İyi Şiirin Yolcularından Biri; Abdullah Yalın Karadağ

İyi Şiirin Yolcularından Biri; Abdullah Yalın Karadağ

İyi Şiirin Yolcularından Biri; Abdullah Yalın Karadağ

08.01.2021 - Ethem Erdoğan
İyi Şiirin Yolcularından Biri; Abdullah Yalın Karadağ

Kitap yazılarının genellikle alelusul yapıldığına şahit oluyorum. Bir çeşit geçiştirme söz konusu. Çoğunlukla da o kitap, bir arkadaş, dost, yaren kitabı olduğu veçhile hatta yayıncının teşviki ile değiniler ve övgüler sadedinde ele alınıyor. Oysa kitap yazıları, üzerinde ciddiyetle durmak, düşünmek ve yaklaşım oluşturmak gereken bir yazı türünü işaret ediyor. Pek çok insan bu neviden yazılara bakıyor çünkü. Bir kitabı alıp almamaya, okuyup okumamaya karar verirken o kitap hakkında yazılan yazılara bakıyor. Bu durum; nereden bakarsanız bakın, üst düzey bir erdem ve vebal meselesidir.

Erdem ve vebal meselesi olan şeyi biraz açmak gerektiğinin farkındayım. Ancak bu gerekliliğin, edebiyat dünyamızda eleştirinin bir türlü kurumsallaşamamasıyla sıkı bir bağı olması hasebiyle o taraftan da konuya bakmak gerektiğini düşünüyorum. Eleştiri tarafından konuya yaklaşınca; yazı için erdem ve vebal meselesine de bir nevi açıklık getirilebilir. Eleştirinin içeriğinde tanıtım, açıklama, sınıflama hatta yargılama, eserin ederi ve ayırt etme anlamları var. Bu anlamda eser odaklı yazılarda, yazarın hangi mahallede eğleştiği, hayata bakışı, dünyayı algılayış biçimlerinin dolaylı olarak ve metnin alt katmanlarından çıkarılması gerekiyor. Doğrudan odaklanılması ve ilk elden değerlendirilmesi elzem olan yanı ise; kitabın görünen evrenidir.

Abdullah Yalın Karadağ’ın “Sensizler Tekkesi” şiir kitabı Yedi İklim şiir serisinden 2020 yılı Ağustos ayında çıktı. Kitabı okumaya başlamadan önce kapağı okumanız gerekiyor. O seriden çıkan diğer kitaplardan farklı olarak nefis ve standart dışı bir kapak tasarımıyla karşı karşıyayız çünkü. Peki, ne var kapakta? Eski bir sokak resmedilmiş. Sanırım mürekkep boya kullanılmış. Kapağı çok beğendim. İzdiham.com sitesinde yayımlanan mülakatta da bu durumu ifade etmiş Karadağ; ‘Okurun kitabı eline alınca hemen içini açmamasını, onu her yönüyle incelemesini’ önermiş ve şunları söylemiş: “Okur kitabı eline alınca kapaktaki resme iyi bir baksın, orada bir şiir var (Resim Nuray Yüksel’e ait). Hemen içini açmasın kitabı çevirip arka kapağına da baksın orada da bir şiir var. Göç yolu bu. Sicilya’ya, Şili’ye ya da her nereye gitmek istiyorsa. Oraya göç etsin. Sonra dilediği yerden başlayabilir.”Bir kitabın müellifi eğer bir o kitapla ilgili öneri sunmuşsa bu tavsiyeye uymak gerekir. Bunun için 'önce kapağı okumanız gerekiyor,’ demiştim.

Kitap, bir şiir kitabı olmak hasebiyle gayet makul olarak, 72 sayfadan oluşuyor ve iki bölüme ayrılmış. İlk bölüm, Portrende Bir Dipnot, on dört şiirden mürekkep. İkinci bölüm İtiraz ve Aksiyon adını taşıyor, yedi şiir var bu bölümde. Kitabın arka kapağında da bu kitaba özgü bir uygulama olarak, siyah zemin üzerine beyaz harflerle “Dublin Kuşu” şiiri basılmış

İlk şiir, kitaba da isim olan “Sensizler Tekkesi”. Kişisel olarak şiirde risk olarak, yanlış olarak değerlendirdiğim bir şekilde ilk şiire giriyor şair. “Tıpkı” kelimesi ilk mısraı oluşturuyor. Tıpkı kelimesi, anlamsız kelime türlerinden ve edat. İlk bakışla tanım olarak “cümlede anlam kazanma” özelliği öne çıkan bir kelimenin arada kullanılması yerine başta kullanılması, şiire anlamsızlıkla girilmesi, şairin kuvvetli bir söyleyişle okuru ikna etmesi dışında pek makul değil. Ayrıca şiire giriş olarak, çarpıcı-vurucu-alt/üst edici değil. Bu bağlamda bir kelime türüne karşı tavrım olduğu anlaşılmasın ama edat ve bağlaçların mümkün olduğunca şiirde bulunmaması gerekiyor. Bu şiire bakışla, sağlam şiirle ilgili genel bir tavır olarak değerlendirilmelidir. “Tıpkı”dan sonra gelen ikinci mısra olan “ihtilal” ile üçüncü mısra olan “cılız bir dere” ye geçerken anlam zayıflıyor. Okur olarak oluşan beklentiye yeniliyorum. Çünkü “ihtilal”den sonra akıl daha güçlü bir anlama sürat ediyor. Bu bölümde dördüncü mısradan itibaren ses ve anlam olarak yükselme var ve bölüm kurtuluyor. “En soğuk iklimi tez geçmeli / saplansa da içime / en derin yere / mermiyi değil / seni çekmeli”. Belki de bu mısralarla şiire girilmeliydi. İkinci bölümdeki Hz Yakup’un hüznüne, tasavvufa ve müziğe dair göndermeler yerinde. “Konuşsam şimdi acemaşiran peşrev” mısrasında, söylemle mûsiki arasında ilgi kurmaya çalıştım. Acem Aşiran Peşrev’in özelliklerine baktım. Ağırbaşlı ve güzel eserlerin yapıldığı bir makam olduğunu görünce bağlam oluştu. Üçüncü bölümdeki beşinci ve altıncı mısraların anlam ve bağlam açısından bir sorunu var gibi geldi bana. O mısralar: “Göçüyorum bu bağın bağbanından / ekinleri helak olmuş bir çiftçi gibi.”

“Bükülmesin Gözyaşların” şiiri konuşan, hatta yüksek sesle konuşan bir şiir. Buluşların ve alışılmamış bağdaştırmaların şiiri başka bir menzile götürdüğü görülüyor. Şiirin bunlarla olgunlaşması güzel. “Yakın zaten uzaktır.” (Sayfa 13-5.satır); “Fiil oturup rahatına baktı.” (13-10); “Senden geçmek tehlikeli ve yasaktı.” (13/14); “Gözyaşlarının bükülmesi…” (13-son satır.). Bu şiirde bir kelimenin sonunda bulunan d harfi ya da bir kelimenin sonunda d harfinin bilinçli olarak bulundurulması ilginç geldi. Türkçe, hepimiz için.

“Hüzün Yalın” şiiri başlığından itibaren zengin çağrışımlara kapı aralıyor. Bu şiirle ilgili olarak üçüncü bölümde bulunan bir mısrada yapılan kullanım ilginç. Bu kullanım şöyle: “Şu sineye bir reçete sür / atle” şeklinde. Çoklu anlama kapı açarken alt mısra ile kopma söz konusu olmuş. Ayrıca bu şiirde geçen bazı kelimeler de bendenize sesleniyor. “Ömrümü uzun eyledin”, “meyvedâr”, “teşekki”, “müsaid”… Bu türden kullanımlar şiiri yavaşlatan, sesi ve anlamı donduran özelliklere sahip. Aynı türden kullanımlar “Bir Marmaray Türküsü” şiirinde de var. Masküler, majiskül gibi. Bu şiir zaten öyküye yakın duruyor. Ses ve anlamın dondurulmasına gerek yok. Ancak şu bölüm şiiri kurtarıyor: “Oysa Üsküdar / Yalnızlığın kitabından / saklanmış bir sayfaydı.”

“Yolumda Nergisler” şiiri güzel bir şiir. Özellikle güzel sebep bulma ve benzetmeler üzerine kurulmuş gibi duruyor. En beğendiğim mısra “bizden de her seferinde beni vurdular.” Ancak şiirin son bölümü; son işaret kelimesi-sıfatı hariç etkileyici. “Bu şehir / Bu nehir öyle ki / Bu bambaşka alem.” Abdullah Yalın Karadağ’ın hoşgörüsüne sığınarak kendimce bir düzenleme yapmak isterim: “Bu şehir / Bu nehir / Öyle ki / … bambaşka alem.”

Kitapta iyi mısralar var çokça. Bazılarını buraya alacağım. “Bir şarkının ritminde ıslıklar çaldık gece dağıldı / kaf dağına otuz kuş birden yandı…” (S. 39) “Araf’ta değil / Allah seni teslim aldığında” / “Nabzımda kalan mevsimleri saydık beraber.” (S. 33) / “Şu baht neye benzer / mağlubiyetler serimiz / göğe mi yükselir / toprağa mı iner”

Neredeyse her şiiri için aldığım notlar var. Ancak benzer notlar olmasından dolayı hepsini yazıya almayacağım. Bilinç ve değerler dünyamıza dair ayrı bir okuma yapmak mümkün bu kitap üzerinden. Özellikle “İki Şey Arasında” şiirinde. Allaha ulaşma yolunu bulma egzersizlerinden; İbrahim, Musa, Araf, Filistin, Şam, hurufu mukattaya, Paganizm, küresel ısınma, sponsorluk, Amerika, Fitch’in kredi notlarından, Üsküdar, Bursa, Tavşanlı ve Ahmet Uluçay’a bir yolculuğa çıkarıyor… Bütün bu yelpaze, şiirini dağınık gösteriyor izleksel olarak. Anlam bakımından bütünleşik bir yere ulaşıyorsunuz ama hangi yoldan geldiğiniz anlaşılmıyor, gibi. Bir şairin ilk kitabında olabilecek eksikliklerdir aslında bütün anlattıklarım. Diğer taraftan, şiir için harcanan çabanın da; şiar ve şuur adına kutsal bir yanı olduğunu düşünüyorum. Bütün şiirlerine topluca bakıldığında Karadağ iyi bir şair. Geleceği olan bir şair. İyi / sahih şiire giden yolda bir yolcu. Hepimiz gibi. İyi şiir için gereken birikim, donanım; imgelem için gereken görüntü-hatıra seçme eşiği onda var. Belki bazı kelime ve ekleri şiirden çıkararak iyi şiir için ivme yakalar. Ziyade harf şiirde ziyade manaya tekabül etmiyor çünkü. O sebeple, çağrışım, simge, imge var. Anlamın bütün yükünü şair çekmesin diye.

Sensizler Tekkesi

Abdullah Yalın Karadağ

Yedi İklim Yayınları

72 Sayfa

2020 İstanbul

Ethem Erdoğan - 08.01.2021

,

1938

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin