İslam Felsefi Sisteminde Bilgi Felsefesinin Yeri

İslam Felsefi Sisteminde Bilgi Felsefesinin Yeri

İslam Felsefi Sisteminde Bilgi Felsefesinin Yeri

05.02.2016 - Mustafa Öztürk
İslam Felsefi Sisteminde Bilgi Felsefesinin Yeri

Bir düşünce biçiminin yaşayabilmesi, onun bilgi kuramının olmasına bağlıdır. Bizler daha önce ortaya konulmuş felsefelerin kuramlarını kullanmak yerine, kendi bilgi sistemimizi kurmalıyız. Aynı şekilde özgün bir şey üretmek ve sistemli bir bilim yapabilmek için de bilgi sistemine ihtiyacımız vardır. Bilgi felsefesi sadece bilgi kuramından ibaret olamaz; ancak bilgi felsefesinin en temel sorunudur. Bu sorun ortadan kaldırılıp özgün bir bilgi sistemi kurulunca, bu sistemli bilginin geniş halk tabanına yayılma aşaması başlayacaktır.

Her topluluğu bir arada tutan ve onları diğer topluluklardan ayıran şey, o toplumların dünya görüşleridir. Dolayısıyla her toplumun bilgiye ve bilginin kaynağına yüklediği anlam onların varoluş sebepleridir. Yani Müslüman’ın bilgi kuramının diğerlerinden farklı olması ya da kendine has olması Müslüman’ı var edecek bir sebeptir. İslam düşüncesine baktığımızda bunun belli dönemlerde yapıldığını görüyoruz. Buna fıkıh, kelam ve tasavvuf ekollerini örnek verebiliriz. Ancak çoğunlukla bu ekollerin bilgi kuramları, başka kültür havzalarına ait filozofların sistemleri kullanılarak elde edilmiştir. Yazarın sıkça vurgu yaptığı şekliyle özgün değildir. Bu kitaba özel bir kavramsallaştırmayla yazar ‘’İslamiliği’’farklı kullanmaktadır. Elde edilen bilginin İslamiliğinden ziyade, bu bilgiyi elde ediş şekli olan bilgi sisteminin İslamiliği söz konusudur. Mesela ‘Mantık bilmeyenin ilmine itibar olunmaz’ diyen Gazali’nin bahsettiği bilgi kuramı da Aristo mantığıdır ve kendine has değildir. Buradan yola çıkılarak Gazali’nin elde ettiği bilginin gayri İslami olduğu değil, kullandığı kuramın orijinal olmadığı çıkarılabilir.

Bu gün İslam dünyasının içinde bulunduğu durum, modern dönemde Müslümanların bir bilgi kuramının olmadığının göstergesidir. Çünkü bilgi kuramıyla elde edilen bilgi, bir zaman sonra davranış olarak ortaya çıkar. Yazar, daha önceki toplumlarca üretilmiş bilgi sistemlerinin eskimişliği üzerinden hareketle, yeni ve özgün bir bilgi kuramı geliştirilmesi gerektiğini söyler. Bilgi kuramları eskidikçe bilgi kaynağından sapmalar olduğu gibi özgünlükte yok oluyor ve toplumda durağanlık meydana geliyor. Ortamın devamlı yorumlanması, ya da gelişen yeni bilimsel bulgular ve kuramlar çerçevesinde bilginin yeniden özgün duruma getirilmesi; toplumu zinde, canlı ve cevval yapacak üretkenlik verecektir. ‘’O halde yeniden bir özgün bilgi kuramı geliştirip bu yolla sağlıklı bilgiye ulaşabilir, yeryüzünde adaleti gerçekleştirebiliriz’’ iddiasındaki yazar ‘İslamilik’ ve ‘Kuranilik’ bağlamında geleneğin eleştirilebilmesi için her dönemi kendi ortamında İslami kabul eder. Yazar bu eserine mahsus bir kavramsallaştırmayla ‘’İslamiliği’’ farklı tanımlamaktadır.

Bir bilgi kuramının İslami olduğuna nasıl karar vereceğiz? İslami demek kaynağını kuran veya hadise dayandıran demektir ve her dönemin farklı uygulamaları İslami’dir ama ‘’Kuranî’’ olmayabilir. Yani kurandan çıkarılan her bilgi sistemi bir şekilde yorum içereceğinden o dönemin vahiy algısını yansıtır ve bizatihi vahiy değildir. Her yorum bir hakikat arayışıdır hakikate en yakın bilgi kuranın genel ilkeleridir. Genel ilkeler dışındaki bilgi ise türev hakikattir ve doğruluğu genel ilkelere uygunluğuna bağlıdır. Detaylarda boğulmak yerine genel ilkelerden yola çıkıp bu günün İslami düşüncesi ortaya konulmalıdır. Bu tutum bize İslam tarihinin herhangi bir dönemini mutlaklaştırıp‘’İslam’’ olarak tanımlamak yerine, ‘’döneminin İslam anlayışı ‘’ şeklinde tanımlamayı sağlayacak ve modern dönem için yeni bir kapı açacaktır.

Bilgi felsefesiyle ortaya konulan bir bilgi ya da bir filozofun elde ettiği doğru bilgi topluma nasıl yansıyacak ve nasıl uygulama alanına geçirilecek? Yazar bunu somut bir şekilde ortaya koyar. Bilgi belli aşamalarla toplumsal yapıda karşılığını bulur.

  • Bir bilginin toplumu değiştirebilmesi için filozoflar dediğimiz sistem kurucular tarafından soyut bir ifadeye kavuşması gerekir.
  • Bir sonraki aşama, sistem kurucunun soyut olarak ortaya koyduğu bilginin aydınlar tarafından somutlaştırılması ve bu somutlaştırılmış bilginin sunumu.
  • Aydınların somut hale getirdiği bu bilgi, eğitim ve iletişim kurumlarınca kitlelere ulaştırılır.
  • Son aşama toplumsal bağlamdır. Bilgi her ne kadar tek tek bireylerin çabaları ile oluşan bir birikim ise de, bu çabalar birbirine katkıda bulunarak bilgiyi geliştirir. Böylece bilgi bireysel düzeyde kalmayıp toplumsal bir olgu düzeyine çıkar. Bilgi, sadece bilgi peşinde koşanların etkileşimi olarak kalmaz; aksine toplumun bütün fertlerini etkiler. Bu yolla yeni bir bilgi sistemi toplumsal bağlamda karşılığını bulmuş olur.

Açıkgenç, İslam felsefesi nedir? Ne olmalıdır? İslam filozofu kimdir? Sorularına cevap sadedinde temelde varlık felsefesine işaret eder. İslam filozofunun amacı salt bilgi elde etmek değil, bilgiye ahlaki bir içerik kazandırma olmalıdır.

İslami çerçevede bilgi kuramı oluşturma çabası içerisinde olan yazarın amacı, bilgi felsefesinin insan ve toplum hayatında oynadığı önemli rolün vurgulanmasıdır.’’ Bilgi kuramı olmadan bir felsefi sistemin kurulması düşünülemez. Bu durumda ya başka bir bilgi kuramını kullanacağız ya da kendi bilgi kuramımızı oluşturacağız’’ işte yazar ikinci yolu seçmenin derdiyle eserini kaleme almıştır.

Bilgi felsefesi

Alparslan Açıkgenç

İnsan Yayınları

259 sayfa

Mustafa Öztürk - 05.02.2016

,

1246

Mustafa Öztürk Hakkında

Mustafa Öztürk

1974 yılında Sivas'da doğdum. İmam hatip lisesi mezunuyum. 20 yıldır çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü faaliyetlere katıldım. İstanbul'da yaşıyorum ve üç çocuk babasıyım. Kitap okuma platformlarında okuma faaliyetlerine devam ediyorum. Okumayı bitmeyecek bir arayış çabası olarak değerlendiriyorum.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin