İşe ve Markaya Dair Bir Haftasonu Kitabı

İşe ve Markaya Dair Bir Haftasonu Kitabı

İşe ve Markaya Dair Bir Haftasonu Kitabı

27.04.2013 - Bilal Can
İşe ve Markaya Dair Bir Haftasonu Kitabı

Sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkan yoğun üretim, yoğun emek, yoğun iş gücü ortaya iş kollarında çeşitlenmeleri de getirdi. Rekabet ortamı, üretim gücü, üretim kapasitesi, maliyet vs. gibi ekonomi ile ilişkili kavramlar hem sosyal bilimlerin literatürüne girdi hem de üzerinde yoğun biçimde konuşulacak tartışmalara yol açtı.

Bundan beş yüzyıl önce ciro, kapasite, iş gücü, marka, ön muhasabe gibi kavramlar kullanılmıyordu. Bu kavramların yeniliği ve ortaya çıkışı bize özel. Bu yüzden erinmeli miyiz yoksa sevinmeli miyiz? Bunu bilemedim. Ama kavramların yoğun dünyasında yaşadığımız bu teknoloji çağı hayatın gereksinimleri olan "şeyleri" daha kolay ve çabuk biçimde önümüze sunduğu için sanırım biraz şanslıyız. Bu durumu da ortaya çıkartan sebep yine belirttiğimiz kavramlar üzerinden açıklanabilir.

Zamanın getirisi olan her şey bizi "zamane insanı" yaparak ondan ayrı yaşayamayacağımızı bize bildirir, hatta zaman bize bazı şeyleri dayatmaktadır. Çağın getirisi olan şeylerden uzak durmak artık pek de mümkün değil. Bu gün yaşadığımız alanları ayrıntılı bir şekilde incelersek zamanla ne kadar da sıkı bir ilişki içinde olduğumuzu gözlemeyebiliriz.
Kullandığımız araç ve gereçlerden giydiğimiz kıyafetlere, yediğimiz yemeklerden içtiğimiz suya kadar bir şey zamanın getirisiyle değişime uğramış, belirli bir ayrışmadan sonra önümüze sunulmuş şeyler.

Feray Alpay'ın Markadaş kitabını okurken dünya üzerindeki markaları, üretim biçimlerini, sanayi toplumunu, kapitalist sistemleri, pazarlamayı kısacası ekonomiyle ilgili çoğu şeyi tekrardan gözden geçirmeye başladım. Markadaş bu bakımdan benim için bir hafta sonu kitabı oldu ve içindeki kısa denemelerle sıkmadan, fakat güzel bilgiler ve yorumlar katan bir kitap olarak yer edindi. Siz de ekonomiye, bu zamana, kapitalist sisteme, üretim biçimlerin, pazarlama ve marka dünyasına kısa bir bakışla bakmak istiyorsanız bu kitap çok fazla zamanınızı almadan size farklı bakış açıları sunabilir.

Markalar dünyasında yaşayan bizler, artık maddi durumumuza göre bir seçim ve tercih mekanizmasını yoğun biçimde kullanarak hayatımızı şekillendiriyoruz. Hangi markayı seçmişsek bu bizim statümüzün, toplumsal konumumuzu belirginleştirmektedir. Fakat markaların reklam durumları, toplumun buna eğilimleri çok farklılık göstermektedir. Satış tekniklerini iyi bilen kişiler tarafınca markanın bilinebilirliği ve satış durumlarını arttırmak için Makyvelci bir tavırla "zafere giden her yol mübahtır" fikri kişileri bu markalara mahkûm edebilmektedir.

Mahkûm diyorum çünkü markaların kendini pazarlamak için kullandığı her türlü araç ve eylem sonuç olarak kapitalist sistemin bir getirisi. Tam da burada Feray Alpay "korku pazarlaması" kavramını ortaya koyar. Bu kavram bana göre markaların kendini insanlara sattırabilmek için geldiği son noktayı özetlemektedir. Şöyle diyor Feray Alpay "Korku pazarlaması tüm dünyada bir taraftan satışlara zirve yaptırırken diğer taraftan da ne kadar etik olduğu tartışılıyor. Markalar tüketicileri en zayıf yönlerinden yakalıyor. Son derece de amigdala onları gerekli gereksiz bir sürü ürün almaya itecek.(s.31)"

Markadaş
Feray Alpay
Kanes Yayınları
174 Sayfa

Bilal Can - 27.04.2013

,

1745

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin