Kapusuzoğlu’nun Yakın Tarih Analizinde: Geçmişe; Vefa/Geleceğe;

Kapusuzoğlu’nun Yakın Tarih Analizinde: Geçmişe; Vefa/Geleceğe; Armağan

Kapusuzoğlu’nun Yakın Tarih Analizinde: Geçmişe; Vefa/Geleceğe; Armağan

21.03.2016 - Yunus Özdemir
Kapusuzoğlu’nun Yakın Tarih Analizinde: Geçmişe; Vefa/Geleceğe; Armağan

Hira Dağın çocuklarına karşı ilk isyanı başlatan Sırplar, 1829’a gelindiğinde Mora’da kurulan ilk devlette Yunanistan olmuştu. İhanetçi bir fikir olan Milliyetçilik, Osmanlı’ya bağlı olan Balkan topluluklarına kısa sürede yayılmıştı. 19 yüzyılda ihanetin başkaldırışı karışıklık ortamına ve isyanların yaşandığı bir zaman diliminin büyük bir yangının habercisiydi. Hicranlı günlerin habercisi, kesintisiz tarih olaylarının sırasıyla yaşandığı: 93 Harbi, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Mütareke, Milli Mücadele ve inkılaplar... Bir Anadolu nesli en büyük sınavını verdiği hicran dolu yüzyıldı. Bir devir bir milletin ortak yazgısına şahitlik ederken; görülmeyen duyulmayan acı hikâyeler arşa yazılıyordu. Galiçya’dan Yemen Cephesine kadar birçok cephelerde aynı anda savaşan Osmanlı İmparatorluğu, büyük bir seferberlikle muharebe bölgesine Anadolu insanın yanık ezgili,yürekli ayak seslerin yerle/göğe sığmayan fedakârlıklarına şahit olmuştu.

Topyekûn bir uhuvvetle candan, maldan, evlattan öteye gecen bir millet şuuru o dönemlerin tarihini, hikâyesini: savaş, fakirlik, eşkıya korkusu, düşman ve seferberlik kavramları çevresinde anlamamız hiçte zor değildir. Diplomat tarihinden öte Anadolu tarihinin asıl tarihi halkın tarihidir, yani seferberlik tarihidir. Bu seferberlik tarihi içinde adı duyulmayan yüreği büyük kahramanlar vardır. Bu yüreği büyük kahramanlara bir vefa niyetiyle olsa gerek Yozgatlı yazar S. Burhanettin Kapusuzoğlu kaleminden tane tane yaşanan gerçek hikâyeleri “Toprağa Can Ekenler” ismiyle toplayıp yayınladığı kitabı “yüreği büyük kahramanlar”a sunar. Kapusuzoğlu, Yozgat’ta birçok ilmi ve kültürel alanda aktif bir duruşla; sempozyumlar, konferanslar düzenledi; araştırmalarla, derlemelerle çalışmalar yaparak; kitaplar yazdı.

Bugün örnek olarak anlatılması, model olarak gösterilmesi gereken büyük fedakârlıklar gösteren imanı güçlü; şehitlerin, gazilerin örnek hayatları model şahsiyetleri anlatılmalı gösterilmelidir. Bu yönüyle Bozok diyarlı Yozgatlı Kapusuzoğlu, okunması gereken bir çalışmayı okuyucusuna sunulmuştur.

Kapusuzoğlu, şehrin önde gelen insanlarından duyduğu seferberlik hikâyelerini, titiz araştırmacı bir çalışmayla; okuyucunun zihnine hitap eden rahat bir üslupla; yer yer dönemi gösteren fotoğraflarla kısa hikâyelerle kitabını tarih meraklısı okuyucusunun takdirine sunar. Her yazılan hikâyenin bir dörtlükle girizgâh yaparak uzun şiirler türkülerle okuyucusunun hissiyatını okşar. Dil, rahat akışı zihinde uyandırdığı canlılığı betimlenen olaylarla verilmek istenen mesajlarla bir yapboz gibi birbirini tamamlar. Okuyucunun kitabı idrak etme yolu; taşlardan arınmış tertemiz rahat, suyu kirden arıtılmış dupduru nettir.

Kitapta bizi karşılayan ilk dörtlükler, Âşık Necip’ten: “Gece rüyada sohbetin/Gündüz dillerde dillerde/Candan gizli muhabbetin/Gördüm illerde illerde” bu dörtlüğüdür. Her bir hikâyenin anlatıldığı, cephe gerisinde halka manevi güç veren önemli insanların yanında, savaşlarda büyük kahramanlıklar yapanları anlatılır onlarönde gelenlersırasıyla: Yozgatlı Şakir Efendi, Mehmed Nuri Efendi, Dişlili İdris Çavuş, Nazım Bey, Salmanfakılılı Mustafa Çavuş, Kınalı Hasan, Mülazım Şükrü Efendi, Sancak Mühafızı Asım Çavuş, Battalı Ülget Onbaşı, Vehbi Bey’dir.Büyük fedakârlıklar yapan bu insanları Kapusuzoğlu Yozgatlı Şakir Efendi’yi anlattığı ilk kısımda şöyle anlatır: “Şakir Efendi’ye yapılan ziyaretlerden biri Sakarya Muharebesi zamanına denk gelir. Milletin her ferdi tarifsiz bir sıkıntı içindedir. Vaziyet malumdur ve nasıl olacaktır! Sineler daralmaktadır bu yüzden! Ahaliden bazısı Şakir Efendi’nin huzurunda can sohbeti dinlemekte, nazlı niyazlarına umutla bakmaktadır. Fakat Şakir Efendi o güne kadar görülmemiş bir telaş içindedir. Hazreti ter basmıştır. Mübareğin hiç alışık olmayan hali gözden kaçmayacak kadar aşikârdır. Nazarlar odaklanmış, bir mana verilmeye çalışılmaktadır.

Ne oldu ise olur o anda! Hocaefendi, sohbet devam ederken telaş içinde ayağa kalkar. Ter içinde kalır. Kıbleye dönerek ezan okumaya başlar. Ezan biter bitmez, Tekbir getirir! “Allahü Ekber!” huzurunda bulunanlarda da bambaşka bir hal olur. Ürpermeyen kalmaz! Şakir Efendi, heyecan tufanı arasında coşar da coşar! Ve Rahmet tecelli eder. Dedikhasanlı aziz ferahlar bir anda, “Elhamdülillah küffar bozuldu.” deyip müjdeyi verir. Hocaefendi’deki herkesin şahit olduğu sıkıntılı hal, yerini neş’eye bırakır.

Zuhuratın günü ve saati not edilir. Orada bulunanlar, tabii ki şahit olduklarını her yerde anlatırlar. Çok geçmez Garp Cephesi’nden zafer haberi gelir. Haber, vaziyetin Şakir Efendi’nin dediği gibi olduğunu muştular.”

Kapusuzoğlu, yakın tarihte yaşanan sefaletleri, savaşları yaşayan hatırlayan insanlardan alıp kitap haline getirmesi, kitaba öznel bir tarz verdiği gibi yaşayanlardan aktardığı içinde canlı tarih özelliği kazandırmıştır. Bir nesil fedakârlıklarla, zorluklarla nesillere gebe oldu. Geçmişin şuuruna varmak özüne varmak demektir. Din, dil, tarih, örf bir toplumun yapı taşlarıdır, özünü oluşturur. Bu konuda Kapusuzoğlu’nun verdiği emek ecdadına vefalı olduğunu, tarihine ben buyum, demenin haykırışını okuyucusuna duyurmaya çalışmıştır.

TOPRAĞA CAN EKENLER
S. Burhanettin KAPUSUZOĞLU
Ötüken Neşriyat
176 sayfa

Yunus Özdemir - 21.03.2016

,

1876

Yunus Özdemir Hakkında

Yunus Özdemir
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin