İbrahim Baran'ın "Aklın Kırk Yolu" Adlı Eseri Çıktı

İbrahim Baran'ın "Aklın Kırk Yolu" Adlı Eseri Çıktı

İbrahim Baran'ın "Aklın Kırk Yolu" Adlı Eseri Çıktı

19.11.2018 - Alıntı
İbrahim Baran'ın "Aklın Kırk Yolu" Adlı Eseri Çıktı

Herhangi bir olay yahut mesele ile ilgili olarak tek doğrunun elini vicdanına koyan herkes tarafından dillendirilmesini ifade ederken meşhur atasözümüzü dillendiririz: “Aklın yolu birdir!” Bugün, aslında her şeyden çok daha fazla ihtiyacımız olan iki şeydir akıl ve vicdan. Dünyanın ilginç bir yere doğru son sürat ilerlediği bu dönemde, doğruyu, her ne pahasına olursa olsun yalnızca doğruyu söyleyebilmek de cesaret istiyor. İşte bu cesareti gösterip -biçimler farklı olsa da- doğruyu eğip bükmeden söyleyebilmek önemlidir. Sonuç olarak, doğru tek olduğuna göre, hepsinin aynı yerde yani tek noktada bir olması kaçınılmazdır.

Bugün tarihe, topluma ve siyasete dair pek çok mevzu; yaşanılanların yahut bilinenlerin çok ötesinde bir şekilde aktarılıyor. Bu iddiayı tarihi konulara oldukça merak sardığımız son dönemde yapılanlara bakarak somutlaştırabiliriz. Televizyon dizilerindeki, yayınlanan bazı dergi ve kitaplardaki tarih anlatımı, tarihi; sırf popüler olmak, daha fazla izlenmek ya da daha fazla okunmak adına bambaşka bir şekle dönüştürme çabası olarak yorumlanabilir. Bu hiçbir şeye olmasa bile, tarih meraklılarına yapılan en büyük kötülüklerden biridir aslında. Keza toplumsal ve/veya siyasal mevzuları tamamen konjonktürel saiklerle bambaşka çerçevede sunmak, hadiseleri anlama çabasında olan kişiler ve dolayısıyla toplumlar için felaketten başka bir anlam ifade etmez.

Sorumlu yayıncılık işte bu nedenle oldukça büyük bir ehemmiyet arzetmektedir. Büyük tarihçilerin ısrarla vurguladığı belgesiz tarih anlatımının sağlıklı olmayacağı argümanı yahut ahlaklı ve dürüst gazetecilerin, sosyologların ellerinde teyit edilmiş bilgi veya veri olmaksızın yazmama/konuşmama prensipleri, sağlıklı bilgiye ulaşma ihtiyacı hisseden herkesin özlediği bir durumdur.

Gazeteci İbrahim Baran, çoğunluğunu Mostar Dergisi’nde 2009-2012 yılları arasında yayınladığı röportajları Aklın Kırk Yolu ismiyle kitaplaştırdı. Pek çok kişi tarafından dillendirilen ve birbirinden farklı şekillerde aktarılan konularla ilgili olarak en ehil kırk kişi ile yapılmış söyleşilerin bir araya getirildiği kitapta ahirete irtihal etmiş Prof. Dr. Fuat Sezgin, Mehmet Niyazi, Prof. Dr. Vural Altın gibi isimlerin yanı sıra, otorite olarak nitelendirilen Prof. Dr. Kemal Karpat, Prof. Dr. Abdülkadir Özcan, Prof. Dr. Feridun Emecen, Prof. Dr. Carter Findly, Prof. Dr. Edibe Sözen, Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, Prof. Dr. Recep Şentürk, Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu gibi entelektüellerle; Prof. Dr. Norman Finkelstein Dr. Savaş Barkçin, Prof. Dr. Mustafa Kibaroğlu gibi siyaseti oldukça sıra dışı biçimde yorumlayarak algıları yerle bir eden akademisyen ve fikir adamları ile yapılmış söyleşiler bulunuyor.

Yazar, “Bugüne kadar pek çok kitap okudum. Görevim icabı pek çok yere de gittim. Ancak 2008’den bu yana gerçekleştirdiğim yaklaşık 600 röportajın, bana okuduklarımdan ve gördüklerimden daha fazla şey kattığını söylemeliyim. Merak ettiğim, öğrenmek istediğim bir konu hakkında onu en iyi bilen kişiyle uzun uzun konuşmak, kuşkusuz hangi bilgiyi nereden bulacağımı bilmeden yaptığım okumalardan yahut nereyi görmem gerektiğini bilmeden yaptığım gezilerden çok şey kazandırdı bana. Bugünlerde herkes röportaj yapma telaşında. Birileri bilse de bilmese de bir şeyleri anlatma derdinde. Ortalıkta röportaj olarak adlandırılan yığınlarca metin bulunuyor. Yıllar önce fakültede sosyoloji dersinde öğrenmek istediği şeyi bir türlü soramayan arkadaşımıza hocam -biraz da sinirlenerek-, “Arkadaşım, bilmem aldın mı ama bilimsel araştırma teknikleri dersinde insana nasıl soru sorması gerektiği anlatılır. Önce, ‘Nasıl sormalıyım?’ diye bir düşün, ondan sonra sor” dediğinde, yalnızca “sormak için sorma”nın insana hiçbir şey kazandırmayacağını anlamıştım. Bugün adına röportaj denen yazıların kahir ekseriyetini okurken, muhtemelen ‘bilimsel araştırma teknikleri’ dersi almamış sâil ve konudan bîhaber muhatapların mükâlemelerinden ibaret bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anlamakta güçlük çekmiyoruz. Bu anlamda nasipli olduğumu ifade etmeliyim. Zira müzakere ettiğim, modern tabirle söyleştiğim yaklaşık 600 kişi, konudan habersiz biriyle konuşmamayı tercih edenlerden oluşuyordu. Ayrıca, biraz mükemmeliyetçi yaklaşım nedeniyle zor olsa da konuyu her zaman en iyi bilen kişilere ulaşmak ve doğru bilgiyi net bir şekilde almanın çabası içerisinde oldum. Bu da sağlıklı bilgiye kısa sürede ulaşmamı sağladı.” diye tanımlıyor eserini.

İbrahim Baran, pek çoğumuzun merak ettiği ancak gündeminde uzun süre yer tutmayan ve dolayısıyla üzerine pek düşünülemeyen konularla ilgili yaptığı kırk röportajın satır aralarında her yolun tek bir kapıya; birilerinin söylemeye çekindiği, başka birilerinin de sırf menfaati icabı gizlemeye çalıştığı doğrulara ve akla çıktığına işaret ediyor.

Alıntı - 19.11.2018

,

459

Alıntı Hakkında

Alıntı
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin