Kararsızlar İçin Kılavuz veya Yeni Delâletü’l-Hâirîn

Kararsızlar İçin Kılavuz veya Yeni Delâletü’l-Hâirîn

Kararsızlar İçin Kılavuz veya Yeni Delâletü’l-Hâirîn

06.10.2017 - Yusuf Fettahzade
Kararsızlar İçin Kılavuz veya Yeni Delâletü’l-Hâirîn

Aklı karışıklar ve kararsızlar için yazılan bir kılavuz olan E.F. Schumacher’in Aklı Karışıklar İçin Kılavuz adlı eseri, 1990 yılında İz Yayınları tarafından Mustafa Özel’in tercümesiyle, ilk defa Türkçeye kazandırıldıktan sonra yeni baskısı Küre Yayınları tarafından yapıldı. Yayınlandığı ilk tarihte en iyi tercüme ödülü alan eser, İbn Meymûn’un felsefe ve Tevrat’ı barıştırmaya çalıştığı Delâletü’l-Hâirîn’ine atıfta bulunarak başlıyor.

Modern çağın, insanı sürekli seküler ve dar bir dünyaya sıkıştırdığı ve çaresiz bıraktığı, kendisinden başka bir alternatif tanımadığı, başka hayat seçeneklerini ötekileştirdiği ve bireyi kronik bir şekilde inkârcılığa zorladığı çıkmazların içinde hakikati seslendirmeye çalışan bir isyandır Aklı Karışıklar İçin Kılavuz. Schumacher, ‘İktisadi bir problem yoktur ve hiçbir zamanda olmamıştır, manevi bir problem vardır yalnızca’ diyen bir iktisatçı.

Schumacher, sonuç olan modern dünya eleştirisine Descartes’in Kartezyen aklının kritiğini yaparak başlıyor. ‘Gelenekle bağlarını koparan Descartes, her şeyi bütünüyle temizledi. Her şeyi bizzat kendisinin bulacağı şekilde yeniden başlamayı üstlendi. Bu kibir türü Avrupa felsefesinin ‘üslubu’ oldu. Her modern filozof bir Kartezyen’dir ve kendini mutlaktan yola çıkmış ve insanlara yeni bir dünya kavramı getirme misyonunu yüklenmiş olarak görür. Kartezyen akıl yürütme, insanı ‘anlamak için bilim’den ‘manipüle etmek için bilim’e götürmüştür. Bilginin amacı gerçekliğin yapısıyla örtüşmek değil, maddi dünyada etkin biçimde faaliyet göstermektir artık. Böylece ‘çoğulcu’ bir dünyaya ulaşılmıştır. Tanrılarla dopdolu bir dünyaya. Servet, bilgi için bilgi, hareket hızı, piyasa büyüklüğü, eğitim miktarı, hastane sayısı ve daha nice ‘kutsal inek’ Modern dünya, bilimsel nesnellik adına ‘değerlerin ve anlamların savunma mekanizmalarından ve tepki oluşumlarından başka bir şey olmadığı’ yalanına bizleri iyice inandırmış, insanın ‘kodlanmış enformasyonu muhafaza için güçlendirilmiş karmaşık bir biyokimyasal mekanizmadan başka bir şey olmadığı’nı yüksek sesle ilan etmiştir.

Varlık alanının anlaşılması için hikmet geleneğinin birçok farklı ismini tanık olarak gösteren Schumacher, onlardan alıntılar yaparak dört farklı varlık alanı olarak madde, bitki, hayvan, insan olarak kategorik varlık düzeyleri kullanır ve insanı kendi varlığının şuurunda olan tek canlı olarak ayırır. İnsan, ona göre sadece düşünebilen değil, aynı zamanda düşünmesinin farkında olandır. Ortada sadece şuurlu bir varlık değil, şuurunun şuurunda olabilen bir varlık vardır. İnsan olmak en yüksek özelliklere sahip varlık olmak demektir. Yüksek olan kendisinden daha aşağıda olanın bilgisine sahip olur ve onu kavrar. Hiçbir varlık kendisinden daha yüksekte olan bir şeyi anlayamaz. Geleneksel felsefede insanın capax universi olduğu, bütün evrensel deneyimi içine almaya muktedir olduğu savunulur. İnsanın varlık düzeyi aynı zamandan onun hayatını cezbeder.

Plotinus, ‘bilmek, nesneye uygun organı gerektirir.’ der. Schumacher buna ekleme yaparak bilmenin yeterlilik düzeyini anlatan büyük hakikati dile getirir ve ‘bilenin kavrayışı bilinecek şey için yeterli olmalıdır’ diye ekler. Ona göre Batı insanı araçlarda zengin, amaçlarda yoksul olmuştur. Bilgisinin hiyerarşisi bozulmuş, bir değerler hiyerarşisi üzerine yerleştireceği zemini kaybettiğinden iradesi felce uğramıştır. Modern dünya, insanın yüksek melekelerine ihtiyaç duyan her şey hakkında şüphecidir. Ama herhangi bir şeye ihtiyaç duymayan şüphecilik hakkında hiç şüpheci değildir. Oysa insan diğer varlıkları ancak kendini tanıdığı ölçüde tanıyabilir.

Schumacher’e göre insanoğlunun ilk görevi toplum ve gelenekten öğrenmek ve geçici mutluluğunu dıştan alacağı talimatlarda bulmaktır. İkinci görevi iktisap ettiği bilgiyi içselleştirmek, elemek, tasnif edip ayıklamak, iyisini tutup kötüsünü atmak ve bu süreçte kendini tanımaktır. Üçüncü görevi sürecin sonunda ‘ölmeden ölmek’, sevgi ve nefretten sıyrılmak ve bütün benmerkezci işgallerden kurtulmaktır. Bunları yapan kişi özgürleşmiş ve artık Tanrı tarafından yönlendirilmektedir denebilir. Modern dünyanın dinsiz yaşama deneyimi başarısızlıkla sonuçlandı ve bir kez bunu anladık mı ‘modernlik sonrası’ görevlerimizin gerçekte neler olduğunu anlarız.

Aklı Karışıklar İçin Kılavuz

E.F. Schumacher

Çev. Mustafa Özel

Küre Yayınları

İstanbul, 2016

169 Sayfa

Yusuf Fettahzade - 06.10.2017

,

360

Yusuf Fettahzade Hakkında

Yusuf Fettahzade
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin