İlk ve Büyük Halife Hz. Ebubekir (r.a.)

İlk ve Büyük Halife Hz. Ebubekir (r.a.)

İlk ve Büyük Halife Hz. Ebubekir (r.a.)

07.11.2012 - Esra Şen
İlk ve Büyük Halife Hz. Ebubekir (r.a.)
Târihin ebedi bir tekerrür olduğunu bize ilk öğreten belki de Kur'an-ı Kerim'di. İnsanoğlu geçmişten getirilen misallerle sürekli uyarıldı ve iyi/kötü her ne yaparsa karşılaşacağı sonuçla yüzleştirildi. İbn-i Haldun tarih; ümmü-l ulum yani ilimlerin anasıdır derken, biraz da buna dikkat çekiyordu. Genelde târih, özelde ise İslâm Târihi, bir mü'minin hayat rehberinden başkası değildi. Bu sebeple, bu alandaki her eser okuruna anahtarını kendisinin bulacağı bir kapıyı işaret eder kanaatindeyiz.

Eserini ele aldığımız ve bir İslâm Târihi Profesörü olan Ahmet Lütfi Kazancı'nın, bu alanda otuz küsür kitabı bulunuyor ve otuz küsür kitap bu işe verilmiş otuzdan fazla yıl yapıyor.

Emirü'l Mü'minin Hz. Ebubekir'i anlattığı eseri "Saadet Devri'ni İzleyenler" başlığı altında, dört büyük halife Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali'yi anlatan dört kitaplık bir serinin ilk kitabı. Aslında bu seri ise "Saadet Devri" adıyla yayımlanmış ve Rasulullah Efendimizin hayatını anlatan altı kitaplık serinin bir süreği. Bu altı kitapta Rasulullah Efendimiz'in hayatı bir gün gibi düşünülüp, fecrden güneşin batışına kadar geçen zaman hayal edilmiş ve kitaplara şu isimler verilmiş: Özlenen Şafak, Aydınlıklara Doğru, Doğuş, Yükseliş, Guruba Yaklaşırken, Kavuşma.

Tarihi bize defalarca okutan şeylerden biri de yazanının farklı olmasıdır. Her târihçi farklı bir dil ile anlattıklarından bir şeyler edinmemizi sağlayabilir. Bu sebeple değinmek istediğimiz ilk şey Ahmet Lütfi Kazancı'nın yazım uslûbu olacaktır. Serinin tüm kitaplarını elinize aldığınızda dikkat çeken ilk şey, hem maddi hem manevi sadelik. Kitapların anlatım dili birçok kesimden insanın rahatlıkla okuyabileceği kadar açık. Ne bir anlam kargaşası ne bir akademik ağırlık ile okuyucusunu yormayan eserler, maneviyatın da sadeliği benimsediğinin güzel bir örneği.

Hz. Ebu Bekir, Allah'u Teala'nın "Allah'a karşı en saygılı insan" (Leyl 92/17-21) olarak tanımladığı, Rasulullah Efendimiz'in "Şâyet Allah'tan başka özel bir dost edinmiş olsaydım o elbette Ebû Kuhâfe'nin oğlu (Hz. Ebu Bekir) olurdu." diyerek ona olan muhabbetini dillendirdiği, Hz. Ömer'in " Vallahi Ebu Bekir'in mağarada geçen bir günü ve bir gecesi Ömer'den ve Ömer ailesinden de hayırlıdır." diyerek andığı İslâm Târihinin ilk ve büyük halifesi. Ama o her şeyden önce, kelimenin tam manasıyla malıyla ve canıyla ömrünü Rasulünün sırtındaki yükü hafifletmeye adamış ve bunun karşılığı olarak, defalarca cennetle müjdelenmiş, İslâm davasının en önemli neferlerinden biri. Kitabın sayfalarını çeviriken, Hz. Ebubekir'e karşı duyabileceğiniz saygı,sevgi,minnet,utanç ve dahası, hiçbir şekilde kalbinizdeki sızıyı dindirmiyor. İnancın ve fedakarlığın ne anlama geldiğini hiç anlamamış kadar baştan öğreniyorsunuz.

Kitap, Hz. Ebu Bekir'in doğumu ile başlıyor ve hızlı bir şekilde Efendimizin risalet dönemine doğru ilerliyor. Mekke ve Medine yıllarında da yine aynı hızlılıkla özet bir şekilde, Hz. Ebu Bekir ve Rasulullah Efendimiz'in bazı özel hatıraları anlatılıyor. Yazar, daha önceki eserlerinde risalet dönemindeki Hz. Ebu Bekir'den bahsetmiş olduğu ve bu eserini "Hâlifeler Dönemi olarak incelediği için, bu giriş diyebileceğimiz bölümünün ardından Hilafet dönemine geliniyor. Bir Halife olarak Hz. Ebu Bekir'i okumak, hayatta iken davasında bir an yalnız bırakmadığı Rasulüne yokluğunda da eşlik eden bir yol arkadaşını okumak. Efendimiz'in ardından, üstlendiği görevle O'nun ümmetine mihmandâr olmanın verdiği sorumluluk, Hz. Ebu Bekir'in kim olduğunu bizlere bir kez daha gösteriyor. İnsan her yerde insan... İmtihan her yerde imtihan... Rasulullah'ın yoktuğu Sahabe Efendilerimize rağmen, çabucak kendini gösteriyor. Sıkıntılar sadece dışarıdan değil, içeriden de geliyor ve Hz. Ebu Bekir 2 yıllık (632-634) hilafet hayatı boyunca es-Sıddık, yani pek doğru insan olmaktan hiçbir zaman vazgeçmiyor.

Eserde fetihler, savaşlar, iç karışıklıklar ve hilafet döneminin her aşaması aynı sadelikle ve özenle anlatılmış. Özellikle Sahabe Efendilerimiz'in ayrıştığı bazı noktalar (Hâlife seçimi, Fedek arazısı mevzuu gibi) anlatılırken Yazar'ın itidalli ve saygısını asla kaybetmeyen, haddi aşmayan, aşırıya kaçmayan cümleleri, belki de kitabın en önemli bölümleri. Zaten kitaptaki anlatım, şahsi yorumlamalardan ziyade, nakli bilgi ile yapılmış. Dipnotlandırma sistemi ile alıntılanan ayet/hadis ve kadim islam tarihi bilgilerine özellikle koyu renklendirme ile dikkat çekilmiş. En çok alıntının ise Kur'an-ı Kerim, Buhari ve İbn Hişam'dan olduğu söylenebilir.

Son olarak kitap, Hz. Ebu Bekir (r.a)'ın vefatı ve ardından yapılan Yermük Muharebesi ile nihayete eriyor. Sözü ise Hz. Ömer döneminin anlatıldığı, serinin ikinci kitabına bırakıyor.

Yazımı 1993 yılında tamamlanmış olan eserin son baskısı, 2011 yılının ocak ayında ensar yayınları tarafından neşredildi.

İstifadeli okumalar dilerim.


İlk ve Büyük Halife Hz. Ebubekir (r.a.)
Ahmet Lütfi Kazancı
Ensar Yayınları - Ocak/2011
Esra Şen - 07.11.2012

,

5048

Esra Şen Hakkında

Esra Şen

Sosyoloji öğrencisi. Hılfu'l-fudul'da eğitmen. Osmanlı ve Cumhuriyet Târihi derslerine giriyor. 1988 doğumlu.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin