İlk Sosyolog İlk Sosyalist : Saint Simon Kitap Notları

İlk Sosyolog İlk Sosyalist : Saint Simon Kitap Notları

İlk Sosyolog İlk Sosyalist : Saint Simon Kitap Notları

02.11.2015 - Muhammet Güzel
İlk Sosyolog İlk Sosyalist : Saint Simon Kitap Notları

 Ne var ki konusu insan olan bir bilimi tabiat bilimleriyle aynı kefeye koymak, kabul edilmesi zor bir gelişmeydi. (sf.15)

Saint Simon bu yeni bilimin yalnız planını çizmekle kalmadı, onu kısmen gerçekleştirdi de.(sf.15)
filizlenmiş tohumlar, pozitif felsefe, pozitif sosyoloji ve nihayet sosyalizm olmuş’’.(sf.15)

Saint Simon bilginleri toplumsal ve siyasal bir amaç uğrunda uyarmak, Fransız Devrimini izleyen kanlı savaşlar karşısında genel bir bakış doktrini kurmak ve Avrupa’da merkezi bir iktidar örgütlemek istemektedir.(sf.16.)

Toplumsal gerçeğin en önemli özelliği dinamik olmasıdır.(sf.17)

Saint Simon’a göre ‘toplumlar iki manevi kuvvete tabidirler. Bu kuvvetler aynı yoğunluktadır ve bir toplumu sırasıyla etkisi altına alırlar. Bunlardan birisi alışkanlıkların oluşturduğu kuvvettir, diğeriyse yeniyi arama özleminden kaynaklanan kuvvet.(sf.17)

Saint Simon için sosyoloji, hareketle halindeki toplum incelenmesi olduğuna göre, yalnız alışkanlıkları, uygulamaları, rejimleri, düzenli olanı değil; dilekleri, duyguları, iradeleri, kolektif çalışkanlıkları da göz önünde bulundurulmalı ve sosyal determinizmlerle insan özgürlüğü arasındaki karşılıklı etkileşimleri de inceler. (sf.18)

Saint Simoncu okul, toplumların ilerleyişini kolaylaştıran ya da zorlaştıran duyguların, bazen de tutkuların neler olduğunu araştırır…(sf.20)

Maxime Leroy’ya göre; Saint Simon Fransızların sosyal Descartes’dır. Saint Simon’un öncüsü Descartes, Descartes’ın devamcısı da Saint Simon’dur.(sf.24)

Vardığı sonuç bugün için de geçerli;’’ herkes kabiliyetine göre, her kabiliyete ürettiğine göre’’(sf.26)

Aristokrasi tutuculuğu temsil eder.(sf.42)

Marksizim tecrübeye ve tarihe dayanan tek sosyalizmdir.(sf.45)

Sosyalizm bir bütündür, gelişen, dal budak salan, geçmişin başarılarından ve başarısızlıklarından faydalanan bir bütün.( sf.45)

Onsekizinci asrın yaptığı iş yıkmak. Bizim yolumuz çok daha başka. Yeni bir binanın temellerini atmak istiyoruz.(sf.49)

Aristokratlar için en mükemmel toplum sosyal mertebeler dizisine ve inanç birliğine dayandı.(sf.51)

Barbar istilasından çıkan Avrupa’nın iktisadi hayatı beylerin, fikir hayatı rahiplerin elindeydi. Birinciler üretimi düzenliyordu, ikinciler imanı. Yani sosyal hayatın bütün çarklarını işleten bu iki sınıftı.(sf.51)

Ortaçağ onsekizinci asrı filozoflarının sandığı gibi karanlık bir devir miydi? Hayır. Modern Avrupa onun eseri. İlmin fetihlerine beklenmedik sahalar açan matbaa o çağda keşfedilir; Copernicus, sistemini o çağda kurar.(sf.52)

Eskile yeni bir arada yaşayamazdı diyor Saint Simon, eskinin amacı fetihti, yeninin üretim. Eski için öteki milletler, yok edilmesi gereken birer düşmandı, yeni için iş arkadaşları.(sf.52)

Onsekizinci asrın felsefesi yıkıcı bir felsefeydi, ondokuzuncununki yapıcı olmalıdır.(sf.52)

Saint Simon’a göre, her düzenli toplum iki güce dayanır; manevi güç, maddi güç.(sf.52)

Çalışan sınıf, ana sınıftır, toplumu besleyen sınıftır.(sf.53)

Üretime en uygun sosyal sistemi bulmak amaçtır.(sf.53)

Saint Simon bunun için politikayı, üretim ilmi olarak tanımlar.(53)

Toplumun temeli emek, varlığın tek garantisi üretim. Demek ki üretime en elverişli durum toplumun en hayrına olanı.(sf.54)

Saint Simon endüstriyle ilgili incelemeler yapmakla kalmıyor, çağdaş toplumu endüstriyle dayanarak yorumlayan sosyal bir felsefe kuruyordu.(sf.55)

Siyasi bakımdan liberalleri, anayasacıları, cumhuriyetçileri uğraştıran problem, kuvvetlerin dağılışıdır.(sf.58)

Simon için mülkiyet biçim, üretimin icaplarına uyar ve uymalıdır. Üretim için zararlı olan mülkiyet şekilleri ortadan kakmalıdır.(sf.58)

Saint Simon için ise, önemli olan üreticidir.(60)

Simon’a göre devletin ödevi mülkiyeti üretime en uygun biçimde düzenlemektir.(sf.60)

Simon’a göre devletin çalışmayacaklara yardım, çalışabileceklere iş sağlamalı, böylece işçilerin hayatını güvence altına almalıdır.’’ Hayat ve iş; işçilere tanınan bu iki hak Saint Simoncu sosyalizmin ilk tohumları(sf.61)

  1. asrın başlarında liberalizme karşı girişilen mücadelenin bayrağı Saint Simon.(sf.63)

Paul Janet, Saint Simon’un ölümünden yarım asır sonra yazdığı bir makalede, çağdaş sosyalizmin kurucusu olarak vasıflandırır.(65)

Saint Simon’a göre dünya hürriyete doğru gitmiyor, gidemez de. Sebep, gittikçe arttan iş bölümü.(sf.66)

Toplum sözleşmesinin amacı kişiye daha çok hürriyet değil, mutluluk sağlamak.(sf.66)

Tanınmış sosyolog Emile Durkheim’e göre, Saint Simon hem, sosyolojinin, hem de sosyalizmin kurucusudur.(sf.67)

Saint Simon için sosyolojinin atölyesi tarihtir.(sf.75)

Marx’ın ilham kaynağı Fourier’dir.(sf.75)

Ortaçağı ilahiyatçılar yönetiyordu, onsekizinci asrı metafizikçiler, ondokuzu bilginler idare edecektir(sf.84)

Saint Simon ‘da insanlığın gelişme yönünü kavramak için tarihe başvuruyordu ve teorisini tarihe uyduruyordu. (sf.87)

Pratik siyasetin sosyal fizyolojiyle kaynaştığına inanıyordu.(sf.87)

Sosyal gerçeğin sonsuz zenginliği fikrini Saint Simon’dan alan Durkheim, bu gerçeğin daha çok manevi ve psikolojik unsurlarına ağırlık verir. Durkheim ayrıca, her toplum yapısına göre değişik yorumlara açık olan, yine de toplumların kendi kendilerini tartışmaları anlamına gelen dinin, sosyal hayattaki önemli yeri üzerinde duran Saint Simon’un bu görüşünü de benimser.(sf.92)

Saint Simoncular yalnız burjuva düşüncesi ve burjuvazinin aksiyonu üzerinde etki yapmakla kalmadılar. Proudhon sosyalizmi de, markscı sosyalizm de onlara çok şey borçludur.(sf.108)

Saint- Simoncular, özel mülkiyete karşı tanıdıkları tutumla sosyalisttirler. Ferdiliğini kaybeden bir mülkiyete, kendi deyimleriyle ‘’kolektivizm’’e taraftırlar.(sf.108)

Toplum ve sınıfların faaliyetleri hiçbir zaman otomatik değildir. Marx bu konuda da Spencer veya Comte’dan çok Saint- Simon’a yakındır(sf.118)

Saint Simon sosyolojisi hümanist bir panteizme yönelir. Bu panteizm, Saint Simon’un aşırı bir sosyal iyimserliğe götürür. Marx’ın sosyal görüşü ise tamamen dramatiktir. Tezatları, çatışmaları belirtir.(sf.121)

İki filozof arasındaki bir başka ayrılık şu: Saint Simon düşüncesinde diyalektik yok. Oysa MArx sosyolojisinde diyalektik önemli bir rol oynar.(sf.121)

Saint Simon’a göre sosyoloji bir hürriyet ilmiydi.(sf.122)

Saint Simon’a göre “Toplumlar iki manevi güce boyun eğer, ikisi de aynı şiddettedir bu güçlerin, kâh biri baskın çıkar, kâh öteki. Biri alışkanlık gücü, öteki yenilik özlemi.”(sf.128)

Görülüyor ki Saint Simon’un sosyolojisi tarihe dayanan bir sosyoloji.(sf.136)7

Sosyolog Gurvicht ondan bahsederken, “ütopyacıların en gerçekçisi, sosyologların en ütopisti” sıfatını kullanıyor. Yani sosyolog ve gerçekçi (sf.140)

İlk Sosyolog, İlk Sosyalist: Saint Simon

Cemil Meriç

İletişim yayınları

13.Baskı

2009 - İstanbul

Muhammet Güzel - 02.11.2015

,

3775

Muhammet Güzel Hakkında

Muhammet Güzel
Dumlupınar Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi.
Yorumlar
  • Osman Kabadayı 2018.10.04 17:16

    Ben böyle bir sey görmedim cok uzun

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin