Kasım, 2012 - Yeni Çıkan Kitaplar

Kasım, 2012 - Yeni Çıkan Kitaplar

Kasım, 2012 - Yeni Çıkan Kitaplar

09.11.2012 - Fatmanur Demir
Kasım, 2012 - Yeni Çıkan Kitaplar

Kürtler Arkadaşımdı
Edip Karman Kuranel Gökkaya
Logos Yayın


Babam ben daha yedi yaşındayken şark hizmetini yapmak üzere Ağrı Diyadin'e gönderilmişti. orada kaldığımız süre içerisinde Kürtlerle olan arkadaşlığım bende unutulmaz anılar bıraktı. küçük bir çocuk gözüyle dahi olsa onları yakından tanımak ve yaşantılarını görme fırsatım olmuştu.
Çocukluk ve genç kızlık dönemime ait anılarımla harmanladığım 1962'ye kadar geçen süreç içerisinde kâh iyi kâh sancılı kısa hikayemi bulacaksınız bu kitapta.


Urfa'dan Harvard'a
Coşkun Özdemir
Kaynak Yayın


Urfa'da başlayan eğitimim Harvard'a kadar uzandı. Doğru "Urfa'da Oxford yoktu" ama cumhuriyet devriminin Urfa'sı Oxford'da Harvard'da okuyan halk çocukları yetiştirmişti. Bu kitapta ben işte o Urfa'yı yazdım. İhsan Doğramacı'yı YÖK'ten atmak isteyen İ. Özal'ın beni alıp göl turuna götürmesini yazdım. 50 yıl süreyle "destanını yazacağım" dediği Cumhuriyeti bir sabah kalkıp "zulüm düzeni" ilan eden 40 yıllık arkadaşım Yaşar Kemal'i yazdım.


Son Sefarad
Beyazıt Akman
Epsilon Yayın


Davud'un sır dolu geçmişi, kitap avcısı Santiago'nun iç çatışması ve hattat genç Bayezid'in kendi nefsi ile olan savaşı romanın ana izleklerini oluştururken türk denizcileri Kemal ve Burak reisler ile genç Piri Reisler ile genç Piri Reis de bu epiğin diğer renkli karakterleri. Son Sefarad hem Endülüs'e yakılan bir ağıt, hem de 21. yüzyılda bile eksikliği hissedilen bir insanlık dersi sunuyor.


Esirciler Hanı
Rıza Zelyut
Bilgi Yayın


Şimdi hep birlikte 220 sene öncesi İstanbul'unun sokaklarına girebilir, Miskinler Tekkesi'nde cüzamlıları görebilir, Baba Cafer Zindanı'nda gezinebilir; civelekleri, şıkırdımları, çengileri izleyebilir, entrikalara parmak ısırabiliriz.
Tarihsel gerçeklere uygun ve trajik öyküler eşliğinde Esirci'ler Hanı'nda, bir Gürcü cariye ile Kuloğlu Bektaş'ın öyküsü...


Patrona Halil: Eski bir istanbul hikayesi
Maurus Jokai
Maya Kitap


18. yy. İstanbul'u iki ayrı dünyaya ev sahipliği yapıyordu. Sokak merasimleri... Dünyanın dört bir yanından gelen çeşit çeşit laleler...

Gerçeklikle kurguyu buluşturan Maurus Jokai, bir yandan renkli anlatımıyla bir döneme tanıklık ederken diğer yandan Lale Devri'ne son veren büyük halk isyanının gerçekçi bir portresini çiziyor.


Türkçe Ölüm
Sabri Kuşkonmaz
Berfin Yayın


Türkçe bir ölümle ölmeliyim
kardeş insanlar duysun kendi dillerinde
ölümler taşımasın dilim sağken,
uzak yakın, dünyanın hiçbir toprağına.
hiç tanık olmasın kanlı kıyımlara
ölümün utandığı ölümleri söylemesin dilim


Bunu Ben De Yaparım
Christian Saehrendt
Ayrıntı Yayın


Sanat, sanat dünyası ve sanat ticareti hakkındaki acımasız gerçekleri öğreneceğiniz bu rehber kitap, hep aynı havalı laflar eden sanat erbabından ve bildik yavan heyecan gösterilerinden hiç şaşmayan sanat pedagoglarından çok farklı bir telden çalıyor. Çağdaş sanatın en önemli türleri ve akımları hakkında genel bir bilgi verirken, anekdotlarla eğlendiren ve sapla samanı birbirinden ayırt etmeyi öğreten bu sanat rehberinin mottosu şu: Az olsun, öz olsun.


Babamın En Güzel Fotoğrafı
Gönül Kıvılcım
Ayrıntı Yayın


Buğdayların kökleri var, tıpkı insanların olduğu gibi. Burada, ırmak kıyısında söğüt ağacının altında oturmuş onları hatırlamaya çalışıyorum, köklerimi. Dallarıyla göğü kucaklayan söğüt ağacının kıpırtılarını takip ediyorum ve o ağaçtan düşen mekik şeklindeki sarı yaprakları. Dünyayı unutmak için daha kaç yaprak gerekir? Cevap: havada dönerek yere düşen bir yaprak. Bir tane daha. Yaprak yağmuru bu. Elim kolum bağlı yaşlı söğüt ağacının yapraklarını kaybedişini izlerken burada ölebilirim diye düşünüyorum. Doğduğum topraklarda ölümden korkmuyorum.


Coşkuyla Ölmek
Şule Gürbüz
İletişim Yayın


"Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı'nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş gibi, bilmemiş gibi, yaşamamış gibi gelmek, rüyayı görüp uyanmak ve 'Neyse rüyaymış,' demek ve aynı yerden uyumaya devam etmek. Yaşamaya da, ölmeye de yazık.


Cehennem Çiftliğinden Kaçış
Barı Uygur
İletişim Yayın


"Yapabilir misin?"
"Neyi yapabilir miyim Cemil?"
AKP yeniden kazanmıştı, pek bir şey değişmemişti. Aynı göğe bakıyorduk işte. Trafik gene o trafik, hep aynı sakalet, hep aynı yaveler... Martılar Haliç kokuyor, Kürt bebeler Beyoğlu tramvayına asılıyordu, akşam vapuru hep kalabalıktı. Kimseye ne yapacağını söylemeden geliyordu gece. Süreyya Sami sırt ağrılarıyla uyanıyordu. Samsun yakıyordu üst üste. Göz ucuyla Türkiye Kupası finaline, Alex'e bakıyordu. Eski gazeteleri okuyordu. Parası yoktu. Bir şey arıyordu ama sanki hep eksile eksile arıyordu.


Berci Kristin Çöp Masalları
Latife Tekin
İletişim Yayın


Berci Kristin Çöp Masalları, kentin kıyısında, geniş çöp sahaları ile sanayi bölgesi arasında kurulan bir gecekondu semtinin hikâyesidir. Geride bıraktıkları kırsal çevrenin gelenek ve alışkanlıkları ile büyük şehrin maddi olanakları arasında sıkışıp kalan insanların hayata ve kente tutunma mücadelesi. Bir yanda yoksulluğu aşmak için yoğun bir çaba, diğer yanda büyük şehrin getirdiği yozlaşma, yıpranma, boş inançlar, tutkular, özlemler... Fatmanur Demir - 09.11.2012

,

3167

Fatmanur Demir Hakkında

Fatmanur Demir

Zamanının çoğunu hizmete ve kalem-kağıda vermeye çalışan biri... Yazıyı ihtiyaçtan öte bir sevda, kalemi de İnce belli yarim olarak adlandıran ve zamanın cihadının da kalemle yapılması gerektiğini düşünen bir mücahide...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin