Kaçırılmış Buluşmalar

Kaçırılmış Buluşmalar

Kaçırılmış Buluşmalar

Kaçırılmış Buluşmalar

boşluğuna yaslı

bir dağ büyüttüm

bir ömürden

çocukların boşluğa sendelediği

(s.13)

Şiirlerini Yedi İklim, Türk Dili, Lacivert, Kurşun Kalem, Yolcu, Barbar, Hayal Bilgisi, Uçarı, Kirpi ve diğer edebiyat dergilerinden tanıdığımız Tunay Özer'in şiir kitabı Kaçırılmış Sorular. İlk mısradan itibaren hüzün kokan mısralarla karşımıza çıkıyor Tunay Özer. Şairlerin en çok acıyı sevdiğinin, acı ile şiirlerini yoğurduğunun ve en çok acının kalemlerinden döküldüğünün bir kanıtı bu kitap. Her mısrası ayrı bir hüzün her mısrası ayrı bir yalnızlık. Kelimelerin ve yalnızlığın anlamı daha derinleşiyor Kaçırılmış Buluşmalarda:

bir takvim dili edindim yağmurlardan/ boşluklardan çiçekler devşirip /şiirin kanatlarından/ serpiyorum solgun ömrümü /kırık bir dize gelip /gelip saplanıyor böğrüme (s.13)

Şairlerin maharetleri çoktur. Onlar bu mahareti konu genişliği ile daha kuvvetlendirirler. Her nesne, her ses, her olay, bizim günlük hayatta karşımızda çıkıp da önemsemediğimiz ne varsa hepsi şairlerin kullanım alanlarına dâhildir. Onların kaleminin değdiği her yer derin manalar yüklenerek karşımıza çıkıyor.

Modern dünyada hep yoldadır ve yolcudur insan. Bir yerden bir yere gitme telaşı insanı ayrıntılardan uzaklaştırır. Bizim uzaklaştığımız şairlerin aradığı ve bulmak istediğiniz:

yollar uzayan yalnızlığımızdır / ne anlama geliyor kim bilir/ bir şehirden diğerine göç etmek (s.17)

Bir şairin kelimeler ile arasının iyi olması okuyucuya şiiri daha da sevdirir ve şiir vadisinde yürümesine yol açar. Her şair bir öğretmendir. Her şiir okuyucu bir öğrenci. Tuncay Özer kelimeleri kullanmasını ve onları güzel dizen ve işleyen bir şair:

gece biriken gözlerine/ ışık yuvası inciri tut/ acının loncasına gizli bir adla kayıtlı/ ey kişi, geldiğin bedesteni unut/ dağınık söz bulutları/ fırtına bilgisiyle oku (s.18)

Şâirin hünerinde gizlidir hep tabiat ve insan ilişkisi, tabiatı şiirde kullanma, insanı tabiatla birlikte anma Tabiatı şiirle anlatmak ve insanı tabiat ile ilişkilendirmek. Bütün bunlar Tunay Özer'in mahareti:

bir yıldız gibi uzakta duran yazıdaydı /dillenmemiş sevda sözleri, yakıcı simya /gülün göğsüne çarptı rüzgar/ camın kalbi kırıldı, kırmızı gül ve mina (s.19)

Değişim zamanın içine sıkışmış bizlerin göreceği bir şey değildir. Fakat değişime orantısız ve bilinçsiz ayak uydurmak bizim işimiz. Değişeni görmek ve algılamak şair işidir. Aynı zamanda değişime ayak uydurmamak mısralara inanların işidir:

akşamlar aynı akşam değil artık/ ve biz o eski biz (s. 34)

Ölüm her şairin geçtiği bir sokaktır, her taşına dikkatle baktığı. Tunay Özer'de ölümün sokağından kalemiyle geçenlerden:

bir turkuvaz inceltiyle boyar solgun bahçeyi

mührünü toprakla yenileyen ölüm (s.40)

Her şair kaçmak, gizlenmek, fiillerine sığınır. Kendi gerçeklerinin geçtiği, sahteliklerden uzak bir mekân ararlar. Tunay Özer'de bunlardan biri:

başka bir yer olmalı/ adımladığım yolun sonunda/ akıntının içinde başka bir akıntı/ daha başka bir şey olmalı/ kalpten içrek/ ölüm gibi sahici ve sarsıcı (s.69)

Hüzün mısraların içinde Tunay Özer'in mutlu olduğu mısralar kendini çok belli ediyor. Uzunca bir hüzne ortaklık eden okuyucu bu mısraları görünce şairin mutluluğuna ortak oluyor. Gurbet, çocukluk, göç, anne ve baba, umut ve umut etmek, kadın, sevgili, hasret, ölüm şairin mısralarında yerini alıyor. Modern zamanın içinde bu şiirlerle birazda olsa nefes alabiliyor okuyucu. Güncel şiirin tadını almış ve aldığı tadı şiirlerine yansıtmıştır. Üç bölüme ayırdığı şiirlerini nakış gibi işliyor. Şiirin serbestliğini ve imgenin derinliğini hakkıyla kullanıyor.

Tunay Özer, Kaçırılmış Buluşmalar, Okur Kitaplığ, 2016

İbrahim Halil Sönmezgül - 20.04.2016

,

1295

İbrahim Halil Sönmezgül Hakkında

İbrahim Halil Sönmezgül

Türk Dili Edebiyatı Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin