Keşke Yine Kar Yağsa - Murat Taş

Keşke Yine Kar Yağsa - Murat Taş

Keşke Yine Kar Yağsa - Murat Taş

23.05.2011 - Mustafa Atalay
Keşke Yine Kar Yağsa - Murat Taş

Kitap okuru olmak zordur. Belli noktalarda heyecan ister, azim ister, bir hedef ister okumanın sürekliliği. Amaçsız, umutsuz ve kesintili bir okuma okur açısından pek de olumlu bir okuma değildir. Bu tür okumalar nihayetinde çeşitli sebeplerle ertelenebilir, ihmal edilebilecekler kategorisinde değerlendirilir, sonlanabilir ve son olarak unutuluşun koyu karanlığına itilebilir.

Bununla birlikte bazı kitap türleri de vardır ki tüm bu zor süreci okura basit kılar. Sözler gönlünüze akar gider, zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız ve sayfalar birbirini kovalarken siz çoktan kitapla bütünleşirsiniz. Öykü ve roman okumaları -istisnalar olmakla birlikte- işte bu tip okumalara kapı aralar. Özellikle de öyküler kısa ve akıcı bir dille yazılmışsa, betimlemelerin yoğun ama yorucu olmayan kıyısında okuru dinlendirip öyküye dâhil edebiliyorsa, sıradan ve hiçbir hareketin olmadığı, normalde anlatılmaya değer bulunmayan olayların farklı yönlerine dikkat çekiyorsa… Yani âyât-ı hadisâtın satır aralarında dolaştırabiliyorsa sizi, okur ile öykü arasındaki engellerin çoğu kaldırılmış demektir. Bu sürecin sonunda ise okur öyküyle buluşuyor, öyküyü okuyor, öyküyle okunuyor, öyküde okunuyor, öykü oluyor…

Murat Taş"ın Ferfir yayınlarından çıkan "Keşke yine kar yağsa" adlı öykü kitabı öncelikle okuru öyküyle birleştiriyor, bitimsiz bir lezzetin yamacında ağırlıyor gözleri, gönülleri okşuyor bazen, hatıraların dipsiz karanlığında çocukluğun ilk heyecanlarına alıp götürüyor okurunu. Bunları yaparken zorlamıyor satırları, ilk olarak sıradan ve düz bir anlatım sizi karşılarken, satır aralarında derin izlere yer verildiğini çok sonraları fark ediyorsunuz. Bu bakımdan öyküler aslında bir nevi keşif yolculuğu gibidir. Yazarın keşfettiği şeyleri siz de olağanlığın ötesine geçerek keşfetmeye başlıyorsunuz zamanla. Ve öyküyle okunma süreci böyle gerçekleşiyor.

11 tane öyküden oluşuyor kitabımız. Her bir öykü bir kavramın üzerinde temelleniyor. Ölüm, hasret, kar, acı, sevgi, iletişimsizlik, ironik davalar ve isimler… Her bir kavram hayatın tam ortasında olmakla birlikte, bu kavramlar temelinde oluşturulan öyküler de bir o kadar hayatla iç içe. Her an yanı başınızda karşılaşabileceğiniz türden öyküler buluyorsunuz satırlarda. Yazar hayatın içinden konuşuyor bu anlamda. Özdenören"in ifadesiyle "Öykücü bir insan olarak içinde yaşadığı kültürün bir ürünü" oluyor öykülerinde.

"Keşke yine kar yağsa" adına aynı zamanda bir öykünün ismi olarak da rastlıyorsunuz sayfalar arasında. Sağlam bir kurguya sahip, ilginç sayılabilecek bir farklılığı bulunan, bir çocuğun gözünde hayatın o efsunlu büyüsünün gerçekliğin çarpıcı etkisiyle nasıl sonlandığına dair keşiflerin sunulduğu bir öykü… Yine bu öyküden hareketle diğer öyküler de incelendiğinde, ince fakat derin bir modernizm eleştirisinin yapıldığı, insanların değişen hayatlarına ışık tutulduğu, yaşamın kırılan anlarında yapılan tercihler ve bunların enfüsi âlemdeki etkisinin nasıl olduğunu görebiliyorsunuz.

Bunlara ek olarak, her bir öyküde betimlemelerin kuşatmasıyla kendinizi satır aralarında kaybederken, hayatın hiç de sanıldığı kadar kolay olmadığını anlıyorsunuz. Kent hayatının, geleneksel toplumsal hayatı nasıl bir kırılmaya uğrattığı ve insanların bu kırılmayla birlikte nasıl değişimin bir parçası haline geldiğine tanık oluyorsunuz. Ayrıca sayfalar geçtikçe, okunup geçilen satırların bütüncül bir olgunun parçaları olduğunu da fark ediyorsunuz. Aslında hep aynı öykünün yazıldığını keşfediyorsunuz bir süre sonra. Rasim Özdenören"in sözleri ile devam edersek: "İnsanın bir kalbi bulundukça ve insan, kalbinin öyküsünü yazmaya durmuşsa, bitirilemeyecek bir öykü, durmadan ve fakat her seferinde yeni bir kalıba girerek tekrarlanıp gidecektir."

Murat Taş hayatın tam ortasından sesleniyor, kalbimizin tam ortasına. Yani bize, yani özümüze… Bıkmadan usanmadan… Bizi bize getirmek adına, bizi kendimizden koparmaya çalışanları engellemek adına… Murat Taş bu yüzden okunmalı efendim, kendimizi okumak için…

Murat Taş
Ferfir Yayınları
95 sayfa

Mustafa Atalay - 23.05.2011

,

2738

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin