Kayıp Kelebekler Haritası - Bülent Gündoğan

Kayıp Kelebekler Haritası - Bülent Gündoğan

Kayıp Kelebekler Haritası - Bülent Gündoğan

11.07.2011 - Büşra Nur Karaarslan
Kayıp Kelebekler Haritası - Bülent Gündoğan
Gerçek hazinenin içimizde olduğu gerçeğini toplum olarak öğrenemedik azizim! Maalesef hala bir şeyleri hep ötekilerden bekliyor ve gün geçtikçe “öteki”leşiyoruz! Mutasyona uğramamışların köhne odalara kapatılıp “ikna” edilmeye çalışıldığı üniversitelerin, gençlik bayramı diye isimlendirilen türlü organizasyonlarda soyulup sonbahara döndürülen genç kızlıklarımızın, konuşmaya başladığında ilk cümlesi “kahrolsun Amerika!” olup da ilk Amerikan sigarasını okuduğu lisenin arka bahçesinde zevkle tüttüren delikanlıların, “gerçek”ten soyutlandırılmış hayatların salataya bolca maydanoz olduğu bir ülke sofrasında gerçeklikten bahsetmek kimsenin işine gelmiyor olsa gerek. “Aynı mahallede, aynı sokakta, aynı apartmanda, aynı evde birbiriyle tanımlanmayan bağımsız birer oyunduk” (sf. 17) İşte böyle bir kaos ortamında “Kayıp Kelebekler Haritası”, Tanzimat’la başlayan, aslımıza yabanlaşmaya vesile olan; toplumumuza dayatılan “Avrupai, modern insan” tiplemesini başarılı bir dille okuyucusuna sunuyor.

Pembe’nin en can alıcı tonu ile kitabın albenisi-yüksek ismini Sütun Yayınlarının stantları arasında gezinirken tevafuken bulduğunuzda siz farkında olmadan o kendisini çoktan avuçlarınıza bırakıvermiştir. Daha önce ismini duymadığınız bir yazar Bülent Gündoğan. Eğer kitap okuma konusunda yazar tutuculuğunuz varsa kitabı aldığınız yere bırakıp gitmek isteyeceksiniz. Lakin bazen 7lik huyun 70 de çıkmaması durumunu göz ardı edip kitabın arka kapağını okumak, yani tebdil-i huy edip yeniliklere imza atmak gerçekten ruhlara iyi gelir. Zira kitabın arka yüzünde de bahsedildiği üzere Kayıp Kelebekler Haritası, kimliksizleşmeye, mübadeleye, 12 Eylül’e, benlikleri iğdiş eden sanal istilaya göndermeler yapan muhteşem bir medeniyetin bakiyesi olduğumuzu ısrarla hatırlatırken insani duruş ve şahsa münhasır hallere de dikkat çeken bir çalışma.

Okuduğum her kitaba bir girizgâh yazma âdetim aklımın olgunlaşıp da bir şeylere erdiği fi tarihinden beri var sanırım. Kitabı bitirir bitirmez, altını çizdiğim satırların üstünü çizdiğim satırlardan bol olduğu meşhur kalemimle ön kapağın arkasındaki ilk sayfaya şunları karalamıştım: Ölüm… Bazen alelade attığımız adım… Yaklaşır, hissettirir nefesini, sonra sessizce uzaklaşır; soğuktur ve biter. Yürüdüğümüz bütün yolların adı yaşlı bir teyzenin “kızım kendine gel” bakışı oluverir yüzümüzde. Akşamdan arda kalan huzur için sağa sola bakarız, tek tek herkese dokunur kelimelerimiz. Sonra bir yumruk klişesi oturur boğazımıza arabesk bir şarkı gibi. Hızlıca adımları geri alırız otoyol kenarından. Sonra bakışlarımız “iyi misin?” bakışlarına takılır asırlık bir çınarın. “İyiyim amca, bir şeyim yok” der, uzaklaşırız o hep bilindik hafıza kenarlarından. “İyiyim. Bir şeyim yok…” Sonra maskeli balo başlar yeniden. Sonraki dansı lütfeder hayat… Sahi onunla dans edecek miyiz?



Kitaptaki hikâyelerde de dillendiği üzere, her biri aslında erken ölümüdür yazarın içindeki kelebeklerin. “Her kelebek en sevdiği çiçeğin en güzel dalında vermek ister son nefesini” der yazar ilk hikâyenin sonunda. Bütün hikâyelerini özenle, kahramanların en sevdikleri çiçeklerin sevdikleri dallarında iken nihayetlendirir Sayın Gündoğan. Durum hikâyeciliğinin en iyi örneklerinden biri Sait Faik Abasıyanık’tır der bütün edebiyat lise1 kitapları. Durum hikâyesinin tanımını hatıralarınızdan söktüğünüzde: “İçerisinde olay geçmeyen ya da tasvirlerin olayları arka plana ittiği, okuru durgun sularda gezdiren, şiirin düz yazıya uyarlandığı ahenkli haller bütünüdür” ezberi dökülür eteklerinizden. Kitaba bu gözle baktığımızda başarılı tasvirler, zayıf olay örgüsü, şaha kalkmış kelimeler ve “içinizdeki şair adam”ı ortaya çıkaran duygu yüklemeleri ile tam da durum hikâyesi diyebileceğiniz 13 eser yer alır. Yer yer etrafınızdakiler gözlerinizde parçalı bulutlu denklemleri çözebilir ki bu sizin için istenmedik bir durum ise kitabı bir ağaç tenhasında, insandan uzak, yalnız okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Meseleye hayatın vurgulu kıygılı kıyısından bakacak olursak ve siz klasik kız hikâyeleri okumaktan hoşlanmıyor da hayatınızda renk yerine ses istiyorsanız, ne yazık ki kitap size göre değil! Verdiğiniz 5 TL üzerine bir bardak soğuk su içebilir ya da kitabı mızmız bir arkadaşınıza hediye edip, birilerini mutlu etmenin hazzına varabilirsiniz.

Ne diyelim, ya kitabınızı okurkenki ya da hediye ettiğiniz andaki tebessüm yüzünüzden hiç eksik olmasın efendim…

Dip not: Son cümle yerine, yine kitaptan: Ekmek ve gelecek kaygısı ile kuşatılmış tebaası çalınmış yalnız bir kraldı babam… Krallar güçlü olmalı, ağlamamalı. Benim babam soylu bir kraldı… (sf 56. Babama…)

Kayıp Kelebekler Haritası
Bülent Gündoğan
Sütun Yayınları
110 sahife
Büşra Nur Karaarslan - 11.07.2011

,

3117

Büşra Nur Karaarslan Hakkında

Büşra Nur Karaarslan

Sakarya Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu; çalışıyor. Öğrencileri ve kitapları ile mutlu. Büyüyünce yazar olacak sanıyorlar; bakalım kısmet diyor; sınavı kazanırsam...

Yorumlar
  • Sinezen 2011.07.19 11:06

    tesekkürler Büşra SAYENDE YENİ BİR YAZAR VE GÜZEL BİR KİTAPLA TANIŞTIM.

  • Büşra Nur 2011.09.30 19:52

    beğenmenize sevindim...

  • Feytullah Ede 2012.03.31 20:26

    Merhaba Büşra hanım,
    Kitap sadace bayanlara mı hitap ediyor?

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin