Jurnal Jale mi Sosyal Medya mı? Hangisi Yararımıza?

Jurnal Jale mi Sosyal Medya mı? Hangisi Yararımıza?

Jurnal Jale mi Sosyal Medya mı? Hangisi Yararımıza?

13.09.2021 - Ülker Gündoğdu
Jurnal Jale mi Sosyal Medya mı? Hangisi Yararımıza?

“Vasılın bana hayat verir, firkatin memat.” Fuzuli

Toplum neyle gelişir, onu yöneten, değiştiren, dönüştüren nedir? Sosyalleşmeye dair ilk akla gelen ne varsa ve düşünemeyeceğiniz ne varsa akla gelmeyenleri sorgulamaya hazırsanız başlayalım. Sosyalleşmemiz niçin önemli? Sosyalleşmenin hangi türünü tercih edersiniz? Ben okuyarak sosyalleşebilir miyim? Evet. Öyleyse sosyalliğin basın yayın türü üzerinden giderilmesi yahut karşılanması sosyalleşmek tercihimizdir.

Bizim sosyalliğimiz toplum için nasıl bir önem arz eder? Elime öyle bir kitap geldi ki, sosyalliği yeniden sorgulamama sebep oldu. Kendimdeki sosyal ve asosyal yönlerim üzerine yeniden düşünmemi sağladı. Eser, nüktedan aktarımlarıyla yönelttiği eleştirilerle sizi sosyalleştirecek türden bir kitap.

Sosyalleşme; toplumdaki bireyin toplumun amaçlarına, kurallarına ve yapması gereken davranışlara yöneltmektedir. Sosyalleşme, bireylerin içinde yaşadıkları kültür olan sosyal dünyaya ait inanç ve davranış biçimlerini kazanma ve özümseme sürecidir. Bu sürecin içindeki gelişimlerin ilki; vicdan gelişimini içeren istek kontrolü, meslek, cinsiyet rolleri, ebeveynlik ve evlilikte edinilen roller gibi görevlere hazırlanma ve bunları edinmektir. İkincisi ise neyin önemli olduğu, neye değer verildiği ya da ne için yaşandığına dair önemli sorulara anlam kazandırma toplumun çeşitli kesimlerinden olan insanlar, yaşamları süresince etkileşimleriyle bir dizi sosyalleşme evresi geçirmektedir. Arkadaşların sosyalleşme sürecindeki katkısı kültürden kültüre değişmektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde arkadaş grubunun etkisi, gelişmemiş ülkelere göre daha fazladır. Bunun sebebi ise, gelişmiş ülkelerde çocukların ve gençlerin hem okulda hem de serbest zamanlarında kendi yaşıtları ile daha fazla zaman geçirmeleridir. Bu durum, ailenin çocuklar üzerindeki etkisini azaltarak, arkadaş grubunun sosyalleşme üzerindeki etkisinin daha baskın olmasını sağlamaktır. Üçüncüsü, kitle iletişim araçları kültürden kültüre değişmekte ve buna bağlı olarak, bu araçlar geniş ya da dar sosyalizasyon denilen sosyalleşme biçimlerini oluşturmaktadır. Örneğin batı toplumlarında geniş ve farklı sosyalleşme durumları söz konusudur, bunun nedeni olarak ise çok gelişmiş çeşitli kitle iletişim araçlarına ve teknolojilerine sahip olmaları gösterilebilir. En basit örnek olarak televizyonlarda sunulan çok çeşitli programların varlığı bireylere istedikleri konuda bilgi edinme konusunda tercih hakkı doğurmaktadır. Peride Nigâr, sosyalleşmeye dair anıları üzerinden toplum, birey ve sosyal medyayı; kültüre ve dönemin yaşam biçimine özgü değerlendirdiği eseri Jurnal Jale mi Sosyal Medya mı? Adlı eseri sosyalleşmenin ayırımına varana kadar olan süreci karileriyle samimi, eleştirel ve esprili bir sohbet ortamındaymış gibi hissettirerek irdeler

Bir kadının birey olarak sosyalliğindeki etkinliğinin zarafetini isimdaşı Nigâr Hanımefendi üzerinden özendirerek anlatır. Yalısında bir araya geldiği dost meclislerinde yazdığı şiirleri ve piyanosuyla kısa süreli vertigo yaşattığına değinir. Bir kadının sosyalliğinin topluma olan etkisini, yedi yaşında yaşını büyütüp girdiği Robert Kollej’den alınmasıyla evinde özel ders alarak yetişen, ikinci Abdülhamid tarafından “Şefkat Nişanı” ile iltifat edilen Halide Edip’in, Sivas Kongresi hazırlıklarını sürdürmekte olan heyete yazdığı bir mektupla beyan ettiği fikirleri kati suretle reddedilmiş, akabinde itibarının zedelendiğini ve toplumda vatan haini yaftası aldığı üzerinden dönemi yansıtmaktadır.

Peride Nigâr, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin toplum ve birey üzerinde sosyalleşme etkilerinin mukayeseleriyle okuru değerlendirmeye bırakır. Cumhuriyet devri insanı kendi kimliklerini tesis eden cihanşümul öğretiler karşısında savruk insanımızın kimliklerini muhafaza etme meselesinde mesuliyet sahibi olmadığını gözlemleyerek bunun içini cızlattığını belirtmektedir. Dönemin sosyalleşme kültüründe yer alan semai kahvelerinin tavanlarına asılı halde kafeslenmiş ispinozlar, isketeler, sakalar ve fluryaların dilinden öyle nameler dökülürmüş ki, şarkıları dinleyenler kendi dilinden hayıflanırmış. Semai olduğu günler o sıralar Üsküdarlı Harabati, Arap Şükrü gibi bıçkın adamlardan semaî dinlenen yeri doldurulamaz zamanların varlığını hatırlatmaktadır. Kendisini eleştiren Cezbe Efendi’ye acı tatlı atıflarla karışıklar verir.

O, şindiki tazelerin mikro blog dedikleri ve her nevi işler için icat olunmuş frenk kafasıynan işleyen sistemi bir yana tutun, bizim Jele’nin bildiklerini, aktardıklarını bir yana. Kendisi Ceride-i Havadis, Tercüman-ı Ahvâl ve Tanin gazetelerinde diktecilik yapmış ve ayrıca jurnal yazılarını öğrenmeye de matuf olduğundan kısa bir vakit sonra gazeteciliğin inceliklerini öğrenmişti. Şu bizim Jale, biraz daha taze olaydı bu sistemi icat edebilirdi zannımca. Şindi bu sosyal medya işleyişinde bir akış varmış. O akışın çok yoğun olduğu zamanlar, bir de çok tenha olduğu anlar var imiş. İşte tam olarak ben de onu söylemek istiyorum. Bizim Jale’nin de duyduğu havadisleri birbiri ardınca sıraladığı zamanlar var, bir de pek keyfi olmadığında üç beşini işittiğimiz anlar... Serde gazetecilik var tabi. Şu Kadıköyünü karış karış gezer malzemeyi toplar. Bazen onunla yetinmez Üsküdar’a gider. Aman ya Rabbim, ne jurnaller yapar ne! Az buçuk da terelellidir benim gibi. E, anacığım artık bu yaşta, bizi idare edeceksiniz. Biz gene idare edilecek cinsteniz. Ya Cezbe Efendi? Aman diyeyim. O kelli felli olmaklığıyla övünüp bize, “Benim kütüphane kadar kafam oldu, sizin bir kocanız olamadı.” der ve giderdi. “Ben kadın yazarları sadece alaya alırım, dergiye değil.” diyen Cezbe Efendi, kendini fotoğraflamayı, fotoğraflatmayı pek severdi. Imdi düşünüyorum da instagram onun kafasına yatabilir. Hani diyeceksiniz ki kadın yazar almayan bir muharriri bu kadar nasıl tanıyorsunuz? E, bizim de o vakitler jurnallerimiz vardı tabii. Sonuç: Sosyal medya çağında herkes haklıdır. Yalanın çuvalla taşındığı bir yerde, kimse gereksiz yalan söylemiyordur ve hep şu tekrar ediliyordur: “yalan söyledim onun iyiliğini düşündüğüm için. Yoksa...” Yoksa ne? Yalanı meşru gören çağa aşina olabilir miyiz? Asla. Hoşça bakın kendinize. (s45)

Cumhuriyet dönemi Türkçesi’nin kibarlığıyla harmanladığı içten ve nüktedan edebi diliyle olasıyla dilin estetiğine kavuşmaktadır okur. Otuz yedi deneme ile sosyalliğin birçok yönünden değerleri, yaşatma arzusuyla kaleme alınmış bir eser olarak karşınızda durmakta, okumakta gecikmeyiniz. Dönemi, bireyi ve sosyalleşmeyi olayları, kültürü ve yenilikleri tanımlayarak, karşılaştırmalarla, yaşamdan örneklendirerek eseri Jurnal Jale’mi Sosyal Medya mı? İle karilerine açıklamaktadır Peride Nigâr. İstanbul’un Erenköy semtinde doğdu. İlk tahsilini Bahriye Mektebi’nde gördü. İstanbul Dârülfünun Felsefe şubesinden yüksek dereceyle mezun oldu. Sorbonne’a, hukuk eğitimi aldı. Fransız natüralistleri, Fransız realistlerini yazdıklarıyla derinden etkiledi. Seane nehri kenarında açtığı Cafe de la Poet’de devrin önemli şair, ressam ve yazarlarından olan Monet, Boudin, Rimbaud, Varlaine, Mallerme ve Baudelaire ile birlikte şiir toplantıları tertip etti.

Şeyh Galib’in dediği gibi: “Hoşça bakınız zatınıza”

Jurnal Jale mi Sosyal Medya mı?

Peride Nigâr

Mostar Yayınları

104 Sayfa

Mayıs 2017

Ülker Gündoğdu - 13.09.2021

,

726

Ülker Gündoğdu Hakkında

Ülker Gündoğdu

Okumaya başladığımdan bu güne bulabildiğim her tür kitabı okumaktan duyduğum zevk daha fazla okumaya teşvik etti. Bir çok alanda okuma gayreti ile beni seçen kitapları okuyorum. Bilgi birikimimi paylaşma isteği ile uygun platformlarda okur yazar olarak okuma sevgisine farkındalık oluşturmak için kitaplara verdiğim anlamı aktarıyorum. Bibliyomani değilim sadece bir kitap daha okuyacağım…

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin