Kayıp Türkler - Ülkü Özel Akagündüz

Metin Bilgeç | Öykü | Okunma: 668 | 03.06.11

Göçebe bir Türkmen boyundan ( Kayı Boyu) dünyanın en güçlü imparatorluklarından birini kurmayı başaran Osmanlıların, tarihsel serüveni için çok şey söylenebilir.

İbni Haldun’un Kur-an’dan hareketle ortaya koyduğu sosyolojik ilklerden bir tanesi de her medeniyetin tarih sahnesinde geçirdiği evrelerin (doğuş, gelişim, yok oluş) var olduğu gerçeğidir. Osmanlı medeniyeti için de kaçınılmaz olan bu ilkelerin tarihsel süreç içersinde tezahür etmiş olmasıdır.

İslam medeniyeti içersinde çok önemli bir yeri olan Osmanlı İmparatorluğu, İslam medeniyetinin gelişmesinde, yüzyıllar süren üstün bir medeniyet olması noktasından çok önemli bir rol ifa etmiştir.

Monarşik yönetimin, İslam dininin ilkeleriyle çelişmesi, örfi- şerri hukuk gibi ikili uygulamaların eleştiriye açık olduğu gerçeğini de göz önünde bulundurmalıyız. İslami bütünsel bir bakış açısıyla bakıldığında Emevilerle birlikte oluşmaya başlayan sapmanın Osmanlılarda da sürdüğünü görmekteyiz. Bütün bu paradokssal yapısına rağmen tarihsel bütünlük içersinde Osmanlı İmparatorluğu’nun İslam medeniyeti içersindeki önemini yadsıyamayız.

Kuruluş ve yükseliş dönemlerindeki adil yönetimiyle Osmanlı, önce gönülleri fethetmiş; sömürgeci uygulamalara sapmamış; etnik ayrımcılık, dini dayatmalar içersinde olmamıştır. Fethettiği coğrafyaları bayındır kılmış, insana hizmeti esas almıştır. Bu sayede de kalıcı etkiler meydana getirmiştir. İnşa etmiş olduğu yönetimsel yapı yüzyıllarca varlığını koruyabilmiştir.

Haçlı zihniyetini temsil eden batı medeniyeti karşısında bir kale gibi İslam âleminin hamiliğini yapmıştır. Daha sonraki süreçlerde kendini yenileyememesi, batı karşısındaki üstünlüğünü kaybetmesine yol açmıştır.

Fransız İhtilali’nin dünyaya saçtığı zehirli milliyetçilik akımları, bütün imparatorlukları olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu’nu da derinden sarsmıştır. Arkasından gelen Sanayi İnkılâbı gibi gelişmeler, sömürgecilik anlayışının hâkim olması ve daha sonra da Birinci Cihan Harbi Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih sahnesinden çekilmesine yol açmıştır.

İşte bu çekilme geride büyük bir diaspora oluşmasına yol açmıştır. “Kayıp Türkler” adlı eserde yazar, Ülkü Özel Akagündüz, Osmanlıların geçmişte hâkim olduğu topraklarda yaşayan Türklerin izini sürüyor. Osmanlı torunlarının yaşamlarını gözler önüne seriyor.

Yazar bir gazeteci kimliği ile Suriye, Lübnan, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Sudan ve Yemen gibi eski Osmanlı topraklarına yapmış olduğu gezilerini ve buradaki izlenimleri bize aktarıyor. Tabi ki bu geziler “domino etkisiyle” bu ülke yönetimlerinin sarsılmasından kısa bir zaman önce gerçekleştiği için yazarın, bu olaylara yönelik izlenimleri bu eserde bulamıyoruz. Bilindiği üzere bu ülkelerin bazılarında yönetimde olan diktatörler halk ayaklanmaları neticesinde gitmek zorunda kaldı. Bazılarındaysa ayaklanmalar, iç savaş tehlikesi hatta dış müdahale gibi çok önemli olaylar gerçekleşmektedir.

Eserde yazar, eski Osmanlı coğrafyalarında karşılaştığı Türklerin, birbirinden ilginç, çoğu zamanda trajik hikâyelerini gözler önüne seriyor. Kayıp Türkler, yaşadıkları onca zorluğa rağmen kendi kimliklerini korumanın onuru yaşıyor ve onlara bu onuru sağlayan Osmanlıları minnetle anıyorlar.

Eserde, yeni cumhuriyet yönetiminin yapmış olduğu bir takım inkılâpların( şapka inkılâbı) neticesinde ülkeyi terk etmek zorunda kalan vatandaşlarında olması, kitabı okurken insanı üzen, derin derin düşündüren ve günümüzde de birçok genç insanın mağdur olmasına yol açan başörtüsü sorununu akla getiriyor. Demek ki yıllar geçse de dayatmacılık, jakoben zihniyet, varlığını sürdürüyor ve yeni olumsuzluklar yaratmaya devam ediyor.

Sonuç olarak eser, bu alanda yapılmış güzel bir çalışma olmasının da ötesinde bizi geçmişimizle yüzleştiriyor. Nelerimizi yitirdik de yitik insanlarımız bu trajedileri yaşadılar ve yaşamaya devam ediyorlar.

Herkese yetecek kadar güzel olan bu fani dünyada, kafamızdaki sınırlar kalkmadıkça ülkelerin sınırlarının asla kalkmayacağı gerçeğiyle karşı karşıya kalmak gerçekten insana acı veriyor.

Sınırların olmadığı bir ümmet coğrafyasının gerçekleşmesi temennisinin hayalî olmadığı aydınlık günler için, bütün Müslümanların var güçleriyle çalışması gerektiğinin bilincinde olanlara ne mutlu ki; onlar okudukça, anlarlar, anladıkça yaşarlar, yaşadıkça da hayal olanlar gerçek olur.

İyi okumalar…

Kayıp Türkler
Ülkü Özel Akagündüz
Kaynak Kitaplığı
214 sayfa


1970 doğumlu olan yazar, Dicle Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunudur.

Evli ve iki çocuk babası olup halen bir kurumda Türk Dili ve Edebiyatı derslerine girmektedir.

Metin Bilgeç İsmine Kayıtlı 7 Yazı Bulunmakdadır.