İslamofobi Bir Korku ve Nefret Söylemi mi?

İslamofobi Bir Korku ve Nefret Söylemi mi?

İslamofobi Bir Korku ve Nefret Söylemi mi?

06.02.2019 - Uğur Cumaoğlu
İslamofobi Bir Korku ve Nefret Söylemi mi?

Tüm seküler/politik kavgalar, bir düşman ortaya çıkararak ve insanı nefretin karanlık dehlizlerine hapsederek kendini haklı göstermeye çalışır. Nefret, insanlığın damarlarına zerk edilerek, inşa edilmek istenen güven toplumu ortadan kaldırılmak istenir. Çünkü güvenin tesis edildiği bir toplumda veya dünyada, inanmak temel ilke haline geleceğinden ortaya bir güven bunalımı çıkarılamaz. Bu nedenle korku ve güvensizlik hissi ile toplumlar ortak değerlerden koparılmaya çalışılır. Bunu sağlamanın en kolay yolu da terör ve şiddet olaylarını tırmandırmak ve toplumları/bireyleri nefret algısına mahkûm ederek birbirine düşman haline getirmektir. Bundan sonrası çözülme ve parçalanma sürecidir.

Kendini, bu şiddet ve nefret sarmalı içerisinde görmek istemeyen İslam Medeniyeti’nin her ferdi, suçlanmak yerine aidiyetini reddetmeyi tercih etmektedir. Elbette bu aidiyet krizi, ciddi bir kimlik bunalımı ortaya çıkarırken, sonu kestirilemeyen savrulmaları da beraberinde getirmektedir. Bu savrulmaların nihai noktasını tespit etmek imkânsız göründüğünden, bireyleri o medeniyetin ortak ruhuna davet etmek de çoğunlukla karşılık bulmamaktadır. Çünkü oyunu kuran aktörler, bu krizi piyasaya sürerken arz ve talep ilişkisini de hesap ederek gerekli alternatifleri de ikame etmişlerdir.

İnsanlık tarihinin mihveri ve insanlığın kurtuluşunun yegâne vesilesi olan bir medeniyetin, insanlık için bir umut olmaktan çıkıp şiddet ve nefret aracı olarak kullanılması izahı zor bir durumdur. İbrahim Kalın ve John L. Esposito’nun editörlüğünü üstlendiği Bir Korku ve Nefret Söylemi Olarak İslamofobi adlı çalışması, izahı zor olan bu durumun analizini yapmak ve gerçekte ne olduğunu tespit etmek için örnek bir çaba olarak karşımıza çıkıyor.

Eser, ilk bölümde İbrahim Kalın’ın analizleriyle çokkültürlülüğün sınırları ve muarızları arasında İslamofobinin kapsamını/sınırlarını tespit etmeye çalışırken, algı ve gerçeklik arasında merkezini kaybetmiş ve yön bulmaya çalışan toplumları incelemeye çalışır.

Jocelyne Cesari, ikinci bölümde Batı’da İslamofobi başlığı altında Avrupa ve ABD arasında bir mukayese yapar. Avrupa’daki Müslümanların çoğunun göçmen olması ve toplumun alt sınıflarından biri olarak kabul edilmesi, Müslümanları nasıl şüpheli konumuna düşürdüğünü dile getirir. Ayrıca uluslararası baskıların ve Avrupa’daki politik kaygıların medya aracılığıyla tersyüz edilmesi, entelektüellerin taraflı rolü ve Avrupa sekülerizminin baskın etkisinin Müslümanlar üzerindeki negatif etkisi ilk iki bölümde İslamofobinin Bağlamı ana başlığına bağlı olarak alt başlıkta soruşturuluyor.

İkinci bölüm olan Olay İncelemeleri, Sam Cherribi’nin Bir Saplantının Canlanışı: Hollanda, Avusturya ve Almanya’da İslamofobi başlığı altında inceleme derinleştiriliyor. Tahir Abbas’ın 21. YY da Müslüman Karşıtı Irkçılığın Şekillenişi Konusunda Tarihte ve Günümüzde Siyaset ve Medya Tartışmaları konu başlığıyla İngiltere örneği; Mohamed Nimer’in önyargı siyaseti ve yanlış algıların ortaya çıkardığı engellerin değerlendirildiği İslamofobi ve Amerikan Karşıtlığı: Önlemler Dinamikler ve Sonuçlar ile Sherman E. Jackson’un göçmenlik ve ırksal tanımsızlığın Amerikan tecrübesi üzerinden irdelendiği Müslümanlar, İslam(lar), Irk ve Amerikan İslamofobisi başlığı ile ikinci bölüm tamamlanıyor.

Üçüncü bölümde Tezahürler’in giriş başlığı altında, Sunaina Maira’nın İslamofobi ve Teröre Karşı Savaş: Gençlik, Vatandaşlık ve Uyuşmazlık konusu ile muhalif genç Müslüman ve iyi, mutedil ve kötü olarak Müslümanların maruz kaldığı kimlik ayrımı ele alınıyor. Juan Cole’un Bush Yılları ve Sonrasını sorgulayan İslamofobi ve Amerikan Dış Politika Söylemi, Anas al-Shaikh-Ali’nin Sanat ve Edebiyat Kılığına Girmiş İslamofobik Söylem, Kate Zebiri’nin Çağdaş İngiliz İslamofobisinde Oryantalist Temalar ve Peter Gottschalk ile Gabriel Greenberg’in Muhammed’den Obama’ya: Karikatürler, Çizgi Flmler ve Klişeleşmiş Müslümanlar başlığı altında ortaya çıkan ahlaki kriz tartışmaya açılarak üçüncü ve son bölüm ile eser tamamlanıyor.

Türkiye’de yayımlanmış örnek bir çalışma olması ve güncelliğini çok uzun bir süre koruyacak önemli bir konuyu ele alması nedeniyle eser üst düzeyde bir ilgiyi hak ediyor.

Bir Korku ve Nefret Söylemi Olarak İslamofobi

İbrahim Kalın & John L. Esposito

İnsan Yayınları

336 Sayfa

Uğur Cumaoğlu - 06.02.2019

,

350

Uğur Cumaoğlu Hakkında

Uğur Cumaoğlu
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin