İçinizdeki Kadını Uyandırın - Sibel Üresin

Büşra Nur Karaarslan | Psikoloji | Okunma: 577 | 01.03.11

Günümüzde kişisel gelişim saçmalıklarının kurbanı olmak neticesinde, delilerimizin bile “ben horozum” deyip Bakırköy’ün bahçesinde uçma gayretleri yerine; ben “Napolyon Bonapart’ım; ben İsa Mesih’im” demeleri ne kadar da manidar. Ek olarak balon gibi şişirdiğimiz egolarımız, bunları patlatmayı bir türlü beceremeyen kör iğne misali nefislerimiz ve bir türlü secdeye inmeyi başaramayan alınlarımız işin içine girince, bir de radikal- marjinal söylemlerimle, elimde tuttuğum bu kitabın büyük bir çelişki içinde olduğunu söyleyebilirsiniz.

“İçinizdeki öküze oha deyin” kitabının yazarı Bülent Akyürek’i şahsen tanıyan ve kişisel gelişim kitaplarına ön yargı zincirlerini bir türlü kıramayan biri olarak, at gözlüğümü çıkarıp bir adım atmak, bir de aynanın sırlı tarafından izlemek istedim durumu. Kitap bunun için sadece bir araç.

Ferfir yayınlarından çıkan Sibel Üresin’e ait “İçinizdeki Kadını Uyandırın” adlı kitap elimde duran. Söndürülmüş feminist damarlarımızı hindi gibi kabartmak gibi bir niyeti var mıydı yazarın bilemiyorum. 94 sayfalık kitap, davranış bilimleri dalında yüksek lisans yapmış ve bu sebeple insan davranışlarını iyi gözlemleyen bir bayana ait. İçinde biriktirdiği gözlemleri, taşıma kapasitesini aşınca yazmaya karar vermiş; iyi mi etmiş derseniz; bu sorunun cevabına okuduğunuzda siz karar verin derim. Herkes okuyabilir, herkes fikir üretebilir, herkes yemek yapabilir ya da meydanlarda canhıraş nutuk verip, duvarları yumruklayabilir. Önce nefsime söylüyorum bunları; ama iş yazma eylemine gelince orda biraz durup düşünmek gerekir, yol yordam bilmek gerekir, iş bilirlik gerekir diye düşünüyorum. Bu bağlamda kitabın yazım tarzını, kurgu ve cümleleri zayıf bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim.

Kitap içindeki kadını uyandırmak için kişisel gelişimden medet umanlara belki Vermidon niyetine, doktor tavsiyesi ile verilebilir; lâkin inanan toplumlarda böyle ilaçlara lüzum görmeyenlerdenim ben. Zira kitabın bahsettiği ana konularından olan farkındalık, özsaygı, özgüven, değişime açıklık, hata bilirlik, kendini kabullenmişlik, üreticilik gibi konular zaten dinimizde yeterince mevcut. Gerçekten inanmayı başarabilen insanlar, bu olgularda da yeterli başarıya ulaşmış konumdalar.

Bir de depresyon konusuna değinmiş yazarımız kitabında az da olsa. Konu hakkında yeterli akademik bilgisi olmadığından olsa gerek bu konu da ne yazık ki sığ kalmış, kalıplaşmayı, sağlam temellerde durmayı başaramamış.

Kitapta altını çizdiğim 4 bölüm ve bunların dışında yazarın bir yerlerden alıntıladığı, okurken zevk aldığım iki hikâye var. Hikâyeleri merak edenler sayfa 20 ve sayfa 36’ya bir uğrasınlar. Altını çizdiğim bölümleri merak ediyorsanız buyurun:

“Daha iyi evlerin; fakat daha çok yıkılmış yuvaların olduğu zamanlardayız.” Zor zamanlar.

“Bayanlar işte İdare edeceğiniz üç şey: Diliniz, huyunuz hareketleriniz!” E doğruya doğru.

“Güç iddiamız yok; ama grip olduğumuzda da ölümcül hastalığa yakalanmış gibi iptal olmuyoruz.” Yiğidi öldür hakkını ver demişler.

Son olarak; “Bir kadın yalnızdır aslında. Hiçbir zaman kadını bütünü ile elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız, onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.”

Velhasıl; “altın tasın kan kusana faydası yoktur” diye boşuna dememiş atalar azizim! En iyisi ben zırhın arkasından bakıp, karanlıkla yüzleşme fikrimden vazgeçeyim. Size iyi okumalar.

İçinizdeki Kadını Uyandırın
Sibel Üresin
Ferfir Yayınları
Büşra Nur Karaarslan


Sakarya Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu; çalışıyor. Öğrencileri ve kitapları ile mutlu. Büyüyünce yazar olacak sanıyorlar; "bakalım kısmet" diyor; "sınavı kazanırsam..."

Büşra Nur Karaarslan İsmine Kayıtlı 25 Yazı Bulunmakdadır.