Ana Sayfa » EDEBIYAT

Adil Akkoyunlu'dan Küçükler İçin: Örneğim Peygamberim

Sait Alioğlu | Çocuk Edebiyatı | Okunma: 34 | 26.11.14


Batıda, yayıncılık alanı içerisinde, başlı başına bir sektör olan çocuk kitapları mevzuu, ülkemizde ise, yaklaşık yirmi küsur yıldır kendine bir yer bulmaya çalışmaktadır. Muhafazakâr, İslamcı, millici, milliyetçi, laik ve sol cenahları kapsayacak oranda yayıncılık alanı içerisinde çocuk kitapları, içerdiği öneme binaen, bu çevreler dikkate alındığında, bizlere laik ve sol yayınevlerinin, bu alanda buldukları bir boşluğun doldurulması adına, bu işi yapmaya başladıklarını bilmekteyiz.

Yirmi, otuz yıl öncesine baktığımızda, başta dönemin bazı laik gazetelerinde tefrika edilen ve Amerikan 'şeriflik' kültürünü yansıtan (Zagor, Tommiks, Teksas vb.) fotoromanların okuyucuya ulaştırıldığı görülür. Eğer bu batıda ...



Arka Kapağa Düşen Yazılar

Ayşe Bağca | Edebiyat | Okunma: 82 | 24.11.14


Arkasındaki dolaptan bir kitap çıkarıyor. "Bunu sana hediye etmek istiyorum"  diyor."Ama o vardı " diye mırın kırın ediyorum. Gülümsüyor,  "onu sen başkasına hediye et,  bu sende kalsın"  diyor. Üzerine imzasını düşüp elime tutuşturuyor. Utanıyorum,   kızarıyorum...

 Tam da gitmek için ayaklanıyoruz. "Ben senin yaşındayken..."  diye söze başlıyor,  iyi temennilerle devam edip uzarken  kelimeler,  sözcüklerin   içinden  "yazmak"  geçiyor  ansızın.

Aklımda ağrıyan sorular...  Bir soru çukuruna gömüyorum aklımı. İnsan neden yazar? Ne  için  yazar?

Mustafa Kutlu,  o gün elime tutuşturduğu o kitapla  işte  bu  ağrılı  soruların  cevabını  veriyor."Arka   ...



Delilik Ülkesinden Notlar

Ayşegül Uyar | Hatırat | Okunma: 192 | 17.11.14


Ayşe Şasa...

Köklü ve zengin bir ailenin ilk çocuğu. Partiler ve eğlencelerle lüks içinde geçen dalgalı bir hayatın onu bıraktığı sakin liman: Hidayet

1970'lerden bu yana hidayet öykülerimiz genel olarak bu minvalde ilerlemiş. Şasa'nın tarihçe-i hayatını benim için diğerlerinden özel kılan hiç şüphesiz onun böyle tanımlanamayacak bir hayata sahip olması. Kendi deyimi ile hayatının ¾'ünü şizofreni gibi tedavisi neredeyse imkânsız bir hastalığın ağır buhranları altında geçirmesi.

Evet; Şasa da gününün şartlarında elit diyebileceğimiz bir ailenin Rus dadılar, Alman mürebbiyeler eşliğinde büyümüş ilk çocuğudur. 2. Dünya Savaşı sonrası geniş aileden çeki ...



Roman mı Şiir mi?

Misafir Köşesi | Poetik | Okunma: 148 | 12.11.14


İbrahim Halil Sönmezgül yazdı...

Adı, soyadı
Açılır parantez
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti.
Kapanır parantez

(...)

Diye devam eden Behçet Necatigil'in bu şiirini okuduktan sonra roman mı yoksa şiir mi diye düşünmeye başladım. Behçet Necatigil'in bu şiirinde beni bu soruya yönelten şey şuydu: "Bu şiir bir monografiydi ama içinde ne anne adı ne baba adı ne de edebiyat tarihlerinde gördüğümüz geçmiş zaman eki vardı. Şairin bütün hayatı bir çizgi içinde ele alması beni etkiledi.” Sonra bu soruyu kendime sorar oldum:” Roman mı şiir mi?”

Şunu belirtmek isterim ki bu so ...



Yasaklar Ne Zaman Delinir?

Yakup Çak | Deneme | Okunma: 108 | 12.11.14


Belki de en büyük yolculuk insanın kendi iç dünyasına yaptığı yolculuktur. Öyle ki bu yolculukta insan gözünün göreceği tek şey hayalleri, kulaklarının duyacağı tek ses ise içindeki kendisinin sesidir. İnsanın kendini keşfi dersek yanlış olmaz sanırım. Bütün tabuların yıkılacağı, bütün alışkanlıkların farklı bir gözle görülebileceği, dahası insanın kendi içindeki kişiyle tanışabileceği bir yolculuktur.

Gözlerini kapattığın zaman gözkapaklarının altındaki dünyadan bahsediyorum. Sadece sana özel, sadece senin görebileceğin bir dünya... Ve bu dünyaya açtığın küçük pencereler vardır. Kimisine duygular şahitlik eder, kimisi ne de gerçeklikler. Bedenin yaşadığı dünyanın aksine hudutsuz bir dünyadan açılan küçük pencerelerden ba ...



Yüzü İstanbul Olmuş Bir Aşk Masalı

Merve Yüksel | Mektup | Okunma: 133 | 12.11.14


Hayaller şehri İstanbul'da bir liman şehrinin serin havasını soluyorum. Elimde Eda Tezcan'ın Kız Kulesi'nden Galata'ya mektupları. Eskiden kalma bir fotoğraf sanki elime geçmiş de onu yad ediyorum. Kız Kulesi'nden deniz yoluyla Galata'ya uzanıp sırrına ermeye çalışıyorum. Gemiler, vapurlar, takalar, Kızkulesi, Galata öyle bir tablo var ki karşımda hafızamdan bir ömür silinmez. Üstelik  ne eskir ne de değişir. Gelin bu kitabın içindeki her hikâyeye yakından bakalım, Kız Kulesi ve Galata'nın dününde bugün keyifli bir yolculuğa çıkalım.

Bir başka masal okuduğumuz... İçli, yanık, bir masal. Bekleyiş dolu, hasret yüklü, özlem dokulu bir feryat.

Akşam ezanı ile birlikte değişen manzarayı sey ...



Yanılsama ve Gerçeklik: Şiirin Kaynakları Üzerine Bir İnceleme

Serkan Parlak | Poetik | Okunma: 120 | 07.11.14


  1. ŞİİRİN DOĞUŞU

Sir Richard Paget'in insan konuşmasının kökeni hakkındaki akla yatkın kuramı; insanın arkadaşlarının aklına sokmak istediği imgeleri, dili ve ses organlarının diğer hareket edebilir kısımları ile hareketler halinde taklit etmeye çalışmış olduğu varsayımı üzerine kurulmuştur.

İlkel kültür düzeyinde dilde en önemli ayrım, genellikle günlük konuşma üzerine kurulmuş olan ritmik olmayan dil, bireysel inandırmanın dili; kolektif konuşmanın dili olan ritmik dil ise toplumsal coşkunun dilidir. Aristo, özel konuşma ile halk önünde konuşma, ritmik dil ile ritmik olmayan dil, bireysel inandırma ile kolektif coşk ...



Aşk, Şiir ve Bilgelik Üzerine

Ayşe Bağca | Poetik | Okunma: 157 | 07.11.14


"Arzu... İlk aidiyet budur
Aşk, yaşam şiirinin bir parçasıdır.
Şiir, yaşam aşkının bir parçasıdır.
Aşk, bilgelikle çılgınlığın en yüksek
birliğiyse, onu üstlenmemiz gerek."

İlk Türkçe baskısı Haldun Bayrı'nın kaleminden OM yayınevi  tarafından çıkan Aşk Şiir Bilgelik,  Edgar Morin'in  felsefi  düşüncesini  de bu kavramlar üzerinden  yeniden değerlendirmemize fırsat veriyor. Fransız yazar her ne kadar doğunun aşk tanımlamasına yakın bir tanımlama yapmış olup mistisizmle bütünleştirmeye çalışmış olsa bile doğunun aşk anlayışından çok daha farklı bir anlayışla karşımıza çıkmaktadır.

"Arzudur. İlk aidiyet budur.
Öt ...



Ah'lar Ağacı

Fatma Fidan | Şiir | Okunma: 94 | 03.11.14


"Bilirim kim dokunsa şiire
Eline bir kıymık batacak"

Biraz zor olacak gibi geliyor bu kitabı yazmak. Biraz ağır. Biraz durağan ve yutkunarak. Kalemin gündelik dille ne kadar derinleşebileceğinin bir örneğidir Didem Madak. Samimi söyleyişin ve hayatın, şiirde nasıl resmedilebildiğini gösterir. Kadın şâirler arasında en kadınsı olan, kadınsı duyguları en iyi aktaran, kadının dünyasını en iyi yansıtan şâirlerden biridir.

Garip geliyor. Bir ölünün ardından onu anlatmaya çalışmak. Varlığı kaybolmuş bir kadını şiiriyle yaşadığını yazmak. Edebiyat biraz da ölülerle bağ kurabilmek galiba. Ölmüş birinin ardından, bağ kurulabilmesi ...



Şairin Hayatı Şiirinden Okunur

Gülnaz Eliaçık | Edebiyat | Okunma: 209 | 31.10.14


Hayal âlemi aklınızın rakkasesi gibidir. Onu kalbinize değdirip, ucu bucağı görünmez bir dağ haline getirebilir ya da sınırlarını aritmetik bir yorgunlukla aklınızın boy aynasında sınayabilirsiniz. Seçmek işkencesi hep insana kalır anlayacağınız, sorumluluk sizindir, benimdir, diğerinindir... Hayallerinizden de sorumlusunuzdur, kalbinizden olduğu gibi. Dilinize akan söz ırmağının döküldüğü deniz kalemse, tüm cümleler açık bir havzanın sonsuz sınırında nefeslenme yolunu seçmiştir.

Ali Tavşancıoğlu deyince denizin derya, deryanın denize karıştığı anları anımsamalı, divan şiirinin kalbinde oturup bir müddet konaklamalı, edebiyatın edep kokusunu içimize çekmeli ve mizahın ince bir zekâ ürünü olduğunu bir kez daha hatırlamalıy ...



Nisyan İle Malumluk

Enes Yaşar | Roman | Okunma: 225 | 31.10.14


Edebi eserlerdeki çağın izleri, insanoğlunun hisleriyle örülmüştür çoğu zaman. Hemen hemen hepimiz kitabın sayfalarını araladığımız anda akmaya başlayan bir zamanın içerisinde bulmuşuzdur kendimizi. Bir anlamda duygularımız, sürecin içinde sürüklenirken olayların akışına kapılmışızdır. Fakat postmodernist anlatılara geldiğimizde ise artık kurguyu yazar değil, okur şekillendirmeye başlar. Yani yazılmış eser kitabın son sayfasına gelindiğinde bitmek yerine yeniden başa sarar ve farklı izlenimlere yol açarak devam eder. Daha doğrusu bir açık yapıt halinde kendisini sonsuza kadar yeniler. İşte Murat Gülsoy'un, Nisyan kitabı da bunlardan birisidir.

Murat Gülsoy'un Nisyan romanındaki anlatı kişisi ölüm döşeğinde ve hafızasını y ...



İlizarov Günlüğü

Alıntı | Edebiyat | Okunma: 105 | 21.10.14


Bu yazı, güzel insan Zeki Bildirici tarafından yazılmış, kitaphaber tarafından alıntılanmıştır.

Dostum Sezai Yeniay ilk kitabını 'İlizarov Günlüğü'nü geçtiğimiz hafta Google Play Kitaplar'da yayımladı. Zor bir zamanında yazdığı ve el birliği ile hazırladığımız bu kitabın burada tanıtımını yapmaktan da kıvanç duymaktayım.

"Sanıldığının aksine doğa en mükemmele evrilmiyor, en kol ...


Ansızın Yola Çıkmak

Gülnaz Eliaçık | Edebiyat | Okunma: 1018 | 15.10.14


Ansızın yola çıkarır mı birileri sizi! Yollara olan düşkünlüğünüze katılan esrar, ömrünüzde köşe taşı niyetine kalbinize oturur mu ya da! Bu kitap böylesi sorular sorduruyor işte insana.

Rasim Özdenören"in elimde tuttuğum "Ansızın Yola Çıkmak" isimli bu kitabının 4. baskısı 2008 yılında İz Yayıncılık tarafından yayınlanmış. Kitap 88 sayfadan oluşuyor ve içerisinde on iki öykü barındırıyor. Kitabın kapağı adeta içindekileri ele veriyor; Bir yol, yürüyen bir adam ve sanki bir sonbahar günü, rüzgârlı ve yağmurlu... Kitapta ki öyküler içerisinde yola, zamana, insana ve insanın iç konuşmalarına sıkça yer verilmiş. Cümlelerin ilk bakışta ki düzlüğü okumaya başlayınca başka bir hal alıyor kesinlikle. Cümlelerin insan üzerindeki psikolojik etkileri düşü ...



Sadakat Risalesi

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 143 | 16.09.14


Bağ, Bağlanma, bağlayış, rabıta. İnsan ancak sevdiğiyle beraberdir. Bu cümle insanoğlu için sevilecek ve sevilmeye hazır kalbe dair sahih ifadeler barındırır. Kişi kimi sevmişse onunladır, bu sevgi sadece kalbi bir bağlanma değil, zihinsel bir serüvene de tekabül eder. Nuri Pakdil'deki Fethi Gemuhluoğlu da işte bu zihinsel bir serüvene tekabül eden bağlanma ile anılabilir. Pakdil, Gemuhluoğluna adadığı eserine şöyle başlar: "Fethi Gemuhluoğlu'nun büyük anısına bitimsiz saygıyla” Bu saygı sadece sevgiyle bağlanan bir kalbin değil, düşüncenin sevgiye dönüş hali olarak da kendini gösterir.

Bağlanma bir dosta dostane cümleler ile ithaf edilerek girer meseleye. Pakdil'in kaleminde yer edinmek için gönlünde yer edinmek lazım evvela. Kalemine düşmüşse eğer o zaman bu dostluk sade bir d ...



ÇOCUK VE GENÇLİK EDEBİYATI-1

Serkan Parlak | Çocuk Edebiyatı | Okunma: 136 | 03.09.14


SÖYLEŞİ NOTLARI

Katılımcılar: Oya Adalı, Filiz Özdem, Necdet Neydim, Sevin Okyay

"Bilgiyi ders kitaplarından değil, edebiyattan öğrendim."

Yeni sistemde MEB müfredat ve genel felsefesindeki değişim sonucu aslında ezberci eğitimi değil de eleştirel ve yaratıcı düşünceyi önemsiyor. Bu sistemde yapılandırmacı anlayışla birlikte öğretmen ortam kurar, öğrenci ise bilgiyi kurar, yeniden üretir, yapılandırır. Geleneksel eğitim sisteminde öğrenciler sınırlı, kafaları özgür değil. Kendilerini büyüklerine beğendirme, onların istediklerini verme, gördüğünü tekrarlama en belirgin özellikleri. Biz de onları onaylayarak, beğenerek ekmeklerine yağ sürüyoruz.


Çocukluğun İlk Kitabı

Mehtap Altan | Çocuk Edebiyatı | Okunma: 410 | 01.09.14


Çocuğun dil zekâsı çok erken yaşlarda gelişmeye başlar. Küçük yaşlardan beri edebî eserlerle meşgul olan çocuk kendi yeteneklerinin farkına yaşıtlarından daha çabuk varır. Ancak çocuk edebiyatı, ülkemizde ihmal edilen ve yeni yeni keşfedilen bir edebiyat türüdür. Ülkemizdeki en büyük sorun, çocuklarımızın ilköğretim ve ortaöğretime kadar çocuk edebiyatından habersiz olmalarıdır!.. Kitap Haber olarak "Çocuk Edebiyatı”na dikkat çekmek istedik ve sorduk her meslekten insanlara...

 Soru: Çocukken okuduğunuz ilk kitap hangisiydi, kaç yaşındaydınız, size hissettirdikleri?

 Hazırlayan: Mehtap Altan

  ...



Cumhuriyet'in İnatçı Keçileri - Sandrine Moureles

Meryem Betül Altuntaş | Roman | Okunma: 937 | 25.08.14


"Cana yakınlığı bu ilk buluşma boyunca değişmedi. Ve ona biraz safça görünen sorularımı sormakta çekinmedim. Zaten o da din değişmeden önce aynı şekilde İslam dinini, öğretilerini ve inançlarını daha iyi tanıma ihtiyacı duymuştu. Her zaman olduğu gibi onun evinde konuşuyorduk. Biraz açıldıktan sonra bana hiç beklenmedik bir teklifte bulundu: -Kocamın ikinci eşi olur musun? "

Din değiştirmiş iki Fransız kadınla Cezayir'li bir adamın ilginç hayat öyküsü...

21. Yüzyılda uygar dünyada (!) yaşanan bir insanlık ayıbının ilk ağızdan serüveni.

Ateist bir babanın ve dininden kopuk Katolik bir annenin tek evladı olan Sandrine, muhasebe okumaktadır. Pazar günleri kiliseyi ve huzur evlerini ziyarete pek ehemmiyet veren bu ...



Sen Yan Ji Tu

Ferit Genç | Roman | Okunma: 262 | 22.08.14


''İnsanların güzelliği, dillerinin güzelliğiyle ölçülür.''

Türkiye tarihi yüzyıllar boyu sürse de geçmişinden kolay kolay silinemeyecek kötü tarihsel olaylarla donatılmıştır. Biz bunu ister ideolojik açıdan ele alalım isterse sınıfsal açıdan alalım. Her türlü yolun sonu kötü bir karanlığa sürükler bizleri.

''Sen'' adlı eser ünlü entelektüel Kürt yazar Mehmed Uzun'un kaleme aldığı ilk eseridir. Kimileri esere karşı ideolojik eleştiriler yapmıştır kimileri ise yazarın kaleminin yeterince iyi olmamasından yakınmıştır. Öncelikle bir esere ideolojik yaklaşımlarla yaklaşmak o eseri ele almanın aptallığını göstermektedir. Çünkü önyargılar insanlık tarihinin başına gelm ...



Soğuk Rüya'ların Genzi Yakan Ayazı

Mehtap Altan | Öykü | Okunma: 262 | 21.08.14


"Soğuk Rüya" Değerli Şair-Yazar İmdat Avşar'ın ikinci hikâye kitabı. On beş öykü barındırıyor içinde. Yazarın "Soğuk Rüya" adlı hikâyesi 2011 Yılı Yunus Emre Anısına "Sevgi" konulu hikâye yarışmasında birincilik ödülü almıştır. Bunun akabinde "Soğuk Rüya" adlı kitabı İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği İLESAM tarafından 2012 yılında Hikâye dalında ödüle layık görülmüştür."Soğuk Rüya" kitabının içinde yer alan "Şehnaz Hanım Koleji" adlı hikâye de 2009 yılında düzenlenen Abbas Sayar anısına hikâye yarışmasında birincilik almıştır.

Şi ...



Ruhum Bir Kadındır - Annemarie Schimmel

Ayşenur Aydınlı | Edebiyat | Okunma: 965 | 20.08.14


"Alıntıladığım birkaç güzel cümlesi olsa da, önemli yanlışları var. Dikkatli okunması gerek.” diye ilk sayfasına not düştüğüm bir eser. Kitaptaki bu hatalar, eksikler; çeviri hatası olabilir diye düşünülecek olsa bile, bilgi eksikliklerini sanırım tamamen çeviri hatası olarak nitelendirmek doğru olmaz.

İz yayıncılıktan çıkan "Ruhum Bir Kadındır”ın adını pek çok kez duymuştum ama son olarak bir arkadaşımın ısrarı üzerine okudum bu kitabı. Açıkçası yazarın yabancı, eserin çeviri olması gibi sebeplerle kitabı okuma hususunda tereddütlüydüm her zamanki gibi. Okuduktan sonra düşüncelerimde gerçekten birkez daha yanılmamıştım. O kadar methedilen bir eserden beklenilen performans değildi bulduğum.

Müslüman olup olmadığı hakkında kesin ma'l ...



Şiirin ipek sesi

Bilal Can | Şiir | Okunma: 156 | 15.08.14


Şiir üzerine yazılan, üzerine emek verilip şiirin katkısına sunulan eserler her geçen gün artarak devam etmekte. Bu da şiiri farklı bakış açılarıyla irdeleyip incelemeye imkân sağlamaktadır. Şiir tamamen kişisel bir yaklaşım olmak iken şiir üzerine yazılan incelemeler de bana göre tamamen yazanın kişisel kanaatlerinin olduğu metinlerdir.

Şiir üzerine yapılan hiçbir çalışmayı önemsiz göremem sanırım şiire verdiğim değerden kaynaklanmaktadır. Bu bir tercih meselesidir. Şiiri sevip sevmeme. Böyle bir ayrıma düşüp kendi kendinize cevaplar üretebilirsiniz.

Vereceğiniz cevap da sizin şiire yaklaşımınızı belirleyecektir. Fakat şiire ön yargı davrananlara önerim peşin hükümlü olmamalarıdır. Bi ...



Anlam Duvarının Metafizik Çivisi

Alıntı | Şiir | Okunma: 295 | 07.08.14


Çivi şiirleri bir bütün olarak bilinçaltında benliği ele geçiren insan dürtülerinden, akla ve insana, kutsala, göksel olana yani en yükseğe kadar çıkıyor. Şiirin; bu yükselişteki her irtifası bireyden, yerelden, genele uzanan insan ve toplum sorunlarıyla ilgili. "Afrikalı bir kadının üşüyen gözlerindeki açlıktır yaşam" Bunun gibi anlamda terminolojisi farklı toplumsal gerçekçi bir damarında varlığı hissediliyor.

H. İhsan Sönmez yazdı...

Görünüş olarak bir sanat yapıtının içeriği; doğallığını özel olarak yitirmiş bir varoluştur. Hegel böyle diyor. Kant ise; sanat yapıtının varoluştan daha çok hakikat taşıyıcısı olduğunu söyler.  Her ikisi de sanat yapıtı ...



Mushaflar ve Bombalar

Meryem Betül Altuntaş | Roman | Okunma: 934 | 04.08.14


"Halklar insanlar gibidir. İyilikleri de, kötülükleri unutmazlar. 30 bin müslüman öldürüldü Hama'da.. Bunların çocukları büyüdüler ve bu çocuklar bugün rejime hesap soruyorlar. Ben yıllarca Filistin'de, Lübnan'da, Afganistan'da farklı farklı coğrafyalarda gazetecilik yaptım. Gözümün önünde insanlar öldürüldü, bir sürü savaş gördüm. Ama Suriye'de son iki ayda gördüğüm şiddeti, insanlar yapılanları dünyanın hiç bir yerinde görmedim. Bana "Bugün İslam dünyasında en zor durumda olan müslümanlar kimlerdir?" diye sorsanız, hiç düşünmeden "suriyeli müslümanlardır" diye cevaplarım." diyor Adem Özköse 2011 Temmuz ayındaki bir röportajında.

Materyal düzenin her yaşta insana empoze etmeği başardığı yaşam tarzı bu. Peki ya ötekiler? Diğerleri? Biz' ...



Liyâkati Anlaşılmamış Yazar: Sâmiha Ayverdi Ve Aralanan Kapı: Ateş Ağacı

Fatma Fidan | Roman | Okunma: 211 | 01.08.14


Edebiyat dünyamızda liyâkati gözden kaçmış bir yazar Sâmiha Ayverdi. Yeni yeni tanınmaya/keşfedilmeye başlanmış kitapların sahibi. Türkçeyi cismani ve ruhani hikmetlerle yoğuran kağıttan ve kelimeden meşale yakan bir üslûbla.

Söze ondan bahsetmekle başlayalım:

Sâmiha Ayverdi: 21 Kasım 1905 günü İstanbul'da doğar. Husûsi bir tahsil tâlim eder. Tarih, felsefe, tasavvuf ve edebiyat sâhalarında kendini yetiştirir. Hayatında esas rol oynayan isim Altay Dergahı Şeyhi Ken'an Rıfâî Hazretleri'dir. 1938 yılında ilk romanı "Aşk Budur" neşredilir. Bunu diğerleri tâkip eder. 1946'dan sonra daha çok fikrî ve târihi eserlere ağırlık verir ve hâtıralarını ka ...



Mehmet Akif ve İstiklal Marşı

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 972 | 21.07.14


İstiklal Marşı, kahraman milletimize nasip kılınan en güzel ödüllerden biri. Yazılan tarihlerden birinin daha kelimelerle ifade edilir yanı. Hepimizi alıp götüren, sürükleyen, atamızın izini yankılatan bir şiir. Mehmet Akif"in en başarılı eseri. Adını tarihin altın sayfalarına yediren şairin, Mehmet Akif Ersoy"un. Öyle bir milliyetçi şair ki, kalemini halkı adına oynatıyor, halkı adına kağıdın yüzüne sürüyor. Büyük şair ve onun en büyük eseri, İstiklal Marşı. Devlet, milletimin şiiri diyerek kabul etmiş onu. Kimse dil uzatamıyor, kimseden ses çıkmıyor onun hakkında. Büyük şair ve onun ebedi yapıtı, İstiklal Marşı.

Mustafa Özçelik, "Mehmet Akif Ersoy Ve İstiklal Marşı" adlı bu yapıtında eserin hangi koşullarda yazıldığını anlatıyor. "Milli Mücade ...



Gariplerin Kitabı

Bilal Can | Öykü | Okunma: 1042 | 07.07.14


Kitaplar bazen bir hakikat yolculuğunun serüvenini anlatır. Bu yolculukta heybeye dolan sesleri, adımları, cümleleri, fısıltıları, evreleri anlatır. Bu tür kitaplara kimi zaman bir otobiyografi, biyografi, gezi yazısı, anlatı, roman, hikâye... gibi isimler verilir. Kitabın türünün bazen bir önemi yoktur. O vermek istediğini verdiği zaman şiir de olabilir, masal da. Asıl önemli olan kitabın amacına ulaşmasıdır. Kitabın söylemek istediğini söylemesidir. Türünün, renginin, sayfa yapısının bir önemi yoktur. Bu bahsedilen öğeler sadece kitabı biraz daha renklendirir.

Kitaplar insanlara çok şeyler katabildiği gibi insanlardan da çok şeyler alabilir. Bir kitap okudum hayatım değişti, bir kitap okudum yeni bir bakış açısı kazandım, bir kitap okudum kend ...



Çivi Yaraları

Gülnaz Eliaçık | Şiir | Okunma: 260 | 04.07.14


Islaklık...

 Hissettiğim, üşümeli bir kanamadan başkaca bir şey değil! Her yan ıslak. Sağım ve solum. Kalbim ve aklım. Ellerim ve gözlerim.  Yağmurdan, gözyaşından ve dahi kandan! Kanla karışık gözyaşı yağıyor harflerin kıblegâhından. Ellerimde derman yok, kalbim yorgun. Yenilmiş bir savaşçıyım ben, kalbi çivi yaralarıyla delik deşik olmuş, şiirin bozgununa uğramış yenik bir savaşçı! Sayfaların gölgesinden çevirsem başımı, görmese gözlerim imgelerin ırmağından geçen, rüyalarda, kısmet niyetine söylenen balıkların hüznünü...  Sussam, sussam hiç konuşmasam! Dili mühürsüz doğmuşum ne yazık, aklı tutuklu sonra. Ve kalbi, kafesinden çıkmaya korkak bir kuş misali, hürriyetin penceresinden çıkarsam başı ...



Bir Büyü Dükkanı

Kitaphaber | Öykü | Okunma: 106 | 30.06.14


Birsen Çay, Büyü Dükkanı'nı okuyup Kitaphaber için notlarını paylaştı...

 

"Her insanın yaşamında çok istediği ancak sahip olamadığı bir şeyler vardır. Yada sahip olup kaybettikleri... Bazen de sahip olduğu ancak kurtulmak istediği şeyler... İşte bütün bunlar, o ülkede yaşayan insanların bir kısmı için Büyü Dükkânı'na gelme nedeniydi. Bu dükkânda isteklerinizi sınırlamak zorunda değilsiniz, müşteriler hayal edebildikleri her şeyi isteme ve alma hakkına sahiptirler; tabi bedelini ödedikleri takdirde. Her yerde olduğu gibi bu dükkânda da almak istediğiniz şeyin bir bedeli vardı. Bu bedelin ne olacağı, dükkân sahibi ile yaptığınız pazarlık sırasında ortaya çıka ...



Bir Romanı Okumak!

Ferit Genç | Deneme | Okunma: 396 | 25.06.14


Bir romanı okumak bir şiiri okumaktan ya da bir denemeyi okumaktan farklıdır

Kimilerine göre globalleşen dünyada modernist bir toplum hayatının sürdürüldüğü söylense de nitekim aksini iddia edip post-modern bir döneme geçiş yaptığımızı iddia edenlerde vardır.

Selahattin Yusuf'un sinema, felsefe, edebiyat alanlarında kendi gözlemleri ve Tarkovski, Wittgenstein, Nietzsche, Orhan Pamuk, Oğuz Atay, Jack London, Shakespeare, Vincent Van Gogh, Gogol, Stefan Zweig, Faulkner vb. isimler üzerinde düşündürücü, ufuk açıcı, bilinmeyen yönlerini ele alan kabataslak bir genel kültür donanımı oluşturucu özelliklerini bir arada verdiği, edebiyatla iç içe olan okurların seveceği ...



Cuma Hikayeleri

Misafir Köşesi | Öykü | Okunma: 232 | 18.06.14


Engin Firol, Kitaphaber için kaleme aldı.

Son zamanlarda okumalarımın başında da sonunda da aynı soruyla karşılaşıyordum. Bildiğin bir yazarı okumak mı yoksa bilinen bir kitabı okumak mı daha etkili olur? Henüz bu soruya net bir yanıtım yok. Lakin size okuduğum son hikaye kitabından bahsedeceğim. Bir hikaye kitabı demek bence hadsizlik olur. Çünkü hikayesi kurgusal değil. Sonradan yazılmış hikayeler de değil bu hikayeler. Çok belli bir gönülde yaşandığı, çok belli gözyaşıyla yazıldığı. Hissettirdiği öyle duygular var ki değil artık okumak sadece orada olmak, o hikayede yaşamak istiyorsunuz. O kadar samimi, öyle içten ki bir çocuğun anne eteğine sarılır gibi sarılmak ve o şefkati tatmak istiyorsunuz.



Vedat Sağlam'ın Son Direnişçi'si

Fatih Pala | Roman | Okunma: 153 | 11.06.14


Tarih'i ele alan eserler hep kıymet taşır bende. Tarih'i bugüne taşımak, ondan ders ve ibret almaya götürür insanı. Hayat, tecrübelerden ibaret olduğuna göre, kötü ve yanlış yaşanmışlıkların tekrar edilmemesi için öğüt alınmalıdır evvelce yapılıp edilenlerden. Müminlerin bir delikten iki kez ısırılmayacağının öğüdünü veren Rasul aleyhisselam'ın sözünden hareketle, gedik kapatıcı mahiyettedir tarihî veriler.

Osmanlı Sultanlarından II. Abdülhamid Han'ı konu edinen Son Direnişçi adında bir tarihî romanla karşıladı okurlarını Vedat Sağlam. Nar Yayınları arasından Ekim 2013'te gelen bu çalışma, roman tadında bir büyük direniş erbabını anlatıyor tüm ayrıntılarıyla. II. Abdülhamid'in sultanlık dönemini, bir roman kanalıyla ilk k ...



Okyanus Görmüş Gemi

Mehtap Altan | Şiir | Okunma: 514 | 11.06.14


"Kendisinden başka her şeye
Sessiz kalana
Onun tekne diliyle
Okyanus görmüş gemiyi
Anlatması mümkün mü?”

Şiir, gönlün puslu odalarına aklın ateşi ile şefkat sağan bir manifestodur! Kelimelerini emeğin kutsal terinde törpüleyip kendi terennümünü oluşturanlar kucaklar şiiri ve geleceği. Acının anavatanında şiir ile göverenler, kalemlerini ateş ile ıslatırken çoğalırlar. Bu çoğalışın meâli bazen bir imgenin beşiğinde, bazen bir ritmin huzur veren hareketinde bazen de felsefî bir nidanın gölgesindedir.

Abdülkadir Budak, geleneğin ve hecenin klasik rengini, ironi ve felsefenin zekice k ...



Buralar Anadolu'dur Hikayelerle Doludur

Ayşe Bağca | Öykü | Okunma: 242 | 09.06.14


Yıllar öncesinde bir edebiyat dergisinde beni derinden etkileyen bir hikâye okumuştum."Baba gitmeliyim. Gitmekten muradım bana ihtiyaçları oldukları için değil benim bu gitmeye muhtaç olmamdır." sözcüklerini her okuyuşumda içimde bir yara açılır, hüzün gemileri yollardım uzaklara. Kendisiyle tanışmak şansına erdiğim yazarın daha sonra aynı güzellikte pek çok hikâyesini okumak kısmet oldu.

Her hikâyesinde hüznün kadife kanatlı kelebeklerini göğe salan İbrahim Eyibilir nihayet beklenen kitabını çıkarmış. Bu kitap için geç kalındığını düşünmüştüm ama beklenene değen, içi dopdolu bir kitap olduğunu görüyor ...



Sevinciniz, başkalarının hüznü olmasın

Yakup Çak | Edebiyat | Okunma: 142 | 04.06.14


Sosyal duyarlılık kapsamında kaleme alınmış bir eserdir. Yazarın bireysel silahlanmaya karşı bir duruş ve bir farkındalık oluşturma çabasıdır. Günümüzde ciddi bir sosyal problem haline gelen bireysel silahlanma ve özellikle maganda kurşunlarının tükettiği hayatlar, söndürdüğü ocaklar, üzerinde ciddi çalışmaların yapılması gerektiğinin de en büyük göstergesidir.

On yedi gün, maganda kurşunuyla yaralanan Umut'un hastanede geçirdiği on yedi günlük yoğun bakım süresinde, ailesinin neler çektiğinin anlatıldığı hayattan bir hikâyedir. Umut koyu bir Beşiktaş taraftarıdır ve takımının galip geldiği bir maçın ardından sokağa çıkarlar. Galibiyet coşkusunun yoğun yaşandığı Güven Parka gelirler. Orada sloganlarla marşlarla galibiyet ...



Hayal Meyal

Mehmet Burhan | Öykü | Okunma: 720 | 23.05.14


Hayal meyal bir öykü. Hayal meyal bir yaşam. Hayal meyal de olsa farklı ve içinde sıkıntı dolu günleri yaşamakta olan bir adam. Farklı düşüncelerin bir araya getirdiği iki insan, hatta birçok insanın bir araya gelmesi.

Tarık Tufan'ın kaleme aldığı "hayal meyal" bir gencin hayat hikayesini konu alıyor. Hayatı yaşamanın gerçekliği ve bir o kadarda içtenliğiyle. Bazen isyan eden, bazen duraksayıp düşünen bazen de farkına varmanın acısını/mutluluğunu yaşayan bir genç.

Eline kalem yakışan iyi yazarlarımızdan olan Tarık Tufan bu kez bir hikayede konu ediyor yaşamayı. Farklı atmosferlerde yaşayan iki gencin aşkının yanı sıra hayatın kaybolan yılları ve özlemini açığa vuruyor. Eski mahalleli kavramını hatırlatıyor bir ara. Sonra o ...



Kadim sevdamız, kadim şehir; Kudüs

Ferhat Özbadem | Edebiyat | Okunma: 837 | 25.04.14


Kadim şehirler daim güzeldir. Bu güzellikleri her hali ile kendisini belli eder. İşte bu şehirlerin bir tanesi de Kudüs'tür. Kendisine şiirler yazılan, besteler yapılan, kitaplar yazılan, filmler çekilen, aşık olunan bir şehirdir Kudüs.

 Düşünce dünyamızın kilometre taşları vardır. Değişmeyen sabitelerimiz vardır. dualarımızın sertacı vardır. Umutlarımız vardır. Dertlerimiz vardır. Rüyalarımızın değişmeyen başrolleri vardır. İşte bütün bunları tek kelime ile tanımlamak gerekirse o kelime Kudüs'tür.

 Kudüs... Her gün yeni bir aşk doğuyor, ruhumun tül perdeli penceresinden. Bir gün Kudüs, diğer gün Kudüs ertesi gün yine Kudüs oluyor bu aşkın adı. İnce bir selvinaz gibi, her an kırılmaya ...



Felsefecinin Kedileri

Bilal Can | Hatırat | Okunma: 217 | 23.04.14


Günlük hayatımızda koşuşturma içerisinde bir hipodromda koşarcasına giriştiğimiz hayatımız bize her zaman güzel ve dingin vakitler sunmaz. Sunulan zamanın iyiliği veya kötülü bizim kendi kendimize yaptıklarımız veya yapmadıklarımızla ölçülebilir.

Zamana uymak zamana göre hareket etmek, koşturmaca içerisinde bulunduğumuz dünyayı ve yaşadığımız ortamı kimi zaman göremememize neden olmakta etrafımızda olup biten tüm şeylere duyarsız hale getirmektedir.

Uzun cümleler kurmak için bile artık vaktimiz yok, zamanı en güzel biçimde değerlendirmek bu gün çok para kazanmakla birleşir ve ne kadar para kazanmışsam aslında o kadar çok güzel zaman geçirdim mantığı modern dünyanın materyalist düşünces ...



Her Aşk Bir Serenad İçerir

Ferit Genç | Roman | Okunma: 232 | 21.04.14


''Okumak özgürlüktür'' der Aliya İzzetbegoviç. Özgürlük, burada sadece anın tadını çıkarabilmek değil aksine geçmişin tarihsel serüveninde gezinip, geleceğin inşasında rol oynayabilmeyi sağlamaktadır.  Herkesin bir özgürlük alanı vardır. Ve özgürlükler genel geçer olmasının aksine bireyden bireye değişen bir homojen yapıdır. Serenad, özgürlük yolunda mücadele veren iki bireyin üçüncü bir şahısın çabaları sonucu onun izleniminden yola çıkarak daha çok geçmişin tarihsel serüveninde yol alan bir eserdir.

Yazar Zülfü Livaneli Türkiye'de Türk(iye) müzisyenliğini, senaristlik, politikacı, yazar ve yönetmen koltuğunda yer almış önemli bir şahıstır. Bu çok yönlü başarısı gerek kaleminde gerekse müziklerinde çok geniş bir kültürel yelpazeye sahip olduğunu göstermektedir. Bu çok ...



Açık Mektuplar - Ahmet Özcan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1085 | 16.04.14


Mektup türü tüm yazınsal kategorilerde önemlidir. Bir yazarı daha iyi anlayabilmek, hakkında detaylı bilgilere sahip olmak için yazdığı mektuplara bakmak gerekir. Çünkü mektuplar tüm iç dökümlerin bir şeceresi niteliğindedir. Yazan kişi yazdığı mektuba gönlünü, duygularını, düşüncelerini koyarak yazar. Bu yüzden biraz mahrem sayılsa da önemi eksilmemiştir.

Kelime anlamı olarak bir şeyi haber vermek, bir şey sormak veya istemek, genellikle posta yoluyla gönderilen yazılı kâğıda name ya da mektup denmektedir. Mektuplar insanların birbirlerine duygu, düşünce veya görüşlerini bildirmek için kullanılan bir araçtır.

Kitap, bahsedilen mektup türünden birkaç yönüyle ayrılmaktadır. Yazarın yazd ...



Kalbe Doğru Kırılan Dümen

Merve Yüksel | Roman | Okunma: 273 | 14.04.14


Fertler ve fertler aracılığıyla bir medeniyetin irfan ve aşkla zenginleşmesi adına hayatını, zihnini ve yüreğini ortaya koyan manevî dinamikler vardır, bilirsiniz. Her zaman ve her mahfilde gönülleri titreten, insanın en hassas taraflarına dokunan, sözleri ve satırları dillerden düşmeyen bu mümtaz şahsiyetler klasikleşmiş ve her devre hitap edecek bir yetkinliğe sahip olmuşlardır. Onları görmesek de, duymasak da, kıyılarına vurmasak da, onlar varlar, konuşuyorlar ve kendileriyle buluşanların yüreklerinde pak ve ak manevî bir dünya tesis ediyorlar.

Şirvânlı Yahya makamınca kalbe nazar eden Firdevs Kapusızoğlu; bu mümtaz şahsiyetlerden birini, Azerbaycan topraklarının tavaf yeri hâline gelmiş bir güzeli anlatıyor. Aydınlık ...



Bir Alimin Biyografisi; Sadruddin Konevi

Sait Alioğlu | Biyografi | Okunma: 336 | 09.04.14


BİR ÂLİMİN BİYOGRAFİSİ; SADRU'D-DİN KONEVİ

Günümüz Selçuklu ve Selçuklu dönemi Konya tarihçilerinden Prof. Dr. Mikail Bayram'a ait "Bir Âlimin Biyografisi; Sadru'd-din Konevi”adlı eserde dile getirilen bilgiler muvacehesinde Sadru'd-din Konevi'nin hem Ahi Evren ve hem de Hacı Bektaş ile bir ilişkisi olduğunu bu kitaptan öğrenmiş oluyoruz. Kendi döneminde Ahi Evren ile çeşitli konuları içeren mektuplaşmaları söz konusu olduğu halde, bu mektuplaşmaların Ahi Evren ile değil, Sadru'd-in Konevi ile o dönemde yaşayan, ama İran coğrafyasında bulunup Anadolu'ya hiçbir surette gelmeyen Nasiru'd-din-i Tusi arasında geçtiği daha düne kadar düşünülüyordu. Biz ise, Mikail bayram tarafından kaleme alınan bu kitaptan yola çıkarak ...



Yangın Kalpte Başlar

Yakup Çak | Şiir | Okunma: 174 | 09.04.14


Yüreğin sesi, cümlelerin mana yüküyle istif edilmiş halidir şiir. Ve şairler ise bu işi yapan cümle işçileridir. Hayata bakış açısı, gördüğünü en güzel ve en etkili bir dille anlatan, anlattığını insanın yüreğinin bam teline dokundurarak, farklı âlemlere götüren bir meltem esintisi sunmaktır.

Sadece yüreğinin sesini cümlelere aktarmayan şair, felsefi yönüyle de ayrı bir mühendislik göstermektedir. Yazar ve şair adayları için yaratıcı yazarlık okulu açan şairin, daha önce çıkardığı eserler göz önüne alınırsa şiir, deneme, gezi-hatıra, öykü alanlarında eserleri mevcuttur. Bu kitapta da kendisine ait dünyasından özellikle insanların ruhlarına hitap ederek, söz söylenecekse Hak için olsun düsturunda olduğu görülmektedir.

...


Sözüm Gerçeğin Gölgesidir

Yakup Çak | Roman | Okunma: 311 | 04.04.14


Gelin sözcüklerden bir resim yapalım. Ya da resimleri sözcüklere çevirip onları okuyalım. Hayallerimizi, rüyalarımızı, hayatlarımızı resmedelim cümlelerle. Ya da işi ehline bırakıp, sözcükleri resmeden Hasan Cüneyt Bozkurt’a kulak verelim…

Hayat, her insanın kendi gördüğü şekilde şekillenen bir sahne, geçiş yaptığı bir güzergâhtır. Belki de her insanın hisleriyle, eylemleriyle, hayalleriyle, rüyalarıyla şekillendirdiği bu yolculuğuna verdiği addır hayat.

İnsanların nakış nakış ilmeklerle dokuduğu hayatlar, kendilerine özgü bir dünyayı da ortaya çıkarır. Ki her sanatkâr yaptığı eserinin görülmesini, bilinmesini ister. En güzel ressamlar her fırça darbesiyle, içinde kurdukları dünyaların ...



Duino Ağıtları - Rainer Maria Rilke

Feyzi Baran | Şiir | Okunma: 1181 | 01.04.14


On yıl yakılan bir ağıt. İlk okuduğumda Cahit Zarifoğlun"dan bir mısra yanklılanıp durdu zihnimde.

"ne çok acı var"

On yılda yakılan on ağıttan oluşuyor Duino ağıtları. Duino ; kontes Marie Von Thurn und Taxis adlı bir soylunun Trieste yakınlarındaki bir şatonun adıdır. 1912 de burada ağıtları yazmaya başlar ve bu yolculuk on yıl sürecektir. Duino ağıtları Rilke son kitaplarından biridir. 51 yaşında ölen Rilke kitabı düşüncelerinin olgunlaştığı bir dönemde kaleme alır.

Rilke öğrenimini Münih ve Berlinde sürdürürken Münih'te yaşayan kadın şair Lou Andreas Salome ile tanışır. Daha önceki yıllarda Nietzsche'nin aşık olduğu bu kadının Rilke'nin sanatçı kişiliğinin gelişmesinde büyük rol oynadığı belirtilir.
...



Ay Işığı Su İçer Birazdan

Gülnaz Eliaçık | Mektup | Okunma: 709 | 26.03.14


Ben de senin devamın var.

Leyla Erbil

Kalbimizin boşluklarında sallanıyor harfler. Bir rüzgâr gelip içimize döküyor hepsini, sonrası bir kazı hikâyesi, bir buluş ve buluşma anı, sonrası, derin bir "ah!" meselesi… Birinin elleri gelip o harfleri kazıdığında bir şairin kalıntılarını buluyor içinizde, aklınızda, çekmecenizde… Yazı söz gibi uçup gitmiyor işte, tam şuraya, sol köşenize mıhlanıyor. Sevda dedikleri mesele de böyle. İçinizden hiç çıkıp gitmiyor, hele ki kavuşamamışsanız, hele ki o kıyıda hep tek kalmışsanız, yıllar sonra bile kalbinizi kemiren bir şeyler kalıyor içinizde.

Leylim Leylim, "hasretinden pra ...



Daniel Pennac - Okul Sıkıntısı

Bilal Can | Roman | Okunma: 1305 | 25.03.14


Daniel Pennac ismini daha çok polisiye romanlarla kendini duyurmuştur. Son kitabı Okul Sıkıntısı ise kendi yaşam öyküsünü anlattığı biyografi roman kategorisine sahip. Eser Fransa"nın en iyi roman ödülü olan Reneudot Ödülünü alarak Fransa"da uzun süre çok satan listelerinde durmuştur. Ama aynı etki Türkiye"de söz konusu olmamıştır. Bunda yazarın Türk okuyucular tarafın pek bilinmemesi ve çeviri eserlerin Türkçe"ye tam olarak çevrilememesi gibi sebepler eserin istenildiği gibi etkiyi uyandırmamasına neden olmuş olabilir.

Çeviri eserlerin dilimize tam olarak oturması çevirmenin çevireceği eserin dili ve çevrilen dilin döngüsüne sahip iki dili yetkin bir biçimde bilip kullanması gerekiyor. Daniel Pennac"ın Okul Sıkıntısı eserini Türkçeye kazandıran ...



Kalıp İle Kalp

Fatma Fidan | Biyografi | Okunma: 1024 | 20.03.14


Huzur Defteri, M. Fatih Çıtlak'ın Safer Dal Hazretlerinin kendisine tutturduğu notlardan, dinlediği sohbetlerden derlenerek ve belirli bir seyir gözetilerek (Safer efendinin de şeyhi olan) Şeyh İbrahim Fahreddin Şevki Efendiyi anlatıyor. Kitap hatırat kategorisine konulmuş ama ben yine kendi kategorimi yapmaktan geri duramayacağım. Benim nazarımda bu kitap bir nevi biyografik çalışmadır. Şeyh Efendinin hayatını baştan sona kadar hatırat şeklinde ve seyr u süluk gözetilerek ve dahil yakın tarihe varan hâdiselerle birlikte sunulmuş bir biyografi.

Kitapta bir tekkeye ilişkin ne aktarılabilecekse hepsi aktarılıyor. İbrahim Fahreddin Efendiye gelinceye kadar Tabakat-ı Şernubiyye isimli eserde kutbiyyeti


Kitapların Hakkı

Enes Yaşar | Deneme | Okunma: 618 | 20.03.14


Kitapların da bir halkı vardır; anlam yokuşundan salınan... Cümlelerin heyecanına tutunarak ilerleyen düşünce kahvehanelerinde... Taze bir ekmeğin kokusu gibi süzülen satır aralarına... Ve mutlu olan sayfaların kendilerine tahsis ettikleri yerlerde gezinmekten...

İşte "Tüfeksiz Hareketler" kitabı da bu halkının duygularını taşımakta olan (köşe) yazılardan oluşmaktadır. Ve samimiyeti sessizliğin kalbine bırakarak ilerlediğimiz satır aralarında unutulmaya yüz tutmuş manevi değerlerimizi hatırlatmaktadır bizlere. İlk olarak da belli kalıplara sığdırılmak istenen düşünce dünyasının tehlikeli hürriyet özgürlüğü karşısında yorgun ruhların yanında kalabilmenin mücadelesini vermektedir. Ki "çıkmazın insanı götürdüğü yer, çıkardan başkası değildir" anlay ...



Ey Çanakkale Ey Şehit Şehir

Merve Yüksel | Hatırat | Okunma: 379 | 18.03.14


"Ey Çanakkale... Ey Şehit Şehir...
Sen gülercesine, bir gül bahçesine girercesine,
Ölüme, aslında ölümsüzlüğe doğru koşan,

Gelibolu gibi ufacık bir yarımadada
Gül Peygamberle musafahalaşan ,
Ravza'da  sonsuzlaşan,
Allah, Peygamber aşkına kurban olanların,
Kınalı Hasan'ların, Anadolu'nun yiğit evlatlarının,
Gömüldüğü mukaddes diyarsın."

Yıl 2013, mevsim yaz... Akşamın narin sisleri yavaş yavaş her tarafı sararken yol arkadaşım kapımı çaldı.     

- Hadi kalk gidiyoruz!
- Nereye gidiyoruz"
-Çanakkale'ye...

Çan ...



Ve şair dedi ki Tanrı bizimle

Misafir Köşesi | Şiir | Okunma: 242 | 14.03.14


Fatma Güven, Taşranın Sazendesi'ni değerlendirdi...

Şiir büyük külfetlerle yazılan edebi anlatım biçimidir. Şair anlatmak istediği kelimeleri önce kendi yaşar sonra aynı ölçüye yakın markajda yaşatmak ister okuyucuya. Pejmürde harfleri tutup uçlarından olağanüstü cümlelere indeksleyen odur. Evrendeki aykırı rüyaları belletir dünkü güzlere. Soğuk savaşta gölgesini üzerine çekip ısınan insanoğlu, sıcak savaşta perdeleri çektiği ölçüde kaçacağını sanır bunaltıcı ısıdan. Termometreler eksi düşü gösterdiğinde hayal kurmak pahalıya patlar cesetlere.Kaçış senfonisi ısmarlarken rüyalar, dimdik yokuşu çıkarken anısal reforma uğramış kalabalıkların hışmına uğrar yalnızlıklar. Karanlıklardan aydınlıklara çıkmaya çalı ...



Yaşlı Rind'in Ölümü Dirilişi Midir?

Ferit Genç | Roman | Okunma: 171 | 13.03.14


Zorunluluklar bazen insanların talihini değiştirmeye güç yeten olgular olmuştur. Nitekim Türkiye’nin geçmiş tarihine baktığımızda zorlu zorbalıklarla dolu olduğunu görüyoruz. Bir kimliği yok sayan bir devletin, bir halkı başka başka kültürlerle tanışmasına zorlayan bir süreç. Nitekim bir Mehmed Uzun gibi bir yazarın ülkesinden sürgün edilmesinden dolayı Kürtçe-Türkçe ve İsveççe dillerini öğrenmesine neden olmuştur. Kürtçe öz dili, Türkçe zorunlu dili ve İsveççeyi ise Türkiye’de öteki damgasına maruz kalmasından dolayı yaşamak zorunda kaldığı yer olan İsveç’te öğrenir.

Türkiye tarih boyunca hiçbir zaman kendi entelektüellerine sahip çıkamamış bir tarihsel sürece sahiptir. Kimisi ideolojilerinden dolayı sürgün edilmiştir ki ...



Çocuk Edebiyatı Dergisi BeyazBulut 3. Sayısıyla Yoluna Devam Ediyor

Kitaphaber | Çocuk Edebiyatı | Okunma: 179 | 12.03.14


Her yaştan çocuklara edebiyat dergisi BeyazBulut’un 3. sayısı çıktı. Derginin Mart-Nisan sayısında yine şiir, deneme, masal ve öykü türünde ürünler, birbirinden renkli özgün çizimlerle birlikte sunulmuş.

Bu sayının şairleri Bülent Ata, Beyza Nur Demirci ve Mustafa Baki Efe. Deneme türünde ise Vural Kaya ve Mustafa Ökkeş Evren'i görüyoruz. Zekiye Çoban, Fatma Çağdaş Börekci, Sümeyra Turanalp, Ümit Yaşar Özkan ve Musa Mert bu sayının öykü ve masallarını kaleme almışlar. Ayrıca Muhammed Rıza Şems imzalı Farsça'dan çeviri bir masal da BeyazBulut sayfalarına misafir oluyor. 3. sayının söyleşisi ise Sadık Yalsızuçanlar ile gerçekleştirilmiş. Yalsızuçanlar, okuyucuları çocukluk yıllarına ve hayallerine doğru bir ...



Dünyanın Üç Yüzü - Mustafa Ulusoy

Mustafa Atalay | Deneme | Okunma: 1286 | 11.03.14


"Pencerelerden seyret, içlerine girme."

Bir cadde, siyah beyaz… Ve sağ alt kenarında, yukarıdaki not… 'Dünyanın Üç Yüzü' böyle bir kapakla sunulmuş okurlara. Hayatın, bir cadde üzerinde yürümek veya yürümeye çalışmak olduğunu hatırlayınca, kitabın kapağının çok hoşuma gittiğini fark ettim ve oradan başlamak istedim söze.

Mustafa Ulusoy yazar kimliğinin ötesinde her şeyden önce bir psikiyatri uzmanı. İnsanları ve yaşamı çok iyi bir şekilde, derinlemesine tahlil edebiliyor. Sizi size okuyabiliyor, sizi size açabiliyor. Tefekkür denizinin ortasında âlemi seyre koyulup, küçük sularda boğulmaya yüz tutmuş insanların ellerinden tutarak onları karaya çıkarmaya, nefessiz yüreklerine bir diriliş nefesi bırakmaya çalışıyor. Alıp kaçı ...



Ya Tahammül Ya Sefer - Mustafa Kutlu

Büşra Nur Karaarslan | Öykü | Okunma: 1303 | 11.03.14


"Gençtiler, pırıl pırıldılar. Hiçbiri yerinde duramıyordu. Başlarında ne yeller esiyordu kim bilir? Memleket kendisine sahip çıkacak, bu çilekeş insanları tutup kaldıracak, şu çorak toprakları yeşertecek nesillere muhtaçtı. Kitaplara, kütüphanelere gidiliyordu. Yaz sıcakları bastırıp, deniz mevsimleri açılıp, herkesler plajlara, kırlara, kızlı oğlanlı toplantılara koşarken; onların içinde davanın sönmeyen ateşi."

Gençtiler. Ellerinde ve dillerinde değil kalplerinde bir davanın sıcaklığı var. 22 yaşındayım, öğrencilerim var, iyi bir işim, sevdiğim bir ailem var. Bir zamanlar davam da vardı. İnandığım, uğruna meslek ve hayat seçimimi acımasızca yaptığım! Kitabın ilk sayfalarındaki satırları okumaya başladığımla kitabı bitirmeliğim arasında sadece 2 saat var! Şaşkınım ...



Rüzgarlı Pazar - Mustafa Kutlu

Hüseyin Sultanoğlu | Öykü | Okunma: 6656 | 11.03.14


Büyük şehirlerde arka mahalledekilerin hikâyeleri birbirine benze, bunlardan bir kısmı pazardaki satıcılardır. Çoğunun pazar yerine gelene kadar hüzünlü bir hayat yolculuğu mevcuttur. Yerlerini yurtlarını terk edip 'taşı toprağı altın' sevdasına kapılıp bir gece kondurmuşlardır kendilerini; yalnızlık kokan kalabalık kaldırımların sahibi koca şehre. Sanıldığı gibi değildir hiçbir şey topraktan altın değil geçim sıkıntısı çıkmaktadır. Yoksulluğun mesken tuttuğu tek gözlü evlerde tutunma çabası içindeler ve yurtlarına geri dönememenin gurur yıkıcılığıyla el atarlar üç tekerlekli satıcı arabalarına. Sabahın erken saatlerinde yollara dökülerek eve ekmek getirme derdine düşerler. Kimi zaman çocuklar üstlenir bunu; okula gidememenin burukluğuyla hepsinin hayalinde ...



Tarihe Tanıklık Eden Bir Hanım: Ayşe Hümeyra Ökten

Ayşegül Uyar | Biyografi | Okunma: 344 | 28.02.14


1925’in İstanbul’unda Fatih’te iki katlı dededen kalma ahşap konakta dünyaya gelen bir kız çocuğu. Her iki taraftan da iman ve ahlak üzere bilinen saygın ailelerin evlatlarının evliliğinin ilk meyvesi, güzelliği, babasının göz nuru.

Cumhuriyetin ilk yılları, hızla değişen siyasi ve sosyal hayata uyum sağlamaya çalışan devrin insanları, bir gecede işsiz güçsüz üstüne bir de itibarsız kalan hocaları, önderleri. Tüm bunların ortasında sohbetler, zikirler, halkalar, öğrenciler, hocalar arasında geçen bir çocukluk. Heybeliada’da kiralanan konakların eşsiz yazları, iftihar belgeleri ile geçen ilk gençlik yılları.

Evlatlarından biri küçücükken vefat edince üzerlerine hassaten titreyen bir bab ...



Çırpınan Yürek - Seyfettin Karamızrak

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 892 | 27.02.14


Seyfettin Karamızrak, şimdiye kadar çeşitli dergi ve yayın organlarında şiirleri yayımlandı. 1974 yılından itibaren yazmış olduğu tüm şiirlerini toplayarak bunların içinden bir kısmını kitap haline getirmiştir. Şiirlerini ilk kez "Çırpınan Yürek" adında yayımlandı. Karamızrak'ın şiir çalışmalarının yanında; başta karakalem olmak üzere; yakma resim, yağlıboya, suluboya, guvaş, lavi, hat, vitray, makale, deneme ve hikâye çalışmaları da bulunmaktadır.

Şair, kısa bir önsüz ile eserine giriş yapar. 3 bölümden oluşan kitap toplamda 72 şiirden oluşmaktadır. Dizeler birer şiir denemesi türünden ele alınmıştır. Şiirler arasında herhangi bir şiir kalıbının kurallarına uydurulmadan serbest şiir biçiminde yazılmıştır ...



Kuğu / Suyun Huzurunda Bir Dem

Ayşegül Uyar | Edebiyat | Okunma: 429 | 14.02.14


Yorgunluk diye bir bahir ömrümde, hüzün diye bir libas göz kapaklarımın arasında. Artık her cümleye ürkek bir ceylan edası ile "Rabbim bilmiyorum." diye başlıyorum. "Bilmiyorum Rabbim, tüm bildiklerim beni yanlış yollara sürükledi. Bana yeniden öğretir misin?"

Bir dergâhın serinliğinde, abdest suyu eşliğinde dindirmek istiyorum içimin tüm yangınlarını. Nicedir inceden bir sızı göz pınarlarımda. Bir esinti olsun ömrüme diye vasıl olmuşum İstanbul'a. Üsküdar'da denize karşı oturmuşuz. Hafif bir rüzgâr, bad-ı saba bilmişiz, denizde bir güzel eda. Uçuşan başörtüsünü tutma telaşı bile dağıtamamış dikkatimi, arı duru bir dinginlik şimdi seyreylediğim. Hocamın kısacık sohbetinden ağzımda kalan t ...



Çivi'ye Zeyl

Merve Yüksel | Şiir | Okunma: 699 | 31.01.14


(şiir yüreğine âmade olduğum değerli hanımefendi 
Mehtap Altan'ın aşk-ı melâli için...)

Sabahın ılık yeliyle gönderiyorum bu satırları sana. Sevgimi, hasretimi, selamımı yüklüyorum seher yeline, dertlerimi değil... Sana hitabıma yürekler dolusu sevgilerle başlamak istiyorum.

"yetmez
yetmez , içindeki kuyudan çıkarmaya
umudun gelin olmuş cümlelerini !" (çivi /syf-17)

diyorsun. Bilmem, yüreğimdeki sevginin ne kadarını dökebilirim bu satırlara? Güneşin yakamozlarla göz kırptığı gibi belki. Belki de kırda biten bir tek papatya gibi. Duygulara kelime kılıfını geçi ...



Acının Yolculuğu

Ferit Genç | Roman | Okunma: 237 | 27.01.14


Öncelikle "Düğümlere Üfleyen Kadınlar" eseri Ece Temelkuran'ın ikinci romanıdır. İlki "Muz Sesler" idi. Ece Temelkuran, sol görüşlü halkın benimsediği başarılı bir gazeteci ve köşe yazarı olarak anılmaktadır. Genelde siyasi yazılar kaleme alan yazarın "Kayda Geçsin" eserinden sonra bu eseri okumak bende biraz burukluk yarattı diyebilirim. Bu burukluk bende, bir gazeteci iyi bir siyaset yapabilir ya da güzel yazılar yazabilir ama bunlar bazen bir romanı yazmak için yeterli olmadığını gösterdi.

Eser bir yol hikâyesinden ibaret. Şöyle ya da böyle yola çıkan dört kadının (Amira, Maryam, Madam Lila ve yazar kadın) kimisinin yaşadıklarından kaçtığı, kimisinin geçmişte ki hatası ...



Kapanmayan Yara Filistin

Ersin Kendir | Hatırat | Okunma: 147 | 24.01.14


"Bir insana bir kere köklerinden sökülüp atılma tecrübesi yeter, sonsuza kadar köklerinden sökülmüş olması için" diye vurgular satırlarda.

"İnsanın vatanından olması yerinden edilmesi ölüm gibidir. Kişi bunun hep başkalarının başına geleceğini sanır. 1967'nin yazından itibaren hep başkası sandığım o yersiz yurtsuz yabancı benim." Diyor Mourid Barghouti.

Barghouti kim mi? 12 şiir kitabına sahip Filistin’li bir şair ve düşünür. Bu eseri için kısa bir otobiyografi denemesi diyebiliriz. 1997 yılında Necip Mahfuz Edebiyat Ödülü’nü kazanmış. İngilizce “I saw Ramallah” olarak bilinen eser Türkçeye “Şairin Fil ...



Çıkış Yok: Dikkat Organ Mafyası Var

Misafir Köşesi | Roman | Okunma: 262 | 22.01.14


Ziya Gündüz yazdı

Bu makalemizde tanıtımını yapacağımız kitap, Muammer Maden imzalı “Çıkış Yok” isimli muhteşem bir roman. Kitap Arvo Yayınları arasından çıkmış… Kitaplar el emeği göz nurudur… Her kitabın ayrı bir hukuku vardır…

Romanlar akıcı bir dille yazılması gerekiyor. Roman dediğin zaman, sürekli sonunu merakla beklediğin ve seni okumaya sürükleyen cümlelerden oluşur. İşte, “Çıkış Yok” isimli paranormal roman, bunu çok güzel bir şekilde yakalamış.

Kitabın her bölümü heyecan dolu… Her bölümü aksiyon…  Her bölümü nefes kesiyor… Bu terminal onlar için ölüm ...



Maria Puder'in Hikayesi

Mustafa Şevgin | Öykü | Okunma: 271 | 21.01.14


"Ne kendi sözlerim, ne de onun fikirlerinin yüzde yüz isabetli olmadığını seziyordum. Her ikimiz de, birbirimize karşı ne kadar açık olmak istersek isteyelim, bize tabi olmayan birtakım gizli müphem düşüncelerin ve arzuların idare ettiği muhakkaktı. Birleştiğimiz noktalar ne kadar çok olursa olsun, ayrı olduğumuz yerler de vardı  ve bir taraf diğer tarafa kolayca uyuyorsa, bunu ancak daha ehemmiyetli bulduğu bir gaye uğruna yapıyordu. Ruhlarımızın böyle en saklı köşelerini bile ortaya dökmekten ve üzerine münakaşa etmekten çekinmiyorduk; buna rağmen hiç dokunmadığımız taraflar da vardı, çünkü bunların ne olduğunu biz de doğru dürüst bilmiyorduk; fakat bir his bana asıl bu cihetlerin mühim olduğunu fısıldıyordu" (sf. 108)


Dokuz Kişisel Öykü

Fatma Fidan | Öykü | Okunma: 305 | 20.01.14


Salinger, Kasım 1952'de öykü antolojisi için daha önce değişik dergilerde basılmış dokuz eserini seçer. Yazar hiçbir çalışmasının tek başına antolojiye adını vermesini istemez. Kitap Amerika Birleşik Devletleri'nde 6 Nisan 1953'te Dokuz Öykü ismiyle yayımlanır ve büyük başarı kazanır. Kitap, New York Times'ın en çok satanlar listesinde dokuz numaraya kadar yükselir ve bu listede üç ay kadar kalır.

Öyküler şu şekilde sıralanır:

  • Muz Balığı İçin Mükemmel Bir Gün
  • Sarsak Dayı Connecticut'ta
  • Eskimolarla Savaştan Hemen Önce
  • Gülen Adam

Yazının Gizem Harfleri

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1276 | 20.01.14


Bir cümleyi kelimelere bölüp öğelerini bulmaya çalışamazsınız. O cümle kelimeleriyle anlamlıdır ve öğeler de o cümle içinde öznedir, yüklemdir, zarftır. Başka bir cümlede farklı görevleri vardır kelimelerin. Farklı anlamları, farklı duygular içinde insanı kendine bağlar ve farklı hayallere daldırır. Farklı düşünceler ile farkındalığını oluşturur.

Kelimeler cümlenin yavrularıdır diye sözler biriktirir yazan kalemler. Kalem kutsaldır. Yeminler adanmış bir durağın şahididir kalem. Kelam dökülür onun ucundan ve o kelamlar bir ilahi emrin tecellisi için başvurulması gerekilenlerdir. Kelime, kalem, kelam ikra'da buluşur. Yani okumak ve anlamak. Okumak bir eylem biçimidir, mücadele azmi verir, mücadelesini neye ve kime vereceğini öğretir kişiye.
...



Bir yiğit komutan geçti bu alemden

Ersin Kendir | Roman | Okunma: 334 | 15.01.14


Roman olarak en çok okumayı sevdiklerim gerçek hayattan uyarlanmış geçmişimizi ve yakın tarihi konu alan romanlardır. Son okuduğum kitaplara baktığımda Çeçenistan, Filistin, Bosna, Kosova gibi ümmeti, tarihimizi ve duygularımıza tercüman olan kitaplar okumuşum. Bunlar arasında son okuduğum ise Ahzab suresinin 23. ayetinde işaret edilen şehidlerden olma sevdalısı şehid komutan Şamil Basayev ve Çeçenistan direnişini konu edinmektedir.

Şamil Basayev, Çeçen direnişinin sembolü, şehadete sevdalı, ölüme gülerek giden mücahid, Güney Osetya, İçkerya, Grozni, Afganistan mücadeleleri ile Rus ordusunun korkulu rüyası. Rus ordusuna, Çeçenistan’ı boşaltmak zorunda bırakan Grozni yiğidi. Diyor ki Şehid Şamil “bir mücahidi güldürmek ist ...



Dile ve Türkçeye Dair Yazılar

Mustafa Şevgin | Dil Yazıları | Okunma: 416 | 08.01.14


"Dil, varlığın evidir" M. Heidegger

 

Dil, insanların hayatlarını sürdürebilmeleri için en büyük vasıtadır. Dil bir insanın ekmeği ve suyudur. Nasıl ki bir insan ekmek ve sudan yoksun bir şekilde hayatını idame edemezse dilsiz bir insanda veya bir topluluk(Millet) hayatını idame edemez ve ölür.

Sağır ve dilsiz "Lâl" bir insan düşünün hayatında ne kadar zorluk çektiğini hepimiz biliyoruz; böyle bir insanda karşısındakinin, lal ve sağır olmayan birisinin konuşmasını zar zor anlıyor, sağlıksız bir iletişim ortaya çıkıyor. Günümüzde yani günlük hayatımızda da bizim karşılıklı iletişimimiz bu şekildedir. Birbirimizi çok az anlıy ...



Kız Kulesi'nden Galata'ya Mektuplar

Merve Yüksel | Mektup | Okunma: 4647 | 06.01.14


"Demek sen Galata! " Ben de Kız Kulesi, memnun oldum tanıştığımıza! Doğru söylüyorsun ! Sen de ben de çok yakışız bu masala. Bu şehrin efsunlu güzelleriyiz biz. Bin bir ses çarptı asırlık duvarlarınıza. Nasıl yani? Sen ve ben mi diyorsun ? Bir de bu şehir! İkimiz bir aşkın yüzünü İstanbul yaparız öyle mi? Deli olma !" (Syf,13)

Tan yeri yeni ağarıyordu. Pırıl pırıl bir hava,  güneşin şiddetini ayarlamakla kararsız ışıltısı... Ve karşımda göz alabildiğine uzanan Marmara Denizi'nin eşsiz manzarası... Havada yine o büyüleyici koku vardı. İçimi sonsuz huzurla dolduran o koku.

Sakın "Bir şehrin kendisine has kokusu da olur muymuş?" demeyin! Nasıl ki annemin içtiği b ...



Aşkın Merhametli Kanatlarında Közlü Seferler

Misafir Köşesi | Deneme | Okunma: 217 | 03.01.14


Ayşe Daştan Çıtak yazdı

Aşk name… Aşk name… Aşk name…

Bir kitabın ismi eğer dolanmışsa dilinize, yüreğinize vakti gelmiştir artık yeni bir yolculuğun. Belki de buna sefer demeliyiz. Sebebi ise hikâyelerin yüzyıllar öncesinden ülkeler aşıp okyanus fırtınalarından kurtulup avuçlarınıza bir inci gibi dökülmesi ve oradan da yüreğinizin en müstesna köşesine kuruluyor olmasındandır. Azığınızı sıkı tutun zorlu bir sefer başlıyor öyleyse…

Bu dünyada kaç kişinin bahtına aşk düşer, kaç kişinin kaderine maşukluk yazılır bilemeyiz elbette; lakin Aşkname'den bizim de payımıza düşen bir beyit olur umudu ile satırların arasında gezinmeye başlıyoruz ...



Dönüş! Hem de Tüm Yaşanmışlıklara Rağmen

Can Akbulut | Roman | Okunma: 399 | 30.12.13


Bu ay için Ayşe Kulin tarafından kaleme alınan ve kendisinin son kitabı olan "Dönüş" adlı romanını inceledim. 1941 yılında İstanbul'da doğan yazar kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarılmıştır.

"Siz hiç kayboldunuz mu? Ayşe Kulin'in yeni romanı Dönüş, bir genç kadının, duygularının sarmalında önce kaybolmasının, sonra kendini bulmasının hikayesi…"

İlk önce İlhami'nin dünyasını gördük kendi penceresinden… Daha sonra ise Bora'nın acınası geçmişini ve yaşamadığı gençliğini… Şimdi de Derya'nın gö ...



Absürdistin Kaleminden Bir Yabancı

Ferit Genç | Roman | Okunma: 192 | 27.12.13


Albert Camus, bir yazar olmanın ötesinde bir filozof kimliğine de sahiptir. Bazı eleştirmenler Camus'u kategorize etmeye çalışarak onun bir "Varoluşçu" ya da "Absürdist" olduğunu söylerler. Yazar ses getirecek birçok eser çıkarmıştır ve "Yabancı" adlı bu eserinde 1957 yılında Nobel Edebiyat ödülüne de layık görülmüştür.

"Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçludur: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, toplumdan ve dış dünyadan kopuk bir bilinç, topluma yabancı duran kahramanın Çevresiyle ve toplumla arasındaki çatışmadır."

Yabancı adlı eserin konusu basit olmakla birlikte olay örgüsü okuyucu çok çabuk bir şekild ...



Ben Yumruklarımla Dövüşeceğim

Mustafa Şevgin | Biyografi | Okunma: 193 | 25.12.13


25 Aralık 1921 Gaziantep'in Kurtuluşu dolayısıyla yazarımız Mustafa Şevgin, Gülşen Gazel'in Karayılan isimli biyografik çalışmasını değerlendirdi. 

 

Milli mücadele yılları koskoca bir imparatorluk çökmek üzere, memleketin her tarafı düşman işgalleriyle dolu. Anadolu halkı buna dayanamıyor, hemen bir şeyler yapmak istiyorlar. Kendi imkânlarıyla, heyetleriyle toplanıyorlar, bir oluyorlar düşmanı memleketten kovuyorlar.

İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Ermeniler, hiçbirine fırsat vermiyorlar; şahadete erişene kadar vuruyorlar. İşte Antep, kurtuluş savaşının önde gelen şehirlerinden. Bir destan yazan halkın kahramanlığı dünyaya bir haykırışıydı, küffara bir ce ...



Son Baharın Gülü

Yakup Çak | Roman | Okunma: 140 | 20.12.13


"Kalbime düşen o zehrin acısını ilk sen görmeliydin" yeni bir kalem, yeni bir roman. Son baharın gülü, daha çok insanın kendi içindeki benliğiyle girdiği kavganın dışa yansımasını anlatan bir romandır. İnsanın değer verdiği her şeyin bir gün elinden alınacağını ve bu duruma vereceği tepkilerin, aslında her insanda aynı olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir.

Her acının, ıstırabın karşılığının, aslında birkaç kuruşluk tebessüm olduğunu çarpıcı bir şekilde anlatmaktadır. Kitap içinde barındığı birçok şiirle, hikâyeye ayrı bir tat ve hava vermiştir. Kimi zaman anlamakta zorlandığınız hislerinize tercümanlık edecek, kendinizi olayın bir parçasıymış gibi hissedeceksiniz.

Son bah ...



Bir Soğuk Kahve Alır mıydınız?

Ferit Genç | Eleştiri | Okunma: 709 | 13.12.13


Popüler kültürün popüler romanı diyebileceğimiz bir eser olan "Soğuk Kahve" yayınlandığı ilk günden beri okuryazarlar tarafından sürekli gündemde yer almasını bilen bir eserdir.

Kitabın popüler olmasındaki en büyük etken içeriğinin günümüz 15-18 yaşlarına hitap eden gençlik üzerindeki popülaritesidir diyebiliriz. Çünkü eser bir edebi nitelikten çok sürekli facebook, twitter gibi sosyal paylaşım ağlarındaki söz dizilimleri tarzında bir üsluba sahiptir. Yazar Cezmi Ersöz, Kahraman Tazeoğlu tarzında bir eser yazmaya çalışmıştır. Fakat yine de ne bir Cezmi Ersöz ne de Bir Kahraman Tazeoğlu olabilmiştir. Hem yazarın edebi üslubunda sıkça argolu kelimeler yer almaktadır hem de cinsel bir obje olarak sıkça "Meme" kavramı üzerind ...



Yaz Geçer - Murathan Mungan

Ferit Genç | Şiir | Okunma: 488 | 06.12.13


"Yaz Geçer" adlı eser Murathan Mungan'ın 1992 yılında çıkan ve güncelliğini hala da korumasını bilen bir şiir eseridir. Bu eser, Mungan'ın 1986-1992 yılları arasında yazdığı ve üç alt bölümde topladığı, farklı uzunluklarda 10 şiirden oluşuyor. Yaz gelip geçer ama zaman zamandan çalar insanı.

Eserde sizi karşılayan ilk şiir 'Yalnız bir opera'dır. Yazar daha kitabın ilk girişinde sizi bulunduğunuz yeren alıp hiç ummadığınız iklimlere serin mi serin, yağmurlu mu yağmurlu, mutluluk, hüzün, ayrılık vb her türlü duygu topluluğunun bulunduğu bir evrende gezintiye çıkarmaktadır. Yazarın dediği gibi "Takvim tutmaz aşklar" Bir kalemden çıkabilec ...



Aşkın Kanatları

Yeni Kalemler | Edebiyat | Okunma: 222 | 04.12.13


Ziya Gündüz Kitaphaber için kalemele aldı.

Hz. Âdem ve Hz. Havva

Bu yazıda sizlere tanıtacağım kitap, "Aşkın Kanatları" isimli eser... Kitabımızın yazarı, Sahura Yağmur Arıcan... Kendisi aynı zamanda kitapların dünyasında yaşayan bir isim...

Kitabın ana konusu, Hz. Âdem ve Hz. Havva kitap vahyin dili ile yazılmaya çalışılmış. Kur’an penceresinden, Hz. Âdem ve Hz. Havva anlatılmaya gayret gösterilmiş! Hz. Âdem ve Havva konusunda farkı bir eser, farklı bir çalışma!

Kitap şöyle başlamaktadır:


Öteden

Yakup Çak | Deneme | Okunma: 123 | 02.12.13


Bir yazarın içindeki dünyaya kapı açan edebiyat türü, zannedersem denemelerdir. O nedenle denemeler bir başka çekiyor dikkati. Yazarların iç dünyasının dışa yansıması olan bu eserlerde, kişi daha çok yazılanı değil, yazarı okur. Onun gözüyle bakar hayata.

Ülkemizin kuvvetli kalemlerinden olan Hüzeyme Yeşim Koçak’ta kendine özgü kalemiyle, bakış açısıyla bu alanda kendisine yer bulmuş birisidir. İçsel konuşmalarını en etkili şekilde yazıya aktarabilen yazarımız, aynı zamanda roman ve öykü alanında da eserler vermektedir.

Ötede, yazarın gönül dünya ...



Sessizlerin Sesi Bora!

Can Akbulut | Roman | Okunma: 428 | 02.12.13


Bora… Ezilen, dövülen, hor görülen çocuk… Talihsizliği daha çok küçükken başlayan çocuk… Okulda Hüsam’dan, kursta Taci’den, askerde komutanlarından darbe yiyen çocuk… Kısacası hayatın kendisine hiç gülmediği çocuk… Ayşe Kulin tarafından kaleme alınan “Bora’nın Kitabı” adlı eser önceki romanı “Gizli Anların Yolcusu” adlı eserinin devamı niteliğinde. Aralarındaki fark “Gizli Anların Yolcusu” adlı kitapta İlhan Yayınevinin sahibi ve Bora’nın patronu olan İlhami başkarakter iken, “Bora’nın Kitabı” adlı eser neredeyse tamamen Bora’nın penceresinden işlen ...



Bir Leyla Düşlemesi

Merve Yüksel | Öykü | Okunma: 480 | 29.11.13


Kitaplar vardı, en yalnız olduğum dakikalarda bir ayet terennümüyle yüreğime fısıldadığım. O kitaplar ki yön verdiler yazılarıma ve vefa düşlerime hasret yüreğime. Denizlerin derinliğine ulaşamayan sesim belki kalemin cızırtısıyla artar diye yazıyorum. Kalem feryat ederken, mürekkep ağlarken, lütfunla beslenen kalbimden senin o müstesna sahillerine "Bir Leyla Düşlemesi'ni" hediye etmek istedim.

Biliyorum ki gönlünün vadilerinde adım atamazsam, mahrumiyet yakama yapışırsa ne kalbim kalır ortada, ne de harflerim. Sen yalnızlığımın mahşer yerisin. O mahşer ki, ateşe rücû eden kalp vurgunudur.

Seni ...



Öldüm ve Bir Bahçeye Gömüldüm

Mustafa Şevgin | Öykü | Okunma: 185 | 27.11.13


Erkek adam eşinden önce gitmeli. Yaşlı bir erkek eşini kaybedince yetim çocuğa dönüyor; eli iş tutmaz, kendine bakamaz. Oysa kadınlar daha metin ve yalnızlığa dayanıklı.

Köyde kalan haneleri tek tek sayıyorum. Çoğu evde yaşlı dul bir kadın var. Amma kendilerini ayakta tutuyorlar; birbirlerine dayanıyorlar, eh pek de şikâyet etmiyorlar.

Dul erkekler, oğlunun, kızının yanına sığınıyor; içi ezik, boynu bükük ver yiyeyim, ser yatayım, başında bekleyim canım çıkmasın hesabı süklüm-püklüm bir ihtiyar olup çıkıyorlar.

Pembe-beyaz şeftali çiçekleri, s&uu ...



Sen metinde üç beş satır atladın/ Ben geçmiş zamanda dondurdum fiilleri

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 514 | 18.11.13


Cemal Süreya, Cumhuriyet Dönemi şiirinin en özel şairlerinden biridir.. İkinci Yeni hareketinin en önemli isimlerindendir. Söyleyiş biçimi ile İkinci Yeni şiirinin karanlık ve kapalılığını biraz olsun dağıtan şair ilk şiirleri ile geleneğe dayalı, yenilikçi, ince, zarif, aydınlık şiirleri yazmıştır. Bu şiirlerde daha çok aşk konusunu işlemiştir.

Şiir, düşüncelerin duygu yolu ile anlatıldığı en iyi aktarım aracıdır. Kimi sözleri sizi sizden alır götürür. Kimi sözleri ise sizden zamanı çalmanızı öğretir. En kötü dörtlüklerde bile bir sözün sizi çok derinden yaraladığını hissedebilirsiniz. Tıpkı y ...



Pandispanya'da Türkiye'yi Görmek

Can Akbulut | Roman | Okunma: 576 | 26.10.13


Karakterler vardır gerçek hayatta yaşayan ama çözemediğimiz… Ve karakterler vardır usta bir yazarın kaleminden kağıda dökülüp anlayabildiğimiz… Benim değerli ustam Mario Levi  "Size Pandispanya Yaptım" adlı son kitabında bu tabiri fazlasıyla hak ediyor. Kitaptaki kahramanları okudukça ailenizden birisiymiş gibi benimsiyorsunuz sanki. Kahramanlarımız Yusuf, Rahel, Rozi, Lea ve diğerleri ile yaşanan durumlar o kadar güzel tasvir edilmiş ki sanki kitapta anlatılanlar gözünüzün önünde oluyor gibi. Ayrıca yemek konusuna da değinmeden edemeyeceğim. Bu eser hem bir roman hem de bir yemek kitabı gibi… Tarifler o kadar detaylı, o kadar anlaşılabilir bir şekilde veril ...



Şiirin Aksanında Kader/Keder Metaforu

Mehtap Altan | Şiir | Okunma: 548 | 09.10.13


“Mesela bir anne kaç gram eder
Omzundan hasarlı insanların
Ekmek sepetinde” (syf:15)

Yolculuklar en çok da ansızın büyüyen yanlarımızın tenhalarına yapıldığında çıkar şiirin sesi. Ritmin yalnızlık ile buluştuğu anlar yüreğin demlenme vaktiyken, ruhun âsi yanını törpüleyen kıvranışlar aklın kıyılarını kırbaçlar mananın figanında. Yolculuğun asaleti tutunulan dalı büyüten köklerdeki duruşta saklıdır. İşte ne vakit okumak için bir şiir kitabına sarılsam; sancağını hazırlar içimdeki duygu ordusu, ritmine sarılan kelimeleri kucaklamak için.


Bir Şiir Üç Şerh

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 248 | 07.10.13


Yunus Emre'nin "Çıktım Erik Dalına, anda yedim üzümü” cümlesiyle başlayan şiiri şaşırtıcı, diğer şiirlerine göre de farklı duran bu 13 beyitlik şiiri farklı kişiler tarafından farklı biçimlerde şerh edilerek şiire dair anlamlar ortaya konulmaya çalışılmıştır.  "Çıktım erik dalına, anda yedim üzümü” şiirinin şerh eden kişiler olarak Niyazi-i Mısrî, İsmail Hakkı Bursevî, Şeyhzade Muslihuddin Mehmed Efendi, Şeyh Ali Nevrekanî, İbrahim Hâs, Şevket Turgut Çalpan'ın isimleri sayılabilir. Suat Ak'ın yayına hazırladığı ve Büyüyen Ay Yayınlarınca yayınlanan eserde üç ismin şerhine yer verilmiştir. Bu isimler; Niyazi-i Mısrî, İsmail Hakkı Bursevî, Şeyhzade Muslihuddin Mehmed Efendi'dir. Her bir isim şiire farklı bakışlar sergilemesine rağmen şiire dai ...



Yılanlı Kuyudan Cinnet Mustatiline

Fatma Fidan | Hatırat | Okunma: 312 | 04.10.13


Yıl 2013, üzerinden geçen yılları saymaya kalkmak biraz abes olur. Ama hatıraları okumak, o günleri unutmamak, bugünlerle kıyaslamak abesle iştigal olunmaz değil mi? Kelime kelam olmuyor kalemimde. İçime gömdüğüm derin ahlar eşliğinde; nasıl kaleme alınmalı? Nasıl tam manasıyla anlatılmalı? Soruları odamda yankılanıyor. Biliyorum; sakat kelâmım, ne bu davayı, ne bu fikir adamını anlatmaya güç yetiremeyecek. Kelimelerim; onun lügati karşısında sönük kalacağını biliyor. Cesaretimi bağışlayın! Ama bilinmesi gerek. Okunması gerek. Dertlenilmesi gerek. Anlaşılması gerek. Söylenmesi gerek. Anlıyor musunuz? Söylenilmesi gerek!


Toplumsal Yaralara Kadınca Libas

Mehtap Altan | Öykü | Okunma: 319 | 04.10.13


Uğultular en çok da gurbetin kucağına atılan yüreklerin, yolların kesik çizgilerinde bıraktıkları umutlara uğrar! Bazen bir rüzgârın kanadında, bazen toprağın gökyüzüne küs teninde bazen de bir kitabın hasreti özetleyen aksanında çıkar karşımıza uğultuların şefkatli soluğu. Yaşamın arka sokaklarında harmanlanan hıçkırıkların geleceğe sarılırkenki devinime sitemdir belki de uğultunun iz bırakarak ruhumuzu büyütmesi.

Cihan Aktaş, öykü kitabı Ayak İzlerinde Uğultu (*) ile okuyucusuna merhaba dedi. Yazar son kitabındaki öykülerini sanki bir kadının saç tellerinden doğurmuş gibi! Her ö ...



Paralel 'karşı-roman'lar: 'Tutunamayanlar' ve 'Solgun Ateş'

Alıntı | Edebiyat | Okunma: 225 | 30.09.13


Albert CamusSisifos Söyleni’nin ‘oyun’ bölümünde günü gününe yaşayan insan modelinden bahseder. Camus’ya göre bu insan modeli, oyalanmayı pek sevmez, gelecek tasavvuru yoktur, her şey onu sıkıştırır, aynı zamanda da hiçbir şey kendi kendinden falza ilgilendirmez onu. Tiyatrodan, gösteriden hoşlanması da bundandır; birçok yazgılar sunulur kendisine, bunların acısını çekmeden (salt) şiirini alır.

Ercan Dalkılıç

Gerçeken de sisteme göbekten entegre olmuş, sabah işe çıkıp akşam eve dönen, akşam ...



Ne Dedimse Kendime

Ayşegül Uyar | Roman | Okunma: 388 | 23.09.13


Musa Mert; kısa hal tercümesi: eğitimci- yazar. Açacak olursak kelimenin tam manası ile mahallenin delikanlısı. Bakmayın siz onun kırklı yaşları adımladığına. Okulda ziyaret ediyorum ilkin kendisini, elinden tutan, boynuna sarılan, dizine oturan, yanına sokulan, arkasından yaklaşıp gözlerini kapatan onlarca öğrenci sarıyor etrafımızı, kesintisiz üç dakika konuşmamız mümkün olmuyor. Kolları yalnız zeki başarılı öğrencilere açık değil, okulun en yaramaz bilinen öğrencileri de onun yanında alıyor soluğu, derken öğrenci velileri ve tabi mahalle halkı. Anlıyorum ki hakkında söylenenler bir şehir efsanesinden çok daha fazlası. Şahit oluyorum ki Musa Mert çocukları cidden ço ...



Yaratıcı Yazının Sırları

Serkan Parlak | Edebiyat | Okunma: 412 | 23.09.13


"Daha önce hep yazdın, şimdi de yazacaksın.
Tüm yapman gereken gerçek bir cümle yazmak."

Öykünün gereksindiği şeylerle ilgili tasarı yapmalısın; gerekenleri ekle, gereksizleri çıkar. Zamanla tasarını geliştir, ayrıntılar ekleyerek boşlukları doldur. Bazı şeyler yazma sürecinde ortaya çıkar, gelişir. Tasarı yapmak metnini mekanikleştirmez, işimizi kolaylaştırır, yetkinliğin önünü açar. (Örnek metin olarak Oğuz Atay'ın Günlük'ünü okuyabilirsin.) Yazı defterine notlar al. Okuduğun kitapların boşluklarına da notlar alabilirsin.

Yavaş yaz, acele etme; sözcük sözcük, cümle cümle yaz. Yazdığın ilk cümle doğru cümle mi, diğer cümleler doğru cümleler mi diye düşün ...



Bıçağını Öpen İsmail Teslimiyeti / Yusuf'un Kuyusu

Mehtap Altan | Şiir | Okunma: 573 | 20.09.13


Şiir, gönlün dergâhında kelimelerin ateş ve yağmur arası iklimini sessizliğe yükleyip çığlıklar mayalamaktır! En güzel şiirler en derin susmaların ardında anavatanına kavuşur. Gurbetlik ne kadar uzun sürer şiirin yüreği o kadar ağıt yakar. Kalbi var mıdır şiirin der yüreğinin penceresi olmayanlar! Kalbi olan şiirler öpmez mi kâinatın vuslata çizilen haritasını? 

İlk şiiri 1978 yılında Mavera Dergisi'nde yayınlanan Şakir Kurtulmuş Mavera’nın kuruluş sürecinde Cahit Zarifoğlu’nun yanında bulundu. 1985’de “Ah Güzel Bir Gün” adlı ilk şiir kitabı ...



Mihrimah İle Sinan

Merve Yüksel | Roman | Okunma: 584 | 16.09.13


 ‘’ Bazen sınırları aşk belirler… ‘’

 

İstanbul semalarında özlem bulutları katar katar… Dualar artık daha bir içten Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan’a aşık olup, aşkını Edirnekapı ve Üsküdar’da yaptığı iki cami arasına gizlediği hatırlandıkça. Hatırlar mısın, neydi aşk? Ya neydi onun zülfünün kıvrımına tutunup kalan firkat? Neydi bir insana iki farklı cami yaptıran o emsalsiz duygu? Sahi, ezelde verilen söze Haşr’e kadar sadakat miydi? Karasevdalı birinin, bütün hünerini ortaya koyarak Prut Nehri’ni on üç g&uum ...



Bir İç Çekiş Öyküsü: Heba

Gülnaz Eliaçık | Roman | Okunma: 1584 | 13.09.13


 Kimseler fethetmedi manâsını davamızın
Biz dahi hayranıyız dava-yı bî-manâmızın

Yenişehirli Avni

Bir anahtar kilidinin kıvrımında saklı, nice anılar taşır insan kalbinde. Bir anahtar, ne çok kapıyı açar ve ne çok kapıyı kilitler hayatımızın üzerine. Teşbihte hata var aslında; bir anahtar, yalnızca kendi kilidini açar! İnsan yalnızca kendi kalbinin anahtarıdır.  Ancak aksini düşünmekle, ömrünü köklerinden yiyip bitirir bazılarımız ya da kim bilir hepimiz!

Heba, insanın kendi derinliğinin labirentinde, kayboluşunun romanıdır benim göz&uu ...



Garanti Karantina - Murat Menteş

Bilal Can | Şiir | Okunma: 978 | 09.09.13


Şiir vardır insanı gerçeğe ulaştırır, şiir vardır gerçeği insana ulaştırır. Şiir vardır ne gerçeği ne de insanı birşeylere ulaştırır. Şiir vardır insanı da gerçeği de birşeylere ulaştırır. Murat Menteş şiiri bu bahsedilen şeyler arasında hiçbir yerdedir. Bunu Kuzgunun Gölgesi'nde eserini okuduktan sonra bir heves girdiğimiz Garanti Karantina kitabıyla daha belirgin bir biçimde gözlemleyebiliriz. İlk eseri "Kuzgunun Gölgesi" isimli eseri tam bir şiir kitabıyken "Garanti Karantina" şiir şeklinde yazılmış metinlerden ibaret olan ve fakat altı çizilebilecek cümlelerle örülmüş bir şairin ölüm kitabı olarak kitaplığımızda yer edinen hazin ...



Sahi! Hepimiz her şeyi biliyor muyduk'

Mehtap Altan | Roman | Okunma: 554 | 05.08.13


Kitapları evrenin öksüz çocuklarını doyuran şefkatli bir anne gibi görürüm her zaman! Ve okuyacağım her kitabın ilk sayfasını açarken ruhum garip bir saygı duruşuna geçer. Kitabın kapağı duvağı, sayfaları ömrüdür. Kitabın ömrünü içerken yüreğim kapılarını açıyorsa onunla hemhal olan yanımın değmeyin keyfine…

Alper Canıgüz’ün son kitabı “Cehennem Çiçeği”  224 sayfadan oluşuyor. April Yayıncılık Haziran 2013 baskısı ile okuyucularına sunuldu. Ölüm ile yaşamak cehenneminin kuyusunda mayalanan bir hikâyenin kıyama duran yankısını kitabın ...



İçinde Bir Dünya Muhatap Barındıran Şiirler

Fatih Pala | Şiir | Okunma: 318 | 31.07.13


Mustafa Ökkeş Evren ismini ilkin Yitik Düşler dergisinde yazdığı şiirlerden bilirim; sonra da Erdoğan Akın‘ın kimi ezgi albümlerinde(Adım Adım’da mesela) yorumladığı şiirlerinden. İçeriğinde güzelliklerin boy verdiği pek çok nitelikli eserler verdiğini de biliriz. Çocuk edebiyatına verdiği ağırlık, çalışmalarına coşkunluk kazandırmış, diyebiliriz. Deneme (Efendimiz (sav) İle Hasbihal-Çizge Yay, Kırk Hazine-Nar Yay, İnsanlığın Onuru Hz. Muhammed (sav)-Çizge Yay.), ve öykü türünde (Naribik-Salıncak Yay.) de eserler vermesine rağmen şairliği daha üstün geliyor, baskın çıkıyor diğerlerine nazaran. En azından bizim için, b&ou ...



Benim İki Dedem Vardı

Fatmanur Demir | Roman | Okunma: 450 | 24.07.13


 

Her olay romanlaştırılabilir.

Her hüzne ağıt yakılabilir.

Her sevincin bir çığlığı vardır.

Ancak her söylenenin doğruluğu belgelerle sabit olmayabilir. Bazen vicdan en iyi delildir anlayan için. Bazen de bir kağıt, bir imza hüküm sürer zihinlerde. Anlatılanların gerçekliği kesin olmasa bile dinlerken etkilenir insan. Çünkü insan budur ve böyle olmalıdır.

Bu kitap 1915-1938 yıllarında yaşayan birçok aşiretin sesini duyuruyor okuyucularına. Atma jorı’dan başlıyor, Goçaryonlu İbrahim’le kasap Artin’in dostluğuyla devam ediyor. Yazar bir belgeye dayanarak yazmadığını, bilakis kitabının kaynağının söylenceler olduğu ...



Bir 'Sis'e Hayat Dokumak

Mustafa Atalay | Roman | Okunma: 477 | 22.07.13


"Bir de üzüntü insanı öldürmez derler…"

Sarsıcı bir gerçeğin ilk filiz verdiği rivayetler, hakikatin değerini her zaman geride bırakır. Hayalin konusu olan bu tür mülahazaların içinde bulunduğu hikayemsi metodoloji, gerçeğin izine baş koymuş her gönlü tahrik eder. Bir kaosun rüzgârında, yepyeni bir yönteme aralanan kapı ise kendisini açacak bir el bekler.

Her el kayıp olanın izini bulmak için harekete geçer. Maddi dünyanın kavramı olan kayıplar, manevi dünyanın kayıplarını unutturur insana. Hayallerin yazılabilir olması, gerçeklerin yaşanabilir olmasıyla karışır. Trajik duygular yapışır ensemize.

Trajik duyguların temsilcisi, İspanyol ...



ROJEK JI ROJÊN EVDALÊ ZEYNIKÊ : Kürtlerin Homeros'u

Yeni Kalemler | Roman | Okunma: 1007 | 18.07.13


Mustafa Şevgin EVDALÊ ZEYNIKÊ'nın hayatını anlatan "Abdalın Bir Günü" isimli eseri bize yazdı.

"Eğer pak ve şefkatli Allah bana iyi bir ölüm nasip ederse, isterim ki mezarımın başında güzel sesli, makam ve usul bilen bir Dengbej otursun ve annemin ninnilerini yeniden bana ulaştırsın.

Ehmede FERMANE

Romanın orijinal ismi "Rojek Jı Rojen Evdale Zeynıke"dir. Selim Temo tarafıntan kürtçed ...



Aslında Bu Bir İlk Oyun

Yeni Kalemler | Roman | Okunma: 569 | 05.07.13


Mustafa Şevgin, Kitaphaber için kaleme aldı.

Daha orada, o anda onun en tehlikeli yanının, istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım. Tanrı, hep aynı emri verdi, "Şehvetten sakının," bu emre uyamadık. Çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize. Bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti. Kim Tanrı'nın yarattıklarıyla başedebilir ki, hiçbirimiz edemedik, en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı. Emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı, şehvetle boğuşmayı, onu bastırmak için uğraşmayı, ondan kaçmaya ça ...



Tatar

Meryem Betül Altuntaş | Roman | Okunma: 337 | 01.07.13


"Tatarlar; yani ele avuca sığmaz, görevlerine ölümüne bağlı, seçkin delikanlılardan oluşan "saray postacısı" ulaklar.. Bir Tatar, İstanbul'dan Belgrad'a, Üsküdar'dan Bağdat'a kadar son sürat ferman götürür. Çoğu defa Tatarların bindiği atlar acımasız sürate dayanamaz, çatlayıp ölür. Tatarların konup göçme ve hayvan değiştirmeleri için belirli mesafelerde menzilhaneler kurulur. Kıyafetleri özeldir. Tatar elbisesini ve uzun kalpağını başkasının giymesi yasaktır.."

Başlığı okudunuz. Bir soru geçti içinizden; "Tatar derken?" Cevap geldi...

" Tatar dediğin (çoğu insan bunu hayalleyemez ) daha onuncu at değişiminde sade gözleri görünebilen bir âdem evladıdır. Her yanı, bir ıslanıp bir kuruyan urbaları tuhaflardan tuhaf hatta korkutucu hallere bürü ...


Yaratıcı Yazarlık Dersleri Nasıl Olur

Serkan Parlak | Edebiyat | Okunma: 359 | 26.06.13


GİRİŞ: Metnimizi yayınlatmak amacıyla bir yayınevine gönderdiğimizi düşünerek en üste mutlaka adımızı, soyadımızı yazmalıyız. Rahat okunabilirlik açısından Times New Roman ve 14 puntoluk yazı karakteri kullanılabilir.

"Kitaplar diğer kitaplardan, yazarlar diğer yazarlardan çıkar."

Okuma ve yazma alışkanlıklarımız problemli olduğunu unutmamalıyız. Yazı, yaratıcı yazarlık atölyelerinde değil yaptığımız okumalarla öğrenilir. Sürekli ve planlı olarak yapılan okuma biçimleri bizi yazmaya ister istemez götürür. Günümüzde okur sayısı artıyor, ancak okuma biçimleri değişmiyor. Çünkü eleştirel okuma yapılmıyor. Metinle aramıza mesafe koymuyor, kişilerle özdeşleşiyoruz.

Eleştirel okumalarımızdan hareketle eleşt ...



Bir Başkaldırının Hikâyesi

Yakup Çak | Roman | Okunma: 215 | 25.06.13


İnsanın içinde yaşadıklarına karşı, her zaman bir tepki verme dürtüsü vardır. Bu gün doğru bildiğinin bir süre sonra yanlış olduğunu görmek, bazı kavramların sadece söylemlerde olup, eylemlere yansımaması, beklentilerin istek ve arzuları karşılamaması bu tepkilerin oluşmasında bir etkendir.

Hayattan ders almak, nerede yanlış yaptığını fark edip, geri dönmesini bilmek belki de en güzel erdemlerden birisidir. Yaşanan yanlışlara tepkisiz kalmamak adına, doğru olanı sonuna kadar savunabilme çabasıdır başkaldırmak.

Ali Erkan Kavaklı'nın eseri "Başkaldırıyorum" özellikle yetmişli yılların derin siyasi sancılarının çekildiği ve yurt dışına göçün başladığı dönemin anlatıldığı bir romandır. Siyasi akımların etkisiyle genç nesillerin nasıl özlerinden koparıldığı, i ...


Gökyüzü Coşkusu’nu Yeryüzünün Sokaklarına Taşıyan Yazar

Yeni Kalemler | Deneme | Okunma: 321 | 08.06.13


Behçet Yani, Kitaphaber için kaleme aldı.

Bir yaz gecesi kaval sesinin uhdîyetine kendimizi bırakarak yıldızların altında bizi uyanık tutan masallar dinlemek ya da bu tadı veren bir kitap okumak bizi çocukluğumuzun güzel günlerine götürürdü muhtemelen. Bizim için böyle bir şey mümkün olmazsa da çocuklarımız için mümkün değil mi?

Gökyüzü Coşkusu, Zambak Yayınları'ndan 2013'te çıkan Recep Şükrü Güngör'ün deneme kitabının adı. Mavi ve yeşil arası kanat sesleridir kuşların...

Denemeler özlemini çektiği, onun gibi bütün çocuklar için hala birer d&u ...



Rüya Tamirleri

Gülnaz Eliaçık | Öykü | Okunma: 445 | 27.05.13


Serin bir rüyanın hatırınadır çektiğim dünya ağrısı.

Birhan Keskin


Sabah yaşayıp tükettiğimiz, gece tekrar inşa ettiğimiz rüyalar vardır hani... Bir daha görsek dediğimiz; insanlar, mekanlar, konuşsak dediğimiz cümleler, sussak dediğimiz şarkılar... Böyledir insanoğlu, bir tek kabuslarının tekrarı yormaz onu! Sahici bakmaz kötü rüyalara, iyilerin hep gerçek olmasını dilerken kötüleri anlatacak akan sular arar etrafta. Kimileri vardır, metropol bedeviliğinden yorgun düşmüştür, çölde görür kendini. Suyu bilir de, suya söylemeyi ar eder kendine. Kimileri vardır, derdini kağıttan öteye söyleyemez... Aslında kağıtlara yazılan rüyalarda suya anlatılanlar gibidir biraz, akar sular besler tohumları, tohumlar filize durur sonraları. Filizler ağaçları, ağaçlar sayf ...


AHMET MERCAN’IN ADAMLARI

Fatih Pala | Biyografi | Okunma: 356 | 08.05.13


Her insanın sevdiği, kıymet verdiği, değer biçtiği ve önemsediği insanlar vardır, adamları vardır. Onları konuşmak, yazmak, onların gıyabında güzel sözler sarf etmek hoştur her kişi için. İster ki, kendisi sevdiği gibi, başkaları da sevsin, bilsin, tanısın. Kendinde saklı kalmasın, bu tanışıklık ümmetin faydasına olsun, gayesini taşır o kişiler.

Tabî, adamları 'adam olanlar' anlatabilir ancak, yansıtabilir, yazabilir. Hayata ve insanlara iyi ve güzel penceresinden bakabilenler, muhakkak surette onlarda pahasız cevherler bulabilecektirler. En şerefli bir yaratılışla yaratılan insanda cevher olmasın da kimde olsun! İşte nereden ve nasıl bakıldığı meselesi burada muazzam önem arz ediyor tefekkür ehli için.

Maksadımız, sevgili güzel insan ve Müslüman ve şair ve yazar Ahmet Me ...


Dikkat Müzik Var!

Bilal Can | Şiir | Okunma: 307 | 06.05.13


Şairler dünya üzerinde sözün gücünü bilenlerdir. Söz, kimi zaman girdap ortasındaki boşluğun anlamı. Kimi zaman silkinmek için bir kendine gelme ifadesi. Söz, ifade etme, iletişime geçme, halini belirtme. Muğlaklıktan kaçıp üzerine vazife olanı bildirme. Şiir belki de en çok hayata buradan tutunur. Üzerine vazife olanı bildirme. Ama bunu ancak ve ancak kendinde olanla ifade etmeyle gerçekleştirir. "Kendinde olanı başkasına vermeye çalışandır şair" tanımı bize şairin bir vazifesi olduğu anlamına da götürür: bildiğinin sorumlusudur. "Biliyorsan sorumlusun" ifadesi ancak yaşantı yoluyla elde edilmiş kimi zaman da kazanılmış bir değerdir. Bu da bir yüktür. Kişi bildiğini başkasına aktarabiliyorsa bu bilgi yerli yerine oturmuştur.

Şairin "kendiliği" onu öznel bir niteliğe ulaştırır. Bu ...


Engel Duvarı - Gülseren Gümüş

Büşra Nur Karaarslan | Edebiyat | Okunma: 1565 | 02.05.13


Gülseren Gümüş Ablamız'ın hakka yürümesi vesilesiyle kitap hakkındaki bu küçük yazıyı tekrar dikkatlerinize sunuyoruz.

Kitap Haber


"Gözlerimle tavana çizdiğim dünyayı, tekrar gözlerimle siliyorum. Dünyayı yok ediyorum, yok kalıyor geriye. Yok'a dalıyor gözlerim. Yok'u yok etmeye çalışıyorum, gözlerimle yok'u da siliyorum; yine 'YOK' kalıyor geriye. Yok'u yok edemiyorum. Yok'u yok etmeye çalışırken ben, Allah'ı buluşumda saklanıyor, bana benden daha yakın olan en yakın arkadaşım Allah'a, her şeyi bir bir anlatmamda saklanıyor umudum. Her gün giderek güçsüzleşen bedenimdeki arda kalan kıpırdayışların hakkını vermeye çalışıyorum."

Böyle başlıyor hikâye... Duru. Huzurlu. Latif. Çocuk sever bir kadının kendi öyküsü. Hastalıklarından bolca şikâyet eden yaramaz ...


Gidiyorum Bu - Ah Muhsin Ünlü

Nihat İlhan | Şiir | Okunma: 4249 | 30.04.13


Ah Muhsin Ünlü, aslında esrarengiz bir şairdir. Daha doğrusu beş yıl kadar zamanda yazdığı şiirlerini yayınevleriyle anlaşamayınca kendi imkânlarıyla 'Gidiyorum Bu' adlı eserde toplayarak bastırır. İlk zamanlar belli bir adet bastırdığı bu kitapları balkonunda saklar. Zamanla kimisi satılır, kimisiyse dağılır gider. Ancak kitap belli bir vakit geçtikten sonra müthiş bir okuyucu talebiyle karşılaşır ve kendi basımında yıllar sonra 2005 yılında Sel Yayıncılık tarafından basılır. Ardından yeni baskılarıyla birlikte Temmuz 2010 tarihi itibariyle dördüncü baskısına ulaşmıştır.

'Gidiyorum Bu' ve 'Ah Muhsin Ünlü' isimleri edebiyat dünyasına bomba gibi düşmüştür. Sadece edebiyat çevresi ve şairler tarafından değil, okuyucu kitlesi tarafından da şaşkınlıkla karşılanan bu eser ve şairi, bil ...


Kuantum Olumlama; Konuşurken Yaratmak - R.Şanal

Özgür Atasoy | Edebiyat | Okunma: 1576 | 30.04.13


Yazarın kuantum düşünce tekniği ile ilgili kitapları ve cd'leri bulunmaktadır. Otuz yıla aşkın bir süre hipnoz ile uğraşmıştır. Konuşurken yaratmak, eserde üzerinde durulan noktadır. Bu sayede insanlar zihninde düşündüklerini dil ile ifade etmeleri sonucunda bedenin nasıl buna olumlu yanıt verdiğini okuyucuya öğretme çabası içine girdiği görülür. İnsanların dil ile neler yaratabileceklerinden bahsedilir.

Zihin ile beden arasında mükemmel etkileşimin olduğu vazgeçilmez bir gerçekliktir. İçsel konuşmalarımızda bile olumlu düşünmemiz gerektiği konusunda bize uyarılarda bulunur. Çünkü neyi hayal edersen o olur. Olumsuz düşüncelerden daima kaçınmak ve bunları kesinlikle dil ile ifade edilmemesi gerekmektedir.

Sadece olumlu düşünmek değil bunu bir de zihnimize kabullendirebilme ...


İbn Tufeyl - Hayy Bin Yakzan

Esra Şen | Öykü | Okunma: 836 | 29.04.13


İbn-i Tufeyl ya da tam adı ile Ebu Bekir Muhammed bin Abdal Malik bin Muhammed bin Tufail el Kaisi el-Endülüsi, 1106 yılında Endülüs'te dünyaya gelmiştir. (Ö. 1186 - Fas) Felsefe, tıp, matematik, astronomi, edebiyat alanlarında iyi bir eğitim almış, Muvahhidi hükümdârı Ebû Yâkûb Yûsuf'un saray doktoru ve özel danışmanı olarak vazife görmüştür. Zamanının birçok bilim dalında uzmanlaşmış olmasına rağmen İbn-i Tufeyl'i bütün dünyaya tanıtan; yazılmış ilk felsefi roman olarak kabul edilen Hayy Bin Yakzân (Uyanık'ın oğlu Diri) adlı eseridir.

Hayy Bin Yakzan eserini incelemeden evvel, İbn-i Tufeyl'in yaşadığı dönemde İslam Felsefesi'nin bulunduğu noktaya ve eserin neşredilmesine sebebiyet veren gelişmelere değinmekte fayda olacaktır.

İslam düşünce tarihinde iki önemli ekol ...


Şeffaf Kanatlı Zaman

Serkan Parlak | Roman | Okunma: 313 | 22.04.13


ŞEFFAF KANATLI ZAMAN'DA KADIN VE ERKEK KAHRAMANLARA MODERN-GELENEKSEL İKİLİĞİ ÜZERİNDEN BİR BAKIŞ

Tanzimat'la başlayan, Cumhuriyet projesiyle birlikte planlı olarak uygulamaya konan modernleşme hareketleri, ekonomi alanındaki en belirgin ifadesini 1980 sonrası hayata geçirilen liberalleşme programıyla kazanır. Başlangıçta Osmanlı, ardından uluslaşma süreciyle birlikte Türkiye toplumunda başta ekonomi, din, politika, hukuk olmak üzere hayatın hemen hemen her alanında karşılığını bulan bu olgu o toplumda varlığını sürdüren insanların günlük pratiklerinde ve ahlaki değerlerinde özellikle 80'li ve 90'lı yıllarda belirgin değişimlere neden olmuştur. Sürecin etkisiyle bireylerin yaşadıkları çıkmazlar, uyumsuzluklar, içine düştükleri çelişkili durumlar ...



Anadolu Yakası

Enes Yaşar | Öykü | Okunma: 332 | 08.04.13


Son dönem hikayeciliğinin mihenk taşlarından birisi haline gelmiş olan Mustafa Kutlu'nun her sene sabırsızlıkla beklenmekte olan yeni kitabının ismi belli oldu...

"Anadolu Yakası"...

2000 yılından itibaren süregelen hikaye geleneğini bu yıl da bozmayarak devam ettirmiş olan Mustafa Kutlu, zamanın sinesinde dinlendirmiş olduğu kalemine yeni düşler ekleyerek hikayelerine bu yıl da kaldığı yerden devam etmiştir. Ve noktayla neticelendirdiği "Hayat Güzeldir" kitabındaki hikayelerin izlerini, muhayyilesindeki "hikmet" ve "ahenk"e bitiştirerek; düşlerine, yeni bir hicret yolunu sürmüştür.

Mustafa Kutlu'nun kaleminden dökülen bu düşlerin aheste yolculuğu ise b ...



Eğitim Dediğin Finlandiya'nınki Gibi Olmalı!

Can Akbulut | Roman | Okunma: 1089 | 08.04.13


Her kitap bizlere bir şey katar. Okuduktan sonra hiç beğenmediğimiz bir kitaptan bile muhakkak bir şeyler öğrenmişizdir. Bu öğrenim ya farkında olmadan ya da farkında olarak gerçekleşir. "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" adlı kitap ise göstere göstere öğreten bir kitap. Bir devlet, bir millet nasıl gelişir? Bu sorunun cevabı bu kitapta gizli. Birlik, beraberlik, çalışma bir ülkenin kaderini nasıl değiştirir? Finlandiya eğitim seviyesi olarak neden yukarılarda? Bunları öğrenmek isterseniz bu kitabı okumalısınız.

Birçok dünya diline çevrilen bu kitap sayesinde birilerine "Beyaz zambaklar ülkesi neresidir?" diye sorulsa "Finlandiya" deme ...



Nasıl Bilirsiniz Ölümü?

Gülnaz Eliaçık | Roman | Okunma: 1383 | 05.04.13


"Bilmesem de yazılıdır sonum taşlar üstünde"

Hiç ölmemiş olan bizler ölümü idrak etme noktasında ne kadar başarılı olabiliriz? İnsan denemediği, başına gelmeyen bir şeye ne kadar aşinadır? Ölüme acemiyiz efendim, çokca acemi hem de!
"Öldüğüm Gün" Senai Demirci'nin ilk romanı. Kitapçıda elimin bir gidip bir geldiği, Kemal Sayar'ın bir kitabını almak niyetiyle elimi gezdirdiğim rafta bana gülümseyen, Ravza Kızıltuğ'un kapak tasarımıyla beni kendine çeken bir kitap. Ve tabii en dikkat çeken yanı öldüğüm günü hissettirecek mi acabalarıyla kafamın içine dolması. Senai Demirci'yi yıllar evveli bir televizyon programı ile tanımıştım kitaplarından ziyade. Kahve bahane ne güzel bir programdı öyle! Senai Demirci'nin konuşma üslubunda ki nezaket ve edep çekmişti beni pro ...


Romanları Roman Yapan İçindeki Mesajdır

Fatih Pala | Roman | Okunma: 238 | 01.04.13


Aziz İslam'ın bağlılarının, yani Müslümanların hidayet güneşiyle nasiplendikten sonra, mücadeleci ve davetçi kimliğe bürünerek hayatın akışını Müslümanca bir gidişata çevirmenin derdini taşıyan kahramanları olan nadide romanlar vardır. Onların bu cihette verdikleri amansız mücahedeyi soluksuz ve pür dikkat okursunuz. Kendinizi kahramanlarla bir tutar, onlar gibi yekinirsiniz, atağa geçersiniz.

Romanlar, okumaya alıştıran ve o eylemi sevdiren kitap çalışmaları olma özelliğini ezelinden beridir ödünsüzce sürdürürler. Genelinde yazarın hayalinde canlandırdığı olay örgüleri öne çıkar. Bunu, yaşadığınız hayatla, yaşadıklarınızla kıyasladığınızda kolayca anlayabiliyorsunuz. Kimi romanlar da ise hayattan birebir kesintiler vardır. Kimisinde de yine yazarın, idealize ettiği standart üstü ...


Bu İşte Bir Şeyler Var

Hasip Çifci | Roman | Okunma: 363 | 28.03.13


Aslında hiç başlamamak en güzeli bu yazıya
Yada başlamışken kısa kesmek.


Tuna Kiremitçi adını çok defa duymuş olmakla birlikte herhangi bir kitabını baştan sona okumak şimdiye nasipmiş. Bu İşte bir yalnızlık var derken aslında her işte bir hayal kırıklığı yaşayan bahtı kara, kendisi gariban bir gitaristin talihsiz hayatından talihsizliklerle dolu zamanların yazıya dökülmesi gibi düşünmek lazım.

Kitaptaki asıl oğlan Memet olmakla beraber kitabın bütün kurguları Memet üzerinden yola çıkıyor. Figüranlarda en az Memet kadar garip Memet kadar bahtı kara ki onlarında başından geçenler Memet'inkinden çok farklı değil. Yanlış bir evliliğe imza atarak sonrasında gelen ekonomik sıkıntılar, krizler, Memet in psikolojik sorunları ...



Biyografik Bir Roman : Meleklerden

Fatmanur Demir | Roman | Okunma: 295 | 21.03.13


İnsanlarda var olan yeteneklerden bahsedilir hep. Herkesin farklı bir yeteneğe sahip olduğu söylenir. Kiminin kalemi kuvvetliyken, kiminin dili iyi laf yapar. Bunların hepsinin Allah (c.c.) vergisi olduğu inancı vardır halk arasında. Yetenek olmasaydı Necip Fazıl onca güzel kelimeyi bir araya getiremez, bazı futbolcular öne çıkıp o kadar şöhret sahibi olamazlardı. Bunların diğerlerinden farklı olarak yaptıkları işte, kabiliyet sahibi oldukları muhakkak. Ancak bunun sınırı ne olmalıdır? Yani "kişi nelere yetenek adını verebilir" noktasında bazen sıkıntılar çıkabiliyor.

Ölçü aşılıp olmayacak şeylere de bu isim verildiğinde "yetenek" kelimesi anlam kaymasına uğrayabiliyor.

Her insan bilir ki bazı insanların hissetme duyuları diğerlerine göre biraz daha fazl ...


İslam Düşünce Geleneğini Yeniden Şifreleyen Mütefekkir: Bediüzzaman

Ersin Kendir | Biyografi | Okunma: 525 | 12.03.13


Yazarın sunuş kısmında alıntıladığı "hareketin halihazır entellektüel zayıflığı, gözardı edilemez durumdadır. Risale-i Nurun ontolojik sağlamlığına ve kuşatıcı vizyonuna rağmen durum budur..." Bahsedildiği gibi bir eksiklik söz konusudur. Bu konuda kendini sorumlu hisseden yazar entellektüel bir damar arayışı ile konuya bir mukaddime kabilinden bu eseri ortaya koymaktadır. Söyleşiye katılanların ortak söylemi Risale-I Nurun gereğince anlaşılamamış olması ve kurumsal manada bir yapı oluşturulamamış olunmasıdır. Bu kurumsal akademik yapının projesi ise üstadın belirttiği gibi Medresetüzzehra'dır. Bu minvalde yazarın nur risalelerinden istifade eden bazı entellektüeller ile yaptığı söyleşi eserin oluşumuna vesile olmuştur. Söyleşiye katılanların nelerden bahsettiğinı ana hatlarıyla kısaca akt ...


Adalete Yönlendiren Jerry

Fatmanur Demir | Roman | Okunma: 403 | 11.03.13


Bir çocuk için en büyük acı anasız babasız olup yurtlarda, çocuk esirgeme kurumlarında yaşamak zorunda kalması olsa gerek. Güvene en fazla ihtiyacın olduğu zamanda etrafta ailesinden hiç kimseyi görememek bir yıkım felaketindedir çocuk için. Anne-babanın dokunuşu, kucaklayışı dünyalara bedeldir. Hatta bazı çocuklar bu hissi daha fazla yaşamak için annelerinin eteklerine yapışırlar. Onlar için o an sadece güven önemlidir.

Bir çocuğu en iyi doyuracak şeyin sevgi ve şefkat olduğu gerçeğini hiç kimse inkâr edemez. Bu gerçeği çok iyi bilmekle birlikte anne-babalardan bazıları boşandıktan sonra çocuklarını çocuk esirgeme kurumu gibi yerlere bırakabiliyor. Onları orada ne kadar zor bir hayatın beklediğini ya biliyor ve umursamıyor yahut da bilmeden yapıyor. Her ne şekil olursa olsun sonu ...


Zafer Yahut Hiç - Mustafa Kutlu

Bilal Can | Öykü | Okunma: 1229 | 05.03.13


Mustafa Kutlu Türk hikâyeciliğinin kilometre taşlarından biridir. Yazdığı hikâyelerle yaşadığı çağa tanıklık edip o çağın sosyo-ekonomik yönünden sosyolojik yönüne kadar birçok ayrıntıları hikâyelerinde başarıyla aktarabilmiştir. Özellikle üzerinde durduğu şehir ve köy yaşamı hakkında insanların gündelik yaşamları, seküler dünyanın insan üzerindeki etkisi, sanayinin insan toplulukları üzerindeki etkisi gibi konular sayılabilir. Bu yüzden Kutlu'nun eserlerinin tek boyuttan incelenmesi eseri kuru bir hikâye görünümüne sokacaktır. Özellikle Yokuşa Akan Sular eserinde bahsedilen tüm özellikler görülebilir.

Yokuştan akan sular gür olur

Yokuşta Akan Sular Kutlu'nun ilk eserlerinden biri olması bakımından önemlidir. Bu eserle devam eden bir Mustafa Kutlu hikâyec ...


Aslında Aşikardır Sır

Yeni Kalemler | Öykü | Okunma: 383 | 05.03.13


Veysel Karani Özdemir, Kitaphaber için kaleme aldı.

Mustafa Kutlu'nun "Sır" adlı öykü kitabı şu an elimin altında duruyor ben birkaç cümleyi nasıl bir araya getiririm derken kitap hakkında, aziz bir dost geldi ansızın masamın köşe başına. Elimde duran bu kitabı istemişti benden uzun bir zaman önce. Bulunduğu yerdeki pek çok kitapevinde aramasına rağmen bulamamış, en son sohbetimizde ne kadar çok okumak istediğini söylemişti.

Şimdi ilk okumamın üzerinden geçen zamana rağmen bir daha kütüphanemdeki yerinden alarak yeniden okumuş oluyor ve birkaç not daha düşürüyordum kara ...



Evcik, Güzel, Doyumsuz Ama Meşakkat ve Görevlerle Doludur

Mehmet Türkmen | Deneme | Okunma: 472 | 04.03.13


Dünya, güneş sistemindeki gezegenlerden birisi olup, içinde insanla birlikte çeşitli bitkilere, hayvanlara ve bilmediğimiz, gözle göremediğimiz canlılara nefes olan, hayat olan, can olan bir gök cismidir. Dünyanın uzaydan görünüşü mavi olduğu için "mavi gezegen" ismiyle de anılmaktadır. Bu rengi almasında en büyük etken, yedi tabakadan oluşan göğün içinde oksijen olmasındandır. Keza oksijenin olması güneş ışığının sağlamış olduğu atmosfer üzerindeki görüntüsü neticesindedir.

Dünya, güneş sistemimiz içinde bir gezegen olması, içinde hayat olması yanında insanoğlu için ayrı bir yeri vardır. Dünya, insanoğlunun Cennetten çıkması sonucu geldiği bir yerdir ve insan burada kalıcı olmayacak, iyi ve kötü arasındaki seçimin sonucunda ya Cennete ...



Erciyes'in Emzirdiği Bir Şair Olabilmek

Fatmanur Demir | Deneme | Okunma: 321 | 26.02.13


Sözler vardır kulaklara çarpan. Yine sözler vardır yürekte sağa sola çarptığı halde çıkış yolu bulamayan. Her şeye bir söz söylemek mümkün. Konuşmak susmaktan çok daha kolay. Birine bir dakika içinde birçok söz söyleyebiliriz.

Örneğin; "Seni seviyorum" diyebilmemiz için sadece iki saniyeye ihtiyacımız vardır. Birini bir ömürlük yıkıma uğratacak sözler için de bu kadar süre yeterlidir. Gücünü, bir araya getirilen seslerden alan kelimelerin oluşturduğu ahenktir, yaptığı danstır edebi metinler. Bu tür metinleri yazabilmek güçlü bir yürek ister; fakat her güçlü yüreğin de böylesi anlam bütünlüğünü oluşturabileceği söylenemez.

Suya bakışında onu bir ihtiyaçtan öte şeffaflığıyla ve duruluğuyla gören gözler düşünce farklılığıyla ortaya çıkar sadece. İşte bu kitap da; do ...


Şehvetli Türk: The Lustful Turk

Alıntı | Roman | Okunma: 732 | 11.02.13


Türklükle ilgili klişe niteliklerden biri aşırı maço/hipermaskülen bir libidoya sahip olmaktır. Bilhassa şovenist, milliyetçi anlatılarda "Türk'ün gücü" sadece savaş alanlarında değil yatak odasında da kendini gösterir. Hatta malum, "Türk'ün gücü" zaman zaman istihzayla da olsa daha ziyade ikinci anlamı çağırır. Tarihi macera romanlarında, Karaoğlan ve benzeri çizgi romanlarda, kostüme avantür filmlerinde Türk kahraman düşmanı sadece elindeki kılıcıyla değil, metaforik kılıcı olan penisiyle de fetheder. Hristiyan kadınların, müslüman ve Türk kahramanın cinsel cazibesine direnmesi mümkün değil gibidir. Buna karşın Hristiyan erkekler ya çok zalim, tec ...



Ayşe Kulin'in Eşcinsel Salvosu

Ferit Genç | Roman | Okunma: 707 | 08.02.13


''Ben, rüzgârın şiddetinden dalların kırıldığı, fırtınalı bir gecede doğmuşum'' diye başlayan eserde okuyanlar bileceklerdir ki bu eser ''Gizli Anların Yolcusu'' adlı kitabının bir devamı niteliğindedir. Yani gizli anların yolcusu kitabında eksik olan taşları yazarın bir bir oturtmaya çalıştığı bir eser ile karşı karşıyayız.

Bora'nın kitabı adlı eser, yazarın eşcinselliğe bakışı ve homofobi tartışmasını ele alıyor. Yazar ''Gizli Anların Yolcusu'' eserinde İlhami karakteri üzerinde yoğunlaşırken bu eserde ise kitabın isminden de anlaşıldığı gibi Bora karakteri üzerinde yoğunlaşmıştır. Bora, İlhami yayınlarında Grafik tasarım bölümünde çalışan eşci ...



Hakikatini Yitiren İnsan

Bilal Can | Deneme | Okunma: 516 | 06.02.13


Eğer bakmayı bilirsen etrafta sana seni çağıran binlerce sesi göreceksin. Ses oysa kulağımızın duyduğu bir titreşim değil miydi? Evet, ama sesin bir de görünür kılınan, bizim görmemizi istediği bir rengi vardır. Dünyadaki hakikati görmek için bir vesiledir ses. Vesile demişken onlara sımsıkı sarılmamız gerekmiyor muydu?

İnsan dünyaya indirilirken hakikatini yitirip dünya telaşasına düştü. Amacı hakikati bulmak olan insanı bu yoldan ayıran, bu yoldan kopartan yine dünya oldu. Dünya lekelenmiş resimlerini insan kalplerine yerleştirdi. Zaman geçtikçe bu resimler değişti, insan kendini bildiği ve istediği biçimde değil dünyanın istediği şekle büründü. Bu dünyevileşme serüveninde bir çok değerini yitirdi. En önemlisi de "yitik mal" denilen o hikmeti.

Dünyayı a ...


Amerika'da Bir Türk; Şeyh Tosun'un Hatıratı

Ayşenur Aydınlı | Hatırat | Okunma: 589 | 30.01.13


"Kendini bilmeyen insan, dilinin hâlini ne bilsin. Efendim bize, "Bil, bul, ol!" derdi. Hepimiz bir şeyler arıyoruz, ama insan ne aradığını bilmez ise ne bulacak? Olmak istediğini aramalısın ki belki bulabilirsin. Nezle olmak istiyorsan nezleliyi bul, kumarı kumarbazdan öğrenirsin, milyoner olmayı milyonerden öğrenirsin, imanı mü'minden, insan olmayı da hakîki insandan... "Derviş eline, beline, diline sahip olandır" derler. O, ancak kendini bilene nasip olur."

Bilmek, bulmak, olmak! İnsanın bilmediğine düşman, bildiğine ise yârân olması daha kolaydır. İnsanoğlu aradığı şeyi bildiğinde onu bulmak için çabalar. Gerçi aramakla bulunmaz ama bulanlar da hep arayanlardır. Bulduktan sonra ise onun gibi "olmak" kalır. Ön ...



Avrupa'nın En iyi Polisiye Yazarından Böyle Bir Roman!

Can Akbulut | Roman | Okunma: 1291 | 25.01.13


Noel'e yakın bir zaman. Tarihi ve kültürüyle dikkat çeken bir ülke İzlanda. Herkes telaşlı, herkes yoğun, herkesin kutlamalar için hazırlık yapması gerek. Ama hayat hep istediğimiz gibi gitmiyor. Özellikle, Reykjavik şehrinin ünlü bir otelinde kapıcı olarak görev yapan Gudlaugur için. Öldürüldü. Polislerin bu kapıcıyı bulduğu şekil pek de normal sayılmaz. Noel baba kıyafeti ve yarı çıplak halde. Katil kim? Bulmak pek de kolay olmayacak. Akın akın turist ağırlayan bir otel. Otele giren çıkan belli değil. Çalışanlardan, müşterilere kadar herkes zan altında. Bu görev için atanan üç dedektif. Erlendur, Sigurdur Oli ve Elinborg. İşler ...



Harflerin Ritimli Söylenişi: Kekeme Çocuklar Korosu

Gülnaz Eliaçık | Deneme | Okunma: 600 | 11.01.13


Ahraz kelimelerin, cümleleşme çabasıyla aynı ritimde modern çağa ses vermesinin notasıdır, Kekeme Çocuklar Korosu. Azdan çok eylem, azdan biraz isyan, en az da hüzün kokar sayfalarının arası! Azı çoğaltmaksa okuyanın marifeti! Tarık Tufan'ın notalarını harflerle yazdığı bu koro, kekeme çocukların dilini çözercesine, bir vakitler sessizce mırıldanılan bazı cümleleri, yüksek sesle söyleme çabası olarak da nitelendirilebilir.

Gençliğinin saltanatını doksanlı yıllarda sürenler için yazılmış bir kitap gibi dursada daha çok, bu gün de geçerliliğini koruyan fikirlerin ana temasını, bir radyocu gözüyle görüp, usta bir yazar kıvamında aktarıyor bize. Aşkı ve duayı kalbinde emanet gibi taşıyan insanların, sayfa sevdasını görebiliyoruz cümleler arasında ya da kendi içinde, kendinden kaçan in ...


Kan Çanağı

Abdullah Üstündağ | Roman | Okunma: 608 | 04.01.13


İkinci dünya savaşı sırasında Almanya için kritik öneme sahip bir petrol üretim sahasına giden yolun güvenliğini sağlamakla görevli bir grup Alman askeri terk edilmiş olduğu düşünülen eski bir hisara yerleşmek zorundadır. Ancak duvarlara çakılı minik haçlarla dolu bu eski hisar sanıldığı gibi boş ve terk edilmiş olmaktan çok uzaktır. Evet, hisarda yaşayan kimse yoktur. Ama bedeli, belirsiz bir kaynaktan gizemli biri ya da bir örgüt tarafından karşılanan bakım hizmetleri yakın bir köyde yaşayan bir baba oğul tarafından düzenli olarak yürütülmekte, bu tekinsiz mekân çevredeki halk tarafından korku dolu bir saygıyla korunmaktadır. Hisarın kapıları ...



Öyküdeki Modern İnsan Tipleri

Bilal Can | Öykü | Okunma: 373 | 02.01.13


Hikayeler üzerine derin bir iç çekiş sürecini işleyen yazarlar artık günümüzde insan tipolojilerine dair de bilgiler içeren öyküleriyle de vitrinde durmaya başladı. Vitrin, bir gösteri, görenin cazibesine kapılıp karşılığını ödemeyle elde edebileceği şeylerle dolu metaların yeri. Vitrin bir boy gösterisi, bir yarış, bir savaş en çok.

Yayıncılık sektörünün gitgide geliştiği ülkemizde her gün yüzlerce kitap basılır, bu kitaplar kendini ön plana çıkarmak için birbiriyle tatlı bir yarış içerisine girer. İyi reklam yapılanlar şanslı, kötü bile olsa bir kitle edinir. Fakat iyi kitap olup da reklamda kötü olanların ise kaderlerini ancak iyi okuyucular belirleyebilir. Reklamın iyisi kötüsü olmaz denilebilir fakat hiç reklamı olmayan kitaplar da var. İşte kötü reklamdan kastımız budur.


Yalnızlığın Noktasız Hikâyeleri

Gülnaz Eliaçık | Öykü | Okunma: 783 | 02.01.13


"Evet, insan bu dünyada yalnızca bir kişidir
fakat bir başkası için bir dünya olabilir."
(Sayfa 13)


Tek kanatla uçmayı denediniz mi siz hiç? Ya da tek kanatla uçan bir kuş türü gördünüz mü? Elbet denenebilir bu eylem, lakin tek başına bir kanat, uçmak için yeterli değildir. Ne beşer için ne de hayvan cinsi için geçerlidir bu eylem! Tek kanatla uçulmaz efendim, ancak sürükler kendini insan!

Çift elin tek ele üstünlüğü, bir çift gözün, bir çift kulağın tekil olan uzuvlarına karşı zaferi tartışılmazdır. Bir çift insanın, yüz yirmi metre karelik dünya mekanında duyulan huzur notaları,yalnızlığın saltanatında soluk alıp verenlerin, payitahtan kalabalık bir kente seslenenlerin duydukları derin hüzünle, ters orantılıdır adeta! Mekanlar büyüdükce ...


Babam Mehmet Akif

Enes Yaşar | Biyografi | Okunma: 517 | 31.12.12


Silinmeye yüz tutmuş hatıraların tutsak edildiği bir zaman tünelinde sıkışıp kalmış anılardan mürettep bir eser olan bu kitap; Emin Akif'in, babası Mehmet Akif'le İstiklal Harbi yıllarındaki yaşantılarından ve Mısır'daki zorlu yaşam şartlarından bahseden röportajlardan oluşmaktadır.

İki farklı bölümden oluşmakta olan kitap öncelikli olarak Emin Akif'in biyografya taslağını oluşturan Mehmet Akif'in bir baba olarak oğlu için Mısır'dan yazdığı mektuplarla başlamaktadır. Ki bu mektuplar bize hem Emin Akif'i tanıma şansını sunmakta hem de Mehmet Akif'i oğlu için endişelenen bir baba olarak karşımıza çıkarmaktadır.

Daha sonra ise İstiklal harbi yıllarındaki mücadelelere ve Mehmet Akif'in Mısır yaşantısına değinmekte olan kitap, İstanbul'dan başlanılıp Mısır'da son bulacak olan ...


Anna Dostoyevski - Fyodor Dostoyevski

Enes Yaşar | Biyografi | Okunma: 471 | 28.12.12


"Beni hayatta anlamış olan tek kadın sensin"
Dostoyevski

Dostoyevski bu cümleyi hayatta en değerli varlığı olan Anna'sı için söylemiştir. Çünkü Anna, Dostoyevski'nin hayatında huzur bularak sığınabileceği tek limanı olmuştur her zaman için. En verimli çağlarından itibaren onun yanında yer alarak, tüm sıkıntılarına ve sırlarına ortak olmuş, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar anlamaya çalışmıştır onu. Öyle ki Dostoyevski de ölümünün ardından; her zaman için özverili bir kadın olmuş olan Anna'yı, ruhunun geriye kalan bir parçası olarak bırakmıştır. Bu yüzden olsa gerek Anna ve mazinin derinliklerinden çıkarılmış olan cevher niteliğindeki hatıralarından oluşan "Fyodor Dostoyevski" kitabı, bizler için büyük b ...



Sanki hepimiz çok normaliz, onlar mı deli'

Can Akbulut | Roman | Okunma: 1020 | 24.12.12


Psikiyatri koğuşunda geçen kırk beş koca gün. Neden mi psikiyatri koğuşu? Tek sorunlu olanlar sadece onlar mı? Sanki hepimiz çok normaliz, onlar mı deli? Michael Thomas Ford tarafından kaleme alınan "İntihar Notları" adlı kitapta bu sorunun cevapları tüm detaylarıyla yer almakta. Yaşam tarzları birbirinden berbat olan, bunun neticesinde de kendisine zarar vermeye başlayan bir grup ergenin başından geçen kötü olaylar anlatılmakta. Kendilerini toplamak için alanlarında uzman profesyonel doktorlar tarafından yardım almaktalar. Kahramanımızın adı Jeff. Peki, kim bu Jeff? Gelin kendisinin anlatımıyla Jeff'i tanımaya çalışalım.

"Adım Jeff. On beş yaşındayım. On üç yaşında, ...



Aşk ve Çatışma : Hidayet

Bilal Can | Roman | Okunma: 579 | 24.12.12


Aşk üzerine bu güne kadar yazılmış yüz binlerce kitap var. Her biri aşkın bir rengini anlatmaya çalışır. Anlatım tarzı, yere, kişiye, zamana göre değişse de ortak paydada aşk aynıdır. Aşkın tarifini kişiler üzerinden anlamaya çalıştığımız bu formlar romanlarda daha belirgin olarak kullanılır.İnsanlara genelde "bir amaca yönelik aşk"ı sunarak onları bu amaca çağırır. İster kabul edelim isterse eleştirelim romanlar yoluyla büyük kitleler anlatılanlarından kendilerine büyük oranda -anladıkları kadarıyla- sözler biriktirir.

Hidayet romanları denilen roman türünün Türkiye'de bir geçmişi vardır. Emine Şenlikoğlu, Şule Yüksel Şenler, Ahmet Günbay Yıldız, Hekimoğlu İsmail gibi isimlerin öncülüğünü ve yükselmesini sağladıkları bu roman türü artık raflarda hidayet romanları olarak ...


Sayfalar Dolusu Cümlenin Ağırlığını Taşıyan Seçkin Cümleler

Yeni Kalemler | Öykü | Okunma: 666 | 21.12.12


Veysel Karani Özdemir, Kitaphaber için kaleme aldı.

Yazar okuyucuları için; ''Hakikati arayanlar'' diye mırıldandı, "onun dehlizlerinde kaybolmayı göze almalıdırlar." Dedirtiyordu kahramanına, küçük hacminin üstünde duran bu öykü demetinde.

Kitabımıza ismini veren Otoyol Uykusu'yla başlayan bu öykü demeti; başka bir âlemin koynundaki uyanışla bitirilmekte, sağlam kurgusu ve ironik bir dilin anlatımıyla kendi kesitlerimizle bizi yine bize aynalamaktan, bir yağmur altında bırakmaktan çekinmiyordu. Sayfalar dolusu cümlenin ağırlığını taşıyan seçkin cümleleriyle.

Otoyol Uykusu ...



Yukio Mişima'nın Bereket Denizi Dörtlemesi

Alıntı | Roman | Okunma: 413 | 20.12.12


Bahar Karları, Kaçak Atlar, Şafak Tapınağı ve Meleğin Çürüyüşü kitaplarından oluşan Bereket Denizi serisi Yukio Mişima'nın son eseridir. Mişima 45 yaşında Bereket Denizi dörtlemesini bitirdikten sonra bir röportajında "Artık bittiğimi hissediyorum. Piyesler, uzun romanlar, her türlü şey yazdım. Artık yapacak hiçbir şeyim kalmadı." demiştir. Ve bir süre sonra Japon edebiyatıyla ilgilenenlerin çok iyi bildiği inanılmaz eylemini gerçekleştirmiştir: Dört genç takipçisinin yardımıyla, samuray kılıçları kullanarak Japon Savunma Kuvvetlerinden bir komutanı esir almış, balkona çıkıp Japon askerlerine yeni anayasanın orduyu kısıtlamasının getirdiği tehlikelerle ilgil ...



Raif Efendi'nin Maria Puder'i

Ferit Genç | Öykü | Okunma: 2279 | 19.12.12


Dünyada bana hiçbir şey; tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.(s:71)

Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yazmış olduğu ve iki ayrı dünyaların insanı olan Maria Puder ile Raif Efendi’nin aralarında geçen aşk hikâyesini anlatmaktadır. Birde Rasim Bey vardır. Rasim Bey romanın başkahramanı olarak giriş yapsa da daha sonra olay esas kahramanları olan Maria Puder ve Raif Efendi arasında geçecektir.

Olayın gelişimi şöyledir. Anlatıcı olarak gözüken Rasim Bey işsiz bir şahıstır. Bir gün Ankara’nın sokaklarında yürürken karşısında eski s ...



Yeryüzüne Dağılan Şiirler*

Bilal Can | Şiir | Okunma: 455 | 17.12.12


Şiirin yeryüzüne dağılışını izlemek için dünya haritasını gözlerinizin önüne getirmeniz yeterlidir. Ülkelerin dağılışı kadar şiirin dağılımı ve bu ülkelerdeki insanlar kadar da şiirin sesleri vardır. Bu seslerin şiire değmesi neyi önümüze getirir. Sadece ses mi, duygu mu, düşünce mi, hikaye mi, vaka mı? Şiirin neyi taşıdığı şairin niyetiyle alakalıdır. Şair kendine neyi konu olarak seçmişse, içinde neyi biriktirmişse bunu yansıtır. Kendinden olanı kendiliğinden değil bir dayanak noktası oluşturarak aktarır. Zihinler –duyargalar- bu aktarılan kısmında –suje ile obje arasında- kendine düşeni alır. Kendine neye yakın hissediyorsa alacağı cevap buna göre seçicilik yapar ve onu alır. Bu kimi zaman bir imge olur, kimi zaman bir cümle. Şaire düşense her nabza kimi zaman biraz da olsa ...


Mevlana'yı İkonlaştırmak

Enes Yaşar | Eleştiri | Okunma: 585 | 12.12.12


Kusursuzluğa yontulan düşüncelerin çürümeye yüz tuttuğu modern bir dünyada, ruhun engebelerine takılmakta olan kalbimizin bereketli toprakları; şu son dönemlerde zihinlerimizi sürekli olarak kadim bir hasretin gölgesindeki mistik dünyanın izdüşümlerine sürgün kılmaktadır. Ki coğrafyası zedelenen ruhlarımıza tanıdık gelen bu rüyaların etrafında dolanmakta olan popüler kültürün dini-tasavvufi anlatıları da okuru bu yönden etkilediği muhakkaktır. İşte "Türk Romanında Mevlana" kitabı da bizlere bu eserlerdeki olay örgülerinin hangi değerler etrafında kurgulandığı noktasında mihmandarlık yapmaktadır.

Fikir işçiliği atölyesi olarak da nitelendirebileceğimiz bu düşünce misafirhanesi, okurlarına öncelikli olarak Mevlana'nın eserlerinde ...



Çavdar Tarlasında Çocuklar

Fatma Fidan | Roman | Okunma: 1181 | 10.12.12


Geçmişi karışık kitapların birisinden bahsedeceğim size. J.D Salinger'in, Çavdar Tarlasında Çocuklar'ından. Roman ilk olarak Fransızca'dan çevrilmiş, "Gönülçelen" ismiyle. Hani şu Teoman'dan dinlediğimiz şarkı da bu kitabın esintisiyle yazılmış. Sonra YKY'dan aslına daha uygun olan bu başlıkla yayımlanmış. Küçük bir araştırma yaptığınız takdirde kitabın küfürlü anlatım biçimi sebebiyle birçok ülkede ve bazı ABD okullarında yasaklandığını öğrenebilirsiniz. Ve bu kitap ertesinde ünlenen Salinger'in münzevi yaşam biçimi ve kitap yazdığı halde yayımlamakta ki cimriliğini filan da.

Bu kitap: Holden Caulfield adında ergen bir delikanlının (16 yaşında) Noel öncesi üç gününü anlatır.  Holden, gittiği bütün okullardan k ...



Konuşmalar - Aliya İzzetbegoviç

Enes Yaşar | Biyografi | Okunma: 684 | 07.12.12


Mavi kelebeklerin konduğu çiçeklere doğru çevrilen sayfalarla başlıyoruz kitabımıza. Kanatlarında özgürlüğü taşıyan mavi kelebeklerin yolculuğuyla başlıyoruz... Geçtiğimiz her cümlenin sonu, özgürlüğü taşıyan mavi kelebeklerin yurdunu yakınlıyor bizlere. Ve yakınlanıyor kelebekleri çağıran "diriliş erleri"... Yakınlanıyor sadece insan mezarlarının bulunduğu topraklarda açan çiçekler...

Üçüncü ihtimallerin sembolü olma özelliğini taşımakta olan kitap, Aliya Izzetbegoviç'in yapmış olduğu konuşmalardan, vermiş olduğu röportajlardan ve yazmış olduğu mektuplardan mürettep bir eser olup, ikinci Endülüs soykırımına engel olmaya çalışan Bosna direnişinden kesitler sunmaktadır okuyucusuna. İlk olarak, "Bosna Direniş Mucizesi" başlığı adı altında Aliya Izzetbegoviç'in 1993 yılında askerleri ...


Toprak ile Ateşin Oyunu

Gülnaz Eliaçık | Roman | Okunma: 841 | 03.12.12


Ateş ve toprak;

Yüzyıllar ve yüzyıllar boyu, birbiri ile hep bir hesap içinde olacak...


İnsan inanmak istediğini mi görür yaşamında yoksa gördüğüne mi inanır daima? Görme, hissetme ve aklın sınırları çerçevesinden çıkamayan olay örgülerini, eğip bükme sanatıdır belki de tüm yaşadıklarımız. Realist olgular üzerinde yoğunlaşan insan bazen olamayacakların olduğunu farz edebilir hayatında, aklına sığmayanları gözleri hayal edebilir mesela! Hem kabul etmek istemediğimiz birçok şeyi meşrulaştırma yoluna girme meselesinde de üzerimize yoktur! Ancak öyle kelimeler görür ve okursunuz ki gerçek hayatta hiçbir vakit olmayacağına inandığınız -kim bilir geçmiş zamanda olanlar olmuştur belki de!- şeyleri bir film sahnesini seyrediyor gibi çevirirsiniz sayfaları.
< ...


İnanamamanın Sancısıyla Kurulan Bir Cümle İmparatorluğu: İtiraflarım

Enes Yaşar | Edebiyat | Okunma: 452 | 03.12.12


İnanamamanın sancısıyla(Tolstoy tarafından) kurulan bir cümle imparatorluğu "İtiraflarım". Daha doğrusu yaşamın ne olduğu hegemonyasından kurtulmaya çalışan ve yaşamın anlamını sorgulayan bir yazarın "özgürlüğe kaçış" mücadelesi...

Mükemmelleşme çabasının çürümeye yüz tuttuğu bir hayatın kırılma noktasından filizlenerek gün yüzüne çıkmış olan bu kitap, hayatın varlık sebebini arayan Tolstoy'un anılarından oluşmaktadır. Ve Tolstoy, ömrünün sonlarına doğru kaleme almış olduğu bu anılarıyla ilk olarak arayışının bir vicdan haritasını çıkartmaktadır. İnançla aklın amansız mücadelesine sahne olan bu arayışlar; kimi zaman yaşamı anlamsız kılarken kimi zaman da hâlâ ondan bir şeyler ümit edilen bir afyon etkisi göstermektedir.
...



Şimşir Ağacı ve Şiirin Soy Ağacı

Bilal Can | Şiir | Okunma: 615 | 30.11.12


Şiir yıllıkları şiirin toplum içinde geçirdiği değişmeleri, girdiği yolu, aldığı rengi en iyi ölçen çalışmalar olarak günümüzde şiire katkı sağlayan önemli eserlerden biridir. Çok fazla geçmişi olmamasına rağmen hazırlanan bu yıllıklar; kimi zaman dergilerin boyunduruğunda kimi zaman editörlerin taraflı olduğu suçlamalarıyla eleştirilen türler olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat önemli bir yeri olduğu su götürmez bir gerçekliktir. Çünkü yapılan iş emek isteyen, belirli ölçütlere göre eleştiri mekanizmasının açık hale getirilip şiirlerin bu süreçten geçirilmesiyle elde edilen şiirler o yılın şiir yıllıkları arasında yer almaya hak kazanır. Tabi her yayınlanan şiirin şiir yıllıklarında yer almasının imkanı yoktur.

Şiir yıllıkları şiirin nabzını tutup, şiirin geldiği durumları gözler ...


İmam Malik

Ferhat Özbadem | Biyografi | Okunma: 595 | 26.11.12


Türkiye'de en az bilinen ve en az tanınan mezhep imamı kimdir sorusu sorulduğunda verilen cevapların hemen hepsi aynı isme işaret ediyor; İmam Malik. Bu durumun birçok sebebi vardır. Ana sebeplerden biri Maliki ekolünün Türkiye sathında pek tutunamamış olmasındandır. Genel olarak dar bir coğrafyada müntesibi bulunan Maliki ekolü ile ilgili olarak Türkçe tercüme eser sadece iki tanedir. Birincisi İmam Malik'e atfedilen Muvatta adlı eser ikincisi ise Muhammed Ebu Zehra'nın yazmış olduğu ve Türkçeye tercüme edilen biyografiler serisi içindeki İmam Malik kitabıdır. 2005 yılında Eziz Cumayev'in Ameli konuların dayandığı hadisler açısından Malik-Buhari mukayesesi isimli bir tezi vardır. Bunun dışında Türkçe eser yok.

Muvatta kitabı ilgili olarak İmam Şafi bu kitabın Allah'ın kitabından ...


Hem Bir Arayışın Risalesi Hem de Yeşilçam Günlüğü

Enes Yaşar | Hatırat | Okunma: 471 | 19.11.12


Seccadeye varis olamamanın bedelini ruhunu kanatarak ödemek zorunda kalmış bir Yeşilçam senaristinin(Ayşe Saşa), hakikat arayışı hatıralarından oluşmakta olan kitap, modern dünyanın ana caddeleri arasında başlayan bir yolculuğun kırıklı parçalarından oluşmaktadır.

Kitabın kapağını araladığınız vakit; geçmişin derinliklerinde asılı kalmış hatıraların ürkek bakışları arasında gireceğiniz mazinin uçurum yüklü haleti ruhiyesi, sizleri Ayşe Şasa'nın hakikat ayracıyla bölünen arayış risalesine götürmektedir. Daha doğrusu 2.Dünya savaşının bunalımlı yıllarındaki batılılaşma modasının maraz haline geldiği bir dönemde, Alman ve Yahudi mürebbiyelerin elinde geçen bir çocukluğun; Ayşe Şasa'nın ruhunda bıraktığı derin izleri taşımaktadır tahayyüllerinize. < ...



Patasana: Ahmet Ümit’ten Tarih Kokan Bir Polisiye

Abdullah Üstündağ | Roman | Okunma: 1175 | 16.11.12


Ahmet ÜMİT, Patasana adlı romanında bize, Fırat nehri kıyılarında, güneşten daha sıcak ateşlerin yanıp küllendiği topraklarda, yerli ve yabancı arkeologlardan oluşan bir ekibin geç Hitit dönemine ait bir kentin kalıntıları üzerinde kazı yaparken açığa çıkardığı 2700 yıl önce yaşanmış bir öykünün parelelinde, 80 yıl önce işlenmiş üç cinayeti taklit edercesine aynı yöntem ve şartlarda arka arkaya işlenen gizemli cinayetlerin ve her şeye rağmen ekibi bir arada tutmaya çalışan Esra'nın hikayesini anlatıyor. Romanda karşımıza çıkan; deneyimleri, yaşam öyküleri ve değerleri birbirinden çok farklı karakterler üzerinden, Ermeni meselesi ve ter& ...



ilmin sükûnetini çaldınız...

Enes Yaşar | Deneme | Okunma: 534 | 12.11.12


Kadim bir hasretin gölgesinden dökülmüş olan bu cümleler; titrek dokunuşlu bir şair(Halil Cibran) kalbinin en bereketli topraklarından kelimelere tutunarak, Mey Ziyade'nin mektuplarını aşka bürüyen nazenin sözlerinin en güzel fasılasıdır belki de.

Hele ki rüyaların dışında birbirlerini hiç görmeyen iki insanın, gönül bağını cümlelerin büyülü dünyasında kurduklarını düşünecek olursak; kalbini Mey Ziyade'nin ellerine bırakan bir şairin aşk denizinde kaybolmayı (kendini bulmayı) seçtiği itirafların en latif olanlarından birisidir de diyebiliriz.

Edebiyat yazışmalarıyla başlayan ve sonrasında ise sözleri aşkın mihmandarı kılan bu mektuplar, rüyaları süsleyen mavi bir alevin sükûnetini derunu bir ahenk içerisinde sürükleyen mumdan gemile ...



Madde ve Mana Arasında Yunus

Mustafa Atalay | Roman | Okunma: 984 | 09.11.12


Bir eserin var olma biçimi ve maksadından, muhatabını varlığa çıkarma potansiyelini rahatlıkla saptayabilmek mümkündür. O eserin türü ne olursa olsun, önemli olan eserin muhatabıyla kurduğu yalın ilişki ve hakikati arama çabasıdır.

Bu yazıya konu olan eserin bir roman türünde yazılması takdir edersiniz ki bu hakikati değiştirmeyecektir. Od, bir ateş değildir sadece, hayal-hakikat dengesinde madde-mana muhabbetine aralanan kapının mecazi yansımalarını bünyesinde barındıran bir Yunus romanıdır.

Eserimiz, edebiyatın tarihle iç içe geçtiği uzun labirentlerde, tartışmasız olarak edebiyatı hakikat addedip penceresini bu minval üzerine açanlara bolca soru işareti bırakabilecek bir şekilde kurgulanmış. Hakikat ile mecazın kesiştiği ...



Kaplumbağa Terbiyecisi Osman Hamdi Bey - Emre Caner

Enes Yaşar | Roman | Okunma: 933 | 02.11.12


Lale devrinin eğlence unsuru olan ateşböceği kaplumbağalarını, Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi" resmiyle yeniden biçimlendirilerek farklı ifadelere ve sembollere bürüyen bu eser, Osman Hamdi Bey'in hayatını ve medenileşmek(batılılaşmak) için vermiş olduğu mücadeleleri yansıtmak adına roman şeklinde hazırlanmış olan biyografik bir taslaktan oluşmaktadır.

"Kaplumbağa Terbiyecisi" resminin hâl tercümesiyle cümlelere yansıtılmış olan kitap, ilk olarak Osman Hamdi Bey'in izlenimlerindeki toplumun değişmek istemeyen kısımlarını kelimelerle zihnimize çizmeye çalışmaktadır. Ve geride bırakmış olduğumuz her sayfa, zihnimizdeki kaplumbağa sembolünü şekillendiren bir anlam ifade etmektedir.

İlerleyen sayfalarda ise Abdulaziz, V. Mura ...



Türkler satranç oynamayı ne zaman öğrendi?

Ersin Kendir | Roman | Okunma: 641 | 31.10.12


Artık bütün dünya biliyor ki İsrail zalim bir devlet ve Vatikan gizli işler çeviren Haçlı zihniyetinin önbelleği. İslamiyet ve Müslümanlara karşı kin ve nefretleri ile her fırsatta zulüm ve savaştan geri durmayan bu zihniyetler dünyada barış olursa ekonomimiz çöker biz biteriz diye düşünmektedir. Savaş olan bir dünyada şer güçler kirli oyunlar tezgâhlayarak varlıklarını devam ettirmektedirler.

Gül, Kan ve Şeytan çelişkili üçlü bir arada. Buradan anlaşılıyor ki karışık işler çapraz ilişkiler var bu romanda. Stratejik analizler gerçek olaylarla yoğrulmuş olarak sunulmakta. Türkiye'nin son on yılda nasıl bir satranç oyununa maruz kaldığını ve oyunu seyrederken şimdi oyun kuran olduğu resmediliyor. Hoca geldiği günden itibaren oyunlar ve oyuncular karışıyor Ergenekon deşifre ediliyor. ...


Kapıyı Açtım, Hemandan Kaçtım, Kuş Gibi Uçtum

Fatmanur Demir | Roman | Okunma: 537 | 29.10.12


Uçabilmek için aralanması gereken kapılar vardır hayatımızda. Kimimizin birkaç, kimimizin ise birçok. Ağırlıklarla uçulamayacağını bildiğimiz içindir belki de bu hafifleme arzusu. Kanatlarımıza yüklediğimiz her şey çakılıp kalmamıza neden oluyor çünkü. Hırs, tamah, makam sevgisi...

Bu kitap, her satırında taşların bilinmezliğiyle kendimize doğru yol almamız gerektiğini hatırlatıyor. Savrulmamış küllerin hayatımızı yakmaya hâlâ mecalinin olduğunu vurguluyor. Ve adım adım yol almanın uçmaya kapı aralayabileceğini söylüyor.
Kariyer hırsı doğrultusunda hareket eden Başak'ın yüreğindeki taşların erimesinin Sırrıye Hatun'un hayatını taşlar üzerinden incelemeye başlamasıyla gerçekleştiğini anlatıyor. Sırlı bir yolculuğa çıkmak ve her adımda hafiflemek. Üzerindeki kirlerden kurtulmak. ...


Zulmün Şahidi Kitaplar

Fatih Pala | Roman | Okunma: 489 | 24.10.12


Yazılan her bir kitabın bir gayesi, konusu ve alanı vardır. Gelişi güzel ve amaçsız kitap yazılmaz, yazılmamıştır ve yazılmamalıdır da. Kimisi ilmî içeriklidir, kimi düşündürmeyi amaçlar, kimi güzel tablolar çizmenin derdindedir, kimi yaşanmışlıkları, kimi yaşanması gerekenleri, kimi de hayalleri yansıtır okuyucuya.

"Bütün kitaplar tek bir 'kitab'ın daha iyi anlaşılması için okunur!" sloganıyla yayın hayatını devam ettiriyordu bir vakitler İz Yayıncılık. Tabi ki yazılan her kitap bir boşluğu doldurmanın hesabını yaparak okuyucuların zihnine misafir olur. Ama nice kitaplar da vardır ki şahitlik görevini icra ederler. Tarihten izler taşırlar. Hatta bizzat tarihi sunarlar. Ve kim bilir, belki bir gün gelir de tekerrür ettiğine şahit olurlar yazılanların!

işte Mushaf ...


Toprakta Açan Veda Sesleri

Gülnaz Eliaçık | Şiir | Okunma: 707 | 12.10.12


"tegayyerati'l-bilâdü ve men aleyha fevechu'l-arzı muğberrun kabîh;
Ülkeler ve üzerinde yaşayan kimseler değişti. Yeryüzü bu yüzden kırgın ve çirkin"(*)


Şiir, şairin en ölmez yanı en diri sözcüğüdür. Bildiğim tüm cümleler ve okuduğum tüm dizeler bunu böylece öğretti bana. Eksiği fazla, fazlası eksik bir öğrenme biçimi olabilir elbet. Mümkündür. Hatta kuvvetle muhtemeldir de. Çünkü elinize bir şiir kitabı aldığınızı sandığınızda bazen kitaptan öte bir şeylerin içinde bulursunuz kendinizi. Bir yaşamak yorgunluğudur kimi zaman elimizde tuttuğumuz dizeler. Kimi zamansa, yaşamın tutkusu acıyla mayalanmış olarak çıkar karşımıza.

Kimi şairlerin ağrıyan yanından har bölerek çıkan dizeler vardır. Kimileri pervanelere kandil diye yakar bir bir dizeleri. Kimile ...


Işığın Anısı - Bir Efsanenin Sonu

Abdullah Üstündağ | Roman | Okunma: 1470 | 01.10.12


"Zaman çarkı döner, Çağlar gelir ve geçer, efsaneleşen anılar bırakır. Efsaneler solarak mit olur ve onları doğuran çağ yeniden geldiğinde mitler bile unutulur." (Yayınlanan bütün Zaman Çarkı kitaplarının başlangıç cümleleri) Bu satırlarla başlayan ve muhtemelen bu satırlarla sona erecek, 20 küsur yılda yazılmış 14 kitap ve binlerce sayfadan oluşan olağanüstü bir hikâye.

1990 yılında "Dünyanın Gözü" ile başlayan "Zaman Çarkı" efsanesi, 2013'ün ocağında piyasaya çıkacak "Işığın Anısı" ile sona eriyor. 2013 yılının Ocak ayında Brandon Sanderson imzasıyla çıkacak "Işığın Anısı", 23 yıl ö ...



Kendiyle Başı Belada Olanlar İçin

Zehra Erbay | Roman | Okunma: 831 | 26.09.12


"Bana insanla kedi arasındaki en önemli farkı sormuştun ya, dedi Doktor Beyaz'a.
Aslında insanı bir kediden ayıran en önemli şey benlik gibi geliyor bana..." (sayfa no:68)


Çoğu kez bu soruyu akıl diye cevaplamışızdır. İçimizden, zihnimizden geçenleri kâğıt üzerinde hesap etmek çok güç, bunu yapıyor Mustafa Ulusoy. Kurgusal bir terapi seansıyla tüm ipliklerimizi pazara çıkarıyor. Ve insana verilen benlik kaygısının idrakine varılmasını sağlıyor, aracı oluyor.

Tercih bizim, narsist, dik kafalı bir benlik mi yoksa bir hiç olduğunun bilincinde olmak mı?

Zaman zaman daha önce okumuş olduğum kitaplara bakarken içlerinden birisi beni çeker.Direnmenin manası yoktur böylesi durumlarda.Cezbesine kapıldığım kitabı karıştırmak için ele aldığımda, içine düşmüş bu ...


Aşk Bulunduğunda Kaybedilen midir Acaba?

Fatmanur Demir | Roman | Okunma: 949 | 17.09.12


"Seni seviyorum"lar gelir bazen dilinin ucuna, yutarsın, söyleyemezsin. "Beni yanlış anladı"lar çoğalır zihninde, anlatamazsın, anlayamaz... Sonra korkarsın yok olmanızdan ve yok olursunuz bilinmezlik denizinde. Yüzüne çarpan her dalga ona bir kulaç daha hasret olmuştur şimdi. Bilemezsin ki aslında tüm kayboluşlar içinde patlayan "seni seviyorum" lar da gizlidir. Ve onu bulduğun zaman o seni çoktan yanlış anlamıştır. (Sf. 91)

Aşk bulunduğunda kaybedilen midir acaba? Yaklaştıkça uzak olan. Uzakken daha anlamlıdır belki. Kısalan mesafeyle birlikte aşkın boyunun da kısalacağından bahseder Utku. Herkesçe farklı yorumlansa da çoğuna göre bu böyledir.

Uzayan yollar
Çekilen hasretler
Kırılan umutlar miktarınca çoğalıyordu aşk. Ve aşk gerçekte yok edendi.Yazara g ...


Bir İlk Kitap : Taşranın Sazendesi

Bilal Can | Şiir | Okunma: 783 | 17.09.12


Her şair ilk eseriyle Rus ruleti oynar. Şiirlerinin ilk kez toplu olarak okuyucu karşısına çıkması onunla okuyucu arasında ne olacağı belli olmayan hesaplaşmaların da başlangıcıdır. Bazen bu ilk eserler bir aceleciliğin kurbanı olurken bazen de gecikmişliğin vermiş olduğu durum söz konusu olabilir. Bu yüzden şair ilk eserini ortaya koyarken ne gecikmeli ne de erken davranmalıdır. Aksi taktirde bu onunla okuyucu arasında bir Rus ruletine dönüşebilir. Abdulkadir Akdemir de Rus ruleti oynamayı göze alarak daha önce çeşitli dergilerde yayınlanan ve yayınlanmamış olan şiirlerini toplayarak ilk eserini verdi.

Taşranın Sazendesi bir ilk eser olması hasebiyle bir cesaretin ürünüdür diyebiliriz. Çünkü okurla bu ilk derli toplu karşılaşma şairin "şiirlerim iyi mi kötü mü" a ...


Gitmek Gerekir Bazen

Ersin Kendir | Roman | Okunma: 920 | 12.09.12


Gitmek gerekir bazen, giderken yanında sevgini de götürürsün. Bazen ise varını yoğunu bırakıp gidersin. Gitmek kimine göre çözüm olsa da çoğu zaman pişmanlıktır. Çok seven âşıklar için mesafelerin uzaklığı bir önem teşkil etmiyorsa gidenler için de böyledir. Ne kadar uzaklara gitse de düşündüğü kişi düşündüğü yerde aklında, hayalinde, düşüncesinde hâzır bulunacaktır. Aşkların, âşıkların en korktuğudur bir gün çekip gitmek. Uzaklara gitmek ister, kimsenin bilmediği bulamadığı yerlere gönlünü götürmek. Gitmeler olmasa bazı aşklar anlam kazanamazdı belki. Bazen gitmekle değeri anlaşılanlar da vardır. Bu sebepten değerinin bilinmediğine dem vuran kadınlar çareyi gitmekte bulmuşlar kimi zaman. Kadınlar için sevdiği erkek tarafından dinlenilmek ilgi gösterilmek dünyada en değerli şey diyebiliriz ...


Şairin Evrene Sorduğu Sorular

Bilal Can | Şiir | Okunma: 648 | 05.09.12


Şiiri evreni anlama çabası ve hakikati bulma yolunda bir iddia olarak ele alabiliriz. Şair evrene sorular yöneltir. Kendi bilinç haritasında belirli zamanlara atfettiği sorularıyla gizli bir cevap arayışına yönelir. Sorular. Felsefenin temel taşlarından biri olan sorular insanın bilme merakını belirginleştirdiği ifadelerdir. Şairin sorular dahilinde şiirine bir ifade tarzı olarak bunu koyması aklındaki soruların kimi zaman cevapsız kalması kimi zaman ise cevaplamaya gerek duymaması dolayısıyla olabilir.

Bilinmeyenin sırlarına ermek için –bu sırra vâkıf olmak için- şair sorusunu sorar. Bilinmeyeni aralamaya çalışarak buna giden yolda kendine bir çözüm arama derdinde olur. İlhan Berk'in belki de "Şiir bilinmeyene sıçrar, yoksa hiçbir şeydir o" demesi bu yüzdendir.

...


Okurla Sohbetin Adı

Bilal Can | Deneme | Okunma: 959 | 31.08.12


Kitaplar kimi zaman edebi bir kaygı gütmeden, uzun uzun nasıl demeliyim, nasıl söylemeliyim düşüncesine girmeden okurla hasbihâl eder gibi okura aktarır cümlelerini. Yazar kendinde biriktirdiği özlemleri, acıları, hüzünleri, sevinçleri, üzerine konuşmak istediklerini okurda nereye değeceğini kestirmeden yazar sayfalara. Tahmini bir vuruş olur bu. Acıysa bu acıyı kişisellikten uzakta genel bir kanaatle dillendirir. Hüzünse ortak bir hüzün mirasına kendini ortak kılmak için çevirir kelimeleri.

Ulaşılan tüm cümleler yazarın vermek istediğiyle okurun anlamak istediği arasında bir yere tekabül eder. Bu kısmi olarak acıdır, kısmi olarak sevinç, kısmi olarak üzünç bir yanı dillendirir, kısmi olarak mutluluğu.

Her şey ilk kelimeyle başlar. İlk kelime bütün kelimeleri, cümleleri, ...


Çakıl Taşları

Ayşenur Aydınlı | Roman | Okunma: 822 | 31.08.12


"Bedelsiz yolculuk yok bu yaşamda. Önümüzdeki meçhul geleceğe mektup yazmak zorundayız."

"Hayat boya tutmaz... Mutuluk ve huzur içinse yaşamak; günleri doğal rengine bırak... Ve de hiçbir nedenle, geleceği maziye hapsetme. Zira yarın başka bir gün!"

Kitabın arka kapağında yer alan bilgiye göre; sırf tiyatro eseri olarak 25 kez baskısı yapılan eser, 26. baskısında roman haline getirilmiştir. 1968'de döneminin en çok okunan romanı olmuştur. Yazarın öğrencilik döneminde kaleme aldığı bu eseri, güncellenerek 27. baskıyla okuyucuya tekrar sunulmuştur.

Daha sonraki dönemlerde kimi zaman içeriği kimi zaman da adı kullanılan "Çakıl Taşla ...



Futbol Ateşiyle Yanan Çocuklar

Serkan Parlak | Roman | Okunma: 849 | 27.08.12


Nick Hornby, Futbol Ateşi adlı otobiyografik romanının ilk bölümünde çocukluk ve ergenlikte futbol taraftarlığının nasıl oluştuğunu da anlatır. Yazara göre biraz abartılı da olsa futbol aşkı yalnızca çocuklara bulaşan bir hastalıktır. Bu ilişki belli bir süreçte zorunluluklara bağlı olarak değil, kendiliğinden oluşur. Başlangıçta takımın maçı televizyondan izlenir, radyodan dinlenir, sonunda sahaya maça gidilir. Futbolla birlikte çocuk kahramanımızın önüne yeni bir yaşam alanı açılır: futbol sahası, tribünler, yol kıyısı mekânları... Tribün kültürü de çocuğun dikkatinden kaçmaz. Sigara, küfür, kalabalık insan topluluklarının bir aradalığı gözlerinin önüne serilir. İnsanlar tiyatroya para verip eğlenmeye giderler, stadyumda ise acı çekerek eğlenilir, çünkü so ...



Aşk ve Esrarengiz Bir Cinayet

Ersin Kendir | Roman | Okunma: 702 | 24.08.12


Kitaplar kimi zaman kuramadığımız hayalleri kurdurur, bilmediğimiz kapıların anahtarlarını ellerimize tutuşturur. Okuduğumuz kitap türüne göre kimi zaman anlatılan bir ülkeye yolculuk eder, kimi zaman kendimizi bir savaşın ortasında görebiliriz. Kimi zaman özlediğimiz bir serinliği güzel bir esintiyle üzerimize salar, kimi zaman ise korkulu anlar yaşatır. Al Rennie'nin Clearwater Günlükleri ‏de bize bir maceraya sürükleyerek kendimizi içinde hissedeceğimiz olaylara şahit tutar.

Eser bir dedektifin emekli olduktan sonra aşk ve macera peşinde geçen günlerini sunar bize. Adını Florida'nın Clearwater bölgesinden almıştır eser. Kitap genel olarak üç yıllık emekli bir polis dedektifinin başından geçen olayları konu edinmektedir.

Joe'nun Clearwater macerası şu şekilde başl ...


Ay'da Buluşalım

Yakup Çak | Mektup | Okunma: 711 | 22.08.12


Sımsıcak bir muhabbettir mektup, samimi, içten ve bir o kadar da cana yakındır. Her ne kadar elektronik bir çağda yaşıyor olsak da, onda ki samimiyeti bir başka yerde bulmak, neredeyse imkânsızdır. Çünkü her şey bir tarafa, yazanın eli titrer sevgisini anlatırken satırlara. Okuyan kişi, bir daha, bir daha, bir daha okur ve asla bıkmaz, gelen mektubu okumaktan. Ve saklanır mektup, üstünden yıllar geçse de o, hep eski tazeliğindedir.

Kimi zaman hasretler, kimi zaman aşklar, kimi zaman ihtiyaçlar yazılır. Ve türküler bestelenir gelmeyen mektuplar için, ağıtlar yakılır. Yani o kadar sıcaktır ki mektup, sözlerin yetmediği yerde, tercümanlık eder hislere.

Zamanımızda yerini kısa mesajlara, elektronik mektuplara bıraksa da, mektup hayattaki yerini hala korumaktadır. Yalnız onda ...


Ölmeye Razı Olmaktı Yaşamak

Ersin Kendir | Roman | Okunma: 690 | 15.08.12


Senai Demirci'nin yeni kitap Öldüğüm Gün raflardaki yerini aldı. Eser roman türünden yazılmış. Fakat bu roman bildiğiniz romanlar gibi değil sadece kategori olarak roman denilebilir ama bildiğiniz Senai Demirci klasiği. Kelimelere ceset giydirip, okurun ruhuna dokunan türden. Ölüm gibi bir meselede ruhun bedenden uçmasını işlerken ceset giymiş kelimeleri ile ruhumuza dokunuyor her satır. Duhâ suresinin tefsiri de diyebiliriz.

Kitaptaki başlıklar karakterlerin adı ile yazılmış, Rüya hanım (reklam ajansında çalışan bayan), yazar ve ölmüş olan; Yaşar. Dikkat edilirse rüya, yaşar ve yazar bu üçlü başrollerde. Aslında başrolde ölüm var gerçek hayatta olduğu gibi.

Rüya; İnsanlar ölüm aklına geldiğinde bu dünyanın bir rüya olduğunu asıl ölünce uyanacağını düşünmekte.
...


Bir Savunmanın Romanı

Yakup Çak | Roman | Okunma: 562 | 13.08.12


Suçsuzluğumu Affet, bir şairin romanı. Daha doğrusu bir şairin iç âlemindeki kendisiyle söyleşisi. Bir şairin gözüyle günümüz aşklarına derinlemesine bir bakış.

Zafer Acar'ın ilk romanı olan Suçsuzluğumu Affet, bu günün İstanbul'unda yaşanan bir aşkı bütün yönlerini ele alıyor. Bir şairin notlarından, onun aşkını, acısını, nefretini ve yaşadığı olayları içsel bir analizle okuruna sunduğu bu kitap, gerçekten ilk roman olması hasebiyle oldukça başarılı.

Yazar kitaba savunma ile başlıyor. Kitabın oluşumu ile ilgili kısa bir bilginin ardından, bir şairin kendi içinde yaşadığı hayatı kelimelere döküyor. Biraz denemeyi andıran konu başlıkları, bazen âşıkların birlikte gezmeleri gibi sizi İstanbul'da gezdirir, bazen ise insanın ruhuna inerek olayları analiz eder.

Konu i ...


Aynı Kaderi Paylaşanlar

Ersin Kendir | Roman | Okunma: 787 | 13.08.12


İstanbul Taksim'de bir Pazar günü saat 10.30 sularında Atatürk Anıtı'nın çevresinde sürekli görev yapan polisleri hedef alan bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda 17'si sivil, 15'i polis memuru 32 kişi yaralandı ve yaralılar hastanelere kaldırıldı. Saldırının pazar sabahı erken saatlerde gerçekleşmesi olası can kaybı ve yaralı sayısını azalttı. Eylemi bir terör örgütü üstlendi. Bunu kendi internet sitelerinde açıkladılar.

İstanbullular pazar gününe patlama haberiyle uyandı. Haber ajansları böyle duyurdu o saldırıyı. Herkes günlük hayatına devam ederken bomba ile sarsıldı o gün. 32 kişi o gün aynı kaderi paylaşmıştı. Hepsi de neler olacağından habersiz o gün oradan geçecekti. Simit satan, işe yetişmeye çalışan, arkadaşıyla buluşacak olan, ayakkabı boyacısı ve daha birçok insan.

Öteki Olduğumuz Ülkeler

Şüheda Hüsna | Hatırat | Okunma: 603 | 01.08.12


Demet Tezcan'ın "Yola Düşünce" adlı eserini yazma amacı, bir mümin gibi önemseyişidir en az söylemek kadar yazmayı. Çünkü haksızlığı nasıl engelleyebiliyorsak, o yönde çalışmalıyız. İşte bu ilkeyle başladı ülkeler arası yolculuğumuz; çoğu zaman hüzünlü...

21. yüzyıl'da, Gökyüzünün Altında'yız. İlk durağımız kadim dostumuz Suriye-Şam. Ne mübarekler bastı toprağına Suriye'nin... Halid b. Velid'ler, Selahaddin Eyyubiler, Bilal-i Habeşiler, Zekeriyalar, Kerbela gülleri ve "sürgünün hacizli tabutuyla son durağa yol almış Sultan Vahdettin"ler... Ve Hama'yı hatırlıyoruz; Hama Katliamını aslında. Sonra Halid b. Velid'e, Hz. Yahya'ya, Selahaddin Eyyubi'ye, zalim Yezid karşısında vakarıyla duran Hz. Zeynep'e konuk oluyoruz istirahatgahlarında. Daha birçok ...



İstanbul Benim Gizli Sevdam

Ersin Kendir | Hatırat | Okunma: 599 | 25.07.12


İstanbul ve aşk ikisi de en çok birbirine yakışan kelimeler. Aşkın tarifi ise üstadın kaleminden dökülmüş satırlara. Bedelsiz aşk olmadığını öğrenmiştik yaşadıklarımızdan ve okuduklarımızdan. Bedeli ödeyen atalarımıza inat hoyratça harcadık İstanbul'u. Haydarpaşa, kız kulesi, galata'dan rıhtıma, Beyoğlu ve Üsküdar'ın dar ve dik sokakları her şeyiyle gizli sevdamız olmuştu.

Sağ iken hiçbir kitabı basılmamış olan Yahya Kemal 'in vefatının ardından kurulan Yahya Kemal enstitüsü tarafından notlarının titizlikle incelenip kitaplaştırılan eserlerden biridir "aziz İstanbul".

Yazarın, meşhur "Aziz İstanbul" şiiri karşılıyor bizi eserin ilk sayfasında. Devamında 'Türk İstanbul' başlığı ile kitabın ana temasına giriş yapılıp Bizansdan Osmanlıya ve Cumhuriyet dönemine kadar İstanbul ...


Ne Romancıyım Ne Şair, Ne Tarihçi

Ersin Kendir | Biyografi | Okunma: 628 | 20.07.12


Bir mabed bekçisi, üstad Cemil Meriç için kullanılacak en güzel tanımlama olsa gerek. Yazar cündioğlu bir vesile ile Fransız romanları okumaya başlayıp Balzac okumaya Cemil Meriç tercümelerinden okumasını tavsiye eden arkadaşı sayesinde bir okyanusa adım attığını söylemekte. Bu vesile ile Cemil Meriç'in dünyasına dalıp kaybolduğunu söyleyen yazar geniş ve etraflıca bir çalışma sonucunda bu nadide eseri okurlarına takdim ederek Bildiğimiz mütefekkir Cemil Meriç'e ek olarak bilmediğimiz mütercim ve münekkid Cemil Meriç'i bizlere tanıtıyor. Daha önce yayınlanmamış yazılar usta bir titizlikle analiz edilip daha önce bu konularda yayınlanmış eserlerin hatalarını da ortaya koyarak kısa alıntılar ve dipnotlarla zenginleştirilmiş bir Cemil Meriç monografi sunulmuştur.

Bu eserde, biraz bil ...


Vuzuh Memleket Meseleleri

Bilal Can | Öykü | Okunma: 728 | 19.07.12


Bir varmış bir yokmuşlu zamanlardan geçtik. Takvim yaprakları her zaman aleyhimize işler, biz günden güne tükenen pillerimizle hayata dair anlamlar üretmeye devam ederiz. Hayat deriz bazen mücver yememiş olmayı da gerektirebilir. Ya da kumdan kurduğumuz kaleye bir türlü dalgaların gelmemesi de olabilir. Hayat içimizden dışımıza, dışımızdan içimize doğru ırmaklarını akıtırken zamana yasladığımız yüzlerimiz günden güne yer çekimine yenilip yere düşen gülücüklerini arar gibi olur.

Bir varmış bir yokmuşlu zamanları geçirdiğimiz günlerden bu yana bizde değişen bir şeylerin olduğu gerçeğine uyandırdık gözlerimizi. Değişti artık ekmek eski tadını vermiyorsa bize, içtiğimiz çayın kattığımız şekerin sıcak bir iklimden önümüze doğru geldiğini unutmuşsak o zaman mesele çok derin ve biz bu me ...


Hayal Aynasında Yaşam Gerçeği

Gülnaz Eliaçık | Deneme | Okunma: 1252 | 11.07.12


"Yakınlaşmış bir ölüm mü?
İnsan alışıyor bir şekilde,
Benim aklım sen de hala.
Susuşunda.
Gözlerini kaçırışında kaldı aklım.
Gidişinde en çok..."


Bazen insan, aynada gördüğünden eksik ya da fazla gelir kendine. Bazen insan, hiç başına gelmeyeceği sandığı şeyleri yanı başında bulur da, inanamaz yaşamın gerçeğine. Halbuki yaşanılan yazılandır biraz da. Kaleme hükmünüz, cümleye sözünüz geçmez. Yaşanacakların önüneyse kaderden başka hiçbir şey geçemez.
Tarık Tufan ilginç bir yazar benim nezdimde. Bu tanımı kendisine ait iki kitap okuduktan sonra yapıyorum tabi. Okur gözünün gördüğü şimdilik bu. Kekeme Çocuklar Korosu'nda ne kadar kendiyse, Hayal Meyal'de o kadar başkası gibi duruyor önümde. Hem bir ortaklık, hem de doğal bir ayrıklık söz konusu. Aslınd ...


Musa ve Yol Arkadaşı - Ümit Aktaş

Seher Ortaöner | Roman | Okunma: 1000 | 09.07.12


Musa ve yol arkadaşı uzun bir yolculuğun, insanın yaratıcısına doğru uzanan sonsuz yolculuğunun hikayesini anlatıyor bizlere. En basitin içindeki mucizeyi görmeye çağırıyor bizi. Mucizevi olanı görmeye direnenleri işaret ediyor. İnsanın içindeki putları kırmayı vaadediyor. Görenin ardındaki giz, sırların ardındaki hakikat, Musa'nın hikayesiyle görmeye hazır insanlar için açığa çıkıyor. Hasılı kitap bitiminde tefekküri bir hal bırakıyor okuyucuya. Ama düşünsel, ama fiiliyata döngü bir hareket. Nasibimizi aldığımızı belirterek gelin kitap içeriğine geçelim.

Eser isminden de anlaşılacağı gibi romanımızın asıl iki karakteri Hz. Musa ve yol arkadaşı. ...



Herkese Tatlı Rüyalar

Esra Şen | Roman | Okunma: 759 | 27.06.12


ilk baskısı 2000 yılında yapılmış "Tatlı Rüyalar", yazarının tabiri ile bir; psiko-absürd romantik komedi. Kendine has uslûbu ile ilk romanı "Tatlı Rüyalar" Alper Canıgüz'e sıkı bir okuyucu kitlesi kazandırdı. Ardından gelen Oğullar ve Rencide Ruhlar (2004) ve Gizliajans (2008) romanları bu serüveni sürdürdü. Özellikle Oğullar ve Rencide Ruhlar romanının baş karakteri, küçük ve bilmiş çocuk "Alper Kamu" yazarın en konuşulan yapıtı oldu. 2012 yılı yazının sonlarında yeni bir romana daha imza atacağını açıklayan Alper Canıgüz; "Alper Kamu yolda" dedi. Dolayısıyla yeni romanında bu ilginç kahramanın yeni maceraları, okuyucuların beklentisine dönüştü. Alper Canıgüz hâlihazırda "Afilli Filintalar" yazarlarından. Kendisinin Boğaziçi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü mezunu olduğunu biliyoruz. Bu za ...


Mahmut'un Pabuçları - Gala GALACTION

Mehmet Türkmen | Roman | Okunma: 510 | 22.06.12


Her kitap okuyan insan için bir vaizdir. Okuyucuya fikir vermeyen bir kitabın varlığını düşünemiyorum. Türü ne olursa olsun gönül gözünü açarak okuyan kişi kitabın içinde geçen bir cümleden bile farklı anlamlar çıkarabilir. Kendi hayatına yerleştirebileceği bir öğüt alabilir ve kendisine bir yaşam biçimi oluşturabilir. Kitap kimi zaman iyi bir dost kimi zaman bir yol gösterici bir kılavuzdur...

Gala Galaction, 1879 yılında Dideşti'de (Deliorman'da) doğdu. Asıl adı Grigore Pişculescu'dur. İlkokulu Roşiorii de Vede'de tamamlayan Gala Galaction lise öğrenimine Bükreşte devam etti. Üniversite öğrencisiyken Romen Sanat ve Edebiyat dergisinde inceleme ve hikâyeleri yayımlanmaya başladı. 1909 yılında felsefe alanında doktora yaptı. Olteniei ve Curtii ...



Şiirin Evrensel Sesi

Bilal Can | Şiir | Okunma: 692 | 11.06.12


Şiir evrenseldir. Bu cümleyi söylerken onun seslendiği insanlara aynı duygularla yaklaştığı iddiasını da sunabiliriz. Şiir üzerine yapılan tanımlamalar bu duygu yönüne genellikle vurgu yapar. Duygular yansımaları farklı ama yaşattıkları genellikle aynıdır. Aşk her dilde bir sırdaş bulmak, hüzün her dilde aynı yansımaya, acı her dilde aynı yanışa işarettir. Hangi dilde olursa olsun şairin aşk demesi, hüzün demesi, acı demesi insanlarda aynı hislerin uyanmasını sağlamıştır. Bu yüzden şiir evrenseldir ve şair dünya vatandaşıdır.

Şiir sadece tek bir dilde yazılır. İnsanlığın dili olan bu seslenme, onun yaşadığı evrenin de göstergesidir. Yazıldığı dilde en iyi biçimde kendini yansıtarak, o dili konuşanların tarihine tanıklık eder. Bu yüzden çeviri şiirlerin yazıldığı şiirleri tam olara ...


Dindar Bir Doktor Hanım - Ayşe Hümeyra Ökten Söyleşen: Nevin Meriç

Zehra Erbay | Biyografi | Okunma: 982 | 23.05.12


İnsanın zorunlu olduğu, yapılması gerektiği için zaruretten yaptığı okumaları vardır.
Birde, zevk edindiği, kitapla meşgul olduğu süre içinde nefes aldığını hissettiği kitaplar.

Zorunlu kısma genellikle ders kitapları girerken (onları da zevk edinenler vardır elbette) zevk kısmına edebi eserleri koyabilirim kendi adıma.
Biyografi çalışmaları bunların başında yer alır. Benim ise başucumda...

Ünlü-ünsüz, siyasi-aktris, her kimse hayatı gözden geçirilen, öğrenilecek, sonraki nesillere aktarılacak çok şey vardır.Tabii biyografi yazacak olanın işin ehli olmasını söylemeye bilmem gerek var mı? Bizzat hayatı kaleme alınan şahsın dışında, çağdaşı olan başka sahalardan tanıdığımız birçok ismin hayatına dair muhaberatı da elde etme imkânına sahip olmak ayrı güzel.

...


İlk Buluşma – Ercan Soysal

Bilal Can | Roman | Okunma: 1008 | 18.05.12


Bir hikaye düşünün anlatılan konu insanlığın en eski hikayelerinden biri olsun, içinde aşk, sevgi, merhamet, hakikat olsun.Anlatılanlar bize bizi anlatsın. İlk atamız Adem ve Havva'nın yaşadığı olayların tekrardan ama bu sefer ayrıntılı bir biçimde iki insan üzerinden insanlığın çetelesini ortaya koysun.

İnsanlık kendi özüne dönmek için bakışlarını kendine çevirirse ancak eski güzelliğine kavuşabilir. Hızla ilerleyen bir zaman diliminde bakışların, sözlerin, anlamların, seslerin, duyguların kirlendiği bir çağın içindeyiz. Çağın getirisi bilinçaltlarımızda kirlenmiş şeylerin birikmesine neden oldu. İnsan kendini kirlettikçe özünü, hakikatindeki cevheri unuttu, onu görmezden geldi, unuttu. Artık şimdi kendine yabancılaşmış bir varlık olarak dünya üzerinde dolanıyor. Ona sunulan haya ...


İki Aşk Çiçeği - Ömer Nasuhi Bilmen

Mehmet Türkmen | Roman | Okunma: 1062 | 18.05.12


Ömer Nasuhi Bilmen, ülkemizin yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden, âlimlerden biridir. Bilmen, 1883 yılında Erzurum'un Salasar köyünde doğdu. İslami ilimlerde öne çıkmış bir aileye mensup olan Bilmen, küçük yaştayken babasını kaybetmesi üzerine Abdürrezzak İlmi Efendi'nin himayesine girdi. 1908 yılında ise İstanbul'a gelen Bilmen, 12 Ekim 1971 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir.

Osmanlı'nın son zamanlarını görmüş, o dönemin geleneksel eğitim yollarından geçmiştir. Bunun yanında Cumhuriyet dönemini de yaşamış, ülkenin çeşitli kurumlarında -gerek Üniversitede gerek Diyanet'te- görev almıştır. Her iki dönemi de bilen Bilmen, bu dönemlerde kendine özgü sorunlarla karşılaşmış ve bu sorunların çözümü için gayret içinde olmuştur.

****


Söz Yangını - Senai Demirci

Mustafa Atalay | Deneme | Okunma: 1137 | 16.05.12


Dilimize dokunan yanık sözcüklere aralanan kapılar... İçimizin yaralarına tutuşturduğumuz hırslı kavramlarımızın, kin dolu kalplerinde acımasızca öldürdüğümüz insanlık... Ve tahrif edilmeden tahrip olan yüreğimizin kırılgan yerlerine merhem: söz yangını...

Kavramların boş odalarında derin yolculuklar, öze dökülen itiraflar, tevbeye dair aralanan kapılara esmayla sıkıca tutunmalar... Söz yangını, yangınların en çetrefillisine dair olabildiğince berrak cümlelerle ayetlerin ölüsüne diş geçiren yanımıza sesleniyor: gıybetin y/aktığı dudaklardan k/özlü sözlerle...

Bugün vurdumduymaz yüreklerimizin en sık düştüğü doğru olan gıybetten, en sık yaptığı yanlış olan her bildiğini söylemeye ve bundan kendimize popülerlik devşirmeye kadar ince v ...



Pakia Mektupları - İhsan Süreyya Sırma

Ersin Kendir | Mektup | Okunma: 785 | 14.05.12


İhsan Süreyya Sırma hocanın değerli kitaplarından olan "Pakia Mektupları" hacmi küçük fakat içeriği ciltler dolusu bilgiyi özetler durumdadır. Haziran 2008 de yayınlanmış olup şuan 12. baskısını yapmıştır.İslam coğrafyasında cereyan eden müessif olayları mektuplaşma suretinde anlatmaktadır.

Kitapta Pakia'lı Tian'ın dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan dostları ile mektuplaşmalarından, uyuyan, sömürüye, emperyalizme seyirci kalan hatta yazarın deyimi ile "seyirci kalmayı bile beceremeyen" Müslümanlara mesaj verilmektedir.

Kitabı okumaya başlayan herkes görecektir ki mektuplarda konu alınan meseleler halkı Müslüman olan bütün ülkelerde bulunan sancılardır. Batının sömürü sosyolojisi bütün dünyayı sarmış olup Müslümanların artık vahiyle inşa olan bir akıl ile rengini Kur'an' ...


Esir Şehrin İnsanları - Kemal Tahir

Özgür Atasoy | Roman | Okunma: 2357 | 11.05.12


Eser 1.Dünya Savaşı yıllarında sivil aydınların durumunu konu edinmektedir.
Eser bu yıllardaki aydınların çektiği sıkıntıları dile getirmektedir. Özellikle aydınların halkı bilinçlendirmek ve işgal güçlerine karşı durmalarını sağlayabilmek için kendilerini ateşin önüne atmalarına şahit olmaktayız.

Eseri anlatmadan önce yazar hakkında birkaç bilgi ile verecek olursak. 1938'de bahriye olayı diye bilinen davanın sanıklarından biri oldu. Donanma komutanlığı mahkemesinde yargılandı. Askeri isyana teşvik etmekle suçlandı ve 15 yıl ağır hapse mahkûm edildi. 1950 af yasasıyla çıktı. 1955 sonra romanları yayınlamaya başladı. Özelikle Marksist bir terminolojiyi yerleştirerek Anadolu'da uygun sol düşünce oluşturmaya çalıştı. 73'te kalp krizi sonucu İstanbul da vefat etti.

Esir ş ...


Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu

Bilal Can | Roman | Okunma: 1395 | 07.05.12


Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu kitabı kitaplar peşinde koşan baş kahraman Okuyucu ile başlıyor. Eser aynı isme sahip bir kitabın okunuşuyla başlıyor. Fakat bu kitabı okuyan okuyucu kitabın eksik olduğunun farkına varıyor. Olaylar da bu eksik ve hatalı basılan kitabın peşinden sürüklenmelerini konu alan bir hale giriyor. Eseri ilginç kılan ise okuyucunun eksik kitabı tamamlamak için okuduğu diğer kitapları da aynı şekilde baş kahraman okuyucu ile birlikte okurun da kitapları okuması.

Eser yazarın okuyucuyla oynadığı bir kurgu ile yazarın sesinin yoğun biçimde konuya müdahil olduğu biçimde ilerler. Eksik ve yanlış basılan eseri değiştirmek için kitabı aldığı kitapçıya giden baş kahraman okur kitapçıda kız okuyucu ile karşılaşıyor. Kız okuyucu ile birlikte o yanlış basılan kitabın ori ...


Dert bende Ne Gezer Beyim

Ersin Kendir | Deneme | Okunma: 805 | 07.05.12


Yazarın diğer kitapları gibi bu kitabında da kendinizi ayrı dünyalarda gezdirecek derin düşüncelere dalıp nefs muhasebesi yapacaksınız. "bey ile dilenci" başlığında bey ile dilenci diyalogu aktarılmış olup hikmet dolu derin manalar içeren hasbihal sunulmuştur. Neslihan hoca "yazmasam çatlamazdım; ama kesin infilak ederdim" demiş. Söylemeyim de öleyim mi diyen gönül insanları gibi yazılarıyla nice gönüllere su serpmektedir. Kitabın başlarında üniversite hayatında başı açık olduğu için hocalarının ders anlattırdığını ve çok sevdiklerini ardından başını kapattığında herkesin aksi istikamete dönüp tavır almalarını dünkü çalışkan öğrenciye başını kapatınca itibar edilmemesini yorumlamış.

Edebi hitabetiyle tasavvufu harmanlayıp ağaçtan, meyveden, aşktan, gönülden dahası insandan bahsedi ...


İslami Mücadelede Öncü Şahsiyetler - Haksöz Okulu Serisi - 1

Esra Şen | Biyografi | Okunma: 1180 | 04.05.12


İslami Mücadelede Öncü Şahsiyetler çalışması, kitabın önsözünde de bahsedildiği gibi, Haksöz Dergisi, Dünya ve İslam Dergisi, Haksözhaber Sitesi'nde yayınlanmış ve çeşitli yazarların kaleme aldığı makaleleri kapsamakta.

Makalelerin içerikleri ise kitabın adındanda anlaşılacağı gibi İslâmi mücadele için tüm ömürlerini vakfetmiş daha doğrusu bu mücadeleyi bir yaşam biçimi kabul etmiş öncü şahsiyetlerin hayatlarını ve çalışmalarını inceleliyor. Kitaptaki her makale başka bir yazar tarafından yazılmış olsa da anlatımlarda birbirlerine benzer metotlar kullanılmış. Mesela aktarılan her şahsiyet biyografisinden önce, o şahsiyetin yaşadığı dönemde dünyanın siyasi durumu, yaşadığı ülkedeki ilmi durum, ülke halkının Kur'an ve Sünnet anlayışı vs. anlatılarak okuyucu dönemin sosyal hayatından ...


Beyaz Gemi - Cengiz Aytmatov

Ferit Genç | Roman | Okunma: 2047 | 02.05.12


Cengiz Aytmatov, dünya çapında tanınan büyük Kırgız edebiyatı yazarlarındandır. Eserlerini Kırgız ve Rusça olarak kaleme alan Aytmatov, eserlerindeki başlıca konularını Ruslaştırma politikası olmak üzere, Kırgız Türklerinin başlıca hayatlarının gelenek ve göreneklerini, savaş dönemindeki acıları ve kahramanlıkları, sömürgeleştirme politikalarını ve modernizm karşısındaki tabiatın tahrip edilişine kadar pek çok konuya değinmiştir.

Beyaz gemi adlı eser, yaklaşık 7 yaşlarındaki bir çocuğun San-Taş Vadisi'nde beş-altı insanla bir arada yaşayan olay örgüsünden oluşmaktadır. Dedesinden başka seveni olmayan ve gerçek hayatında hep bir ...



Yokuşa Akan Sular - Mustafa Kutlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 2632 | 30.04.12


Mustafa Kutlu Türk hikayeceliğin kilometre taşlarından biridir. Yazdığı hikayeler Türk Edebiyatında bir eksikliği kapatır nitelikte. Doğunun rüzgarlarını bağrında taşıyan, doğunun sularını içip bedeninde özümseyerek yüreğinde biriktiği resimleri yazıyor o. Bu yüzden de onun yazdığı eserler en çok doğuludur özde genelde ise evrensel konulardan biri olan insandır.

İnsanların geçirdiği evreleri, yaşadığı olayları, değişimleri hikayelerinde mükemmel bir şekilde dile getirir. Eserlerinin temel çıkış noktası işte bu elde var insandır. İnsan son tahlilde biziz. Biz bir toplamanın toplamında hayatı kendimizde toparlayan unsurlarız. Hamurumuzdaki 70 civarı madde bizim için dünya üzerindeki tüm insanlarla eşit hale getiriyor. Üstün olan neyse ona göre şekilleniyor kişiliğimiz. Ateş, su, top ...


Şu Saatte Orada Mıydın? - Bilal Sami Gök demir

Meryem Betül Altuntaş | Roman | Okunma: 3581 | 27.04.12


"Demek buraya baktın." Bakmış mıyım? Bakmışım. "Ama burası "orası" değil." Neresi madem? "Peki, söyle o zaman... Şu saatte orada olmak ister miydin?!" E, evet. " Evet mi? Peki, bunu sen istedin..!" Haydaa.. ee? " Şimdi birkaç adam düşün.."

Pek ala.. "Ya da neyse neyse! Düşünme!." İyi madem. " Bir ada hayal et.." Hmm.. Sık ağaçlarla kaplı metruk bir ada.. "Yok, yok! Unut, gitsin!" Unut mu, gitsin mi? Neden? "Ne idüğü belirsiz, karmakarışık, yok artık dedirtecek, en afallatıcı birkaç olay say.." Sayayım mı, emin misin? "Dur, dur! Sayma! Dünyada en çok olmak istediğin yeri söyle..." Kabir desem çok mu melankolik olur? "Boşver! 'Orası' kesinlikle orası değil. Uhh.. İyi iyi. "Bir ada.. Bir kaç adam.. Ve esrarengiz olayların envai çeşidi... " İyi ama? "Yok anlaşıldı! Sen bu kitabı okuma ...


Yazar Olmak İstiyorum

Seher Ortaöner | Poetik | Okunma: 1016 | 23.04.12


Bu kitap, yazmayı sevenler, yazarlık yolunda yürüyenler ve kalem tutan eller için...
Fikrindekileri ve kalbindekileri kağıda dökmek isteyen herkes için hazırlanmış bir kılavuz bu kitap. Şiir, öykü, mektup, deneme, roman yazmak, yazılarını kitaplaştırmak isteyenlere pratik bilgiler, temel yöntemler ve yazarlık yolunda yürüyenlere yardımı dokunacak notlar yer alıyor kitapta.

Bilgiler deneme üslubuyla ve samimi öneriler şeklinde sunuluyor okura. Yazar, kendi yazarlık serüveninde yaşadıklarını, izlenimlerini ve deneyimlerini içtenlikle paylaşıyor ve adeta sohbet ediyor okuruyla.

Eserde ilk yazı, yazar olmak istiyorum. Burada, yazarımızın yazarlık ö ...



Günübirlik Uykuların Mekanı Oteller

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 685 | 20.04.12


"Bu gün gökyüzünü amma da öptüm : açtım pencereyi birden, o bana koşuyor, ben ona koşuyorum"

Otel gören defterler; kalbi bir acıyla, yüzü bir hüzünle, düşüncesi evrensel bir sevgiyle kaplı bir dervişin kelimelerle yalnızlığını, duyduklarını ifade ettiği bir iç yolculuk kitabıdır. Onun söylediği kelimeler hepimizin yalnızlığını dillendirerek yankısını yüreğimizde hissetmemize neden oluyor. Fakat bu yalnızlık öyle sitem edilecek bir yalnızlık değil, uzletin habercisi, kendine çekilmenin habercisi, öyle ki bu yalnızlıktan kendi köşesine çekilmeyi düşünen bir don kişot değil, yel değirmenlerine, gökdelenlere, gürültüye savaş açmış bir don kişot çıkmıştır.

Nuri Pakdil her eserine kendi imzası olan biçimselliğini, seslenme biçimini, kelime örgüsünü muntazam bir biçimd ...


Hamza - Ömer Faruk Dönmez

Meryem Betül Altuntaş | Deneme | Okunma: 2362 | 04.04.12


" Ben Hamza; kaldırımlarda yürür, ülkemin sorunlarını çözerim. Mahcup delikanlıyımdır, fakat acayip de öfkeliyimdir hani. Evet, biz Anadolu çocukları susmayı ve sabretmeyi iyi biliriz. Fakat damarımıza basılırsa, adamın anasını ağlatırız evelallah. Emperyalistlere duyurulur. Aslı gibidir.
Mühür ve İmza:
Anadolu Çocuğu Hamza." (sh 51)

" Kimim ben? Hamza'yım. Gelin sizi ham yapayım. Dört yıldır sınava giren bir zavallıyım. 21 yaşındayım. İmam Hatip mezunuyum. Hani mahcup ve onurlu çocuk. (Hani koşu bittikten sonra da koşan at..) İşte o benim. Sabah dersaneye, akşam eve giderim. Laf aramızda müthiş kitap okurum. Edebiyatsever. Kitapsever. Ha, bir de reklamsever. (tövbe estağfullah.) Anladık anladık. Bu hayatın anlamı nedir? Niçin yaşıyoruz? Sen onu söyle. Bu soruya cevap bula ...


Dil Toplumsal Bir Olgudur

Bilal Can | Dil Yazıları | Okunma: 671 | 30.03.12


Kelepir Sepet Necati Mert'in Türkçe üzerine çeşitli yerlerde yazdığı yazılarının toplandığı bir eser olarak yakın zamanda Okur Kitaplığından okuyucularla buluştu. Eser kısa,akıcı bir dil ile yazılmış kısa kısa inceleme yazılarından oluşmaktadır. Kullandığımız dil üzerine yazarın öne sürdüğü tezlerini ispatlama çalışarak Türkçe'nin daha doğrusu bir dilin nasıl olması gerektiğine dair önemli –orijinal- diyeceğimiz fikirler içermektedir.

Kitabın oluşma safhası 19 yıllık bir geçmişe sahip. Yazarın ara ara çeşitli dergilerde dil üzerine yazdığı yazıların derlenmesiyle ortaya çıkmıştır eser. Temel yargılarından biri "kullanılan sözcüklerin, onların kullanışının kişiyi ele verdiğidir". Dil kişinin kimliğidir. Birey üzerinden bir kimlik olan dil bilinirse toplumun da kimliği de bilinecekt ...


Gençlere Sesleniş - İsmail Öz

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 551 | 26.03.12


1973 yılında Bayburt'ta doğan Öz, İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm'ünden mezun olmuştur. İstanbul'daki çeşitli dershanelerde "Felsefe Grubu" öğretmenliği yapan Öz, bunun yanı sıra rehber öğretmenlik ve idarecilik görevlerini de yürütmüştür. Birçok Ulusal Gazete, dergi ve internet sitesinde yazıları yayınlanan Sosyolog İsmail Öz'ün, yerel ve ulusa gazetelerde yayınlanmış 500 denemesi ve 4 kitabı bulunmaktadır.

''Geleceğe Sesleniş'' adlı eserinde geleceğin umudu olarak gördüğü yeni nesile geçmişteki toplumsal vakalardan ders çıkartılması adına bir şikâyetname &ou ...



Çarpışan Sesler - Nuri Pakdil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 895 | 14.03.12


Odalar. Otel odaları. Boş odalar. Bir şairin cinnetinin yansımaları. Odalar, uğuldayan odalar. Odalar üzerine söylenmiş kitaplar dolusu sözler. Sözler uğuldayan seslerin yansıması. Uğultu, tıkırtılar, uykuyu bölen tıkırtılar. Geceleyin en çok. Odaların en büyük uğultusu geceleyindir. Kendi yalnızlığını kusar gibi uğuldar odalar. En çok da Necip Fazıl'ın dediği gibi. Arada ara...

Bir merhamettir yanan, daracık odaların,
İsli lâmbalarında, isli lâmbalarında.


Yazı kışkırtılmıştı. Bu cümle ile başlar "otel gören defterler". Yazının kışkırtılması şairin kalbinde bir eylem gibidir. Onunla kuşanır gecenin sessizliğine karşı. Yazı gecenin uğultusuna karşı şairin/yazarın bir direnişidir. Yazdıkça çoğalır oysa uğultu. Ne yalnızlık azalır, ne uğultu kesilir. Ne de tıkır ...


Küçük Prens - Antonie de Saint

Seher Ortaöner | Çocuk Edebiyatı | Okunma: 4403 | 09.03.12


''O halde kendini yargılayacaksın. En zoru olan da budur. Kendini yargılamak başkasını yargılamaya benzemez. Eğer kendini yargılamayı başarabilirsen, o zaman gerçek bilgeliğe ulaşmışın demektir.''

Evet kitabımızın adı Küçük Prens. Kitapta biz büyüklere vermek istenilen hayata dair önemli noktalar var. Mesajlar biz büyüklere ama ithaf aksine küçüklüğe. Ki zaten girişte bu açıklanmış. Yazarımız eserini arkadaşı Leon Werth'in çocukluğuna sunduğunu ve de nedenini birkaç cümle ile ifade etmiş. Gelin ilk önce yazarımızı tanıyalım.

Uzun adı Antoine Jean-Baptiste Marie ...



Hapşuuuuuuuuuuuu! Ruhum sen çok yaşa

Can Kursik | Eleştiri | Okunma: 686 | 07.03.12


Şair Sayısınca Şiir Yaklaşımı

Her şairin şiire yaklaşımı farklıdır gibi bir cümle ile çıkarımda bulunmam yanıltıcı olmaz sanırım. Şairler şiirlerini yazarken farklı kulvarlarda koşan şairleri de takip edip şiirin "poetikası nasıl oluşturulur" hakkında malumat sahibi olabilir. Şiir, estetik ölçütü olan ve eser olarak ortaya konma amacıyla yazılan metinlerdir. Şiiri şairin bir eseri olarak görmek ve bu şiiri bir ileti amacıyla okumak okura düşen görevlerdir.

Şiir üzerine bu güne kadar sayısız tanımlamalar getirildi. Hepsi bir tarafı yanlı bir tarafı eksik kalan tanımlardır. Bunu şairin şiiri yazarken söylenen tanımlara göre şiirini oluşturmamasından dolayı söyleyebiliriz. Şiir b ...



En Uzun Gece - Ahmet Altan

Ferit Genç | Roman | Okunma: 1725 | 07.03.12


Selim ve Yelda birbirine âşık İstanbul'da yaşan iki gençtir. Selim Öğretmen Yelda ise iktisatçıdır. Aralarındaki ilişki zamanla ikisini de çok yıpratmıştır. Selim sık sık yalanlar uydurarak Yelda'yı aldatmaktadır. Yelda ise bu aldatılmalara rağmen bir türlü Selim'den vazgeçemeyecek bir tutku ile bağlanmıştır. Aksine gün geçtikçe Selim'e olan tutkusu büyümektedir. Ve Yelda bir süre sonra artık ilişkilerinin tıkanma noktasına geldiğini anlayarak Selim'den kaçmak ister.

Avrupa Birliği'nin kurduğu bir araştırma grubuna katılan iktisatçı Yelda'nın, sosyal antropolog Lepold'un (İspanyol), psikiyatr Günter'in (Alman), Doktor Amy ...



Hobo: Bir Serserinin Yol Notları - Eddy Joe Cotton

Bilal Can | Hatırat | Okunma: 709 | 05.03.12


Altıkırkbeş yayınları yayınladığı kitaplar bakımından diğer yayınevlerinden ayrılan bir yayınevidir. Özellikle yeraltı edebiyatına dair çıkarttığı eserler bu alanda yayınlanmış en iyi kitaplardır. Hobo'da bu kitaplardan biri olarak okuyuculara sunuldu. Neydi Hobo, Hobo'luk bir kültür mü yoksa atraksiyonlu bir hayat tarzı mı? Bu soruların cevabını Hobo: Bir serserinin yol notları adlı kitapta bulabiliriz. Kitap günlük tarzında yazılmış bir hobonun yol notları.

Hoboluk Amerikan kültürünün seyyahlığıdır denilebilir. Bir battaniye, sırt çantası ve bir tava ile ruhunun istediği yere gitmek için yola koyulan kişiler hobo olmaya aday kişilerdir. Hobo olmak bir anda gerçekleşen bir unvan değil onun için emek, çaba ve efor sarfetmek gerekir. Yola çıkmışsanız öncelikle belirli şeyleri kabul ...


Acısı Uyurken Yüzünden Okunanların Yol Hali - Nazan Bekiroğlu

Gülnaz Eliaçık | Deneme | Okunma: 2515 | 02.03.12


"Ben ki "iyi ki" değil "keşke"yim hep.

Neye tanık olduğumu bilsem, hiç daha fazlasını kayıt düşmez miydim?"
Yürümenin anlamaya eşlik ettiği vakitler vardır. Bir otobüs camının buğusuna çizilen cümle düşlerini, bir kâğıdın bağrına not düşmekle başlar her şey. Yazmak önü alınamaz bir eylemdir. Kimi zaman insani bir uzvunuz eşlik eder yolculuğunuza, kimi zamanda bir vasıtayla kurarsınız düşlerinizi yol boyu. Her ikisi de aynı hedefe götürür aslında. Kısa mesafelerde insanoğlu bedenine yüklerken düşlerini, uzun mesafelerde ruhunu kullanır taşıyıcı olarak.

Biz okurların bazı ön yargıları vardır hani; Yol Hali bu ön yargının bir yansıması olarak neredeyse bir yıl kütüphanemde bekledikten sonra göz hizama girdi. Nazan Bekiroğlu'nun Lâ'sını okumuşsanız şayet, benim hissettiği ...


Kırmızı - Yıldız Ramazanoğlu

Büşra Nur Karaarslan | Öykü | Okunma: 721 | 28.02.12


Büyük şehirlerin şa'şalı, tuhaf büyüsüne kapılıp da köylerinden kentlere göç edenlerin hikâyesi tanıdık gelebilir kulağınıza. Hatta bir sır vereyim mi? Aramızda kalsın ama bu hikâyeler, kulağınızla birlikte ruhunuza da tanıdık gelebilir metropol diye nitelendirilen bir şehirde soluk alıp veriyorsanız. Mesela orada doğmamışsınızdır hiçbiriniz. Oralı değilsinizdir ve kahramanları da oralı değildir hiçbir hikâyenin. Oralı olmadığınız için hiçbiriniz; hemşeri sayılırsınız.

Mesela uzak bir kasabanın küçük bir köyünde bir kerpiç evde dünyaya gelmişsinizdir, babanız işsiz kalınca umut bağlamıştır büyük şehirlerin birine. Sizi okutmak için canını dişine takan babalarınız, başına bir iş gelecek diye tir tir titreyen, bu sebeple etrafınızda dört dönen anneleriniz vardır sizin de ilk hikâyed ...


Züleyhâ'nın Aşk Derdi - Celâl Settârî

Ayşenur Aydınlı | Poetik | Okunma: 912 | 28.02.12


"Aşk imiş her ne var âlemde / İlim bir kıyl u kâl imiş ancak" (Fuzûlî)

Herkeste farklı tezâhürde olsa da "üç harf beş nokta" nın var olmadığı bir gönül yoktur sanırım. Kiminin beşer, kimin para, kiminin meslek, kimin de ilâhî olan aşkı... Bazen perde olsa da aslında ilâhî olana ulaşmanın basamağıdır ilâhî aşktan gayrısı. "Leyla Leyla derken Mevlâ'yı bulabilmenin adıdır" bir nevî. Şimdilerde sıradanlaşmış bir sözcük haline gelse de birçokları için hala en kıymetli kelimedir. Sanki zikrettikçe, içerdiği o derûnî manadan değer kaybedeceği düşünülen bir hazinedir "aşk".

Hoyratça kullanılıp tüketmeye çekinilen, dert sanıldığı halde dermanın tam da kendisi olan ilâhî ...



Sızı - Sergül Vural

Yakup Çak | Deneme | Okunma: 661 | 23.02.12


Yürek imbiğinden sızar en acı, en hüzünlü, en içsel duygular. Kimi kelimeler var ki, hali anlatmak için, başka kelimelere ihtiyaç duyar. Kimi haller de vardır ki, anlatmak için ne kelimeye, ne de bir başka şeye ihtiyacı vardır. İnsan içinde yaşadığı âlemin gizemini, her zaman dışa vurmak için türlü türlü yollara başvurur. Aşkı, sevgiyi, ümitleri, hayalleri dillendirmek için yakar yüreğini. Ve kelimeler raksa başlar, artık cümle cümle dökülür hisler, kâğıtla kalem bu sızıntılara şahitlik eder.

Özü aşktan, sözü aşktan canların cihana yansıyan aydınlığında; gönüllerin yoldaşlığıyla yâr uğruna yola çıkanların sınırlanmamış ama sırlanmış veya sır perdesi aralanmış ne varsa; itirafları vardır, havaya, suya, toprağa...

Aşkın adıyla başlıyor yazar kitabına. Her ne kadar bir denem ...


Bozkırın Sırrı - Ahmet Turgut

Meryem Betül Altuntaş | Roman | Okunma: 1490 | 20.02.12


"Üç bin yıl önce, Bozkırdaki yarı-göçerler 'Türk' adıyla henüz bilinmezken doğdular. Erkek: Çadırı tutan ana direk olması için Öktem diye çağrıldı. Yüz yirmi dört bin peygamberden biriydi o. İkizi: müjdelenen yoldaşın eşi ve sırrın anasıydı. Tarihçiler onu Aşena diye andı... " (arka kapak)

Sahaflar çarşısında ilk bakışmamızda adı ile merakımı celbetmişti ilkin. Hem çok satan kitaplara karşı bir ön yargının etkisi hem de türk lafzının aklıma düşürdüğü ırkçılık olabileceği hissi ile gayet mütereddid bir halde kitabı aldım. Amacının dikkat çekmek mi, farklı bir konuyla ortaya atılmak mı, yoksa Mevlana kitapları gibi dindarlık üstünden geçinmek mi olduğu şüphelerini duyduğumu da itiraf etmeliyim. Eh, bakalım neyin nesiymiş diyerek okumaya koyuldum. Fakat okudukça kurgusunda kof bir id ...


Teselliler Kitabı - Yusuf Özkan Özburun

Mustafa Atalay | Roman | Okunma: 842 | 20.02.12


Yusuf Özkan Özburun'un kaleminden, bir rüya olan hayatta her an düşebileceğimiz ve belki de birçoğuna düştüğümüz, düşerek uyanmaya çalıştığımız o derin boşluklara dair teselliler sunan bir eser; Teselliler Kitabı.

Kapağından iç tasarımına ve içeriğine kadar ince bir çalışmanın ürünü olduğu derin tahlillere gerek kalmadan anlaşılabiliyor. Her bir bölüm tefekkürane zaman dilimlerine eşlik edecek çizimlerle zenginleştirilmiş. Yine farklı desenlerin eşlik ettiği sayfa tasarımı ve üzerinde hüzne dair bir tesellinin bulunduğu kartpostal sürpriziyle de, yüreklerden önce gözlere hitap eden farklı ve ilgi çekici bir eser oluşturulmuş.

Yusuf Özkan Özburun, kavramların derin anlam yataklarında yolculuk yapmaktan çekinmeyen ve tuttuğu kavramlar ...



Tufandan Önce - Mustafa Kutlu

Büşra Nur Karaarslan | Öykü | Okunma: 1467 | 13.02.12


“Belediye başkanı Şemsettin Bilen o sabah banyo yapmış, kurulanmış, üstte fanila altta çizgili pazen pijama, gözlüklerini takıp sedire çıkmıştı. Tırnaklarını kesiyor, ayak tırnaklarını. Bir gazete yaymış, belini kamburlaştırıp ayaklarına eğilmişti.”

Böyle başlıyor hikâye, Mustafa Kutlu’nun günümüz birçok yazarının aydın olma hürmetine bizden olmayan, Avrupai söylemlerinin yanında basitçe duran ifadeleri ile. Söz gelimi A isimli yazar bu hikâyeye şöyle başlayabilirdi:

“Yağmurlu bir sonbahar sabahında (fazla mı romantik oldu ne!) Belediye başkanı Sayın Şemsettin Bilen her sabah yaptığı üzere duşunu almış ütülü röpdeşambırlarını giyip salondaki L koltuğa oturmuştu. Kişisel temizlik işlerini banyoda yaptığından camdan dışarıdaki yağmuru izliyo ...


Ceviz Sandıkları ve Para Kasaları - Ali Ayçil

Ferit Genç | Deneme | Okunma: 888 | 09.02.12


"Artık seni aramaktan vazgeçtim.
Bunu bana "şiir" öğütledi.
Yazdığım her şiirde, senin,
Yeryüzünde bir karşılığının bulunmadığını,
Şu sebepsiz sıkıntılar bize uğradıklarında
Evsiz kalmasınlar diye bahane edilmiş bir imge
Olduğunu, geç de olsa kavradım.
O sıkıntılar hep gelecek ve biz onları,
Aslında hiç olmayan sende ağırlayacağız.
O sıkıntılar nereden mi gelecek
Doyamadan terk ettiğimiz cennetten ve
Yarım bırakılmış çocukluğumuzdan.
Yani tam dünyaya atıldığımız yerin iki yakasından."

Ali Ayçil, duru ve güzel bir şekilde sosyal realizm kokan ve alt kategorileri mevcut olan denemelerini bir arada topladığı "ceviz sandıkları ve para kasaları" a ...



Öykü Yazmak - Necati Mert

Fatmanur Demir | Edebiyat | Okunma: 1009 | 06.02.12


Yüksek sesle hissedileni söyleyiniz. Cümle kendiliğinden gelecektir .(Ömer Seyfettin, Üslûbu İnşa sf. 20)

Öykü yazımında başlangıç, son noktanın anahtarı gibidir. Gidilen yoldaki meşakkatleri aza indirmenin en önemli ipuçlarını verir ilk cümle. Giriş kapısı hükmündedir yazara göre. İstenilen sonuca ulaşmak için çalınan kapının doğruluğu kadar, nasıl çalındığı da önemlidir. Bu nedenle farklı giriş cümlelerini, türlü şekillerde kullanmıştır birçok yazar.

Bu kitap, kalem elinde tetikte bekleyen amatör bir yazar için, her adımda sağ kulağına dostane bir üslupla eksiklerini fısıldayacak bilgilerle dolu. “İlk cümle” başlıklı bölümü öykünün, hangi cümleyle başlanırsa daha anlamlı ve dikkat çekici olabileceği bilgisini vermek amacıyla birkaç örneklendirme ya ...


Dile Gelen Taş - Semiha Ayverdi

Seher Ortaöner | Edebiyat | Okunma: 5678 | 03.02.12


Bana ne demekten vazgeç!
Herkesin derdini de sevincini de paylaş.
Herkes kimdir?
Herkes dediğin: Sensin!

Kitabın sahibinin engin tevâzuunu gösteren güzel, güzel olduğu kadar da manalı bir hikayesi vardır. 1942 yılında Sâmiha Ayverdi'nin İnsan ve Şeytan adlı romanı neşredilir. Hocası kendisinden bu kitabı imzalamasını ister. O da hemen kalemi kağıdın üstünde yürüterek, '' Taşı dile getiren Büyük Üstadıma '' diye yazar ve hocasına uzatır. Arkasından bu güzel ânın duygularını kitabın ilk parçası ile ifade eder ve artık mensur şiirlerinden birinin adı belli olmuştur. Dile Gelen Taş...

Eser Aysel Yüksel'in yazarımıza ve kitaba da ...



Cennete Otostop

Misafir Köşesi | Hatırat | Okunma: 948 | 03.02.12


Merve Toprak, Kitaphaber için kaleme aldı.

Büyük bir merakla alıp okumaya başladığım ve bir solukta bitirdiğim ‘cennete otostop’, Adem Özköse tarafından 19 kişinin hidayet öyküleri üzerine yazılmış etkileyici bir kitap.

19 mühtedinin öyküleri farklı farklı; kimisi ünlü bir müzisyenken, kimisi papazken, kimisi dibine kadar günaha batmış bir gençken, kimisi misyonerken tanışmış İslam ile. Bu hikâyeleri okurken hidayeti farklı vesilelerle Allah’ın nasip ettiğini görüyoruz. Ve hemen En’am sûresi 125. ayet canlanıyor kafamızda; ‘Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslam’a açar, kimi d ...



Uçuş Denemeleri - İbrahim Tenekeci

Zehra Erbay | Deneme | Okunma: 1034 | 25.01.12


İbrahim Tenekeci kitaplarıyla karşılaşmam aklıma geldikçe acı hissederim. Okudukça hüzün… İlk aldığım kitabına attığım tarih, ikinci intifada…

Gazze yararına yapılan bir kermeste, yarı fiyatına satılan kitaplar arasından seçtiğim rastgele kitaplardan biri: Uçuş Denemeleri… Kitabın kapağını açtığımda önüme çıkan ilk cümle: “Rabbim, sen olmasan kimin aklına gelirim ben?” gerisi yok… O güne dair tek satır hatırlamıyorum. İncecik bir kitap, içerisinde ne yok ki? Döne dolaşa okuyorum. Daha sonra İbrahim Tenekeci’nin şiirleri olduğunu öğrendiğimde, tutup ilk defa şiir kitabı aldım. Haşmet Babaoğlu’nun “İbrahim Tenekeci var, şair. Tenekeci, şiirden uzaklaşmış birçok insanı şiire döndürebilecek bir kaleme sahip” sözlerinin ne dem ...


Hamas'ın Oğlu - Mosab Hassan Yousef

Meryem Betül Altuntaş | Hatırat | Okunma: 1122 | 20.01.12


Adı: Mosab Hassan Yousef; diğer bir deyişle Mus'ab Hasan Yusuf. 1978 Ramallah-Filistin doğumlu. Hamas'ın 7 kurucusundan biri olan Şeyh Hasan Yusuf'un büyük oğlu. Desteği, veliahdı, sırdaşı. Bu ilk kimliği..

Kod adı: Yeşil Prens. 1996'da yapılan teklifi kabul etmesinin ardından 10 yıl İsrail adına casusluk yapmış Şin Bet ajanı. Kaç intihar bombacısını ihbar eden, babasını korumak için (?!) hapse attıran ajan. Bu ikinci kimliği... Hamas'ın Oğlu.

Yeni adı: Josef. Ortadoğulu bir öğreticinin verdiği İncil'de okuduğu "Düşmanını sev." parolasının aradığı şeyin ta kendisi olduğu inancıyla tanrısı İsa'nın iyi bir takipçisi olup, hıristiyan olarak Amerika'ya yerleşen ve kitabının sonunda da "İsa'ya imanını geliştirebilmesi için" dua isteyen bir hıristiyan. Bu da üçüncü kimliği... < ...


Vefa Apartmanı - Sadık Yalsızuçanlar

Zehra Erbay | Hatırat | Okunma: 973 | 13.01.12


Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor. Gördüğüne ve bildiğine inanıyorum. Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir…” (kayseri cezaevi 1961)

Kitabın hemen başında bu cümleler yer alıyor.

Zamanında teselli ettiği, moral aşıladığı ahbabı gibi, şimdilerde yayımlanan, hayatını üzülmeden, içi sızlamadan okuyamayan bizleri teselli ediyor sanki.

Hâlbuki bu satırları okuduğumda kitaba başlamamıştım.

Kitabı bitirip başa döndüğümde, elimde mektup ve resimlerle vefa apartmanından ayrılan bendim sanki…

Sadık Yalsızuçanların anı/roman olarak kaleme aldığı oldukça yalın bir kitap. Bahse konu olan merhum Tevfik İleri’nin hayatı o kadar sade ve edebi ki ilave bir kurgu istemiyor.

Hem ...


Oyuncak Tamirhanesi - Metin Karabaşoğlu

Büşra Nur Karaarslan | Deneme | Okunma: 1863 | 13.01.12


Kalpleri değil kalemleri yorulan bir neslin, klavye başında ömür tükettiği yıllarda eline ilginç bir kitap düşer bir serüvenperestin. Kitabın ismini okuduğunda ilk olarak aklına yaklaşık yirmi yıl önce annesinin özenle diktiği; fakat ne hikmetse bir kolu koptuğu için ismi Çiğdem Bebek’likten unutulup “Sakat Bebek” olmuş bir oyuncak gelir. Israrla gösterilen şefkatle birlikte, yenisi değil, aynısı değil, başkası hiç değil, ille de O olmalıdır oyuncakların prensesi. Artık merhamete muhtaç olan bu bebek elden düşmemelidir, ekstra şefkatle ve özenle korunmalıdır, yaraları sarılmalıdır. Lâkin günlerden bir gün, dalgınlıkla divanın köşesinde unutulduğunda cayır cayır yanan sobaya atılıvermiştir bu yaşta psikolojisi bozulmasın diye küçük kızın.

Bu acı anının hatırlanmas ...


Portakal Kızım Sadece Ben - Duran Çetin

Mehmet Burhan | Roman | Okunma: 1130 | 11.01.12


Portakal kızım sadece ben Duran Çetin'in Portakal Kızım isimli romanının devamı niteliğindeki romanıdır. Romandaki karakterler değişmemiş ve bu romanında karakterleri aynı kişilerden oluşmaktadır.

Kitabın akıcı üslubu ilk dikkat çekenler arasına girmektedir. Diğer dikkat çeken husus ise Duran Çetinin diğer kitaplarındada göze çarpan betimlemeleridir. Okuyucunun zihninde çok iyi bir şekilde canlandırmasını sağlamaktadır.

Doğru ve yanlış ailelerin özelliklerini açık bir dille belirtilmektedir. Hakkına riayet etme konusunu ince ince işleyen yazar günümüz ailelerinden de örnekleriyle sunmaktadır. Aile yapılarının bozukluğunu çocuk terbiyesine dayandığını anlatan yazar, çocuk terbiyesini de nasıl yapılması gerektiğini göstermektedir.

Ailelerin çöküş noktasını çocuklar ...


Yenilmiş Asilere Çiçek Verelim

Bilal Can | Deneme | Okunma: 986 | 09.01.12


Date i fiori ai ribelli vinti*
[bir İtalyan halk şarkısından]

Biz kendi ayaklarımızla çölü geçtiğimizde çölün tuzunu ayaklarımızdan dudaklarımıza kadar hisseden insanlarız. Hissederiz çünkü ayakkabılarımıza dolan çöl kumlarını metropollere, tünellere, bazilikalara, gökdelenlere taşırız. Ayakkabımızdaki kum nereli olduğumuzun göstergesidir. Bu kum bir kimliktir, modern dünyada sahip olunan bir çok kimlikten biri de taşıdığımız o toprağın nasıl ve nereye ait olduğunun açıklanmasıdır.

Bugün sosyolojik kavramlarla açıklanan kimlik, etnisite insanın yazılı olmayan fakat bir ömür üzerinde taşıdığı yaftalardır. Etiketlerimizin konuştuğu bir dünyada kendi künhümüze cevval bir söz beslemişsek bizi aidiyet pasajında belirgin kılacak olan budur. Şair &# ...


Gürciyev Ve Gizli Üstatları: Sufizmi Kullanan Modern Akımlar - Whitall N. Perry, Rafael Lefort

Yakup Çak | Biyografi | Okunma: 1874 | 06.01.12


İnsanlık tarihinde, her zaman olağan üstü güçlerin ayrı bir gizemi vardır. Ve neredeyse bütün zamanlarda, büyücülük, sihirbazlık olagelmiştir. Günümüzde de sıklıkla duyduğumuz bu kavramların, ne kadar bilimsel olduğu hala gizemini korumaktadır. Bu silsile içinde, geçmişten günümüze gelen ve hala canlılığını koruyan bu konuların, daha çok zaman gündemde kalacağı da su götürmez bir gerçektir.

Georgi Gürciyev’de büyücüler silsilesinin bir halkasını oluşturmaktadır. Öncelikle Georgi Gürciyev kimdir, bir tanıyalım.

Georgi Gürciyev, kesin olarak bilinmemekle birlikte 1873–77 yılları arasında, o dönemde Rus İmparatorluğu’na bağlı Batı Azerbaycan’ın (günümüzde Ermenistan sınırları içindeki) Gümrü vilayetinde doğdu. Yunanlı bir baba ve Ermeni bir anneni ...


Üç Yusuf Üç Rüya Üç Gömlek - Senai Demirci

Mustafa Atalay | Deneme | Okunma: 3313 | 04.01.12


Yaşamak, kaybettiklerini kaybolduğun dünyanın dar sokakları arasında kaybedilen zamanların hüsranlığında aramak demekti. Bir yüze/ göze/ gönle sahip olduğunu hatırlayıp, zamanın geçmişliğini hayatın kalıbına pişmanlık olarak dökmekti. Yaşamak, kendini arama-bulma arasındaki ince bir çizgide var oluşunu anlamlandırma ameliyesiydi...

Yaşamak hayatın Yusuf"u olduğunu fark etmektir Demirci"ye göre. Kıssaların en güzelini en güzel olman için anlatması ondandır. Düştüğün dünyanın, düşmekle birlikte düşürdüğün/düşürülen dünyanın kalkması için bir uyandırma busesidir bu kıssa. Bu yüzden züleyhanın aşkına kurban edilmemesi gerekir bu kıssanın. Aşk masallarının, hikâyelerinin konusu olmaktan çıkmalı, düşürüldüğü derin uykudan uyandırılmalı Yusuf kıssası. ...



Bir neslin öncüsü Celal Hoca - Hüseyin Yorulmaz

Zehra Erbay | Biyografi | Okunma: 10739 | 04.01.12


Gerçekten kimdir bu unutulmuş meşhur bir meçhul?
Yoksa sis perdeleri arasında bırakılmış meçhul bir meşhur?

Meyveleri 70 sonrasında gün ışığına çıkan bir neslin öncüsü Celal Hoca. Çoğu zaman soyadı kullanılmadan anılmış Mahmud Celaleddin Ökten. Vefatından elli yıl sonra portresiyle tanışıyoruz merhum ve merhun Celal Hoca’nın.

Yıllar yılı böyle münevver bir şahsiyeti tanımaktan mahrum edilmişiz doğrusu.

“Belli ki yarım asırdan beri filmin bir yerinde kopukluk var. Kurucusu olduğu okulları, öncüsü olarak yeni bir devrin nesline örnek olması gereken Celal Hoca bugüne kadar anlaşılmaz bir şekilde ihmal edilerek unutulmaya terk edilmiş. İşte ömrünün yarısını Osmanlı döneminde diğer yarısını da Cumhuriyet yıllarında yaşamış benzeri az bulunan bu insan y ...


Yazının Epik Resmi Çekildiği Sırada - Nuri Pakdil

Hüseyin Sultanoğlu | Deneme | Okunma: 1060 | 30.12.11


Tren yolculuğumuz devam ediyor, çarpışan sesler durağında verdiğimiz kısa bir molanın ardından ikinci durağa doğru yol alıyoruz. Nuri Pakdil"le yolculuğun hazına varmış söylediği her cümlenin muhteşem idrakine varıyorsunuz. Yazının epik resmi çekildiği sırada Nuri Pakdil"in size söyleyecek çok şeyi bulunmaktadır. Çünkü resmi çekmeden önce bazı incelikleri öğrenmeniz gerekecektir.

Yazı yazmak bir anda var olan düşüncedir, hatta Sait Faik Abasıyanık 'yazmanın çok enstantane bir düşünce olduğunu biliyorum" diyor. Enstantane, iki ayrı kulvar yani hem yazı hem de resim için kullanılan bir kelimedir. Kitap ortak kullanılan bu kelimenin başlık olmasıyla yolun ne kadar heyecanlı ve anlık duraksamalara uğrayacağının göstergesi oluyor.

'K ...



Hayy Aksi - Esra Elönü

Meryem Betül Altuntaş | Deneme | Okunma: 1299 | 28.12.11


"Feride savaşta mızıka çalan kız.
Dünyanın burnuna kaçıyor bombalar ve tek hapşırıkta ölüyor Feride..
Bit taraması yapıyor silahlar ve yoklama sonrası ölü gönderiliyor eve çocuklar..
Veli toplantısı yapıldı Feride, özgürlüğün zayıf!
Beden dersinde iyi kaçamıyormuşsun kurşunlardan. Müzik dersinde salâ fışkırıyormuş beslenme çantanızdan.
Veli toplantısı yapıldı Feride, özgürlüğün zayıf."


Feride; Esra Elönü'nün haylaz yanı, çılgınlığıdır. Arada Feride'lenir Elönü. Kelimeleri saydam kılıçlara çevirip, verir Feride'nin eline. Doğru bildiğinin ayağına kızak takar, savurur ve savunur.
Feride; garip kızdır. Ölmüş diz kapaklarına günlük tutan kızdır, okkalı kahkalar atandır..
Taraf kabul etmez, kristal pelerinli kızların kıyısına çekilir.
Feride; ku ...


Hancı - Sâmiha Ayverdi

Seher Ortaöner | Edebiyat | Okunma: 4040 | 23.12.11


"Kimsin diye sordular.
Bu dünyada işi bitenim dedim.
Öyle de neden sefere çıkmazsın dediler.
İşi bitmemiş olanlara yoldaşlık etmem murattır dedim.
Senin için mürit diyenler de, murat diyenler de var, hangisisin sen dedim.
Kâh müridim, kâh murâdın olduğumu onlara söyler miyim hiç?"

Öncelikle yazarımızı tanıyalım. 1905'te İstanbul'un Şehzâdebaşı semtinde doğdu. 1921 yılında Süleymâniye İnas Nümûne Mektebini bitirdikten sonra tahsiline husûsî olarak devam etti. Mükemmel fransızca öğrenerek târih, tasavvuf, felsefe, edebiyat sahalarında kendini yetiştirdi. Fakat onun hayatında esas rol oynayan ins ...



Felatun Bey İle Rakım Efendi - Ahmet Mithat

Meryem Betül Altuntaş | Roman | Okunma: 1320 | 19.12.11


Sabah-ı şerifleriniz nur olsun pek mümtâz 'kitaphaber' okurları!
Ah, yoksa 'bonjur' mu demeliydim?..

Kelimeler bazen can alır. Kavramlar önemlidir. Ve bir kavram, türediği medeniyete, dine ve ırka bakılarak değerlendirilirse ancak doğru anlam kazanır. Rasim Özdenören'e göre: "Bu bakımdan olaylara ad koymak; belli bir bilincin teşekkülü bakımından önemli sayılır."

Bir kelimeyi kullanıldığı dala göre değerlendirmek -ki, buna 'ıstılah' derler- varılan sonucu doğrular. Zira Cemil Meriç'e göre: "Dil cemiyetle beraber yürür, cemiyetin gölgesidir." Eğer bir kelime, kavram, anlam doğduğu kültüre göre değerlendirilmezse, ya trajik ya komik sonuç doğurmaktan kendini alamaz.

Tanzimat dönemi de, Türk halkı için büyük kavram kargaşalarının yaşandığı dönemlerden... Romanda ...


Malcolm X - Alex Haley

Seher Ortaöner | Hatırat | Okunma: 11162 | 16.12.11


Ülkemizde Kökler adlı TV dizisi ve romanıyla tanınan Alex Haley, bu en büyük çalışmasıyla Malcolm X'in hayat hikayesini bizzat kahramanın dilinden bize anlatmaktadır..

Siyahların Amerika kıtasındaki tarihlerinde Kuzey-Güney Savaşından sonra en büyük olay kuşkusuz İslamiyettir. İnsan yerine konulmayan siyahlar günün birinde hızla ve kitleler halinde ana dinleri İslamiyeti seçtiler. Siyahlar için İslamiyet yalnızca soyut bir din değil, kendilerine bilinçli bir biçimde unutturulan tarihlerine, dillerine, kültürlerine, kısaca köklerine yeniden dönüştü. Malcolm X bu akımın en önde giden ve en radikal önderlerinden biridir...
...



Seyyid Yahyâ Şirvânî

Gülnaz Eliaçık | Hatırat | Okunma: 1267 | 16.12.11


“Kalbin Şerhi için çok kitap okumak gerek,
Su ve Çamurla nasıl bina yaparsın”

Tasavvufun merdivenlerinde kalbi soluk soluğa kalan bir beşer... Nefesini ancak O’nun adıyla alan ve yine O’nun adıyla vermek derdine düşmüş, bu minvalde kendine yol çizgisi benimsemiş bir gurup İnsan... Siz deyin Halvetilik bir tarikat, ben diyeyim bir yaşama biçimi. Bu yola tabii olanlar için bir okul, nefis terbiyesi noktasında sığınılacak bir dergâh.

Halvet kelime anlamı ile Arapça kökenli olup, tenhada bulunmak, tenhaya çekilmek, yalnızlık ve yalnız kalma gibi manaları taşır içinde. Kul en çok kendiyle birlikteyken O’nunladır aslında. Halvette olmak tasavvufun bağrında uyumakla eş anlamlıdır.

Yapılan araştırmalardan da alınan sonu ...


Balkondaki Adam - Duran Çetin

Mehmet Burhan | Öykü | Okunma: 1826 | 16.12.11


Balkondaki adam Duran Çetin’in yayımlanmış 12. kitabıdır. Birbirinden farklı öykülerin bir araya geldiği kitap, farklı hayatların balkondaki hallerini tema edinerek yansıtılmak istenmiş. Aslında duran çetin için balkon insanların sığınabileceği bir mağara olarak anımsatılmış bir müddet.

Öykülere yön veren ise yine halktan kahramanlar olmuş. Halkın arasında geçen diyalogların çözümlemesiyle birlikte bu eser ortaya çıkmış. Karanlık çağların aydınlık insanlarını ortaya çıkartma çabası, harcanan emek ve zihin karmaşası bir müddet dinlendikten sonra aslında hiçbirimizin yabancı olmadığı muhabbetleri ortaya koymuştur.

Betimlemeleri hayalin perdesini aralayarak girmektedir zihnimize. Ucu açık bırakılmış öyküler sizden de bir parçayı koymaktadır ortaya. Balkonlar çoğumuz iç ...


Fildişi Kuyu'da Bir Nihan Kaya

Misafir Köşesi | Edebiyat | Okunma: 2192 | 14.12.11


K. Özkan Dağ, Kitaphaber için kaleme aldı.

Hepimiz biliriz kelimelerin aslında uydurma işaretlerden oluştuğunu; bu işaretlere yüklenen seslerin ve anlamların onları kelime haline getirdiğini. Toplumumuzda “sanatçı” kelimesine yüklenen anlamın ne olduğuna baktığımızda da “sanat”ın nerede olduğunu anlarız.

Bu sonu gelmez tartışmaya neden girdik? Girdik, çünkü Nihan Kaya sanatın gerçekte ne olduğunu, sanatçının, edebiyatçının özelliklerini, edebiyat ile hayat arasındaki ilişkiyi yazdı. Edebiyat sanatının ille de bir şekilde aykırı olduğunu, sanatçının, yazarın statükoya ters düştüğünü, yaşadığımız zamanın haki ...



Uçurtmayı Vurmasınlar - Feride Çiçekoğlu

Ferit Genç | Roman | Okunma: 3070 | 14.12.11


Bir uçurtma!
İlk kez senle

Birlikte görmüştüm geçen yıl. Ben ne olduğunu bilememiştim de sen demiştin uçurtma diye. Kocamandı senle gördüğümüz. Bizim göğümüzdeydi hem. Bu seferki o kadar büyük değildi. Ama maviydi onun gibi. Ağabeye dedim ki:

"Bak, uçurtma kaçmış!"
"Hani bakayım! Nereden kaçmış?"
"Bizim göğümüzden kaçmış. Ama sakın onu vurma!"

Ağabeyin gözleri doldu ben böyle deyince. Bana simit aldı. Babam gibi.
Ağabey uçurtmayı vurmadı. Belki anemide vurmazdı. O uçurtma nasıl kaçmış inci?

Barış gözlerini açar açmaz ...



İçime Dağ Düşüren Şair: Müştehir Karakaya ve “Düşlerden aldım adımı”

Misafir Köşesi | Şiir | Okunma: 796 | 14.12.11


Selami Ay, Kitaphaber için kaleme aldı.

Kendi deyimiyle şehirlerde yaşayan bir dağ çocuğu o. Henüz üzerinden elbiselerini sıyıramamış! O yüzden “üşürken kır çiçekleri gibi üşüyorum” diyor.

“Düşlerden aldım adımı” Müştehir Karakaya’nın son şiir kitabı. İlk baskısı “Beyaz Gemi Kitaplığı” tarafından, ikinci baskısı ise “Teveg Yayınları, Sakızağacı” şiir serisinden çıktı. Bu yazıda bizzat tanımaya fırsat bulduğum bir söz ustasının gönül dünyasından kopup şiir halini alan duygularından kendimce anlamlar çıkarmaya çalışacağım.

Müştehir Karakaya’yı ne zaman z ...



Kış Bahçesi - Güray Süngü

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 1432 | 12.12.11


Roman denilince akla hep basit sözcüklerle kurgulanmış bir senaryo gelir. Oysa ‘‘Kış bahçesi’’ adlı romanda yazar bir nevi kendince konuşarak daha çok kelime kurgusu yapmaya çalışmıştır. Bir olaya giriş yapacağı esnada bazı yerlerde en az 2 sayfa boyunca sadece betimlemeler yaparak konu dışı denemeler yazmaya çalışmıştır. Zihin bölünmeleri ile gelişen kurgu ağırlıklı anlatımları tercih etmektedir Böylece bazen okuyucunun konu dışına çıkmasına neden olmuştur.

Yazarın 2011 yılında çıkan bu eseri konu bakımından bir genç kızın kendini ölümsüzleştirmek adına bir yazarın hayatına girmesini konu alır.

Aziz eserin başkahramanıdı ...



Divan: İmam Şafii'nin şiirleri

Ferhat Özbadem | Şiir | Okunma: 1680 | 28.11.11


Bir fıkıh ve hadis aliminin şiirleri Divan olunca, kalp mutlu oluyor, göz şaşırıyor. Hele de bu alim şahsiyet Gazze’li olunca daha da artıyor bu mutluluk. Adı: Muhammed bin İdris El Şafii.
Şiirin hayatın her yanını kuşatan bir havası olduğunu bir daha görüyoruz. İlim ve irfan dolu bir hayatın ilk yıllarında şiir ile süslenmiş bir dönemin şahitliğini yapıyor bu divan.

İmam Şafii divanı, bir soru veya olay karşısında söylediği şiirlerin öğrencileri tarafından not edilmesi şeklinde meydana gelmiştir. Bu sebepten dolayı olsa gerek, piyasada Arapça birçok farklı Şafii divanı bulunmaktadır. Türkçe tercüme ve derlemesini Ali Ural’ın yaptığı bu çalışmanın ilginç bir serüveni var. Ali Ural’ın kendisinden dinleyelim.

“Eğer kader yıllar önce bir dama taşı ...


Siret-i Meryem - Sibel Eraslan

Misafir Köşesi | Roman | Okunma: 989 | 23.11.11


Merve Şimşek, Kitaphaber için kaleme aldı.

Sibel Eraslan’ın 2010 Yılında kaleme aldığı Siret-i Meryem tamamıyla Hz.Meryem’in hayatının romanlaştırılmış halidir.

Kitap Meryem Süresi’nin ilk ayetindeki huruful mukatta olan “kef, ha, ya, ayn, sad” olarak beş bölümden oluşmaktadır.

Sibel Eraslan kitabına Hz.Meryem’in hilyesini anlatarak giriş yapar. Daha sonra ise ilk bölüm olan ‘Kef’ te, küçük yetim bir kız olan Merzanguş’un başından geçen bir hikaye olarak okuruz Meryem Ana’nın hayatını…

Henüz küçük yaşta iken yetimhaneye yollanan Merzanguş’un yolu bundan sonra ihtiyar ...



Suskunluk Şiirleri - İsmail Aykanat

Hüseyin Sultanoğlu | Şiir | Okunma: 1201 | 23.11.11


'Ey çok kitaplar okuyan sen mi dutarsın bana dak
Ta bilesin sırrı ayan gel aşktan dem bir sebak"**

Yunus Emre

Şiir, gerçek dünyada vuku bulan varlıkların düşler dünyasında imgelenmesiyle ortaya çıkar. Bir sırrı başka bir sırla ifşa etmektir aynı zamanda. Sırrı çözmek içinse aşk gereklidir. Aşık olmayan bilemez hakikatin sırrını.

Şair bu kitabındaki şiirleri hüseyni bir aşkla yazmıştır. İlk başlarda bunu fark edemiyorsunuz ama mısraların arasında ilerledikçe, burnunuza tanıdık ve özlem dolu bir koku gelir. Bin yıllık bir koku bu; Hüseyin"in kokusu, Ali"nin, Fatıma" nın ve Hasan'ın... Şairin deyimiyle 'berrak aile" "nin bir nebzelik kelimelere yansımasıdır. Susmanın verdiği efsuni duruş şiirlere rengini vermiştir ...



Nisanın 2 Günü - Tufan Gündüz

Mehmet Burhan | Edebiyat | Okunma: 2912 | 21.11.11


Destan yazmak yazarlık işi değildir. Nihayetinde destanları yazarlar yazmaz, sadece iki kapak arasına alınmış bir kitap haline getirirler. Türk milleti olarak bir çok destanımız vardır aslında. En yakın tarihli olarak hatırlayacak olursak, hasta adam dedikleri zaman dilimi içerisine ne kadar çok destan yazdığı olurdu.

Tufan gündüzde bu destanlardan Çanakkale destanımızın sadece iki gününde neler olduğunu sığdırmış romanına. Öyle ya bütün bir destanı iki kapak arasına sığdırmak mümkün mü? Üzüldüğüm kısım bunca fedakarlıklar karşısında bizim atalarımıza olan minnet duygumuzun bu derecede küflenmiş olması.

Kitap çok zengin bir betimleme haznesi gibi. Adeta kendinizi savaş meydanında Mehmetçikle beraber savaşıyor buluyorsunuz. Yanınızdan kurşunlar geçiyor, etrafınızda bombala ...


Portakal Kızım - Duran Çetin

Mehmet Burhan | Roman | Okunma: 10019 | 16.11.11


Hayat o kadar kısa ki onun hızına yetişmek için ne yapılsa boş kalıyor. Yaşadığımız hayat bizim istediğimiz şekilde canlanıp büyüyorsa aslında istediğimiz yerlere gelmişizdir. Veya dışarıdan bakıldığında her ne kadar mükemmel görünsekte aslında içimizde kopukluklar baş gösteriyorsa bir yerlerde bir şeyleri atlamışızdır. Ancak başımıza gelen her musibet bin nasihatten iyidir.

Bir ailenin başına gelebilecek en büyük felaket onların dışarıdan boş yere ayıplanması değildir. Aslında onlar için bu açık bir uyarıdır. Uyarıları dikkate alıp hal ve hareketlerine çeki düzen verenler kazanırlar imtihanı.

Duran çetinin kaleminde garip bir aile tiplemesi var. Eşinin sözünü dinleyip annesinin yüzüne bakmayan bir baba, komşularına madara olmasın diye onların gözüne girmek için en tiksin ...


Üstü Kalsın İhanetimin - Sema Karabıyık

Mehmet Burhan | Edebiyat | Okunma: 1363 | 14.11.11


Bir tarafta masumların diğer tarafta suçluların olduğu bir dünyanın içerisindeki ihanet oyunlarının sıralanışıyla başlıyor sözüne yazar. Öyle bir ihanettir ki bu evlat babasına isyan ediyor, işçi patronuna, arkadaş arkadaşlığına, kardeş kardeşine ihanet ediyor. İhanet bu öyle küçümsenecek şey değil elbet.

En derin acılar, düştüğünüzde en çok güvendiğiniz dostların aslında sizin kuyunuzu kazmaya çalıştığını görmek ve onlar tarafından kurulmuş bir kumpasla ihanete uğramaktır. Kendinizi ucu olmayan uçurumlardan atmak için son sürat koşarsınız maratonunuzda. Tek sebebi bunu bana kim yapmış olabilir sorusunu kendinizin cevap vermemesini istediğinizdendir. Ancak pek önemsenmeyen ancak çok önemsenecek bir şey vardır; ihanet edenler bir gün ihanete uğra ...



Arif Ay Şiirindeki Şehirler

Bilal Can | Şiir | Okunma: 895 | 11.11.11


Şair nedir, şiiri yoğuran. Uzun cümleler peşinde sürüklenen aklımızı hangi kısa nidalara yükleyip de daha etkili bir vuruş sergileyebileceğiz bu dünyada. Şiir ve şairin not defteri olarak kendini gösteren şiir kitapları, kendi dinginliğinde bir sessizlik sunar insana. Bu dinginlik kimi zaman çöl gecelerinde mehtabı izleyen bir bedevinin hissettiği duygular da olabilir kimi zaman kutuplarda ışık dansını izleyen bir eskimonun duyduğu haz da. Şiir sadece haz için midir?

Düşüncenin ekseninde cümleye duran kelimeler beyin yanılsamalarında hep bir tarafı eksik kalmıştı. Oysa denilmişti “Akıl, aşkın açıklamasında çamura düşmüş merkep gibi aciz kaldı” O vakit şairin işi sadece akılla olamazdı. Çünkü aşkla yoğrulan kelimeler şiire düştüğünde akıl sadece bunun bir yanını işleyeb ...


Köse Kadı - Bahaeddin Özkişi

Meryem Betül Altuntaş | Roman | Okunma: 3591 | 11.11.11


Eğer refleksleri kuvvetli biriyseniz, okuduğunuz kitap haleti ruhaniyenizi hemencecik etkiliyorsa ve okuduğunuz her kitapta bir dejavuya kapılıyorsanız; bu kitabı mümkünse otobüste okumayınız.

Yoksa bendeniz gibi; Simon adındaki genç Macar'ın, evlerinde misafir kalan Osmanlı'nın kızına aşık olması, ama hristiyan bir genç olduğundan bir müslüman kızından aşkına karşılık alamayacağının da çaresizliğiyle halkı kıra toplayıp: "Beni dinleyin! Hep gizledim bugüne dek sizden. Ama şimdi sırası geldi. Kardeşlerim. Tanrı bana öyle bir illet verdi ki, verdiği için isyan ettim. Ama vermeseydi vermediği için isyan edecektim. Türk'e güvenin. Ama bir an bile olsun kadınına bakmayın." deyip, elindeki hançeri "Şeymaaa!" diyerek bağrına sapladığını okuduğunuzda, "ayy!" diye kesik bir çığlık atabili ...


Gazze'ye Yolculuk - Sümeyye Ertekin

Meryem Betül Altuntaş | Hatırat | Okunma: 6786 | 31.10.11


Hakkında ne kadar okusam da, dinlesem de asla usanmayacağım nadir konulardandır Gazze, Filistin... Tıpkı Kâbe gibi, İstanbul gibi...

Hep derin, hep aziz...

Hele ki, şu bir hafta içinde günde iki kitap bitiren beni ve hepsinin -ki tamamen tevafuk- muhtevasının Filistin'e dair olduğunu bir düşünün. Bir de ara vermeden, sürekli paranoyak İsrail Devletini okumaktan, psikopat olmaktan korkmaya başladığımı da unutmayın. Fakat, bunca şeye rağmen halâ bıkmadım Gazze'yi okumaktan.

Yalnız zulme ve zalime nefretim arttıkça arttı ve öfkem iyice bilendi! Kitaplar hakkında değerlendirmelerimi, okumaktan fırsat buldukça yazmaya çalışacağım inşaAllah.

Bu kitap " Gazze'ye Yolculuk"; bir gazetecinin 3 Gazze yolculuğunun mecmuu...

Gazze Sergüzeşti.

Bir ki ...


Otel Gören Defterler 1: Çarpışan Sesler - Nuri Pakdil

Hüseyin Sultanoğlu | Edebiyat | Okunma: 863 | 24.10.11


Çıkılmış bir yolculukta yan koltukta oturan yoldaşınızdır Nuri Pakdil. Yol boyunca size kaldığı otellerden bahseder. Anlattığı otel değildir aslında kendinden parçalar sunar size bu yüzden birbirinden bağımsız paragraflar okursunuz. Bütünden ufak parçalardır oysa koca mozaiğin en göz alıcı yerini sunmak derdindedir. Bu yüzden yolculuğun ilk durağında çarpışan seslere uğrarsınız.

Gözünüz kapalı olarak yazılanları sadece işitmiş olsaydınız trende olduğunuzu hisseder, tren kalkarken Nuri Pakdil"in kulağınıza "Trene binmek İstanbul"a gitmek demektir, başka nerelere gidilirse gidilsin. Hele de çıra gibi yanan cümleler ortalığı kaplamaya görsün, kalemin ucunda bir tren Haydarpaşa"dan gelir, Haydarpaşa"ya gider." (syf:17) fısıldadığını duyardı ...



Ahir Zaman Gülüşleri - Fatma Karabıyık Barbarosoğlu

Zehra Erbay | Öykü | Okunma: 5752 | 24.10.11


Kışın ilk günlerinde, serin bir rüzgâr, miadı dolmuş yapraklar…

Değdiği yeri delip geçen, hüzün eken bir kitap…

“Yüzyıllar gelip geçti.
Kendini bilen her fani zamanını ahir bildi.
Hüznüne tebessüm,
Tebessüme hüzün ekti…” (arka kapak)


Kitap birbirinden bağımsız on bir öyküden oluşuyor.

Büyük annelerimizin “ahir zaman evladım” deyişi gibi sahici, yalın öyküler. Devamını getirebilirmiş gibi hissediyor insan kendini…

Efsane olmuş gelin- kayınvalide öyküleri… Bitmek bilmeyen ezeli hikâye…

Böylesine rastlamamıştım doğrusu. Bu kayınvalidesi olmayan gelinin kayınvalide hikâyesi…

Zaman zaman “kayın validen yok şekerim kıymetini bil” nakar ...


Sivil İnisiyatifin Liderleri - Hanifi Tosun

Ferhat Özbadem | Biyografi | Okunma: 640 | 19.10.11


İslam tarihinin iz bırakmış olan öncü şahsiyetlerinin bir kısmının biyografisi, toplumsal hareket içindeki etkileri ve mücadele yönleri ile değerlendiren bir eser tanımlaması kitabın içeriği ile ilgili en iyi tanım olur kanaatindeyim. Biyografik çalışmalarda gerekli olan bilgiler paylaşılmak ile birlikte, sivil inisiyatif yönü ile değerlendirilen bu zatlar ile ilgili çalışmalarda bu tür bir yaklaşım ilk defa ele alınıyor sanırım.

On iki imam olarak nam bulmuş imamların hayatları ele alınırken, hem şia hem de ehli sünnet kaynaklarına başvurularak geniş kapsamlı doyurucu bilgi verilmiş. İmamların hayatları ele alınırken, günümüze bakan yönleri ile kıyas edilmeleri orijinal bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Bu imamların bütün ümmetin imamları olduğu, mümtaz şahsiyetler olduğu, ...


Bize Göre - Ahmet Haşim

Seher Ortaöner | Edebiyat | Okunma: 1109 | 19.10.11


Çoğunlukla o unutulmaz "Merdiven" şiiriyle ve şair yönüyle tanıdığımız Ahmet Haşim, aslında daha çok nesir yazmış bir edebiyatçımız. Farklı bir yerden bakıp, farklı ama anlaşılır şeyler söylemekte ustadır Ahmet Haşim. Üslubundaki ağırlık ve şatafat da çoğu zaman sade görüntüdedir ve anlaşılırlığını etkilemez.

Ama şairliği bir başka tabiî...

"Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak" dilinizle gönlünüz arasına bir hat çekerken, ruhunuz da hayatın hüzün penceresinin önüne oturmuştur çoktan. Sonraki mısra doğru yerde olduğunuzun işaretidir atık: "Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak"

Merdiven'de ak ...



İnsanı Aşan kan - Mustafa Celep

Bilal Can | Şiir | Okunma: 857 | 17.10.11


İlk kitabı Ateş Bandosu ile okur karşısına şiirlerini toplu bir şekilde sunan Mustafa Celep bu kitabından sonra arayı soğutmadan İnsanı Aşan Kan ile tekrardan okurları selamladı. Ateş Bandosu’ndaki tarzını ve dilini değiştirmeden, yürüdüğü yola sadık kalarak devam eden Mustafa Celep kendi künhüne sadık bir yolcu olarak son dönem şairlerinden olup yeni eseriyle tekrardan şiirleri üzerine eğilme fırsatı verdi.

Ateş Bandosu 2007’de çıktığında ilk şiirinden son şiirine kadar yaşamın şiirde belirgin bir özne olarak nasıl durduğu sorusunu akla getiriyordu. Çıkartma şiiriyle başlayan kitap “Tanrım, zincirlerimi çöz, aşka ışık olayım/ Tanrım göğsümü geniş kıl, konuşabileyim” cümleleriyle bir çıkarımda bulunarak birinci tekil şahsına atıfla ilk önce  ...


Meleklerle Omuz Omuza - Hakan Albayrak

Meryem Betül Altuntaş | Deneme | Okunma: 1754 | 17.10.11


"Bir kitap;
Bosna, Irak, Şam, Afrika, Amerika, Çeçenistan ve Filistin'den bahseden...

Bir adam;
her şeye rağmen
'Allah
ve elbette yenilmedik' diyen... "


İslam birliği adına sınır ötesi hayaller kuran, "yenilmeyi hazmedenler kahrolsun" diye haykıran, Allah'a iman etmeyi her şeyin üstünde tutanlara dair daima ümitli, daima dinamik, daima heyecanlı kalan adamdır Hakan Abi. 'Hakan Abi'dir. Şahsen tanışmış olsak da olmasak da, hep Hakan Abi'mizdir. Ve hiç 'Hakan Bey' olmamalıdır sanki. Delikanlı adamdır Hakan abi. Slogan değil, tekbir getiren gazetecidir.

İki abimiz vardır en özelinden. Hakan Albayrak abi ve Bülent Akyürek abi. Hakan Abi'nin bir tane "Bilent'i", Bülent Abi'nin de "Mavi marmara'da sadece ve sadece Hakan'ın burnu kanasa karşıma ...


İhtiyarın Vefatı - Polat Onat

Ferit Genç | Şiir | Okunma: 857 | 13.10.11


Şair kitabın arka kapağında kitabına dair şöyle bir açıklamada bulunmuştur:

"şunu söyleyeyim günümüz şiirinde sıkça kullanılan güvenli
yolda yani belirli bir dizge etrafında imgeselliğe yaslanan
kolaycılığa sapmaktansa risk almayı tercih ederek
alabildiğince basitlik ve yalınlıktan absürtlüğe dahası
zırvalamaya dek açılan yelpaze etrafında sıradanlıklardaki
müthiş çarpıcılığı lirik tonda hissettirme"

Bu dizelere ekleyecek çok şey var. Ama bunları sonraya bırakmayı istiyorum. Sadece açıklığın, anlaşılırlığın lirizmi diyeyim ben şimdilik. Ve Polat Onat’ın şiirini bu hemen kavranan açıklıktaki mesafede duran imgeyle ördüğünü belirteyim. Ve elbette Po ...



Aşkın Gözyaşları: Tebrizli Şems - Sinan Yağmur

Hasip Çifci | Roman | Okunma: 885 | 13.10.11


Hangi Kimya sırrını çözebildi Şems"in"
Hangi Kimya güneşte erimezdi ki"


Çok şey konuşuldu ve yazıldı Hz. Şems ve Hz. Mevlana hakkında bazen çok uyduruk hikayeler bazen abartılar bazen getirim elde edilmek üzere iftiralar ve nicesi. Şems"i şüphesiz en iyi Allah bilirdi. Şems kimine göre Mevlana Hazretlerinin kadim dostu kimine göre garip bir yolcu, kimine göre ise malzeme edilesi en garip insanlardan birisi.

Velakin Şems"i Şems"ten dinleyen çok az mutlaka. Elinde imkânı olanlar için şemsi anlamanın en güzel yolu yine onun eserini yani Makalat"ı okumaları olacaktır. "Aşkın Gözyaşları" şuana kadar Şems için yazılmış en kaliteli eserlerden birisi muhakkak. Konya"nın sokaklarında aşkın kokusunu almayan ve Mevlana Hazretler ...



Vefa Apartmanı - Sadık Yalsızuçanlar

Gülnaz Eliaçık | Edebiyat | Okunma: 1141 | 07.10.11


“Allah Var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor. Gördüğüne ve bildiğine inanıyorum. Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir.”

Altmışlı yılların karanlık günlerine ışık düşüren bir ismin, hizmet bilinciyle kendini milletine adamasının göstergesidir, Sadık Yalsızuçanlar’ın kaleme aldığı bu eser. Hemşinli Tevfik’in yüreğinde filizlenen memleket sevdasının, Kayseri cezaevinde kurutulmaya çalışıldığı günlerin an an resmedilmesidir.

Yaşımızın yetmediği yıllar... Tevfik İleri’nin Yassı ada günlüklerinin açıldığı, eşi ve çocuklarıyla bir edebiyat şaheseri yaratırcasına mektuplaştığı zamanların, şimdiki zamana tanıklık etmesiyle açılan sayfalarda, bu sefer cümlelerle tanıklık edeceğimiz bir dönem serili ...


Ebrulim - Ferhat Özbadem

Nihat İlhan | Şiir | Okunma: 751 | 04.10.11


Kalem, sahibine sadıktır. Mürekkebin damlamasıyla beraber başlayan yolculuk, şairi kelimeler dünyasının büyülü diyarlarından gönlün duraklarına doğru götürür. Ve her yazar böylece kendi kimliğini oluşturmaya başlamıştır. Şairin yaşam tarzına, bakış açılarına göre yoğrulan şiir; şairin hayattan aldığı, anladığı ve tattığı şeylerle gelişimine devam etmektedir. Ve her şair, yaşadığı anlamsızlık çerçevisini anlam ile bütünleştirerek, onu sanat akımına çevirir.

Şiir yıkandır. Gerekirse bütün bir toplumu, yargıları ve duyguları bir çırpıda yıkabilir. Ve şiirin doğası, daima şairlerinin olmasını istediği yaşamın haricinde yaşanmakta olan hayatı, –şairi için- yıkmaya mecburi tutmalıdır. Buna kıyasla şairlerinde yıkan olduğu doğrudur. Fakat aynı zamanda şair, yıktığının yerine yenisi ...


Yıldızlar Engel Tanımaz : Bedensel Özürlü Sahabilerin Hayatı - Ali Seyyar

Esma Meşar | Biyografi | Okunma: 882 | 30.09.11


Ali Seyyar, 1960"da Sakarya"da doğmuş,1967"den 1993"e kadar Federal Almanya"da yaşamış ve doktorasını "Almanya"da Bakıma Muhtaçların Sosyal Güvenliği" konusu üzerine yapmış sosyal bilimci. Halen Sakarya Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde sosyal siyaset ana bilim dalında öğretim üyesidir. Başbakanlık-Özürlüler İdaresi Başkanlığı"nın kurum danışmanlığını da yapmış olan ve aynı zamanda Özürlüler Yüksek Kurulu üyesi Ali Seyyar, Türkiye"ye özürlüler politikası hakkında ilk bilgileri getiren kişi olarak anılır. Binaenaleyh şu anda Türkiye"de özürlülük kapsamında bilirkişi konumundadır.

Ali Seyyar, sosyal olayların açıklanmasında dini, temel unsurlardan biri olarak kabul eder."Yıldızlar Engel Tanımaz" isimli bu kıymetli eser de bu çe ...



İbn-i Sina - Erol Karaca

Fatmanur Demir | Biyografi | Okunma: 887 | 30.09.11


Sina oğlu, Abdullah oğlu, Hüseyin... Ebu Ali

“Ey büyük insan, söyle bize sen kimsin? Bu asırda, zor hastalıkları teşhis ve tedavideki bilgi ve becerisi seninle uyuşan tek bir kişi var.”
“Peki kimmiş bu kişi?”
“Filozof hekim ve dahi İbn-i Sina”
Bu cevap üzerine genç hekim gönlündeki bütün hüznü ve üzüntüyü açığa vuran bir yüz ifadesiyle başını hafifçe öne eğdi ve yavaş bir sesle cevap verdi.
“İbn-i Sina benim.” Sf: 78

Sultanın oğlu Şehriyar’ın hastalığına teşhis koyamayan tabiplere karşı Allah’ın izniyle onun derdini çözdüm diyen İbn-i Sina’ya baştabibin sorduğu sorudur bu.

Şehriyar
Kah mahallesi, çınarlı sokak, Mansur Şaygan
Mansur Şayga’nın çocuklarının ismi okunurken ...


Rojin: Ben ve Öteki - Levent Bilci

Büşra Nur Karaarslan | Roman | Okunma: 702 | 26.09.11


“Heyyy, ne duruyorsun be, at kendini denize!
Geride bekleyenin varmış; aldırma!
Görmüyor musun, her yanda hürriyet
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol
Git gidebildiğin yere” (orhan veli)

Sınırlar ve pasaportlar. Sonra korkular; umutlar, düşünceye vurulan prangalar, özgürlük söylemleri her kafanın. Ve klonlanan fikirler; kekeme replikler, sürüyü terk edeni kurt kapar saçmalıkları… Sürüden ayrılmamayı, tabiri caizse kuzuluğu ülkemin insanlarına telkin eden hiç de sığ olmayan sular.

“Gitmek gerekir bazen gözyaşı kadar uzağa. Gitmek gerekir bazen gözyaşından da uzağa” şeklindeki film repliği; rahatsız edici ruhsal bunalımlar ya da iç gıcıklığı değildir bu sefer göçün sebebi. Taşı toprağı altın kentlere göçün sebebi; doğ ...


Ademin Kanadı - Yasemin Karahüseyin

Seher Ortaöner | Roman | Okunma: 830 | 26.09.11


Şimdiye dek aşk adına nice kitaplar yazılmış, nice devirlerde kalemler hep aşkı anlatmış. Kavuşanlar, kavuşamayanlar ve diğerleri. Aslında her Âdem aşk yolcusudur yaşadığı sürece. Aşk adına yaratılan kainatın bir neferi yada. Yada bu hakikati gözardı eden nasipsizin teki...

Kısaca romanın bölümlerinin ana konularına da yer verip detaylara sonra geçelim.

Romanımız üç bölümden oluşmaktadır. Aklın Kanadı / Ruhun Kanadı / Âdemin Kanadı

İlk bölümde genel kısa tanıtımlarla roman kahramanları tanıtılmış ve ön planda olan kahramanların özellikleri hususunda bilgiler verilmiş.

İkinci bölümde Nef'înin Ahmed için s& ...



Kulak - Enis Batur

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 673 | 23.09.11


Kitaba sıkıntısız bir şekilde bir cümle işaretlenmenin sevinciyle başlayalım: “Birlikte kurcalamak adına, ola ki tamamlayıcı, görüşlerimi paylaşın paylaşmayın besleyici bir niyetten yola çıkıyorum diyalog yoluna: Gölgemin gövdesi olur musunuz?”

Kitaba başladıktan sonra sayfalar çevrildikçe sorulan soruların çokluğu ile karşılaşınca bu sorular yazara mı yoksa okura mı tereddüdüne düşmemek elde değil. Çünkü sorular sizin nezdinizde belki de sormak istediğinizi Enis Batur’a sorulan sorular olarak işaretlenmiştir. İsterseniz siz ilk sorudaki gerçekliği kabul etmeyin. Kim ister ki başka birinin gölgesindeki gövde olmayı. Niye ki.

“ Yazdıklarımı izlemişseniz, özel yaşamıma ilişkin çiğ ve magazin arayışlı olanları dışta tutarsak. “bana sorulmayacak ...


İki Darbe Arasında - İskender Pala

Alıntı | Hatırat | Okunma: 895 | 19.09.11


Abdullah Yalnız, Dünyabizim için yazdı

“Divan şiirini halka sevdiren adam” olarak bilinen İskender Pala, farklı bir özelliğini ortaya koyduğu bir eser kaleme aldı geçtiğimiz yıl. 12 Eylül 1980 darbesinden hemen sonra başlayan ve 28 Şubat 1997’de ordudan ihraç edilmesine kadar süren askerlik hayatını “İki Darbe Arasında” şeklinde tanımladı ve o süreci kitaplaştırdı. Eserde anlatılanlar birbiriyle çok tutarlı, anlatım kronolojik sıraya göre yapılmış ve olaylar içten bir üslupla ele alınmış... Kitap, yer yer sinirlerinizi gerebilecek, bazen de duygulanmanıza neden olabilecek bir muhtevaya sahip... Pala’nın, süreci hakkaniyetle anlatma kaygısı g&uu ...



Kırklar Diyarı - Şebnem Pişkin

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 735 | 14.09.11


Türk Edebiyatı’nda yeni yeni ürünlerini gördüğümüz bir tür olarak karşımıza çıkar: Fantastik Roman. Tür bakımından roman gibi ithal edilen ve üzerinde yoğun çalışmayı gerektiren bu edebiyat dalı romanın alt kategorilerinden biri olup son zamanlarda yoğun bir ilgiyle karşılaşmaktadır. Harry Potter ile tavan yapan bu tür dünyanın birçok ülkesinde o ülkelerin edebiyatlarında yer etmeye başladı.

Vampirli, dolunaylı, enteresan resimli romanların çoğaldığı günümüzde okuyucuların “hangi romanı okumalıyım” sorusunu akla getiren bir dönem var karşımızda. Seçeneklerin çokluğu karşısında tercihini genelde üzerinde çok çalışılmış gösterişli kapaklara yönelten okuyucular popülerizmin kurbanı olan kervana katılarak kitaplardaki al-oku-at mantığına da katkıda bulunmuş olurlar. ...


Mimar Sinan - Osman Özbahçe

Fatmanur Demir | Biyografi | Okunma: 1061 | 14.09.11


Yaşam, doğumla ölüm arasına sıkıştırılmış küçük bir halka. İnsanlığa sunulmuş bu boş halkanın içini doldurup, hayatı anlamlandırmak kişinin kendi elinde. İnsan ya varlık bilincine varıp bunu hayatıyla ispatlar, ya da gafil kalıp o boş halkayı kendi boynuna dolar ve soluksuz kalır. Ömrünü yapıtlarıyla, geride bıraktığı eserleriyle manidar kılıp huzuru kalple giden üstadlar bu bilincin doruğuna varmış kimseler olsa gerek. İşte, ustalar ustası mimar Sinan da o zatlardan biri. Yaşamı boyunca insanlığa hizmeti kendine dert edinmiş, başındaki emirin verdiği emri eksiksiz ve itirazsız yerine getirmiş bir taş toprak ustasıdır o. Yapıtlarının hepsinden duyan kulaklar için Allah (c.c.) nidaları yükselen, sahibine muti olduğu için taşın ve toprağın da kendisinin emirlerine ram olduğu bir hak dostudur ...


Gören Kim Görünen Kim - Hıdır Amangeldi

Zehra Erbay | Deneme | Okunma: 896 | 09.09.11


Gören kim görünen kim, kaldım güman içinde…(Yunus Emre)

Türkmen yazar Hıdır Amangeldi’nin yazdığı kitap, SSCB’nin dağılma sürecini, insanların neye ve nereye ait oldukları konusunda düştükleri ikilemi anlatıyor.

Türkiye’de İmam Hatip Liselerinin açılışına “dinsiz din adamları yetiştirmek” gayesiyle izin verenlerin, tüm çabalarına rağmen dindar din adamları yetiştirmiş olmasını hatırlattı bu hikâye…

Kahraman Şammat’ın “can sıkıntısından vakit öldürmek” için yazmaya başladığı günlüklerini, daha sonra nefes almak ve yaşamını devam ettirmek için yazdığını görüyoruz.

Çoğu zaman dert ettiğimize değmeyen şeylerin derdiyle yaşayıp, kadrini bilmemize, derdini çekmemize değen ...


Mushaflar ve Bombalar - Ahmet Pakalın

Büşra Nur Karaarslan | Roman | Okunma: 1061 | 07.09.11


80lerde Türkiye’de sağ sol davaları hüküm sürerken; alt kattaki komşumuz Suriye’de de sular süt liman değildi. "Sizin daha ana rahmine düşmediğiniz o yıllar, zor yıllardı" der sürekli babam. Sokağa çıkma yasakları, kaybolan gençler, yitirilen inançlar, ölümler, duvarları yumruklayışları babaların, geride bırakılan gözü yaşlı anneler ve en acı türküyü söyleyen yedi kral! Tek bir emir: ateş! Bir taşla iki kuş! Suriye ve Türkiye... Görünüşleri farklı hikâyelerin aslında tıpatıp aynı olan figüranları. Şahin yuvalarını basan kargalar, sonu gelmeyen kavgalar. 80lerde hayat hiç kolay değildi, hiç!

Hafız Esad diktası, Baas rejimi, adını sanını duymadığımız entrikalar, dönen dolaplar, siyaset ve politika saçmalıkları. Tarihin tekerrürden ibaret olduğu aşikâr gerçeğini de göz ön ...


Ejderha ve Kelebek - A. Ali Ural

Seher Ortaöner | Deneme | Okunma: 6598 | 26.08.11


Akıl atını çatlatarak öldürenlere deli, akıl atı çatlamak üzereyken dizginleri aşkın eline verenlere meczup dersem kınar mı beni sözcükler?

Kınasınlar.

Ben de onları kınıyorum.

Kınamakla kalmıyor, sözlüklerden kaçıp deliler gibi koşturan kelimeler arkasından gülümsüyorum...

İşte bu cümlelerle giriş yapmış sayın A. Ali Ural Ejderha ve Kelebek adlı kitabına. Hayattan alınan ve çoğu zaman önemsiz olarak nitelendirdiğimiz ince noktalara dair tek kelimelik denemeler sunmuş biz okurlara. Tek kelime ile anlatmaya çalışmış yaşamı ve tek kelime ile sonlandırmış; bakakaldığımız hayat sahnelerini...

Beklemek yas ...



Yalnızız - Peyami Safa

Misafir Köşesi | Roman | Okunma: 954 | 26.08.11


Özhan Aytaç, Kitaphaber için kaleme aldı

Sancı. Fikirlerin doğumu için olmazsa olmazlardan. Aynı, bir bebeğin doğumu gibi. Akıp giden hayatın içinde arayışlarıyla var olur insan. Bütün yaşadıklarının toplamıdır bir bakıma. Gözler. Buğulu gözler. Hep anahtar olmuştur insanın ruhsal bunalımlarına. Arayış buğulu gözlerde başlar. İşte o zaman sancılanır insan. O zaman doğum yakındır.

Daraldığımı hissettiğim bir gece, yalnız olduğumu, fakat yalın olamadığımı anladığım o gece; uzun zamandır kütüphanemde sıra bekleyen ‘Yalnızız’ı okumak geçti içimden. Psikolojik olan ne varsa ilgimi çekmiştir. Peyami Safa da bu sahada müthiş bir yazar. Usta bi ...



Batı Notları - Nuri Pakdil

Hüseyin Sultanoğlu | Hatırat | Okunma: 984 | 26.08.11


Edebiyatımızın yaşayan çınarlarından Nuri Pakdil'in Avrupa'ya yaptığı seyahat sonucu Batı ile ilgili izlenimlerini yazdığı günlüğünü ilk olarak edebiyat dergisinde 'Batı Günlüğü' olarak yayımlamış daha sonra yeni bölümler eklenerek 'Batı Notları' adıyla kitaplaştırılmıştır.

Batı üzerine çok okumalar yaptık bilhassa Tanzimat fermanından sonra Batı hayranlığının aydınlarımız arasında popülerleşmesi akabinde Batıyla ilgili çok yazılıp çizildi. Batıcı aydınlarımız millet olarak bizimde Batıya benzememizi istemişlerdir. Onlara benzemeden hiçbir sorunumuzu çözemeyeceğimizi bu nedenle hukuktan eğitime tüm kurumlarımızı batıya benzetme çabası gütmüşlerdir. Peki, nasıl bir kişidir batıcı aydın tipi" Nuri Pakdil'in deyimiyle; 'Tarihini yadsımış, uygar ...



Allah'a Ismarladık Kudüs - Sefer Turan

Meryem Betül Altuntaş | Hatırat | Okunma: 940 | 24.08.11


Kudüs!
Ortadoğu'nun kanayan kalbi.
Hz. Meryem'in, Hz. Yakub'un şehri.. Antik şehir!

Kudüs!
Adı geçince heyecanıma bıçak gibi saplanan, nefesimi doğrayan kadîm şehir!

Kudüs!
Hz. Süleyman'ın, Musa'nın, Hz. İsa'nın, Hz. Mustafa'nın şehri! Peygamberler kenti...
Hz. Ömer'in, Selahaddin'in, Yavuz'un gözbebeği, mahzun şehir! Mahrum şehir! Şehrim benim...
'Kudüs' lafzını oluşturacak harfler hangi dilde olursa olsun, ansızın bağrıma saplanırlar. Kentlere sevdanın adı: Kudüs'ü okumak, benim için hayli zor.
Kitabı elime bir alıyorum, bir bırakıyorum. Allah'ım! Kalbimdeki kırk pâre top atışı da ne? 60 yaşında olmasam da, 60 yıldır kanayan yaram Filistin şu genç yüreğimde en antika sevdamdır. Demiştim azizim, Kudüs'ü okumak benim için hayli zor.Tamam, bu ke ...


Firarperest - Elif Şafak

Mustafa Atalay | Deneme | Okunma: 786 | 23.08.11


Her insan günlük koşuşturma içerisinde "bir an" durarak çevresine göz gezdirir ve hayatla olan bağlarını kontrol etmek ister. Bu gayri ihtiyari bir istektir. Belki de bu isteğin sebebi, artık kalbinin derinliklerinde saklı "ben"inin haykırışlarına kulak vermek istemesi veya kendisiyle yüzleşecek kadar cesaretini toplamış olmasıdır.

Bugün hızlı bir yaşamın ellerinde kendi kendimizi tabi tuttuğumuz değersizleştirme politikasının bir parçası "ben" kavramı. Bir parça olmaktan da öte hayatın bir bütünü… Zaten bir bütün olarak baktığımızda "ben" ile ilk karşılaşmamızı gerçekleştiririz. Bu karşılaşma süreci hayretlerimizi artırır ve bir keşfin içinde yolumuzu kaybeder, kendimizi bulmanın verdiği özlemi kelimelerin o derin efsununda zevkle müşahede eder ...



Henüz Vakit Varken Gülüm - Nazım Hikmet Ran

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 930 | 18.08.11


Nazım Hikmet, hayatını hep sürgün olarak yaşamış ve daha sonra yazdıklarıyla anlaşılmış bir halk dehasıdır.

1914’te başlayarak bir Mevlevi ve şair olan büyük babası Nazım paşa’nın etkisiyle şiirler yazmaya başlamıştır. Ve ilk şiir kitabı "Hala Servilerde Ağlıyorlar mı?" adlı eseridir. Nazım hikmet yaşadığı dönemde Sovyet devrimine duyduğu ilgiden dolayı Sovyetler birliğine gider. Orada Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’ne yazılır. Görüşlerini Türkiye,’ye gelerek devam eder. Ve Türkiye’de Türkiye Komünist Partisi üyeliğine seçilir. Komünistlerin tutuklamaya başlanmaları itibariyle Moskova’ya gider. Moskova’ya gitm ...



Giderken Bana Bir Şeyler Söyle - Mustafa Ulusoy

Zehra Erbay | Deneme | Okunma: 1382 | 18.08.11


İnsanın yolu iki şeye, aşka ve ölüme mutlaka düşer.”

Mustafa Ulusoy insana, hayata ve ölüme dair enfes bir kitapla karşımızda…

Rengârenk kahramanlarıyla psikoterapist dr. Mavi’nin terapi seansları. Bir terapi seansının bu kadar verimli, ufuk açıcı olabileceğini düşünmemiştim. Okurların da birçok sorusuna cevap bulduğu bir kitap.

En etkili terapi hayat terapisidir. Hayat insanı öyle sıkıştırır ki artık değişmekten başka bir çare kalmaz. Hayat terapisi, yaşadığımız en acılı olaylarla gerçekleşir.”

Üç derdim var birbirinden seçilmez,
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.”

İnsanın temel acılarını bir araya getiren Karacaoğlan’ın mısraları, kitabı okuduğu ...


Şehid Metin Yüksel - Mehmet Ali Tekin

Şüheda Hüsna | Biyografi | Okunma: 1017 | 05.08.11


Kolongo Yaylası"ndaki o mütevazı evden bir vaveyla duydu dünya 17 Temmuz 1958"de. Ezan-ı Muhammedî kulağına okundu. İşte o gün bir yiğit doğdu. Yiğitti, çünkü henüz ilkokul çağlarında kendince bir cemiyet bile kurmuştu: İslam Cemiyeti...

Kitapta ele alındığı gibi; o günlerden şehadetine kadar olan zaman içerisinde bu yoldan başını hiç çekmemiştir Metin Yüksel. Yüce İslam davasının en önde gidenlerinden olmuştur. Her türlü tehlikeye rağmen mitinglerin en önlerinde olmuştur. Attığı sloganlar yeni filizlerin habercisidir. Bu sloganlar asla sözde kalmamıştır, bunu fiilleriyle göstermiştir. Ve onun şu bakış açısı hayat tarzı olmuştur: "Çin"in veya dünyanın herhangi bir yerinde, Müslüman"ın ayağına batan bir dikenin acısını, bütün dünya Müslümanları p ...



Dar Kapı - Andre Gide

Büşra Nur Karaarslan | Roman | Okunma: 2992 | 03.08.11


Birçoğumuz hatırlar “Selvi boylum al yazmalım” filminin son sahnesinde Türkan Şoray’ın repliğini: “Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti...” Andre Gide, bu film çekilmeden yaklaşık bir asır önce, Dar Kapı adlı romanında sevginin vuslat olmadığını; iyilik, dostluk ve emekten müteşekkil duygusal bir bileşim olduğunu ispatlıyor biz okurlarına.

Gide, 1947′de Nobel Edebiyat ödülünü almış Fransız bir yazardır. Batak, Kalpazanlar, Pastoral Senfoni, Dünya Nimetleri, Kadınlar Okulu, Dostoyevski yazarın diğer eserlerinden bazılarıdır. Yazımıza konu olan Dar Kapı ise 1909′da yayımlanmıştır.

Kitabın kapağını açıp yazar tanıtım sayfasını hızlıca geçtiğinizde İncil’den alıntılanmış şu satırlarla karşılaşıyorsunuz : ...


İşgalci - Harun Çelik

Zehra Erbay | Hatırat | Okunma: 1219 | 03.08.11


İşgal ve işgalci kelimeleri, yanıp sönen ışıklı tabela gibi İsrail’i çağrıştırıyor…

Kitaba ilk bakışta İsrail ve Yahudi zulmünün anlatıldığı malum oluyor.

Gazeteci yazar Harun Çelik “çocukların kuşları taşlamadıkları tek şehir olan Kudüs’ü” anlatıyor…

Kitabın büyük bir kısmı Filistin topraklarında yazılmış. Kitap piyasada yokken giriş çıkışlarda, kontrol noktalarında yapılan eziyetler had safhada olduğundan bahseden yazar, kitabın yayınlanmasıyla tekrar bir Kudüs seyahatinin pek mümkün görünmediğini yazıyor… En azından özgür Filistin olana kadar…

Filistin’in Arap ülkeleriyle kopan bağları, birçok yerde önümüze çıkıyor seyahat boyunca.

İsrail Arap liderleri için bulunmaz bi ...


Müstesna Deliler Albümü - Zeki Bulduk

Feyzi Baran | Biyografi | Okunma: 1065 | 02.08.11


Ne zaman bu mekana gelsem içimi ayrı bir mutluluk kaplıyor. Çünkü her defasında farklı bir keşifle koşuyorum cumhuriyet caddesine. Buldum diye bağırasım var, ne olmuş yanı bağırırsam, buldum işte. Yeni bir şiir keşfetmenin onuruyla göğsümü kabarta kabarta yürüyorum caddede. Ha bide okumam gerekiyor değimli onu.. Hemde en içten duygularla, sesimin çıktığı en üst tınıdan. Burası Diyarbakır"da, tarihin kitapla buluştuğu bir nokta. Tarihi Hasan Paşa hanının altı. Laf aramızda ajanların gizli üstü, Kerimden öğrendim.

Kerim dünya istihbaratının beyni. Tüm istihbaratlar Kerim için çalışır, Kerim için bilgi toplar. Kerim bu bilgileri iyi yönlerde kullanır. İnsanlık yararına. Ve ısrarla aynı söz Kerim"den, "onlarda insan..." Kerimin ırkı yoktur. Her ne k ...



Mevlana - İnci Şahin

Fatmanur Demir | Biyografi | Okunma: 749 | 02.08.11


Aşk deniz çömlek gibi kaynatır. Aşk, dağı kum gibi ezer, eritir. Aşk, gökyüzünü çatlatır, yüzlerce yarık açar. Aşk, sebepsiz yeryüzünü titretir. (Mesnevi)

Bir gece aşka ; “Sahi sen kimsin?” diye sordum.
O: “Ben ebedi hayatım; devam eden mutlu hayatım.” dedi.

Bu aşk uğruna yıllarca döndü ve döndürdü aşk erbaplarını. Seması arzı deldi geçti ulviyetiyle. Gönüllerin ak olmasına işareten beyazın temsilcisi oldu hilkatiyle. Aşk dedi, hu dedi, hay dedi ve gönüllere diriliş nefhası üfledi tılsımlı nefesiyle. Mevlana’ydı o. Mevla’nın adıyla yüreğindeki sızının dışavurumu olan “Ay” kelimesinin birleşmiş haliydi. Ya da ismin aşk da, meşk de yitirilişiydi.

Sarığım, cübbem, başım / Üçü de on para etmez / Benim ismimi cihanda ...


Define ve Kan Damlası - Mehmet Rauf

Yakup Çak | Roman | Okunma: 3197 | 29.07.11


Bir kaybın peşinde, Define ve Kandamlası, Mehmet Rauf’un polisiye ikilemesidir.

Düşünün, siz bir doktor olsanız, işiniz gereği bir hasta ile yakından ilgilenseniz, sizin bu ilginize teşekkür olarak, aklınıza hiç gelmeyecek kadar büyük bir servetin, saklandığı hazine sandığının haritası verilse, hayatınız nasıl olurdu?

İnsan böyle bir durum karşısında herhalde, hep hayaller âleminde dolaşır ve kazanacağı serveti nerede ve nasıl harcayacağının rüyalarını görürdü. Fakat şu bir gerçektir ki, hiçbir nimet külfetsiz olmaz. En kolayı olan yemek bile, tadına doyamadığın nimeti ağzında çiğnemeden yutulmaz. Yedi ceddinize bile yetecek bir hazineninse, öyle kolayca ele geçmesi imkânsızdır.

Ya da can pahasına olacak böyle bir teklif karşısında, acaba ne düşünürdünüz? G ...


İçimdeki Cennete Yolculuk - Ümit Meriç

Zehra Erbay | Edebiyat | Okunma: 1047 | 27.07.11


İnsan uzun bir yoldur… Bu kitapta Ümit Meriç hanımefendiyle çıkıyoruz yolculuğa…

Kitapta 2000- 2007 yılları arasında, farklı zamanlarda farklı kişiler tarafından Ümit Meriç hanımefendiyle yapılmış röportajları bir arada okuma fırsatı buluyoruz. Soruların farklı kişiler tarafından hazırlanmış olması kitabı daha renkli kılmış.

Biri nasıl bir çocuk olduğunu sorarken, bir diğeri babasıyla iletişimini sormuş mesela. Bir başkası aldığı kararlardan pişman olup olmadığını…

Ümit Meriç hanımefendiyi bu kitapla tanımadan evvel, fildişi kulesinden oturup bir takım sosyolojik saptamalarda bulunan Cemil Meriç’in kızı olarak bilirdim.

Oysa gerçek bir entelektüel olmanın yanı sıra, manevi hayatı çok zengin müslüman bir hanımefendi…



Denize Açılan Kapı - Rasim Özdenören

Gülnaz Eliaçık | Öykü | Okunma: 1373 | 25.07.11


Kalbin karanlık köşesine, aklın kapalı odalarına ve dilin en sade haline kandil aydınlığıyla ışık yakan bir kitap, Denize Açılan Kapı. İnsanın insan olma sürecini tasvirsel rüyalarla süsleyen, kimi zaman diyaloglarla kahramanlarını bir tiyatro sahnesine çıkaran, kimi zaman da denizin uçsuz bucaksız çarşafını üzerine çeken cümlelerle dolu.

İnsan olarak dönem dönem yaşadığımız tüm içsel bunalımları, psikolojimizin yıkılmaz duvarlarını, cümle cümle didikliyor Rasim Özdenören. Bu yöntemini, hikâyeciliğinin en üst düzeyinde kullandığından belki,1984 yılında Denize Açılan Kapı ile yılın hikâyecisi ödülüne layık görülüyor. Özdenören’in hikâyecilikteki rüştünü ispat ettiği kitaplarından biri olan Denize Açılan Kapı’yı aralayacak olursak;

Sahne ışıkları
< ...


Önce Kalp Ölür - İlyas Amangeldi

Şeniz Ayaz | Roman | Okunma: 2843 | 25.07.11


“O adam” bir kalp taşımıyordu; fakat yaşamaya devam ediyordu. Evet evet nefes alıyor, yürüyor, düşünüyor ama kalbi çarpmıyordu bir türlü. Ne zaman elini kalbine götürse büyük bir boşluk hissediyor, korkuyor ve morali bozuluyordu.

Her insan yaşamının belli bir döneminde ölümü hatırlamış, ölümünü düşlemiş ve kendi ölümünden sonra geride kalan hayatın nasıl devam edeceğini hayal etmiş ve vardığı tüm sonuçları sorgulamıştır. Türkmen asıllı olan yazar İlyas Amangeldi küçük ama akıcı romanında bizlere bir yazar-kahraman söyleşisi sunmakta. Romanın kahramanı “o adam” yer yer yazarla konuşmakta, tartışmakta, fikir alışverişi yapmakta, hatta tekrar kendi bildiğini bile okuyabilmekte.

Roman türünde kaleme alınan eserlerin içeriği hakkında pek fazla bilgi ver ...


Delal - Gülseren Günana

Ferit Genç | Roman | Okunma: 741 | 25.07.11


Töre, kanın kanla temizlendiği, öç alma uğruna her şeyin artık mubah sayıldığı yaşam biçiminin egemen olmasıdır.

Delal, Doğu’nun yüzyıllardır değişmeyen törelerinden birine daha kurban olan bir bayandır. Genç kızların yaşadıkları yörede töreye karşı gelme fırsatları olmadığı gibi kurbanlık koyunlar gibi istemedikleri yaşama itilmeleri anlatılır. Böylece genç kızlar törenin katı kurallarından kurtulmak için, kurtuluş olarak bazen kaçma planlarını uygularlar.

Delal, bu romanda doğunun iç yüzünü sergilerken diğer yanda ülkemizde hala da büyük bir çoğunluğunun anlayamadığı Doğu’ya has olan büy&uu ...



Alim Efe - Ayfer Aytaç

Yakup Çak | Roman | Okunma: 12200 | 22.07.11


Her insanın hayatı, başlı başına bir romanlar silsilesi değil mi? Her insanın yaşadığı veya yaşayabileceği hadiselerin, hangisi romanlara konu olmaz? Nedense gerçek hayat hikâyeleri, bir başkadır. Daha içli, daha samimi ve daha etkileyici oluyor. Anlatılan her hadisenin, yaşayanlarının çektiği nice acıların, tercümanı olan hikâyelere ödenen bedeller, hiçbir şeyle kıyas edilemez.

İbretlik manzaralarla dolu hayat hikâyelerinden, nasibini almak ve bu tecrübelerden herkesin faydalanması için yapılan çalışmaları, ne yazık ki gerçek kahramanları görmemektedir.

İnsanların cehaletle savaşmasının, en büyük cihat olduğu günlerde, tabiri caiz ise, sapla samanın karıştığı ve herkesin yanlışları doru diye telakki ettiği zamanlarda, maneviyattan uzak kalanların, ne denli hatalara düştü ...


İyot - Ahmet Güntan

Misafir Köşesi | Edebiyat | Okunma: 586 | 22.07.11


Umut Osmanlı, Kitaphaber için kaleme aldı.

İyot, Ahmet Güntan’ın ilk günden bu güne kadar yazdığı yazılar ve söyleşilerini içeren bir kitap olarak çıkıyor karşımıza. Şiirleriyle adını daha çok duyduğumuz Güntan bu kitabında denemelerine ve söyleşilerine yer vermiş. Denemeleri, şiir ve şair ekseninde şekil alıyor. Yazar şiirin ne olması gerektiğini, ne durumda olduğunu, şiirin geçtiği evreleri anlatmaktadır.

Yazar şiiri duygu yüklü bir metin olarak görmemektedir. “Şiir, iki duygunun arasındaki boşluktur. Duygu değildir. Duygular kendiliğinden paylaşılır, şiir kendiliğinden paylaşılamaz. Şiiri, iki duygunun arasındaki boşluğu, önceden kimse gö ...



Ben İsmet Özel Şair - Reşit Güngör Kalkan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1566 | 21.07.11


"Bir varmış bir yokmuş. Bir şair İsmet Özel varmış. İyi şiirler yazarmış. Nasıl olmuşsa bu İsmet bir gün komünist olmuş. Derken efendim, bir komünist olarak da iyi şiirler yazmayı başarmış ve hatta böylelikle yıldızı parlamış. Gel zaman git zaman, İsmet Özel'in duyguları, düşünceleri, inançları değişmiş (masalın her varyasyonunda bu değişmenin sebepleri muhtelif) ve Müslümanlığı bir hayat yolu olarak benimsemiş. Ama işe bakın ki adam iyi şiirler yazmaya devam etmiş. Eh, o erdiyse muradına, biz de çıkabiliriz kerevetine"(Waldo Sen Neden Burada Değilsin- sayfa 14)*

Abartılı cümleler kurmadan denilebilir ki İsmet Özel'in hayatı Türk Edebiyatının bir yansımasıdır. Hayatıyla edebiyat, duruşuyla aksiyon adamı olan bir adamdan bahseden "Ben İsmet Özel Şair" Reşit Güngör ...


Rumeli'ye Veda - Gökhan Gökçe

Misafir Köşesi | Roman | Okunma: 1218 | 21.07.11


İbrahim Pazarbaşı, Kitaphaber için kaleme aldı.

Mehmetler ve Hristolar... Bir zamanlar bu isimler yan yana zikredilince nefret ekinleri yeşermezdi insanların yüreğinde. Çünkü onlar komşuydular, dosttular, aynı devletin hür insanlarıydılar. Ramazan ayında Hristo ve ailesi açıkta bir şey yemezdi. İftar vakti ise Mehmet ve ailesi pişirdikleri yemeklerden onlara da ikram ederlerdi. Birbirlerinden kız alıp verme dışında her konuda razıydılar. Sadece Türkler ve Rumlar için geçerli değildi bütün bunlar. Boşnak, Bulgar, Pomak, Rum, Arnavut; hiç fark etmezdi. Ta ki birileri gelip en tehlikeli silahı bu milletlerin arasına atıncaya kadar. Silahın ismi ne gülle, ne havan, ne de kılı& ...



Gül Devrine Seyahat - Arif Akpınar

Yakup Çak | Edebiyat | Okunma: 1193 | 20.07.11


Zamana ve mekâna meydan okuyabilen en güzel haslettir hayal dünyası. Hiçbir sınırla çevrelenemez ve hiçbir kalıba sığmaz. İnsan hangi halde olursa olsun, hangi etnik kökene sahip olursa olsun, ister zengin ister fakir, ister efendi ister köle, ister erkek ister kadın fark etmez, herkesin gönül dünyasının ufkunu kaplayan eşsiz bir meydandır hayal dünyası.

Sahip olduğun veya olmak istediğin her şeye, uzanacağın bir yoldur hayal. İşte bu yolun yolcusu olmayan kimse yoktur dünyada. Herkes bir nebze de olsa ondan nasibini alır. Kimisi için kabul olmayacak duaya âmin demektir, kimisi için hayatın olmazsa olmazıdır. Fakat şu bir gerçektir ki, insan hayatının belki de en gizemli hadiselerinden birisidir. Ne kadar imkânsızlık varsa, orda imkân bulur. Gerçekleşmesi belki kişinin sınırlarını ...


Direnişci - Mücahit Akagündüz

Meryem Betül Altuntaş | Hatırat | Okunma: 911 | 20.07.11


Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar...

Bağdat!
Irak'ın gelini.. Dicle'nin ev sahibi.. Baştan ayağa buram buram tarih kokan şehir...
Bağdat!
4. Murad'ı, Fatihi yapan şehir..
Bağdat!
İmam-ı Azam'ın, Abdulkadir Geylani'nin, Halid-i Bağdadi'nin şehri..

Ve şimdi;
Bağdat!
Demokrasinin sağanak sağanak bomba olarak yağdığı, özgürlüğün kalaşnikofların ucundan dağıtıldığı şehir..
Bağdat!
Gazetecilerin bile, bakkala giderken helalleşip çıktıkları hayalet şehir..
Bağdat!
Tuvaletten bozma kulübesinde 3 çocuğuyla, kayıp kocasını bekleyen kadınların, hiç yoktan sebeblerle tıkıldığı Ebu Garip hapishanesinde tahliyeyi bekleyen adamların şehri..
Bağdat unutulmamalı! Felluce unutulmamalı! Irak savaşı unutulmamalı, gündemden düşmemeliydi.


Dostluk Üzerine - Fethi Gemuhluoğlu

Zehra Erbay | Biyografi | Okunma: 944 | 19.07.11


Önce selâm, sonra kelâm diyerek söze başlar Fethi Gemuhluoğlu. Bense güzel insanlar iyi atlara binip gitti diyerek başlamak istiyorum…

Aslen Arapgirli Türkmen bir ailenin çocuğu olarak 1923 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Fethi Gemuhluoğlu anlatılıyor kitapta.

Yine kendisinin 22 Kasım 1975 tarihinde Aydınlar ocağında. Dostluk üzerine irticalen yaptığı konuşma yer alıyor.

Timaş yayınlarından çıkan kitabı derleyen Sadık Yalsızuçanlar. Kitapta kısaca biyografisinden bahsediliyor. Akabinde, kendisini tanıyanların kaleminden tanımaya çalışıyoruz Fethi Gemuhluoğlu’nu. Kimler yazmamış ki hakkında. O, tanıyan herkesin Fethi ağabeyi.

Birçok işle meşgul olan Fethi ağabey bir dönem milli eğitim bakanlığı özel kalem müdürü olara ...


Mor Mürekkep - Nazan Bekiroğlu

Bilal Can | Öykü | Okunma: 912 | 13.07.11


Kalem önce neyi yazmıştır. Ezelden ebede doğru hikayelerin sürüp gittiği hayat kulvarında insan beyaz sayfa üzerindeki kelimeler gibi kader defterinde yazılı olan kelimeye doğru ilerler. Her kelime bir diğerinin ardından gelerek devingen dünya gününde yeni hikayelerle hemhal olur insan. İnsan sayfanın belirgin rengi. Belirgin nesne ve öznesi. İnsan kendi kaderinden sorumlu. Hükümlü bir hayat sayfasında kalemin yazdığını bilecek. Kalem her yazının ilk şeyi.

Kalem mürekkebin neşesi. Kalem olmadan mürekkebin mürekkep olmadan kalemin bir anlamı olmaz. Kalem kutsal kitaplarda bahsi geçen günümüze kadar önemini kaybetmemiş yegana yazım aracı. Şairin, yazarın kalbine değen her kelimenin şahidi de kalemdir.

Nun’a. İncir ve zeytin kadar bahsi geçen kelimeler düşer sayfalara. ...


Yalnızız - Peyami Safa

Misafir Köşesi | Edebiyat | Okunma: 1575 | 13.07.11


Engin Firol, Kitaphaber için kaleme aldı.

Sirkeci’den Sultan Ahmet’e doğru yürüyordu. Kulağında çalan müzik Edith Piaf’ındı. Ne acı bir hayattı bu böyle. Derin bir nefes alıp yola devam etti. Edith Piaf’ın hayatının anlatıldığı filmi izlediğinde hiç bu kadar etkileneceğini düşünmemişti. Müthiş bir ses ve müthiş bir yalnızlıktı onunkisi. Kulağında çalan müziğin en sevdiği bölümde ezan okunmaya başladı. Müziğin sesinin kısıp kısmamakta kararsız kaldı. Hem müzik hem ezan aynı anda dinlenemezdi. Öyle değil mi? Ah bu arada kalmalar. Kafasında bin tane soru işretiyle önüne çıkan ilk banka oturdu. Çantasından ç ...



Bir Gün - David Nicholls

Ferit Genç | Roman | Okunma: 4404 | 12.07.11


Bir Gün; Londra’da başlayan ve Paris’te son bulan bir aşk, sevgi, dostluk ve ironi bir roman türü olan bir eserdir.

Dexter ve Emma'nın 20 yıl önce üniversitede başlayan tek gecelik ilişkileri, 20 yıl boyunca kesintilerle, arkadaş olarak devam eder. Hayat ikisini de çok değişik yerlere ve insanlara savurur.

Kitabın kahramanları olan Dexter ve Emma üniversitenin mezuniyet töreninden sonra yaşadıkları bir gecelik beraberlikten sonra aradan geçen yirmi yıllık bir geçmişi anlatmaktadır. 20’li yaşlardan 40’a kadar olan iki kahramanın hayat serüvenini anlatmaktadır. Dexter, üniversiteden sonraki iş hayatını bir televizyon sunuculuğu olarak devam etmek ...



Bir Yazarın Notları I - Nuri Pakdil

Hüseyin Sultanoğlu | Edebiyat | Okunma: 1272 | 12.07.11


'İnsanın süren sorgusu"

Kitabı açarken bomboş bir sayfada ilk olarak bizi bu cümle karşılar. İlk okuyuşta pek anlam uyandırmasa da kitabın sayfalarını çevirdikçe yazarın kitabı daha ilk sayfada tek bir cümle üzerine kurguladığını anımsıyorsunuz bunu anladığınız andan itibaren daha istekli okumaya başlıyorsunuz ve kendi dünyanızda Nuri Pakdil"i yürüyen bir adam olarak tahayyül ediyorsunuz. Kendisinin ifade ettiği gibi 'Yazmak; uzun yürüyüşe başlamaktır" sözüne mukabil, okumakla da yazarın bu yürüyüşüne iştirak etmiş oluyorsunuz.

Yazar sizin yerinize geçmiş ve sorgulama sürecini sizin adınıza cevap vermeden sadece soru sorarak, sorular üzerinden cevap bulma eylemini gerçekleştiriyor, aynı zamanda siz de yazarın yerine geçerek bu sorg ...



Kayıp Kelebekler Haritası - Bülent Gündoğan

Büşra Nur Karaarslan | Edebiyat | Okunma: 817 | 11.07.11


Gerçek hazinenin içimizde olduğu gerçeğini toplum olarak öğrenemedik azizim! Maalesef hala bir şeyleri hep ötekilerden bekliyor ve gün geçtikçe “öteki”leşiyoruz! Mutasyona uğramamışların köhne odalara kapatılıp “ikna” edilmeye çalışıldığı üniversitelerin, gençlik bayramı diye isimlendirilen türlü organizasyonlarda soyulup sonbahara döndürülen genç kızlıklarımızın, konuşmaya başladığında ilk cümlesi “kahrolsun Amerika!” olup da ilk Amerikan sigarasını okuduğu lisenin arka bahçesinde zevkle tüttüren delikanlıların, “gerçek”ten soyutlandırılmış hayatların salataya bolca maydanoz olduğu bir ülke sofrasında gerçeklikten bahsetmek kimsenin işine gelmiyor olsa gerek. “Aynı mahallede, aynı sokakta, aynı apartmanda, aynı evde birbiriyle tanımlan ...


Mustafa Ulusoy - Dünyanın Üç Yüzü

Zehra Erbay | Edebiyat | Okunma: 1033 | 07.07.11


Mustafa Ulusoy takip ettiğim yazarlardan biri.

Yeni kitabı çıktığını duyunca, kitabı almadan hakkında bilgi edinmek istedim.
Ufak bir araştırmayla isminin "dünyanın üç yüzü" olduğunu gördüm.
Nasıl oldu bilemiyorum "dünyanın üç yüzü"nü ben hep "dünyanın iç yüzü" olarak okudum. Tabii hiç yabancılık çekmedim, oldukça tanıdık gelen bu tabiri kullanırken..

Kitabı sipariş verdim dünyanın iç yüzü olarak, arkadaşlarıma yine dünyanın iç yüzü olarak tanıttım.
Ve kitap elime ulaştı. Çok güzel bir kapak tasarımı var, alt başlık oldukça dikkat çekici:

"Pencerelerden seyret, içlerine girme..." (Said Nursi)

Kitabı yarıladım yine bildiğimi okumaya devam ediyorum. Neden sonra kitabı okurken birden kapağına bakmak istedim, dönüp baktığımda kitabın isminin "dün ...


İstanbul Kriterleri - İbrahim Paşalı

Zehra Erbay | Deneme | Okunma: 915 | 05.07.11


Bir dönem Türk siyasetinin çokça meşgul olduğu Kopenhag kriterlerini akla getiriyor kitabın ismi.

Aykırı bir isim İbrahim Paşalı. Sözü az ve yerinde kullanan, kendi tabiriyle : “Dokuz köyden kovulduğunu söyleyen ve yanlışları seslendirmekten başka bir şey bilmeyen yazarlardan olmaktansa, sağdaki melek fısıldadığında yazan yazarlardan olmayı tercih eden” yazar.

Katıldığı bir programda “neden İstanbul kriterleri” sorusuna cevabı ilgimi çekiyor ilkin. “Zaruretten, mecbur kaldığım için yazdım” diyor ve hikâyesini ekliyor.

“Rahmetli Cinuçen Tanrıkorur 60lı yıllarda üniversitede öğrenciyken bir ara ud çalma hevesine kapılır. O günün şartlarında ud metodu kitabı arar, lakin bir türlü bulamaz. Çok sıkıntı yapar ve okulda yakın ar ...


Lüsyen - Can Dündar

Ömer Asım | Edebiyat | Okunma: 851 | 01.07.11


Lüsyen, "Tarihe gizlenmiş bir aşkın hikayesi" alt başlığıyla karşılıyor okurunu. İmparatorluğun kurt kemirmiş gıcırdayan ahşap zemininde başlayıp, yeni devletin kofluğu, bomboşluğu, aleladeliğine uzanan, gelgitli, tumturaklı, hasretli, ayrılıklı, aşık için aşkta ne varsa bolcasından katılmış bir aşk hikayesi.

Türk edebiyat tarihinin ve bilhassa tanzimat edebiyatının öncülerinden şair Abdülhâk Hâmid Tarhan'ın Brüksel sefiri iken, bir davette tanıştığı ve adeti olduğu üzre vurulduğu bir Belçikalı genç kızdır Lüsyen. Daha önce bir çok kere evlenen, bir dolu sevda maceraları olan şairin, ömrünün ahirinde taze bir fidanın dalına yapışıp bir müddet daha hayatın tadıyla dimağını hoş etme gayretinde geçirdiği günlerin anlatısı.

Lüsyen taraf ...



Yoksa - Nermin Tenekeci

Fatmanur Demir | Öykü | Okunma: 758 | 01.07.11


Bir insanın hayatı boyu yaşadığı olaylardır öykü. Kim bilir belki de her anı bir öykü olabilecek insanlar vardır. Ya da yirmi dört saatin her saniyesi bir öykü taşır bağrında. Böylesi maharetlidir öykü. Yoğrulmamış bir un gibidir dakikalarımız. Maharetli ellerde kıvamı tutturularak yoğrulursa eğer, bin bir çeşit nemalar çıkar ortaya. Ama iş, parmak uçlarına tadını veren yürekten geçer evvela. Parmak uçlarındaki tılsımı her yürek taşımaz. Her kalem olması gerektiği gibi dizmez kelimeleri ardı ardına. Delikli fıçı gibi kötü yazılmış bir öyküde, akıtır kelimelerini etrafa ve kısa sürede boş bir sayfa kalır ellerde. Bu tür yazılar uzun soluklu yaşamaz sahibinin elinde, bir kuş narinliğince boynunu büker ve zamanla adı sanı hatırlanmaz bir nas-u nisyan belleğinde. Bu sebepledir ki, yazılan her ...


Amâk-ı Hayal - Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi

Büşra Nur Karaarslan | Roman | Okunma: 1845 | 30.06.11


Bazı anlar elimin altında, her yere taşıyabildiğim laptop klavyem yerine maddi- manevi bir ağırlığı olan antika bir daktilo ya da mürekkep niyetine siyah bitkilerin özünden oluşan bir sıvıya bandırdığım sevimli bir kuş tüyü ve bir miktar parşömen olsa diyorum. Hele ki sıklıkla okumadığım, nadiren elime geçen Doğu Klasikleri ile ilgili, dünyada iz bırakma adına yazdığım metinler için bu hislerim tavan yapıyor. İşte yine aynı hislerle; “keşke”lerimi bir kenara bırakarak, kuş tüyü ile parşömene yazmak yerine A4 kâğıda dolma kalemle hakkında yazmaya başladığım bir eser: Amâk-ı Hayal!

1865 doğumlu yazar, bundan tam 100 yıl önce Osmanlı Türkçesi ile yazmış bu eseri. Bu sebeple elimizdeki eser, maalesef dedelerimizle anlaşamadığımızdan sürekli şikâyetlenmemize sebep bir dilin ...


Yılan Yastığı/Balgifa Mar - Murathan Mungan

Ferit Genç | Şiir | Okunma: 892 | 28.06.11


21 Nisan 1955 İstanbul doğumlu olan Mungan, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü bitirdi. Murathan Mungan, öyküleri, denemeleri, oyunlarının yanı sıra şiirleriyle de kendini kanıtlamış/ispat etmiş bir yazar.

'Balgîfa Mar/ Yılan Yastığı', Murathan Mungan'ın altı şiir kitabından yapılan bir seçkiden oluşuyor. Kürtçe ve Türkçe yayımlanan kitap, iki dilin kardeşliğine katkı sunuyor. Çalışma, aynı zamanda Türkiye'de eksikliği hissedilen Kürtçe yayınlar konusunda da atılmış nitelikli bir adım.

Toplamda üç bölümden oluşan eser, 29 şiirden oluşmaktadır. Kitapta yer alan şiirlerin b ...



Us Lekesi - Hasibe Çerko

Hasip Çifci | Öykü | Okunma: 1165 | 28.06.11


"Köprüde olduğumu biliyor, boşlukta sallanıp sallanmadığımı kestiremiyorum."

Varla, yok arasında ölümle, kalım arasında on yedi bilge...

Varlığın temelinden yokluk bilincine ulaşan, derin ufuklara yelken açan ve farklı kurguları başkalaşan renklere boyayan bir kalem.

Hasibe Çerko"nun araştırmalarıyla yeniden can bulan hikayeler, gerçeklikten bir o kadar uzak ve bir o kadar yakın ve dahi hepimizin zaman zaman hatırlayıp ta unuttuğumuz, bilincimizin altlarında kalan yastık altı düşünce iklimlerini yeniden harekete geçiren bir mana koşuşturması gibi.

Bir felsefe öğretmeninin elindeki kalemden süzülen kelimeler, yüzyıllar önce yaşanmış çileleri öyküleştirerek 17 filozofu tek bir kitaba sığdırmaya yetmiş. Dahası ...



Ben Bunları Yazarken Sen Yine Uyuyordun - Bedirhan Gökçe

Ferit Genç | Deneme | Okunma: 968 | 23.06.11


Sunucu ve yazar olan Ayşenur Yazıcı, “Bedirhan kelimelerden ilaç yapar, ruhu onarmak için, kitapta da dev bir ecza dolabı var, yorulmuş herkes için...” öğüdünde bulunmaktadır.

Bedirhan Gökçe bu kitabında daha çok Türkiye de yaşanan günlük olaylara değinerek yapılması ya da yapılmaması gereken konulara değinmektedir. Ve yer yer değindiği konuları bazen tatlı bazen de sivri bir dille eleştirmektedir. Bir nevi memleketin gidişatından pek memnun olmayan ve çoğu konuları eleştiren köşe yazısı niteliğinde bir eserdir.

Toplam 46 başlığın bulunduğu kitapta belli bir temadan bahsetmek mümkün değildir. Bedirhan Gökçe deyimi yeri ...



Oyuncak Tamirhanesi - Metin Karabaşoğlu

Misafir Köşesi | Öykü | Okunma: 1341 | 22.06.11


İbrahim Pazarbaşı, Kitaphaber için kaleme aldı.

Modern çağda her yaştan insanın uzmanlık despotizmi altında yaşadığı aşikâr. Herhangi bir konuda dara düşen insan hemen o problemin çözümünü sağlayabilecek(!) kişilere yönlendiriliyor. Ruhsal bir sıkıntısı varsa psikologlar, maddi bir sıkıntısı varsa kan emici bankalar, çocuk yetiştirmede zorlanıyorsa pedagoglar giriyor devreye. Ve bu insanlar Allah vergisi yeteneklerini sırf bu yol açıcı uzmanlar yüzünden göremiyorlar.

Oyuncak Tamirhanesi kangrenleşmiş bu soruna mütevazı bir isyan niteliğinde. Kitabı oluşturan dört bölümde, hayat yolculuğunda vahyin sesini nasıl duyacağımız, karşımıza &cc ...



Yılan Jack - Yaşar Yeşil

Büşra Nur Karaarslan | Roman | Okunma: 779 | 22.06.11


Aramızda Cem Yılmaz’ın Yahşi Batı filmini izlemeyen yok denecek kadar azdır. Zira Türk milleti gülmeye heveslidir. Kişinin gülmesi için elinden geleni yapan biri varsa ve hele ki bu kişi Cem Yılmaz ise hazırladığı filmin satış rekorları yapması gayet doğaldır.

Çocukluk yıllarımızdan bu yana Oturan Boğa’lı, Yeşil Kartal’lı, Büyük Şahin’li filmleri izledik durduk. Bir de üstüne, barmenin tatlı şuh bakışlı kızıyla mükemmel kovboyun derin aşkları, onlar için mutlu; Kızılderililer için hüzünlü biten sonlarda hop oturup hop kalkarak Amerikan’ın yerli halka yaptığı zulme hoşgörü gözlüklerimizi takarak bakmayı nasıl da başardık yıllarca. Ne diyelim, uyutulan nefislerimize koca birer alkış tutarak asıl konumuza dönelim.

Yaşar Yeşil, Bengisu yayınların ...


Söyle Sen Aşk Mısın' - Behçet Yani

Ferit Genç | Deneme | Okunma: 988 | 21.06.11


"Ey nasıl hitap edeceğimi bilmediğim! Söyle sen aşk mısın?"

Aşkın bin bir türlü karşılığı vardır. Binlerce çeşit yanıt alınabilecek olan bir soru cümleciğidir. Bunu herkes yaşanmışlıkları ölçüsünde bir yanıt verebilir ya da başkalarının deneyimlerini göz önünde bulundurarak. Nitekim aşkın ne olduğu, nasıl tanımlanabileceği kişiden kişiye değişeceği için anlamsız kalan bir soru önermesidir. Yinede genel olarak düşünüldüğünde aşk, kavuşamamaktır. Sahip olunduğu anda anlamını yavaş yavaş yitirmeye başlayan bir duygudur. O yüzden ne kadar zorluk çekilirse aşk da o kadar büyük olur.

Bir eseri okurken o arada yazarın ...



Osmanlı Hayatından Kesitler - Emîn Efendi, Hür Mahmut Yücer

Seher Ortaöner | Edebiyat | Okunma: 872 | 21.06.11


Bu kitapta anlatılan ve fikirleri tanıtılan Kethüdâzâde Mehmed Ârif Efendi 19. yüzyıl Osmanlı âlimlerindendir. Genellikle Nakşibendiye dergâhında bulunmakla birlikte, Bektâşi babalarıyla yarenlik etmiş; İstanbul dergâhlarını, Beyoğlu kiliselerini dolanmış; her türlü grup ve zümrelerle görüşmüştür...

Bu eser ne bir tarih, ne bir edebiyat ve ne de tasavvuf klasiğidir. Kitabı ilk defa eline alanın dikkatini çekecek olan hikâyelerden, onun bir hikâye ve mizah kitabı olduğu da söylenemez. O aslında bütün bunları içeren ve üzerindeki menâkıbnâme ismini de aşan bir karaktere sahiptir. Zira bu çalışma, y ...



Kovulmuşların Evi - Ali Ayçil

Feyzi Baran | Deneme | Okunma: 810 | 21.06.11


"İçimizden biri, o en çok siyahlar giyinen, bir gün unutulmaz bir sevinçle daldı aramıza "gidiyorum " dedi. Oysa bilmediği bir şey vardı, ancak gittiğinde öğrenebileceği bir şey: başkalarının topraklarında mutsuzlukta bir yabancıdır."

Bir şairin kaleminden çıkan 34 deneme. Ameliyat masasındaki hastaya özenle atılan 34 sütür gibi. Her biri itinayla işlenmiş. Bir şairin kaleminden çıkarda deneme şiir kokmaz mı? hemde buram buram şiir kokar. Denemelerinde oldukça sarsıcı konulara değinen yazar, hayatın içinden kesitlerden can alıcı mesajlar vermekte.

Hani o yüreğimizin kuytularında sakladığımız acılarımız varya. Gün ışığına yüzleşmeye korktuğumuz acılarımız. Dile getirilmesinden çekindiğimiz, günde beş vakit dualarına çıktığımız acılar ...



Güvercin Gerdanlığı - İbn Hazm

Misafir Köşesi | Edebiyat | Okunma: 1202 | 17.06.11


Sercana Yüce, Kitaphaber için kaleme aldı

Mahmut Kanık tarafından çevirisi yapılan bu eseri sizlere tanıtırken şunu belitmek isterim ki, kitap birebir tercümeden ibaret bulunmamakta. Mehmet Kanık bu kitabı çevirmekteki amacını "Takdim" bölümünde bize şöyle açıklıyor: "Belli başlı dünya dillerine çevrilen bu şaheser, ne yazık ki Türkçe'ye henüz çevrilmemişti. Eseri çevirmeye, eser ve yazarı üzerine bir çalışma yapmaya karar verdim." Çevirmenin de belittiği gibi bu kitap Güvercin Gerdanlığı kitabının incelemesi mahiyetinde. Zaten kitabın ilk kısmında da Güvercin Gerdanlığı'nın mahiyeti, içeriği, boyutları sunuluyor. Ama ...



Filistin Şiirleri Antolojisi - Nurettin Durman

Ferit Genç | Şiir | Okunma: 881 | 13.06.11


Eser, Nurettin Durmanın dergiler ve şiir kitaplarından yola çıkarak Filistin ve Kudüs temalı şiirlerden derlediği bir başyapıttır. Filistin ve Kudüs’ün önemi üç büyük dinin cazibe merkezi olması ve tarih boyunca Müslümanların ilk kıble ve kudsi bir şehir niteliğinde olması, Hıristiyanlar ve Yahudiler için de uhrevi bir özellik taşımasıdır.

Antoloji 71 şairin şiirlerinden oluşup toplamda 90 şiirden oluşmaktadır. 1903 yılından başlayarak 1976 yılına kadar olan Filistin ve Kudüs üzerine yazılmış şiirler yer almaktadır. Şiirlerde yer yer şairlerin şiirlerini yazdıkları tarihleri ve yazdıkları dönemin tarihi bulunmaktadır.

Şiirlerin genelinde imge ...



Mutluluk - Zülfü Livaneli

Metin Bilgeç | Roman | Okunma: 1462 | 06.06.11


Zülfü Livaneli'nin üçüncü romanı olan "Mutluluk"ta ideolojik ön yargılar doğrultusunda bir Türkiye manzarası görmekteyiz. Kitabı elinize alıp okumaya başladığınızda eski bir Türk filmini izler gibi oluyorsunuz. Başından, sonu belli bir film gibi adeta kitap. Gerçi sinemaya uyarlandı yazarımızın bu romanı. Kitabı okumaktansa filmini izleyenlerin sayısı da bir hayli fazla.

Gelelim kitabımıza: Kitap, Meryem'in amcası tarafından tecavüze uğraması ve bunun trajik yansımalarını anlatan bir bölümle başlıyor. Ve daha bu ilk bölümde Meryem'in amcasının "tarikat şeyhi" özelliği burada yazarın din gerçeğine bakışının ne kadar ideolojik olduğunun da göstergesidir. Bu kitabı okuyan bir gencin dindar insanların çoğunun aslında sapıkça eğilimleri olduğu düşünc ...



Kayıp Türkler - Ülkü Özel Akagündüz

Metin Bilgeç | Öykü | Okunma: 1514 | 03.06.11


Göçebe bir Türkmen boyundan (Kayı Boyu) dünyanın en güçlü imparatorluklarından birini kurmayı başaran Osmanlıların, tarihsel serüveni için çok şey söylenebilir.

İbni Haldun"un Kur-an"dan hareketle ortaya koyduğu sosyolojik ilklerden bir tanesi de her medeniyetin tarih sahnesinde geçirdiği evrelerin (doğuş, gelişim, yok oluş) var olduğu gerçeğidir. Osmanlı medeniyeti için de kaçınılmaz olan bu ilkelerin tarihsel süreç içersinde tezahür etmiş olmasıdır.

İslam medeniyeti içersinde çok önemli bir yeri olan Osmanlı İmparatorluğu, İslam medeniyetinin gelişmesinde, yüzyıllar süren üstün bir medeniyet olması noktasından çok önemli bir rol ifa etmiştir.

Monarşik yönetimin, İslam dininin ilkeleriyle çelişmesi, örfi- şerri hukuk g ...



Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed

Esra Şen | Biyografi | Okunma: 1126 | 01.06.11


Mekke'ye Giden Yol; dindar bir Yahudi aileden gelip Ortadoğu'ya yaptığı ziyaretleri sonucunda İslâm'la tanışan ve kendisini hiçbir zaman ait hissedemediği Batı kültürünün karşı kutbunda duran Arab kültürüne duyduğu sempati ile bu coğrafyaya bağlanan, sonrasında zihnindeki soru işaretlerine İslâm öğretisinin verdiği cevaplar sayesinde ulaştığı iç huzurun tekamülü ile Müslüman olan, Avusturyalı gazeteci ve yazar Muhammed Esed'in otobiyografisi.

Kitap, Nufud çölünü geçerek Tayma'ya ulaşmak üzere yola çıkıp daha sonra yolculuklarının yönünü Mekke'ye çeviren iki yolcunun, Muhammed Esed ve dostu Zeyd'in yolculukları sırasında yaşadıkları ve canlanan hatıraları ile kurgulanmış, ahengli cümleler ve tasvirlerle süslenmiş müthiş bir edebî eser.

Muhammed Esed Batı dünyasının ötekile ...


İnsan Dediğin Gözdür - Necmettin Şahinler

Misafir Köşesi | Edebiyat | Okunma: 914 | 30.05.11


Zeynep Sena Kelebek, Kitaphaber için kaleme aldı.

İnsan dediğin gözdür adlı bu çalışma, Kur’an eksenli olup, ‘’göz sahibi olma’’ endişesinin ve gözlerdeki sorumluluğun önemine dikkat çekmek üzere oluşturulmuştur.

Eserde geçen; ‘gözler yalan söylemez’ sözü önemli bir gerçeği vurguluyor. İnsan, davranışları ile birçok şeyi gizler, ama gözleriyle asla. Bir başka sözde de, ‘gözlerin, kalbin aynası olduğu’ söylenir. Zaten gözler üzerine bunca söylenen şeylere göre, ruhumuzun bu dışa açılan pencerelerinin önemi rahatlıkla anlaşılır. Kitap bize, &l ...



Sürmeli Türkçe - Şeref Yılmaz

Hilal Bilgeç | Deneme | Okunma: 996 | 23.05.11


Türk Dili"nin büyük ustası Kaşgarlı Mahmud"un aziz hatırasına ithaf edilen eser, Şeref Yılmaz"ın kalemi ile Ferfir yayınlarından okurlara sunuldu.

Max Miller"in "Türk dili o kadar mükemmel ve o kadar kıyasidir ki bu dili sanki lisaniyat âlimleri vücuda getirmiştir." sözü ile esere giriş yapan yazar; yeryüzünde konuşulan dillerin fakirlik-zenginlik- kullanılabilirlik gibi özelliklerinden bahsettikten sonra "sürmeli" kavramı ile sınıflandırdığı anadilimizin, Türkçemizin diğer dillerden üstünlüğünü; bilimsel anlamda olmasa da gönül gözü ile yapmış olduğu tespitlerle ispat etmeye çalışıyor.

Yazar yabancıların bile hayran kaldığı, dünyanın değişik coğrafyalarında Türkçe konuşanların çoğalması adına Türkçenin engin deryasından çıkardığı i ...



Keşke Yine Kar Yağsa - Murat Taş

Mustafa Atalay | Öykü | Okunma: 941 | 23.05.11


Kitap okuru olmak zordur. Belli noktalarda heyecan ister, azim ister, bir hedef ister okumanın sürekliliği. Amaçsız, umutsuz ve kesintili bir okuma okur açısından pek de olumlu bir okuma değildir. Bu tür okumalar nihayetinde çeşitli sebeplerle ertelenebilir, ihmal edilebilecekler kategorisinde değerlendirilir, sonlanabilir ve son olarak unutuluşun koyu karanlığına itilebilir.

Bununla birlikte bazı kitap türleri de vardır ki tüm bu zor süreci okura basit kılar. Sözler gönlünüze akar gider, zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız ve sayfalar birbirini kovalarken siz çoktan kitapla bütünleşirsiniz. Öykü ve roman okumaları -istisnalar olmakla birlikte- işte bu tip okumalara kapı aralar. Özellikle de öyküler kısa ve akıcı bir dille yazılmışsa, betimleme ...



Hacı Bektaş Veli - Hüseyin Özcan

Hasip Çifci | Biyografi | Okunma: 703 | 20.05.11


Pir Sultan'ım Hakk'a yakındır
Edebi erkanı hemen takın dur
Ölüm uzak derler hemen yakındır
Dostlar bizi safa ile gönderin

Pir Sultan Abdal

Hacı Bektaş-ı Veli Aleviliğin ve Bektaşiliğin temel taşlarını oluşturan Allah dostu ve tarikat ehli bir sultandır. Hoşgörü ve sevgi merkezli olarak kurulan bir düşünce ikliminin piri ve başıdır. Hacı Bektaş Veli'yi mutlaka 150 sayfalık bir kitapla anlatabilmek mümkün değildir ancak gerçek Bektaşiliğin özüne inebilmek ve sade bir dille anlayabilmek için bu kitap önemli bir yer teşkil etmekte.

Kitabın başından sonuna kadar dikkatimize mazhar olan en güzel tarafı verilen örneklemeler ve her yaş gurubuna hitap edebilmesidir. Birçok eserden faydalanılarak oluşturulan b ...



21. Yüzyılın yeni trendi: Mevlânâ'yı yazmak!

Meryem Betül Altuntaş | Roman | Okunma: 1007 | 16.05.11


Böyle bir kanıya varmama, son bir kaç yılın " en çok satanlar" listesine bir göz attığımda, "Mevlânâ'yı yazan kitapları" dikkat çekecek kadar önde bulmam neden oldu. Arz- Talep meselesi midir bilinmez, fakat okundukça yazıldı Mevlânâ, yazıldıkça okundu.. Zaten tarihte sürekli tartışıla gelmiş, çözümlenememiş birer kimlikti Hz. Mevlânâ ile Hz. Şems..

Öyle ki, Şems ile tanıştıkları andan bu yana, haklarında çok şey yazıldı, çizildi, konuşuldu. Fakat ! Yazılanların hangisi doğruydu? Hangisi gerçek Mevlânâ'yı yansıtabildi? Yazılan Mevlânâ'lar arasında 9 farkı bulun tarzında, bulmaca karelerine döndü birazda. Herkes kendi penceresinden gördü. Kendi muhayyilesinde bir minval tutturdu.

Bir mevlevi gurubun dergisinde okumuştum. Şöyle yazıyordu; " Hangi Mevlânâ'dan bahsediyorsun? ...


İstanbul Hatırası - Ahmet Ümit

Misafir Köşesi | Roman | Okunma: 1293 | 13.05.11


Ceyda Aniateş, Kitaphaber için kaleme aldı.

İstanbul… Yaklaşık 2700 yıl önce Megara’dan gelen göçmenlerin kartal başını andıran bu yarımadanın güzelliğine teslim olduğu, Kral Byzas tarafından kurulan şehir..

İstanbul.. Bir çok medeniyete kucak açmış ve bu kültürleri sindirip harmanlamaya devam eden metropol..

İstanbul Hatırası, İstanbul’un tarihi merkezlerinde sırasıyla gerçekleşen 7 gizemli cinayeti ve bu cinayetlerle birlikte cesetlerin bırakıldığı mekanlar ve o dönemin yöneticileri hakkında İstanbul’un yaşayan tarihini okuyucuya harmanlayarak sunuyor. Kitap işlenen cinayetleri çözümlemeye çalışan başkomser N ...



Alnı Mavide - Ahmet Büke

Bilal Can | Öykü | Okunma: 831 | 11.05.11


Sokağın karanlığını, rengini, orada yaşananları canlı bir şekilde ortaya koyar bazı eserler. Yazarın kaleminden fırlayan her kelime pastel boyalarla renklendirir zihnimizi. Zihnimiz yazarın söylediği kelimeleri canlandırmak için yine yazarın kelimelerinden yola çıkarak cümlelerine başvurur. Hangi yazar canlandırmasını iyi yapıyorsa öykülerinde o yazar yazdığı öykünün hakkını okuyucuya veriyor demektir.

Ahmet Büke Alnı Mavide eserinde sokakların öyküsünü okuyuculara sunuyor. Sokağı esere almak onu iyi gözlemlemekle mümkündür. Sokağın yaşayan hali, renkleri, devingen zamanlarını, dingin anlarını, gelip geçeni yazmak için sokaklardaki o can halini iyi bilip orada epey bir zaman geçirmek gerekir. Ahmet Büke de sokakların can pazarında epey vakit geçirmiş olacak ki eserlerindeki sokak ...


Nasreddin Hoca - Mehmet Aycı

Fatmanur Demir | Biyografi | Okunma: 716 | 10.05.11


Sivrihisar'da doğmuş; kimi bileğiyle, kimi yüreğiyle, kimi ise zekasıyla ün yaparken Nasreddin Hoca diliyle coğrafyaları aştı ve dünyanın her köşesine duyurdu ismini. Adının anıldığı her yer kahkaha seslerine boğuldu. Konuşmaları fıkra diye anlatıldı taşın, toprağın, insanın olduğu her yerde. O, her konuşması kayda geçen ender insanlardan biriydi. Hikmetli sözleri güldürürken düşündürdü, düşündürürken güldürdü. Adı, "Dünyayı güldüren adam" olarak bilindi tarih boyu. Her millet kendine mal etmeye çalıştı bu güzide insanı. Her millet, kendine göre adlandırdı bizim Sivrihisarlı molla Nasreddin'i. Türkistan'da "Ependi", Özbekistan'da "Nasredin Afandi", Kazak Türklerinin dilinde "Koja Nasr", Kırgızlar'da "Koca Nasriddin" oldu nüktedar Nasreddin hoca.

Böylesi birinin kitabını yazmak da ...


Sessiz Harfler - Ceyhun Yılmaz

Ferit Genç | Şiir | Okunma: 6270 | 10.05.11


Ceyhun Yılmaz'ın daha önce yayınlamış olduğu; Ben sana yanarken şimdi sen kim bilir nerede üşüyorsun, İkinci el yalnızlık ve Kasım’ın bıçak yarası kitaplarında yer alan şiirlerini bir araya getirerek oluşturmuş olduğu şiir kitabıdır.

Yılmaz, bu eserinde tek başına çok şey ifade etmeyen Harf'ler önce etkileyici kelimeleri, sonra cümleler halinde hayranlık uyandırıcı eser ortaya çıkartmıştır. Edebiyat safhasında adından şiir alanında kitapseverlere hayatlarından izler bulacağı kesitler sunmuştur. Şiirlerinin genelinde daha çok aşk ve sevgi temalarına değinmiştir. Yer yer günlük olaylardaki gözlemlerine de değinmiştir.

‘‘Sevdiğim ikinci kadınsın sen&r ...



Mektuplar - Cahit Zarifoğlu

Nihat İlhan | Mektup | Okunma: 741 | 05.05.11


Mektuplar ve mektuplaşma geleneği yüzyıllardır insan hayatı üzerinde kendine yer edinen en eski haberleşme biçimlerinden birisidir. Bugüne kadar özgünlüğünü korumuş ancak yakın zaman içerisinde aktifliğini yitirerek yerini günümüzde kullanılan telefon, internet vb. iletişim araçlarına bırakmıştır.

Özellikle ilk çağlardan başlayarak, ortaçağlarda yaygınlaşan mektuplaşma geleneği, 1820’li yıllarda mektup zarfı ve pul kullanmaya gidilerek -postalaşma- yani devlet kontrollü bir sisteme tabi tutulmuştur.

Zamanla dil yapısı ve üslubunda oynamalara gidilerek edebiyat ortamlarında ilgiyle karşılanmış ve zamanın etkisiyle de kendisine edebiyatta yer edinen mektuplaşma kültürü Mehmet Akif Ersoy, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi büyüklerin çalışmalarında yer almı ...


Kekeme Çocuklar Korosu - Tarık Tufan

Feyzi Baran | Deneme | Okunma: 1274 | 05.05.11


"Hayatı çoktan seçmeli sorular gibi algılıyorsun. Oysa sandığın kadar çok değil seçenekler. Yalnızca iki şıktan söz edebilirsin. Ve bu ikisi birbirini reddetmiyor. Sen ve tanrı…"

Bir dönem gençliğinin, her konuşmaya çalıştığında boğazında düğümlenen sözlerine tercüman olmuş, kekeme çocuklar korusu. Eğer o dönemde yaşayan bir gençseniz kitabın kapağını açarken kalp atışlarınızı duyuyor olacaksınız. Çünkü kendinize bile söylemeye korktuğunuz cümleleri barındırıyor bu kitap. Bu kitap bittikten sonra, Tarık tufanı Eminönünde balık ekmek yerken görürseniz şunu diyeceğinize eminim;
"benim söylemek istediklerimi yazmışsınız"

Kitap Tarık TUFAN" a özgü bir tarzda okuyucuyu sıkmayan, birbirleriyle bağlantılı kısa hikay ...



Bir Kucak Sevgi - Duran Çetin

Mehmet Burhan | Öykü | Okunma: 1027 | 04.05.11


Mutluluğun ne olduğunu, en azından ne anlama geldiğini birçoğumuz bilir. Ancak mutluluk Duran Çetinin kaleminde, en sıkıntılı olduğumuz bir anda dahi küçük şeylere sevinip kendimizi teselli etmek oluyor. Mutluluk, sevgi, şefkat ve merhamet’in bir bütün olarak insanlar arasında gezerken, kendilerine sahip çıkıp benimseyecek, onları mutlu edecek insanlar arıyor.

Bazıları şükretmenin ne olduğunu bildiği için olsa gerek ki, mutluluğu bırakmıyorlar hayatlarında. Bir öğretmenin öğrencilerini pikniğe götürmesiyle başlayan kitap, yine bir öğretmenin başından geçen bazı olaylarla içinde mutluluğu bularak finale ulaşıyor. Bekleyişlerin sabır’a teslim olduğu, sıkıntıların sabırla mutluluğa erdiği, ümitsizliklerin şükürle yeni umutlara ulaştığı öykülerden oluşuyor kitap. Köylerde ...


Yürekte Büyümek - Ahmet Günbay Yıldız

Büşra Nur Karaarslan | Roman | Okunma: 1466 | 03.05.11


İlk yetişkinlik dönemlerinde, okuma alışkanlığı kazanmamış bireylerin çoğunlukta olduğu; boş vermişliğin ve bilgisizliğin, üstüne üstlük bir de çokbilmişliğin yaygın olduğu bir ülkede yaşamak düşmüş hissemize. Toplumumuzun bireycikleri, hayatın, sosyal paylaşım siteleri ile bedava sms’lerden oluştuğunu düşünedursun, biz bunca karamsarlığın ve bunca sanal yalnızlığın içinde ait olacakları yeri arayıp duran bir istisna grubuna mensup olmanın haklı sevincindeyiz, neslimizin son örnekleriyiz. İşte bunca ümitsiz vakıanın ortasında, elime aldığım, deklanşörü şık makinemin burnu, bir silahşor edası ile sohbet ortamlarına dalıyor; şık pozlar alıyoruz birlikte sahnenin en can yakıcı yerlerinden…

Kitapsızlığın sebebini soruyoruz gençlere. “Hiç roman okudunuz mu?” diy ...


Sevdiğim İkinci Kadınsın Sen - Ceyhun Yılmaz

Ferit Genç | Şiir | Okunma: 1096 | 02.05.11


Kendisini sürekli TV ve radyolarda görmeye aşina olduğumuz Ceyhun Yılmaz son eseri olan ‘‘Sevdiğim İkinci Kadınsın Sen’’ adlı eseriyle okuyucularının karşısına çıkıyor. Ceyhun Yılmaz, Parantez yayınlarından çıkan bu eserin tüm telif ücretini Lösev Vakfı’na bağışlamaktadır. Böyle bir çalışmada bulunması var olan hayran kitlesine bir o kadar daha eklemiş olduğu kanısına varmaktayım. Kendinin böyle bir çalışmada bulunmasından dolayı tebrik ederim.

‘‘Sevdiğim İkinci Kadınsın Sen’’ eserini okurken dikkat ettiğim nokta ‘‘Her gülen yüz mutluluk ifadesi değildir’’ kanısına varmam oldu. Ceyhun Yılmaz, bu e ...



Tatar Çölü - Dino Buzzati

Misafir Köşesi | Edebiyat | Okunma: 932 | 29.04.11


Engin Firol, Kitaphaber için kaleme aldı.

“İnsan hayatta her istediğini elde edemezdi ki, yaa, evet, insan hayatta her istediğini elde edemez ki, öyle mi Simeoni? Drogo şimdi sana gösterir öyle olup olmadığını…”

Bu cümle bir filmin ilk sahnesinden alınmış replik gibi gelmişti bana. Aslında değildi ancak kitabı bitirdikten sonra öğrendim ki romanın filmi de çekilmiş. Biz bu cümleyi kitabın son cümlelerinde okuyoruz. Yazar Dino Buzzati, bir senarist gibi davranmış ve karakterin içindeki özü saklayarak son anda bize karakteri Drogo’nun savaşçı arketip olduğunu kanıtlamıştır. Ben romanı sondan anlatmaya başladım ama isterseniz başa dönelim&hel ...



Güller Solmasın - Duran Çetin

Mehmet Burhan | Öykü | Okunma: 829 | 28.04.11


Yıkılmışlığın ve solan umutların ardından baktık. Düşündük, halimize şükrettik. Birer birer koptu umutlar, söndü hayaller. Aczi yetimizin farkına vardık. Güllerimizin solmaması için çırpındı bir kez daha kollarımız. Gelen her dalgaya karşı koyabilme çabasıyla, içinde sürüklendik dehlizlerin. Bir umut bekledik, karanlıkta yolumuzu bulabilmek için. Geçti, ancak izleri yüreklerimizde sır şimdi.

Duran Çetin bizi hayata bağlama peşinde koşturmakta. Küçük öykülerin büyük adamı adeta. Pişmanlığın boş vermişliğe karışmamasını sağlayan bir ışık yolumuzda. Aklımızı meşgul eden boş fikirleri kovan kişi.

Güllerimiz bizim onlar. Çocuklarımız, bizim geleceğimiz. Güllerimizin solmasını istemeyiz elbet. Bu amaçla yola çıkılarak hazırlanmış bir kitap “Güller Solmasın”. Hayatın ...


Gordiyon Fiyongu - Bernhard Schlink

Ömer Asım | Roman | Okunma: 671 | 27.04.11


Almanya"daki avukatlık bürosunu kapattıktan, Fransa"nın sakin bir taşrasında sevgilisiyle geçirdiği mutlu günlerin ardından, önce sevgilisini yitirir Georg Holger, ardından geçimini kazandığı tercüme işleri kesat gitmeye başlar.

İşsizlik ve yalnızlıktan bunaldığı ve tutunacak tek bir dalı kalmadığı sıkıntılı geçen aylardan sonra karşısına inanılmaz bir iş fırsatı çıkar. Çalıştığı tercüme bürosunda başını döndüren Polonyalı kız ile tanışır ve ilişkileri aşka dönüşür.

Birkaç elle tutulur hollywood film senaryolarına benzeyen bir hikâye. Fransa"da tam işler yolundayken, kendisine, eski çalıştığı tercüme bürosunun patronu Maurin"in ölmesiyle tercüme bürosunu almasını sağlayan yeni patronunun kgb"ye çalışan bir ajan olduğunu ve kendisi v ...



Nun ve Kalem - Mustafa Özçelik

Nihat İlhan | Deneme | Okunma: 826 | 27.04.11


Türk Edebiyat hayatımız boyunca yazarlarımız ya da taraflarından yayımlanan eserleri kendisinden sonra gelen veya kendisiyle aynı zamanda yaşayan diğer edebiyatçılar, akademisyenler ve edebiyatla uğraşan belirli kesimlerce değerlendirmeye, incelemeye tabi tutulmuşlardır. Bunda güdülen amaç da; hak ettiği ilgiyi göremeyen ya da hak ettiğinden fazla ilgiyi gören eserleri, yazarları gün ışığına çıkarmak ve aynı zamanda da bu incelemelerle yazarları ve kitaplarını halka tanıtmaktır.

‘Nun Ve Kalem’ de bu tür inceleme kitaplarından birisidir. Mustafa Özçelik tarafından yazılan ve yayınlanan bu incelemeler kendisinin de önsözünde belirttiği üzere ‘kendi şairleri ve yazarları’ üzerine kaleme alınmıştır.

Yakından da görüşüp tanışma fırsatını bulduğum Mustaf ...


Mektuplar - Cahit Zarifoğlu

Bilal Can | Mektup | Okunma: 1029 | 26.04.11


İsmimin Baş Harflerinden acz tutuyorum…

Günümüzde işlevselliğini eskiye nazaran yitirse de mektuplar iletişim aracı olarak bir dönemim en önemli unsurlarındandı. Teknolojinin gelişmesiyle artık mailler, smsler mektupların yerini almıştır. Bu yüzden mektuplar artık sadece belirli kesimin kullandığı bir tür olarak varlığını sürdürmektedir. Postacı şarkılarının, tekerlemelerinin sıklıkla söylenmemesi de bu türün git gide kullanılmasının azaldığını göstermektedir.

Mektuplar yazarların duygu ve düşüncelerini daha iyi anlamak açısından önemli edebi türlerdendir. Örneğin Kafka’nın Milena’ya mektupları edebiyat alanında önemli bir yere sahiptir. Yine aynı şekilde Kafka’nın Babaya Mektup ismiyle bilinen mektupları onun duygu ve düşüncelerinin daha ...


Kırmızı Minare - İbrahim Guşe

Ferhat Özbadem | Biyografi | Okunma: 785 | 25.04.11


Tarihe mal olmuş şahsiyetlerin, dünyalarını değiştirmeden önce, tarihe şerh düşmeleri babında, bilgi birikimlerini, tecrübelerini, düşüncelerini ve tespitlerini hatırat şeklinde yazmaları ve neşretmeleri, düşünce dünyamızın gelişmesi ve ufkumuzun açılmasına büyük katkı sağlamaktadır.

Tarihe şerh düşen güzel insanlardan biri de İbrahim Guşe’dir. 1991-1999 yılları arasında, Filistin İslami Direniş Hareketi’nin (Hamas) resmi sözcüsü olan Guşe, kendi biyografi kitabına Kırmızı Minare adını vermiştir.

Kudüs ve Mescidi Aksa ile ilgili duygusal bir anlatım ile hayat hikayesini anlatmaya başlıyor müellif. Bir direniş hikayesi… Kendi küllerinden yeniden, yeniden, hep yeniden var olan bir sevdanın hikayesi… Yenilgi yenilgi büyüyen zaferlerin emzirdiği çocukl ...


Kuğunun Son Şarkısı - Beşir Ayvazoğlu

Misafir Köşesi | Biyografi | Okunma: 1375 | 22.04.11


Enes Yalçın, Kitaphaber için kaleme aldı.

Galata Mevlevihanesi Şeyhi Mehmed Esad Galib Dede Hazretleri "kelama can verenler" taifesinin en müstesna temsilcilerindendir. Tanpınar'ın Dede Efendi için söylediği " bir inkırazı, çöküşü, yüksek bir zafer yapan deha" ifadesinin şiir göğündeki yıldızı da odur. Onun şiirde açtığı "nev râh"ı bihakkın idrak edecek seviyede olmadığımız açık olsa da, önümüze serdiği ışıklı, ateşli imajların; her biri birer buluş olan terkiblerinin önünde gözlerimiz kamaşırken, ne büyük bir şiir kudretinin karşısında olduğumuzu hissetmemek zaten mümkün olamazdı.


Serasker Enver Paşa - Richard Euringer

Özgür Atasoy | Roman | Okunma: 821 | 22.04.11


Birinci dünya savaşında yer alan bir Alman pilot tarafından kaleme alınan eser Yarın Yayınları tarafından yayınlanmıştır. O dönemi yaşayan biri tarafından kalem alınması objektifliği arttırmaktadır. Tarihe ışık tutacak nitelikte, yaşanmış gerçek kesitleri sunar bize Serasker Enver Paşa adlı eser. Enver Paşa gibi bir subaya karşı kin ve nefret duygularıyla büyüdüğümüz bir gerçektir. Sonuçlar üzerinde odaklanan bizler nedenlerini araştırır vaziyette olmayışımız bu durumu açıklıyor.

Enver Paşa yıllardır öğrendiğimiz, tarih kitaplarıyla bize aşılanan haksız bir insan olarak görülen bir subaydı. Her birey kendi tarihi iyi bilmeli ki diğer toplumları, dostlarını ve düşmanlarını iyice anlayabilsin. Ancak bunu yaparken güvenilir kaynaklardan elde edeceği veriler ile bu amaca ulaşması olab ...


Dünyayı Çirkin Buluyorsan Kalbini Yokla - Güzin Osmancık

Fatmanur Demir | Edebiyat | Okunma: 1062 | 21.04.11


Aşka aşık bir yüreğin kaleminden süzülen damlalardır bu kitapta bizi heyecanlandıran. Yazar, her aşkın aslında Allah'a götüren bir vasıta olması gerektiğini vurgular her satırında. Aşktan öyle bahseder ki, okuyucu bir anlık da olsa Mecnun'un aşkını tatmayı ister, Züleyha'nın Yusuf'a olan aşkını büyük bir merakla arzular. Kitap, kullanım alanı farklı da olsa aşkın getirilerinden bahseder hep. Ve aşka özlemi vurgular. "Hasan boğuldu", "Kız Kulesi" ve "Telli Baba" gibi hikayeler gerçek aşkın kavuşulmazlığına dem vurur defalarca.

Yazar, ince bir ayrıntıya da dikat çeker. Kitabın kimi yerinde evliyaullahın Allah'a olan aşkı, kimi yerinde ise faninin faniye olan aşkı anlatılır ve belki de okuyucunun bu aşkların sonucuna dikkat etmesi istenir yazar tarafından

Kitaba girişi istan ...


Ölü Kentin Kitabı - İbrahim İnecik

Yakup Çak | Şiir | Okunma: 1286 | 21.04.11


Biraz şiir, biraz hikâye, aslında hangi şiirin bir hikâyesi yok ki? Hangi şiir sevgili için yazılmadı ki? Sevinçler, üzüntüler, sitemler, isyanlar hep sevgili için değil mi? İnsan sevdiğine yazar, sevdiğine şiirler düzer, şarkılar besteler. İnsanın sevdiği her şeyin en güzeline layıktır. Çiçeklerin en güzeli onu anlatır ve saçlarına takılası olur. Yollarına serilesi olur. Dünya onula güzeldir. Onun olmadığı her yer, baykuşların öttüğü virandır. Geceleri cemali aya, gündüzleri güneşe benzer. Yıldızlar inci gibi dizilir yârin gül sinesine. Her şeyin en güzeli en düzenlisi yakışır ona. Ve kelimelerin, en güzelleri onun için istif edilir şairlerce. Ve en güzel nağmeler, şarkı edilir sevgili için. İşte ölü kentin kitabı maviye şiirler de, sevgili için yazılmış şiirleri, hikâyesi ile birleştirer ...


İslam'ın İlk Müezzininin Hikayesi: Ben Bilal

Seher Ortaöner | Biyografi | Okunma: 1209 | 19.04.11


Çağrı ve Çöl Aslanı: Ömer Muhtar filmlerinin senaristlerinden H. A. L. craig'e ait olan elimizdeki eser, İslam'ın ilk yıllarını Bilal-i Habeşi'yi merkeze alarak ve onun gözüyle çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Kitap girişinde Bilal'e dair bir not başlığı altında Bilal'in kısaca hayatından kesitler verilmiş. Mekke'de doğmuş olup Rabah adlı Habeşistanlı bir kölenin oğludur Bilal-i Habeşi. Puta tapan bir şehirde bir Allah'a inancı sebebiyle eziyet görmüştür, Hz. Muhammed'in yakın arkadaşı Ebu Bekir tarafından satın alınıp âzâd edilmiştir, İslam'ın ilk savaşlarında ordulara yiyecek tedariğinden sorumlu olmuştur ve Peygamber'e öylesine yakındır ki sabah O'nu uyandırmakla vazi ...



Yol Hikâyeleri - Mehmet Öztunç

Mustafa Atalay | Öykü | Okunma: 883 | 18.04.11


-Gitmek-

"Kalmaktan çok gitmeye yakındım; ama gidenlerden değil kalanlardan olmuştum"

"Aslında giden değil
Kalandır terk eden
Giden de bu yüzden gitmiştir zaten" (Murathan Mugan)

Gitmek zordur. Bilinmezlere adımlamak, yürünecek bir yol bulmak ve cesaretle yola çıkmak… Kaygısızca ve tüm korkuları arkada bırakarak... Öncelikle de kendini… Çünkü her gitmek, biraz kendine gelmek demektir. Her gidenle birlikte bir de yol hikâyesi zuhur eder biteviye. Duraklar, gözlemler, şaşkınlıklar bir bir cümleleşir. Satırlarla sadırlar arasında bağlar kurulur. Bilinmez mekânlara, umuda dair adımlar taşınır. Zira giden umu ...



Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Ahmet Hamdi Tanpınar

Misafir Köşesi | Roman | Okunma: 2367 | 18.04.11


Enes Yalçın, Kitaphaber için kaleme aldı.

Ahmet Hamdi Tanpınar her zaman kendini şair olarak tanıtsa da biz bugün onu 20. yüzyılın en önemli Türk romancılarının başında sayıyoruz. Şiirde ulaşamadığı Verlaine ve hocası Yahya Kemal onda ne gibi etkiler bıraktı, Yaşadığım Gibi'ye giren birkaç yazı -özellikle Antalyalı gencin mektubuna verdiği cevap- ve bir kaç röportaj dışında pek bilemiyoruz, ama şiirlerinde "takıntılı" derecede tadilat arayışında olan ve hiçbir zaman tatmin olmayan Tanpınar, nesre yöneldiğinde, fıtratının müsaitliğinin de etkisiyle her zaman "araf"ın yazarı oldu. Şiir vadilerinde tatmin olamayan, kişisel hayatında maziye olan derinden bağlılığına rağmen tipik batı ...



Kutsal Bölge - Carlos Fuentes

Ömer Asım | Roman | Okunma: 713 | 15.04.11


Claudia Nervo isimli oyuncu, top model, bugün için yaşayan bir efsane kadının oğludur Mito. Meksikalı yazar Carlos Fuentes"in kaleme aldığı Kutsal Bölge"de annesini aşırı derecede kıskanan 29 yaşındaki bu çocuğun karmaşık duyguları ve düzensiz hayatıdır romanın konusu. Kimi zaman annesine aşığı olduğu bir bayan davranan ve bu gerçekleşmesi imkânsız durumdan ötürü kendini tüketen bir garip ve iğrenç oğlandır. Evinde bir düzine köpekle yaşar ve günün birinde en sevdiği Firavun"undan başka hepsini trafikte seyir halindeyken arabadan aşağı atar.

Önceleri babaannesinin bakımındayken, annesi Claudia Nervo tarafından kaçırılır ve artık onunla yaşar. Lüksün ve rahatlığın içindedir fakat malum durum, anne sevgisinden uzaktır. Yatılı okullarda bir gençlik ...



Bir Irmak Düşü - Mustafa Özçelik

Bilal Can | Şiir | Okunma: 900 | 15.04.11


Şairler düşler ardıllayandır okurlara. Şairler dünyanın mülhem ağrısını dindirmeye çalışan ve geleceğe dair güzellikleri devredip yükselten kelime işçileridir. Yüreklerindeki sızı insanlık tarihi kadar eskidir. Onlar acıyı dillendirirse bu evrensel bir insan acısıdır. Onlar güzeli söylerse bu bilinçlerdeki değil kalplerdeki eşsiz resimlerdir. Onlar hüznü dillendirirse bu pervanenin ateş ile raksıdır. Şair sadece bağ bozumu mevsimini değil tüm mevsimlerin peşi sıra nasıl yaşandığını bilir.

İncir çekirdeğinden zeytin yaprağına, lodostan samyeline, geceden gündüzün ilk ışığına kadar tüm beklemelerin ve beyanların nasıl bir düş ile şekillendiğinin çetelesini tutabilir. Mustafa Özçelik de son kitabında bir ırmak düşü kurarak okuyucuların karşısına çıktı. Aşk ve Niyaz isimli kitabından ...


Tünel - Ernesto Sabato

Ömer Asım | Roman | Okunma: 783 | 14.04.11


"Beni anlama olasılığı olan bir tek kişi vardı aslında. Yazık ki onu öldürdüm." Bu cümle kitabın en kısa özeti olur sanırım. Yalnız ve dolayısıyla kendine kapanık bir ressamdır Castel. Hayata ve insanlara karşı sıra dışı fikirleri vardır. Hayatı anlamsız, insanları da iğrenç bulur. Sabahattin Ali"nin Kürk Mantolu Madonna"sıyla aynı yerde başlar hikâye. Bir resim sergisinde.. Yine benzer bir şekilde, bir resimle başlar her şey. Bir benzerlik de kadın kahramanın isminde karşımıza çıkar. Ama amacım bu benzerlikleri sayıp dökmek değil. İkisi de edebiyat eseri olmakla zaten birbirlerine göbekten bağlıdırlar..

Maria, T. Şirketinin bir çalışanıdır. Pozisyonu hakkında bilgi vermeye gerek duymamış Sabato. Castel"in yakın takipçisidir ve son serg ...



Masal Yurdu - Yaşar Yeşil

Hilal Bilgeç | Öykü | Okunma: 655 | 14.04.11


Bir varmış bir yokmuş. Sinekler berber, develer tellal iken; koca öküz kral, kargalar vezir iken... Leylekler tüccar, kırlangıçlar terzi iken... Köstebekler mimar, minik kaplumbağa doktor iken... Derken, derken akşam oldu erken... Yaşar Yeşil"in "masal yurdu" kitabı Çıra (Çocuk) Yayıncılıktan okuyucularına sunuldu şimdiden...

Çocukları eğlendirirken onları hayata hazırlayan doğruyu ve güzeli gösteren, yine, onları erdemli bireyler olma noktasında öğütleyen sözlü halk edebiyatındaki ürünlere genel anlamda masal diyoruz biz edebiyatçılar. Masal Yurdu"nda da yazarımız okuyucusunu dış dünya konusunda bilgilendirmeyi, onların hayal dünyasını ve hayal kurma becerisini geliştirmeyi hedefliyor.

İyilerin ödüllendirileceğine, kötülerin ise ce ...



Murakami Okumak Eziyettir

Sabri Ünal | Roman | Okunma: 1245 | 14.04.11


birkaç ay öncesine kadar; murakaminin tüm kitaplarını okudum diyebiliyordum... sonradan, baskısı olmayan sınırın güneyinde kitabı çıktı, araya da haşlanmış harikalar eklendi...

imkansızın şarkısı ile sınırın güneyinde eserleri benzer dil ve anlatım tekniklerine dayanıyor... alegori yok, doğrudan kişi hayatları, öğrenci olayları, basit kapitalizm eleştiri ve bireyselleşmenin japon toplumundaki yansımaları...

murakaminin kitaplarında yoğun görülen bira tüketimi, içki kültürü, amerikan müziklerine ve batı müziğine hayranlık; üst iki kitapda da tekrar ediyor... iki kitapda da yazar okuyucularını ilk 50 sayfada 3'den fazla olacak şekilde yatağa sokuyor... açıkcası bunun bir pazarlama tekniği olduğuna çok eminim...

iş, zember ...



Ay ve Şenlik Ateşleri - Cesare Pavese

Ömer Asım | Edebiyat | Okunma: 1010 | 13.04.11


Hastanenin kendisine bakacak aileye bir gümüş sikke maaş verdiği hem yetim, hem öksüz çocuklardan biridir Anguilla. Beş liret ettiği için evlatlık alındığı evin gerçek çocuklarına şişinen bir çocuk. Okulda "piç" diye çağrılan bir çocuk. Yanlarına yerleştiği ailenin işlerini gören, tarlada, bağda, bahçede bir çocuğun çalışabileceği kadar çalışan bir çocuk Anguilla.

Cesare Pavese"nin "Ay ve Şenlik Ateşleri" romanı bu çocuğun yoksulluk içinde geçirdiği günleri, büyüyüp serpildikten sonra, talihin kendisine gülüp bir yolunu bularak Amerika"ya kaçışını, İkinci Dünya Savaşı"ndan sonra bir hayli varlıklı olarak döndüğü, çocukluğunu geçirdiği Gaminella"dan anlatır.

Çocukluk arkadaşı Nuto"nun aksine insanların yazgıya karşı koymalarının mümk ...



Bir Müderrisin Sürgün Yılları

Sait Alioğlu | Hatırat | Okunma: 1059 | 12.04.11


"Bir Müderrisin Sürgün Yılları" ve "Çanakkale Cephesinde Bir Müderris" adlı çalışmalarda, geçen yüzyılın başlarında Konya'da eğitim faaliyetinde bulunduğunu bildiğimiz Islah-ı Medaris-i İslamiyye'nin başında bulunan ulemadan Abdullah Fevzi Ali Efendi'nin sürgün yılları anlatılmaktadır...

Yukarıda isimlerini zikrettiğimiz eserleri, akademisyen Ali Osman Koçkuzu kısmen günümüz Türkçesine aktararak, açıklama ve notlarla zenginleştirerek istifademize sunmaya çalışıyor...

Serinin ilk kitabında Abdullah Fevzi Efendi, Çanakkale cephesini, savaş ortamını, ordunun durumunu vs. açık bir şekilde ortaya koyuyor. Ör. Orduda namaz kılabilmenin ne kadar da zahmetli bir iş olduğunu belirtiyor...

Çanakkale cephesi ve akabinde A ...



Hayvan Çiftliği - George Orwell

Ferit Genç | Roman | Okunma: 1903 | 11.04.11


Hayvan Çiftliği, Stalinizm’in acı bir eleştirisidir. Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır. Totaliter rejimlere karşıt bir solcu olan Orwell, romanını SSCB'nin kuruluşundan itibaren meydana gelen önemli olayları, kara mizah kullanarak mecazi bir dille kaleme almıştır. Fabl tarzındaki siyasi-hicvî bir eser olan Hayvan Çiftliği’ni, Halide Edip de bir ara Türkçeye çevirmiş ve edebiyatımıza kazandırmıştır.

Eserde, bir çiftlikte yaşayan hayvanların bir gün bir domuz tarafından kışkırtılmasıyla beraber yaşamları pahasına ortaya koydukları özgürlük mücadelesi ve bu hakka sahip olduktan sonra da aralarında ne gibi entrikaların döndüğü anlatılmaktad ...



Arabanın Dili Olsa - Burçin Yıldırım

Büşra Nur Karaarslan | Hatırat | Okunma: 1091 | 11.04.11


Eski bir Türk inancına göre, iki kadın bir araya gelir de dedikodu etmezse olmazmış, kıyamet koparmış ya da yazın en sıcak gününde yağmur yağarmış(!). En olmazı olurmuş, yedi yıl uğursuzluk sayılırmış. … mış mış mış. Hele ki bu iki kadından biri öğretmense ortaya değişik öğrencilerin çoğu zaman komik ya da bazen düşündürücü hikâyelerinin konuşulduğu hoş sohbet bir kıraathane ortamı doğarmış. Bir de bu öğretmen ‘A’ sürücü kursunda deneyimli ve başarısından dolayı sürekli tercih edilen bir direksiyon hocası ise, öğrencilerinin vay halineymiş, sahi öyle miymiş?

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunu olan Burçin Yıldırım bu çalışmasında önemli bir ayrıntıyı bizlere hatırlatıyor. Çevremizde, anlattıkları tarihe tanıklık edecek o kadar çok in ...


Gözlerdeki Mutluluk - Duran Çetin

Mehmet Burhan | Öykü | Okunma: 751 | 11.04.11


Basit ve bir o kadar sade bir hikâye kitabını daha bitirdik. Bu kez hayatın içinden olmuş ve olabilecek olayları ele almış Duran Çetin. Kendi hayatından kesitler katmış bazen. Kitabı okurken hikâyelerin başlarında “öylesine yazmış işte” diyebilirsiniz belki. Ancak buna biz “dereyi görmeden paçaları sıvamak” atasözümüz ile karşılık verebiliriz. Sonucuna ulaşmadığımız hiçbir şeyin değerlendirmesini yapamayız. Onun için sonucuna yaklaştıkça olmuş veya olabilecek şekilde yargılayabiliriz.

Tartıcılık yapmayla günde iki lira kazanıp ve kazandıkları onlar için çok değerli olan Serhat ve Ömer gibi. Nasıl değerli olmaz ki? Yokluğun ne olduğunu yokluk içinde yaşayanlar bilir dedikleri bu olsa gerek. Bazılarımız için herhangi bir şey ifade etmeyen iki lira onların en ...


Yılan Jack - Yaşar Yeşil

Ferhat Özbadem | Roman | Okunma: 815 | 11.04.11


İnsanların kültürel etkinlik anlayışları ve kültürel zevkleri birbirinden çok farklı olabilir. Mesela film kültürü, kimi insan dizilerden hoşlanırken kimisi sinemadan hoşlanıyor. Kimisi tarihi filmleri severken kimisi komedi filmleri sevebiliyor. Birde insanların genel olarak izlemiş oldukları film türleri vardır. Anadolu’da yaşayanlar için, Kemal Sunal, Sadri Alışık, Ayhan Işık, Cüneyt Arkın filmleri genel olarak izlenmiş yerli filmler arasında sayılabilir. James Bond, Charle Chaplen ve Kovboy filmleri de yabancı filmler olarak sayılabilir.

Kovboy filmlerini izlerken, şahsen her zaman Kızılderili kardeşlerimin tarafını tutmuşumdur. Amerikan yapımı kovboy filmlerinin amacı, her ne kadar, Kızılderili katliamlarına meşruluk kazandırıp, kamuoyunu kandırmak olsa da, ben yine de ...


Sol Ayağım - Christy Brown

Büşra Nur Karaarslan | Biyografi | Okunma: 10977 | 08.04.11


Engelleri aşmak, kelimelerle dağları devirmek, seçmek, sıralamak, seçilmek, sıralanmak ve diğerlerinden ‘farkılık'larınızı ortadan kaldırmayı başarmak istiyorsanız… Yolunuza bırakılan onca seti atlamak bedeninizi değil de ruhunuzu yıpratıyorsa ve bol neden’li sorularınızla hayata isyanlarınız başlıyorsa… Silik bir hayatınız var diye düşünürken lanet okuyorsanız yaşadığınıza… Eksik, az zamanlarınız oluyorsa kendinizle, başbaşalığınız canınızı yakıyorsa ya da bir ilkbahar sabahında. Konuşmayı ar saydığınız sabahlarınız ve konuşabildiğiniz yazabildiğiniz hatta lanet okuyabildiğiniz için bile hamd etmediğinizde, şükürsüzlüğünüzün farkındalığı için tabiri caizse biçilmiş smokin oluveriyor elinize tutuşturulan bu kitap. Neden mi?

Christy Brown 1932’de ...


Sufi ve Şiir: Osmanlı Tasavvuf Şiirinin Poetikası - Mahmut Erol Kılıç

Misafir Köşesi | Edebiyat | Okunma: 892 | 07.04.11


Hülya Akar, Kitaphaber için kaleme aldı

Şiir sesin ve mananın harikulade ahengini yakalayıp, sözü zamanın etkisinden kurtarmaktır. Sanat tasavvufi bakış açısıyla, mutlak güzelliğin bu dört unsur âlemine yansıtılmasıdır. Nazargahı İlahi olan gönül bu vesileyle mutlak hakikatin tefekkürü içine girer. Güzel sözün kendisine has bir tesiri vardır. Bütün ilahi kitaplar aslına bakılırsa sözdür. Arap şairlerin çölde develerini hızlandırmak için şiir söyledikleri rivayet edilir. Evlerinde çiçekleriyle evladını sever gibi konuşan kadınlara hemen hemen hepimiz şahit olmuşuzdur. Konuştuklarımız yaşadığımız mekânın hu ...



Sana Bir Müjdem Var - Duran Çetin

Mehmet Burhan | Edebiyat | Okunma: 674 | 02.04.11


Değişik bir öykü kitabını daha bitirdik. Duran çetin düşündürdü bu kez bizi. Yıkılan, solan umutları kendi penceresinden gösterdi. Biraz ders verdi, "Dünyaya kazık dikmeye mi geldin ?" dedirtti. Gençliğin baharında solan umutları gösterdi. Aklıma birden şu sözler geldi ;
"Güvenme güzelliğine bir sivilce yeter,
Güvenme zenginliğine bir kıvılcım yeter"

Nerden duyduğumu bilmediğim bu söz aslında çok şey anlatıyor gençliğimize. Yaşlı amcalarla muhabbet ederken " sakın ihtiyarlama oğlum!" cümleleri kulağımda çınlıyor gibi oluyor. Her seferinde " senin elinde miydi ihtiyarlamakta ihtiyarladın" dediğimde, başını kaldırıp gözlerini uzaklara çevirip susardı. "Bizimde elimizde değil. Bir gün hepimiz öncekiler gibi gideceğiz. Bizden de "öncekiler" diye bahsedilecek."

"Dişsiz ...


Masal Yurdu - Yaşar Yeşil

Ferhat Özbadem | Çocuk Edebiyatı | Okunma: 986 | 02.04.11


Masallar… Çocukluğumuzda dinlediğimiz…Bazen ağlamalarımıza sebep bazen gülmelerimize bazen de korkularımıza sebep… Bilinç altlarımıza kodlanmış kültür öğelerimiz…

Son on senedir, bütün edebiyat ekollerinde olduğu gibi İslamcı edebiyat ekolünde de çocuk edebiyatı üzerine yapılan çalışmalar arttı. Daha önce romanları ile edebiyat sahasında eserler veren Nehir Aydın Gökduman gibi abla yazarlarımız son dönemlerde çocuk edebiyatı ile ilgili güzel eserler ortaya koydular. Adem Özbay ve Emine Şenlikoğlu’nun çocuk edebiyatı ile ilgili çalışmaları ve Moral Yayınlarının çocuk edebiyatı ile ilgili neşrettiği eserler özellikle göze çarpıyor. İslamcı edebiyat ekolü içinde çocuklara yönelik çalışmaların en taze eserlerinden biri de şu an tanıtımını yapacağımız Yaşa ...


Söz Direnişçilerde

Misafir Köşesi | Biyografi | Okunma: 979 | 31.03.11


Ziya Gündüz, Kitaphaber için kaleme aldı.

Yazar Adem Özköse, Ortadoğuda ki direnişçilerle yapmış olduğu röportajları "söz direnişçilerde" isimli kitabında bir araya getirmiş...

Maalesef gümüz Türkiye'sinde "direnişçilere" sürekli bir "terörist" gözüyle bakılmaktadır. Bunun nedeni ise direnişçilerin sağlıklı bir şekilde tanıtılmadığından kaynaklanmaktadır. İşte bu eser çarpıtılmış yanlış bilgileri adeta bir bir çürütüyor. Çünkü bu eser direnişçileri kendi dilinden tanıtıyor.

Bu insanlar neden direnişçi oldular?, Hedefleri nelerdir? gibi bütün bu ve buna benzer s ...



Sazende Şunkin - Cuniçiro Tanizaki

Misafir Köşesi | Öykü | Okunma: 627 | 30.03.11


Ergün Munduz, Kitaphaber için kaleme aldı.

"Öğrencileriyle sahradan geçmekte olan Konfüçyüsüç, üçtane mezar ve ağlayan bir kadın gördü. Durumu öğrenmesi için bir öğrencisini yolladı. Az sonra dönen öğrenci, mezarların kadının kocasına babasına ve oğluna ait olduğunu ve vahşi parslar tarafından parçalandığını söyledi. Konfüçyüs kadına bu bölgenin bu kadar tehlikeli olmasına rağmen hala neden burda yaşadığını sordu. Kadın "bu bölgenin hükümdarı adildir, burda kalmamın sebebi budur" deyince konfüçyüs öğrencilerine: "Talebelerim! Şunu hiç unutmayın: Zalim hükümet parstan ...



Cemaleddin Afgani - Muhsin Abdulhamid

Ferhat Özbadem | Biyografi | Okunma: 1240 | 26.03.11


"Cemaleddin Afganî (1838-1897) modern dönemin en meşhur, aynı zamanda en tartışmalı isimlerinden biridir. Bu kadar tartışılan bir şahsiyet olması, etkisinin büyüklüğü yanında şöhreti ile paralel yürüyen bir meçhûliyet halesine bürünmüş olmasıyla alakalıdır. Etnik kökeni ve buna bağlı olarak milliyeti ve mezhebi, masonluğu ve daha da önemlisi siyasî misyonu hakkındaki tartışmalar hâlâ sonuçlanmış değildir. Ancak Afganî tartışmalarının güncelliğini hâlâ korumasının, sadece Afganî'nin kendisi ile alakalı birtakım hususlardan kaynaklandığı düşünülmemelidir. Din, siyaset ve modernizme dair tartışma ve hesaplaşmaların, diğer bazı isimlerin yanı sıra Afganî ismi üzerinden yürütülüyor olması da bu güncelliğe katkı sağlamaktadır.

Bu tartışmanın tarafları arasındaki uçurumun büyüklüğü A ...


Kül Yığını - Duran Çetin

Mehmet Burhan | Öykü | Okunma: 663 | 26.03.11


Anadolu topraklarında geçen köylüsü, kasabalısı, şehirlisi hemen her kesimden insanın bulunduğu bir kitaptır kül yığını. Olayları olduğu gibi tek bir açıdan gösteren, bazen düşündürüp bazen tebessüm ettirecektir size.

“Kül yığını” kısa öykülerin bir araya toplandığı bir kitaptır. Dili sade bir o kadar da anlaşılır. Anadolu’nun değişik yörelerinde geçen öyküleri anlatır. Roman gibi sürükleyici bir tarzdan ziyade çay sohbetlerinde okunabilir öyküler barındıran kitaptır. Okuyanların içinden dersler çıkarabileceği bazense güldürebilecek bir kitap. Vay be böyle insanlarda varmış dedirtebilir bazen “çayın parasını bari verseydin” diyen dilenci gibi.(sf101)

İsmini içerisindeki bir öyküden alan kitap, okuyucuyu ağlatan duygusal ve dramatik bir yapıya ...


Başka Göklerin Altında - Selahattin Yusuf

Büşra Nur Karaarslan | Öykü | Okunma: 934 | 25.03.11


“Bize… Ölmelisiniz diyorlar. Ölmelisiniz. Niçin diye sormayın işte, ölmelisiniz! Siz insan değilsiniz diyorlar. Niçin? Niçin diye sormayın yasalar böyle. Peki, bütün suç, o yasalarda mı acaba? Halkımın içinden bazı savaşçılara anlatamıyorum bunu. Beyaz adamın büyük çadırında, buradan çok uzaklarda oturan ve bizden her nedense nefret eden o yasaya karşı savaşmak istiyorlar. Yasa çıktı diyorlar! Yasa çadırından her çıktığında niçin binlerce savaşçıyı buraya gönderiyor! Biz yasayı tanımayız, ona ne yapmış olabiliriz?” diye soruyor Aziz Jerome bizden birine, asrımızdan kim bilir kaç zaman önce. Aynı soruyu kendine soran, yasa bilmezler içinde uyutulmuş(!) sonra büyütülmüş çocukluklarımızı bir kenara bırakarak okuyoruz elimize ne geçerse biz doksanların çocukları.

 ...


Harem - Aslı Sancar

Meryem Betül Altuntaş | Roman | Okunma: 1298 | 24.03.11


"Aşk yolculuğu yapan veya yapmak isteyen herkese..."

Kitabın takdimi aynen böyle.

Her zaman tartışıla gelmiş, merak uyandırmış ve tam anlamıyla çözülememiş olan o "gizemli, egzotik, sırlı ve fantastik" Harem'i, Amerikan yazar; Aslı Sancar'ın kaleminden okumak hayli ilgi çekici. Osmanlı geleneği, saray kültürü, Harem adabı ve yaşamı çerçevesinde; Osmanlı'da "kadının yeri" hep bir merak ve tartışma unsuru doğurmuştur. Günümüzün en yaygın anlayışlarından biri olan "feminizmin ve oryantalist propagandanın" etkisiyle Osmanlı kadınının, Hareme yahut genellemeyle cumba kafeslerin ardına hapsedilmiş olduğu, kültür, gelişim ve hukuki yetkilerinin kısıtlı olduğu düşüncesi ve inancı epey yaygındır ve bu tür (kimisi kasıtlı, kimisi cehaletten kaynaklanan Harem'e karşı ön yargı) yazıl ...


Bıçağa Basar Gibi - Metin Önal Mengüşoğlu

Bilal Can | Şiir | Okunma: 787 | 22.03.11


"Beni sen yalnız bıraktın evlerini de
Ve ben her vakit kuşkuyla anımsadım o harfi
Çünkü ben öyle yalnızdım seni düşündüm
Sonra bütün insanlar önasyada birleşiyordu
Ve ben sıyrıldım acılarımdan böylece bir müddet için"

Asyalı Bir Ozan eserinde geçen bu şiir Metin Önal Mengüşoğlu’nun şiire başlangıç aşaması olarak kabul edilebilir. Hüzünlü ama sert kelimelerle kurduğu ‘’Ben Asyalı Bir Ozan’’ eserinde şair kıtaları aşan bir evrensel dil ile acının bağında bir aşkı demlendirerek sunmuştu okurlara. Bu eserinden sonra şiir serüveni Çamurlu Bir Irmak, Hayatımın Bahanesi, Sevda Söze Dönüşmez ve son şiir kitabı olan Bıçağa Basar gibi çalışmasıyla devam etti. Dilindeki sivrililiği ve fazlalığı alınmış kelimeler son eseriyle birlikte ortaya arı b ...


Kalp atlası - Şemsettin Yapar

Özgür Atasoy | Öykü | Okunma: 1115 | 22.03.11


Kalplerdeki şefkati gün yüzüne çıkaran, üzüntülü yollarda dolaştıran, sevinçli halleri hissettiren bir eser olarak karşımıza çıkar Kalp Atlası. Üniversite kazanmayı hayal eden ve amacına ulaşan bir insanın sevincini anlatan bir hikâye ile başlar eser. Eserin dilindeki sadelik ve betimlerdeki akıcılık dolayısıyla kitap hemen okunulacak türler arasında.

Hikâyelerde asıl üzerinde durulması muhtemel şeylerden bir tanesi de toplumsal mesajlar içermesi gerekliliğidir. Bu eserin yazarı da belli hikâyelerinde bu toplumsal mesajları vermekten kaçınmadığı görülmektedir. Bu da eserde farklı duygular ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır.

Eserde çok keskin bir merhamete sahip olan bir insanın yaptığı takdire şayan işlerden söz edilmiştir. Sürekli olarak vicdana dokunmayı ihmal etmediği ...


Siyah Zamanlar - Behçet Yani

Ferit Genç | Şiir | Okunma: 789 | 22.03.11


Batman’dan edebiyat dünyasına iştirak eden Siyah Zamanlar'ın şairi kendine ait bir şiir dili kurmuştur. Behçet Yani'nin Siyah Zamanlar'da dile getirdiği pek çok dert, ülkenin bu coğrafyasına mahsustur. Deneme, mektup, masal ve köşe yazısı sahalarında da eserler vermiş olması, onu çok yönlü bir kimlik ile karşımıza çıkarıyor. Yalnız farklı edebiyat türleriyle yazılar yazmasına rağmen şiir’i merkezine almıştır.

Şiirlerinde ki duygu ve anlamı bir arada veren şair, şiir severler için kitabı ellerinden bırakmayacakları bir eser özelliğini taşıdığını hiç kuşkusuz söyleyebiliriz. Kitabın ismini Siyah Zamanlar bırakmakla bir nevi insanın duygularına iştirak ede ...



Gökyüzünde Bir Mızrak Güneş - Mehmet Şahinkoç

Bilal Can | Şiir | Okunma: 1186 | 21.03.11


Şehrin uzak ucundan koşarak gelen kişilerdir şairler. Şiirlerinde hayatın çetelesi, gurbet, hüzün, aşk, acı, hasret. Kim dillendirmişse hüznü dilinde her daim bir şairin yıllanmış kelimeleri durur. Esriktir o söylenince, gariptir. Şair söylerse sayfa dinler, sayfa her şairin at koşturduğu bir alandır. Kalemin izlediği yol şairin kalbiyle bağlantılıdır. Mürekkebi kandır şairin.

Şiir kitapları üzerine yazılan yazılar genellikle şiir tarifi üzerinden yazılır. Şiir nedir sorusunun getirdiği telaşa okuyanla anlayan arasında karşılaşılan anlam genellikle şiirinin şair bağlamında anlaşılmış tutumudur. Bu yüzden her şiir yazan kişi şiirden anladığı kadarıyla şiir yazar anlamadığı kadar susar. Şiirini yazmış şair bildiği tanımı yine de tam olarak anlatamayan kişidir. Çünkü her şairin kendi ...


Şiirler - Cahit Zarifoğlu

Nihat İlhan | Şiir | Okunma: 1109 | 17.03.11


Cahit Zarifoğlu, şiiri, buz dağıyla bütünleştirir ve kendi şiirini de onun görünmeyen kısmı olarak niteler. Hâlbuki şairler buz dağlarını, görünen kısmına, yani zirvelerine göz koymuştur. Özellikle Yunus Emre'yi kendisine bu konu da örnek görür ve onun hem dağın eteklerini hem de zirvesini oranlayak yazdığını söyler. Yunus Emre bu şekilde şiirlerini hem görünenle hem de manayla harmanlayarak şekillendirir. Onun sadece manaya yönelişi ve şiirlerinin bu yüzden kapalı oluşu okurlarınca tam olarak anlaşılamamasına sebep olmuştur.

Kırk yedi sene yaşamakla berber aslında kısa bir ömür geçirdiğini söyleyebileceğimiz bu büyük şairimiz, kendisinin içinde sürekli şiir tezgâhlayan bir mekanizma olduğunu söyler. Çoğu şairin de kabul ettiği gibi şiirde yapı sorununu çözen en iyi şairlerden bir ...


Her Şey Hakkında Bir Öykü - Kamil Yıldız

Özgür Atasoy | Öykü | Okunma: 1170 | 15.03.11


Öyküler belirli bir zamanın müstesna güzelliğini okuyucuya bulaştıran eserledir. Kimi zaman ibretlik bir meseleyi dillendirirken bundan ders alınması için uzun cümlelerle okuyucuya doğru yolu gösterir. Kimi zaman devingen dünya içerisinde bitmeyen bir olay örgüsü ile meraklı gözlerle etrafa bakmamıza neden olur. Kimi zaman yeşilin neden yeşil olduğuna dair kafa yormamızı sağlar. Kitaplarda geçen meseleler hayat bakışımızı şekillendirirken öyküler bu kitaplar arasında en sahih yanımıza güzel bazen de kötü etkiler bırakan birinci elden eserlerdir. Bu eserlerden biri de Kamil Yıldız’ın Okur Kitaplığından yayınlanan eseri de işte bahsettiğimiz bu eserlerden bir tanesidir. Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Yazar bu bölümlerde başlıklar altında okuyucuyu bir sevindirip bir üzüntüye sokan du ...


Posta Kodu Aşk - Mehmet Şamil Baş

Gülnaz Eliaçık | Edebiyat | Okunma: 1078 | 15.03.11


Aşkın süsüdür mektuplar. Âşık yazar yazar, kimi zaman yazdıklarını yakar, kimi zaman da gözü gibi saklar. Hitaba lâyık olanın eline geçmese de yazılanlar, çalışma masasının gözünde veyahut eski bir kitap arasında, uçları zamanın verdiği yorgunlukla az buçuk sararmış olarak beklerler, sahiplerini hiç bulamayacaklarını bilerek.

Posta Kodu Aşk, sahibini bulamayan kırk mektuptan oluşuyor. Kırk mektup yazarın kalbinin kallaviliğiyle iki şiir arasına sığmış. Kırk kırık mektup, kırk mum alevinde eriyor gibi okurken, Mustafa Nazif’in objektifinden çıkan ve kitap kapağı olan fotoğraf, okura bu hissi veriyor en azından.

Kitabın yazarı birçok dergide dizelerine aşina olduğumuz ve şair kimliğiyle tanıdığımız Mehmet Şamil Baş. Nedendir bilinmez soy ismini kullanmamış. Kitap sade ...


Edebiyat Hayat Memat - Cevat Akkanat

Ferit Genç | Deneme | Okunma: 889 | 14.03.11


Edebiyat Hayat Memat, Cevat Akkanat'ın 10. kitabının adı. Milli Gazete'de yayınlanan köşe yazılarından, internet sayfalarında ve kişisel bloğunda yazdığı denemelere çeşitli yazıların bir araya toplandığı 174 sayfadan ve üç bölümden oluşan bir eser. Edebiyatçılıktan 'oyun'culuğa savrulanlar, Edebiyatta 'kıdik' meselesi, Şiirin sekr hali, Makro paşa, 'ferd'lik bilinci... kitaptaki kimi denemelerin başlıkları. Toplam 45 deneme yazısından oluşmaktadır. Edebiyata dair birçok meseleyi samimi ve içten bir dille anlatmıştır.

Edebiyat 'oyun' mudur?

Edebiyatı dil meselesi olarak görenlere, onu 'lisanî' bir 'amaç'a indirgeyenlere göre öyledir. Onların h ...



Aşkın Gözyaşları - Sinan Yağmur

Mehmet Burhan | Roman | Okunma: 2421 | 08.03.11


Aşk denilince akla ilk gelen mecazi aşk oluyor. Leyla ile mecnunlar geliyor ilk önce akla. “Aşk yanmaktır” dediğinde Şems’i kimse anlamıyor. Aşk için nasıl yanılır? O öyle bir yakıştır ki yanan da yakan da halinden memnundur. Kendinize bir sorun “Aşk için yanabilir miyim?” diye. Aşk ile yanmak için aşkı bilmek gerekir.

Aşk’ı anlatırken Mevlana’ya Şems “Aşk ilmi medrese de öğrenilmez, aşkı kâğıtlar da bildirmez. Muradın aşkı bellemekse, senelerdir okudun da öğrenebildin mi?” “Sende o var, bu var, falan dedi var, falan anlattı var, peki sende senden ne var Mevlana?”(syf:53)

Aşk anlatılmaz yaşanır derler ya Sinan Yağmur da aşkı yaşayarak yazmış. Adeta Mevlana ve Şemsin arasında görünmeden bulunmuş. Şems’ ...


Senaryo Nasıl Yazılır? - Oğuz Gözen

Misafir Köşesi | Tiyatro | Okunma: 1498 | 08.03.11


Enes Can, Kitaphaber için kaleme aldı.

Senaryo Nasıl Yazılır? Bu soruyu soran kişilerin sayısı artmaya başlıyor her geçen gün. Benim gibi bir ideal peşinde oldukları için mi soruyorlardı bu soruyu yoksa başka bir nedeni mi vardı bu merakın? Ben bu soruyu kendime ilk sorduğum sırada küçük bir araştırma yapmış ve Türkiye’de senaryoyla uğraşan kitlenin ne durumda olduğunu merak etmiştim. Çokta derin bir araştırma gerektirmeden şu sonuçlar ortaya çıkmıştı. Senaryo yazımını bir meslek, bir iş ve bir uğraş haline getirmiş büyük bir kitle çıkmıştı karşıma. Bu kitlenin çoğunun da gayesi bu işten para kazanmak olduğunu ve oluşturdukları senaryolara alıcı bulmaktı. ...



Seyr-i Âdem - Hüseyin Kaya

Bilal Can | Öykü | Okunma: 720 | 07.03.11


Göz kapaklarımızı kapattığımızda arınır mıyız dünyadan? Uzun ve muğlâk bir yolun her zaman uçurumun kenarından geçmesi kaderin getirisidir. İnsan yol denen kelimeyi sadece zihninde canlandırdığı gibi anlayamaz. O dünyanın seslerini desibelleri yırtan bir yükseklikte ancak temaşa ederek anlamlandırabilir. Ana temanın yol olması burada bir ispat değil belki de bir ihtar. Yol uzun yol çetrefilli, yol imtihanlarla dolu, yol zor ve dik. Yolun bütün bu özellikleri taşıması onun o üç harflik anlamında yatan ama binlerce batman ağırlığında olan heybetinden kaynaklanır.

Kıssaların geliş şekli dünyanın bu yorucu yolundan insanın heybesine dolan olaylardır. Kimisi dervişane bir tavırla hikmetli sözleri barındırır kimisi zekâtı verilmiş cümlelerle yazanın kaleminden okurun kalbine değer. İnci ...


İskilipli Atıf Hoca - Mehmet Sılay

Ferit Genç | Biyografi | Okunma: 863 | 07.03.11


İskilipli Atıf Hoca, Akkoyunlu aşiretinden ve İmamoğulları denilen aileden Mehmed Ali Ağa'nın oğlu olup 1875 yılında Çorum’un İskilip kazasının Toyhane köyünde dünyaya gelmiştir. Annesi Mekke-i Mükerreme'den göç etmiş Benî Hattap aşiretinden, Arap dedenin torunlarından Nazlı hanımdır. Altı aylıkken öksüz kalan Mehmed Atıf, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in kaderini yaşayıp onun gibi dedesi Hasan Kethüda efendinin himayesinde yetişmiştir. Ayşe Melahat adında bir kızı ve Semih adında da evlatlık aldığı bir oğlu vardır.

Atıf Hoca gibi ilim ile uğraşan âlimlerin; Osmanlı saltanatının yıkılıp yerine yeni bir sistemin kurulduğu yıllarda türlü zülüm ve b ...



Orhan Tepebaşı'nın Kapı Metaforu

Bilal Can | Şiir | Okunma: 688 | 05.03.11


Derida’nın şiir nedir sorusuna cevaben ‘bu iki kelimelik soru şekli’ diye başlayan bir yazısı vardır. Şiirin spesifik alanda nelere değdiğini ve bu anlamın neler barındırdığına dair geniş cümleler kurarak şiirinin anlam kulvarında ne olduğundan çok ne olmadığına da vurgu yapar. Özellikle: ‘Şiir, her ne kadar nesnel veya görünüşte uzatılmış olsa da, şiir kısa, ruhuna ve seslendirilişine göre eksiltili olmalıdır.’ cümlesi şiirin ne olduğuna dair genel kanı verebilir insana.

Cümleyi açacak olursak; şiirin kısalığı ve eksiltili olması üzerinden hareketle ‘fazlalıklarını alıyorum heykel öylece ortaya çıkıyor’ yargısına ulaşılabilinir. Şairin suçsuz yanılgısının şiiri doğurduğunu söyleyen İsmet Özel’e binaen kurulacak cümleler de şairin kı ...


Bir Ruh Macerası - Ayşe Şasa

Misafir Köşesi | Biyografi | Okunma: 825 | 04.03.11


Sümeyra Aktaş, Kitaphaber için kaleme aldı.

Ayşe Şasa’nın ruhunun maceralarını anlattığı, kelimelere ruhunu damıttığı kitabı “Bir Ruh Macerası” Timaş yayınlarından çıktı. Kitap nehir söyleşi tarzında yapılmış. Leyla İpekçi, Meryem Atlas ve Berat Demirci konuşmaları gerçekleştirmişler.

Kitap Fuzuli’nin şu beytiyle başlıyor: “Kader senin hoşnutluğunu kazanmaktan başka bir iş yapmıyor; Kaza ise daima sana boyun eğmeye devam ediyor.”

Kitap ilk başta bir otobiyografi ve bir insanın hayatına ve özellikle ruh dünyasına tanıklık eder gibi gözükse de aslında bize ve ülkemize dair derin sosyolojik gerçeklikler barın ...



Sürgün Edilen Ünlüler - Erdal Sarıçam

Bilal Can | Biyografi | Okunma: 739 | 03.03.11


Sürgün bir insanın başka bir yere zorla, dayatmayla veya egemen gücün kendilerine zarar verecek korkusuyla başka bir yere gitmeye denir. Dünya tarihinin tozlu sayfaları arasında sürgün olarak vasıflandırılan birçok olay vardır. Bazı sürgünler bir kitleyle olurken bazıları da bireysel bir yer değişikliği olarak görülür.

Sürgünler genel olarak belirli bir zamana dayalı olan ve belirli bir zamana dayalı olmayan olmak üzere kategorilere ayrılabilir. Bu genellikle işlenilen suça göre sınıflandırılır. Tarihe bakıldığında bütün güç sahipleri, özellikle krallıklar, imparatorluklar döneminde bireyler ve bazı kesimler sürgüne zorlanmış ve cezaları öyle verilmiştir.

Sürgün birçok şiire, romana, hikâyeye konu olmuş bir maceradır. Şarkılarda gurbet acısı vatan hasreti, hüzünle birleşt ...


Şile Bir Denizkızı - Sibel Eraslan

Şeniz Ayaz | Hatırat | Okunma: 7157 | 27.02.11


Çocukluğumu özledim. Şile'yi hiç görmedim; fakat ben de çocuktum ve özlem duymaktayım o günlere. Gökyüzü ben çocukken de hep maviydi ve kayısı ağaçlarımız ta ki ölümü tadana dek hep yeşil kalırdı. Şile yazarın gözüyle Bir Denizkızı...

"Her şehrin geleceğe dair kurduğu bir hayali, yaşamak zorunda kaldığı bir talihi, kaderi vardır elbette..."

Ve her şehrin sakladıkları, ve her şehrin sustukları, ve her şehrin sırları vardır. Bir şehrin mavisidir Şile. Sibel Eraslan Şile'ye dair anılarını anlatmış kitapta. Hem anıları hem de Şile'ye has çeşitli öyküler ve efsanelere de yer vermiş. Kitabı okurken hiç görmediğim Şile'nin sokaklarında yürüdüm. Maviyi gözlerime hapsettim ve yazarın anneannesi (onun deyişiyle annane) için döktüğü gözyaşlarına eşlik edip ben de ağladım ma ...


Ebu Müslim Horasani - Corci Zeydan

Meryem Betül Altuntaş | Roman | Okunma: 1013 | 27.02.11


14 Kasım 1861'de Beyrut'ta doğan Corci Zeydan'ın dil, sosyal, edebiyat ve tarih üzerine yazmış olduğu 40 civarında kitabın arasında en önemli yeri, tarihi romanları tutmuştur. Hristiyan tarihçi Zeydan, düzenli bir tahsil hayatı olmamasına rağmen; ilme merakından dolayı kendisini çok donanımlı yetiştirebilmiştir. Ebu Müslim Horasani onun okunası tarihi romanlarından biri! 1905 yılında Kahire'de yazmış olduğu bu romanı, Arapça’dan Farsça ve Türkçe’ye tercüme edilmiştir. En son "Halit Fesih Kalkan" tarafından 2010 yılında günümüz Türkçesi ile yayınlanmıştır.

Bir inkılâbın seyri ve bir inkılâpçının hayatı

Hz. Peygamber (s.a.v) ve dört halifeden sonra, hilafeti saltanat haline büründüren ve halka, özellikle de mevalilere (Arap olmayanlara) zulmeden ...


Keşke Yine Kar Yağsa - Murat Taş

Ferit Genç | Öykü | Okunma: 845 | 25.02.11


Refik Halit Karay’ın Anadolu’yu anlatan hikâyeleri her zaman belli bir kesim tarafından okurunu bulmuştur. Edebiyat’ta öykülerini daha önce edebiyat dergilerinde yayımlayan Murat Taş’ta Refik Halit’in yolundan giderek Anadolu’nun memleket özlemini, orada yaşadığı mutlu-mutsuz anılarını bir kitapta toplayarak okuruna gönül kapılarını açmaktadır.

Murat Taş, 2010 yılında Edremit Belediyesi’nin düzenlediği Sabahattin Ali Öykü Yarışması’nda ikincilik ödülü aldı.

Kitaptaki öyküler hayatın içinden kareleri gözümüzün önüne başarı ile getiriyor. İçimizden kahramanların ...



Edebiyatımızın Kozmik Odası - Adem Çevik

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 782 | 23.02.11


Edebiyat en iyi, edebiyatın arka odalarında saklı olan bilgilerle anlaşılabilir. Bir şiirdeki imgelem, romandaki bir isim, öyküdeki bir mekân, ilham kaynağı, yaşanılan olay… Okuyucular okudukları bir eseri okurken o eserin ortaya çıkmasına neden olan "şeyi" bilmediği için üstünkörü okuyup geçer; fakat o olayın, o enstantanenin arkasında neler olduğunu ancak "çeken bilir" sözünü yaftalayarak anlaşılır kılabiliriz.

Kitaplar cilt cilt, raf raf karşımızda dururken bunları yazanların hayatları acaba bizlerden farklı mıydı? Onlar da yoğurdu üfleyerek yer miydiler ya da askeri kaçmış çorabı giyerken aynı tedirginlik ve utanmayı onlar da yaşar mıydı? İnsan zihni olur olmadık konularda olur olmadık sorular üretme kabiliyetine sahiptir. Herhangi bir konuda herhangi bir değerin on katı ...


İstanbul Hikâyeleri - Metin Önal Mengüşoğlu

Büşra Nur Karaarslan | Öykü | Okunma: 1201 | 23.02.11


İstanbul’un bakımsız sokaklarında başladığınız bir yolculuk, kapalı çarşı içlerinden sahaflar çarşısına yönelişlerle şekilleniyorsa ve ille de merak ediyorsanız çınaraltı sohbetlerini 40/50 kuşağının… Arayıp bulmak geliyorsa içinizden o meşhur çınarı… Başladığınız bulmaca emin olun bitmeyecektir; çünkü ortada ne bir adres ne de asırlık bir çınar mevcut! Meşhur çınar altı sohbetleri, boğaza nazır bir köşecikte salınaduran bir atkestanesinin altında yapıladursun; biz devam edelim yolculuğumuza.

Okur kitaplığı, yine ismi hoş gelen bir kitapla karşımızda. Kitap kafelerden birinde ille de İstanbul kitapları reyonunu gezerken almadan geçemiyorsunuz kapağına aldanıp. Kız kulesi, martılar ve bir akşamüzerinin sonsuz renk cümbüşü yanında, ismi ile sizi kendine müptela kıl ...


Coğrafyalar Gezdi Yüreğim - Sefer Turan

Misafir Köşesi | Hatırat | Okunma: 772 | 22.02.11


Zeynep Sena Kelebek, Kitaphaber için kaleme aldı.

Yazarımız bu kitabında biz okuyucuların, ulaşamadığı, göremediği coğrafyalardan resimler sunuyor. Gezi notları şeklinde hazırlanmış olan kitap aynı zamanda bizlere anlatılan ülkelerin iç sorunlarından, halkın sıkıntılarından, yaşam koşulları ve kültürlerinden bahsediyor. Keyifli bir dille anlatılmış olan kitapta yazar farklı kültürlerden insanların yüreğine dokunuyor.

Serüvenimiz Lübnan/Beyrut ile başlıyor. Beyrut’a 2005 yılında İsraille olan savaş esnasında giden yazarımız, bu ülkede savaşın bıraktığı etkileri ve halkın duruşunu anlatıyor. Bununla birlikte Hizbullah ve Hasan Nasrullah’ın da anlatıldığı bölü ...



Kan Dökülecek (Oil) - Upton Sinclair

Hasip Çifci | Roman | Okunma: 1418 | 21.02.11


Yazarını üst seviyelere taşıyan ve bir çok övgüyü sindiren bir kitap "Kan Dökülecek"

Kitabı okumaya başladığınız andan itibaren hiç kopmaksızın gözlerinizin önünde oynayan siyah beyaz bir film gibi karakterleri ve yaşanılanları görebiliyorsunuz. Başlarda sıkıcı gibi görünen kitap ortalara doğru okuyucuyu kendisine hapsetmeyi başarıyor.

Kitabın başrolünde bulunan Bunny, ismindeki çocuk ve sırasıyla tanışacağınız ilginç karakterler oldukça ilginizi çekecek. Aslında bazı aktarımlar abartıya kaçsa da kitabın kurgusu sizi içerisine çekecek ve sonuna kadar okuyacaksınız. Kitabın kapak tasarımı da içeriği kadar önemli aslında. Kitabın kapak tasarımı size kitabın sonunda neler olabileceğinin ufak bir özetini verir gibi duruyor.



Şeyh Bedreddin - Müfid Yüksel

Ferhat Özbadem | Biyografi | Okunma: 877 | 20.02.11


Kitaptaki ilginç bilgiler:

Şeyh Bedreddin'in Yahudi asıllı olabileceği ile ilgili bilgiyi Harun Yahya eserlerinden alıntı ile belirtiliyor.

Kitabın birinci bölümünde, şeyh bedreddin'in babaları ve dedeleri ile bilgi verilip akabinde şeyhin hayatı ayrıntı ile verilmeye başlanıyor. Daha çok "Menakıbname" ve "el şekaiki numaniye" adlı eserlerden alıntı şeklinde anlatılıyor.

Şeyh, Memlük sultanı Berkok'un oğlu Şehzade Ferec'e hocalık yapmıştır.

Seyyid Hüseyin Ahlati'ye bağlanmıştır. Ahlati, simyacı ve mutasavvıftır. Şeyh Bedreddin'in de simya ilmi ile ilgilendiği ile ilgili tarihi kaynaklardan bilgi veriliyor.

Seyyid Hüseyin ahlati tarikatının seceresi verilirken, İmam Gazali'nin Kardeşi Ahmed Gazali'ninde silsilede olduğunu öğreniyoruz.

Kuyu - Rasim Özdenören

Gülnaz Eliaçık | Öykü | Okunma: 862 | 20.02.11


Kuyu: Rasim Özdenören'in kalbi cümlelerinin nakşedildiği modern bir Yusuf masalı!
Nefs çukurlarını tasavvufla doldurmak adına yola çıkan genç bir adamın, zaman zaman düştüğü kuyu içinde yeni bir kuyu açma girişimlerinde ki amaçsızlığının, nedensiz yorgunluğunun, günah kokan tren peronlarında ki tövbekâr bekleyişlerinin cümlelere bürünmüş hali.

Tasvirsel öğeleri bir göz kıvraklığıyla okuyucuyu sıkmadan cümlelere aktaran Özdenören, Kuyu'da da bu maharetini göstermiş. Çevre, durum ve özellikle öykü kahramanı Yusuf'un iç evine dair gözlemler, yazarın tasvirsel üslubuna edebi bir önlük giydirmesiyle yerli yerini almış.

Her kitap yazarının bir çocuğudur diye düşünürsek, Kuyu, Rasim Özdenören'in temelini Yusuf Kıssasına dayandırdığı ve 1999 yılında kalp rahminde ki kuyu dibi ...


Sevdiğim İkinci Kadınsın Sen - Ceyhun Yılmaz

Nihat İlhan | Şiir | Okunma: 1202 | 20.02.11


Ceyhun Yılmaz'ı tanımayan yoktur. Medyatik mesleklerde -dizi ve sinema oyunculuğu ve radyo programcısı gibi- elde ettiği başarılar ve hem sempatikliği hem de sevecenliğiyle kendisini özellikle genç kitleye sevdirmiş bir isim. Ancak bütün bunların üstüne Ceyhun Yılmaz'ın bir de şairlik yeteneği olduğunu öğrendim ve 'Sevdiğim İkinci Kadınsın Sen' adlı şiir kitabını değerlendirdim.

Kendisini televizyonda ve yayın yaptığı radyo kanalında hep sevecen tavırlarıyla izleyip, dinlediğimiz bu adamın hüzün yanının da olması beni biraz şaşırttı. Fakat şu ifadelerle de her kim olursa olsun yahut ne kadar güleç yüzlü yanları olursa olsun, her insanın hayatın acı yanlarıyla kavrulduğunu ve hüzne sahip olduğunu anladım; 'Adalarım görünmüyor işte sisten/ Her hüznümü saklıyorum sizden'
'Sevdiği ...


Şehri Terketmeden Önce - Ümit Aktaş

Nihat İlhan | Şiir | Okunma: 744 | 20.02.11


Ümit Aktaş, daha önce çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayınlanan bir isim. Yazdığı bu yazılarını -hikâye, deneme-araştırma ve şiir gibi- bir süre sonra kitaba dökmüştür. Daha evvel 'Okuma Serüveni' ve 'Adem ve Rüya' adlı romanları ile 'Cennetten Düşüş' adlı şiir kitabından sonra ikinci şiir kitabı olan ve dördüncü eseri 'Şehri Terketmeden Önce' yi hayata geçirmiştir.

'Şehri Terketmeden Önce'; Bir Çocuk Nasıl Doğarsa, Sessizlik Kulesi, Şehri Terketmeden Önce Son Sözler, Bıçak Sırtında Yaşamak ve Yenik Düşmemek Asla adlı bölümlerinden oluşmaktadır. Her şiirde kendi başlığının altında bir bütün olarak taşımaktadır kendini.

'Bir Çocuk Nasıl Doğarsa' bölümünde, Şairin doğumuyla başlayan çocukluk serüveni, her şiirde ayrı ayrı bir ev tutkusunu taşıyor. Bu bölümde okunulan ...


Esinti - Süleyman Bozdoğan

Nihat İlhan | Şiir | Okunma: 715 | 20.02.11


Süleyman Bozdoğan, Anadolu'nun sıcak kırlarında ve yeşilliğinde yetişen bir isim. Eğitim-öğrenimini bitirdikten sonra yıllarca atandığı okullarda -askeri- öğretmenlik yapmıştır. Uzun zamanlar boyunca biriktirdiği şiirlerini ilk olarak 'Esinti' adlı bu eserinde toplamış, bunun dışında da 'Koza' adlı bir öykü kitabı yayınlayarak -'Esinti' adlı bu kitabından sonra çıkartılan- Girdap isimli bir şiir kitabı daha vücut bulmuştur.

Öncelikle Şairin, şiir yaşantısında Üstat Necip Fazıl Kısakürek'ten etkilendiğini ve esinlediğini görüyoruz. Şiirleri onun şiir anlayışında yoğrulan bir şiir tarzını benimsiyor ve sorgulama tekniğiyle kendini arayan ve anlamlayan bir adam olarak karşımıza çıkıyor Süleyman Bozdoğan.

Kullandığı 'sorgu'lama tekniğiyle okuyucusuna fark ettirmek istediği bi ...


Sevgili Huzursuzluğum - Bülent Parlak

Bilal Can | Şiir | Okunma: 860 | 17.02.11


Bülent Parlak İzdiham Dergisi editörü. Şiirleri Dergâh ve İzdiham dergilerinde yayınlandı. Bu şiirlerini ”Sevgili Huzursuzluğum” kitabıyla toparladı. Sevgili Huzursuzluğum şairin ilk kitabı olduğu için önemlidir. İlk eserlerin yazar/şairler için önemli olması bu adımla kendilerini görücüye çıkarmalarındandır.

Şair/yazar ilk kitapla yayın dünyasına girdiği andan itibaren artık kendini o matbaa, kâğıt, mürekkep kokusundan alamaz. Nasıl bir bağ ise artık bu yazan ve yayıncı bağı kitapların devamı gelir, kitapların devamı geldikçe de şair/yazar bu dünyanın bir insanı olarak ilk zamanlarda görücüye çıkan ”görücü” daha sonralarda bu dünyanın bir ”ikametgâhlısı, adreslisi, yerlisi” olmaya başlar.

Bülent Parlak şiiri; akıcıdır, anlamı ise derin ...


Siyah Zamanlar - Behçet Yani

Bilal Can | Şiir | Okunma: 604 | 17.02.11


Şairin suçsuz yanılgısı şiiri doğurur der İsmet Özel. O şiir yazarken gönülden başlayarak anlatmaya çalışır. Bu yüzden hiçbir şiirin ırkı olmaz. Şiir damarlardaki kan gibi hayatın gerek sesinde gerekse özünde ortaya çıkan bir direniş biçimidir. Şair suçsuz bir yanılgıyla hayatını anlatmaya çalışırken içinden sefer der vatan diyerek gurbetini yaşayan bir yolcudur. Onun halveti gözünden başlayarak gönlüne uzanan bir seyirdir. Gönlündeki uzak ülkeler bir ütopyanın değil asli vatanın gerçek resimlerinden alınmıştır.

Siyah Zamanlar Behçet Yani’nin ”nerede bir çocuk ağlarsa anne olurum” sözüne beyaz sözler adadığı son kitabı. Şiirin ince bir yürek sızısı olduğunu mimlersek şair sesine Dicle’nin hala bitmeyen feryadını Fırat’ın dingin sesiyle çıkan türküyü k ...


Sürmeli Türkçe - Şeref Yılmaz

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 753 | 17.02.11


Yeryüzünde üç bine yakın bir dilin konuşulduğu tahmin edilmektedir. Bu dillerin hepsi aynı etkiye ya da işlerliğe sahip değildir. Kimisi bir kişi tarafından kimisi bir kabile tarafından kimisi bir ülke tarafından kimisi de kıtalar arası konuşulan bir işlerliğe sahiptir. Konuşulan dillerin zengin-fakir veya canlı ölü gibi sınıflandırılması yapılmaktadır. Yapılan sınıflandırma o dili konuşanların sayısıyla doğru orantılıdır.

Bazı diller vardır ki kökleri çok eskilere dayanmaktadır. Bu da o dilin yapısını, işlerliğini, sözcük sayısını etkilemektedir. Türkçe de bu köklü dillerden biridir ve konuşan sayısı bakımından ilk sıralarda yer alan bir dildir. Bu güne kadar Türkçe hakkında sayısız makale, araştırma ve kitap yayınlandı. Bunlar arasında özellikle Nihat Sami Banarlı’nın kita ...


Erken Kaybedenler - Emrah Serbes

Bilal Can | Öykü | Okunma: 718 | 17.02.11


Erken Kaybedenler Emrah Serbes’in kült eseri sayılayabilecek ve belki de ismini polisiye romanlardan daha çok duyuracak bir eser olarak kısa kısa öyküler şeklinde hazırlanan bir kitap. Eser yazarın belki yaşadığı belki de yaşamak istediği ya da yaşamak isteyip de yaşamadığı, yaşamış da yaşamamış gibi göstermek istediği hikâyelerden oluşmuş. Yaşamak istemekle yaşamış olmak farklı şeyler olsa da okurun bu kadar derine inip yazarın neyi arzuladığını bilmek istemesi için biraz uğraşması gerekecek.

Erken Kaybedenler’de yazarın ironik dili okuru çeken önemli öğelerden en önemlisi. Hikâyelere sinmiş bu ironiklik genel olarak kitaptaki tüm öykülere sinmiş. Her öykünün içinde bulunan bu dil hem öykünün çabuk tüketilmesine -buna alışmak lazım artık, fast food kültürüne aşina olm ...


İki Darbe Arasında - İskender Pala

Bilal Can | Hatırat | Okunma: 577 | 17.02.11


Zamanlardan bir zaman. O kadar zaman ki çok ilginç. Yaşanılan o zamana ilginç, tuhaf, gibi sıfatlar eklemek zamanın getirisinin insanda hayretler uyandıracak derecede olduğundandır. Bu günlerde darbe anayasasına evet mi, hayır mı tartışmalarının çıktığı bir dönemde ilginç zamanlar diye nitelendirilen 12 Eylül 1980 anayasasının getirdiklerine ve götürdüklerine dair konuşmalar yapılıyorken kitap müellifinin o zamana neden ilginç zamanlar dediğini daha da iyi anlamaya başlıyorum.

İlginçliği içinde vitamini kabuğunda

Olanlar olmuş artık yeni şeyler söylemek lazım mı cancağızım. Evet yeni şeyleri her daim belirtmekte fayda var. Ki eskinin neden eskidiği ve eskiyenin ile yeninin arasındaki fark belirginleşsin. Şöyle bir çıkarsama yapacak olursak: 12 Eylül 1980 darbesini gören v ...


Su Güncesi - Fatma Çolak

Bilal Can | Şiir | Okunma: 869 | 17.02.11


İlk kitabı Fe Şiirleri ile iyi bir çıkış yapan Fatma Çolak’ın ikinci kitabı Timaş Yayınları arasından Çağdaş Türk Şiiri kategorisiyle okuyuculara sunuldu. Fatma Çolak Fe Şiirleri ile iyi bir çıkış yaparak dikkatleri üzerine çekmişti. Şiirlerindeki kadın mahareti ve inceliği, imgelerindeki zenginlik her ne kadar büyük okur kitlesine ulaşmasa da okuyanlar üzerinde büyük bir etkisi olduğu muhakkak. Belki de yayınevinden kaynaklanan bir sorundan olabilir. Belki de bu yüzden olacak ki Fatma Çolak yeni eseri Su Güncesi’ni Timaş Yayınevinden çıkartmış.

Eser Fe Şiirlerindeki zengin imgelere benzer bir şekilde devam ettirilmiş. Fe şiirlerindeki vurucu sözler, bu kitapta da kendini belirgin bir şekilde hissettirmiş. Şairin ikinci eserinde dilinin artık yavaş yavaş oturduğunun ve ...


Şey ve Tan - Mehmet Sabri Genç

Bilal Can | Deneme | Okunma: 676 | 17.02.11


Şey ve Tan sesli düşünmenin eseri olarak belirgin düşünce renkleri ile okuyuculara sunulan bir kitap olarak Şule Yayınları arasından okuyuculara sunulmuş. Yazıların felsefeden din bilimine, edebiyattan tarihe kadar birçok konuda bilgi içermesi yazıların okunurluğunu yükselten unsurlar.

Kitap içinde onbir anlatı türünden deneme içeriyor. Her deneme birbirinden bağımsız olarak yazarın iç dünyasından okurun dünyasına yansıyacak önemli ve güzel sözler taşıyor. Herkesin bir kitap okuma biçimi olduğuna inanırım. En azından iyi okuyucular için öyle olduğunu düşünürüm. Kimi hatta bu okuma eylemini günlük hayatı içinde bir iş olarak algılar ve kabul eder günün belli bir saatini bu okumaya ayırır. Benim öyle düzenli bir okuma alışkanlığım yok. Her zaman okuyacak bir şeyler bulurum ve okumak ...


Zengin Hayaller Peşinde - Cahit Zarifoğlu

Bilal Can | Poetik | Okunma: 905 | 17.02.11


Şairler sadece şiir düşünüp şiir mi söyler! Bu soruya hem evet hem de hayır olarak cevap verilebildiği gibi ikisi arasında da bir cevap verilebilir. Yani hem evet hem de hayır. Bu da kişiye göre değişen - yani kişinin düşüncesine göre değişkenlik gösterir- bir yargıdır. Kimileri şairin işi sadece şiir söyleyip, şiir düşünür demişseler de kimileri de bir şairin düşünsel bir duruşu, fikri mülahazaları olması gerektiğinden bahsetmiştir.

Şair sadece şiir düşünüp şiir mi söyler! Biz bu soruya verilen hayır yanıtı üzerinde durup bu yargı üzerinden şekillendireceğiz yazımızı. Bize göre bir şair sadece şiir düşünüp, şiir söylememelidir. Şiir yazmak onun asıl işidir fakat şiirine konu olan fikri yani düşünsel tavrını da ortaya koyacak eserler vermelidir ki yazdığı şiirlerin açıklanmasına y ...


Sur Kenti Hikayeleri - Ali Ayçil

Bilal Can | Öykü | Okunma: 887 | 17.02.11


”kırbaç, zaten yola gelecekler için bahane”

Kitap 20 hikâyeden ve bir önsözden oluşmuş. Denemeleri ve şiirlerine alıştığımız Ayçil’in bu kitabıyla bizde hikâye yazarı olarak isimlendi. Şiirlerindeki ve denemelerindeki doğulu hüznü, doğulu aşkı ve bir ince işçiliğin yansıması olan kelimeleri sur kenti hikâyelerinde açık bir şekilde gördük.

Her hikâye bir diğerine, bir diğeri de her hikâyeye bağlı. Okuduğumuz hikâyelerde kelimelerin bizi alıp götürmesi yazanın maharetinde gizli. Okurken aklımıza kattığımız kelimeler bizde kalsın. Kitabın eşsiz bölümlerinde hikâyesine gönlümüzü kaptırdığımız seyyah olduk. Onun hikâyesini birinci şahsın işlemeli sözlerinde işittik. Seyyaha kaptırdığımız gözlerimizi şehirden şehre giden adımlarıyla ve gönlüne değen hüzünle sa ...


Kün - Şahin Taş

Bilal Can | Şiir | Okunma: 647 | 17.02.11


Cahit Zarifoğlu’nun edebiyat, şiir, poetika üzerine yazdığı yazılar ” Zengin Hayaller Peşinde” ismiyle kitaplaştırıldı. Zarifoğlu o eserinde şairler hakkında şöyle demektedir: ” Şairler modern insanın sıkıntılarını belki psikolojik açıklamalarla ortaya koymuyorlar. Ama onlar, insanın gözle görülür, elle tutulur başarılarına bakarak yazdıkları şiirlerde bile, toplam çizgisinin altındaki kelimenin yenilgi ve başarısızlık olduğunu görebilir. İşte bu sebepledir ki bütün insanların bir defa olsun gerçekleşmesini bekledikleri katıksız bir mutluluğun şiirini yazmaya kalktıkları oluyor. Belki de yekun çizgisinin altındaki hükmün değişmeyeceğini bile bile.”

Şairler şiir yazmakla zor bir işe kalkışmışlardır. Yazdıklarını ilkin kendilerine beğendirecek, daha son ...


Amsterdam Akşamları - Hüseyin K. Ece

Bilal Can | Şiir | Okunma: 569 | 17.02.11


Gurbette olan bir adamın vatan özlemi çekmesi doğduğu toprağın onu çağırmasından, onu çekmesinden kaynaklanır. Bir insanın gurbetteyken vatan özlemi, toprak özlemi çekmesi onun toprağına, geleneğine bağlı olduğunu niteler, belirtir, işaretler.

Amsterdam Akşamları şiirinin daha doğrusu şiirlerinin şairi Hüseyin K. Ece için de bahsedilen bir gurbet, vatan, memleket, eş, dost özlemi olmuştur. Şiirin hakimeyeti bir özlem belirteci üzerine kurulmuş, devam ettirilmiş, yayılmıştır.

Amsterdam Akşamları şiirleri üç bölüme ayrılarak üç ayrı kategori içinde yazılmıştır. İlk bölüm ve kitaba da ismini veren şiirler Amsterdam Akşamları on bir şiirle sonlandırılmıştır. Bu bölümdeki şiirler şairin izlenimlerini, özlemlerini, hayallerinin anlatıldığı şiirlerdir.

”Umut ve di ...


Kanayan Simya - Nazir Akalın

Bilal Can | Şiir | Okunma: 614 | 17.02.11


Kanayan Simya şairin ikinci benimse okuduğum ilk Nazir Akalın kitabıdır. Bu kitapla birlikte Nazir Akalın’ın şiiri hakkında az biraz da bilgi sahibi olmanın vermiş olduğu hal ile bu yazıyı yazmaya başladım.

Nazir Akalın 1964 yılında Erzurum’da doğdu. İlk ve Orta tahsilini Erzurum’da yaptı. Yüksek Tahsilini Erzurum Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde tamamladı. Edebiyat okuyup şiirle uğraşan şairlerdendir Nazir Akalın. Kanayan Simya’dan başka Gerilla Türküleri olmak üzere iki şiir kitabı ve birkaç akademik çalışma sayılacak eser kaleme almıştır.

Kanayan Simya dört bölümden oluşmakta bu bölümlerin her biri de bir beyitle açılmaktadır. Beyitlerin seçimi ile bölümlerin seçimine özellikle dikkat edildiği gözlemlenmektedir. Şiirlerin bu bölümlere uygun ol ...


Düşmanlık - Osman Özbahçe

Bilal Can | Şiir | Okunma: 621 | 17.02.11


Niçin şiir okuruz! Bu soruya verilmiş ve verilecek bir çok cevap bulabilir ve bir çok cevap türetebiliriz zihnimizde. Her şiir belki de bizim bir özleyen tarafımıza ecza olduğu için ona yani şiire ihtiyaç duyarız. Şiir evet bir ihtiyaçtır. Okuyan için, kitaplar arasında o sayfaların bitmek tükenmez bilmeyen serüveninde şiir bir duraktır, soluklanmadır, dinlenmedir.

Okunuşu insanda değişik duygular barındıran şiir, -bu değişik duygular da genellikle şiirde işlenen temaya bağlıdır- biz yol güzergâhında her şairin kendi sesini olabildiğince yükseltip azaltabildiği bir alandır. Kolay bir iş değildir kelimelerden bir dünya kurup insanları bu dünyaya davet etmek. Şair şiirini yazar ve susar. O yapmak istediğini, anlatmak istediğini söylemiş ve çekilmiştir. Geriye şiirin yani şairin elin ...


Başka Göklerin Altında - Selahattin Yusuf

Bilal Can | Öykü | Okunma: 707 | 17.02.11


Başka Göklerin Altında Selahattin Yusuf’un hikâye türünden yazdığı kendi biyografik kitabı olarak anılabilir. Her kitap evvela yazanın kendi dünyasını yansıttığı için kendi hikâyesi, kendi şiiri, kendi romanıdır. Bu kitap da en çok Selahattin Yusuf’un kitabıdır.

Kitap sekiz hikâyeden oluşuyor. Hikâyelerin bilindik giriş gelişme sonuç bölümlerine uygun olarak gitmediği direk olarak olaya giren havası okuyucuda ara ara bağlantıyı kurmada sorun olmaya yol açıyor. Hikâyeler tek tek kendi aralarında bir bütünlük sağladığı gibi birbirine bağlantılı olduğu da sezinlenebilir.

Başka Göklerin Altında tasvirlerin, iç konuşmaların, psikolojik çözümlemelerin hâkim olduğu bir kitap. Yazar kendi iç konuşmalarıyla ördüğü kitapta aşktan, psikolojik durumların çözümlenmesini bi ...


Of Not Being A Jew’ a Kismet Olan Bir Yazı

Bilal Can | Şiir | Okunma: 734 | 17.02.11


İsmet Özel'in diğer kitapları arasında farklı bir yeri olan Of Not Being A Jew Şule Yayınları tarafından yayınlandı. Kitabı "bir şairin duruşu nasıl olur" başlığından ayrı olarak değerlendirmek mümkün değil. Çünkü İsmet Özel zor bir şair/yazardır. Onu anlayabilmek için onun yazdığı eserlerden en az birkaç tanesini okumak gerek. Bu da tam olarak yeterli değildir. Çünkü yazdığı eserlerin hem edebi hem sosyolojik hem tarihi hem de felsefik özelliği bulunmaktadır.

Özel eserlerinde kimi zaman bir sosyolog gibi toplumsal sorunlara değinmiş ve çıkarsamalarda bulunarak toplumu değerlendirmiş. Nasıl olması gerektiği hakkında çarpıcı öneriler sunmuştur. Toplumun sorunlarına değinirken bu günden itibaren değil geçmişten gelen bir araştırmayla neden ve sonuçlarını da ...


Kunduz Dersleri- Atakan Yavuz

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 635 | 17.02.11


Şairler çizdikleri yolun yolcularıdır. Onlar şiir yolunda kendilerine bir yol, yöntem usul belirleyerek vusule doğru giderler. Vusullerinde neyi amaçlamışlarsa usulüne uygun olarak hareket ederek hedeflerine ulaşırlar.

Her şair kendine bir yol seçip-ya da çizip- bu yolda ilerler. Kendine uygun bir yol çizdiği için bu yolun en büyük yolcusu yine kendileridir. Kendisine görünür bir yol çizmişse görünür, gizli bir yol çizmişse gündeme çıkmadan sessizce yol alır çizdiği yoldan. Bu istediği, hedeflediği yoldan- başta istediği amacından-kaynaklanmaktadır.

Atakan Yavuz da şairlerin yol çizici hallerinden kendine sessizce bir yol çizenlerden. Tek kitabı olan Kunduz Dersleri 2002 yılında Şule Yayınları tarafından basıldı. Şiirlerin basım tarihinden daha eski olduğu ve ara ara şiir ...


Yazar: Ali Ayçil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 708 | 17.02.11


Ali Ayçil denemeleri ile kendini göstermiş şiirleriyle ispat etmiş öyküleriyle de bizde yer etmiş bir yazar/şair/öykücüdür. Bir şair ne kadar yazardır! Bir Yazar ne kadar şair. Öykücülüğünde öykünün değişik tadlarını duyduğumuz, şiirlerinde seslerin ve anlamların ne derece yoğun olduğunu gördüğümüz, denemelerinde bakış açısını genişleten cümlelerin nasıl olduğunu okuyucuya ince bir işçilik ile verir.

Sur kenti hikayeleri kitabı ele alacağımız ilk kitabı. Kitap 20 hikâye ve bir önsözden oluşmuş. Her kitabın bir önsözü olmalıydı zaten. Önsüz girişidir her kitabın. Elifidir. Kendinden sonra gelecek be’nin sebebidir. Her hikâye yekdiğerinin hem devamı hem de devamı değil niteliğinde. Kitabı bir bütün olarak okuduğunuzda kitap bir roman gibi gelebilir. Bu hikâyenin uzunluğu kısal ...


Ateşten Kelimeler - Ömer Lekesiz

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 799 | 17.02.11


Ömer Lekesiz Ateşten Kelimeler’de hem zahiri hem batınî birikimini paylaşıyor. Kimi zaman şerh yaptığı şairlerin şiirlerine nazire yaparak, kimi zaman kendi yüreğinden kopan ifadelerle…
Kitaplar vardır içinde zamanın tüm güzelliğini yansıtan. Kapağı açılır açılmaz kendi mahfuz tarihini sunar okuyucuya. Kitaplar; hikâye etmenin tam ortasında gerçek ve hayal, tefekkür ve düşünce bağlamında okuyucuyu bazen bir düşüncenin dik yollarına bazen bir aşkın yakan ateşine bazen bir hayalin tam ortasına götürüp getirir.

Şiir kitapları, romanlar, hikâye kitapları, gezi yazıları, biyografiler… Bu türlerin hepsi bir amaç uğruna yazılmıştır. Bu amaç ne olursa olsun yazarın kaleminden sayfaya düşen kelimeler o yazarın bir renge tutkunluğundan izler taşımaktadır. Kitapların ba ...


Herkesin Alıp Gittiği - A.Barış Ağır

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 598 | 17.02.11


Şiirlerin kimi sessiz harflerle kendini ayakta tutmaya çalışır. Kendi yolunu çizip o sessiz harflerle uzayıp gider. Kendini kendi sesiyle, kendi çizgisiyle hayatta tutma çalışır. Şiir bir yol eğrisi, kilometre taşı, bir uğrak yeri. Birçok tanım getirtilebilir şiir üzerine. Her tanım biraz hem kişinin kendisinin hem de şiirin bir yönünü anlatır. Kişinin şiirde ne gördüğü o şiir tanımı üzerinden gözükebilir.

”Herkesin Alıp Gittiği” üç bölümde 24 şiir barındırıyor. Şiirlerin sesleri doğanın ve insanın barındırdığı imgelerle dolu. Kimi şiirlerde bu imgelerle kendi temelini kurarken kimi şiirlerde de şair böyle bir kaygı gütmeden içinden geldiği örmüştür içinden gelenleri.
Kitapta dikkat çeken şiirlerden olan ”yazgı” şiirinde yazan

”nasıl daya ...


Yol ve Kavil - Ferhat Kalender

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 662 | 17.02.11


Rahatsız etmiyorsa nedir ki söz!

Yolcu dergisi editörü Ferhat Kalender’in son kitabı Yol ve Kavil Yolcu Kitap’tan okuyucuya sunuldu. Kitap Ferhat Kalender’in Yolcu Dergisinde Seyir Defteri bölümünde yazdığı denemelerden oluşuyor. Kitap bir bakıma hem yazarın hem de Yolcu Dergisi’nin seyir defteri niteliğinde.

Yolcu Dergisi bir söz dergisi olmasının yanında bir fikir, bir karşı duruş, bir eylem, bir ahidin yerine getirilmesi için yola koyulan birkaç insanın el birliğiyle yürüttüğü bir dergidir. Ama birkaç kişiyle yola koyulan dergi geniş kitlelere ulaşmış ve herkesin beğenisini kazanmıştır. Birken binlerce olan; kalbe, gönle, akla doğruyu söylemek ve söyletmek için amaç birliği içinde hedefine ulaşmaya çalışmaktadır. Ulaşmaktadır diyoruz çünkü yol u ...


Arka Kapak Yazıları - Mustafa Kutlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1055 | 17.02.11


Mustafa Kutlu’nun hikâyeciliği Türkiye için önemlidir. Çünkü o hikâyenin gelişmesine ve günümüzde okuyucuya ulaşılma noktasında büyük katkılar sağlamıştır. Mustafa Kutlu’nun hikâyelerini incelediği konuları bakımından birçok kategoride incelemek mümkündür. O hikâyelerinde Türkiye’nin sosyal, siyasal, ekonomik, sosyolojik olarak bir portresini çizer. İşlediği konular ve ele aldığı kahramanlar içinde yaşadığımız toplumun bir parçası olarak sokakta, çarşıda karşılaşacağımız durumlar ve kişiler. Ama Mustafa Kutlu bunları ele alırken sihirli bir şekilde onları sayfalarda dikkat çekici bir şekilde canlandırmayı başarmıştır. Bu da onun hikâye türündeki ustalığından kaynaklanmaktadır.

Arka Kapak Yazıları kısa kısa hikâyeler şeklinde, resimlerle zenginleştirilmiş bir eser ...


Çerağ - Cumali Ünaldı Hasannebioğlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 729 | 17.02.11


Kitaplar eskir mi! Bu soruya cevap olarak verilecek cevaplar şıklar halinde sıralanabilir.

a)Evet eskir
b)Hayır eskimez
c)Eskiyebilir
d)Eskiyemez
e)hepsi

Böyle şıklı bir soruya verilecek cevaplarda farklı farklıdır. Her seçeneğe cevap veren bulunabilir fakat bu cevap doğru mu! Bunu da cevap anahtarı belirler. Ben kitapların eskimediği tarafındanım. Eskiyen olsa olsa insandır. Zamanın eskiticiliği karşısında insan günden güne kendinden bir şeyler yitirerek yeni güne başlar, yeni günde eskiyen şeylerin yerine yeni şeyler alır. Ama kitaplar öyle değildir. O zamana karşı direncini sayfalara işlemiştir. Zaman onu eskitmez. Eskitse de sadece sayfaya değen mürekkebi eskitir, sayfayı eskitir. Söylenenler eskimez. Hüznü bir olanın söylediği hüznü bir olanlaradır. O ...


Bir Delinin Anıları - Gustave Flaubert

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 672 | 17.02.11


Bir Delinin Anıları Flaubert’in on yedi yaşındayken yazdığı eseri. On yedi yaşında birinin yazdığı eser nasıl olabilir acaba düşünmeye gerek yok. Anlattığı konular kendi yaşına uygun olmasına karşın kullandığı cümlelerin sağlamlığıdır.

Kitap çevirmenin önsözü ile başlıyor. Çevirdiği eser hakkında bilgiler vererek Flaubert hakkında biyografik bilgileri verdikten sonra eserin daha iyi anlaşılması için Fransız ve dünya edebiyatı okumalarının yapılmasının faydalı olacağını söylemektedir.

Flaubert’in Madam Bovary eserini bilmeyen yoktur. Oradaki alaycılık, zekice işlenmiş kurgu, ahlaksal değerleri topa tutan kurgu çoğu okuyanı etkilemiştir. Çağının bir nevi temsilcisi olarak yaşadığı çağın bir nevi Fransız toplumunun ahlaksal değerlerini topa tutan bir eser olması ...


Angelika - Yıldız Ramazanoğlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 634 | 17.02.11


Yıldız Ramazanoğlu’nun son kitabı Angelika kadınlar üzerine kurulmuş öykülerden oluşuyor. Kadınlar üzerinde yabancılık, toplumsal cinsiyetin vermiş olduğu etkinin insanlardaki bakış açısı, sosyal düzen içinde kadının yeri gibi konuları yansıtan ve bu yazılarını bazen birinci şahsın diliyle bazen başkasının diliyle anlatmaktadır yazar.

Mostar Dergisi’nin 61. sayısındaki ” Kadın Hikayelerinin Büyülü Evi” Adlı yazısında söylediği gibi ”Aslında kadın şehre ilk geldiği günden itibaren kılıktan kılığa giren tehlikelerden tehlike beğenmekte, eliyle kaderini seçmektedir. Kadın artistik bir ölmenin peşinde gibi düşünülse de asıl olan gerçek ölmenin peşindeki kadın değil, şehrin öğüten yanıyla nice kuytularda nice kadınların bir yanını öldürdüğü gerçeğidir̶ ...


Arap Saati - Nuri Pakdil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 657 | 17.02.11


” Kara, kara, öylesine siyah düşmüşsün ki haritaya; bilgece koymuşlar adını vaktiyle. Şimdiyse Cehennem yazıyorum. ”

Nuri Pakdil kitapları bir kere okunmakla tükenmeyecek kitaplardandır. Kitaplarındaki mükemmel hüzün, mükemmel karanlık, mükemmel duruş çarpıcı bir şekildedir. Bir kere okumakla bitmeyen kitaplar yazar hep Pakdil. Onun elinde kalem esrarlı mürekkebe dalıp o mürekkepten mükemmel cümleler yakalayıp sayfaya döken bir çengel, bir olta, bir mızrak gibidir. O kelimenin ilk anlamıyla değil, ikinci, üçüncü, dördüncü anlamlarına yönelen bir şair/yazardır. Fizikle pek değil, metafizikle uğraşıp o fizikötesi duruşu sergiler yazdıklarıyla.

Arap saati işte bu bahsini ettiğimiz durumun sivrileşmiş kelimelerle dolu kitabı. Bu kitap tüm Yusufların, tüm Mehmetler ...


Ahid Kulesi - Nuri Pakdil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 703 | 17.02.11


Kitaplar vardır renktir, kitaplar vardır kokudur, kitaplar vardır sestir, kitaplar vardır karanlıktır, kitaplar vardır ışıktır, gözdür, yoldur, izdir, nişandır, semboldür, rüzgar, hava, bulut, ağaç, ırmak, dağ…

Kitapların çeşitliliği üzerine bir yazı değildir bu ve ya kitapların özelliklerinden dem vurmayacağım. Ben bana iyi gelen kitapları en azından bu sıfatlarla vasıflandırdığımı söyleyebilirim ancak.

İşte bu vasıflarla nitelendirdiğim kitaplar arasından bir kitap da Nuri Pakdil’in Ahid Kulesi isimli kitabıdır.

Kitaba ismini veren mesel : İbraniler’e hayat veren, Peygamber Musa’ya gökten indirilen Kutsal Ahid Sandığı inlerce yıldan beri aranıyor. Bir muamma mı yoksa bir gerçek mi olduğu bilinmez ama arandığı gerçekliğini belirtmek lazım ...


Kasırganın Çatırtıları - Guillevic

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 625 | 17.02.11


Eugene Guillevic: 5 Ağustos 1907′de Carnac’da doğdu. Komünizme sempati duyan şair İspanya iç savaşını gördü, komünist partiye üye oldu, Fransanın en önemli şairlerinden biri. İmgesel şiirciliğin önemli temsilcilerinden.
Eserlerinin birçoğu Türkçeye tercüme edilen şair titizliği ve şiirlere yüklediği imgelerle en önemli fransız şairlerden biri. 90 yaşına sığdırdığı hayatıyla şiir ve düşünce adamlığıyla birçok genç şaire ilham vermiştir.
Kasırganın Çatırtıları Eugene Guillevic’in Nuri Pakdil Çevirisiyle 1981 basımlı Edebiyat Yayınlarından çıkan kitabı. Kitapta 8 şiiri mevcut. Bu şiirler:

ülke
söz konusu
bir yaz günü üstüne çeşitlemeler
yol
çekiç
yazıyorum sana
içli şiir
malikânedene

başlıklarıyla sunulmuş. Şiirler geneld ...


Gece Işıltısı - Mustafa Özçelik

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 825 | 17.02.11


Işığın bir ışıltısı vardır. Ziyasını güneşten alan. Güneşle aydınlanan renkli bir hali vardır. Bu yüzden insanlar hep o albenili, gündüz gözüyle gördüğü ışıltıya müpteladır. Ama gecenin de bir ışıltısı vardır. Aydan. Ay gecenin bir bir mücevheri, yıldızlar o gecenin inci taneleri.

Mustafa Özçelik usta bir şairdir. Şiirlerinde yüreğin hangi badirelerden geçip sükûnete geçtiğini açık bir şekilde izleyebilirsiniz. Onun şiirleri içilen su gibidir. Aşina olduğumuz kelimelere aşina olmadığımız bir biçimde yürek katan şairlerden bir tanesidir. Özçelik’i genelde şiirleri ile bilenenler Gece Işıltısı kitabını okumalıdır. Neden bir yargı cümlesi kullandım! Çünkü Gece Işıltısı Özçelik’in bir deneme yazarı da olduğunu gösteren bir kitaptır.

Kitap bir yazarın/şairin seyir ...


Gazze Risalesi - Cahit Koytak

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 717 | 17.02.11


Gazze üzerine binlerce şiir yazıldı, binlerce söz söylendi, binlerce şarkı dillendirildi. Hepsinde ortak bir acı, hepsi ortak bir paydada ortak bir acıyı dillendirdi. Hepsinde üzgün bir resmin, ağlayan bir yanın, kanayan bir yüreğin rengi belirdi. Hepsi bir çığlığın, bir yürek yangının, bir acının göstergesi oldu. Gazze insanlık adına bir acıydı. İnsanlığın ortak acısıydı. Bu acıdan sadece yürekli olanlar nasiplendi. Sadece yüreğinde biraz insanlık adına, evrensel hisler adına, iyilik, barış, güzellik adına unutlu olan insanlar nasiplendi.

Gazze Risalesi işte bu acıdan, bu ortak paydada buluşan bir yüreğin söylediği sözler. İçinde bir acı, bir hüzün, bir kanayan yer olan bir yüreğin söylediği sözler. Kitap üç bölümden oluşmuş.
Gazze Risalesi
Ekler
Jozef’e mektup ...


Hudayinabit - Süleyman Çobanoğlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 651 | 17.02.11


“at besleyen birinin kuşkuludur uykusu”.

Hudayinabit: kendi kendine, boşu boşuna yetişmiş bir bitki olarak karşımıza çıkan bu kelime Süleyman Çobanoğlu’nun son kitabının ismi. Şiirler Çağla’dan uzun bir zaman sonra Hudayinabit’in çıkması Süleyman Çobanoğlu takipçilerini sevindirmiştir. Yazarın bu kitabı daha önce bazı dergilerde yayınlanan şiirlerden yanısıra bu kitaba özel şiirleriyle de okuyucu karşısına çıkmıştır.

Kitap 112 sayfada 71 şiirle okuyucu karşısına çıkıyor. Kitabı özel kılan bu şiirlerin daha önce bir yerde olmaması ilk etmenlerden biri. Bu yüzden Hudayinabit okuyucuları sevindirmiş ve Süleyman Çobanoğlu’nun şairliğini gözlerde biraz daha büyütmüştür.

”boş bardaklar içinde kalsın söylediklerim
istemem sö ...


Nisan Çobanı - Adem Turan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 578 | 17.02.11


Nisan’ın Çobanı Adem Turan

”Ey yüzümde kanayan ayna!
Ben hangi toprağın oğluyum
Söyle bana!..”

Nisan Çobanı Adem Turan’ın yayınlanmış üçüncü kitabı. Kitap Birey yayınları arasında çıkmış. Kitap şairin huşu içinde kalbinde bir dua ve temennisiyle açılıyor. En iyi dil hal dilidir ve hâl dili tüm diller arasınsa kalbe en iyi gelendir. Tüm dillerde bu anlamın anlamı kalple birleşik bir anlam sergilemektedir. Hâl demek kalbin belirgin vaziyeti ruhun eşsiz hüneri dilin en güzel şeklidir. O hâl ile koyulur yola şair.

Kitap hâl ile açılıp bir kuşluk duasıyla başlıyor sözüne. Kuşluk duası dünyanın aydınlığında berrak bir uyanma halidir. Geceleyin uyuyan insanın gözlerini yeni bir güne açmasının armağanıdır. O vakitte alem kendi devingenliği ...


Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş - Nuri Pakdil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 988 | 17.02.11


GECE-KUDÜS VE YALNIZLIK -2-

Nuri Pakdil’in edebiyatçılığı üzerine hareketle sürdüğümüz çalışmalar kitapları üzerinden devam ediyor. Diğer bir kitabı olan “kalbimin üstünde bir avuç güneş” bu kitaplar arasında tür bakımından ayrılan bir kitap. Tiyatro türünden yazılan kitap üç kişi arasında geçen konuşmalardan oluşuyor.

Tiyatro ve hikâyelerinin temeli olan yer, zaman, olay, kişiler bu eserde de dikkatlice işlenmiş.

Zaman: “ay kırıla kırıla incelmiştir: güneşte yorgunluk belirtileri görülmektedir: belki de gizli bir hastalığa yakalanmıştır: rengi biraz atmıştır: balıklar, ikisi arasında sürekli gidip gelmektedirler: sayısız bir yıl: tarihçiler de unutmuşlardır: belki bu yıldır: belki bitmiştir: belki hiç olmamıştır: belki yakınlardadır: çoğu ...


Sükût sûretinde - Nuri Pakdil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1055 | 17.02.11


gece kudüs ve yalnızlık 1

Nuri Pakdil. Adı edebiyatla birebir eşdeğer tutulan bir adam. Edebiyat ve Nuri Pakdil. İkisi ortak paydada birleşen sonsuz noktalar kümesi. Bir edebiyatçı olarak nuri pakdil, Nuri Pakdil olarak edebiyat. Bu bağlamı değerlendirmek için ikisini de iyi bilmek lazım. Biri hala yaşayan bir abide, diğeri ise eline kalem alanın koşturduğu bir alan. Edebiyat serbestçe koşulacak bir alan mıdır! Bu soruya hayatı edebiyat olan birinin vermesi lazımdır ki o da adı pek güncel yerlerde geçmeyen-ki iyi insanların kaderidir bu- Nuri Pakdil’dir. İyi insanlar dedik -onlar beyaz atlara binip gitti- hayır gitmedi demek için bir albenili söz söylemek istedim. Aklıma sadece O meşhur:


Üç Köpük - İbrahim Tenekeci

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 705 | 17.02.11


”Allah biliyor ya
Benim şaşkınlığım sizinkine benzemez
Gayrete düşürür beni, umursamadığımız şeyler”

Şair şaşkınlığı bir şair sessizliğinin ürünüdür. Üç köpük de bu şair şaşkınlığının ürünüdür. Su üzerinde dönüp dolaşan bu üç köpük bir şair kalbinde bir imge denizidir. Küçücük halinde bir amazon havsaı kadar zengindir. >Demiştik ki şair duyarlığı lazımdır. Şair herkesin baktığı taraftan farklı anlam çıkarandır. Şair bu anlamı bir şiir olarak indirir en köşe durakta.

Üç Köpük İbrahim Tenekeci kitaplarının en narinidir bence. En doygun ve en dingin. Belki de suyu anımsattığı için o köpük ve o köpüğün su üzerinde resimleştirdiği duruş içindir. Su gibi berrak, aşk kadar büyük, ateş kadar harlı.

Sözü Yormadan anlatıyor şair şiirini. Sözü incitmeden ...


Peltek Vaiz - İbrahim Tenekeci

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 732 | 17.02.11


“Artık şiir dizelerle değil, kelimelerle, hatta harflerle yazılıyor”

Şiirlerini harf harf işleyendir şair. Harflerini kelimelere çarpıp döker fazlalıkları, en güzel cümleyi alıp işler en güzel cümlesine. En güzel cümlelerle yazılır şiir. Şiir o pcümlede her reng taşıyan bir bütünlüktür. Şiir o bütünlük içinde bazen sarı, bazen kırmızı, bazen yeşil, bazen mavidir. Haflerin kelimelere, kelimelerin cümlelere, cümlelerin şiirlere giden bir yolculuktur şiir. Her şiir sayıız yapma ve sayısız bozmayla olur kimi zaman. Bir anda söylenmişi de olur.

Şair şiirini yazarken o cümle üzerinde sayısız düş kurar. O düşünü hayatın gerçekliğinden alır. Hyatın gerçekliği bazen acıdır. Bazen ölümdür, bazen güzeldir, renklidir, gökkuşağı gibidir, deniz gibidir. Şair ”mavi den ...


Güzellik Uykusu - İbrahim Tenekeci

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 893 | 17.02.11


Kaylulesini yapmış bir şair gözlerini dünyaya açtığında renkli bir hayat görür. O renkl hayattan kendi hayat hikayesini diline doladığında suçsuzdur o. Bu belki de ayıp olmayan bir yanıgılgı içinde sözüne dünyanın rengini katmıştır. ”şairin suçsuz yanılgısı şiiri doğurdu” Özel’İn Şiir Okuma Klavuzunda belirttiği gibi.

Neden İbrahim Tenekeci Şiirinden bahsederken İsmet Özel bahsini geçirdim! Çünkü Tenekeci kendim olmasaydım İsmet Özel olurdum demiştir. Bu da onun İsmet Özel’i kendi kahramanı olarak görmesinden kaynaklanıyor. Bu kahramanlık şiirin seçkisinde yüreğini binbir kelimeye değdirip aşkı yazan ve dilinde Allah lafzını eksik etmeyen bir şaire yakışır nitelikte.

İbrahim Tekeneci uzun zamandır şiir yazıyor. Yazdığı şiirlerin okuyucud tarifsiz t ...


Uçuş Denemeleri - İbrahim Tenekeci

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 760 | 17.02.11


”Anneler güneştir. Ve güneşin vurduğu yerde yaşamak biter”

Uçuş Denemeleri İbrahim Tenekecinin gökyüzüne uçma merakının bir göstergesi gibidir. O sözleri derlerken zihninde şiirsellikten asla ödün vermeden insanı düşündüren, düşündürürken bekleten, bekletirken de yüreğine cümleler bırakan bir kelime ustasıdır.

Uçuş Denemeleri bir şairin son düzlükte bıraktığı ve çinde kendi hikayesinin barındırdığı bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. Bu şairane sözler bir şiirinin kimi zaman başlangıcı olarak beliriyor kimi zaman ise son sözü. Kitabın adına Uçuş Denemeleri denmişse bu şairin yüksek sesli cümlelerinden olsa gerek. İsmi ile musemma cümleleri peş peşe sıralarken biz de aklımıza ve defterlerimize alacağımız sözlerle sevindik.

Uçuş Denemeleri şairin bir ne ...


Ateşte Yıkanmış Atlar - Adem Turan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 575 | 17.02.11


Çöl bize deniz gibi geliyorsa ve bu çölün içinde yürüyen adımlar bir dalgayı andırıyorsa o zaman şaire söyleyecek çok söz bırakıyoruz biz bu resimde. Şair bu resimleri tuvaline yansıtırken içimize hecelerin en sivrisini çakarak yolumuza cümleler adamak kadar maharetlidir. Bu mahir elin altında sayfalar birer gün gibi anılar defterinde yer alırken; o anıları derecek biz de çok anı vardır. Şairin kalemini sayfaya değdirmesi demek, bizim kalbimize bir susuzluğun inmesi demektir.

Çöl bir leyladır her daim. Her daim onunla mecnun oluruz. Ellerimizde ve gözlerimizde geçtiğimiz sokakların adresi olmadan yürüdüğümüz ve baktığımız her durak bir mısranın en acılı damarıdır. Biz işte o damardan ağlarız. O damara dokunan şairi kutsarız. En çürük yanımızdan en deli ırmakları çoşturan kalemin h ...


Edebiyat Kulesi - Nuri Pakdil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 743 | 17.02.11


Edebiyat Kulesinin Titiz Dervişi: Nuri Pakdil

Edebiyat kulesi Nuri Pakdil’in bir nevi edebiyat günlüğü olarak karşımıza çıkıyor. Titiz bir edebiyat adamının geçirdiği düşünsel evreleri, zihninin içindeki uğultuları duymak için ”edebiyat kulesi” bir çığlık olarak karşımıza çıkıyor.

”bir anda: parçalanmış, parçaları da ters yapıştırılmış bir resim sanıyorum toplumu” günlük hayatta neler yaptığını, neler düşündüğünü bir edebiyat kulesi sahibinden izlemek değişik gelebilir insana. Belki uzun uzadıya üzerinde durulması gereken cümlelerin toplamını yazmayacağız. Ama kitap alıcı bir kuş pençesi gibi kendini kan telef olmasın diye hücrelere sardırıyor kendini. Anlamını bulduğunz ve üzerine eğildiğiniz her cümle yılların bir nevi şahididir.

& ...


Şiirler Çağla - Süleyman Çobanoğlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 840 | 17.02.11


Süleyman Çobanoğlu ve Şiirleri Çağla

“en acılı damardan çektiğin çürük ağla!”

Şiirler Çağla: çağla renkli kelimeleri büyük bir titizlikle değil üstün bir deyişle tekrardan alan bir şair olduğunun göstergesidir bu. Sen kırk deyişin hüküm sürdüğü bir demet sözü kendi kalbinde birleştirdin. Kalbini de yasladığın türkülerde bir anadolu ezgisi, kırda esen bir tutam rüzgar, acına merhem olacak bir şefkat ve barınağı olacak bir sevgi deseni.

“en acılı damardan çektiğin çürük ağla!”

Besili bir sesi olur ağıdın. İnleyen rüzgar. Ah eden gün. Ve intikam içre bir sabah. Hangi nakaratın başında durur çığlık.

Süleyman Çobanoğlu titrek kelimelerin acılı ve ağır anlamlarında cümlelerini kuran bir şairdir. Sağından uyanmışlığın verdiği uy ...


Aynalı Barikatlar - Murat Menteş

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1084 | 17.02.11


“okumakta olduğunuz kitap, sayın okur, dinamitli ve kamyonlu bir düellonun kâğıtta yansıması değildir. Yazmak suretiyle kimseyi yola getiremeyeceğimi ve/ya da yoldan çıkaramayacağımı biliyorum. Yine de kitabımın ‘espritüel bir dertleşme’ iradesini ortaya koymasını umuyorum.”

Şule yayınlarından çıkan “aynalı barikatlar” Murat Menteş kitaplığının nadide çalışmalarından biri olarak okuyucu karşısına çıkmış. Yazarın ikinci kitabı benimse okuduğum üçüncü Murat Menteş kitabı. “Dublörün Dilemması” ile başladığımız bu serüven bizi yazarın ilk yazdığı eserlere kadar götürdü. Daha önce yazdığımız ” Kaosa mütevazı bir katkı” kitabında belirttiğimiz gibi: ” Bu putu kırmak için bir put kırıcı olan “İbrahimlerin” olma ...


Tek Kelimelik Sözlük - A. Ali Ural

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1074 | 17.02.11


Gönül neyi severse dili onu şerh eder (Yunus Emre)

”Bir kelime olmasaydı, hiçbir kelime olmayacaktı
Bir kelimeyi anlayabilsek, bütün kelimeleri anlayabilecektik.
Bir kelimeye ihtiyacınız var!”

Hayat belki de bu kelimeyi bulmaya çıkan insanların bir toplamıydı. Kün devrinden beri süre gelen bir süreklilik içinde bu kelimeyi bilenler hep şanslı oldu. Bu kelime ile yüceldiler. Bu kelimeyle kendilerini, eşyaları, hakikati, doğruyu, yanlışı bildiler. Beyazı bilirken siyahı bilemezlik etmediler. Doğruyu bilirken eğriyi ve yanlışı da göz ardı etmelidir. İnsan yaratılırken ona isimlerin, kelimelerin sırrı verilmişti. Bu yüzden meleklerden üstün olarak sayıldı. Eşyaların ve nesnelerin isimlerini saydığı için meleklerin ve meleküt âlemindeki varlıkları şaşırttı. ...


Birimiz Ölene Kadar - Aliye Akan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 604 | 17.02.11


Hikaye günümüz edebiyatında önemli bir alandır. Duyguların, yaşanılan anıların, görülen olayların insanda bıraktığı etkinin aşikar bir biçimde ortaya çıkmasıyla olur. Hikayecilik kelimelerin insan hayatında mayalanıp belirli bir olay veya durum örgüsüyle ortaya çıkar.

Bir nokta kitaplığı’nın son dönem çıkardığı kitapları dikkat çekici.Bu kitaplar içinde Aliye Akan’ın ”birimiz ölene kadar” adlı hikaye kitabı bu kitaplık içinde okuduğum ilk kitap olması bakımından benim için önemli bir giriş oldu. İlerleyen günlerde zaman zaman bu yayınevinin kitaplarını paylaşmaya çalışacağım.

Hikayeler bir aşk havasında. Yazarın içinde geçirdiği duygulanımlara örnek teşkil ediyor. Bu bakımdan yazar hikayeleri yazarken en çok kendi hikayesini yazmış. Bu da hikayeler ...


İki Dirhem Bir Çekirdek - İskender Pala

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1221 | 17.02.11


Bir dilin güzelliği o dile yerleşip o dilin anlamına ve renkliliğine katkıda bulunan deyimleridir. Deyimler halk arasında yerleşmiş, kalıplaşmış cümleler olarak tanımlanıyor. Her ne kadar kalıbı belli olduğuna vurgu yapılsa da deyimlerin gücü göz ardı edilemez. En anlaşılmayan meseleleri bile tek bir deyimle açıklayabiliriz kimi zaman. Bu da bizim ancak ve ancak dilimize aşina olmamızla, kullanacağımız kelime ve deyimlerin yerlice söylenip yazılmasıyla mümkündür.

Türkçede kaç tane deyim vardır gibi bir soru gelebilir aklımıza. Bu soruya cevap olarak ise uzun araştırmalar sonrasında ulaşılabilir ancak. Çünkü deyimlerin bazıları yöresel özellikler de gösterebilir. Belli bir yörede kullanılması onun alanını sınırlasa da anlamını sınırlamayacağı muhakkak. Sayısını bilemediğimiz bu dey ...


Ayak izleri - Peter Curman

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 665 | 17.02.11


Tozlanmış raflar arasında sıkışık kalmış eserlerin yeniden yeni bir gün ışığıyla okunması bir nevi eskiye yani geçmişe başka bir deyişle tarihe yolculuk olarak anlamlandırılabilir. Bu uğraşı bir zevk ya da seçim meselesi. Kimisi gündemin renkli kapaklı kitaplarına dayanamaz kimisi eski kitapların saman kağıtlı renksiz kapaklarına. İkisi de özel ve güzel bir uğraşı. Çünkü ortak paydada okumak var olmaktır. Ya da kendini ispatlamaktır.

Peter curman İsveç şiirinin önde gelen ustalarındandır. 1941 Stocholm doğumlu olup ilk şiir kitabı 1965 de yayınlandı. 1987 de İsveç Yazarlar birliği başkanlığına oturdu. Ayak izleri kitabı Türkçe’ye çevrilen ilk kitabıdır.

Kitap Demirtaş Ceyhun’un notuyla başlıyor. Şair hakkında biraz bilgi verip bu kitabın hazırlanış serüvenine ...


Ben Asyalı Bir Ozan - Metin Önal Mengüşoğlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 712 | 17.02.11


Çok az kitap vardır türünün az bulunan yansımalarıdır. Aramakla bulunan ya da tevafuk mu başka bir şey mi olduğunu anlamadığınız anda elinizde biten türden. Belki de ruhunuzun ihtiyacına denk düşen kelimeleri barındırdığı için siz o eşref saatinizde sizi tasvir eden kelimelere bakıp işte bu demişsinizdir. Denk gelmemişse o zaman seyrine varamamışsınızdır.

Şiir özden öze bir serüvendir. Şairin yazdığı kelimeler çarpan kalbinden değil lakin gönül içinde akıp sunulan hazinelerdir. O hazineye iyi bakıp iyi değerlendirmek lazım. Şiir konusunda eli sıkı olmak tabiri gibi bir şey iliştirebiliriz buraya. Nasıl olur şiirde eli sıkılık. Şiiri bir anda tüketme mantığından uzak durulmalıdır. Çünkü şiirler farklı ruh hallerinin yansıması olarak şiirleşir. Bu da farklı zamanlarda tekrardan okun ...


Kaosa Mütevazi Bir Katkı - Murat Menteş

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 948 | 17.02.11


Murat Menteş’in adı gibi kendi de güzel olan kitabı Şule yayınlarından çıkmış. Kitap genel olarak “medyaya karşı gardını al, saftirik bir okuyucu olma, önüne sunulan her şeyi löp diye miğdene alma” gibisinden sözlerle okuyucuya bilinçli bir okuyucu olması gerektiğine dikkat çekiyor.

Kitap Menteş’in orda burada kıyıda köşede yazdığı yazıların bir toplamı olarak sunulmuş. Yazar bu kitabın bir öngörü niteliğinde olduğunu kanıtlar gibi basıma hazırlamış. Çünkü yazdığı yazılar daha sonra bir kitap niteliği olarak karşımıza çıkacağının haberlerini veriyor. Bu da iyi olmuş. Kitap dedik ki medyaya karşı bir saldırıyı gözler önüne seriyor. Yazarın iyi bir okuyucu olduğunun evvela altını çiziktirmek gerekir ve de iyi bir sinema izleyicisi olduğunu da yazdığı yazılard ...


Tarihi Musahabe - M. Turhan Tan

Hasip Çifci | Edebiyat | Okunma: 558 | 17.02.11


"Seni seviyorum güzel kız, sende beni sev!"

Tarihte yaşanmış değişik mekanlar ve değişik kişiler tarafından işlenmiş motif motif rengarenk bir kitap, okuyup geçmişe dair yaşam biçimlerini, aşkları, ölümleri, savaşları, çekişmeleri ve daha yaşanmış yüzlerce temayı okumak öğrenmek ve geçmişten kendisine ders çıkarmaya çalışanlar için ideal bir eser.

Kitap elli üç ayrı eseri bünyesinde toparlayan muazzam bir yapıt. İçinde tarihin bütün incelikleriyle, farklı zamanları ve farklı anları yaşayabileceğiniz nadir kitaplardan. Her hikayeden çıkarılabilecek bir ders var mutlaka. Tarihin derinlerinden çıkıp gelen bu eser belli bir dönemi, belli bir mekanı ve belirli kişiler konusunda sabit olmayıp değişkenliğini koruduğu için sıkıcı o ...



Ve Sen Kuş Olup Gidersin - Tarık Tufan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 962 | 16.02.11


Beklemek güzeldir, insan tamamlanmamış bir cümledir.İnsan çokça hayat bir kez ölümdür gibi cümleler üzerinden uzunca birşeyler söyleyebilirdim lakin gerek duymadan ve bu gereklilik üzerinden de ısrar etmeden insan yaşadıklarıyla da insandır cümlesine vurgu yaparak sözlüyorum burayı.

öznesi insan olan cümleleri oldum olası sevmişimdir. Yüklemleri kesin kanaat belirten cümleler oldum olası dikkatimi çekmiştir. Bende bu cümleleri mimlerim genelde.Bunu bilinçli yaptığım gibi bilinçsizce yaptığım da olmuştur. Çok üstünde durmadan bunu geçiyorum.

İnsan çokşey söyleyebilir. Bu söylediklerinin kaçı acaba kendi yaşadığıdır. Bunu netleştirmek lazım.Söyledikleri bir incir çekirdeğini dolduruyorsa o zaman bu sözü cümlenin tam ortasına yerleştirmek lazım.

Gitmek kalanların ya ...


Buraşeyler - Tahsin Saltık

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 587 | 16.02.11


Herkesin şiirden alacağı birşeyler vardır. Şiir söz söyleme sanatı ya da asıl noktada hakikati arama telaşı. Kelimeler denizinde iyi’yi kötüden ayırma gayreti.

Buraşeyler Tahsin Saltık tarafından yazılmış Erguvan yayınları arasından çıkmış. Kitabı okurken dipnotlar arasında sizi bir gezintiye çıkaran, tasarım bakımından da diğer türevlerinden ayrılan bir kitap olmuş.

”bercestesini beraber çıkarsaydık ah o çevrintili sulardan
değil kızamık döküntülerini, ince edebiyatı sadece!”

Şair kitabının ilk şiiriyle okuyucuya ya da dostlarına davetiye yollayıp bu şiir hasbihaline davet ediyor. Kitabı okurken kendimizi bu muhabbetin ortasında buluyoruz. Ortada şiirleriyle bir şair elindeki kalemiyle şiirlerini gösterip açıklamasını yapıyor.

Şiir ...


Mızraksız İlmihal - Mehmet Efe

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 799 | 16.02.11


”Bu kitaptaki kişi ve kurumların gerçek yaşamdaki kişi ve kurumlarla ilgisi olmayabilir”

80′li yılların ”islami genç kuşağın”öyküsü diye bir sloganla basılan kitap Mehmet Efe’nin bir döneme damgasını vuran çokça eleştirilen, çokça beğenilen, çokça konuşulan bir kitap olarakyer edinmiştir. Bendeki kitap 3. baskısı. Mart 1999 yılında kaknüs yayınlarından çıkmış. Kitap ilkin Vural yayınlarından !993 tarihinde yayınlanmış. Uzun bir yayınlanma süreci geçirerek okuyucuya sunulmuş.

Kitap başlı başına bir film gibi olayları ve kurgusu bakımında. Aykırı bir kitap olduğunu daha ilk sayfalarda gösteriyor. Yazar da kitap röportajlarının birinde bu kitabın aslında bir tiyatro olarak hazırlandığını daha sonra bir kitap olarak üzerinde çalışıldığını b ...


Aşk - Elif Şafak

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 840 | 16.02.11


Aşk. Ayn. Şin. Kaf. Harflerinden oluşan hem isim hem eylem. Dünyada ne kadar çok insan varsa o kadar tanımı olan isim. Eyleme girdiğinde ateş acısıyla eşdeğer bir sızıyı kalbe konduran acı.

Üzerine sayfalar dolusu kitapların yazılan ve tarih kadar eski bir şeyi anlatma girişimine kalkışma kişi çok zor bir işe girişmiştir denilebilir. Aşkı en iyi anlatan kişi en iyi âşık olan kişidir.

Bahsi geçen kişi Mevlana’dır. Konya’dan dünyaya yayılan zamanı delen sözlerini bilgece ama, içinde her duyguyu barındıran koskocaman bir mesneviyi ve fihi ma fih ve devasa bir hayat örmeğiyle karşımızda durur Mevlana Celaleddin-i Rumi

Elif Şafak ve Aşk kitabı günümüz itibariyle en &cc ...



Tarih Aynasında Osmanlı - Muzaffer Taşyürek

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 608 | 16.02.11


Büyük bir medeniyet olarak tarihe ismini altın harflerle yazmış bir devletin arkasından yazılanları okumak biraz hüzünlü. Ardından kütüphaneler dolusu kitap yazılan bu devletin ardından yazılanlar biraz ağıt olarak görülebilir.

Bahsedilen devlet her şeyiyle mükemmel olan Devlet-i Aliye-i Osmaniye. Tarihiyle, vakıflarıyla, kurduğu medeniyet tasviriyle, idaresiyle, misyonuyla arkasından bıraktıklarıyla büyük bir medeniyetin, ismi.

”Tarih aynasında Osmanlı” Kitabı Muzaffer Taşyürek’in yazdığı serinin ikinci kitabı olarak Eşik Yayınlarından çıkmış. Kitap ayrı ayrı başlıklar halinde yazılmış ama ana temada Osmanlı Devleti var.

Borç parayla vatan kurtarmak

Tanzimat döneminde başlayan dış borçlanma Osmanlı’yı düştüğü durumdan kurtarmak u ...


Şiir Biraz Çok Hüzün - Hasan Akçay

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 767 | 16.02.11


Her şiiri yazdıran hüzündür uzun bir beklemeyle şairler hüzün mayalar ilkin yüreğim. O hüznü büyütüp özlemini duyduğu, içinde kıpırtılarını duyduğu sevgiyle birleştirerek imkânsızı değil imkânlı olanı kendi dilinde ıslatarak, düşüncesiyle yoğurarak sunar ortaya.

Hüzün şiir için bir limandır. Kelimeler şairin içinde bu limanda uğurlamayı bekler durur. Ne zaman ki şairin eli kaleme düşüp kalem ucunu sayfalarda gezdirmeye başlarsa işte o zaman şiirin kelimeleri o limandan denize bırakılan bir gül yaprağı gibi salınır sayfalara. Tek tek kelime kelime bırakır izini şair sayfalara, sayfa dolar şiir bitmez. Yazılan ancak bir nebzedir şairin içindekilerinden.

Şiir biraz çok hüzün Hasan Akçay’ın şiirlerini topladığı kitabı Erguvan Yayınevi tarafından okuyuculara sunulmuş. Dö ...


Kekeme Çocuklar Korusu - Tarık Tufan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 600 | 16.02.11


Bir şeyler anlatmanın çokça yolu vardır. Bu anlatım tarzına sunum dersek herkesin kendine göre bir sunum şekli olduğunu da belirtmemiz lazım.

Sunuş önemlidir. Eğer sunduğunuz şey birilerine ya da bir kitleyeyse o zaman bu sunuşun çok iyi olması gerekir. Yoksa o sunduğunuz şey ne kadar iyi olsa da sırf sunumu kötü olduğu için beğenilmez be iştah açıcı olmaz.

Tarık tufan işte bu bahsi geçen sunuş işini çok iyi yapan son dönem yazarlarından. Sunumu ve sundukları kendine özgü. Bu bakımından taklit edilmek biraz ayıptır diyebiliriz. Günümüz popüler İslamcı yazarlarından olarak anılması onun başka kesimler tarafından okunmasına mani olmamıştır. Aksine daha fazla kişi tarafından okunur olmanın sırlarından biri de bu olabilir diyebiliriz.

”kekeme çocuklar korusu ...


Sabahın Altısında Bir Kalp Kırıldı - Sadık Şanlı

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 572 | 16.02.11


Kitaplar kimi zaman defalarca karşılaştığımız kelimeleri daha farklı bir boyuttan, daha sarsıcı bir şekilde göstermesi bakımından da önemlidirler. ”iyi” her zaman ”iyi” dir. Ama bu iyi çok iyi bir cümleyle sunulmuşsa ve bizi o cümleye daldırmışsa o, artık bu ”iyi” her zaman karşılaştığımız ”iyi” den farklıdır.

Sadık Şanlı da bu ”iyi” yi sarsıcı bir şekilde hissettirebilenlerden. Yazdığı hikâyeler günümüzde unutulan fakat ihtiyacını da hissettiğimiz hislerinin seslerini bize ta derinlerden duyuruyor.

Hikâyelerin yaşanmışlığı bize o özlemini duyduğumuz ”iyi”leri yeniden kazanmak için bir umut olarak veriyor. İçimizde o sönükleşen, ziyası azalan ama ihtiyacını duyduğumuz duyguları bize yaşattığı için değ ...


Mantıku’t-Tayr - Feridüddin Attar

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1390 | 16.02.11


Ferîdüddîn-i Attâr

“Can bu âlemden geçti mi bu âlem sana o âlem oluverir. Bu âlemden o âleme giden yol pek uzun değildir. Arada duvar olan ancak bir soluktur.”

Asıl ismi Muhammed bin İbrâhim el-Attâr en-Nişâbûrî el-Hemedânî olup Feridüddin( dinin ışığı, dine ışık veren) ismi ona sonradan paye olarak verilen bir isimdir.

1120′ de Horosan’nın Nişabur kentinde dünyaya geldi. Ünlü mutasavvıf ve soy isminden de anlaşılacağı gibi attar yani eczacıydı. Baba mesleği olan işle uğraşmaktaydı. O muhitte sohbet ve vaazlarıyla meşhur Kutbüddîn Haydar isimli büyük zatın ...



La: Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu

Hasip Çifci | Edebiyat | Okunma: 2226 | 16.02.11


"Öyle bir çığlıkla attı ki kendini Adem uykusundan, gerçekte çığlık atıp atmadığını bile bilemedi. Ama iki uyku arasında rüyasının bölündüğü gün gibi gerçekti. Ve başına bir şey gelmiş gibiydi.

O zamansızlık zamanında, cennet ırmağının kıyısında Adem, onunla göz göze geldi. Kuşları, tüyleri ürkütmekten korkarcasına elini uzattı yavaşça. Parmaklarının ucundan dökülen yaseminleri gösterdi. İçine dolan ses ve ışığa, sevince sarmaşığa, usulca, sen kimsin, dedi.

Bildiğini bir kez daha bilmek, kelimesini birde ondan duymak istedi. Ben kadınım, dedi
Havva, ama bu benim sıfatım. Adımı henüz bilmiyorum.
Sonra döndü Âdem'e, aklına bir şey gelmişti.
Sesi, bengisular gibiydi.

Bana dedi, bir isim ver, varlığım olsu ...



Devrilen Kazan - M. Turhan Tan

Hasip Çifci | Edebiyat | Okunma: 569 | 16.02.11


Tarihin kanlı sahneleriyle dolup taştığı yeniçeri isyanlarının ayyuka çıktığı bir dönemden alıntılanarak biraz hayal gücü ve güçlü bir anlatımla devam eden "Devrilen Kazan" kitabını okurken Osmanlının ihtişamıyla uyanacak, düştüğü olumsuz durumlarda irkilecek belki yer yer yüreğinize oturan hüzünler göreceksiniz. Kitap ne kadar tarihi bir roman olsa da sonuç olarak lirik bir aşk hikayesini anlatmakta. Haremlerden alemlere sokaklardan cenk meydanlarına taşan efsuni bir masal olan kitap damağınızda edebi bir hazzın yanı sıra Osmanlı ve yaşayış biçimlerinden örneklemelerle geçmişten geleceğe izleri gözleriniz önüne serecektir.

Görünen o ki Osmanlı hükümdarlığının yedi yirmi dört zaman dilimi içerisinde yalnızca savaşlar çekişmeler yahut taht kavgal ...



Krallar Avlayan Türk - M. Turhan Tan

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 582 | 16.02.11


Mümtaz Turhan Tan bu kitabını biraz daha mantığa ve akılcılığa dair kılmış. Diğer kitaplarında okuduğum Avcı Mehmed ve Sultan Süleyman devirlerinin aksine daha bir başa almış, Osmanlının kuruluş devirlerinden Sultan 1. Murad'a dayandırmıştır. Yeni yapılanma aşamasında olan Osmanlı Devleti, Rumeli topraklarına atılmış, bunun karşılığı olarak cesur yiğitlerinin kuvvetiyle birçok şehre mukayyet olmuştur.

Bu kitap, diğer kitaplardaki coşkun anlatımdan farklı olarak biraz daha okuyucuyla birebir konuşurmuş gibi sohbet tarzına büründürülmüştür. Bunun yanında diğer kitaplarında görülen üstün ağız yöntemleri yani şairane cümleler bu kitapta fazla yer almamış, özellikler daha çok akla ve zekâya dayandırılmıştır.

Hikâyenin örgüsü şöyle başlıyor; Rumeli topraklarına geçmek isteyen T ...


Viyana Dönüşü - M. Turhan Tan

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 657 | 16.02.11


Mümtaz Turhan Tan eğitimci ve mebus bir şahsiyet. Yıllarca mesleki kariyerini sürdürdükten sonra bir köşeye ayrılıp tarih bilgisini romanlar halinde kitaba dökmüş ve aynı zamanda devrin çeşitli gazetelerinde de makaleler yazmıştır. Gerçekten pek parlak şaheserler olan kitapları birbirinden ayırt edilemeyecek kadar güzeller. Osmanlı ruhunun derinlerini çalkalamış ve bunu gayet iyi bir biçimde ortaya dökmüştür.

Okuduğum 'Viyana Dönüşü' adlı kitap da Türklerin Viyana'ya nasıl gittiklerini, tekrardan sefere çıkılmasını, devrin padişahı Avcı Mehmet'in milleti ve devleti idare etmekten nasıl uzakta kaldığını ele almış. Şahsi bir okuyucusu olarak kendisinin bu kadar ilgi çekici konuları ele almasını ve bunları ince ayrıntılarına kadar akıcı bir anlatımla gerçekliğe kavuşturmasına hayranı ...


Posta Kutusundaki Mızıka - A. Ali Ural

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1089 | 16.02.11


Günümüzde gittikçe yazanı azalan bir türden yazılan kitap bize dostluğun o sarsılmaz kalesini, içinde barındırdığı eşsiz sözleriyle karşımıza çıkıyor. Yine Ali Ural’ın dilindeki o güzellik ve naiflik ile dallanıyor genişliyor ve büyüyor.

Mektup türünün en güzel örneklerini sunuyor bize. Unutulmuş olan bir mektubun kefareti olarak beliriyor. Ne güzel kefaret. Belki yetmez ama naif bir yüreğin içli sözlerini kimi zaman hüzünlü kimi zaman sevinçli ama hep özlemle beliren cümlelerle örülmüş kitap. Bir çiçek bahçesi belki de bir yol. Yol kenarında ilerlerken karşımıza çıkan binlerce renk demeti gibi canlanıyor cümleler.

Postacılar artık böyle mektuplar taşıyor muydu acaba! Diye düşünmeden edemedim. Acaba gelen mektupların kaçında ”sevgili dostum, kıymetlim..” ...


Portakal, Turta Bir De Kirpi - İsmail Kılıçarslan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 613 | 16.02.11


”Ben bir inadım
Kocaman bir kalbim var benim”

Çok isim arayabilirdik bir şiirin rengine. Neden şiir rengi! Çünkü her şiirin bir rengi vardır benim için. Her şiir o renge yürüyen ve birbirleriyle sözleşmiş kavi sözlerdir. Şiir olarak anılmasının sebebi de bu yüzdendir. Şair kavi sözler söylemişse ve söylediği ulaşmak istediği renge varmışsa ya da en azından yakınına düşmüşse şiir olarak anılır.

İsmail Kılıçarslan Onu ilk kez yaptığı tv programıyla gördüm. İyi şiirler okuyordu. İyi müzikler dinletiyordu. İyi şeyler konuşuyordu.

”portakal turta bir de kirpi” kitaptaki şiirler şiddetini ve sertliğini gittikçe artıran ve en sonunda bu sertlikle dağılıp kaybolan bir yapıyla işlenmiş. İlk başlardaki sadeliği sonlara doğru kaybetmesi kitabı gi ...


Çatı Katı - Nihan Kaya

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 628 | 16.02.11


Çatı katı denilince akla hemen yıllanmış sayfalar tozlu bir mekân ve bu mekanda sağa sola konmuş eşyalar, kutular, malzemeler, bu malzemeler ve eşyaların bizlerde bıraktığı hatıralar, anılar gözümüzün önüne gelir.

Benim aklımdaki çatı katı böyledir. İçimde böyle bir çatı karı özlemi durur hep belki de. O yüzden böyle abartarak yazdım. Ama genel olarak bir ”çatı katı” betimlemesinin böyle olduğunu da tahmin etmiyor değilim. Eskilere olan ilgim yüzünden bu çatı katları her zaman beni kendisine çeken yer olarak durmuştur zihnimde. Oraya girdiğimde dış dünyadan soyutlanıp her eşyanın üzerine sinmiş o garip ama saf duyguyu düşünüp içime çektiğim çok olmuştur. Her eşyadaki anılar bu anıların bıraktığı etki, eşyalar üzerindeki izlerle adaş olan şeylerdir.

Nihan Kaya& ...


Ölü Köpeğin Dişleri - Taşkın Tuna

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1021 | 16.02.11


Hazırlığı tam olan bir sözün değeri kalbin mihengine değdiği zaman hangi renge gelir! Hangi renge geliyorsa kalp da onu o renk ile tanır o renk ile bilir.

Ölü köpeğin dişleri Taşın Tuna kitaplarının dokuzuncusu olarak yer almış yazdığı kitapları arasında. Kitaba ismini veren konu ise Asr-ı Saadet Döneminde yaşanan bir meseleye dayanıyor. Peygamber Efendimiz ( s.a.v ) ile sahabeler bir gün bir yerden bir yere giderken yolda bir köpek ölüsüyle karşılaşıyorlar. Sıcak olduğu için de köpek ölüsü güneşin altında kokusunu iyice yaymış olduğu için de çok kötü kokmaktadır. Sahabelerin hepsi bu görüntü karşısında tiksinerek burunları kapatmışlar. Ama Peygamber Efendimiz (s.a.v) ise farklı bir açıdan bakarak ”ama dişleri güzel” demiştir. Kitaba ismini veren bu durum hayata uyarla ...


Başka Masallar - İsmail Kılıçarslan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 917 | 16.02.11


Şiirleriyle bildiğimiz ve tanıdığımız İsmail Kılıçarslan’ın bu kitabını görünce çok şaşırdığımı belirtmeliyim. Çünkü bir öykü-masal kitabı olarak karşımıza çıkıyor Birey yayınlarından çıkan ”başka masallar”

Kitapta anlatılanlar Zebercet oğlu Zülküf’ün yaşadıklarıdır. Kitap bir eksiklik üzerine doğmuş denilebilir. Yazarın eksik gördüğü bir şey üzerine. İyi de olmuş. Kitap bir derleme niteliğinde. Yazar da bunu önsöz kısmında ifade ediyor zaten. Teskiret’ül evliya’dan hayattüs sahabeye ve peygamberler tarihinden parçalar da içermektedir. Duyduğumuz, dinlediğimiz hikâyeler İsmail Kılıçarslan’ın diliyle yeniden yorumlanıp ortaya konuşmuştur.

Tüm hikâyelerin ana kahramanı Zebercet oğlu Zülküf’tür. Zülküf tarih içinde ülkelerden ü ...


Şiir Okuma Klavuzu - İsmet Özel

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 890 | 16.02.11


Bir şair şiir okuma kılavuzu yazarsa basıl olur diye düşünürken elime geçen bu kitap ile ”işte böyle olur” dedim. Hele ki bu kitabı yazan kişi ”Erbain ve Bir Yusuf Masalı”’nın yazanıysa o zaman okumadan olmaz diye mimledim.

Şiirle uğraşan biriyseniz içinde şiir kelimesi geçen eserlere meyliniz çok fazladır. Şiir okuma kılavuzu elinizin altında olması gereken kitaplardan biri. Emeğin ve birikimin kanıtı olarak işin erbabı tarafından hazırlanmış olan kitap; şiir denizinde ilerlemek isteyenler için eşsiz bir eser.

Ben her şairin bir şiir okuma kılavuzu yazmasını isteyenlerdenim. Çünkü emek verip üzerine yoğunlaştığı iş ince bir işçilik. Bu işçiliği de ancak ehil olan insanlar en iyi bir şekilde yaparlar.

Şiir zor zanaat. Bu zorluluk öne ...


İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir - İsmet özel

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 595 | 16.02.11


Bir şiir kitabı ki içindeki şiir 88 sayfa sürsün ve o şiirin içinde her şeyden biraz olsun. İtiraf etmeliyim ki bu kitabını okurken diğer kitaplarından farklı olacağını tahmin etmemiştim. İsmet Özel okurları için de bu belki bir sürpriz belki de şaşkınlık gibi bir şey oldu. Okuyucular için belki bir ”dumura uğrama” da söz konusu olabilir.

Kitapta İsmet Özel’in gittikçe artan milliyetçilik damarlarını görülebilir. ”of not being a jew” anlam olarak yahudi olmamaktır. Yahudilerin birliklerine nispeten Müslümanların ve topraklar hakkında hassasiyetleri olan insanların yalnızlığına telmihen bu başlığı seçmiştir. İlk kitabı bu başlıkla yayınlanırken bu kitabı ise ”ilaveler ve vaat edilmiş bir şiir” adıyla sürdürmüştür. Bu yüzden bir önceki kitab ...


Deliliğe Övgü - Erasmus

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 624 | 16.02.11


"halk var gücüyle seni ıslıklarken sen kendini alkışlarsan, bunun ne zararı olabilir! İşte kendini alkışlamanı mümkün kılan tek şey Deliliktir!"


Erasmus

28 ekim 1466 yılında Hollanda'nın Roterdam kentinde doğan ve tahmini olarak da 12 temmuz 1536 da gözlerini yuman XVI y.y. ünlü hümanisti. Kendi yaşam öyküsünü compendium vitae'de buluyoruz. Hakkında daha fazla bilgiyi dostlarına yazdığı mektuplardan öğreniyoruz. Dokuz yaşında Alexsander Hegius'un okuluna gönderildi ve o yaşında Latince ile tanıştı. Ailesinin ölümün ardından vasileri onu bir manastıra gönderdi. Ama buna fazla dayanamayıp kendi yolunu çizdi.

Deliliğe övgü kitabının ilk edisyonu 1511 yılında Gilles de Gourtmont tarafından hazırlanmış ve Paris'te yayımlanmıştır.

"R ...


Kraliçenin Pireleri - Tarık Tufan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 757 | 16.02.11


İsmini Descartes ile Kraliçe Christina’nın bir hikâyesinden alan kitap bir Tarık Tufan klasiği olarak karşımıza çıkıyor. Felsefe dersi için kraliçenin kapısını aşındıran bir filozofun yaşadığı talihsizliği ve bu talihsizlik içinde bir matematiksel düşüncenin filozofu.

Tarık Tufan ismi geçiyorse durmak lazım. Çünkü o bizi bilmediğimiz yerde koşturmadan kurar cümlelerini. Ama cümlelerini bizim görmediklerimiz üzerine şekillendirerek görmediklerimizi, resimlerde görünmeyenleri göstermeye çalışır. Bu belki yol gösteriştir belki de ”işte istikamet” diye mimlemektir. Ne olursa olsun yazdıklarını iyi okumak lazım. Her yazdığını olmasa bile en azından sağlam denilen ve içinde mutlaka en vurucu silahları olan cümlelerini sakladığı yazıları.

Tarık Tufan’ın d ...


Sessiz Redifler - Cafer Turaç

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 748 | 16.02.11


Bir kitap ki şiir gibi durur gözlerimiz önünde. Çeker kendine. Sade bir kapak ve sade bir baskıyla doludizgin cümlelere davet eder kitabına Turaç. Onun penceresini araladığınızda bu çok sesliliğe hazır olun. Bir rüzgâr sesi gibi, gittikçe şiddetini artıran ve kasırga ve tayfur ve fırtına gibi çeker cümleleriyle okuyanı. Dört iklim ve sayısız günü bir kitapta okumak insanı bir tarih serüvenine götürür gibi.

Sessiz Redifler’le gönlümüzde taht kurmuştur Turaç. Geleneksel ifadelerle modern zamanların anaforunda bir şiir ziyafeti verir yazdığı şiirlerle. Hem göze hem akla hem de akla hitap eden şiirleriyle tahtını sağlam direklerle kurmuştur. Dilindeki gizem ve sağlam söyleyiş bazı şiirlerinde şiirin rengini hemen vermemesi

”tadını sarındım cezayir karanfillerinin ...


Altın Eşik - Sedat Umran

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 590 | 16.02.11


Hayatını şiire adamış birinin elinden çıkan şiirler sayfaya en iyi yakışan şiirlerdir. Mürekkep onlar için daha bir kutsaldır ve sayfanın hakkını da en çok o insanlar verebilir.

İsmet Özel, ”Şiir okuma kılavuzunda” önce, ”Niçin şiir okuruz!” sorusunu sorar. Ve bu soruya, ”Herhalde yokluğunu hissettiğimiz bir şeyleri tamamlamak, bir zorluğu gidermek ve nihayet bir doyum sağlamak için.” Der. Umran’ın şiirlerinde eksikliğini hissetiğimiz şey ”düş” düş kurmayı unutan insanlar vahim bir durumdadır. Düş kurmasını bilmeyenin dünyası dar ve vizyonu da dardır. Düş kurmak hayatın gerekliliğindedir ve ancak düş kuranlar dünyanın içinde mutlu olmayı başaranlardır.

Şiiriyle yaşamını bir potada eriten bir şairdir Umran. Yazdığı şiir ...


Kendi Kalemini Kıranlar - Cemile Sümeyra

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 528 | 16.02.11


“Gerçekten önemli olan tek bir felsefe sorunu vardır,( o da ) intihar” dır diyor Albert Camus sisifos söyleminde. İntihar bir sonuç mudur yoksa neden midir! Sorularına cevapları olan insanlar bunu çeşitli kategorilerde sıralamıştır. Piskologlara göre ağır depresyon sonucu girilen bir eylemdir. Sosyologlara göre bir toplumdan ve baskıdan bunalan bir insanın yaptığı özkıyımdır. Bütün dallarda bu soruna çözümleme getirilmiştir. İzah edilmeye çalışılmıştır. Her bilimsel ve entelektüel disiplin, intiharı kendi bağlamında çözümlemeye çalışmıştır.Ancak her çözümlemeye rağmen intihar sorunsalı yine de toplumsal gerçeklik olarak etkisini sürdürmüştür.

Freud’a göre ”bilim açısından çözümlenmemiş bir sorun” olan intihar modern insanın ölümle yüzleşmesinin önemli ...


Kayboluş Şiirleri - Hilmi Yavuz

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 802 | 15.02.11


Her ne kadar İsmet Özel okuyan beni okumasın. Kitaplarım aynı kitaplıkta yer almasın demişse bile. Ben İsmet Özel ile Hilmi Yavuz’a kitaplığımda yer verdim. Benim için şair söz bileyen, söylediği sözün tesirini okuyucuda ölçüp ona kelimeler dünyasında değişik dünyalara yollayan kişidir. İsmet Özel’ de bir şairdir Hilmi yavuz da.

Bu meseleyi geçip Hilmi Yavuz’un yazdığı ”kayboluş şiirleri” kitabına yöneliyorum. Kitap ”kayboluş, Gayb-oluş ve üç yarım sonnet” diye üç başlık altında toplanmış şiirlerden oluşmuş. Dilindeki entelektüel birikimi şiirlerine işlemiştir.

Kayboluş ve keder
”bir insana bırakılmış olan keder
ve kelimelerin kalbi…” ibn arabi.

Şifreli kelime kayboluş. Hilmi Yavuz kayboluş üzeri ...


Güneş ve Ayna - Mustafa Özçelik

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 706 | 15.02.11


”lunaparklarda sana yer yok
Yiğit olmanın keskin dönemecince
Yine bir İbrahim dersi
Yine önümüzde dağ kan gül ve ateş”

Yunus’un hemşerisi olan bir şair tabi ki yunus’tan esintiler verecekti ve onun gibi kokan sözlerle bizi besleyecekti. Şair kendi kaynaklarından beslendikten sonra ancak o da pınar olup kendinden sonradakileri beslerdi. Mustafa Özçelik bunu başaran şairlerdendir. Yazdığı eserlerin ”biz gibi kokması” bu yüzdendir. O bu toprakların beslediği iyi insanlardan biridir.

Şiir üzerine çalışmalarını birkaç zamandır takip ettiğim Mustafa Özçelik’in elime geçen bir başka kitabı olan ”güneş ve ayna” kitabı ”ifşa” ile birlikte elime geçti. Sırasını beklerken kıpırdayan ve sesini duyurmak için ...


Ağzı Karanfilli Dost - Mesut Doğan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 585 | 15.02.11


”Mona Roza’dan mısralar asılıydı duvarlarında
bir keman ve bir seccade
yetiyor muydu bu şehri anlamaya”

bir İstanbul şairinin dilinden düşen sözler İstanbul kokuludur. Bir çay içimi anında çaya sevgi, anneye özlem ve umut iklimin getirdiği baharlarla yoğurur şair; İstanbul’da ise şayet.

Mesut Doğan’ın ”ağzı karanfilli dost” kitabı işte bu İstanbul kokularını andıran taze bahar çiçekleriyle kendine çeken bir halde okuyucusunu kendine çekiyor. Beyan Yayınları’ndan çıkan kitap 1997 yılının 247′i kitabı olarak raflarda duruyordu.

Kitapçılarda gezinirken edindiğim kitap eski olmasına rağmen hala tazeliğini koruyan sözleriyle başından sonuna kadar aşk kokan, özlem renkli resimler çizerek zihnimde büyüyen bir ...


Ebabil - Ahmet Veske

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 558 | 15.02.11


Kıyıda köşede duran nice kitaplar vardır ki içindeki denizi okumadan sunmaz. Onunla vakit geçirmedikçe, onunla hülyalara, düşlere dalmadıkça kendini açık açık sermezler. İşte öyle bir anda bir kitapçıda vakit geçirirken elime düşen kitapta parmak izlerimi gezdirirken şahit oldum o kitabın içindeki dünyaya.

Bana malcolm x’e adanmış bir şiir sunarken gözbebeklerimin içinde büyüyen bir ”afrika” belirdi.

”kırbaç şaklamalarında bitip tükenmez kahırlar
sırtlarında onulmaz yol izleri yaraların
bir Virginia tütününde zenci ezikliği
dinmez bilal özlemidir tutuşur/yüreklerde
konuşulan afrikadır”


Ahmet Veske’nin tek kitabı beyan yayınlarından çıkmış. Ebabil ismiyle yayınlanan kitaptaki şiirler Veske’nin saf ve t ...


Kuduz Aşısı - A. Ali Ural

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 652 | 15.02.11


Üç bölümde yirmidört şiir vardır. Her yazarın bir şair yönü yoktur ama Ali Ural’in ise vardır. Dilindeki güncel ifadeler ve anlatımındaki ironik hal onun artık belirgin izi. Bu tarz şiirlerinde de gözükmetedir. Şiirlerinin hemen kendini ele vermemesi bu kitabın üzerine biraz vakit ayırmak gerek demek anlamına geliyor. Sıkmadan ikinci babdan başlamak lazım okumaya.

Günümüz insanını da eleştiren bir şiirinde ” yedi çift ayakkabım var ama gidecek yer belli değil” diyerek düşündürüyor bizi. Gidilecek yer yoksa o zaman ayakkabı ne işe yarayacak!

”tırnaklarını boya yüzümü yırtmadan önce
kalbimi gerdir, yüzünde kırışık yok
bırak tarih sarılsın yaralarına
tarih, kolu kopuk heykelleriyle”

aynı şiirde sorguladığı ”markası ne ...


Bütün Şiirler - Arthur Rimbaud

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 680 | 15.02.11


4 yıllık şiir serüveninde unutulmaz eserler bırakarak şiir hayatını sonlandırmıştır. Söylediği sözler acının binbir halini ve acı çeken bir bedenin, ıstırap dolu sözleridir. 4 yıl boyunca yazdığı eserler Dünya Edebiyatını etkilemiştir. Eserlerine 1854 de yazmaya başlamış ve 1891 de bitirmiştir.

” Değil mi ki onlar senli-benli-gitti derler! O dört başı
mamur taşlar! O açmaya varmış çiçekler! -değil mi ki
bir kasvettir kalan geriye! Ecenin haliyse malum,
toprak mangalının korlarını karıştırmaya dalmış
büyücü, bilir ya söylemez bizim bildiğimizi.”

Hristiyan dinini eleştirmiş Kuzey Afrika’ya gitmiş burada İslamiyetle tanışmış. Hatta Harar’daki çocuklara Kuran öğrettiği yazılmıştır.

Sadece şiirle uğraşmamış ayrıca düz yazı tarzı ...


Yobazlığa Övgü - Süleyman Çobanoğlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 694 | 15.02.11


”Bu kitabı kendini yobazlara adıyorum. İbrahim’e. Her şeytani taarruzda, gövdesi oklarla delik deşik edilen o katı kayaya. Eyyub’a…”

Ve dahi denilebilir ki kendini yobaz sayanlara. Yobazlığın kötü bir şey olmadığının altını çizmek gerekir. Çünkü yazan el ellerini kancık bir klavyede gezdirirken kalem değmiş sayfalarda muaf tuttuğu sesiyle bizlere sesleniyor.

Daha önceki kitabı ”aşk ile hain kardeş”ten sonra çıkan kitabı ellerime aldığımda Süleyman Çobanoğlu sesine aşinalığım pek yoktu. Ama bu kitap vesilesiyle onun sivri dilli ve istediğim kıvamda sözler söyleyen, düşündüren cümleleriyle kitabı okudum bitti havasından uzak tutan eserleriyle karşımızda duruyor.

İsmet Özel’in ”benden sonra tek bir şair geldi o d ...


Bir Yusuf Masalı - İsmet Özel

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 915 | 15.02.11


İsmet Özel denildiği zaman durmak lazım. Bir Yusuf Masalı ismiyle yayınladığı eserini artık bilmeyen yoktur. Büyük ses getirdiği kesin. Aynı şekilde Türk şiirinde de yankı yapan bir kitap olarak elime aldığımda heyecan duymadığımı söyleyemem. Çünkü kitap elimde kıpır kıpır duran bir kitaptı ve aldığım andan itibaren yazılanların bende yankılanacağını biliyordum.

Şaşırmadım. İsmet Özel yazdığı eseri divan edebiyatının gül kokan eserlerini hatırlatan devasa bir eser telif etmiş. Bölümlerden bunu anlayabiliriz. Münacat/Naat/sebeb-i telif/dibace…

”Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylâk
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı.’‘

Şiiriyle başlıyor ve aynı sı ...


Hayal Meyal - Tarık Tufan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1485 | 15.02.11


Kitabı almamla bitirmem bir olmasa da çok kısa bir sürede kendini okutan kitaplardan. Dilinin güzelliği ve sadeliği tutarlı cümleleriyle bölüm bölüm karşımıza çıkan güzelliğiyle elime yakıştı bu kitap.

Kitaba İsmail Kılıçarslan şiiriyle başlamak okur için ” sen hazırlıklı ol” demek gibi bir şeydir. Olacakların bütün mesuliyeti ilkin yazarına ardından okuruna yüklenmiştir. Akışında dikkat, bölümler sabit duran bir heykel gibi. El uzatıp gel diye çağırıyor.

”Hem ben bir kez öldüm
Bir kere daha ölürüm” [İsmail Kılıçarslan]

Bir kadına âşık mı değil mi ikilemi arasında kendini yitirmiş bir adamın şizofreni haliyle hayal meyal içinde hikâyelerini dinliyoruz gözlerimiz kapalı. İlknur’un duruşunda bir kuş temsilini Nurettin Efendi’ ...


Resimde Görünmeyen - A. Ali Ural

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 592 | 15.02.11


Her resmin görüntüsünden seçtiğimiz sadece o resim karesine sığanlardır. O resimde duran kişiler veya nesneler dondurulmuş zamana kalıcılık verirken eskiye dönmek ya da o ana yeniden dönmek için bir zaman makinesi görevi üstlenen şeylerdir.

Resimdekiler gözlerimizin önünde durur. Anlamak için resimlere bakmamız yeterlidir. Hangi resme bakarsak o resmin zamanın bir anında gözümüzde duracak hafızamızda canlanacak bir şeyler gizlediğini ve o şeylerin bizler için çok önemli olduğunu resim sanatına bakarak anlaşılabilir.

Ali Ural ”resimde görünmeyen” kitabında resimlerde görünmeyen şeyleri göstermeye yönelik yazdığı kitabında gazete köşelerinde geçen veya ajanslarda tuhaf haberler olarak söylenebilir haberleri konu etmiş kitabında. Her haberden önce ilkin yazarın k ...


Sylvıa Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi - Nilgün Marmara

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 671 | 15.02.11


Sylvia Plath’ı her on senede bir intihara kalkışmasıyla bildik. Üçüncü denemesinde bu sefer amacına ulaşmanın vermiş olduğu gururlu hal ile ebedi yerini yerin dibinde aldı.

”Bir gün bir yerde, okulda, Avrupa’da, herhangi bir yerde, o boğucu çarpıtmalarıyla sırça fanusun yeniden üzerime inmeyeceğini nasıl bilebilirdim! o sırça fanus ki, içinde ölü bir kelebek gibi tıkanıp kalmış biri için dünyanın kendisi kötü bir düştür”

Sylvia Plath’ı her on senede bir intihara kalkışmasıyla bildik. Üçüncü denemesinde bu sefer amacına ulaşmanın vermiş olduğu gururlu hal ile ebedi yerini yerin dibinde aldı.

”Bir gün bir yerde, okulda, Avrupa’da, herhangi bir yerde, o boğucu çarpıtmalarıyla sırça fanusun yeniden üzerime inmeyeceğini nasıl ...


Körün Parmak Uçları - Ali Ural

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 816 | 15.02.11


Ali Ural’ın denemelerindeki ve öykülerindeki yalın anlatımıyla şiir yazarsa nasıl olur sorusuna vereceği en güzel cevap “Körün parmak uçları” kitabıdır. O’nun yazdıklar nefessiz okunan bir bütünlüktür. Diğer kitaplarını okuduğum zaman bu soruyu defalarca sordum kendime.

Okuduğum 3. Ali Ural kitabı olan “körün parmak uçları” bir kör dünyayı nasıl görür ya da görüş mesafesi ne kadardır, algılama biçimi nasıldır… Gibi birçok soruya kapağındaki Picasso resmiyle önümüze sundu bu kitap.

“bulduğunuz ilk martıyı kalbine sürün
bu adam ölmüş
götürün!”

İlk şiirlerindeki vuruculuğu ve altı çizilip ezberlenecek türden olan cümleleri aklımızın bir yerine Ali Ural söyledi diye mimledik. Şairin, yazarın, bizi uyakladı ...


İçinizdeki Öküze Oha Deyin - Bülent Akyürek

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 514 | 15.02.11


Yılgın Türkler kitabıyla iyi bir çıkış yapan Bülent Akyürek’in son kitabı ”içinizdeki öküze oha deyin” kitabıyla okuyucularının karşısına çıktı yine. Bu cümle biraz hoş durmadı ama olsun. Yazdığı kitaplara dilindeki sivriliğini katıp bilinçli cümleler kurarak herkesin dikkatini çekmiştir yazar.

Önceki kitaplarındaki agresifliği ve sivri dilliğini son eseri olan bu kitapta da bulmak mümkündür.

Bu kitabı yazmak için bir röportajda söylediğine göre 1000′den fazla kitap okuduğunu söylüyordu. Yazdığı kitapta kişisel gelişim kitaplarına ve kişisel gelişim programlarına, kişisel gelişimcilere savaş açtığını görebilirsiniz.

Türlerine göre değişik bir kitap olduğu kitabın kapağından anlaşabilir. Söylediği cümleler ise ünlem işaretiyle sonlanabilir. ...


Amerikan Köpekleri - Nihat Genç

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 707 | 15.02.11


”ve hepimiz artık Bağdat’ da bir Amerikalı asker daha öldürülünce bir çentik daha atıyoruz bağımsızlığımıza”

Dilindeki sivriliği ve anlatım tarzındaki agresif tavrı ile edebiyat dünyasında apayrı bir yere sahip olan Nihat Genç bu kitabıyla Amerika ve misyonuna dur demek için kelimelerini kullanıyor. Küfür etmekten çekinmeden sağa sola sataşarak kaleme aldığı kitabında, hem fikirleri hem de söyledikleriyle dikkat çekici.

Kitap birbirinden bağımsız yazılardan oluşuyor. Her yazı bir fikrin bir duruşun bir kavganın yazısı. Amerika’ya karşı yazdığı sert yazılarında kendi birikimiyle birçok şey söylemiştir.

”Sultan Galiyev’in fikirlerini birkaç satırda özetlemek mümkün. Bu gün ”galiyevizm” denilen doktrin şudur: ‘do ...


Yangın Merdiveni - Ali Ural

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 704 | 15.02.11


”Basamakları inerken
Bütün sonlara hazır olun!”

26 eşsiz öyküden ulaşan hikayenin her bir öyküsünde kaçan, çıkış arayan, bu çıkışta kendini kurtarmaya çalışanların hikayelerini okuyacağımız bir kitap.

Ali Ural’ın dilindeki olayların hikâyeye dönüşmesi ortaya güzel bir kitap çıkartmış. Kapağını Ramazan Erkut tasarlamış. 5. Baskısını okuduğum kitap yangında ilk kurtarılacak kitaplar arasında benim için.

Ali Ural’ı takip edenler dilindeki ironiyi her zaman görmüştür. Yazdığı kitaplara her zaman biraz yerleştirmiştir bunu ustalıkla.

”çünkü külüstür bir yağmur yağıyor şehre. Gıcırtıyla, ince ince yağıyor.”

Benzetmeleri ve olay örgüsüne göre biraz dikkat isteyen yazılardan oluşmuş kitap. Bu yüzden bazen başa dön ...


Makyaj Yapan Ölüler - Ali Ural

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 812 | 15.02.11


Dilindeki sadelik ve eşsiz anlatımıyla okuyanda iyi etki bırakan kitap; üçüncü sayfa haberleri diyebileceğimiz haberlerin yorumlanışı olan bir kitap. Bu vesileyle yazanın sıkı bir gazete okuyucusu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü her haber bizim bir aralar göz attığımız gazetelerde geçen ve üstünde fazla durmadığımız türden haberler.

Bu haberler Ural’ın dilinde yeni bir boyut kazanıp daha dikkat çekici bir hal ile yazılmıştır.

“Denemediği bir şey kalmayan insan, acaba bir gün insan olmayı deneyecek mi!”

Espiritürel dilindeki vurgularıyla her yazının konusunu bir haberden alan yazılardan oluşan kitabında, bu yazı acaba hangi habere ya da hangi anekdota çıkacak diye her yazının sonundaki haberi ve o vurucu son cümleyi heyecanla bekledik. O cümle gel ...


Cehennemde Bir Mevsim, Aydınlanışlar - Arthur Rimbaud

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 670 | 15.02.11


Ölürken son sözü ” Allah kerim” olan bir şair bir yazar. Vahşi tabiatında gizlenmiş olan sancılarıyla yaşadığı çağda çok büyük yankı uyandıran yazıları ve şiirleriyle günümüzde de hala okunurluğu yüksek olan biridir Arthur Rimbaud.

Fransız şiirinin öncelerinden olup 17 yaşında şiire başlamıştır. Çok kısa bir süre içinde ismini duyurmuştur. 3 yıllık bir yazı serüveninden sonra şiir yazmayı bırakmıştır. Hayatı devamlı ülkeden ülkeye gezmekle olmuştur. Köle tüccarıdır.

Bu kadar bilgiden sonra yazana bir de eser boyutuyla bakalım. Mükemmel acılar içinde acısını kelimelere işleyerek modern şiirin ustalarından olmuştur. Kitapta yazanın ve Türkçeleştirenin hayatını okuyabilirsiniz. Paul Claudel’in önsüzü ile de kitap ve yazan hakkında bilinmeyenleri okuduk.


İntihar Eden Ünlüler - Erdal Sarıçam

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 684 | 15.02.11


Artık zaman değişti ve insanların gözlerinde büyüyen bir haddeye erişti bu intihar edenler. Acaba intihar iyi bir şey miydi! İntiharı ortaya çıkaran sebepler nelerdi. İntihar bir sebep miydi bir sonuç mu!

Erdal Sarıçam yazdığı bu eser ile hayatımızın bir yerlerde isimlerini duyduğumuz haberlerini üçüncü sayfalarda izlediğimiz ünlülerin intihar vakalarını bir kitap içinde toplamış. Ayrıntılı bir şekilde kim oldukları ne iş yaptıkları nasıl intihar ettikleri ve kısa bir hayat hikâyeleri ile birlikte ele aldığı bu kitap kaynak niteliğinde olabilecek bir kitap.

Toplamda 63 kişinin hayat hikâyesini ve intihar şekillerini bize sunan Sarıçam kitabına aldığı değişik yazılarla da değişik yazarların fikirlerine de yer vermiştir.

İntiharın gözler önündeki gerçekliği ve insa ...


Merhaba Ey Hüzün - Mehmet Atilla Maraş

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 696 | 15.02.11


3 bölümde toplam 31 şiir vardır.

”bu dünya gurbetinden sıkılıyorum
öyle bir yalnızım ki tarife imkan yok”

maraş’ın dilindeki hüzün kalbinin doğulu sancılarından şiir haline girmiş ifadeleridir. Onun şiirlerindeki hüzün sıcak bir iklimin uyanışıyla yollara düşen bir seyyahın öyküsüdür.

Aney şiiriyle geniş kitlelere ismini duyuran Maraş bu kitabında hüznümüzü sorgular gibi.
Hüznün aşk kulvarında bir mihenk taşı bir beliriş bir hal olarak göze çarpması aşk denizinin hüzünsüz olmaması ve aşka giden yolların hüzünde kesişmesi belirgin bir nöbet gibi kalbimizden yüzümüze sıçramasının izleri durur.

”Hüznün son
Dalgın kuşları geçiyor
bir akşam serinliğinde
şehrin üstünden
cihetsiz kavisler çizerken
gökkubbede < ...


Katre-i matem - İskender pala

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1141 | 15.02.11


Kelimeler içinde bir aşk ve bu aşkın zahir boyutunda bir cinayet ve bu cinayetin 66 soruda çözümlemesi.

İskender Pala ikinci romanı olan bu kitabıyla yeniden göz doldurdu, gönül verdi okuyucularına.

Kitap sunuş bölümünde de yazıldığı gibi bir müzayede satışa sunulan bir kitabın alımıyla başlanıyor. Yazara diyoruz ki o kitabı iyi ki almışsın. O kitap bu kitabı var eden cümlelerin sebebi. Yazar o kitaptaki hikâyeyi genişleterek, sunumunu zenginleştirerek o tarihte yaşıyormuşçasına bizi de o sihirli kelimeleriyle sürükleyip o tarihe götürüyor.

Dönem Lale devri. III. Ahmet’in padişah olduğu dönem. Saray ve çevresinin bu dönemde keyif ve eğlenceye düşkünlüğü ve lale’nin bu dönemdeki önemini okuduğumuz sayfalarda bir daha gördük.

Bilgilerimizi taze ...


Beyaz Yürüyüş - Faruk Uysal

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 626 | 15.02.11


Üç bölümde 32 şiir vardır

”artık parklar bitti
o katılık haritaları kaplamak üzere
seni de bir mevsim sanırlar sonbahar
ne kendisi ne başkası olan bir mevsim”

kitabı aralarken karşımıza çıkan cümleleri ”şair ve sonbahar” şiiriyle birleştirdik. Aklımızda kalan sözleri bu şiirin satırlarında doludizgin gördük.

”insandır kendini kendi gövdesine demirleyen”

Şiirlerdeki sadelik ve akıcılık arada insanı çarpan vurucu söylemlerle birleşince şiirin dünyasında iyi bir kalemin seslerini duyduğunuz için sevinebilirsiniz. Şiirlerdeki gidişat bir nihavent makamında ”temmuzca” şiirinde durduruyor sustuklarımızı.

”iklimler” şiirinde ”herkes kendi düşünü yaşıyor” sözüyle düşümüz ...


Eylülde Su - İbrahim Eryiğit

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 602 | 15.02.11


Kitap 80 sayfa 4 bölümden oluşmaktadır iki altılık bölüm iki de yedilik bölüm olmak üzere toplam 26 şiir mevcuttur.

1. hayatın büyüsü
çizgi
bilinç akışı
eylülde su
hayatın büyüsü
düş kırıklıkları
sehven şiir oldu yaşadıklarım.

Kitap Fuzuli’nin:
”gerçi cânândan dil-i şeydâ içün kâm isterem
sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedir” dizeleriyle evvela ustaya saygı niyetiyle açılıyor.

İlk şiir olarak çizgi şiirini görüyoruz. İlk çizgi ve son nefes…
Şöyle diyordu şair:

”ölüme
gözümün görmeyen yanıyla bakıyorum
her adımın hesabını yaparken beynim
ömür çizgisinin sağlamasından yorgun
son kelimeyi zor hatırlıyor”

hayat ilk çizgilerin kütüğümüze işlenmesiyle başla ...


Arzuların Tercümanı - İbn Arabî

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 554 | 15.02.11


”Klasik İslam edebiyatında şairler doğadan aldıkları motifleri bir soyutlama yaparak, insan psikolojisinin en yüce hali olan aşka ulaşırlar. Aşk aracılığıyla fizikötesi aleme nüfuz ederler. Orada Varlığın birliği görüşüne, Tanrı aşkında yok olmaya ve ebedi olarak Tanrı aşkında dirilmeye ulaşırlar.”

İbn Arabî Şeyh-i Ekber, Sultan’ül arifin, Hatem’ül evliya, Kutb-ü Humam olarak da anılır. 500′e yakın eser vermiştir bu eserlerin bir çoğu da tasavvufa dairdir.

Bu eserini tek bir kaynakta beslenmediği ortadadır. Eğer biz okuduğumuzun ilk anlamıyla yetinirsek bu kitabı hakkıyla anlamış sayılmayız. Çünkü İbni Arabi gibi zatları anlamak için ilkin gittikleri yolu bilip söylediği sözleri de ona göre değerlendirmemiz lazım.

Her sözün her cümle ...


Ebuzer - Hakan Albayrak

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 723 | 15.02.11


Hakan albayrak’ın eşsiz kitabı olan Ebuzer, filmi çekilip sinemalarda gösterime girmesi gereken kitaptır. Çokça söylendi çokça sözlendi. Çokça insanın hayalini süsledi belki de bu fikir.

Yazılan doğru söze ne hacet, Ebuzer asil bir duruşun simgesi olarak unutulmayacak kitaplar arasında yerini aldı. Yazanın şiddetli cümle kurgusu, cümlelerin katışıksız duygular beslemesi, asil bir yüreğin fırtınalarını ve bu hengâmede çölleri ayaklaması, bir seyyah olup vatandan vatana göçen bir duruş ile karşımızda beliriyor Ebuzer.

Hakan Albayrak’ın hızlı ya da kendi tabiriyle çabukromanıdır. Elinize aldığınız andan itibaren bırakmaya kıyamadığınız kitabın sayfaları az olmasına karşın hakkında yazılan yazılar sayfalar dolusudur. 72. sayfada son bulmasına rağmen hayatımızda hi ...


Bir Overlokçu Kıza İlan-ı Aşk - İdris Özyol

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 805 | 15.02.11


”ey bana, aynalara karşı acımasız olmayı ve traş olurken yüzümü kesmeyi öğreten isim, gel ve kandan korkmadığımı gör. Kanamak hoşuma gidiyor benim. Bu nedir! Her soruya parmak kaldıranları vurun be! Vurun kendini tarifte zorlananları.”

Bu kitap 147 sayfada içinde bizden cümleler içeren ve bizlere bizleri anlatan ağrıyan yanımızla bizlere türküler söyleyen, unuttuğumuz duruşlarımızı bize hatırlatan kalbimiz kırıldığında bir kavgada bağıra bağıra söyleyeceğimiz isimleri söylüyor.

Çetin dilli yazar İdris Özyol bu kitabıyla serinin ikinci kitabını bize hediye etmiştir. Bizim de alıp bağrımıza sarmamız lazım. Çünkü onun kaleminden çıkan kelimeler bir aşktan alınmışçasına, bir savaştan çıkarcasına, yenik bir zaferden sonra büyüyen bir yenilgi gibi içimizde büyüyüp y ...


Kovulmuşların Evi - Ali Ayçil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 635 | 15.02.11


108 sayfa içinde 33 deneme vardır. Her deneme bizim hayatımızın bir zamanlarda aslında gördüğü bir sahifede geçen şeyler kadar değerlidir.

Ali Ayçil iş bu kitabıyla tam bir deneme ustası olduğunu kanıtlar gibidir. Cümlelerin akıcılığı ve düşündürücü halleri içimizde anlam kazanmıştır. Çok da özlü sözler besteler içimize. Bizi vuran sözleriyle acımıza sarılıp o acıyı depreştiren kelimenin, cümlenin altını çizdiğimizde işte burası bizim acımızın, bizim sızımızın kaynadığı yerdir. Biz bu cümle ile, bu kelime ile acımıza acılandık. Sızlayan yanımıza bu cümleyi bastık.

”ben ki insanın yeryüzüne atılmasının, o yalnızlığın, yabancılığın kederli bekçisiyim. Dünyayı karnımda dinmeyen bir sancı olarak taşıdım bunca zaman.”

Onun böyle aniden söylediği sözler biz ...


Naz Bitti - Ali Ayçil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 666 | 15.02.11


61 sayfa, 2 bölüm, 25 şiirden oluşmuştur.

Naz/bitti
Daha önce tanıttığımız ”arastanın son çırağı” kitabından sonra ikinci şiir kitabı olan naz bitti şairin artık dilinin daha keskinleştiğini ve halk edebiyatı biçimine daha uygun şiirler yazdığı gözlenmiştir.

Şifre 14. 14 lü hece ölçüsüne göre yazılmıştır kitap. Bu da Ayçil’in kurduğu şiirleri biçimsel olarak açıklamaktadır yeterince. Şiirlerinin kolayca tüketilmemesi bir nevi kolay yazılmadığı içindir.

”babamın cebi cimri, lunaparkta bekliyor
hücum ediyor göğsüm nazlının neşesine
birkaç çiçek ver diye yalvarıp duruyorum
vilayet bahçesinin çakırkeyf bekçisine”

şiirindeki ironiden ödün vermeden ” devlet devlet olalı böyle barış görmedi” demesi bunun ...


Arastanın Son Çırağı - Ali Ayçil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 535 | 15.02.11


2 bölümden oluşup 55 sayfada toplam 26 şiir vardır. 90 kuşağı şairlerinden olan ayçil öyle her yerde şiirlerini gösteren biri değil. Şiirlerinin geneli bildiğim kadarıyla Dergâh’ da yer edinmiştir.

Arastanın son çırağı’nda klasik şiir şekli diyebileceğim hece vezniyle şiirlerini görücüye çıkarsa da belli bir kalıba bağlı kalmamıştır. İlk şiir kitabı olması hasebiyle de seçilen şiirlerin bazıları gözümüzü yükseklere dikerken bazıları ise havanın normal seyrine bırakmaktadır bizleri.

kuru kök

“berrak yüzüm biraz çil, paçalarım ispanyol
kayıbın oğluyum ben yeni moda bir hayta”

şiirlerinde geçen ironiyi tadında bırakıp, bizi sert ünsüzlerle ve sevimli cümlelerle bırakan yazan yazdığı şiirlerle döneminin, dışında şiirler yazmıştır. ...


Yasak Bölge - Cafer Keklikçi

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 597 | 15.02.11


“toplanamazlar: çünkü boyumuz uzun yukardan bakıyor kuzum”

Kitap 59 sayfadan oluşmaktadır. 2 başlık altında toplam 20 şiir vardır.

Yasak bölge, Herkes iyi, Sıkı pencere, Kırmızı büyük, Geçersiz kazan kaynıyor, Yasak bölge, Yukardan bakan, Kuşlık şarkısı, Alarm, Kara kapılar, Ayışığı kapılar, Başlamadan önce kenar, Eskisi, Sela, Kayıp, Berber, Sela, Medar, Saat:25 sıfır sıfır, Teatral, İkinci durak.

“artık benimki bir tanrıdır içimde civcivleyen
Suyunu soldan getiren tenine çığlık yerleştiren
Benimki bir tanrıdır: bütün gün güneşin gövdesiyle yatan
Bir kutsal hovarda bir kırmızı bir uçuk mermer
Her gün her saat kendi kendisine tapan”

Keklikçi’nin dili ağır ve anlaşılmaz bir şekilde bir iki okumada kendini ele ...


Ricat - Kemal sayar

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 655 | 15.02.11


“biz koşarken uçarken düşerken
Gülümseyen gözlerle izliyor bizi hayat”

Kitap 104 sayfadan oluşmaktadır.

3 başlık altında 23 şiir mevcuttur. Üç bir katı olmadan yazdığı şiirlerinde; yazan şairce sözlerle kalbimize şiirler bastıracak türden.

Zeyl

“biz koşarken uçarken düşerken
Gülümseyen gözlerle izliyor bizi hayat”

Oğlu için yazdığı şiirde bize de nasihatler barındıracak türden bir psikiyatrisin sözlerini düşünüyoruz. Bir baba merhametinde yazdığı bu şiirde

“hayat sürekli bir mucizedir oğlum
Şaşırmayı öğren her yeni güne”

demesi bize unuttuğumuz öğreniş tarzının şaşırmaktan olacağının göstergesi. Dinlemeye alıyoruz kitapta yazanını.

Noktalama işaretleriyle arası iyi olmaya ...


Lanetli Sınıf 1: Ne Mutlu Lahmacun Yiyebiliyorum - İdris Özyol

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 622 | 15.02.11


Kitap 126 sayfadır ve her sayfası birbirinden güzeldir. Beyaz sayfa üzerindeki siyah harflerle yazılan kelimeler ateş diye düşmüş cümlelerin ortasına ve cümlelerin her biri bir ateş gibi, bir dağ gibi, bir türkü gibi boylamış yüreğimizi, ağzımızı burnumuzu dağıtıp beynimizden vuran cinsten yazılardan oluşmaktadır.

58 başlık altında 58 kere kendimizi bulduk. 58 kere baktık etrafımıza ve bu 58 lik içinde kendimizi Ağrı’da, Nemrut’da, Uludağ’da… Anadolunun bilimum dağlarında büyümüş dallanmış budaklanmış bir ağaç gibi hissediyoruz.

Dudaklarımız Güneydoğu’nun sıcağında kavruldu, Doğu Anadolu’nun buz gibi sularını değdirdik dudaklarımıza, İç Anadolu’nun bozkırlarında aşık attık ve ege’ de efelendik, Karadeniz de horon teptik̷ ...


Sevdadır - Arkadaş Zekai Özger

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1004 | 15.02.11


Kitap 254 sayfada 5 bölümden oluşmaktadır. 42 şiiri vardır.

“Arkadaş” Zekai. Birinci bölümde Z.Özger hakkında başkaları tarafından yazılmış yazıları okuduk

Ramiz bilgin, Nasıl yitti, Nasıl bulundu
Şükran Tekin, Arkadaş Z.Öger
Sina Akyol, Erken Öldük;Erken Ölen Mintanıyla Gömüşsün!
Kalanlara Toplu Bir Bakış Denemesi.
Orhan Alkaya, Zekai Adında Bir Arkadaş
Veysel Çolak, Bir Şiirin Devamı
Tahir Abacı, Arkadaş Z.Özger İçin

İkinci bölümde Mektupları okuduk. Cavit Kürnek, Mektuplardan’ diye yayınlanan bu bölümde öğrendik ki her kelimenin bir bedeli olduğunu ve yazan kişi dokuz yaşındayken ostomyolit hastalığı geçirmiş. Bu hastalık geçen bir şey midir bunu konuşmayacağım. Bu yüzden de devam etmeyi yeğliyorum. Çünkü tuhaf bir ins ...


Hayy Aksi - Esra Elönü

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 586 | 15.02.11


Kitap 160 sayfadan oluşmaktadır. 67 başlıktan oluşmuştur. 4 kategoriye ayrılmıştır. Radyoda okuduğu ve seslendirildiği fragmanlardan oluşmaktadır.

Eser Türkiye Yazarlar Birliği 2008 yılı Radyo Fragman ödülüne layık görülmüştür.

İçindekiler kısmı yan yana yazılıp numaraları da karşısına yazılmıştır. Sevgili okurun dikkatini en başta bu çekmiştir. Bu da kitabın aykırı ve aksi bir kitap olduğunun göstergesi olarak görülebilir. Girişinde de Sibel Eraslan’ın kitap ve yazanı hakkında yazdığı yazı da dikkat çekici.

“şimdi bayım: bu kıza dikkat diyorum, bu kıza dikkat!…”

Kitap 4 başlık altında yan yana ve ya alt alta dizilmiş. Sıralaması ise iş bu şekildedir.

1.DUA
…bize kabul edeceğin dualar söylet…
Besmele h ...


Gün Doğmadan - Sezai Karakoç

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1378 | 15.02.11


Şairin tüm kitaplarını topladığı eseridir. 9 kitabın toplanmış halidir. 13 bölümdür. 682 sayfadan oluşmaktadır.

Mona Rosa
Şahdamar/körfez/sesler
Hızırla Kırk Saat
Taha’nın kitabı/gül muştusu
Zamana adanmış sözler
Ayinler/çeşmeler
Leyla ile mecnun
Ateş Dansı
Alın yazısı

Şairin tüm şiirlerini periyodik olarak önceden sonraya doğru okuduğumuz bu mükemmel eser herkesin kütüphanesinde olması gereken olmazsa olmaz kitaplardan bir tanesi.

Her bölüm bir sağanak olarak karşımıza çıktığında…
Şaşırmayın bu Karakoç’un eşsiz kelimelerini önümüze sunmak için bir girizgahtır.

Mona rosa / 1951-1953

Birinci sağanak: bahar sağanağı, gül sağanağı. Dolunay çağrısı

“iyi ki bilmiyor kalabalıklar


Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları - Ali Ayçil

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 655 | 15.02.11


Kitap 35 başlık altında toplanmıştır.

Artık seni aramaktan vazgeçtim
Bunu bana “‘şiir” öğütledi
Yazdığım her şiirde, senin yeryüzünde bir karşılığının bulunmadığını
Şu sebebsiz sıkıntılar bize uğradıklarında evsiz kalmasınlar diye
Bahane edilmiş bir imge olduğunu geç de olsa kavradım
O sıkıntılar hep gelecek ve biz onları, aslında hiç olmayan
Sende ağırlamayacağız o sıkıntılar nereden mi gelecek!
Doyamadan terk ettiğimiz cennetten
Ve yarım bırakılmış çocukluğumuzdan
Yani tam dünyaya atıldığımız
Yerin iki yakasından.

Taşradan şehre göç eden bir kalemin yüreğinden yüreğimize giren sözlerle sade ve anlaşılır bir dilde en çok biz kokan yazılarıyla biz de yer etmiştir Ali Ayçil. “uzun samsun içenler” bölümü ...


Güz Klâsiği - Cevat akkanat

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 676 | 15.02.11


64 sayfa olup 3 başlık altında toplanan 40 şiirden oluşmaktadır.

Kitap “neyi yazdım sevgili ebedi inlemeyi/Yazdım evet adınla verdiğin her cümleyi” sözüyle başlıyor.

I.güz klâsiği

“boşaldı eyeri yarış atının
Sürüldü piyon
Seti aşamayan kısraktır
Onca şampiyon”

Tam bir şiir söyleyen yazan bu kısımda ara ara da gazel şeklinde şiirlere de yer vermiştir. Daha çok sert sesli ve sessizlerle seslenen bu kısımda iyi dizilmiş kelineler bulmak mümkün.

II. kırk gazel

“efsus! Esir ruhu rüyada
Akmış bulanık eşki suya da”

Bu kısmın genelinde gazel tarzıyla yazılmış şiirler okuduk. Biraz sönük gelse de bize yine de okuduk. İyi cümlelerin altını çizip faydalandık.

III. dörtdörtlük

Ağır Misafir - İbrahim Tenekeci

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 706 | 15.02.11


kitap 72 sayfadan oluşuyor 3 ana başlık altında toplanmış ve 40 şiir içermektedir. Şairin 5. kitabı olarak raflardaki yerini aldı.

1.su seviyesi:

” suya inerdim, sevinsin diye kuşlar
Ekmeksiz olmazdı yeminler dahş
Ey yoksulluk, ey evimizin direği..

” yorgun bir kırmızı, evimin üzerinde;
Taşlar kadar diriyim, insanlar kadar ölü
Saklayıp da bulamadığım gömü…”

2.hayat şartları

” benim açlığım nefsi müdafaa
Böyle mi demişti Afrikalı o çocuk
Ne ilgisi var çocuğun kapıcıyla
Var işte…”

3.düzenli birlikler

“emtia!
Kime sorsanız gösterir onu
İyi olsun kötü olsun durumu
Onu kendime ayırdım, alma”

Kırklar meclisinde 40 deyiş diye içtiğim ...


İfşa - Mustafa Özçelik

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 511 | 15.02.11


80 sayfadan oluşup 3 bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerde de toplam 27 şiir vardır.

II. bir gülü avuçlarınıza bırakıyorum

“sen hangi aşkları içinde taşıdın da
Şimdi ölümün
Yorgun tayını gözlüyorsun”

Selçuk küpçük tarafından şarkısı da yapılan bu şiir “ellerimde bir demet karanfil” şiirinde dikkat çeken en önemli yerlerden biri. Özçelik’in dilindeki bu rahatlık ve anlam yükü birikiminin ve aşk coğrafyasında iklimleri iyi bildiğinden kaynaklanıyor sanırım.

“sanki biz göçebeydik
O insan bu insan
Hepsinin içinden geçtik
Duymadılar”

II. kanın ve gülün kırmızısında

“nice varsıl zamanlar gördük
Ağır bir yük gibi üstümüze çöken
Bütün insan acılarını taşırım da göğsümde


Derin siyah - Yıldız Ramazanoğlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 590 | 15.02.11


Kitap 96 sayfadan oluşup 11 başlık altında 11 hikaye sunmakta bize yazan.
Mehtap, Ses tutulması, Mor gülümseme, Yol hikayesi, Milenyum, Ağrı prensesi, Omega, Tuhaf bir sabah, Köyün ilk günü, Kriz, Derin siyah

“Dün gece… Tam gökyüzü siyahtan maviye dönerken Yuşa tepesine vurdum motoru. Tepeye daha çok varken rampada kaldım. Hiç insan sesi yoktu. Gezegenin sesi geliyordu kulağıma. Orada öylece, yolun bir aşağısına bir yukarısına bakarken ilk insan olduğumu düşünmeye başladım. Bunun nasıl bir duygu olabileceğini anlamaya çalıştım. Motoruma baktım. Yabancı…

Bayır aşağı yuvarladım gözden uzaklaşsın diye. Bir iki seslendim ormanın içlerine. Sesimi tanıyamadım. Dilimi anlayamadım. Bu dili nereden öğrenmiş olabileceğimi düşündüm. Yıllardır ilk kez ağladım. H ...


Med-Cezir - Elif Şafak

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 599 | 15.02.11


208 sayfa olup 58 yazıdan oluşmaktadır.

“Kilo vermeye başlamak için her şey bir vesile halini almış. Her kıytırık hadise, pek münasip bir vesile oluyor, ya da her özel gün, kısmetli bir milat diyet takvimlerine. Her tatil, her tarih yeni bir rejimi muştuluyor. Kabak rejimiyle kilo veremedinizse sorun yok, bir de kuşkonmaz rejimini deneyin bu hafta. Şükran Günü gelmeden 10 günde 10 kilo verebilir, Şükran Günü’ne bir gün kala hâlâ iki kilo eksilebilir, Şükran Günü geldi ama siz gene de nelere dikkat edeceğinizi bu dergilerden öğrenebilir; Şükran Günü geldi geçti olan oldu aşamasında ise Şükran Günü kilolarını verme diyetine başlayabilirsiniz. Yeter ki bu çarka daha önce de kapıldığınızı hatırlamayın. Daha önce de rejim yaptığınızı ve mutsuz olduğunuzu hatırlamayasınız ki ...


La: Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 2752 | 15.02.11


384 sayfa ve on ana başlıkta toplanmıştır.

Saraylı kelimeleri bizim için toplayıp Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla sayfalara işleyen Nazan Bekiroğlu son kitabında insanlık tarihinin en karmaşık ve can yakıcı hikayesi olan Adem ile Havva’nın hikayesini yine bildiğimiz mükemmel tarzıyla bize sunmuş. Okuyanda çok değişik tadlar bırakan cümle yapısıyla renklerin armonisiyle ve tarihin tozlu sayfaları arasında kalmış hikayeleri bize sunmasıyla ona çok şey borçlu olduğumuzu kelimelere sığdırmaya çalışıyoruz.

Elif, be, te… lâm.
Harfleri var edene hamdolsun. Harfleri yazan kalema hamdolsun.
Nazan bekiroğlu’nun son kitabı Lâ. Bir nevi roman ve mesnevi karışımlı olan bu kitapta İlk insan Adem ile Havva’nın seslerini duyuruyor bize. İlk aşk, ilk ...


Yankı ve Hüzün - Nurullah Genç

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 698 | 15.02.11


95 sayfa olup 51 şiirden oluşmaktadır üç başlık altında.

Nurullah Genç’in aşk kokan kaleminden fışkıran kelimeler yüreğimizi yangın yerine çevirip gözlerimizi o aşkın yoluna dikmekte. Her kelime bir nakkaşın elinden çıkmış şahane nakışlar gibi, bir heykeltıraşın elinde fazlalığı olmayan bir heykel gibi, bir müziğin kulağı rahatsız eden hiçbir notası olmadan yüreğimizi titreten bir duyuş gibi sarmakta bizi.

Yankı ve hüzün

”ey ahenk sultanı, renk okyanusu
Kokusu mehtabı, kucaklayan, ey
Ben sana binbaşlı kamburla geldim
Sen bana yağmurla, gülle yöneldin”


Yorgun bulutların yoğun yağmurlar getirdiği görünmüştü ama yoğun kelimelerin yorgun kalbi yoğunlaştırması her kişinin harcı değildir. Nurullah Genç bunu çok iyi yap ...


Garipsemeler - Şakir özdoğru

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 1173 | 15.02.11


Giriş yazısı Halim Şafak tarafından yazılan kitap, 63 sayfa olup 25 şiirden oluşmuştur. Şiirler 4 başlık altında toplanmıştır.

“… insanın yalnız kalma imkan ve ihtimalinin büyük ölçüde ortadan kalktığı bir düzlemde şiir hayatın yıkıcısı olmaktan başka bir anlama sahip değildir. Öyleyse “yalnız değilsek niye yaşıyoruz” sorusuna verilecek tek yanıt insanın ikiyüzlülüğü ve cesaretsizliği olabilir. Yalnız kalmayanın ölme ihtimali de yoktur! Öyleyse şiir hepimizin ölüm karşısında ikiyüzlülüğü ve korkaklığıdır…” demiş bulunan Halim Şafak şiir hakkında bir bilgi ve kendince fikirlerini sunduğu bu kitapta bu önsüz mahiyetindeki yazıyı okurken kitabı ve kitabı yazan hakkında kısaca da olsa bir bilgi sahibi oluyoruz. Şiir nedir sorularından ve aranan ceva ...


Şubatta Saklambaç - Zafer Ekin Karabay

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 608 | 15.02.11


67 sayfadan oluşup 29 şiir vardır 3 başlık altında

I.sakladığım

“bir kapının gölgesi düşüyor sabaha, sorma
Kadının başını örtmüş, anlaşılmıyor saçlarının
Sözü ama yüzünden okunuyor bütün öyküsü:
Önce oğlu; o çimentoyu döküyor kalığlara
Usta onu. Sonra kasıklarına öfkesini taşıyan
Kocası ya da acısı tekmelerinin, hem onun
Hem de karnındaki bebeğin”

Şiirin zevk halinden daha akılcılığına dönüştürülen “bir nevi” duygusuz şiir olarak adlandırdığım tarz da şiirlerle karşılaştım bu şiirde. Beni sarmasa da yine de altı çizilecek cümleleri edindim.

II.saklandığım
“yorganın benim içim ayırdığı kuytuda
Resimlerini gösteriyor geceyi bana taşıyan
Rüya: kıyılarıma usulca vuruyor kendisini
Şişeye ka ...


Aşk ile Hain Kardeş - Süleyman Çobanoğlu

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 652 | 15.02.11


“Biz kendi ayaklarımızın kanıyla çölün bedelini ödeyene dek, bütün kuyular zehirli kalacak”

Kitap 126 sayfadan oluşmaktadır. Gazetede yazdığı yazıları topladığı eseridir.

38 başlık altında toplanmıştır.

Giriş: Âdemoğlu’nun ağır safraları vardır O kartal bakışlı, elzem olanın ne olduğu hususunda kördür, tedariki hususunda aldanmış müşteri, biriktirmek ve çoğaltmak hususunda aceleci ve haris. Çokluk uyku verir. Dönüp dönüp aynı şeyi söylemekle, aynı şeyi yazmakla, evvela kendi yüzüme bir avuç su serpmeyi murad ettim. Çer-çöp, olduğuna kanaat getirdiğim her şeyi ayıklayınca, geriye iki şey kaldı: aşk ile hain kardeş. Aşk’ı anlatmak yakışık olmaz. O onbir kardeşin yapıp ettiklerinin arasında yahut dışındadır.

Tekrar ederim ki, eğer şa ...


Cehennemden Selam - M. Turhan Tan

Hasip Çifci | Edebiyat | Okunma: 603 | 14.02.11


Bir kuş geldi öte öte
Bende vardım tüte tüte
Sağ olaydın da gideydin
Çöl Yemen'den daha öte

Maraş'la Elbistan arasındaki cennetten bir köşe olan Göksun yaylasında başlar. Cennetten bir köşkü viran hale getiren Kuyucu Murat Paşa'nın toplu katliamına şahitlik eden yayla ve o şahitliğe şahadetle yanıt veren maktullerin dışında on yaşlarında adı Mahmut olan bir çocuğun mucizevî kurtuluşu ve perdede başrole soyunmasıyla devam ediyor. Bakın yazarımız bu olayı nasıl tasvir ediyor...

"Muhteşem cellat (Kuyucu Murat Paşa) ile kudretsiz çocuk (Kör Mahmut) arasındaki hazin musaraa çok devam etmedi. Kanadı ve ayakları serbest bırakılan piliçler gibi, çocukta süreksiz bir ihtilaç gösterdik ...



Hürrem Sultan - M. Turhan Tan

Buğra Yüter | Edebiyat | Okunma: 797 | 14.02.11


Muhteşem yüzyıl diye adlandırılan, 16. yüzyıldan başlayan ve yarım asır süren dönemin padişahı Sultan Süleyman. O dönemde çok fazla kanun koyduğu için kimisi Kanun Sultan Süleyman demiştir; kimi batılı tarihçiler de yaptığı muhteşem işlerden dolayı Muhteşem Sultan Süleyman ismini vermiştir. Osmanlı Devleti'nin en parlak olduğu; en uzun sınırlara ulaşıldığı dönemdir. Kanuni fiilen 13 defa harbe katılmış, 300 den fazla kaleyi zapt etmiştir.

Kanuni'nin saray hayatı denince ilk akla gelenlerden biride sarayın haremidir. Kanuni'nin Haseki Mahidevran adında bir cariyesi vardı ve bu cariyeden olma birde Mustafa diye şehzade vardı. Mustafa sarayda zamanla çok sevilen bir şehzade ha ...



Medya Gösterisi - Doglas Kellner

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 601 | 13.02.11


Gösteri Bir Hegemonya mıdır!

Makyavel, Prens kitabında iyi bir yönetici olmanın özelliklerini sıralarken çeşitli önemli konulardan bahseder. Bir ülkenin iyi bir şekilde devam etmesi için yapılması gereken ve kaçınılması gerekenleri sıralarken siyasetin aslında ne kadar çetrefilli bir kavram olduğunun da altını çizmiştir. Modern dönemin başlarında yazılan eser prensin taşıması gereken özellikleri vurgularken ''iyi yönetmek ve toplumu yönlendirmek için gösterilerin çok iyi kullanılması gerektiği'' vurgusunu yapmıştır.

Popüler eğlence geçmişi gösterilere dayanır. Yüzyıllar boyunca eğlenceler için büyük gösteri merkezleri oluşturulmuş ve insanları bu merkezlere çekebilmek için birçok çalışmalar yürütülmüştür. Eski Yunan'da tiyatrolar, amphiler, odeonlar eğlen ...


Bu Ülke - Cemil Meriç

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 1143 | 13.02.11


Cemil Meriç gibi edebi ve fikri dehaların çıkması mabede girmeye layık olanların artması bakımından dikkate şayan bir fikir adamıdır. Aslında üstadın anlatmak istedikleri okuyucuya biraz ağır gelmekle birlikte daha sonra anlarım diye bir düşünce yerleşir. Sonra anlamak ve sonra hüküm. Yazarın söylediklerini okuyucu ilk önce kavrayamaz. Çünkü yazar söylemek istediklerini birden söylemez. Cemil Meriç'in yazılarını okurken yazarın belirttiği şekilde siz onun söylemek istediklerini, sizlerin arkasında şekillenmekte olan siluetin heyule gibimi olacağını ya a masal ülkesinin büyüleyici güzelliklerinin mi ortaya çıkacağını okudukça anlarsınız. < ...



Hikâyât - Cemal Şakar

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 591 | 13.02.11


Kıssaların Diliyle

Kıssa hikâye demektir. Günümüz hikâyeciliğinde bu kıssa tabiri uzunlamasına olay, yer, zaman döngüsü içinde değerlendirilse de az sözle meramı ifade etme türü olarak önemli bir yeri vardır kıssaların. Hikmetli anlamlar içeren kıssalar Kur'an diliyle anlatıldığında ibret verici ve öğüt içeren anlamlar taşır.

Kur'an'daki kıssaların bir bölümü peygamberlerin başından geçen olayların hikâyesidir. Hz. Adem, Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve diğer peygamberlerin başlarından geçen ilginç olaylar güzel bir dille insanlığa anlatılan öğüt verici kıssalardır. Kıssanın özünde öğüt içerici bir anlamın olması gerekmektedir. Bilindik hikâye türünden ayrılan en önemli yanı budur. Cemal Şakar' da daha önceki beş kitabından farklı olarak Hikâyât eserinde Kur'an ...


Girdap - Süleyman Bozdoğan

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 686 | 13.02.11


Süleyman Bozdoğan, 1944 yılında Osmaniye'nin Kadirli köyünde doğmuştur. Hayatında yaşadığı yerin iklim şartlarının çok güzel olması ve güzel günler geçirmesine rağmen bir o kadar da acılı, ıstıraplı günler yaşamıştır. Birçok illerde öğretmenlik yapan Bozdoğan 1992 yılında emekli olmuştur. Daha önceden yazmış olduğu Koza adlı bir öykü kitabı ve Esinti adlı bir şiir kitabı vardır. Son eseri Girdap ile tekrar okuyucularının karşısına çıkmıştır.

Eser tek bölümden oluşup toplam 94 şiirden yazılmıştır. Öğretmenlik yıllarında görev yaptığı yerlerin güzelliklerini ve orda geçirdiği anılarını şiirlerine raks etmiştir. Bazı şiirlerinde soru s ...



Gönülden Gönüle - M. Turhan Tan

Özgür Atasoy | Edebiyat | Okunma: 567 | 13.02.11


Eserde farklı duygular yaratılması kitabı daha okunur kıldığını söyleyebilirim. Bu farklı duygular eserin dilindeki ağırlığı bile gölgede bırakmıştır. Olayların bir bilmece çözer gibi ortaya çıkması okuyucuyu daha da heyecanlandırmaktadır. Eserin içinde geçen konuşmalardan doğan hikâyeler insan zihninde daha geniş izler bıraktığını gözden kaçırmamakta yarar vardır. Duyguların duyguları kovalaması bu olsa gerek.

Eser de bulunan göze çarpan karakterler ; Akça Koca, Kunur Alp ve Abdurrahman 'dır. Eserde Bursa'dan Uludağ'a giden bu üç yolcunun bir nevi hayatını anlatmaktadır. Üç yolcunun yolculuk esnasında karşılaştığı olaylardan bahsedilmektedir. Bu üç yolcunu ilerde birer Alp olacakları o günden aralarındaki konuşmalardan sezilmektedir.

Uludağ'ın tepesine çıkıp bilgili diye ...


Kitab-ı Aşk - İskender Pala

Ayşenur Aydınlı | Edebiyat | Okunma: 824 | 07.02.11


“Aşk… Gök kubbenin altındaki en gizemli kelimelerden biri… Bilinemeyen…Belki bilindikçe daha da bilinecek renkleri, desenleri ortaya çıkan… Tanımlanamayan… Belki binlerce kez tanımı yapılmış olmasına rağmen tanımlanamayan… Aşk; Belki de bin bir başlı bir ırmak, her birinin yolculuğu ayrı, ama hepsinin ulaşmak istediği deniz bir…”

Adından da anlaşılacağı üzere “aşk kitabı” Aşkın katmanlarının ve âşıkların hallerinin anlatılıp, örneklendirildiği bir nebze de ilâhi aşkın tadının sunulduğu bir kitap. Beşerî aşkın etkileri, yaşantı ve kişi üzerindeki yansımaları aktarılmış. Beşerî aşkın basamakları teker teker çıkılıp, son boyut olan ilâhi aşka kadar ulaştırılıyor okuyucu. Son kısımdaki yaşanmış bir “aşk hikâyesi” ile farklı bakış açılarına yorum bırakan bir tad oluşturulmuş.


Başka - Kahraman Tazeoğlu

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 3076 | 07.02.11


Kahraman Tazeoğlu Adı aşk ile birebir eşdeğer tutulan bir adam. ”Ayrılık ayrı, Aşk bitişik yazılır.” diyordu yazar. Daha çok aşk’ı konu alan bir deneme kitabı. Günümüz aşk temasını en çok işleyen yazarlardan birisidir.. Yazılarında denemelerin arasına şiirlere de yer vererek anlam bütünlüğünü oluşturmayı çok güzel başarmıştır.

Bir randevu ile başlayan ve elveda ile son bulan bir eser. Her başlık okuyucunun sanki geçmişinden kesitler aldığı hissi uyandıran ve o anı önceden yaşadığını düşündürttüğü için merakla çevrilen sayfalar… Yazarın, her başlıkta vurgulamak istediği konuya ilişkin güzel sözler ...



Bu Böyledir - Mustafa Kutlu

Ayşenur Aydınlı | Edebiyat | Okunma: 2139 | 06.02.11


Dergah yayınlarından çıkan eser, 88 sayfalık olup sekiz ana başlık içermektedir.

Kitapta yer alan hikâyeler: Bu Böyledir, Bahtımın Yıldızı, Süleymanın Seçimi, Red Cephesi, Manifatura, Kahkaha Çiçeği, Su Sesi, Son.

Genel olarak bir lunapark içerisinde geçen olayları anlatan yazar, zaman zaman farklı konulara geçiş yapıyor. Bunun yanı sıra toplumsal olaylara ve problemlere de değiniyor. Değişik bir üslup ile hikâyede farklı bir tad oluşturmuş Mustafa Kutlu. Lunaparkta başlayan hikâye yine lunaparkta nihâyet buluyor. Felsefe dersinden geçemeyen Süleyman’ dan, manifaturacıdan .. vs. bahseden kitap, değişik konu ve üslûbuyla dikkat çekiyor.

“Süleyman Koç…
Tek dersten kalır, felseden. Yazları çalışmaktadır. Lunaparkta g ...



Yol Hali - Nazan Bekiroğlu

Büşra Nur Karaarslan | Edebiyat | Okunma: 956 | 06.02.11


Bir kitabı elinizden bıraktığınızda, ulaşabileceğiniz en yakın raftaki kalem hınçla sağ elinize ilişiyor ve siz bu satırları mavi kapaklı sarı sayfalı eski bir deftere not düşüyorsanız… Kitabınız; altı çizilmiş satırlarla bir kenarı katlanmış sayfalardan müteşekkilse… Arasına kim bilir hangi hislerle bırakılmış filbahri dallarından geçilmiyorsa; bilmelisiniz ve biliniz ki “iyi ki okudum” dedikleriniz listesine yine, yeni bir kitap eklenmiştir ve kitaplığınızın iki tarafındaki aynalar tebessümü çoktan hak etmiştir.

Bir önceki kitabı LÂ ile varlığın inkârıyla ispatı arasındaki ince çizgiyi, Âdemin Havva dilinden, Havva’nın kelâm elinden ve Kâbil’in hınçla yoğrulmuş nefretinden his denizinize salmayı başaran Nazan Bekiroğlu; Kasım 2010′da -ya ...


Yağmura Yakalanmış Şiirler - Rahmi Kaya

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 901 | 02.02.11


Nasıl çalkasam zifirini kanımda
Avuçlarımı açsam Yusuf yüzlü gecedir.


Rahmi Kaya’ dan, “Yağmura Yakalanmış Şiirler” bir şairin mantığını, duygu aksanını ve düşüncelerini kağıda yansıtan bir kitap. Göğsüne konan bütün güvercinleri elinde kalem bu sayfalara kovmuş gibi. Özgürlüğü arayan bir insanın yıllar sonra kendine kavuşması kadar güzel. Çünkü şair kendini cümlelerinde çok net açıklıyor. Belli ki ne zaman içindeki yangınların boyunu aştığını fark etse hemen kağıda kaleme sarınıp söndürmüş kendini.

E-5 karayolunda sıfır üç sularında
İsimsiz bir güzelin güzel sarı saçlarına baka baka
Öptüm ılık ve balrengi boşluğu

Kelimelere nüfuz etmeyi iyi biliyor. Bizim içimizdekileri kağıda aktarmak onun işi gibi. Serbest şiirle ...


Yol ve Kavil - Ferhat Kalender

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 723 | 02.02.11


Rahatsız etmiyorsa nedir ki söz!
Hikmetin, hakikatin ve bilincin üstündeki perdeyi aralamıyorsa nedir ki söz!

Ferhat Kalender’in, Yolcu Dergisinde yayınlanan denemelerinden derlenerek hazırlanmış olan “Yol Ve Kavil” kitabında, hayatın akışına göre belirlediği fikir ve düşünceleri yer alıyor. Özellikle Müslüman kesim ile Doğu kesimi anlattığını görüyoruz. Batının zalimliğine ve Doğu’ya karşı yapmakta olduğu haince planlarına karşıt duran bu kelimeler, insanın dünyanın sözde şeklini tekrar ele almasını ve gözden geçirmesini sağlıyor. Bizde dünyanın yeni bir adı olabiliyor. Konulara farklı bir pencereden sığabilmek için oldukça derin bir kitap olan “Yol Ve Kavil”, yeryüzünde yaşayan bütün insanlığa kardeş olma imkanını sunuyor. Daha doğrusu bun ...


Uçuş Denemeleri - İbrahim Tenekeci

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 704 | 02.02.11


Hayatın içinden bir ateş yakıyor sanki “Uçuş Denemeleri” kitabında Şair İbrahim Tenekeci. Külleriniyse bizim üzerimize savuruyor cümleleriyle. Bize hayatın içinde göremediklerimizi gösteriyor. Yandığını bilipte umursamadığımız o ateşin, küllerini savurarak üzerimize, onu asıl penceresinden, yani deyim yerindeyse, “önemsiz gözükenin dahi önemini kavramak” gibi bir noktadan fark ettiriyor bize.

Okuyucuları ise aynı fikir de birleşmiş buluyor kendilerini farkına bile varmadan; Hayatın her anının kutsal olduğu, en önemsiz ve basit gelen şeylerin bile ne kadar değerli ve masum olduğu.

Gerçeğin en ücra köşesine yerleşip de söylüyor hem de bu söylediklerini, ‘bizim hiçbir zaman bakmayı beceremediğimiz bir köşeden’. Yaşadıklarımızın ve yaşananl ...


Giderken Söylenmiştir - İbrahim Tenekeci

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 722 | 02.02.11


Bakın ne diyorum, dünya
sekerek yürüyor, gözümden düştü ya.

Şair İbrahim Tenekeci yine sözcükleri koşturuyor “Giderken Söylenmiştir” adlı kitabında. Kelimelerle söyleşi yapıyor. Onlarla manayı bir bütün haline getirerek düzenliyor hayatın alfabesi olan şiiri. Kalemi eline aldığında insanların içyüzünü yazmayı bilen İbrahim Tenekeci, okuyucularını dış yüzeysellikten de kurtarıyor. Düşünceyle yoğrulmuş ilginç sözcüklerini bir kuğu gibi hayatın akan suları üzerinde tutmayı iyi bilen Tenekeci tam bir sanat ustası, söz ustası. Kendi denemesinden aldığım bir kısımda da belirttiği gibi şiir maddenin şekline eğilerek değil, mananın derinliğine bakılarak yazılır. Kendisi de bunun öncülerinden sadece bir tanesi ve zaman şairlerinden kendisini ayıran özelliği de bu oluyor. Ke ...


Diriliş Türküsü - Mustafa Özçelik

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 669 | 02.02.11


Geldi mi şiire böyle girer eylül
Güneş solgun resimler çizerek gizlenir parkların
tenhalığına

Şair/ Yazar Mustafa Özçelik, hayatı anlatmayı iyi bilen biri. Kelam ilmine sahip, edindiği tecrübeleri ile bunları harmanlayıp şiire yediren bir adam. Her mısrasında derin bir anlam süzülür onun yazdıklarında. Şiir dediğinse hayatı yansıtır. Bizde onu bu yüzden böyle saygı ile okuruz. Şiirin en rahatsız edici yönü budur. İnsan hayatı anlatır kelimelere. Sonrası oturup onu anlamak kalır biz okurlara.

Çünkü güller
Bir girdabın dans derslerinden serinlikler alarak
bize yaşama dersleri sunardı

Kolay değil cümleleri hemen anlamak. Üzerine düşünmeden ele almak şiirlerine yapılacak en büyük saygısızlık. Zira şiir kendini hemen ele veriyorsa bize kalan sadece onu ...


Gece Işıltısı - Mustafa Özçelik

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 607 | 02.02.11


Şiir, hayatın akışına ayak uyduramayanların gönlünden dökülen. Kimine göre hayata isyanın, kimine göre de hayata duyulan sevginin cümleye dönüştürülmüş hali. İçinde ki yangınları söndürebilme yollarının en başında gelen. Hakkında bir sürü şey yazıldı. Tüm yazar ve şairler ona yorumunu kattı. Onun neyi ifade ettiğini anlattı sayfalar halinde. Her biri böyle gelip geçtiler ama arkalarında her daim de isimleri kaldı ve yıllarca okul sıralarında, iş yerlerinde, evlerin bir köşesinde birileri tarafından okundular.

Şiir hakkında diyebileceğimiz şeylerin en önemlisi ise şiirin hayatın bağrına dikilen sır bayrağı olması. Varlığının çözülememesi ve sırrının da kelimeler ile ifade edilememesi de bu işin başka bir tarafı. Çünkü öyle bir sırdır ki bu şiir, yazanını da, onu okuyanını da etkisi ...


Dünyanın Tenhasında - Mustafa Özçelik

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 572 | 02.02.11


Her seher vaktinde ve gün batımında
Benim gölgem düşer çocukların saçlarına

Şair Mustafa Özçelik kelamı konuşturmayı bilen bir insan. Kelimelerle dans ediyor bu kitabında. Kendisi yaşayan bir deneyim. Zira şairler deneyim ustalarıdır. Deneyimlerini kelimelere dökebilen Ustalar. Mustafa Özçelik’ te bu ustalığını bu sefer de “Dünyanın Tenhasında” adlı kitabına yansıtıyor. Şiirlerden oluşan kitabında ki cümleler, aşkı teker teker içmiş.

İşte yine bir eylül kapısındayım
Hafızamda yeryüzünün bütün sırları
Bir alışkanlık belki şimdi de
Akşamın kadife sesine tutunmak

Biraz daha romantik bir hava seziliyor şiirlerinde. Şair nedense politikaya hiç dayanmıyor. Hayatın aşk kanadını seçmiş kendine ve o yönde yol tutuyor. Aşkı anlatan satırla ...


Can Feda - Can Yücel

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 942 | 02.02.11


Kalbimizden geçen durumları biliriz ya hani. Bir an daralma gelir oturur tam da tepesine. Anlatmak istediğimiz şeyler olur bağıra bağıra. Fakat bir türlü çıkmaz içimizin en pas tutmuş yanından. İşte Can Yücel’de bir fedai oluyor bizim açımızdan. Bizi anlatan biri oluyor yine bizim içimizde. Saygı değer verdiği emekle tekrar yol buluyoruz ona doğru ve içimizden bir ses diyor “işte bu, evet aradığımı buldum.” ve kalbimiz yavaş yavaş sönüyor çıkardığı yangından. Yazılan tek bir söz bizi durduruyor kağıda karşı. Şair dediğimiz kesimin işlevi olan iç yangınlarını dindirme işlemini iyi bilen Can Yücel’ de bu sefer “Canfeda” adlı kitabıyla karşımızda oturmuş bizi bekliyor. Anlattıklarını iyi bir şekilde algılayabilmekte bize düşüyor tabi.

Afrika gibi b ...


Can Kulağını Aç - Haz: Adem Sertel

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 673 | 02.02.11


“Ey hicapsız nurları kabul etme yeteneği olmayan kişi, hiç olmazsa harflerde gizlenmiş bir nur olan hikmet sözlerini duy.”

“Can Kulağını Aç” eseri Semerkand yayınlarının Adem Sertel’ in hazırlayarak bastığı ve Mevlana’nın “Mesnevi” adlı kitabından alınmış hikmetli sözlerinden oluşan bir kitaptır. Mevlana Hazretlerinin doğumundan ölümüne esir altında tutmuş bulunduğu bu sözler yediden yetmişe herkes tarafından okunmalı ve bilinmelidir. Zira harflerde birer sır taifesi yatmaktadır. Her okuyanın kendine bir kısım hisse alması ile ortaya çıkacak sonuç ahlak mertebesinde yeni yetişmiş olan nesiller olacaktır. Kendisini yeniden yapılandıracak olan okuyucular mutlaka kitabın etki alanına dahil olacaktır.

Bu sözler asırlar öncesinde ...


Alacakaranlık - Stepheine Meyer

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 534 | 02.02.11


Bir aşk, bir heyecan ve bir gerilim üstüne yazılmış kitap “Alacakaranlık”. Kısa sürede herkesi etkisi altına alan, insanı o sımsıcak hayaliyle saran türden. Dehşet verici kurgusuyla okuyucusunu rahatça büyüleyen, aşk adına bütün tabuları yıkan bir kitap. Her saniyesinde, her hattında heyecanı, can damarlarına rahatça aşılamayı başarabilen bir fenomen. Belki de bundan sonra konusunun birçok kitabın içinde kendine yer edebileceği duygusal bir fenomen, “Alacakaranlık”. Aşkı da barındırıyor, tutkuyu da, vefayı da, teslimiyeti de. Bir insan ancak bu kadar sevebilir dememek için kendinizi zor tutuyorsunuz ama kitabın akışı sizi hızla yakalayıp hayal gücünü, gerçekmiş gibi algılatıyor. Artık içinizde durmadan yankı yapıyorsunuz, “evet, böyle de sevilebilirmiş” ...


Şey ve Tan - Mehmet Sabri Genç

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 735 | 02.02.11


Mehmet Sabri Genç, Avusturyalı genç yazar. Felsefe alanlarında İstanbul ve Avusturya Salzburg’ da üniversite eğitimini tamamladıktan sonra yazmaya da soyunuyor ve “Şey ve Tan” adlı kitabı meydana çıkıyor. Gerçekten çok ilgi çekici bir eser olan “Şey ve Tan” çok da esrarlı bir kitap desek yeridir. Zira cümleler düşündükçe aşılıyor. Manalarıysa sizi anlatıyor. Felsefeyle harmanlanan bir yazarlık sayesinde düşünmeye yönlendiren sırlı bir kitap daha elimize geçiyor.

Kendisine uzak olan insan, şeytana yakındır.

Kitabı herkesin okuması gerektiğine karar verenlerden biriyim ben de. Çünkü yazdıkları çok doğru ve ilgi çekici. Fakat çözmeden de ne yazdığını anlayamıyorsunuz. Ustaca kaleme alındığı belli. Dili ağır bir dil, etkiliyor insanı. Uzun zaman ...


Dokuz Kandil - Arif Ay

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 728 | 02.02.11


Şiirin diline esenlikler getiren Ünlü Şair Arif Ay’ın dostlarına, saygı duyduğu insanlara dair ithaf etmiş olduğu şiirlerinden oluşan “Dokuz Kandil” adlı şiir kitabı, bütün bir zamanı etkileyen o mübarek dokuz insan için hazırlanmış güzel bir eser.

İsimlerini burada ayrı ayrı zikredeceğim;
Gönenli Mehmet Efendi
Necip Fazıl Kısakürek
Fetih Gemuhluoğlu
Sezai Karakoç
Nuri Pakdil
Cahit Zarifoğlu
Halis Altındağ
İlhami Çiçek
Hasan Aycın

Hepsinden ayrı birer etkileniş ve her biri böylece farklı şekillerde zikredilmiş. Kimi dost olarak, kimi hocası, kimi şiir önderleri… Önsözünde de belirtiyor Arif Ay, kendisinin ve şiirinin onlardan nasıl etkilendiğini. Hepsi onun can yoldaşları. Aynı evi paylaşmış ve aynı evden çoğalmı ...


Esma-i Nebi - Mustafa Özçelik

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 714 | 02.02.11


Ey sözlerin büyütemediği
Ey sözleri büyüten
Ey yüce seçkin.
(İbrahim Erşahin)

Esma-i Nebi, Peygamber Efendimizin hürmetine yazılan bütün şiir ve naatlardan yapılan seçkilerle donatılmış bir kitap. Yazar/ Şair Mustafa Özçelik tarafından büyük bir emekle hazırlanmış. İçinde divan şairlerine, tasavvuf şairlerine ve son dönem şairlerine rastlamak mümkün. En güzel eserlerden en güzel alımlar yapılmış. Zaten kitapta bir şair bilinciyle diğer şairlerin şiirlerinden toplama olmasıyla daha başta ilgi çekiyor.

Dünyanın ağırlığına eklesek yıldızları ayı güneşi
Gene de ağır basarsın ey kalbim ey kalbimin güneşi
(Erdem Beyazıt)

İçinde tesbihatlar var desek belki daha iyi olur. Şair Mustafa Özçelik kitabı gayet iyi toplamış, çok zarif bir kitap olmuş.
...


Satır Arası Hikayeler - Serdar Tuncer

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 1427 | 02.02.11


Satır Arası hikayeler adlı eser, Serdar Tuncer’in seçkiler yaparak hazırladığı ve Pozitif yayınlarının basımını üstlendiği eski hikayelerden oluşan güzel bir hikaye kitabıdır. Eski zamanlardan günümüze kadar tazeliğini koruyarak gelmiş olan bu hikayeler Şair/ Yazar Serdar Tuncer tarafından belirttiğimiz gibi “Satır Arası Hikayeler” adlı kitapta toplanmıştır.

Her ne kadar hikayeler daha çok çocuklara ve romanlar da büyüklere uygun görülse de , dili ve yazılışı itibariyle büyükler tarafından okunmaya da uygundur. Zira bir hikaye kitabı olarak dili, her kesimin okumasına uygun bir şekilde hazırlanmıştır. Dilin için ne ağır demek uygun düşer ne de sade. İkisi arasında yazabilmeyi iyi bilen Yazar Serdar Tuncer, hikayelerini kitapta yirmi üç tane olarak belirlemiştir. ...


Düzceli Mehmet - Halit Ertuğrul

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 1187 | 02.02.11


Belki de son zamanların yazılmış en iyi öykü kitabı diyebileceğim bu kitap Halit Ertuğrul’a ait. Baştan sona gerçek bir hayat hikayesi. Her hattında yeni bir soluk, yeni bir heyecan. Ateist bir insanın tekrar imana gelmesi üzerine. Çok büyük ilgi çekmiş ve çok geniş kitlelerce okunmuştur. Diyebiliriz ki Halit Ertuğrul’un okunmasını çoğullaştıran kitaptır, “Düzceli Mehmet”.

Her anıyla gerçek bir hikaye. Baştan sona dramla yazılmış. Halit Ertuğrul’un kalemi de çok iyi. Cümlelere dramı saygıdeğer bir biçimde yedirmiş. Anlatımı gayet ciddi. Ne ağır bir dil var ne de pek sade. Büyük, küçük herkesin okuyabileceği ve herkesi de etkileyebilecek türden. İçinde pek çok öğütte bulunduruyor. Zaten gerçek hayat hikayeleri her zaman ilgiyi çekmiştir. Kitap orta bir ...


Yaşamak - Cahit Zarifoğlu

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 1320 | 02.02.11


Şairler olmasaydı, şiir üzerimizden aşar, hayatı besleyemez, seliyle öldürürdü.

Cahit Zarifoğlu, hakkında yeni bilgiler edindiğim-daha doğrusu kitaplarıyla yeni yeni içli dışlı olduğum- bir yazar/şair. İlk olarak internette denk geldiğim şiirleriyle tanıdım kendisini. Çok geçmeden takipçisi olmuştum ve övülen kitaplarından ‘Yaşamak’ı okudum.

Kendisini ilk okuduğum andan beri hakkındaki düşüncem; ‘yürek şairi’ olması. Yüreğiyle hitap etmekte kelimelere. Daha doğrusu kelimeler yumuşak, içten. Oysa üzerinde taşıdığı mana ve ağırlığı dağlar kaldıramaz. Çünkü o acılar şairi. Kağıtlara, sayfalara yanan bir yüreğin duayla sempatiklik kazandırılan yazıları işlemiş.

Ne çok acı var.

Bu söz, kendisiyle bağdaştırıldı. Koca bir hayatı -insanlı ...


Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım - Paolu Coelho

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 859 | 02.02.11


Paulo Coelho, ‘Simyacı’ isimli kitabıyla ün yapmış bir yazar. Gabriel Garcia Marquez’den sonra Güney Amerika’nın en çok tanınan yazarlarından biri. Okuduğum ‘Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım’ adlı kitabıyla birlikte bu ünü hak ettiğini anladım. İçtenlikle neşredilen bu kitap sanki yazarın ağzından -kaleminden- değil de, romanda ki kahraman tarafından anlatılmış. Yani sanki kitabı anlatan başkahramanın ta kendisi. Fakat roman Tanrının Kadın Yüzünü -Meryem’i- ortaya çıkarmaya çalışmış olduğundan, anlatılan şahıs ve başkahraman kadındır.

Paulo Coelho, gerçekle hayali bir kurguyu iyi yapılandırmış. Ve bana öyle geliyor ki hayat tecrübeleri ona doğru olan kelimeleri de yedirmiş, bal ötesi sunarak kitaba da hazmettirmiş. İnsanların içl ...


Tufan - Mahmut Kuru

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 1039 | 02.02.11


1972 yılı İstanbul doğumlu olan Mahmut Kuru, bugüne kadar birçok -eğitimci, yönetici, eğitim bilimci, formatör, uzman gibi- alanda iş yapmış bir isim. Ama bunların en önemlisi de - yine bunlardan ayrı bir yanda olan- şairliğidir. Yaptığı mesleklerden daha çok bir iş adamı, akılcı bir öğretmen gibi gözükse de duygusal yanlarını hep kâğıtla paylaşmış. Belki bu stres yoğunluğu, iş yoğunluğu arasında kendini atabildiği en yakın limanlardır kâğıtlar.

Şair, önsözünde belirttiği üzere, daha çok başkalarının çektiği acıları, tufanlarını kendi üstüne daha bir anlamlı giydiriyor. Kendisinin de bu elbiseyi adam akılı giydiğini söylüyor fakat onun asıl tufanı başkalarının yaşadığı tufanları da kendi üstüne almak. Onları bir nevi giymek.

“bir şiirin yontulmamış gölgesi düşüyorsa ...


Hint Denizlerinde Türkler - M. Turhan Tan

Nihat İlhan | Edebiyat | Okunma: 559 | 02.02.11


Mümtaz Turhan Tan 1885 yılında Diyarbakır’da doğmuş, çeşitli illerde memurluk görevleri üstlendikten sonra 1939′da İstanbul’da hayata veda etmiştir. 1922′de yaptığı memurluk ve mebusluk görevlerinin ardından köşesine çekilerek yazmakla meşgul olmuş ve yazıları dönemde hüküm süren bazı gazetelerde yayınlanmıştır.

Tarih yönünden engin bilgilere sahip olan Turhan Tan, yazmak konusunda da pek aşağı kalmadığını okuyucusuna başarılı bir şekilde gösteriyor. Gerçekten ilginç hikâyeler seçilerek alıntılanmış, maceranın kalıpsal şekliyle değil de, konuşmalara kadar inilerek detaylı bir şekilde anlatılması tarihi olaylara pek bir zevk vermiştir.

Özellikle konuşmalarda kullandığı etkileyici dil -veya da bir şair ağzı diyebiliriz- sözgelimi kutsanmış aşk kelime ...


Cengiz Han - M. Turhan Tan

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 1040 | 02.02.11


Büyük Moğol İmparatoru Cengiz Han, 1162 yılında Moğolistan’da doğdu. Çocukluk adı olan Timuçin, Çince ”Mükemmel Savaşçı” anlamına gelen ”Çeng-sze” kelimesinden gelmektedir. Annesi aynı boydan gelen Ulun Hatun. Babası Yesügüy Bahadır’dır. Yesügüy Bahadır, büyük bir savaşçı olacağını söylediği oğlu Timuçin için henüz on yaşındayken ölür. Ardından başlayan zorlu yaşam koşullarında büyüyen Timuçin, uzun boylu güçlü kuvvetli atılgan bir genç adam olmuştur. Bütün gün at üstünde kalabiliyor, okunu ustalıkla kullanıyordur. Timuçin ve kardeş ...



Savaşlar Kararında - Ünsal Ünlü

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 599 | 02.02.11


Savaşlar Kararında, klasik şiir şekli diyebileceğim hece vezniyle şiirlerini görücüye çıkarsa da belli bir kalıba bağlı kalmamıştır. Serbest ölçü biçiminde yazmıştır. Şiirleri 4′lü, 7′li ve 8′li dizelerden oluşmaktadır. Epik şiir tarzında yazılmıştır.

Şair Ünsal Ünlü’nün Savaşlar Kararında kitabı şairin ilk şiir kitabı. Kitap 64 sayfadan oluşmaktadır. Alçak Rakım, Asal Duruş ve Yüksek Gerilimden olmak üzere 3 bölümden oluşmaktadır. Toplam 24 şiirden oluşmaktadır.
Şiir yazan aynı zamanda şiir üzerine düşünen, eleştirel yazılarıyla da şiirinin damarlarını genişletmeye çalışan bir isim Ünsal &Uum ...



Ebuzer - Hakan Albayrak

Büşra Nur Karaarslan | Edebiyat | Okunma: 724 | 02.02.11


Ruhumuza saplanan kılçıkları çıkarmak için annemizin çiğneyip ağzımıza koyduğu ekmek kadar değerli oluyor elimiz altındaki kitaplar çoğu zaman, paylaşmak istemiyoruz hınçlarımız gibi onları da. "Oysa Ebu zer* paylaşılmalı" diyor sağ taraflardan bir ses, 'konuşmalı artık biri!"

Sağ taraftaki sesin yanıtı gecikmiyor arka sokaklardan; başlıyor mektubuna çalıştığı atölyenin izbe bir köşesinde bir tamirci çırağı: "Ebabil yorgunluğunda bir gençliğin, Ebu zer direnişinde olmasını beklerken, ses çıkartmayıp içinden buğz etmekle yetinen siz büyüklere; bıyığı yeni terleyen birkaç nasihat olsun yazdıklarım: Sus payı olsun düşüncemde gezinen susta cinsi dillerinize..."
...
-Ne yazıyorsun yine sen oğul!
-Çelişkilerle yaşıyoruz usta, çelişki ...



Nietzsche Ve Babaannem - Mustafa Ulusoy

Büşra Nur Karaarslan | Edebiyat | Okunma: 842 | 02.02.11


Sır Çözücü"nün İcadı

Okuma Notları...

Odamdayım. Küçük, iki kişinin zor sığacağı bir oda burası. Bir kitaplık, küçük ve eski bir giysi dolabı, ranzadan bozma iki yatak, bir köşesi kırık masa, duvarlarında İsmet Özel şiirleri, binlerce kez okunmuş... Kız kardeşimin yatağı her zamanki gibi dağınık, olabildiğince düzensiz, alelade örtüsü örtülmüş, benimkisi inadına tertipli, düzenli, gıcır gıcır, hani derler ya üzerine para atsan zıplar cinsten, öyle işte. Velhasıl karmaşa hali hâkim ruhum gibi odama da. Masayı yatağıma iyice yaklaştırıyorum. Beyaz kâğıtlar, içinde birkaç sayfa kalmış bir karalama defteri, birkaç renkte kalem, Yaşamak ile Nietzsche & Babaannem... Masanın üstünden hepsi bana bakıyor. Yaşamak* kitabını elime alıyorum ...



İntihar Eden Ünlüler - Erdal Sarıçam

Şeniz Ayaz | Edebiyat | Okunma: 1356 | 02.02.11


Katil de maktul de aynı kişiydi.

Uzun yahut kısa... Bir kibrit alazı mı yoksa yavaşça eriyen bir mum mu! Tercihen bir kibrit alazı ömrü diyen ün, şan, şöhret basamaklarında kimi kalemiyle, kimi çektiği fotoğraflarla, kimi devlet adamı sıfatıyla, kimi besteleriyle yer alan ünlülerimiz... Hoşçakallarını ve merhabalarını aynı "an"a sığdıran, kibritin çakışıyla alevlenen ve sönen hayatlar...

İnsanın bilerek, kasti olarak yaşamına son vermesi yani intihar etmesi... İntihar Eden Ünlüler kitabında Erdal Sarıçam intihar eden birçok ünlünün yaşamlarını, geride bıraktıkları çalışmalarını, eserlerini ve intihar şekillerini anlatıyor. Aslında intihar ediş şekillerini yazarken çok merak edilen bir soruya da cevap veriyor. Neden intihar!
< ...



Cem Sultan - M. Turhan Tan

Özgür Atasoy | Edebiyat | Okunma: 734 | 02.02.11


Hikâyenin başından sonuna. Her nokta cümlenin başıydı ve olaylar noktadan sonra sefer der vatandı.
Üsküdar’a getirilen ordunun konaklamasını isteyen Nişancı Mehmet Paşa’ydı. Nişancı Mehmet Paşa Fatih’in birinci veziriydi. Fatih o sıralarda hasta ve ölmeyi bekler gibi bakışları Nişancı Mehmet Paşa’nın orduyu buraya getirmesinin nedeni olarak gösterilebilir. Bu sayede hem ordunun Fatih’in ölümünden habersiz bırakmak hem de Fatih’in oğullarına haber göndermektir.

Bu esnada vezir Fatih’in büyük oğlu Beyazıt ve küçük oğlu olan Cem sultan’a haber göndermiştir. Beyazıt Amasya’da bulunuyordu. Cem sultan ise Konya’dadır. Vezir Cem ‘in tahta geçmesini istemiştir. Çünkü Beyazıt Cem Sultan kadar otorite sahibi değildi. Leyl ...


Avrupa Notları - M. Turhan Tan

Buğra Yüter | Edebiyat | Okunma: 517 | 02.02.11


Seyahat yazısı, bir yazarın yurt içinde ve ya yurt dışında gezip gördüğü yerleri güzel ve canlı bir üslupla anlattığı edebi eserlere denir. Tasvirden sıkça faydalanılır. Seyahat yazıları önemli bir kaynak niteliği de taşır. Seyahat yazılarının üstadı olarak kabul edeceğimiz kişi Evliya Çelebi’dir. Bununla ilgili kısa bir hikâye vardır. “Evliya çelebi rüyasında peygamber efendimizi görür şefaat ya resullallah diyeceği yerde seyahat ya resullallah demiştir. O rüyadan sonra kendini yollarda görmüş gittiği yerleri bütün özellikleriyle seyahatnameye işlemiştir. Bu yüzden seyahat yazılarının piri Evliya Çelebidir. M. Turhan Tan& ...



Ali Ayçil - Kovulmuşların Evi

Esra Şen | Edebiyat | Okunma: 701 | 02.02.11


İlk basımı 2007 yılında yapılan bir ekim çocuğu “Kovulmuşların Evi”…
Ali Ayçil’in kelimeleri yormak yerine kendini yormayı seçerek kaleme aldığı deneme türündeki kitabı bir nevi yazarın hayat kılavuzu, bir nevi hayat analizi.
Kitabın içindeki otuz dört başlık da tek bir başlıktan besleniyor aslında;kovulmuşların evi olarak nitelendirdiği “dünya” ve ondan türemiş yaşanmışlıklar.

İnsanın eksik bıraktıklarını tamamlayacağını umduğu kitaplar vardır hani; okunup bitirildiği vakit rafa kaldırılamayan, cepte saklanılan cümleleri doğru zaman geldiğinde çıkarılıp dostlara sunulan; işte öyle bir hissiyata düçâr olabilirsiniz kovulmuşların evi’ni elinize/hayatınıza aldığınızda.

Yaşamın ne çok penceresi olduğuna şaşıp o zamana dek hiç ...


Çöl ve Deniz: Hz. Hatice - Sibel Eraslan

Esra Şen | Edebiyat | Okunma: 1020 | 31.01.11


Eraslan, Çöl ve Deniz kitabı ile Hz. İbrahim’den başlayan ve Hz.Hatice’nin vefatına yani “boykot günlerine” kadar uzanan bir hikayeyi okuyucuları ile buluşturuyor.

Olayları tarihi seyri içerisinde incelerken süslü bir dil ve veciz bir kurgu ile sizi kitabın içerisine çeken yazar, zaman zaman yaptığı uzunca betimlemelerle İslam tarihine dair bir çok kıssanın tekrar gözünüzde canlanmasını ve içinizdeki yerini sağlamlaştırmasını sağlıyor.

Kitap her ne kadar Hz.Hatice’yi anlatsa da onun vesilesi ile Varaka Bin Nevfel’den Zübeyr Bin Avvam’a, Zeyneb binti Muhammed’den Ali bin Ebu Talib’e bir çok ismi daha inceleme ve Rasulullah’ın hayatındaki yerlerini daha iyi kavrama fırsatı veriyor.

Hz. Hatice yaşadığı döne ...


Mazgalın Ardında - Ahmet Nacar

Ferhat Özbadem | Edebiyat | Okunma: 684 | 31.01.11


Şiir kitaplarının analizi nasıl yapılır, şiir kitaplarının kritiği nasıl yapılır, şiir kitaplarının tanıtım yazısı nasıl yazılır! Gibi sorular zihnimde pervane şeklinde dönerken, mevzunun ağırlığı ve yazının zorluğu ile birlikte edebiyat alanında ve özellikle şiir kitaplarının tanıtımı konusunda bu tür yazıların eksik olması ve gerekli olması hasebi ile, bu yazımsal çalışmaya başladım.

“Mazgalın ardında” şiir kitabı Maraşlı Ahmet Nacar kardeşimizin yayınlanmış ilk şiir kitabı. 28 şubat sürecinde sırf inancından ve fikirlerinden dolayı medreseyi yusufiyeye girmiş olan şair, şiirlerinden ve kitabın adından anlaşıldığı kadarı ile şiirlerin çoğunluğunu cezaevinde yazmış izlenimi veriyor.

İslami kesimin edebiyat ve şiir alanındaki eksiklik ve tıkanıklığı göz önünde ...


Hergün Hüzün - Christy Brown

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 1463 | 29.01.11


Eserin Dili açık ve sade bir anlatımla yazılmıştır. Çevirmenin eseri çevirirken olay akışında okuyucularını eserde biraz kuşkuda bırakmasından dolayı ilk başlarda olayların ne derece geliştiğine dair okuyucunun kafasını karıştırmaktadır. Roman iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde kötürüm bir genç çocuğun sakat ve felçli olması ile tekerlekli iskemlesinde yaşadıklarını anlatıyor. İkinci bölümde alkolik olan bir babanın geçirdiği sıkıntıları konu alıyor.

Altı çocuklu bir ailenin yaşam mücadelesini anlatmaktadır. Evin en büyük çocuk Tony’dir. Bunları sırayla; Jem, Pete, Paddy ve kız kardeşleri olan Lil takip eder. Evin ...



Yüreğim Seni Çok Sevdi - Canan Tan

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 6324 | 29.01.11


Aslı’nın İstanbul Maçka’da İTÜ İşletme’yi kazanmasıyla başlayan macerası ve en yakın arkadaşları Ferda ve Emre sayesinde tanıştığı Murat ile başlayan aşk hikayesini anlatıyor. Aslı’nın bu zaman diliminde İstanbul-Bursa ve Amerika’da doktora ile biten hayat serüveninde yaşadıklarını anlatıyor.

Romanda Murat’ın Aslı’yı kazanmak için verdiği mücadeleyi ve bu süreçte Nazım Hikmet’ten aldığı ilham ile Aslı için dudaklarından dökülen şiirler dökülmektedir.. Holding veliahtı olan Murat ailesine karşı Aslı’ya olan aşkı için verdiği mücadelede sürekli bir çıkmazın içine düşer. Aslı’nın karakte ...



Sakla Yamalarını Kalbim - Yılmaz Odabaşı

Ferit Genç | Edebiyat | Okunma: 814 | 29.01.11


Son yıllarda en çok okunan şairlerden biri olan Yılmaz Odabaşı “Sakla Yamalarını Kalbim” 1982′den 2005 yılına dek yazdığı ve on bir şiir kitabına dağılmış şiirlerden yaptığı özel bir seçkiden oluşuyor. Bu eser 2005′te İrlanda’da Munster Literature Centre tarafından İngilizce olarak da yayımlandı.

Toplam da 144 sayfa, 56 tane şiir ve ek- söyleşiden oluşuyor. Günümüz birçok sanatçı ” Sakla Yaralarını Kalbim” adlı eserinden şiir ve şarkı olarak besteler yapmışlardır. Bunlardan bazılarına bakacak olursak; Ferhat TUNÇ: Sen ateş ol ben yanayım ve İlkay AKKAYA: Aşk dinmemiştir adlı eserlerini yine bu şiir kitabından faydalanmışlardır. Sakla Yaralarımı Kalbim diyor yazar. Her gelen sende bir yara açmaya gelmiştir. Gel ...



İki Dirhem Bir Çekirdek - İskender Pala

Buğra Yüter | Edebiyat | Okunma: 1289 | 29.01.11


Deyim, bir milletin söz dağarcığından doğan ve kültürüyle bağlantılı olan; hem gerçek anlamda hem de mecaz-i anlamda kullanılan; içinden çıkamadığımız karmaşık durumlarda yardımımıza koşan kalıplaşmış söz öbekleridir. Bir nevi deyimler anlatamadığımız duyguların kısa ve öz anlatımıdır.

Deyimlerin ortaya çıkışı kesin olarak bilinmemektedir. Deyimler insanların yaşadıkları olaylardan, tarihsel olaylardan vs. esinlenerek ortaya çıkmıştır. Deyimlerin çoğu söz sanatlarıyla süslüdür ki bu söz sanatları da deyimlerin anlamını kuvvetlendirir. Birkaç kelimeden ibaretmiş gibi görünen deyimler aslında bir hikâyenin şifresi gibidir. < ...



Kabahatler Kanunu - Furkan Çalışkan

Bilal Can | Edebiyat | Okunma: 967 | 28.01.11


Şiir bazen dememişlik üzerine de kurulabilir. Denilmemiş sözlerden kurmaya çalışarak kurmaya çalışır eserini. Dünyada denilmemiş söz var mıdır! Sorusunu en çok düşünen şairlerdir bu yüzden. Şairler bu sözleri arar, düşünür, ekler, çıkarır, uzatır, kısaltır. Kelimelerin kan kardeşidirler bu yüzden şairler. Onlar kelimeleri toplar, çiçek toplar gibi, acı toplar gibi, gezginler gibi sayfa aralarında dolanıp durarak kimi zaman.

"Hatırlar mısın bir zamanlar
Ölüm hayati bir şeydir
Dememiştim."


Demekten çok denilmemişi seçmek ve bu denilmemişlik üzerinden oyunlar oynamak... Şair işi bir oyunun göstergesi. Kelimelerle ip atlar gibi, kovalamaca yaşar gibi dolandırır, düşündürür, bunu bir yüreklilikle, kimi zaman tüm sevecenliğiyle, kimi zaman çekilmezliliğiyle, sı ...