İçinden Nehir Geçen Hikâyeler

İçinden Nehir Geçen Hikâyeler

İçinden Nehir Geçen Hikâyeler

İçinden Nehir Geçen Hikâyeler

Afet Ilgaz gibi bazı yazarlar ard arda çıkan ve birbirinin devamı olan romanlara veya öykülerine nehir romanları demektedir. Bunun sebebi aynı konuları ve aynı karakterin yaşadığı olayları sürekli olarak ele almasından kaynaklanabilir. Ayrıca nehirlerin dünya kültürünün gelişmesinde ve yayılmasında önemli rolleri bulunmaktadır. Mısır'da bulunan Nil'in taşması sonucu ekme-biçme-depolama faaliyetleri başlamış ve göç, savaş gibi etkenlerle dünyaya yayılmıştır.

Meserret Yayınlarından çıkan "İçinden Nehir Geçen Hikâyeler" adlı seçki kitabında on dört farklı yazarın on dört ayrı hikâyesi yer almaktadır. Bu farklı hikâyelerin ortak noktası ise hikâyelerin içinden nehir geçmesidir. Farklı öykülerde farklı anılara şahit olan bu nehirler kitabı bir solukta okumanıza yardımcı olacaktır.

"Hikâyecilerin buluşacağı en güzel şehir Edirne, hikâyelerin konuşacağı en güzel nehir Meriç'tir diye düşünen Vali Hasan Duruer, 1. Meriç Hikâye Günleri'nde buluşturuyor 26-28 Ekim 2013 tarihlerinde edebiyat severleri Edirne'de. Bu kitap o hikâyelerin hikâyesi"

Bahtiyar Aslan'ın Köpük adlı hikâyesinde bir çocuğun korkularına ve yolculuğuna şahit oluyoruz. Yazar hikâyesini kaleme alırken gelenekten yararlanmayı da ihmal etmiyor. Veysel Ekici'nin "Hasar'a Uğrar mı Zaman" adlı hikâyesinde Rıza'nın eşi Hatçe'ye , torunu Osman'a ve yaşadığı ve büyüdüğü topraklara olan aşkı, özlemi yalın bir dille anlatılıyor. Bu hikâyede özlem duyulan Fırat daha da kıymetleniyor gözümüzde. Hikâyede geçmiş ve gelecek farklı tatlarda ele alınıyor ve Rıza ölmek istiyor kendi diktiği dut ağacının dibine Hatçe'nin yanı başına. Mazlum Dirican'ın "Kül ve Mesel" adlı öyküsünde Ravi Dede'nin mesel çırağı olmak isteyen Zahit'in heyecanına ve anlattığı iki meselin anlatımına ortak oluyoruz. Murat Gürsoy'un "Hayatım Yalan" adlı öyküsünde Fırat'ın kendi hayatının hikâye olduğunu öğrenmesi ve buna inanmadığı, gerçekleri bulmaya çalıştığına şahitlik edeceğiz Ahmet Karacan'ın "Baht-ı Ar" adlı öyküsünde töreye, köy hayatına, efsanelere ve Kiraz ile Bedir'in aşkına tanıklık edeceğiz.

Gökçe Bezirgan Parlakyıldız'ın "Aybastı Efsaneler" adlı öyküsünde lal olan Dilan'ın hikâyesini hüzünle okuyacak ve okuyucu ay ile birlikte bu hikâyenin sırrını saklayacak. Hüseyin Su'nun yazmış olduğu "Gülşefdeli Yemeni" adlı öyküyü okurken sevdiğine kavuşamayan halanın çeyizi ile birlikte tükenen hayatına ve samimi sevdasını göreceğiz.

On dört öykünün bütününü ele aldığımız zaman yazarların kullanmış olduğu diller oldukça sadedir. Her yazarın konuları farklı olsa da her öykünün bir nehirle bağlantısı olması ve her nehirin farklı olaylara tanıklık etmesi nehirlere farklı bir gözle bakmamızı sağlamaktadır.

İçinden Nehir Geçen Hikâyeler, Meserret Yayınları, 2013, Edirne.

İbrahim Halil Sönmezgül - 04.03.2016

,

1285

İbrahim Halil Sönmezgül Hakkında

İbrahim Halil Sönmezgül

Türk Dili Edebiyatı Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin