İklim, Siyaset ve Türkiye

İklim, Siyaset ve Türkiye

İklim, Siyaset ve Türkiye

15.12.2015 - Bilal Can
İklim, Siyaset ve Türkiye

Dünya, üzerinde yaşayan insanlar için bir yaşam kaynağı, şu ana kadar da başka yaşam alanları, yerlerinin bulunmadığını dikkate alırsak insanlar için hayati bir önem arz eden yerleşim yeri. Yaşanılan yer, bu flora, bu habitus, insanoğlunun seçeneksiz ve kıyassız olarak yaşadıkları yer. Dünya insanlar için bir yaşam alanı, yaşam kaynağı olmakla birlikte insanlar tarafından sürekli tahrip edilen, sürekli kirletilen bir hale girmiştir. İklim ve dünya üzerine konuşmalarda bana kalırsa söylenmesi gerekli ilk sözlerden biri olan ve bir Kızılderili olduğu rivayet edilen “biz bu dünyayı dedelerimizden miras almadık, torunlarımızdan ödünç aldık” düşüncesi insanların dünyaya, yaşam alanlarına daha saygılı davranmasını sağlayacaktır.

İklim, bir yerde uzunca gözlemler neticesi orada yaşanan nem, yağış, hava basıncı, rüzgâr gibi etmenlerin toplamından oluşan hava olayıdır şeklinde özetlenebilir. İklimleri inceleyen bilim olan klimatoloji, iklim türlerini ortaya koyarak, birbirleriyle kıyaslandırmaktadır. İklimlerdeki ortak özellik olan “uzun sürelilik” bu gün artık artan nüfus, iş alanları, fabrikalar, ve yoğun tahripler sonucunda “kısa sürelilik” haline dönmüş, iklimlerin karakteristik özellikleri de değişmeye başlamıştır. Bütün dünyayı ilgilendiren bu olayın etkilerinin görülen etkilerini kutuplardaki buzulların hızla erimeye başlaması, şiddetli fırtınalar, yoğun sel baskınları, büyük kuraklıklar, hortumların artması gibi olaylarla gözlemlenebilmektedir. Bunun bir de görülmeyen yanları vardır ki bu görülmeyen olaylar insanlar için hayati öneme sahip olan dünyanın arttık gittikçe yaşamsallığını yitirmeye başlamasıdır. Burada bir benzetme yapmadan edemeyeceğim, dünyayı bir pile benzetecek olursak, bu fütursuzca kullanımlar neticesinde pilin enerjisi tükenecek, artık enerji vermemeye başladığında ise iş işten geçmiş olacaktır.

İnsanın doğaya karşı zalimane yaklaşımı ve doğanın dengesini bozucu etkisi, geri döndürülemez bir boyuta erişmiş durumdadır. Bu bakımdan belirli aralıklarla dünya ülkeleri bir araya gelerek dünyanın iklimini konuşmakta, yapılması gerekli olanları, önlemleri, masaya yatırmaktadırlar. Yerel iklim değişikliklerinden ziyade küresel iklim değişiklikleri artık dünyanın gündemindedir. Hızla değişen iklim özellikleri belirli bir siyasetin güdülmesini zaruri kılmış, yarınlar için gerekli önlemlerin alınması mecburi olmuştur.

İklim değişikliği bu gün enerji ile birlikte okunabilir. Dünya üzerinde enerji kelimesinin telaffuzu bile bu gün bir siyasetin konuşulmasına neden olmaktadır. Büyük barajların kurulması, doğanın tahrip edilmesi, nükleer santrallerin kurulması, yer altı kaynaklarının çıkartılması… Bunların hepsi değerlendirildiği doğanın enerji ile ve iklim ile ilişkisini gözler önüne serebilirsiniz. Enerji kaynaklarının iklim ve doğa üzerindeki etkisinin nedeni doğaya en büyük zararın bu enerji kaynaklarının bilinçsizce yapılandırılması, kullanılmasıdır. Özellikle enerjiye en çok ihtiyaç duyan, endüstri devrimiyle kendi sanayisini kurmuş ve bu gün dünyada sömürge imparatorlukları kuran mega-kapitalist ülkeler doğayı da en yoğun biçimde tahrip eden ülkeler olarak anılabilir. Dünya bu kapitalist ülkelerin eline bırakılamayacak kadar değerli ve önemlidir.

2015’in Kasım ayında Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi küresel çapta iklim zirvesine 195 dünya liderinin katılımıyla bir program gerçekleştirildi. Küresel ısınmaya karşı ortak bir hareket çabası güdülen zirve dünya adına olumlu kararların alınması noktasında önemli. 1997 yılında imzalanan Kyoto Protokolü’nün genişletilmesi, enerjinin fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji dönüşümü noktasında da önemli görüşler öne sürüldü.

Şehircilik ve iklim alanında çalışmaları bulunan Nuran Talu tarafında kapsamlı bir araştırma neticesinde ortaya konulan “Türkiye’de İklim Değişikliği Siyaseti” isimli eser, iklimin küresel boyuttaki bahsettiğimiz unsurlara da değinerek bunu Türkiye özeline indirgemekte ve küresel çaptaki iklim politikalarıyla Türkiye’deki iklim politikalarını kıyaslamaktadır. Eser iklim üzerine kötü gidişata çözüm önerileri sunmakla birlikte bu alanda yapılan çalışmaları da okurlarla paylaşmaktadır.

Nuran TALU

Phoenix Yayınları

696 sayfa

İstanbul

Bilal Can - 15.12.2015

,

2290

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Yorumlar
  • Nuran Talu 2015.12.15 17:38

    Sayın Bilal Can,
    Konuya ilginiz çok önemli. İklim değişikliği ile mücadelede toplum her kesiminin sorumlu olması lazım. Bu alanda ne kadar çok yazarsak farkındalık bilinci açısından iyi olur. Saygılarımla, Dr. Nuran Talu

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin