İki Şiir Kitabını Aynı Zamanda Yazma Girişimi: Yardan Adam ve Hi

İki Şiir Kitabını Aynı Zamanda Yazma Girişimi: Yardan Adam ve Hiç Değilse Bu Gün

İki Şiir Kitabını Aynı Zamanda Yazma Girişimi: Yardan Adam ve Hiç Değilse Bu Gün

16.08.2017 - Bilal Can
İki Şiir Kitabını Aynı Zamanda Yazma Girişimi: Yardan Adam ve Hiç Değilse Bu Gün

Şiirin söz dizimi üzerine çeşitli yorumlar getirmek mümkündür. Bu çaba şairin şiirini ortaya koyarken gösterdiği çabayı da ortaya koyacaktır. Her halükarda şiir bir söz dizimi, anlamlardan yola çıkarak ifade edileni zihinde patlamalar yaratarak ortaya koymaya çalışır. Belki de “zihinde patlama yaratan söz dizimi” şeklinde bir tanım getirebiliriz şiire. Çünkü anlamın saklanması meselesi ile yaşıyoruz. Zihnimizde bizim de bilemeyeceğiz ve hala kapalı kutular içerisinde duran tahmin edemeyeceğimiz sayıda anlamlar mevcuttur. Bu anlamlar söze, göze, sese değdiğinde bazen aşikâr olur ve bizler o anlamın bulunduğu kutuyu açmış oluruz.

Şiir üzerine bu güne kadar okuduklarım ve şahsi kanaatlerimle anlamlar bulmaya çalıştım. Buna da devam edeceğimi umuyorum. Çünkü şiir benim için salt duygu ve düşüncelerin aktarıldığı metinler değil, bir dünyayı algılama biçimi, bir hakikati bulma serüveni, bir büyük derttir. Yani meseledir. Meselesi olanın şiir yazabildiğine olan inancım hiçbir zaman tükenmedi. Meselesi olan insanı severim, önemserim. Çünkü meseledir insanı anlamlı kılan ve meseledir onu belirli bir çabaya sevk eden.

Edebi türler arasında şiirin yeri bana kalırsa diğer türlerle kıyas kabul etmez. Edebiyatın ana damarıdır. Diğer türlerin ona yaslanarak büyümesi, gelişmesi bu bakımdan normaldir. Fakat şiirin sessizce bir yolculuğu vardır. Yolculuğu esnasında yazanını yorar, sündürür, bazı bazı krizlerle, çıkmazlarla uğraştırır. Düşünce katmanlarında oyalar ki hakikatin o berrak hali eserin içerisine yansısın.

Şiir okumayı sürdürmeliyiz. Bunu bir toplumsal mesele olarak ortaya koyuyorum. Şiiri biten toplumun düşünüş biçimi de sorunlu hale gelir. Bu iddialı cümleyi kurarken şiirin üzerimizde bıraktığı mirası baz alarak söylüyorum. Çünkü şiir bir mirastır. Geçmişten aldığımız birikimi günümüzle birleştirerek geleceğe aktarırız.

Her devrin kendi rengini şiire işlemesi şiirin güzelliğidir. Bu bakımdan şiirde devirlerin renklerini görebildiğimiz gibi, şiirin tam da işte şu zamanda yazıldığını söyleme güçlüğünü yaşamaktayız. Çünkü şiir zamansızdır. Şiiri bir belirli bir uzam ve zamana sıkıştırmak pek mümkün olamamakta bu da şiirin bana göre yapı itibariyle kıskanç ve hareketli bir yapıda olduğunun göstergesidir.

Şiir okumayı sürdürmeliyiz. Çünkü şairler bu toplumun bana göre acımasını, kanamasını, kısaca duygulanımı en iyi bilenlerdir. Onların düşünüş, algılayış ve duygulanışlarına ihtiyacımız var. Bu yüzden son zamanlarda okuduğumu iki şiir kitabını aynı yazı içerisinde sunmaya çalışacağım. İki farklı şairin iki farklı kitabını aktarırken belki biraz aykırı belki de birbirleriyle olan ilişkinin özüne vurgu yapacağım.

Yardan Adam

İlk kitap kendisini şiir yıllıkları ile gayretli şiir çalışmalarıyla tanıdığım Mustafa Ergin Kılıç’a ait. Yasakmeyve Yayınlarından çıkan Yardanadam. Şiir serüveninde kelimelerdeki anlamı deşen, anlamı zorlayan, kelimelerin ilk anlamlarıyla yetinmeyen bir şairle karşılaşırız Kılıç’ın şiirlerinde. Çünkü şiir anlamdır ve duygu-düşünceler anlamlar deşildikçe farklı biçimlerde okuyuculara yansır. Bu yüzden belki de bakış açımızı değiştirmeye çağırıyordu bizi. Tıpkı

“dışarı

hep bana bakıyordu

pencereden” s.35

dediği gibi. Şair, bizi olandan farklıya yönlendirerek bakış açımızı değiştirmemize çağırıyor. Aslında şiir tam da burada kendini gösteriyor. Bize olandan farkı, farkı fark ettirecek değil midir ki şiir. Bizi kendinde durduracak ve işaret ettiği, üzerinde düşünmeye sevk ettiği mısralarla bakışımı sağaltacak. İnce bakışlar sunacak ve hayatı bir şair gözüyle okumanın tadına vardıracak. Mustafa Ergin Kılıç’ın tüm şiirleri olmasa da çoğu şiiri bize bu farkı fark ettirir. Şiirlerinde tersten bir bakışı gözlemleriz. Bu da şairin özgün yaklaşımıdır. Tıpkı

“yeryüzüne atılan

pet şişeydim

eritemiyordu beni

topraktan başkası” (s.17) dediği gibi.

Eşya ile irtibat kurarak işaret ettiği eşyanın diliyle konuşur şair. Sedat Umran’da yoğun biçimde gözlemlediğimiz eşyanın sesini Mustafa Ergin Kılıç şiirlerinde de gözlemleyebiliriz. Başka bir şiirinde de şöyle der:

“ben onu çözdüm de geldim

şikâyet etme

bir bıçak yaşamaz kesmezse!”(s.27)

Hiç Değilse Bu Gün

İkinci şiir kitabı Özcan Ünlü’nün Okur Kitaplığından çıkan Hiç Değilse Bu Gün kitabı. Özcan Ünlü’nün kitaplarından bazıları; Benden Önce, Aşk Olur, Korkuya Türkü, Ateş Güzeli. Klişe cümleyi kuracak olursak “Hiç Değilse Bu Gün” isimli eser Özcan Ünlü’nün uzun bir aradan sonra çıkan kitabıdır. Bunda şairin suçu yok bana göre, suç olsa olsa yayınevlerinin şiire yaklaşımlarıdır. Özcan Ünlü şiir yazmaya devam etti belirli dergilerde ismini gördük, okuduk. Şiirlerinin tekrardan kitaplaşması bu güneymiş. Yeni kitabının hayırlı olmasını diliyoruz.

Özcan Ünlü’nün son kitabını okurken aklıma “bir şair sürekli aynı tarzda mı şiir yazar?” sorusu takıldı. Bu soru birçok yazar/şairin aslında üzerinde durduğu konulardan biridir. Özcan Ünlü’nün son kitabını okuduğum birkaç kitabıyla değerlendirince bu yeniliğin gerekliliği üzerinde durdum. Bir şair özde aynı kalabilir, aynı minval üzerine söylemini sabitleyebilir, aynı dertleri söyleyebilir fakat tarzı değişebilir. Hiç Değilse Bu Gün’de gözlemlediğimiz de Özcan Ünlü’nün bir yeniliğe gitmesi, tarz olarak şiirini değiştirmiş olması.

Şiirine işlediği buraların sesi, bizim seslerimiz, sokağın sesleridir. Şiirin bir görevi de bu olmalı bana göre. Seslerden bir demet sunarak, sesleri bizlere sunması. Bu da ancak şairin sokağa inmesiyle mümkün olur. Sokağa, caddelere, çay ocaklarına gidip gelmesiyle. Şairin sesleri duyurması için öncelikle iyi bir dinleyici olması lazım. Özcan Ünlü’nün tam da bu minval üzerine modern dünyanın gürültüleriyle yorulan zihnimiz ve kulağımıza hiç değilse bir günlüğüne bile olsa güzel nağmeler bırakması nezdimizde çok değerlidir.

……

Yardan Adam

Mustafa Ergin Kılıç

Yasak Meyve Yayınları

Hiç Değilse Bu Gün

Özcan Ünlü

Okur Kitaplığı

Bilal Can - 16.08.2017

,

435

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin