İslam'ın İlk Müezzininin Hikayesi: Ben Bilal

İslam'ın İlk Müezzininin Hikayesi: Ben Bilal

İslam'ın İlk Müezzininin Hikayesi: Ben Bilal

19.04.2011 - Seher Ortaöner
İslam'ın İlk Müezzininin Hikayesi: Ben Bilal

Çağrı ve Çöl Aslanı: Ömer Muhtar filmlerinin senaristlerinden H. A. L. craig'e ait olan elimizdeki eser, İslam'ın ilk yıllarını Bilal-i Habeşi'yi merkeze alarak ve onun gözüyle çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Kitap girişinde Bilal'e dair bir not başlığı altında Bilal'in kısaca hayatından kesitler verilmiş. Mekke'de doğmuş olup Rabah adlı Habeşistanlı bir kölenin oğludur Bilal-i Habeşi. Puta tapan bir şehirde bir Allah'a inancı sebebiyle eziyet görmüştür, Hz. Muhammed'in yakın arkadaşı Ebu Bekir tarafından satın alınıp âzâd edilmiştir, İslam'ın ilk savaşlarında ordulara yiyecek tedariğinden sorumlu olmuştur ve Peygamber'e öylesine yakındır ki sabah O'nu uyandırmakla vazifelidir. Hz. Muhammed'in vefatından sonra Bilal'in bacakları kederinden onu taşıyamamıştır. Tekrar ezan okumak için basamakları çıkamamıştır. Hz. Muhammed'in vefatından yaklaşık 12 yıl sonra, muhtemelen 644'te Suriye'de vefat etmiştir...

Hayatının temellendirilebileceği çok yeri yoktur. Bilal'in hidayete erdiği günden itibaren Hz. Muhammed'in hayatındaki her olay, Bilal'in hayatındaki bir olaydır. Dahası, hatırasının iki sütunu, onu tanıyan herkesten aldığı sevgi ve Peygamber'e olan yakınlığı. İlkini paylaşan ikincisine merak duyan bir yazar için yeterlidir...

Amerika'daki siyahi Müslümanlar kendilerini Bilalî olarak adlandırmış olmaları da Bilal'i sahiplenmeleri açısından oldukça güzel bir davranış diye düşünmeden edemiyor insan..

Ve kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Bilal'in köleliğinden tutun da, vahye şahit olmasına, ilk ezan okunması, Efendimiz ile karşılaşması, hüzün yılını anlatması ve Peygamber Efendimiz'in hayatında şahit olduğu en önemli olayları kısaca ele almış. Mesela okurken tüylerimin ürperdiği ve içimde ince bir sızıyı şaha kaldıran Bilal'i Habeşi'nin kazığa bağlanıp kızgın güneş altında işkence etmeleri bir an gözümde canlandı. Ve söylediğim tek cümle Bilal gibi Cenab-ı Hakk'ı anmak oldu. Bir de bu olayı Bilal'in dilinden kısaca dinleyelim:

"Allah'ı yüksek sesle, bildiğim tek şekilde ve bildiğim tek ismiyle andığımı hatırlıyorum: 'Tek Allah'. Ben on binlerce kişiyi namaza çağıran Bilal, o vakit hiçbir dua bilmiyordum. Yine de O'nun adını andım, O da kalbimde bana cevap verdi. Kırbaç altında çığlık atmadım, nefesimi Allah için tuttum. Onların merhametini rica etmedim, yalnızca O'nunkini istedim. "

Ve ikinci bölüm. Bu bölümde tarihten sayfalar başlığı altında sekiz ayrı başlık bulunmaktadır. Ve her tarih sayfasının arasına yine Bilal'in anlatımları var. Efendimizin savaşları, Uhud günü, Ebu Süfyan'ın teslim oluşu, Kabe'ye nasıl tırmandığı v.s. yine Bilal'in dilinden anlatılmış konular. Yine bu bölümde Bilal'in Muhammed (a.s.)'ın vefatını anlatması yaşamadığımız halde, yaşattırır derecesinde etkili bir üslupla yaşattı zamanın en hüzünlü halini bizlere.

Ve Bilal yine o'nu uyandırmış ve her zamanki gibi yavaş bir şekilde dışarı gelmişti son Nebi. Baş ağrısından şikayet etti ve Bilal'in alnına elini koymasını istedi. Ateşliydi iki cihan serveri. Mescide giderlerken kol kola girmişlerdi; zira Efendimiz ayakta durmakta güçlük çekiyordu. Aniden durdu ve: " Bilal! İlk tanıştığımız zamanı hatırlıyor musun? Böyle yürüyorduk. Ama o zaman ben seni tutuyordum. Güldü ben de güldüm. 'Yirmi iki yıl önceydi' dedim. 'Dün, dündü' diye cevap verdi...

Ve bu Bilal'in Efendimizle son mutlu anıydı. Sonraki günler ateş şiddetini artırmıştı. En serin kuyulardan su taşıyordu Bilal ve son iki gün koma ve uyanış arasında sürüklendi. İki gün boyunca ayaklarını zihninden uzaklaştırmak için kullandı. Koşmak hariç kapısını asla terketmedi. Ve Hz. Aişe'nin ağladığı işitilince Muhammed (a.s.)'ın vefat ettiği anlaşılmıştı. Ömer yere kapandı, yüzü ellerinde, iri cüssesi ağlayışında inleyerek. Ebu Bekir, Efendimizin yüzüne bir örtü çekti. Ya Bilal! Tekrar asla ezan okuyamadı. Kader Bilal'i suskunlaştırsa da birkaç yıl arayla iki olayda daha ezan okumuştur. Birinde bir defalığına halkın isteyişi ve Ömer'in ricasıyla Kudüs'te ezan okumuştur. Sonra yine Hz. Muhammed'in kabrini ziyarete Medine'ye geldiğinde son kez ezan okuması için yalvaran Peygamber torunları Hasan ve Hüseyin tarafından karşılanmıştır. Reddedemeyeceğini anlamıştır. Sabahın erkeninde dahi olsa sokaklar ağlayan insanlarla dolmuştur...

Kimi güvenilmez rüvayetler Bilal'i Şam valisi yapmıştır. Ama Bilal'i her açıdan bir vali gibi görmek mümkündür -geçmişinin verdiği yetki ve sevgi açısından- ama görevli bir vali olarak görmek imkansızdır. Mütevazi bir kapı eşiğinde oturmayı tercih etmiş olmalıdır...

Ve Bilal cümlelerinden;

"Biz farklıydık. Biz ticari yük değil. Allah'ın yüklediği sorumluluğu taşıdık. Dünyada saatler çalıştıkça ayak izlerimiz ayan beyan kalacak. Çünkü biz Birinci Yılın Birinci Günüydük; seyahatimiz, hicret, takvimimizi tayin etmektedir. Bizim adımlarımız zamanı başlattı."

Uhud'da öğrendik ki savaş bir çelişki ve salıncaktı, bir ileri bir geri. Bir savaş kimin haklı olduğuna karar vermez, yalnızca kimin hayatta kaldığını haber verir. Kılıcın okuma yazması yoktur ve o asla bir din sayfası kalemle olmamıştır. Savaşın önemi öncesinde ve sonrasında ne olduğudur, önce selamlama, sonra kanama...

Ben Bilal
H. A. L. Craıg
İnsan Yayınları
151 Sayfa

Seher Ortaöner - 19.04.2011

,

7567

Seher Ortaöner Hakkında

Seher Ortaöner

Konya'da yaşamaktadır. İlahiyat fakültesi öğrencisidir. Hüsn-i Hat ve Ebru ile ilgilenmektedir.

Yorumlar
  • Ayşe 2016.01.14 21:54

    Çok guzel

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin