Keşke Yine Kar Yağsa - Murat Taş

Keşke Yine Kar Yağsa - Murat Taş

Keşke Yine Kar Yağsa - Murat Taş

25.02.2011 - Ferit Genç
Keşke Yine Kar Yağsa - Murat Taş

Refik Halit Karay’ın Anadolu’yu anlatan hikâyeleri her zaman belli bir kesim tarafından okurunu bulmuştur. Edebiyat’ta öykülerini daha önce edebiyat dergilerinde yayımlayan Murat Taş’ta Refik Halit’in yolundan giderek Anadolu’nun memleket özlemini, orada yaşadığı mutlu-mutsuz anılarını bir kitapta toplayarak okuruna gönül kapılarını açmaktadır.

Murat Taş, 2010 yılında Edremit Belediyesi’nin düzenlediği Sabahattin Ali Öykü Yarışması’nda ikincilik ödülü aldı.

Kitaptaki öyküler hayatın içinden kareleri gözümüzün önüne başarı ile getiriyor. İçimizden kahramanların öykülerdeki tavırları, tepkileri ve duyguları karşısında okur kendisini buluyor. Başarılı betimlemelerin dikkat çektiği kitapta, olaylar da okuru merakla sürüklüyor...

Murat Taş’ın “Keşke Yine Kar Yağsa” kitabının kapağında yaprakları dökülmüş, üzerine kar yağmış söğüt ağaçları görülüyor.

Keşke Yine Kar Yağsa kitabı 95 sayfada 11 hikâyeden oluşmaktadır. Bölümler arasında bir bütünlük vardır. Bazı hikâyelerinde birilerine göndermede bulunarak isimlerini yazmıştır. Dilini ustaca kullanması, hikâyeleri okumakta pek zorluk yaşanmayacak derecede bir üslup ile kaleme almıştır. Gereksiz kelimeler kullanmaması, anlatmak istediklerini dillendirmeden anlatan, yer yer Anadolu şivesine yer vermiştir.

Aslında her hikâye hayattan bir alıntıdır. Hikâyelerde hayatımızdaki yaşanmış olaylara değinen ama olayları kısaca anlatan bir edebiyat eseridir. Murat Taş burada okuyucularına sıradan günlük hayatımızda yaşadığımız olaylara değinmektedir. Yer yer bazı hikâyelerinde toplumdaki aksaklıkları ve içinde yaşanılan durumu gözler önüne sermektedir. Nitekim eserde ”Jeneratör” hikâyesinde bir aile yaşamından bahsederken modern dünyada hala bazı ailelerin televizyon karşısında düştüğü acınası durumuna değinmektedir. Yine başka bir hikâyesinde ”Mussandıra” hikâyesinde yurtsuzluğun, sürgünün, kimsesizliğin yalnızlaştırdığı insanların göçlerini anlatıyor. Bir olayı yaşamadan o olay hakkında yeterli bir bilgi sahibi olunamayacağını söylemektedir. Taş, yurtsuzluğu yaşamayan bir kimsenin aslında yurtsuzluğun ne kadar zor olduğunu anlaşılmadığını vurgulamaktadır.

Keşke yine kar yağsa

Anadolu’nun küçük bir köyünde yaşanan bir olayı anlatılır. Köy yaşamının yaz mevsiminde her yerin cıvıl cıvıl yeşillendiği, kış mevsiminin de beyaz bir örtüye bürünen doğayı anlatır. Kar tüm pislikleri örter aslında. Çünkü kar, gökyüzünün pamuğudur, kartopudur, kardan adamdır, bir örtüdür kar. Berekettir. Allah’ın bir lütfüdür kar. Ama bunlara rağmen bir sitemde bulunmaktadır.

Kış oldu mu köylerin şehir ile bağlantısı kesilir. Yine bir kış mevsiminde yollar kapanmış köy halkı kendi sinesine çekilmiştir. Yapılacak tek iş vardır o da; ahırları temizlemek, hayvanları tımarlamak, onları sulamak ve onlara yem vermektir. Yine bir gün hayvanlara yem vermek için ahıra giden küçük oğlan, ahırın içine cukların (kuş) dolduğunu görür. Sevincini azda olsa bir tedirginlik ile babasıyla paylaşan küçük oğlan babasından beklediği cevabı alınca her gün onlara yem götürüp cuklar ile ahırda oynamaya başlar. Belli bir süre sonra cukların ahırda olmadığını gören küçük oğlan nedenini sorunca babasından tekrar dönerler gibi bir geçiştirici cevap ile olayı kapatır. Aradan geçen birkaç günden sonra yine ahıra akın eden cuklar, küçük oğlanının yine eski neşeli günlerine dönmesini sağlamışlardır. Şubat ayına kadar bu olay sürekli iki-üç defa yaşanmıştır. Yine bir gün okula giderken ahıra uğramak isteyen küçük oğlan evlerine gelen ”beton” lakabını taktığı asık suratlı adamın elinde bir bıçak ile yerde can çekişen cukları görünce olduğu yerde donup kalır. Bütün neşesi ve mutluluğu o sahneyi görünce yok olup gitmiştir. Daha sonra cukların kendisini neden terk ettiğini anlayan küçük oğlan bundan dolayı cukların bir daha gelmesi için sürekli karın yağmasını istemektedir.

Özellikle kitaba ismini veren öykü hafızama kazındı diyebilirim.

Ferit Genç - 25.02.2011

,

3074

Ferit Genç Hakkında

Ferit Genç

89 yılında temmuz ayında dünyaya geldi. Bitlis doğumlu. Sosyoloji öğrencisi. 43 numaralı ayakkabısıyla 43 plakalı Kütahya sokaklarını arşınlayıp parmak uçlarıyla üşütür dünyayı. Soğuk espirilerin en hayır kısmında sağanak yağmurun ıslaklığıyla dokunur kancık bir klavyeye.

Neden hayallerinizi sürekli erteliyorsunuz diye iddalı düşünceleri sağlam bir temele oturduğunda ve iyi bir sigara içicisi durumuna geldiğinde ciğerlerinden bir himalaya fışkırtmaya çalışacak.

Yorumlar
  • Bilal Can 2011.02.24 12:22

    Keşke yine yağsa bir çocuk sevincinin cümleye yansıyan tekil hali. Aslı çoğul bir güzellemenin seferi. Yani rüyadan arınmış gözlerle erken kalkmanın vermiş olduğu temizlik ile düş adamak kadar berrak bir şeydir bu. Keşke yine kar yağsa da yapsak kardan bir sevgili. keşke bir intizar olarak kabul edilir mi belki. Keşkenin sıcaklığını çocuk yaşlardaki gözlerde aramak lazım. Keşke.

    Öyküler dilimizin güzelliğinden kalbimize güzellikler aktaran eserlerdir. Onlar kimi zaman sıcak bir yaz gününü dillendirirken o yaz gününü bize yaşatma derecesine göre iyilik dereceleri sıralanır. Hangisi bize o sıcaklığı daha iyi hissettirirse o daha etkilidir.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin