İnsanlığın Beşiğine Yolculuk: Etiyopya/Cibuti Cumhuriyeti

İnsanlığın Beşiğine Yolculuk: Etiyopya/Cibuti Cumhuriyeti

İnsanlığın Beşiğine Yolculuk: Etiyopya/Cibuti Cumhuriyeti

14.11.2016 - Serkan Parlak
İnsanlığın Beşiğine Yolculuk: Etiyopya/Cibuti Cumhuriyeti

Neden gezmeye çıkarız? Kendinle yüzleşmek, kendini tanımak, kendinle barışmak birkaç neden olabilir. Varoluşsal kaygılar, rutinden kaçış, yenilenme isteği, farklı bakış açıları geliştirme, insanlık mirasını ve farklı görünümleri tanıma da tabi ki önemlidir. Meraklı olmak ve öğrenmeyi sevmek de gereklidir. Ancak sorunlardan kaçmak, dertlerini unutmak için seyahate çıkmak asla çözüm değildir.

Etiyopya: Yanık tenli insanlar ülkesi. Afrika’yla ilgili az ama net kalıp yargılarımız vardır. Bu yargılar kolay kolay değişmez, çünkü hangimiz ne kadar tanıyoruz ki kara kıtayı? Sömürgecilik, açlık, kölelik, bitmek bilmeyen kabile savaşları… Ama gitmeseniz de elinize öyle bir kitap geçer ki yaşanmışlıklarla dolu; bakış açınız birden köklü bir biçimde değişebilir. İşte “İnsanlığın Beşiğine Yolculuk” böyle bir kitap. Kapitalizmden sıkıldıysanız veya kısa bir ara vermek istiyorsanız bence gidilecek en doğru yerlerden biri. Dini hayat ve tarım toplumunu en özgün görünümleriyle oralarda yakalamak hâlâ mümkün.

Etiyopya’ya özgü bazı ilginç bilgilere bakalım şimdi: Başkent Addis Ababa ile başlıyoruz yolculuğumuza. 19. Yüzyılın en önemli imparatoru II.Menelik Etiyopya tarihinde çok önemli bir figür. Etiyopya Krallığını kuran, ilk savaşı kaybeden ancak ikinci savaştan sonra yaklaşık beş yıl süren İtalyan istilasını ordusuyla püskürten kişi. Bu süre dışında Avrupa sömürgesi olmayan tek Afrika ülkesi olmakla gurur duyuyorlar. Bu dönemde Cibuti’ye tren yolu hattı yapılmış. Köle ticareti yasaklanmış. Modernleşme hareketinin simgesi diyebiliriz. Etiyopya tarihine vakıf olabilmek için gezilmesi gereken ulusal müze ve etnografya müzesi Addis Ababa’da. İnsanlığın ortaya çıktığı yerler olduğu hominid iskeletleriyle kanıtlanmaya çalışılıyor. 3.18 milyon yaşında örnek iskelet bile var.

Rasta denince ne geliyor aklımıza? Bu bir saç modeli değil, Rastafaryanizm adında bir yaşam tarzı, inanış biçimi, hatta bazı kesimlerde bir din gelişmiş. Kurucusu son imparatorları Ras Tafari Makonnen. İmparator olunca “üçlemenin gücü” anlamına gelen Haile Selassie adını almış. İnananlara göre o Tanrının dünyadaki yansıması. Mısır kökenli Ra dinlerinin Hırıstiyanlık ve Yahudilikle harmanlanmasından oluşmuş. Rastafari ilahileri regi müziğinin temelini oluşturuyor. Skadan türemiş. 1981’de ölen Bob Marley Jamaika’da gömülü. Ancak vasiyetinde Etiyopya’yı istemiş. Bürokrasi ve turizm gelirleri nedeniyle sorun bir türlü çözülemiyor.

Etiyopya fakirlikte dünyanın sondan dördüncü ülkesi. Ekvatora yakın olduğundan on iki saat gündüz, on iki saat gece yaşanıyor. Jülien takvimi kullanılıyor. Bizim takvime göre yedi yıl geriden geliyorlar beş ya da altı günlük artık ay nedeniyle. Gidip yedi yıl gençleşebilirsiniz. Amhar alfabesi ve dili geçerli. Ülkede kurak ve yağışlı iki mevsim hakim. Bu iklim evsiz ve fakirler için çok uygun. Çok sayıdalar, kaldırımlarda, kutularda metal barakalarda yaşıyorlar. Evlat edinme işlemleri öteki ülkelere göre daha kolay. İnsanların tenleri Afrika’nın öteki yerlerine göre daha açık; vücutları daha ince ve narin. Kadınların saçları parlak ve iri bukleli. Yaygın kanıya göre bunun nedeni Etiyopyalıların Sudanlılarla birlikte Araplarla karışması ve melezleşme denebilir. Zaten burası her anlamda çeşitliliğin ülkesi. Günlük hayat zor. Bürokrasi had safhada. En basit evrak da bile imza isteniyor, kopya kabul edilmiyor. İşler çok yavaş ilerliyor. Fanta adlı yardımcı kişiyle çalışmak şart. Ehliyet çıkarmak, kiralık ev bulmak, çalışma ve oturma izni çıkarmak büyük dertler. Fahiş vergiler nedeniyle araba satın almak da zor. Yemekler tekdüze, bol baharatlı. Hijyen kaygıları bir kenara bırakılmalı.

Yazar Angola’da iki, Kenya’da dört yıl yaşamış. Gezdiği yerlerdeki insan-zaman-mekan bileşkesini anıları ve gezileriyle başarılı bir biçimde harmanlıyor, bu durum okuyucu için metni daha çekici kılıyor. Günlük hayata dair gözlemler, izlenimler, anılar, yorumlar; tarihi ve kültürel bilgilerle dengelenmeye çalışılıyor. Köy, kasaba, kentlerdeki bazı mekânlarla ilgili efsaneler, metni özgün hikâyelerle daha da zenginleştiriyor. Köklü geçmişe dayanan tarihi şehir ve eserler içimizde oraları yakından görme ve bölgeyi gezme isteği uyandırıyor.

Tarihi bilgilerin güncelle dengesinin yeterli olmadığını, bazı bölümlerde tarihi bilgilerin fazlalığının okuyucunun gezi yazısı okuma zevkini engellediğini düşünüyorum, özellikle de ilk iki bölümde. Öğretici ve bilgilendirmeye dönük bu yaklaşım ancak daha edebi bir üslupla dengelenebilir. Bu sorun bence yazarın deneme türünün inceliklerine daha fazla ağırlık vermesiyle çözülebilir. Bölüm sonlarında çekim kalitesi yüksek fotoğraflar var anlatılanlarla ilgili. Bence bunlar bölüm sonlarında veya belli yerlerinde birlikte değil de, ilgili bölümlerde anlatılanların hemen yanında kullanılmalıydı. Bu yöntem fotoğrafların etkisini azaltıyor. Ayrıca fotoğrafların sayısı da azaltılabilir. Çünkü bu durum kağıt kalitesini etkilemiş ve sayfa sayısını artırmış, bu durum kitabın ağır olmasına neden olmuş her ne kadar gezi sırasında yanımızda taşırsak yıpranmasını azaltsa bile. Elimizde Afrika’yla ilgili yoğun bir emeğin ürünü olduğu belli nitelikli bir gezi-anı kitabı var, değerini bilmek gerek. Hak ettiği ilgiyi umarım görür.

İnsanlığın Beşiğine Yolculuk, Etiyopya/Cibuti Cumhuriyeti, Figen Gündüz Letaconnoux, Oğlak Yayınları, Birinci Baskı:2016, İstanbul.

Serkan Parlak - 14.11.2016

,

1117

Serkan Parlak Hakkında

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından yayınlandı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin