Kitabu'z Zühd - Ahmed Bin Hanbel

Kitabu'z Zühd - Ahmed Bin Hanbel

Kitabu'z Zühd - Ahmed Bin Hanbel

18.08.2014 - Ferhat Özbadem
Kitabu'z Zühd - Ahmed Bin Hanbel

Ahmed b. Hanbel'e nisbet edilen Kitâbüz-zühd adlı eserdeki rivayetlerin tamamı onun kendi rivayeti değildir.

Ahmed b. Hanbel'in Kitâbü'z-zühd'il "ale'l-Esmâ", yani şahıs isimleri esas alınarak meydana getirilmiş bir eserdir.

Bu arada şu noktayı da hatırlatmakta fayda vardır: Kitapta mevcut olan rivayetlerin hepsi sağlam ve sahih haberler olarak telakki edilmemelidir. Genel İslâmî prensiplere çelişki arzeden içerikte rivayetlerin varolduğu da bilinmelidir, Özellikle Cenab-ı Hak hakkında antropomorfik imajlar içeren rivayetlere rastlanmaktadır. İsrailiyata dair haberler rivayet etmekle şöhret bulmuş Vehb b. Münebbih vb. kişilerden çok sayıda rivayetler vardır ki bu haberler ihtiyatla karşılanmalıdır.

(Bu kısım olan rivayetler Ahmed bin Hanbel'in kendi eserinde yer verdiği rivayetler değildir. Oğlu Abdullah'ın, imamın vefatından sonra başka rivayetleri esere derc etmesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Hadis ilimleri konusunda ihtisası tartışılmayan, uydurma hadislere karşı en sert hadis usulü disiplinine sahip olan İmam Ahmed eserine bu tür sakıncalı hadisleri almamıştır. İmamın bu konulardaki disiplininin görmek için Müsned'ine bakmak yeterlidir.)

Ebû Hureyre (r.a.) Hz. Peygamberden şu rivayette bulunmuştur:
"Her kim, sabah ya da akşam mescide giderse Allah her bir gidişi için ona cennette bir yer hazırlar". (Buhari)

Enes b. Malik (r.a.) Resulullah'ın (sav) şöyle dediğini haber vermiştir:
"Mirac gecesi bir kavme uğradım, ellerinde ateşten makaslar vardı ve dudaklarını parçalıyorlardı. 'Kim bunlar?' dedim. 'Bunlar yeryüzünde kitabı okudukları halde, insanlara vaaz-u nasihat edip iyiliği emreden, kendilerini unutan kimselerdir. Hiç akıllarını kullanmıyorlar mı?' denildi."

Cabir b. Abdullah (r.a.) diyor ki:
"Resulullah (s.a.v.) kendisinden istenilen hiçbir şeye karşılık, asla 'Hayır, olmaz' cevabım vermemiştir." (Müsned, Ahmed Bin Hanbel)

Hz. Yunus'un Zühdü

Katade'den Allah Tealânın, Yunus (a.s) hakkında, "Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalmıştı" ayetini şöyle tevil ettiği nakledilmiştir:
"Yunus (a.s.) bela ve sıkıntıların olmadığı zamanlarda çok uzun namaz kılardı. Güzel işler yapmak, sahibinin ehli ve iyali içinde değerim artırır. Düşüp kalacak olursa, o takdirde de başını sokacak bir yer bulur."

Hz. Süleyman'ın zühdü

İbn Ebi Necih'in şöyle dediği rivayet olunmuştur:
"Davud b. Süleyman (a.s.) demiştir ki: 'Bize insanlara verilen, verilmeyen her şey verilmiştir. Biz, insanların sahip olduğu ve olmadığı her şeyin bilgisine sahiptik ve şu üç kelimeden daha faziletli bir şey bulamadık: 'Gazaplanacak yerde yumuşak ve hoşgörülü olmak. Zenginlikte de, fakirlikte de iktisatlı davranmak. Gizlide ve aşikârda daima Allah korkusunu taşımak."

Hz. Eyyüb'ün zühdü

İmran, Vehb b. Münebbih'in; "Eyyub (a.s.) mübtela olduğu hastalığı yedi sene çekmiştir" dediğine şahit olduğunu rivayet etmiştir"

Hz. Adem'in zühdü

Hasan diyor ki:
"Âdem (a.s.) malûm hatayı işlemeden önce ecelini daima gözünün önünde tutar, emelini ise sırtının arkasına atardı (uzun emeller taşımazdı.) Hata ettikten sonra ise emelini gözünün önüne dikmiş, ecelini sırtının arkasına atmıştır. (Artık hatırlamaz olmuştur)."

Hz. Lokman'ın zühdü

Muhammed b. Vasi, demiştir ki:
"Lokman (a.s.) oğluna: 'Yavrucuğum! Allah'tan kork, kalbin fücur ile dolu olduğu halde insanlar sana izzet ikramda bulunsunlar diye, onlara Allah'tan korkuyor gibi gözükme' diye tavsiyede bulunmuştur."

Hz. Nuh'un zühdü

Ubeyd b. Umeyr demiştir ki:
"Nuh'u (a.s.), kavmi bayılıncaya kadar tartaklıyorlar, o ise, kendisine geldiği vakit "Allah'ım, milletimi bağışla çünkü onlar bilmiyorlar" diye Allah'a dua ediyordu."

Hz. İsa'nın zühdü

Vehb b. Münebbih şöyle demiştir:
"Mesih İsa (a.s.) 'Allah'ı (cc) çok zikredin, O'na çok şükredin ve O'nu takdis edin, Kendisine itaatte bulunun; çünkü Allah kendisinden hoşnut ve razı olduğu zaman, sizden birinizin duasında: 'Allah'ım! Ey Rabbim! Günahlarımı bağışla, geçimime dirlik düzenlik ver. Beni çirkin şeylerden muhafaza buyur' demesi, O'na yeter buyurmuştur."

Hz. Musa'nın zühdü

Ebu İshak'tan, Amr b. Meymun'u şöyle derken işittiği, rivayet edilmiştir:
"Musa, Arşta bir adam görmüş ve onun yerine gıpta etmiştir. Bunun üzerine onun durumunu soruşturmuştur. (Melekler) ona şöyle karşılık vermişlerdir: 'Sana onun amelini söyleyeyim mi? O, Allah'ın fazlından insanlara verdiğinden dolayı onlara hased etmezdi, koğuculuk yapmaz, ebeveynine isyan etmezdi. Musa, 'Ya Rabbi, kim ebeveynine isyan eder ki?' diye sormuş. O da, 'Onlara hakaret edilmesine sebep olur ve onlar da hakarete maruz kalırlar' demiştir.

Hz. Davud'un zühdü:

Hasan'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Allah'ım Peygamberi Davud (a.s.) şöyle demiştir: 'Ya Rabbi! Vücudumdaki kıllardan her birinin ikişer tane dili olsa, gece ve gündüz, bütün zamanlarda Seni zikretseler, yine de bana verdiğin bir nimetin hakkını eda etmiş olamam.'"

Hz. İbrahim'in zühdü

Ka'b, 'İbrahim cidden yumuşak huylu, içli, kendisini Allah'a vermiş biriydi' (âyeti hakkında) diyor ki: "İbrahim (a.s.) yanında ateş anıldığı vakit, 'Ah, ah' derdi."

Hz. Yusuf'un zühdü

Hasan diyor ki: "Yusuf, kuyuya atıldığı vakit on yedi yaşındaydı. Kölelik, hapis, meliklik müddeti seksen senedir. Sonra (Allah) işlerini yoluna koydu da elli sene daha yaşadı."

* * *

Hz. Ebubekir'in zühdü

el-Hakem b. Hazn'in hadisinde Hz. Aişe'den (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Allah'a yemin olsun ki, Ebu Bekir geriye ne bir dinar ve ne de bir dirhem bırakmıştır..."

Hz. Ömer'in zühdü

Yahya b. Ca'de'den Hz. Ömer'in (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: 'Şayet üç şey olmamış olsaydı, Allah Teâlâ'ya kavuşmayı tercih ederdim. Eğer, Allah için secdeye kapanıyor olmasaydım, meyvelerin en güzellerinin seçildiği gibi, sözlerin en iyisinin seçildiği meclislere iştirak etmemiş olsaydım ve eğer Allah yolunda yolculuğa, cihada çıkmamış olsaydım. (O'na mülâki olmayı tercih ederdim)"

Hz. Osman'ın zühdü

Ebu Hûreyre'den (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hz. Osman evinde kırk gün muhasara altında tutuldu. Bana kendisini sahur vakti uyandırmamı söyledi. Seher vakti olunca geldim ve 'Ey Müminlerin emiri, Allah sana rahmet etsin, sahur oldu' dedim. Bunun üzerine yüzünü mesh ederek şöyle dedi: 'Sübhânallah! Ya Eba Hureyre! Rüyamı kestin. Allanın Peygamberini görüyordum. O bana 'Yarın bizimle iftar edeceksin' dedi ve (ertesi gün) öldürüldü."

Hz. Ali'nin zühdü

Ali'den (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sizin için en fazla korktuğum iki şey vardır: Bitmez tükenmez bir istek ve hevaya tâbi olma. Bitmez tükenmez istek size ahireti unuttururken, hevaya tâbi olma sizi haktan uzaklaştırır. İyi bilin ki, dünya geçip gitmekte, ahiret ise yönelip gelmektedir. Her ikisinin de adamları vardır. Sizler ahiret adamı olun. Dünya adamı olmayın. Zira bugün amel var, hesap yok. Yarın hesap var, amel yok."

Ebu Derda'nın zühdü

Abdullah b. Mürre'den, Ebu'd-Derda'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Allah'a sanki onu görüyormuşsunuz gibi ibadet edin. Kendinizi de ölü telakki edin. Bilin ki, size yeten az bir şey, sizi azdıran çoktan daha hayırlıdır ve yine bilin ki, iyilik asla yok olmaz, günah ise asla unutulmaz."

Zübeyr bin Avvam'ın zühdü

Ali b. Zeyd, Zübeyir b. el-Avvam'ı gören bir zatın onun göğsünde, mızrak ve ok yaralarından, göz büyüklüğünde izler bulunduğunu söylediğini haber vermiştir.

Talha bin Ubeydullah'ın zühdü

Hasan'dan rivayet edildiğine göre, Talha b. Ubeydullah, yedi yüz bin dinar karşılığında bir arazi satmış ve o para bir gece yanında kalmış. Bu paranın endişesiyle sabaha kadar uykusuz kalmış ve sabahleyin hemen onu elinden çıkarmış.

Hz. Ebu Zer'in zühdü

Ebu Şu'be'den rivayet edildiğine göre, Rebeze'de Ebu Zer'in yanına bir grup kimse uğramış ve ona yiyip içecek bir şeyler vermeyi teklif etmişlerdir. Bunun üzerine o: Tanımızda sütünü sağacağımız bir keçi, sağa sola giderken üzerine bineceğimiz bir merkep ve hizmetimizi gören birisi var, bir de fazladan bir abaye var ki, ben onun hesabından korkuyorum." demiştir.

İmran bin Husayn'in zühdü

Katade'den, İmran b. Husayn'm (r.a.): "Rüzgârın savurduğu kum parçası olmayı ne kadar istedim" dediği rivayet edilmiştir.

Salman-ı Farisi'nin zühdü

Selman'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Yedi (sınıf) kimse, Allah'ın himayesinden başka hiçbir himayenin bulunmadığı kıyamet gününde O'nun himayesinde olacaklardır. Bunlardan birisi, (mümin) kardeşi ile karşılaştığında ona: 'Seni Allah için seviyorum!' diyen ve aynı karşılığı gören kimsedir. Bir diğeri, Allah'ı zikredip te, Allah korkusundan gözleri dolup ağlayan kimsedir. Diğer biri, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar verdiği sadakayı gizleyen kimsedir. Bir başkası son derece güzel bir hanım kendisini davet ettiğinde: 'Ben-Allah'tan korkarım' diyerek, ona icabet etmeyen kimsedir. Başka biri, gönlündeki sevgisinden dolayı kalbi mescitlere bağlı olan kimsedir. Bir diğeri, namaz vakitleri için sürekli güneşi gözetleyen kimsedir. Sonuncusu ise, konuştuğu vakit ilimle konuşan ve ancak hilmi yüzünden susan kimsedir."

Ebu Hureyre'nin zühdü

Ebu'l-Mühzem'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Biz sabah akşam Ebû Hureyre'nin yanma gelirdik. O bize Kur'ân okur, dua eder ve birtakım kıssalar naklederdi."

Abdullah bin Mesud'un zühdü

Kays b. Habeş'ten, Abdullah (r.a.)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Şu kendisinden hoşlanılmayan ölüm ve fakirlik ne de güzel şeylerdir. (Allah'a yemin ederim ki, dünyada insan ancak ya zengin veya fakir olur) ben bunlardan hangisiyle imtihan olunur-sam olayım, aldırmam. Zira, zenginlikte şefkat, fakirlikte ise sabır vardır."

Hz. Aişe'nin zühdü

Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kim, Allah'ın rızasını kazanmak uğruna, insanların kızgınlığına duçar olursa, insanlara karşı Allah ona yeter. Ama, kim de, Allah'ın gazabına rağmen, insanları hoşnut etmeye uğraşıyorsa, Allah onu insanlara havale eder."

Ümmü Derda'nin zühdü

Ebu Hezâr adlı şeyhin rivayet ettiğine göre, Ümmü'd-Derda ona: "Ey Ebu Hezâr! Tabutunda götürülen cenazenin ne dediğini sana söyleyeyim mi?" demiş. O da: "Evet, anlat" demiş. Ümmü'd-Derdâ, "O: 'Ey ehlim, ey komşularım, ey tabutumu taşıyanlar! dünya beni aldattığı gibi sizi de aldatmasın, benimle oynadığı gibi sizinle de oynamasın. Zira ehlim benim günahlarımdan hiçbir Mâruftan daha sihirlidir. Onu tercih edeni yüzüstü yere çalar' der" demiştir.

Ali Bin Hüseyin'in Zühdü

Şeybe b. Nu'ame'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ali b. Hüseyin (r.a.) cimrilikle itham edilirdi. Öldüğü vakit, onun Medine'de yüz-ailenin geçimini sağladığı öğrenildi." Cerir bu hadis hakkında şöyle demiştir; "Hüseyin öldüğü vakit, sırtında geceleri içinde fakirlere bir şeyler taşıdığı küfenin izlerini görmüşlerdir."

Adî b. Hatim'in zühdü

Said b. el-Ka'kâ' , Adî b. Hatim'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Her namaz vaktini iştiyakla beklemişimdir."

Huzeyfe b. el-Yeman'ın zühdü

Huzeyfe'den (r.a.): "Dininizden ilk kaybedeceğiniz şey huşu' en son kaybedeceğiniz ise namazdır" dediği rivayet edilmiştir,
Muaz bin Cebel'in zühdü: Muaviye b. Kurra, Muaz'ın (r.a.) oğluna şu nasihatta bulunduğunu haber vermiştir. "Yavrum, namaz kıldığın vakit, onu, en son namazmış gibi kıl. Bir daha asla ona dönebileceğini zannetme. Yavrum! Haberin olsun ki, müminler yaptıkları ve yapmayı tasarladıkları iki iyilik arasında ölürler."

Kitabu'z Zühd
Ahmed Bin Hanbel
İz Yayıncılık

Ferhat Özbadem - 18.08.2014

,

5680

Ferhat Özbadem Hakkında

Ferhat Özbadem

1979 yılında Adıyaman?da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adıyaman'da bitirdi. Gül Eğitim Yardımlaşma Dayanışma İlmi Araştırmalar ve İnsan Hakları Derneği kurucu üyesidir. Özgün İrade, Vuslat, AbıHayat ve Yolcu dergisinde şiir ve makaleleri yayınlanan yazar evli üç çocuk babasıdır.

zeynepder.org, haberdurus.com, gulder.info, dunyabizim.com, kitaphaber.com.tr web sayfalarında belli periyotlar ile yazı yazmaktadır.

Yayınlanmış Eserleri:

  • Ebrulim
  • Kur'an'ın Gölgesinde Hz. Muhammed
  • Cennetin Yolu
  • Kur'an'ı Nasıl Okumalı
  • 40 Esas 40 Düstur
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin