Kapıyı Açtım, Hemandan Kaçtım, Kuş Gibi Uçtum

Kapıyı Açtım, Hemandan Kaçtım, Kuş Gibi Uçtum

Kapıyı Açtım, Hemandan Kaçtım, Kuş Gibi Uçtum

29.10.2012 - Fatmanur Demir
Kapıyı Açtım, Hemandan Kaçtım, Kuş Gibi Uçtum
Uçabilmek için aralanması gereken kapılar vardır hayatımızda. Kimimizin birkaç, kimimizin ise birçok. Ağırlıklarla uçulamayacağını bildiğimiz içindir belki de bu hafifleme arzusu. Kanatlarımıza yüklediğimiz her şey çakılıp kalmamıza neden oluyor çünkü. Hırs, tamah, makam sevgisi...

Bu kitap, her satırında taşların bilinmezliğiyle kendimize doğru yol almamız gerektiğini hatırlatıyor. Savrulmamış küllerin hayatımızı yakmaya hâlâ mecalinin olduğunu vurguluyor. Ve adım adım yol almanın uçmaya kapı aralayabileceğini söylüyor.
Kariyer hırsı doğrultusunda hareket eden Başak'ın yüreğindeki taşların erimesinin Sırrıye Hatun'un hayatını taşlar üzerinden incelemeye başlamasıyla gerçekleştiğini anlatıyor. Sırlı bir yolculuğa çıkmak ve her adımda hafiflemek. Üzerindeki kirlerden kurtulmak. Başak soruyor, Toprak susuyor. Başak soruyor, derviş kayboluyor. Başak bilmemesi gerekenlerin peşine düştüğünü anladığı anda kovalıyor. Ve zaten Sırrıye Başak'ı rahat bırakmıyor.

Bir yaprağı eksik kalmış kırmızı karanfil işlemeli kanaviçe neler anlatır. Ulaşamamayı, yetişememeyi ve belki hayatı yarım yaşamayı. Hele de bu bir mezar taşının üzerindeyse farklı anlamlar taşır. İşte bu yaprak eksikliğinin hikayesini öğrenme merakıyla adım atıyor Başak. Yaklaştığını zannettiği anda aslında hâlâ yolun başında olduğunu anlıyor. Önceleri zorunluluk olarak gördüğü bu işi artık zihnindeki soru işaretlerini cevaplayabilmek için devam ettiriyor.

Ney'e her üfleyişinde aşkını fısıldıyordu sessizce. Bilinmesinden çekindiği için susuyordu. Maarifzâde Yusuf Paşa makam söylüyor, Sırrıye üflüyordu. Nerden bilecekti ki bugün ney'e üfleyen nefesi bir gün ney'le başlayan aşkla tükenecekti. Elindeki kırmızı karanfil işlemeli kanaviçe dudaklarından akan kanla daha bir anlamlı olacaktı.

Başak ruhundaki boşluğu Sırrıye Hatununkine benzer; fakat onunki kadar saf olmayan bir duyguyla doldurmaya çalışıyordu. Çıktığı yolculuğun sonunda başına geleceklerden habersiz sırrın peşini bırakmıyordu.

Bu güne kadar elden ele dolaşan yeşil kaplı defter saklayanın öldürülmesine sebep olacak kadar değerliydi. Maarifzâde Yusuf Paşa Sırrıye'nin gizli aşkını sonradan öğrenip sırlı defterini saygıyla saklarken, Başak'ın aşkını anlattığı defteri İsmet Hoca'nın elinde küle dönmüştü.

Bütün bu olup bitenlerden sonra Başak, yanlış duygularının farkına varıp arınmak istiyor. Kariyer yapma merakı yerini köye olan özleme bırakıyor. Şimdiye kadar hep ihmal ettiği ailesinin yanına dönmeye karar verirken onu uzaktan sevgiyle takip eden Toprak'ın "Birlikte gideceğiz Başak" sözüyle yeni bir hayata kapı aralıyor.

Yazarın sanki yaşıyormuş gibi anlattığını daha ilk sayfadan anlamak mümkün. Dolu dolu cümleler yürek titretecek kadar etkili kurulmuş zaten. Okurken bulunduğunuz mekandan kopup bir solukta bitirmeniz de çok normal. Geçmişle bu günün bir arada anlatılması, romanın kurgusu dikkat çekici bir hale sokmuş kitabı. Bu kitabı okuduktan sonra mezar taşlarının üzerindeki yazılar ve şekiller dikkatinizi eskisinde daha çok çekecek ve merak uyandıracaktır sizde.

Yalın dille yazılmış olması okunurluğunu kolaylaştırıyor ve merak ettiğiniz bir sonraki sayfaya çok rahat geçebiliyorsunuz bu kitapta. Hem konusu hem de üslubu yönüyle taktire şayan bir roman olduğu konusunda okuyucuların bir çoğunun hemfikir olacağı kanısındayım.

Aşkın adının kirletildiğini her fırsatta dile getirenler ve aşkı bir sakız gibi çiğneyip basitleştirenler Sırrıye'nin yaşadığı aşkla fikirlerini değiştirmeyi denerler belki. Aşk ki, susturdu da kan kusturdu gelinliğe. Aşk ki, sadece yüreğe değil mezar taşına kazındı. Aşk ki, okuyanı hayran bıraktı kendine. Yutkundukça kana dönüştü damlalar. Belki de aşkın sırrına ermeyi Sırrıye Hatundan öğrenmek lazımdır.

Aşka aşık olmak isteyenler ve aşkı hiç tatmadım diyenler Sırrıye'nin masum aşkına hayran kalıp küçük bir tebessüm edebilirler.

Taşlar ve Küller
Şeyma Yol Kara
Okur Kitaplığı
285 Sayfa
Fatmanur Demir - 29.10.2012

,

2392

Fatmanur Demir Hakkında

Fatmanur Demir

Zamanının çoğunu hizmete ve kalem-kağıda vermeye çalışan biri... Yazıyı ihtiyaçtan öte bir sevda, kalemi de İnce belli yarim olarak adlandıran ve zamanın cihadının da kalemle yapılması gerektiğini düşünen bir mücahide...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin