İslam Sanat Düşüncesi ve Estetik Anlayışı

İslam Sanat Düşüncesi ve Estetik Anlayışı

İslam Sanat Düşüncesi ve Estetik Anlayışı

31.12.2020 - Ethem Erdoğan
İslam Sanat Düşüncesi ve Estetik Anlayışı

Estetik kelimesinin batı referanslı olduğu malumunuz. Literatür gereği sanatla ilgili herkes ve her camia bu kelimeye ve bu kelimeyle ifade edilen / edilecek anlam alanına bu kodlama ile giriyor. Bu duruma İslami çevreler de dâhil. Bu cümleyi kurma sebebim, sanat çevrelerinde, özellikle de şiir çevrelerinde, bir moda trendi gibi yapılan ve çoğu yanlış hatta saçma on yıllık periyotlara göre kategorizasyon değil. İslam sanatları özelinde muhatap olmaklık açısından bu cümleyi kuruyorum.

İslami sanatlar üzerinden yapılan/ yapılacak ve yapılmakta olan inceleme ve değerlendirmelerde, oryantalist bakış açısı ya da kültür emperyalizmi sonucu olarak, maalesef batı literatürünün esas ve referans alınıyor olmasıdır. Bu referans durumu bizim medeniyet birikimimiz açısından da bazı sorunları beraberinde getiriyor. “Müslümanların sanatlarıyla ilgilenenler ve uğraşanlar olarak rahatça kullanageldiğimiz İslam Sanatlarında Estetik terkibi ile iki problemi birlikte yükleniyoruz. Birincisi, ilk ve son tahlilde bir insan işi olan sanat faaliyetimizde, ikincisi, gündelik dilimizde özelleşmiş bir güzelliğin karşılığı olarak…” (Lekesiz, 2020) Batı literatürüne dayalı estetik-sanat birikiminde, tabii güzelliklerin sanat sayılmadığını, insan üretimi ve biricik, özgün eserlerin sanat tanımı içine girdiğinden kinayedir bu anlatım. Oysa İslami sanatlar temel alındığında öncelikle “san’at” kelimesinin anlamına bakmak gerekir. Bunun için elimizdeki kitaptan alıntı yapalım: “Sanat sözcüğü ile ilgili Türkçede birçok anlam ilgisi bulunmaktadır. Genelde estetik anlamı ön planda olmakla birlikte, sanat; iş, ilgi ve meslek anlamlarını da kapsar. Sanatın anlam dağarcığında bulunan bu çok boyutluluğun; Türkçede, temelde estetik bir amaç içermeyen faaliyetler için aynı kökten gelen ama farklı bir telaffuzda sahip zanaat kelimesinin de doğmasına neden olduğu söylenebilir.” (Karadeniz, 2020) Bu bakış açısına dayalı olarak, İslami sanatlar bazında sanatçının diğerlerinden farklı-özel bir durumu olmaması dikkat çekicidir. İş, ilgi ve meslek anlamlarının içeriğine göre; zımnen, yapılan her işin “sanat” gibi yapılması temennisi vardır.

İslami sanatlar açısından medeniyeti içselleştirmenin bir dışa vurumu olarak olmalıdır ki; kuramsal çalışmalar gelenekte yoktur. Geleneğe dikkatli bir bakışla, olmasına da gerek yoktur. Çünkü sanat özel bir alan sayılmaz. Hayatın tam olarak içindedir. Ancak kültür emperyalizminin bir sonucu olarak, batı referanslı sanat algısı, yaygınlığı gibi sonuçlar üzerine kuramsal çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar farklı bir uç vererek; İslamî Sanatlar bazında da bu tür çalışmalara kapı açılmıştır. “İslam Sanatlarında Estetik – Güzeli Anlamak” eseri akademisyen yazar Mustafa Uğur Gök tarafından hazırlanmış titiz bir çalışma. Ketebe Yayınlarından Ekim 2020’de çıkmış. 257 sayfa, oylum ve hacim bakımından zengin bir araştırma. Harika bir kapak tasarımı var. Petrol mavisine yakın bir zemin üzerine, kitap ve yazar ismi bulunan bir etiket yapıştırılmış gibi. Arka planda kırmızı renkle uygulanmış bir hüsn ü hat çalışması var. Lafz-ı celal okunabiliyor. Arka kapak krem rengi bir zemin üzerinde kitabın içeriğine dair üç paragraf alınmış. Bu paragraflar kitabın ön söz kısmından alınmış ve bir kısmı şöyle:

“Güzeli Anlamak”, varlığı anlamaktır. Varlık, var eden En Güzel’in armağanıdır. O’nun ihsanı olarak yine O’ndan bir işarettir. Varlıkta güzellik ise onun kendinden menkul değil, En Güzel’in yine varlığa bir tecellisinin sonucudur. Varlık, bütün anlam ve değerini bu tecelliye borçludur. Güzelliği ahlakın bir parçası olarak ele alan İslam düşüncesi, bir anlama faaliyeti olarak doğmuş ve gelişmiştir. Onda anlama çabası, sahip olma hırsının değil; ait olma bilincinin dışavurumudur. Varlığın somut hâli olan tabiatla İslam düşüncesinin kurduğu ilişkide, bunu görmek mümkündür. Bu ilişki İslam düşüncesinde güzellik algısını doğurmuştur.”

İslam Sanatlarının tabiatla güzellik ilişkisi, tıpkı sanatın özel bir alan olmaması gibi, batı sanatından farklı bir zemine oturmaktadır. Bu zemin, bize sahih bir alanı işaret eder. Oryantalizmin dayattığı “insani üretim”, satış ve reklam, piyasa ve akademya anlamında makbul kabul edilme gibi kaygılar, arızi ve cari algıları tetiklemektedir. Bu durumun sağlıksız bir sanat ortamına yol açtığı açık. Hatta “İslam Sanatları” isimlendirmesi bile öyledir. Ancak bu durum tespitleri ile yetinme dönemi de yavaş yavaş sona eriyor. En azından emareleri var. Elimizdeki kitap bu bağlamın örneklerinden.

Adında “İslâm” olan adlandırmalar, inanç eksenli bir aidiyeti işaret ediyor. Kasıtsız ve medeniyete dair atıflar yapan objektif kavramlaştırma gibi duruyor. Ancak İslam bizatihi sanat. Hayatın tamamına nüfuz eden bir sistem. “Ancak, bu tür adlandırmalara daha yakından bakıldığında, bunların belli bir bakış açısını ve ibarenin delâlet ettiği şeye (müsemmâ) karşı mesafeli duruşu yansıtan adlandırmalar olduğu görülür. Açıkça ifade etmek gerekirse, bu tür adlandırmalar, bir yerde nesnel bir yaklaşımı veya tarafsız bir duruşu dile getiren isimlendirmelerdir.” (Koç, 2015, s. 23) Bu bağlamda “İslam sanatının, İslam akidesinin bir sonucu olarak geliştiğini kabul etmek istemeyen araştırmacılar onu, kendi sınırları içinde gelişmiş bir sanatın sadece bânisi olarak görmek istemektedirler.oysaa İslam sanatı biçim ve anlamını kendi akidesinden almaktadır.” (Karadeniz, 2020, s. 18)

Bu aşamada kitabın içeriğinde olanlarla ilgili bazı bilgiler sıralayalım. İçindekiler kısmından başlıklar: İslam’da Sanat ve Estetik, İslam Sanatının Temel Kaynakları, Kozmolojik İdrak, İslam Düşüncesinde Zaman, İslam Düşüncesinde Mekân, İslam Sanatçısının Kimliği, İslam Sanatına Dair Kavramlar. Belki bu son başlıkla ilgili birkaç alt başlık daha uygun olur. Şöyle: gayrışahsilik, hüzün, ihsan, tabiatla uyum, tasvirden kaçınma, tevhit, tenazur (simetri) vb…

Kitaptan aldığım bazı notlar:

“İslam sanatının sunduğu manzaranın ışıl ışıl bir âlem olması, ‘birey’ kavramının sanatın dışına itilmesindendir.”

“Sanat, sanatçının şahsi bocalayışlarından (trajedi) uzaklaşarak hakikate işaretle mükellef olduğu bir güzellik ameliyesidir.”

“Bireyin kendisiyle kavgaları ve çelişkili bir ruh halinin ürünü olmakla birlikte ‘cesaret’ dolu iddiaları, İslam sanatında kendine yer bulamaz.”

“İslam estetiğinde dua kabul edilen sanat, onu icra edende mahviyetkâr bir tutum gerektirir. Gelenekte sanatçı öznesinin öne çıkmaması ve imtiyazlı bir sanatkâr zümresinin oluşmaması, bu mahviyetkâr tutumun bir sonucudur.”

“İslam’da sanatın bir görevi de insan bilincini uyarması, onunla hep bilinç halinde iletişime girmesidir. Sanatçı da bu kavramsal bilinçle hareket ettiğinden eserini kendi ürünü görmemeli ve bununla övünmemelidir.”

“İslam estetiğinde sanatın kendisi de hayattan kopuk değildir. Aslında sanat hayattan başka bir şey değildir.”

“İslam sanatı ‘taklit’ten de uzak durarak, sanatta ‘değişme’yi esas almıştır. Çünkü sanatta taklit ‘zorunlu varlık’ı taklit etmeye çalışmak demek olacağından daha baştan bir büyüklenme vehmi, beyhude bir çaba kabul edilir.”

Hülasa, sanatla ilgili herkesin ciddiyetle ve iştiyakla okuması gereken bir eser. Kitapla ilgili yazılacak hususlar bu yazının kapsamını fazlaca aşan nitelikte. En önemlisi, İslam estetiğine dair ilke ve kavramların belirlenmeye çalışılmış olması. İslam estetiğini daha geniş anlamda ele alma arayışına kapı açılması başlı başına oryantalist ezberden kurtulmak anlamına geliyor. Bu neviden çalışmalarla, İslam’ın estetiğinin düşünce ve eyleme yansıması amaçlanmalıdır. Estetik üzerindeki ezberden kurtulmak, hakikatin aşkın boyutlarının aydınlığa çıkarılması, sanatın hakikatle buluşması olacaktır. Bu eser temelinde, benzer kalibredeki eserleri de dikkate alarak; “Adı itibariyle de Ketebe, geleneksel İslam sanatlarına özel önem veren ve bu konuda bir yetkinliğe sahip olmaya başlayan bir yayınevi.”, “Türk kültür ve sanat hayatında yüksek bir irtifa” ve “bizi, kimliğimizi, kişiliğimizi, ufkumuzu, vizyonumuzu temsil edecek eserler” (Çalışkan, 2020) adına ve anlamında Ketebe Yayınlarını kutluyorum.

Kaynakça

Çalışkan, F. (2020, 5 18). Bir yayınevi kurmak bir kütüphane inşa etmek demek. (h. k. sanat, Röportajı Yapan)

Karadeniz, M. U. (2020). İslam Sanatlarında Estetik. İstanbul: Ketebe.

Koç, T. (2015). “İslâm Estetiği ve Sanatı”. İslam ve Sanat (s. 23). Antalya: Ensar Neşriyat.

Lekesiz, Ö. (2020, 11 27). İslâm sanatları ve estetik terimlerinin sorgulanmasına doğru... Yeni Şafak.

Ethem Erdoğan - 31.12.2020

,

3681

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin