İhsan Eliaçık Mülkiyet'e Karşı Mı?

İhsan Eliaçık Mülkiyet'e Karşı Mı?

İhsan Eliaçık Mülkiyet'e Karşı Mı?

01.07.2013 - Enes Yaşar
İhsan Eliaçık Mülkiyet'e Karşı Mı?
İhtiyaçlarımızın Hırsla Mücadelesi

Maslow'un hiyerarşiler piramidini bilmeyenimiz yoktur sanırım. Hemen hemen hepimiz, başarıya giden yolun anahtarı olarak öğrenmişizdir bu sıralamayı. Hem de bir dua gibi ezberletilerek. Nitekim bu piramide göre fizyolojik gereksinimlerle başlayan ihtiyaçlarımız, kendimizi gerçekleştirerek bizleri zirveye taşır. Fakat Maslow'un eksik bıraktığı ya da atladığı çok daha önemli bir şey vardır ki o da Mülk Yazıları kitabının konusu olan; ihtiyaçlarımızın zamanla hırsa dönüşmesi olayıdır.

Evet, insan o piramitte eksiktir. Hem zirvesinde hem de tabanında. Öyle ki bizlere bu piramidin altında kimlerin kaldığı gösterilmez. Ve bu piramidin zirvesine çıkabilmek için insanların hırs yollarını tercih etmek zorunda bırakıldığı da tabii ki. İşte İhsan Eliaçık da kitabında fotoğrafın eksik kalan bu kısmını tamamlar. Ve hırs piramidinin yıkılmaya mahkûm olduğunu göstermeye çalışır bizlere. Bunu yaparken de olayları mülk ayetleriyle değerlendirir. Kitap da bu nedenle ilk olarak zamanın kavram haritasını çıkararak başlar.

İnsanın fıtratı itibariyle değişmediğini Zamanın Ruhu Değişti başlığıyla veren İhsan Eliaçık, sanırım bu girişle insanların yapısı itibariyle hiç bir zaman değişmeyeceğine ve hırs birikintilerinin eğer ilahi bir noktaya dayanmazsa zamanın ruhunu yoldan çıkaracağını göstermeye çalışır. Ve "kenz" kavramını ortaya atar. Yani para biriktirme hırsını... Nitekim insanın yaratılışı itibariyle mal biriktirmeye meyilli olması kontrol edilemez bir arzuyu da beraberinde getirir. Bunun tek çaresi ise İslam ve bizler için apaçık bir öğüt olan ayetlerdir.

İhsan Eliaçık da bu anlayışla bizlere mülk ayetlerini ve asrısaadetten yaşanan örnekleri çıkarır karşımıza. Ve saadet asrı ahlakının kaynağını infak etmeye dayandırır. Bizler de infak edildikçe kardeşliğin ve samimiyetin daha da arttığını görürüz. Sınıf yapılarının kırıldığını ve bir tarağın dişleri gibi eşit olan bir topluluğun huzurunu duyarız. Öyle ki saadet asrından sonra aklımıza şüphesiz Osmanlı yaşantısı gelir. Hani şu sadaka dahi verecek kimselerin bulunamadığı dönem. Anlatının bu bölümü İslam'ın insan fıtratındaki hırsı nasıl dizginlemiş olduğunu gösterir okurlarına. Ve insanın, insanın kurdu olamayacağı anlayışını bir kez daha fark edebilmemizi sağlar. Fakat kitabın sayfaları arasında ilerledikçe bizleri sendeleten ayetler çıkmaya başlar karşımıza. Günümüz şartları altında bir kez daha yorumlandığında okurlarını şok eden ayetler... Örneğin Bakara Suresindeki ineğin kesilme hırsıyla, para tanrısı Mamon'un yani borsanın simgesi olan boğa arasındaki ilişki, Kapitalizmle Tekasür suresi arasındaki bağlantı, Ahkaf suresinin mal mülk tepeleri oluşturma arzusu ve Ebu Lehep'in iki eli kurusun denirken iktidarının kuruması manasını çıkarmamız gerektiği anlayışı; okuyucuyu farklı düşüncelerin ve kavramların içerisine sürükler. Sayfalar arasında ilerlemeye çalıştıkça da ayetler zihnimizde deprem etkisi yapar. İçerisinde yaşadığımız kurulu düzenin eşitlik algısı yerle bir olur. Ve kitabın ruhu, okurlarına zamanın ruhunu göstermeye başlar. Zamanın çığlıklarını duyurur bir nevi. Çünkü medya ya da emperyalist güçler, çok uzun zamandır hakim olmaya çalıştığı İslami topluma; insan, insanın kurdudur anlayışını benimsetmeye çalışmaktadır. Elbette bu da bizlerin ayetleri iyi okuyamamamızdan kaynaklanan büyük bir sorundur. Ya da okuyup da anlayamadığımızdan...

Sanırım ayetleri yanlış yerden okunması böyle bir şey olsa gerek. Öyle ki ancak böylesi bir durumda İslami yaşantı bir piramit haline gelir. Fizyolojik ihtiyaçlar, kendi benliğini elde etmek için başkalarını saf dışı bırakır. Ve komşusu açken dahi tok yatamayan insanımız, kendini gerçekleştirebilmek adına birilerini ezmeyi göze alabilir.

Mülk Yazıları kitabını okudukça çevremizdeki İslami anlayışın aslında toplumun tepkisine karşı birer kalkan olarak kullanılmaya çalışıldığı yorumunda yaptırır okuyucusuna. Ve bu noktada kendilerine düşenin, Kuran'ı Kerim'i hakiki manasıyla okuyup idrak edilmesi olduğunu hatırlatır. Aksi takdirde kitabın da işaret ettiği tehlikeler olan ihtiyaçların hırsa dönüşmesi olayı, Allah muhafaza İslam coğrafyaları kan ağlarken, bizleri nefsimizi doyurmakla meşgul eder. Ve göremediğimiz bir piramidin altında Müslüman kardeşlerimizin sömürülmelerine kapı aralar. Bu nedenledir ki biraz olsun kitabı günümüzle kıyaslayarak okuyabilirsek, İhsan Eliaçık'ın bizler eliyle yükseltilmeye çalışılan piramidin yapımını engellemiş oluruz.

Mülk Yazıları
İhsan Eliaçık
Enes Yaşar - 01.07.2013

,

2366

Enes Yaşar Hakkında

Enes Yaşar
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin