Kitabu's-Sünne veya Kuraniyyun Ekolüne Cevaplar

Kitabu's-Sünne veya Kuraniyyun Ekolüne Cevaplar

Kitabu's-Sünne veya Kuraniyyun Ekolüne Cevaplar

19.05.2015 - Ferhat Özbadem
Kitabu's-Sünne veya Kuraniyyun Ekolüne Cevaplar

Kitabın tercümesi an itibari ile Diyanet işleri başkanı olan Mehmet Görmez tarafından yapılmış. Musa Carullah’ın bu eserini en iyi tercüme edecek zatlardan biri olarak Görmez, 1990 yılında "Musa Carullah Bigiyef, Hayatı, Fikirleri ve Eserleri" adlı tezi ile yüksek lisansını tamamlamıştır. Bu tez daha sonra kitap olarak neşredilmiştir. Kitap ayrıca Rusçaya çevrilmiştir.

Eserin giriş kısmında mütercim Kur’an İslamı ve Kitabus Sünne başlığı altında Kur’an İslamı deyimini ilmi ve metodolojik olarak sorguluyor. Esasında kitabın içeriği kadar bu giriş bölümünün de önemli olduğunu belirtmek gerekiyor. Görmez, Kur’an İslamı deyimini kullanmanın ve verilen anlamın yanlışlığını başlıklar halinde eleştiriyor.

Kur’an İslamı denince kastedilen Kur’an’ın tek kaynak olması ise bu yanlış bir yaklaşımdır diyor. Kur’an temel kaynak mıdır tek kaynak mıdır sorunsalına da cevap olacak mahiyette şöyle diyor. Kur’an temel kaynaktır. Tek kaynak değildir. Tek kaynak olarak görmek evrensel olan İslam dinini diğer kaynaklardan mahrum bırakmak olur diyor. Aslında günümüzde de popüler bir tartışma konusudur bu konu. Görmez bu anlamda gündemdeki sorulara da cevap vermiş sayılıyor.

Kur’an İslamı derken kastedilenin sünnetin kaynak değeri taşımadığı anlamı ise bunun akla, mantığa tarihsel gerçekliğe ve Kur’an’a aykırı olacağını beyan ediyor görmez. Konu ile ilgili ayet numaralarını vererek görüşünü delillendiriyor. Geleneğin toptan inkarı anlamında Kur’an İslamı söyleminin öne çıkmasını ise yanlış buluyor Görmez. Gelenek içinde bir kısım sapkınlıklar ve sıkıntılar olabileceğini lakin bunun toptan inkar sebebi olmaması gerektiğini beyan ediyor. Geleneğin iyi yönlerinin alınabileceğine işaret ediyor. Kur’an İslamı kavramının alt yapısının ise yaklaşık 2 asır önce Hint Alt kıtasında neşet eden Kuraniyyun ekolü ile ilgili olduğunu bunun ise Oryantalist projeler ile ilgili olabileceğini ifade ediyor Görmez.  Konu ile ilgili olarak önemli bir tespitte bulunuyor Görmez. Kuraniyyun ekolünün ilk şekli sayılabilecek Hariciliğin toptan sünnet inkarcısı olduğu söyleminin yanlış olduğunu ifade ediyor. Bunu şöyle delillendiriyor: ilk sahih hadisleri derleyen ve ortaya sahihi cami gibi bir eser koyan Rebi b. Habib’in harici olduğunu hatırlatıyor.

Mütercim, Kitabus Sünne müellifi Musa Carullah’ın bu eseri Kuraniyyun ekolüne reddiye amaçlı yazmasa bile bu görüşe cevap amaçlı kaleme aldığını ifade ediyor. Musa Carullah Kazan Türklerindendir. Kitap ve sünnete yeni bir bakış açısı ile bakmayı denemiş kendi döneminin münevverlerindendir. 1949 yılında Kahire’de vefat etmiştir.  Görmez’in de ifade ettiği şekli ile eserde üç konu işlenmeye çalışılmıştır. Birincisi sünnetin Kur’an’ı öncelediği ve sünnetin asıl itibari ile bilgi ve ibadetin kaynağı olabileceği meselesidir. İkincisi, peygamberliğin işlevsel olarak ümmete miras bırakıldığıdır. Ki burada şunu ifade etmek gerekiyor uyarıcılık ve öncülük anlamlarında nübevvetin devam etmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Üçüncüsü ise İslamın şeri delillerinin dörde indirgenemeyeceği bu delillerin çok daha fazla olduğu meselesidir.

Müellif eserinin fıkıh usulü ve hadis usulü okumalarına giriş kavlinden bir çalışma olması niyetinin olduğunu ifade ediyor. İslamın şeri delillerini kısa ve veciz bir izahını yapmaya çalıştığını ifade ediyor.

Ele alınan ilk konu sünnetullah, sünneti evvelin ve sünneti nebi kavramlarının izahı ile birlikte sünnetin esas itibari ile islamın temel ibadetleri olan namaz, hac, oruç ve zekat gibi konularda şekil ve muhtevalarını belirleyen ana unsur olduğu ifade edilmektedir. Sünnetin kat’î hüküm bildiren delil oluşu konusu ele alınırken Kur’an’da peygambere uyma ve itaat etme ile ilgili ayetler ve izahları veriliyor. Sünnetin kesin hüküm bildiren bir delil olduğu ele alınıyor.

Sünneti inkârın bir faydasının ve haklı bir gerekçesinin olamayacağı konusu ele alınırken, sünneti inkar edenlerin gerekçeleri tek tek ele alınmakta. İnkarcıların sünneti inkar gerekçeleri şayet uydurma hadisler ise bu sünnetin suçu değil insanların suçudur. Ayrıca bir kısım uydurmalar olmak ile birlikte sahih olan hadislerin de olduğu ifade edilmekte ve uydurma hadislerden dolayı sünnetin toptan inkar edilemeyeceğini bunun kimseye faydası olmadığı ifade edilmekte. Sünnet inkarcıları şayet sünnetin Kur’an’ın önüne geçmesinden dolayı inkar ediyorlarsa bunun sebebinin sünnet olmadığı insanların yaklaşımı olduğu ifade edilmekte. Ayrıca sünnetin Kur’an’ı öncelediği ifade edilmektedir. Bu bölümün sonunda maddeler halinde özet mahiyetinde bilgiler verilmek ile birlikte fikirlerinin yanlış anlaşılmasının önüne geçmek içinde maddeler halinde izah yapılmakta. Bu izahlar içinde iki madde dikkat çekmekte bir tanesi sünnetin ilk kaynak olduğu görüşü diğeri ise yeterli donanıma sahip her insanın içtihad edebileceği fakat taklit edilmesinin şart olmadığı görüşüdür.

Kur’an-ı Kerîm’de Hz. Peygamber’in konumu ele alınırken ilgili ayetler tek tek ele alınmış ve Peygamberin konumunun ayetler ile belirlenmesi gerektiği, ayetler ile bu konum tespit edilince sünnetin bağlayıcılığının kesin şekilde anlaşılacağı işlenmektedir. Hz. Peygamber’in bütün yetki ve sorumluluklarının İslâm ümmetine miras kaldığı konusu ele alınırken sünnetin bir miras olarak kıyamete kadar bu ümmete bahşedildiği işlenmektedir. Konu işlenirken ümmetin bu miras ile övülmesi dikkat çekiyor. Peygamberin sıfatları ve özellikleri tek tek ele alınarak bunların ümmete miras sıfat ve özellikler olduğu ifade edilmektedir. Burada şöyle bir itiraz gelebilir: peygamberin vahiy alması kısmı ve seçilmişliği nasıl miras olarak ele alınabilir? Müellif bu kısma değinmemek ile birlikte ele aldığı başlıklardan şunu diyebiliriz. Peygamberin uyarıcılığı ve örnekliği üzerinden mesele ele alınmaktadır. İşin kelami kısmı üzerinde durulmamaktadır. Bu kısımda verilen ana mesaj kitabın da ana mesajını ihtiva etmektedir. Sünnet olmazsa olmazdır. Ve sünnet kıyamete kadar bu ümmetin en esaslı mirasıdır ve sahiplenilmelidir mesajıdır.

İslâm’da bilgi kaynakları. konusunda çok ayrıntılı bilgiler verilmekte. Klasik eserlerde geçen edillei şeriye (kitap, sünnet, icma, kıyas) ile birlikte delillerde olabileceği ifade edilmekte. Diğer deliller: ayetlerde zikredilen bütün deliller ilim, hüda, kitap, burhan, hikmet, güzel öğüt gibi delillerdir.  Bunlardan sonra islamda feri deliller başlıklar halinde kısaca izah edilmektedir.

Musa Carullah, sünnetin kaynak olarak Kur’an’dan önce geldiği görüşünü savunmuştur. Üzerinde tartışılması gereken bir yaklaşımdır bu yaklaşım. Bu görüşü serdederken islamın amel ile ilgili kısımlarının ilk önce sünnette vücut bulduğunu Kur’an’ın bunları tasdik ettiği ve son şeklini verdiğini ifade etmektedir. Bununla birlikte hadislerin/sünnetin Kur’an’a arzedilmesi gerektiğini de savunmuştur. Bu savunma ile birlikte Görmez’in “Musa Carullah ve sünnet anlayışı” adlı makalesinde Kitabus Sünne adlı eserinde bu görüşüne riayet etmediği ve eserinde birkaç tane sorunlu hadis olduğunu ifade edilmiştir.  Musa Carullah’ın fikirlerine reddiye olarak Mustafa Sabri efendinin kaleme aldığı ve Bedir yayınları tarafından neşredilen eserin de tahkik edilmesi bu konulara ilgi duyan okuyucular için faydalı olacaktır.

Kitabu's-Sünne
Musa Carullah
Ankara Okulu Yayınları

Ferhat Özbadem - 19.05.2015

,

3704

Ferhat Özbadem Hakkında

Ferhat Özbadem

1979 yılında Adıyaman?da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adıyaman'da bitirdi. Gül Eğitim Yardımlaşma Dayanışma İlmi Araştırmalar ve İnsan Hakları Derneği kurucu üyesidir. Özgün İrade, Vuslat, AbıHayat ve Yolcu dergisinde şiir ve makaleleri yayınlanan yazar evli üç çocuk babasıdır.

zeynepder.org, haberdurus.com, gulder.info, dunyabizim.com, kitaphaber.com.tr web sayfalarında belli periyotlar ile yazı yazmaktadır.

Yayınlanmış Eserleri:

  • Ebrulim
  • Kur'an'ın Gölgesinde Hz. Muhammed
  • Cennetin Yolu
  • Kur'an'ı Nasıl Okumalı
  • 40 Esas 40 Düstur
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin