İnsanın İki Büyük Gücü: Anne Ve Baba

İnsanın İki Büyük Gücü: Anne Ve Baba

İnsanın İki Büyük Gücü: Anne Ve Baba

15.07.2016 - Alıntı
İnsanın İki Büyük Gücü: Anne Ve Baba

İlim ve İrfan dergisi Temmuz sayısı (Sayı: 47) anne-baba dosyasıyla çıktı. İnsanın varlık sebebi olan anne ve baba bir evlat için en büyük velinimet, ahiret hayatı için de büyük bir vesile ve kazançtır.

İnsan evladı olmak deyimi insanın önce anne ve babasına hayırlı bir evlat, sonra da insanlığa faydalı biri olmasını derin bir şekilde anlatır.

İlim ve İrfan, bütün insanlığın bu en temel konusunu, haklar, sevgi ve saygı bakışıyla ele alıyor, değerlendiriyor.

Dosya kapsamında birbirinden önemli isimler ve yazılar yer alıyor.

Prof. Dr. Selahattin Yıldırım, anne ve babanın evladına bırakacağı en güzel mirasın güzel ahlak olduğunu vurguluyor. Anne ve baba ile çocuklar arasında hakların karşılıklı olduğunu belirten Prof. Dr. Yıldırım, “Ebeveynin çocukları üzerinde hakları olduğu gibi onların da birtakım hakları vardır. Bunlar özetle, güzel bir isim vermek, Peygamber, Kur’an ve Ehl-i beyt sevgisini kazandırmaktan ibarettir.” diyor.

Prof. Dr. Süleyman Uludağ ise sufiler gözüyle anne kavramını el aldığı yazısında annesini memnun edenden Allah’ın memnun olacağını işaret ediyor. Prof. Dr. Uludağ, anne ve babaya karşı itaatkar, lütufkar, şefkatli, merhametli, fedakar, edepli ve saygılı olmanın Allah azimüşşanın ve Peygamber-i zişanın emri olduğu kadar fıtratın ve vicdanın sesi ve hükmü, akl-ı selimin de icabı olduğunu beyan ediyor.

Prof. Dr. Ali Akpınar, Kur’an-ı Kerim’de beyan edilen peygamber kıssalarından hareketle meselenin imtihan boyutuna dikkat çekiyor. Prof. Dr. Akpınar şu hassasiyeti dile getiriyor: “Peygamberin yahut salih birinin evladı olmak, elbette güzel bir şeydir. Ancak tek başına bu kişiyi kurtarmaz. Önemli olan o salih kişinin yolunda olmak ve ona yaraşır evlat olabilmektir.”

Anne ve baba meselesindeki son yazı ise Abdullah Taha Orhan imzasını taşıyor. Hayırlı evladın bir sadaka-i cariye olduğunu belirtiyor Orhan.

Şeyh Muhammed Muta’ Haznevi ise orta sayfadaki sohbetinde mürşidin manevi baba hükmünde ve kıymetinde olduğunu, maddi babanın evladın dünyalık hizmetlerini yerine getirdiğini, manevi babanın ise ahiret için rehber olduğunu beyan ediyor. Müridin, bir şeyhin nasıl manevi evladı olacağının da ilkelerini şöyle açıklıyor Şeyh Muhammed Muta’ Haznevi: “Allah’ın dinine sarılmakla şeyhin evladı oluruz. İlahi emirleri yerine getirip yasaklarından kaşınmakla şeyhin evladı oluruz. Hazret-i Peygamberin (sas) ahlakına bürünmekle şeyhin evladı oluruz. Nakşibendi büyüklerimizin ilke ve prensiplerine uymakla şeyhin evladı oluruz.”

Şeyh İzzeddin Haznevi portresi

Prof. Dr. Süleyman Derin bu sayıdaki yazısında salihlerle, sadıklarla beraber olmanın önemini anlatıyor: Salihlerle beraber olmakta ve onlarla sohbette büyük sırlar ve mevhibeler vardır. Tarikatın adabını yaşamak, ahlakı güzelleştirmek ancak bu tür beraberliklerle mümkün olur.

Nakşibendî-Haznevi tarikatının mürşidi Şeyh İzzeddin Haznevi’yi anlatan yazıyı Kutbeddin Akyüz kaleme almış. Akyüz, “Şeyh İzzeddin ilme ve âlime çok değer veriyordu. Her fırsatta ilim öğrenmenin ve öğretmenin gereğini vurguluyordu. Dini müesseseler yapıyor, yaptırıyor ve aklın hayalin almayacağı şekilde malını ve mülkünü bunun için harcıyordu.” diyor.

Yrd. Doç. İbrahim Baz, kelime-i şahadet kavramını ele aldığı yazısında, kelime-i şehadetin İslam’a girişi kapısı olduğunu, namaz, oruç, hac ve zekâtın ise kişinin Müslüman olarak kalmasını sağlayan ve imanın nurunu muhafaza eden ibadetler olduğunu vurguluyor.

Prof. Dr. Kadir Özköse sufi büyüklerinin portrelerini kaleme almaya devam ediyor. Bu sayıda Prof. Dr. Özköse, zühd hayatının büyük önderi Davud Tai’yi anlatıyor.

Said Yavuz derginin bu sayısında Afrika’da yaşadığı Ramazan günlerini, buradaki canlı ve diri İslami hayatı anlatıyor. Yavuz, onların açlık diye bir derdinin olmadığını asıl dertlerinin çocukları olduğunu, çocuklarının Müslüman olarak bir gelecek inşa etmek düşüncesi olduğunu vurguluyor.

Mona İslam, efendi ve kölelik kavramlarını merkeze aldığı yazısında, insanın Allah’ın kulu, mahlûkatın halifesi olduğunu vurguluyor.

Ahmet Edip Başaran Boşnak yazar Meşa Selimoviç’in ünlü eseri Derviş ve Ölüm’ü değerlendiriyor.

M.Nezihi Pesen, Kırkambar sayfalarında tadımlık bilgiler, alıntılar sunmaya devam ediyor.

Kemal Özer ise son yıllarda çok sık duyduğumuz organik kavramını değerlendiriyor. Aslında organik denilen pek çok ürünün hiç de öyle olmayacağına işaret ediyor.

İlim ve İrfan dergisi Gülbahçe çocuk ekiyle birlikte okurlarına dolu dolu bir dergi sunuyor.

İrtibat:

0212 694 98 98

facebook/ilimveirfan

twitter.com/ilimveirfan

Alıntı - 15.07.2016

,

911

Alıntı Hakkında

Alıntı
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin