Kafka’nın Dönüşüm Adlı Eserini Mekânın Dönüşümü Eksenin

Kafka’nın Dönüşüm Adlı Eserini Mekânın Dönüşümü Ekseninde Okuması

Kafka’nın Dönüşüm Adlı Eserini Mekânın Dönüşümü Ekseninde Okuması

18.12.2017 - Misafir Köşesi
Kafka’nın Dönüşüm Adlı Eserini Mekânın Dönüşümü Ekseninde Okuması

Ahmet Eşsiz yazdı...

Gregor ’un aslında ilk dönüşümü; babasının iflasından sonra girdiği işte başarılı olarak pazarlamacılığa kadar yükselip, hem babasının borçlarını ödemesi, kız kardeşi, babası ve annesinden oluşan ailesine bakması ve bu aile geçimini evde hizmetli ve aşçı çalıştırarak en üst düzeyde yapması olmuştur. Ailesini, içinde bulunduğu durumdan çıkarmak için oldukça zor olan bu işi yapmayı kabullenmiş ve ailesine de bu yaptığı fedakârlığı aslında görevi gibi hissettirerek onların içinde bulunduğu kendi durumunu anlamalarını engellemiştir. Oysa bu işi yapmak için kim bilir hangi hayallerini geride bırakmış ve en önemlisi sevmediği bir patrona ve çalışma ortamına alışmaya çalışmıştır.

Kendi işinin çok güç bir meslek olduğu, erken kalkmanın insanı aptallaştırdığını düşünerek yakınır. Bütün bu fedakârlıklara rağmen ne işvereni ne de ailesi Gregor’dan o kadar memnun değildir. İşveren temsilcinin söyledikleri tamamen iftiradır. Ailesin ise Gregor’un çalışarak bütün aileye bakmasını gayet normal karşılayıp en ufak bir yardımları yoktur. Çalışarak ona destek olmak bir yana, bütün sıkıntılara rağmen önceki konforlarından ödün vermeden yaşamaya devam etmişlerdir Bütün bunların neticesinde anne ve babasıyla sıcak bir ilişki yerine sadece çıkar ilişkisi olmuş; onlara bakmak zorunda olan bir evladın yapması gerenleri yapar hale gelmiştir. Sadece kız kardeşi ile sevgi bağı kalan Gregor, onun için bir şeyler yapması gerektiğini düşünür ve onu konservatuara göndermek ister. Oysaki ailesi Gregor’un gerçek dönüşümünden sonra evi geçindirmek için; babası bankada işe girer, annesi evde terzilik yapar, kız kardeşi tezgâhtarlık yapar buna rağmen yeterli olmaz ve evin bir kısmını kiraya bile verirler. Bütün bunları baştan yapsalar belki Gregor ‘un dönüşümüne engel olabilirlerdi. Ama bunun Gregor ‘un görevi olarak gördükleri için hiçbir çaba harcamazlar. Aslında Gregor’u dönüşüme bir şekilde onların zorladığını da söyleye biliriz.

Dönüşümden Sonra

Gregor dönüşür. Yazar burada insanı bir böceğe dönüştürür fakat bu bir başkalaşımdır. Böceğe dönüşen; diğer insanları dinler ve anlar fakat diğer insanlar bunu anlayamazlar sanki onunla artık bir daha iletişim kurulamayacağını düşünürler. Kitap yazarı kitabın kapağını hazırlayan tasarımcıya ısrarla bir böcek resmi koymamasını söylemiştir; çünkü yazarın anlatmak istediği insanların çevresel etkilerle nasıl başka insanlara dönüştüğüdür. Gregor fiziki olarak böceğe dönüşse de hayatın içinde herkesi duyup anlayabilir durumdadır, sadece fiziki yetilerini kaybetmiş yatalak bir hastaya dönüşmüştür.

Artık odasından çıkamayan Gregor, ailesine bakamaz duruma gelmiş, aile buna karşılık Gregor’a yardım etmek yerine içinde bulundukları durumu nasıl aşabileceklerini düşünmeye başlamışlardır. Ne gariptir ki içinde bulundukları durumdan gene Gregor’u sorumlu tutup, kendilerini bu olaydan soyutlamaktadırlar. Yaşadıkları sorunları çözmek için sürekli maddi unsurlara yönelmişlerdir. Kendilerine iş bulmaları, evin masraflarını azaltmak için hizmetlileri işten çıkartmaları, evin bir bölümü kiralamaları bunun göstergesidir Bütün bunları yaparken Gregor’la iletişime geçmek gibi bir çaba harcamamışlardır. Bu durumu başlarına hep bir felaket gelmiş gibi düşünerek hareket etmişlerdir. Bütün bunlardan sonra gregor sadece odasında yaşamış ve bir müddet sonra ölmüştür.

Dönüşüm Adlı Eserin Mekânsal Açıdan İncelenmesi

Yazar temel olarak iki şey yapmaktadır. Birincisi içinde bulunan sosyal durumu mimarlık üzerinden anlatmakta ikincisi ise bu duruma mimarlığın etkisini sorgulamaktadır. Bütün bunları yaparken mekânı bildiğimiz tarif edebildiğimiz mekân üzerinden değil kendine has bir üslupla sınırsız bir mekânla anlatmaktadır.

Öncelikle yazarın kitaplarını okurken kendinizi oluşturulmuş yapay bir sahnenin içinde gibi hissederek olayın içinde bulmanız bunun ilk belirtileri, sonrasında ise mekânın kişi için özel olduğu ve zamana göre o mekânın ona hissettirdiklerinin farklılaşması. Örneğin Gregor dönüşümden önce odasındaki hayatıyla daha sonraki hayatının birbirinden çok faklı olması ve ailesinin ev içindeki hayatlarının dönüşümle bambaşka olması mekânları kullanma anlamında değişime uğramaları gibi.

Gregor’un ailesinin artık işe yaramaz bir durumda olmasından dolayı onu evin bir odasına hapsedip dışarı çıkmasına izin vermemesi ve ömrünü bu odada tamamlaması gerektiğine inanmaları sosyal bir olayın mekân üzerinden anlatımına örnektir. Bunu yazar diğer kitaplarında da yapar Dava kitabında adalet sarayının bir binanın tavan arasında olduğu yani adaletin tavan arasına sıkıştığını, Şato kitabında devlet dairelerini köyün en üstündeki bir şato da olduğunu belirterek devletin ulaşılamaz olduğunu anlatır. Burada da evin bir odasına hapsedilen hasta bir insanın diğer insanlardan nasıl koparıldığını anlatmaya çalışmaktadır.

Samsa ailesi apartmanda yaşamaktadır. Evlerine gelen giden misafir olmadığı gibi komşuluk ilişkileri de yoktur. Gregor ‘un içinde bulunduğu durumda ona yardım edebilecek kimse bulunmamaktadır. Üstüne bir de ailesi bunun utanılacak bir durum olduğunu düşünür. Oysa ailesi bir müstakil evde yaşasa idi veya komşuluk ilişkileri daha iyi olsa idi Gregor ‘un yokluğu fark edilecek ve bu sorulacak; içinde bulunduğu durumdan insanların haberi olacaktı. Bunu Şata kitabında köyde gecen hayattan anlıyoruz, köye gelen kadastrocudan birkaç gün içinde herkesin haberdar olmasından anlıyoruz.

Yazar küçük bir ev üzerinden aslında evlerin nasıl kurgulanması gerektiğini, mekânı bir anlatım sanatına dönüştürerek gösteriyor. Yaşadığımız mekânın bizi nasıl etkilediğini; sosyal hayat içinde nasıl değişimlere uğrattığını gözlemlememizi sağlıyor. Şato’da kadastrocunun köye gelişi, Dava’da açılan dava ve tutuklama birkaç gün içinde duyulmuşken, dönüşümde gerçekleşen Dönüşüm’de aylarca duyulmamıştır. Yaşadıkları apartman; bir sokağın için de uzun bir cepheye sahip hastane binasıyla karşı karşıyadır, buna rağmen Gregor için ne bir doktor çağrılır ne onu hastaneye götürmek düşünülür. Başlarına gelen felaket kabullenilir ve kaçınılmaz son beklenir.

Gregor artık odasından dışarı çıkamaz halde yaşamak zorundadır ve iletişim kuracağı kimsede kalmamıştır. Kendi düşleri ile baş başa yaşamak zorundadır. Fakat evin diğer mekânlarındaki devam eden hayat Gregor için artık başkalaşmıştır. Dönüşümden önce kullandığı mekânlar hakkında karar alabildiği ailenin diğer üyeleri ile birlikte paylaştığı bu mekânlar artık onun değildir. Odasındaki iki kapıdan biri holü diğeri oturma odasını gören, dışarıyı takip etmeye başlar böylelikle yalnızlığına çare arar. Zaman zaman odasından çıkıp dışarıdaki hayata müdahil olmak istese de buna ya gücü yetmez ya da babasının zorlamasıyla odasına geri döner. Ona verilen yaşam alanı sadece odasıdır, oradan çıkmadan sadece olup biteni izleyebilir. Oysa dönüşünden önce hemen her şeye karar verme hakkı olan Gregor artık aile hayatının dışına atılmıştır

Gregor’un bir böceğe dönüşmesiyle, yaşadığı mekânda da değişimler olmuştur. İnsan, yaşadığı yere göre anılır düsturunca, yaşamış olduğu değişim ve dönüşümün mekâna sirayeti Kafka’nın Dönüşüm adlı eserinde alenen okunabilmektedir. Gregor Samsa’nın yaşamış olduğu dönüşümü ailesi önce korkuyla karşılamış, sonra utanılacak bir durum, ardından da bu duruma alışarak Gregor’un yaşamış olduğu dönüşümü yok saymaya başlamışlardır. Bunu, odasındaki eşyaların önce rahat dolaşabilmesi için alınması, ardından ise odanın tıka basa eşya ile doldurulup bir ardiye olarak kullanılmasından okuyabilmekteyiz

Gregor dönüştükten sonra yıllardır kendi yaşadığı bu odada anıları ile baş başa kalmıştır. Geçmişte yaşadığı bu mekânda ne kadar çok anısı olduğu farkına varır, odanın içindeki eşyalarla kendine bir hayal dünyası yaratır ve bununla kendini avutur. Vücudundaki fiziksel değişim odayı kullanma şeklini de değiştirir. Yatağı üstünde yatmak yerine karyolanın altına yatmayı tercih eder. Tavana kendini asıp oradan etrafı izlemeyi keşfeder. Odasını tavandan nasıl gözüktüğü ona ne kadar da ilginç gelir.

Saatin vuruşları ona hep zamanı bilme imkânı verir. Odasında bulunan pencereden dışarı bakarken başlarda kendini çama yapıştırarak dışarıyı izlemeye çalışır. Sonralarda bundan vazgeçer ailesini görünüşünden dolayı utandırmak istemez.

Odadan eşyalarının bir kısmı alındıktan sonra hayattan kopan Gregor artık geçmişinden de koparılır. Onu geçmişini ne olduğunu bir gün tekrar bu eşyaları olması gerektiği gibi kullanabilme ümitleri de biter. Dönüşümden sonra avunduğu kendine yeniden oluşturduğu eski odasındaki yeni yuvası artık bozulur. Bir müddet dışarı ile ilişkisini keser ve ona sadece yemesi için verilen yamak artıkları onun yaşadığının bir kanıtı olur.

Odaya gelen gereksiz eşyalar onu ruhsal çöküntüsünün son hali olur yaşama alanı artık daralır. Mekânı kullanamaz hale gelir, oda içerisinde onun fiziksel durumuna göre hareket edebileceği pek yer kalmaz. Bu kimsenin de umurun da değildir. Onun bu hali ile ilgili kimse yoktur. Yemek yemez hale gelir.

Bütün bunlar olup biterken eve kiracılar gelmiştir. Evin en önemli mekânı oturma odası onlara kiralanmıştır. Aile onları kaçırmamak için var gücüyle çalışmaktadır, bütün konforlarından bu amaç için vazgeçmişlerdir. Artık yemeklerini mutfakta yemektedirler. Böyle bir durumda iken kız kardeşi keman çalmaya başlar ve bu kiracıların dikkatini çeker. Kız kardeşin onlar için de keman çalmalarını isteyen kiracılara, hayır denmez ve oturma odasında yani artık kiracıların odasında kız kardeş keman çalmaya başlar. Bu duruma Gregor çok kızar ve olaya müdahale etmek ister ve dışarıya çıkar, kız kardeşinin tam karşısında durur. Kiracılar gördükleri manzara karşısında şaşırırlar ve baba duruma müdahale eder, gregor u tekrar odasına kovalar. Gregor amacına ulaşmıştır, keman gösterisi bitmiş kız kardeşinin kiracıları eğlendirme işine tatsız da olsa son vermiştir.

Romanda gecen bütün bunlar aslında mekânsal kurgunun insan ve toplum hayatına etkileri bize mikro ölçekte göstermektedir. Eğer Gregor un odasından oturma odasına acılan bir kapı olmasa idi bütün bu olup bitenleri takip edemeyecekti. Dönüşümden sonra eve ilk gelen işveren yetkilisi ile olan ilişkisi odadan diğer kapının hole ya da antreye açılması ile alakalıydı. Gregor un odası evin merkezinde ve bütün diğer mekânlarla iç içe olması, Gregor a dönüşümden sonra evde Gregor a göre dışarda neler olup bittiğini öğrenme imkanı sağlamıştır. Dönüşümden önce evin en dezavantajlı odası olan oda (belki de gregor uzun seyahatler yaptığı için, evde fazla durmadığından olsa gerek) şimdi gregor için bir avantaja dönüşüp, onun dış dünya ile gözlemsel de olsa bir bağ kurmasına sebep olmuştur.

Gregor öldükten sonra aile gezintiye çıkar, tüm bu yaşadıkları serüvenden biraz uzaklaşmak isterler. Dışarı çıkıp başka mekânlarda bulunurlar tam bu esnada kızlarının büyüdüğünü ve evlenme vakti geldiğini anlarlar, aslında kızları dışarı çıkınca değişmemiştir. Ama onlar kızlarını evin dışında başka bir mekânda hiç görmemişlerdir. Bu onlara kızlarının nasıl değiştiğini ve büyüdüğünü gösterme fırsatı vermiştir.

Aile içinde bütün olup bitenler oturma odasının yerinden dolayı hep göz önündedir. Ailenin dönüşümden sonra yaşadıkları mekânların dizilişinin böyle oluşu sonucu mudur, yoksa yazar bu örgüyü anlatabilmek için böyle bir mekân üretmiştir bunu bilemeyiz. Yazar her romanında, olayların seyrini mekânların etkilediğini bize gösterir. Dava romanında adalet aramaya çalışan tutuklu, adalet sarayını ve ilgili mahkemeyi çok zor bulur. Adaleti ise hiç bulamaz, çünkü adalet sarayı bir binanın tavan arasındadır. Tavan arasına sıkışmış bir adliye sarayından ne kadar adalet çıkar. Şata romanında ise devletin yönetim birimlerinin bulunduğu şatoyu; ulaşılamaz gidilip gelindiğinde görüşülemez ve erişilmez bir yerde tarif etmektedir. Devlete ulaşılmazı şatoda yaşayan devlet adamları üzerinden anlatır.

Mekanı bir anlatım biçimi olarak kullanır. Olaylara eleştirel bakar, eleştirilerini mekânı üzerinden somutlaştırır. Böylelikle okuyucu kendini sanal bir mekân içinde bulur ve bütün olayları kendisi yaşıyormuş gibi yaşar, somutlaştırdığı eleştiri okuyucuya içsel bir şekilde geçer. Kim bilir bu üslupla günümüz dünyasının bankacılık sistemi, spor camiası, din hayatımız gibi yaşamsal kurgular yazılabilir mi? Korku ve ulaşılmazlığın farklı mekân tarifleri üzerinden anlatımı var mıdır?

Misafir Köşesi - 18.12.2017

,

776

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Ayın Çok Okunanları
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin