KİTABÜ'L ESNÂM - Putlar Kitabına Bir Bakış

KİTABÜ'L ESNÂM - Putlar Kitabına Bir Bakış

KİTABÜ'L ESNÂM - Putlar Kitabına Bir Bakış

09.11.2017 - Sait Alioğlu
KİTABÜ'L ESNÂM - Putlar Kitabına Bir Bakış

"Putçu; Hem yaparım, hem taparım ve hem de satarım!"

İnsan hayatı boyunca neyi en çok ön plana çıkarırsa ve neye daha çok önem verirse, o onun dini ve putu olarak okunabilirdi.
Dini sadece, basit bir ritüeller seromonisinde ibaret gören akıl, öne konan, önünde eğilinen ve ona yönelik birtakım hareketlerin yapıldığı putu da sıradan bir şey olarak görebilir.

Sonuçta alışılageldiği oranda put, elde yapılan bir nesne ve nesneler yığını olarak sıradan bir şeydir, ama temeline inildiğinde, insanı dünya hayatında bir yerlere yönlendiren, onu, temel bir ihtiyacı olan tapınmaya sevkeden derin bir etkisi olan bir güç ve gücün yansıması olarak görebilirdi.

Bundan dolayı, insanlık tarihi boyunca, tevhidî özen kopma süreçlerinde, insanlar, tevhidî anlamda tevarüs ettirdiği tapınma ihtiyacını, bu kez kendi elleriyle yaptığı, çoğu kez acıkınca yediği ve nihayetinde ona taptığı, ya da ona tapar görünerek, belli belirsiz bir ilaha taptığı varsayılabilirdi.

En 'ilkel insan'dan, doğacı dinlerden başlamak üzere, Arabistan gibi, ticarî hayatın kendi bağlamında ve öznelliğinde, zamanı açısından gelişkin olduğu, kültürel bir uğraşı olarak edebi alanda öne çıkan şiirin yaygın olduğu, bu vasıtayla kendini önemsendiği ve her şeyden önce, Hz. İbrahim(as)'ın soyundan geldiği bilinen Kureyş Arabı'nın yaşadığı bir ortamda, insanların putlara taptığı bilinen bir gerçektir.
Hani ya, insanın alet edevatı sıkça kullandığı bir vasatta, aklının ileri bir safhada olması ve onun sayesinde 'hakkı batıldan; doğruyu yanlıştan' ayırması gereken bir vasatta, adeta, hiç de vahiy izinin düşmediği varsayılan bir toplumda yaşıyormuşcasına tavırlar sergilemeleri, kimin kâr hanesine yazılabilirdi, diye düşünmek icap etmektedir.

Bundan hareketle, alet edavatı kullanma konusunda belki de o günün Arapından daha ileri bir seviyede olan ve aynı zamanda Çinliler örneğinde görüleceği gibi, puta tapan insanların, bugün bile bazı açılardan aşılamamış olan birer medeniyet/ler kurduğu bilinmektedir.
Buna rağmen, bu 'medenî' insanların, tevhid dışı dinlere, görüşlere bağlı oldukları, buna bağlı olarak mabetler ve puthaneler oluşturdukları görülür.Konumuz açısından söylersek; yine medeniyet kurmuş 'putperest' toplumlarda olduğu üzere, coğrafî olarak Arabistan genelinde ve Hicaz bölgesi özelinde, Kabe'nin içerisini kapsadığı gibi, birçok noktada da putlar olduğunu kaynaklardan öğrenmekteyiz...

---

İslam öncesi dönemde, Arabistan yarımadasında dikili bulunan putlarla ilgili, derli toplu bir çalışma olan ve döneminin en önemli nesp âlimi ve tarihçisi sıfatıyla İbnü'l - Kelbî'ye ait olup esas adı "Kitabü'l - Esnam" olan 'Putlar Kitabı' bu konuda bir hayli bilgi vermektedir.
Bir nesep âlimi ve tarihçi olan İbnü'l - Kelbî Kufe'de doğmuş. 294 Hicrî, 819 Miladî tarihinde yine doğduğu şehir olan Kufe'de vefat etmiş olup sağlığında Bağdat'a gidip orada eğitim almıştır.

İbn Sad, Yakût El - Hamevi, Abdülkadir El - Bağdadî gibi, birçok âlimin hocalığını yapmıştır.Eserlerinden bazıları; "Kitabü'l - Esnam, C emheretü'n - Neseb ve Kitabü'l- Mesalib" dir.Bu kitap en başta birkaçı Alman olan döneminin Oryantalistleri tarafından bulunup ortaya çıkarılmış, başta Almanca olmak üzere birçok batı dilinde yayımlanmıştır.

Daha sonra ise, Ankara Ünv. ilahiyat Fakültsi'nde uzun bir dönem öğretim görevlisi ve akademisyen olarak çalışan Beyza Bilgin tarafından Türkçeleştirilmiş olup Ankara Okulu Yayınları'nın 'İslam Klasikleri Dizisi'nin 2. eseri olarak yayımlanmış bulunmaktadır.
Hatırlacağı üzere bu serinin ilk kitabı, Hariciliği, yine döneminin bir Haricî âlimi sayılan Salim B. Zekvân taraıfndan kaleme allındığı bilinen ve "es- sire" üst başlığıyla kaleme alınmış olan ve yine adı geçen yayın evinin aynı dizinin ilk kitabı olan 'Bir Hârici/İbâdi Klasiği' adlı eserdi. (http://www.kitaphaber.com.tr/es-sire-k2599.html)

Putlar Kitabı

Putlar Kitabı, Arapça olarak Zeki Paşa tarafından 1924 te yayımlanmış olup elimizde Türkçesi bulunan bu eser, Almanca'ya, Zeki Paşa'nın Kahire'de 1924 Miladi, 1343 Rumî tarihli 2. baskısından hareketle Ros Klinse Rosenberger tarafından yapılmıştır.
Böyle öneme haiz bir kitap dilimize önemli bir ilim insanı tarafından kazandırılmış ve yine bu konulara ilgili bir yayınevi tarafından basılmış, ama böyle bir eser, acaba neden yayımlanmak üzere bugünleri bekledi, anlamak kolay olmasa gerek... Ama bu eserin yanında sönük ve hiç de önemli olmadığını gördüğümüz birçok kitap -eser demiyorum- yayımlanıyor, peynir ekmek gibi satılıyordu da, iş bu eserlere gelince mantık 'nedense' duruyor, işlemiyor, ya da işin içerisinde başka gerekçeler var! En azından din kültürü açısından, 'el - insaf' yahu demek kalıyor bizlere...

Kitabın sonunda, yani sağından başlamak üzere tam 32 sayfa tutar şekilde eserin Arapça orininali bulunmaktadır. Yani, konusu itibarıyla sahasında ilk olarak derlenip kaleme alınmış bu eser, Arapça orijinali olarak sadece topu topu 32 sayfa ve konuyu, birçok kallavi eserde anlatılmış olsaydı dahi, bu kadar öz ve güzel anlatamazdı diyoruz, eseri okuduktan sonra...

Bu kitap Arap Cahiliye Çağından bilgi veriyor; "Cahiliye Çağı, yani Arap putçuluğu, yabancı tesirlere, bilhassa Güney Arabistan tesirlerine dayanan yıldızlara tapınmanın ve aynı zamanda kahramanlara tapmanın bütün izlerini taşır. Fakat onda en çok, ilahlara ve cinlere saygıyla birlikte genellikle bir taşa veya ağaca tapma göze çarpar. Kahramanlara ve atalara tapmayı da buluyoruz." (1)

Eser baştan sona okununca görülecek ki klasik siyer kitaplarında yazılı olup bizlere aktarılan ve "Lat, Menat ve Uzza" putları dışında, her biri, bir Arap kavminin "bir işine yarayan(!)" ve her biri ayrı yerlerde bulunan birçok puttan bahsetmektedir. Örnek;"Putlar Kitabı'nda taşlara tapmaya, Kâbe'nin karataşı Hacerü'l - Esved ile kahramanlara tapma olarak niteleyebileceğimiz İsâf ve Nâile bulunmaktadır. Putlar Kitabı'nda ağaca tapmaya da el- Uzzâ misaldir." (2)

Yukarıda belirtmeye çalıştığımız üzere,dönemin Arap kabilelerin her biri, kendilerince uygun gördükleri yerlere ve yine ibadet kasdı ile ziyaret edilen putlar dikmişlerdi; "Kureşliler diğerlerinden ayrı olarak, yalnız Uzzâ'ya ziyaret yapar, ona hediyeler sunarlardı.... Kureyş kabilesinin Uzzâ'yı seçtiği gibi, Sakif kabilesi de Lât'ı seçmişti. Aynı şekilde Evs ve Hazreç de Menât'ı seçmişlerdi.... Fakat hepsi de ona(yani Uzzâ'ya) büyük saygı gösterirlerdi." (3)

Rivayet edilir ki insanlık tarihi içerisinde, ilk kez put yapmanın Tufandan sonra, daha Hz. Nuh(as)'ın çocukları, torunları ve onların neslinde olup Hz. Nuh(as)'ın onların arasında bulunduğu geniş bir topluluğun arasında ve ömrünün sonlarına doğru bir zamanda vuku bulduğu söylenir.Bu konuda Mehmet Asım Köksal'ın "Peygamberler Tarihi" adlı eserinin kinci cildinde geçen Nuh bahsinde, ya da puta tapma bahsinde geçen bir dipnotla teferruatıyla geçmektedir.İsteyenler adı geçen esere bakabilirler. Ayrıca konumuz açısından İbnü'l - Kelbi'nin işlemeye çalıştığımız eserinde de bir bilgi bulunmaktadır; "Şit oğulları, Âdem'im mağaradaki cesedine giderler, ona saygı dönüşünde bulunurlar ve rahmet dielrlerdi. Âdem'in oğlu Kâbil'in oğullarından birisi dedi ki "Ey Kâbil oğulları! Şİt oğullarının bir davar'ı var; onun etrafından dönüyor; ona saygı gösteriyorlar; sizin bir şeyiniz yok!" Sonra onlara bir put yaptı, böylece o put yapanların ilki oldu." (4)

Yukarıdaki alıntı, Mehmet Asım Köksal'ın adı geçen eserinde rivayeten aktarıldığı söylenen şeye mânâ irtibarıyla uymaktadır.
Birde Şİt(as)'dan sonra peygamber olarak Hz. Nuh(as)'ın kavmini doğru yola çağırdığı, onlara elleriyle yaptıkları putlara tapınmamaya ve tek ve yüce olan Allah'a tapmaya, O'nuın kulları olmaya çağırdığı Kur'an'ın delâletiyle sabittir.Bir de Hz. Nuh(as) örneğinde olduğu üzere tüm peygamberlerinin ve kendi kavimleri arasında yaşamış bulunan müminlerinde,insanları hemen her konuda doğruya, iyiye ve elbette ki hakka çağırdığını; bu çağrıların çoğu kez kabul görmediği; şiddetle karşı çıkıldığı görülecektir.Buna mukabil, başta örneğini Hz. İbrahim(as)'de gördüğümüz üzere, bizzat 'değer ve madde' olarak puta ve putlara karşı savaş açtıkları da ortadaydı.

Hz. Muhammed(s)'ın İslam'ı 'yeniden' tebliği sonucu, bu işin bir kısmını oluşturan putlara karşı fiili karşı çıkış, aslında günümüz dünyasında kendini seküler zeminlerde oluşturan, ama kitleler nezdinde 'bir aldanmışlıktan dolayı' kabul gördüğü bilinen birçok putun da yıkılması için peygamber gelmeyecek, ama müminler bu işi kendilerine esaslı bir iş ve uğraş olarak seçeceklerdi.İş olsun diye 'taştan, tuğladan, ağaçtan, mermerden' putları yıkmak bir yana, batıcı paradigmaya dayanan ve birçoğu da ne yazık ki laik sekülerlerle birlikte, muhafazakârlarımızca ulusal ögeler sayılan ideolojik putları da devirmek, onunların yerine hakkı ikame etmek en hayırlısı olsa gerek...

Dipnotlar:
1) Kitabü'l - Esnam, s. 17 Krş. Tevrat, Süleyman'ın Meselleri 14. 13 vd.
2) age. s. 17, Ayrıca PK, s 25 vd.
3) age. s. 644) age. s. 96 (NOT; Burada davar ile kutlutaş kasdedildiği belirtilmektedir.)

İbnü'l- Kelbî
Kitabü'l - Esnam / Putlar Kitabı
Prof Dr. Beyza Bilgin
Ankara Okulu Yayınları

Sait Alioğlu - 09.11.2017

,

236

Sait Alioğlu Hakkında

Sait Alioğlu

Özgün Duruş gazetesinde kitap değerlendirme yazıları yazmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin