Kadın Yazar ve İmge Kavramları Üzerinden İmgenar Sokağı

Kadın Yazar ve İmge Kavramları Üzerinden İmgenar Sokağı

Kadın Yazar ve İmge Kavramları Üzerinden İmgenar Sokağı

09.11.2015 - Ayşe Bağca
Kadın Yazar ve İmge Kavramları Üzerinden İmgenar Sokağı

İki şiir kitabından sonra “İmgenar Sokağı” ile yeniden kitaplığımıza misafir olan sevgili Mehtap Altan, bu kitabıyla toplumsal yaralara güçlü bir ses olma misyonunu da üstleniyor. Toplumsal sancıların, acıların yüksek bir duyarlılıkla işlendiği kitap her kesimin kendinden bir parça bulacağı pek çok öykü ile dolu.

İmgenar Sokağı’nı ele alırken önemle üzerinde duracağımız bir başka konu da adından anlaşılacağı gibi imgesel anlatımın çok yoğun kullanılmış olmasıdır. Öykünün içindeki imsel vurgulamalar şüphesiz bir tuval üzerindeki renklerin resmi derinleştirdiği gibi yazıya da içsellik ve çarpıcılık katıyor.

Geçmişten günümüze yazar, sadece yazar olmamış kadın ve erkek olarak hep bir ayrıma tabi tutulmuştur. Edebiyat dünyasının kadın yazarlara karşı hazımsızlığı kolay geçecek gibi görünmemekle birlikte –feminist bir yaklaşımla değil sadece ahlaki bakış açısıyla söylüyorum- erkeklerin kadın yazarların kutsayıcısı olarak kendilerini görmesi gibi bir hastalık zuhur etmiştir. Erkeğin kadın üzerindeki tahakküm duygusu edebiyat dünyasında da kendini çok bariz ortaya koymaktadır.

Tarihin uzantısında kendisine yer edinmeye çalışmış bütün kadın yazarlar yazma yükünün ağırlığını erkeklere oranla daha fazla hissetmişlerdir. Zira toplum tarafından yazar olarak kabul görmek düşünüldüğü kadar kolay olmayacaktır. Wirginia Wolf’un “Kendine Ait Bir Oda” kitabında kadın yazarların yazma serüvenleri anlatılırken düşünen insanın yalnızlığının ötesinde cinsiyetin üzerine yüklediği aşağılanma duygusun da ciddi yaraları hissedilir. Kendine ait bir zaman dilimi kadın için azımsanmayacak bir lüksü ifade eder.

Oysa kadın yazma gücüyle erkekten hiçbir vakit daha aşağı bir çizgide durmamıştır. Nasıl ki kadın ve erkek bedenen ve ruhen farklıdır, düşünsel olarak da aynılığı bekleyemeyiz. Kadın daha hassas, daha duyarlı, daha zarif ve ayrıntıları görme konusunda daha güçlüdür. Kadın yazar için imgesel anlatım kırlarda uzanan etrafı çiçekler ve çalılarla kaplı bir patikada yürümek gibidir. O yolda yazar tüm kokuları duyumsayarak, tüm güzelliklere dokunarak ilerlemek ister. Ayağına taşlar batabilir veya bir çalı çiziğine maruz kalabilir. Fakat o yolda kalbiyle adımlarını atar ve daha samimidir.

Kadın yazarların onları besleyen bir başka yönü de annelik içgüdüleridir. Dik ve güçlü durmalarını sağlayan merhamet ve vicdanı uyandıran bir katalizördür annelik. Güçlü bir bağ olan kan bağıyla başka bir varlığa bağlanma duygusu, yeni duygular arasından başka düşüncelerinde doğmasına zemin hazırlar. Dünyayı anlama ve yorumlama bilgisini insanda başka bir boyuta taşır.

“İmgenar Sokağı”nı bir bütün olarak yazarıyla birlikte ele alırsak güncelin ve evrensel acıların içine Mehtap Altan’ın iç denizlerinden hüzünden yelkenlerinin rüzgar taşıdığını anlamamız hiç de zor olmaz. O kendine has zengin sözcük dünyasında kelimeleriyle nakışlar işlemiş. Okuyucuya da o nakışın renklerinde kendini bulmak kalıyor.

İmgenar Sokağı

Mehtap Altan

Profil Yayınları

Ayşe Bağca - 09.11.2015

,

2252

Ayşe Bağca Hakkında

Ayşe Bağca

1983 Haziran ayında doğdu. Yüksek öğrenimi Cumhuriyet Üniversitesinde başladı ve şuan Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji porogramıyla devam ediyor. İlk yazıları 2001 yılında Yitik Düşler dergisinde yayınlandı. Zaman içerisinde çeşitli dergi ve edebiyat sitelerinde yazdı. Yolcu Dergisi ve Kitap Haber'le yoluna devam ediyor. Şiir yazdığına dair bazı rivayetler var.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin