İstanbul Kriterleri - İbrahim Paşalı

İstanbul Kriterleri - İbrahim Paşalı

İstanbul Kriterleri - İbrahim Paşalı

05.07.2011 - Zehra Erbay
İstanbul Kriterleri - İbrahim Paşalı
Bir dönem Türk siyasetinin çokça meşgul olduğu Kopenhag kriterlerini akla getiriyor kitabın ismi.

Aykırı bir isim İbrahim Paşalı. Sözü az ve yerinde kullanan, kendi tabiriyle : “Dokuz köyden kovulduğunu söyleyen ve yanlışları seslendirmekten başka bir şey bilmeyen yazarlardan olmaktansa, sağdaki melek fısıldadığında yazan yazarlardan olmayı tercih eden” yazar.

Katıldığı bir programda “neden İstanbul kriterleri” sorusuna cevabı ilgimi çekiyor ilkin. “Zaruretten, mecbur kaldığım için yazdım” diyor ve hikâyesini ekliyor.

“Rahmetli Cinuçen Tanrıkorur 60lı yıllarda üniversitede öğrenciyken bir ara ud çalma hevesine kapılır. O günün şartlarında ud metodu kitabı arar, lakin bir türlü bulamaz. Çok sıkıntı yapar ve okulda yakın arkadaşı olan Tan beye sorar. (Tan bey için, farklı görüşlerde olmamıza rağmen, Tan ciddi bir arkadaştır der.)

Her yerde aradım bulamadım, ne yapayım? Deyince,

Tan bey: Öyleyse otur kendin yaz, der.

Nasıl olur, hiç malumatım olmadığı halde nasıl yazarım, dalga geçiyorsun herhalde, der ve şu cevabı alır:

Eğer bir işi senin kadar isteyen yoksa, sıkıntısını senin kadar hisseden yoksa, o sorumluluk senindir, otur yaz! Benden önce kimler geldi geçti, onlar yazmadı ben nasıl yazayım deme. Yıllar sonra elin tutmaz, gözün görmez ve o kitap hala yazılmamış olur…”

Ve İbrahim Paşalı İstanbul kriterlerini, hala yazılmamış olmasından kaynaklanan sıkıntı ve sorumlulukla yazdığını söyler.

İlk defa bir şehir (İstanbul) için dünya savaşı yapıldığından, xx. Yüzyılın hemen başlarında. İstanbul’un tüm kuşatmalara rağmen alınamadığını ve fakat başkentliğinin elinden alınmasından. Türkiye’deki silahlı kuvvetlerin varlığından ama buna mukabil entelektüel kuvvetlerin kıtlığından bahseder mesela.

“Türkiye Kafka gibidir bulanık… Merkezimiz olan İstanbul’u köprü zannedenler, o köprü olmak ile köprü gibi olmak arasındaki farkı öğrenemeden geçip gidiyorlar, göçüp gidiyorlar.”

Yazar burası Türkiye deyip geçtiğimiz şeylerin altını çiziyor, üzerinde ısrarla durduğu kelimeler zihnimizi sağaltmamıza yarayacak cinsten.

Kitabın bir bölümünde yazar ve kâtip arasındaki farka değinmiş, bu bölümü okuduktan sonra yazarlığına vurgu yapmadan geçmek istemedim.

Eğer bir yazıyı okuyup “ben de böyle düşünüyorum” diyorsanız o satırları yazan büyük ihtimal kâtiptir. Ama bir yazıyı okuyup “hiç böyle düşünmemiştim” diyorsanız o kişi kâtip değil yazardır.”

İtiraf ediyorum kitabı okuyunca hiç böyle düşünmemiştim dedim…

Ayrıca kitaba bilge kral Aliya İzzetbegoviç’i selamlayarak başlamak da çok güzeldi.

Kitap “güneşin altındaki yerini hak ederek almış olan Aliya İzzetbegoviç’e ithaf edilmiş…

Huzursuz olmak isteyenlere tavsiye edilir.

İstanbul Kriterleri
İbrahim Paşalı
Profil Yayınları
Zehra Erbay - 05.07.2011

,

3119

Zehra Erbay Hakkında

Zehra Erbay
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin