“Kayıp Arkadaş”ın İzinde

“Kayıp Arkadaş”ın İzinde

“Kayıp Arkadaş”ın İzinde

19.10.2016 - Mustafa Atalay
“Kayıp Arkadaş”ın İzinde

"Artık dünyanın her yeri acıyor."

Bireysel buhranın toplumsal yapıyla irtibatlı dinamikleri kavramsal zeminin sırtında taşınamayacak kadar ağır bir yük. Hayatı bir bütün olarak ele almanın kaçınılmaz gerçekliği, sağlaması olmayan bir zamanın heybesinde toplumsal bir yük olarak parçalar halinde taşınmaya çalışılıyor.

İnsani ilişkilerimizin pas tutan yanlarını parlatacak her temizleyici sosyal hamle, bizi biraz daha kendi zaaflarımıza hapsediyor. Nasıl ki pespaye her düşünceye ulvi bir eylemin başlangıç fitili denilemiyorsa, ulvi her düşünceye de pespaye bir eylem elbisesi biçilemiyor. Genelleme kutsanıyor, hakikat parçalarda aranmıyor. Tuzla buz oluyor sınırlarımız…

Mesele, İsmet Özel’in dediği gibi insan ruhunun tıkanıklığıdır. Bu tıkanıklığı insanın yine kendisi açacaktır. Egosunu, narsizm bataklığını, küresel havuzlarını, kültürel yozlaşmasını ve bunlardan korunma yollarını yine insan bulacaktır. Hem de toplumsal baskı ve birlikteliğin zıt renklerini bir araya getirmenin sancısını çekerek…

Mahremiyetin tanınmadığı, ifşanın en yoğun bir tanıtım malzemesine dönüştüğü günümüzde insandan topluma bir sosyolojik bakış açısına ihtiyacımız var. Yavaşla ve Olmak Cesareti adlı eserlerinden tanıdığımız Kemal Sayar, Kayıp Arkadaş adlı eserinde tüm çıplaklığıyla insan-toplum ilişkisine psikolojik bir pencereden sosyolojik aydınlıkla bakmaya çalışıyor.

"Herkesin bir diğerine şüpheyle baktığı, olan biteni büyük bir komplonun içine yerleştirdiği bir toplumsal düzende barışın filizlenmesi zordur."ifadesinin eksenindeki insanı, yine barışın yegâne temsilcisi yapan yazarımız, güvensizliğin koynundaki ilişkilerimizi toplumsal zayıflıklarımızla birlikte ele almaktadır.

Her bölümde insan ve çevresini farklı maskelerden arındırmaya çalışan Kemal Sayar, gerçeklikle tanışabilecek bir yüreğimizin olduğuna bizi ikna etmek ister. 15 Temmuz’dan önce çıkan eserimizde yer alan bazı tespitler bugün idrak edilmenin etkisiyle daha bir anlamlı olurken, yazarın birlikte olma hülyasının gerçekleşmesi de eseri daha bir ilginç kılmaktadır.

Hayata tutunup yasımızı birlikte tutabilmek ve birbirimizin omzunda ağlayabilmek Türkiye olarak problemlerimizi çözmeye başlayacağımız ilk adımdır yazarımıza göre. 15 Temmuz günü artık bunu pratik olarak ortaya koyan iradenin bu birlik ve beraberliği sağlayabileceğine şahitlik etmemiz, eserimizin teorik tahlillerinin güçlülüğünü de ortaya koymaktadır.

Türkiye eksenli okumalarında parçaları merhamet tutkalıyla yapıştıran yazar, kendi yaralarımıza döndüğümüz gün değişimin başlayacağını fısıldar kulağımıza. İdeolojik devletçilikten adaletle hükmeden vicdani bir devlet çizgisine geçişin zorunlu olduğunu, her türlü tehdidin merhamet ateşinde eriyip gideceği belirtir. Türkiye’nin kadim bilgeliğini, memleketin en büyük mesele olabilmesine bağlar.

Müslümanlığın bugün iyi-kötü ikileminde nefeslendiğinden hareketle, İslam üzerine şu mükemmel tahlili bize aktarır: " İslam küresel bir din ama biz onu Ortadoğu üzerinden okuyoruz." (MahmoodMamdani) Bu tahlili derinleştiren yazarımız, iyi-kötü Müslüman tanımının mucidi olarak batılı beyaz efendileri göstererek, insan hayatının değerler üstü bir değer olduğunu vurguluyor:"Biz Charlie değiliz, kimseden özür dilemiyoruz. Ve yine o yüzden insan hayatının kutsiyetini savunuyor ve terörü lanetliyoruz."

Yazara göre her acı insanlığın acısıdır. Geçmişi susturmanın bugünü zehirlediğini belirtirken, geçmişimizle yüzleşecek bir merhamet paradigması üzerinde durur."Hepimiz kendi hayatımızın çırağıysak", kendi hayatımıza ve başkalarının hayatına merhametle dokunarak kemâle ereceğiz. Zira "insan insanın zehrini alır."

Nefretin az ilerisinde duran sevginin kokusunu aldığımız gün kayıp arkadaşımızla yüzleşecek cesareti de elde etmeye başlayacağız. Güçlü duyguların zıddına inkılap edeceğinden hareketle bize kayıp arkadaşımızı bulmamızı öğütler eserimiz. İşte o zaman birlikte olmayı başarabileceğimize inandırır.

Birlikte olmak için aslında eserin tek bir öğüdü vardır, kayıp arkadaşımızı aramaya çıkmalıyız.

Kayıp Arkadaş, Kemal Sayar, Kapı Yayınları, 240 Sayfa

Mustafa Atalay - 19.10.2016

,

1025

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin