İstanbul Mecusileri, Edebiyat, Serkan PARLAK

İstanbul Mecusileri yazısını ve tüm Serkan PARLAK yazılarını Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

İstanbul Mecusileri

13.04.2015 10:00 - Serkan PARLAK
İstanbul Mecusileri

Şamanlar, büyücüler, cadılar, sihirbazlar… Mecusilerin doğu kolu, ilkçağlardan beri Adalar ve Boğaz çevresinde yaşamaktadır. Eğitim gördükleri Büyükada’daki Akademi binası ahşap yetimhanenin arkasına ustalıkla gizlenmiştir. Bina önce tapınak, sonra manastır, son olarak da okul olmuştur. Enerji denetimi konusunda doğuştan gelen yetenekleri olan Mecusiler bedenlerinde mutat insanlara göre daha fazla elektrik taşırlar. Geliştirdikleri sihirli değneklerin içindeki enerjiyi yönlendirerek büyü yaparlar. Bilgili, meraklı ve çalışkan insanlar olan Mecusilerin güçlerinin kökeni astral ışıktır.

Hikâyenin başkişisi Effie efsunlu koyda denizden çıkan yukarısı insan aşağısı balık derya oğlanı Anteaus’a ilk görüşte âşık olur. Anteaus yok olmaya doğru giden halkını kurtarmak için Effie’den yardım ister. Deryagilleri yeryüzünün merkezine ulaştıran geçit kapanmıştır. Amaçları ilk vatanları olan Sırdeniz’e dönmektir. Sırdeniz’le Marmara Denizi’nin arasını kapatan geçidin anahtarı kayıptır. Geçit tamamen yok olmamak için bir Mecusiye kapattırılmıştır. Bu yüzden de ancak yine başka bir Mecusi tarafından açılması mümkündür.

Anteaus’un alanında uzman olan Effie’nin babası Marcus’u Konsey’e götürmesi gerekmektedir. Marcusderyagillerin saldırganlıklarından kaynaklanan endişelerine rağmen teklifi kabul eder. İçtikleri börülce iksiri sayesinde denizde nefes alabilecek ve yüzebilecek biçimde dönüşürler. Sorun konseyde görüşülür. Marcus bildiği büyü yöntemlerini uygulayarak kapıyı açamaz. Kapıyı açacak olan efsun kayıp aynanın çerçevesine nakşedilmiştir. Marcus kütüphane arşivini geceli gündüzlü çalışarak tarar. Aynanın evliyayla birlikte birçok duraktan geçerek Kapadokya’ya kadar gittiği ortaya çıkar. Onlarla gelmesi için Anteaus’u ikna ederler. Meftun büyüsü nedeniyle çok kızgın olan Effie’nin annesi Asuman Büyüzâdeİngiltere gezisi dönüşünde Anteaus’u insana dönüştürür.Astral geçit yoluyla Effie, Anteaus, Marcusve onları ziyarete gelen kuzenleri Trey Kapadokya’ya geçerler.

Hikâyede deryagillerin yok oluş süreçleriyle ilgili ekolojik eleştiri söz konusudur. Mutat insanların varlığı, ürettikleri her türlü teknoloji, özellikle savaşlar ve kentleşme deryagillerin yok oluşlarını hızlandırmaktadır. Karadeniz’e bağlı Azak Denizi’nin radyoaktif maddelerle kirlenmesi, hızla üreyen deniz analarının beslenme kaynaklarını azaltması yaşamlarını daha da zorlaştırmaktadır. Fakat insanlara yönelik en önemli kızgınlıkları Çanakkale Boğazı’na mayın döşenmesi ve gemilerin çaldığı sis kornalarının çıkardığı yüksek sesler nedeniyledir.Deryagiller intikam amacıyla çıkardıkları baştan çıkarıcı seslerle gemilerin yönünü değiştirme, bazı bölgelere dinamit yerleştirme, geçide güç uygulayarak deprem oluşturma gibi eylemler yaparlar.

Effie ile Anteaus arasında her geçen gün daha da kuvvetlenen aşkın kökeni meftun büyüsüdür. Anteaus halkını kurtarmak için insana âşık olmak gibi son derece tehlikeli bir eylemi göze almıştır.Yaradılışı gereği hiçbir zaman insana dönüşemez. Geçit açıldığında halkı kurtulacak, o da önder olacaktır. Ancak Effie de Sırdeniz’e geçemez. Ayrılmaları gerekeceğinden geçidin açılmasını istemez. Aralarındaki aşkın beslediği bu trajik durum hikâyenin merak öğesini ve okuyucuda uyandırdığı heyecanı son ana kadar besler.

Kahramanlarımız atkuşlarla geçtikleri Ihlara Vadisi’ndeki kiliseleri araştırır ve evliyanın mezarının bulunduğu mağaraya ulaşırlar. Mağaranın koruyucusu tepegözle Marcus ve Trey, yırtıcı cangalozlarla ise Effie dövüşür. Sonunda Effie, üzerinde Akadça yazıların olduğu aynayı almayı başarır. Bu bölümde hikâyenin baş kişisiEffie’nin meftun büyüsünün etkisiyle daha da kuvvetlenen aşkıyla bağlantılı olarak denetleme ve direnme güçleri, cangalozlarla mücadelesi sırasında ise astral ışığı daha etkili kullanma gücü ortaya çıkar. Ayrıca, yaralanan Trey’i şifa büyüsüyle iyileştirir. Ekip olarak dönüşte Mecusi İçişleri Bakanlığında hesap verir, yargılanır ve serbest bırakılırlar.

Hikâyenin son bölümünde EffieAnteaus’la vedalaşır. Anteaus Çanakkale Boğazının dibindeki batık gemide bulduğu yüzüğü Effie’ye verir. Effie ise saçından bir tutamı Anteaus’un bileğine bağlar. Ayrılırlar. Heyecanın üst düzeye çıktığı bu bölümler Effie’nin potansiyel güçlerini ortaya çıkarma ve olgunlaşma serüveni olarak da okunabilir.

Metnin anlatıbilimsel ve tür çözümlemesini, serinin ileride çıkacağı açıklanan ikinci ve üçüncü kitapları yayınlandığında TzvetanTodorov’un“ Fantastik-Edebi Türe Yapısal Bir Yaklaşım” adlı metni üzerinden daha ayrıntılı bir biçimde yapmaya çalışacağım.

İstanbul Mecusileri 1 Sırdeniz, Kathryn İzgi, Oğlak Yayıncılık Maceraperest Kitaplar, 2014


Yazar: Serkan PARLAK - Yayın Tarihi: 13.04.2015 10:00 - Güncelleme Tarihi: 19.11.2021 10:28

,

2950

Serkan PARLAK Hakkında

Serkan PARLAK

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından, ilk romanı "Ormanın Kıyısı" ise Roza Yayınları tarafından yayınlandı.

Serkan PARLAK ismine kayıtlı 85 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin