuğu bir diğer nokta ise İslam Devleti’nde ki askeri sistemin oluşumudur.
Askerlerin eğitimi, savaş araçlarının geliştirilmesi, ganimetlerin dağılımı belli bir düzen içerisinde yapılmaktadır. İşte hem bu özenli devlet teşkilatlanması hemde müslümanların kalbi bağlar noktasındaki özverileri küçük bir Şehir-Devlet’in 3 milyon kilometrekareden fazla bir alana yayılmasını sağlamıştır.
Zira müslümanlar fetihlerine evvela kalplerden başlamayı düstür edinmişlerdir.

Kitap savaşları bir başlık altında toplamakla yetinmemiş aynı zamanda kendi içinde de taksim etmiştir. Bedir, Uhud, Hendek, Mekke, Huneyn, Taif savaşları kronolojilk olarak sıralanırken bunlarla aynı dönemlerde yahutta daha önce yapılmış yahudi savaşları başka bir bölümde “Yahudilerle Savaşlar” başlığı altında ele alınmış.
Bu bölüştürme genel durumu gözlemleme ve yahudilerin zihniyetini algılamayı kolaylaştırmaktadır.

Ayrıca “Hz. Peygamber Döneminde Askeri İstihbarat” bölümünde de Rasulullah’ın savaşlar esnasında gönderdiği casusların gizli bilgilere hangi kanallarla ulaştıklarına dair ilginç bilgiler yer almaktadır.

Yazar’ın kitabında sıklıkla İbn - Hişam, İbn - Said ve Makrîzî’nin siyer kitaplarından alıntılarda bulunduğunu görüyoruz. Bu noktada birçok farklı kaynaktan beslenmiş ve birkaç rivayet birden sunmuş bir siyer kitabının daha verimli olacağı hususuna dikkat çekmek isterim.
Bu bağlamda kitap kısa fakat öz bir içerik sunmakta.

Son olarak kitabı üzerimde bıraktığı tüm fikri yoğunluk, tüm yorgun savaşlar ve tüm zaferleri bir yana koyup Hamidullah’ın şu vurucu cümlesiyle noktaladım diyebilirim:

“İslam Peygamber’inin savaşları askeri üstünlük, fetih yada hükmetme niyetiyle yapılmadı; hastalıklı insanlığı tedavi için yapıldı.” (s.169) Esra Şen - 02.02.2011

,

4370

Esra Şen Hakkında

Esra Şen

Sosyoloji öğrencisi. Hılfu'l-fudul'da eğitmen. Osmanlı ve Cumhuriyet Târihi derslerine giriyor. 1988 doğumlu.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin