Kolaj Öyküler: Anlatılanların Gerçekle Uzaktan İlgisi Vardır

Kolaj Öyküler: Anlatılanların Gerçekle Uzaktan İlgisi Vardır

Kolaj Öyküler: Anlatılanların Gerçekle Uzaktan İlgisi Vardır

21.02.2020 - Ulus Çeliker
Kolaj Öyküler: Anlatılanların Gerçekle Uzaktan İlgisi Vardır

Ulus Çeliker yazdı...

Klasik ve modernist metinlerde pasif / edilgen olan yani yazar veya anlatıcının kendisine verdikleriyle yetinen okur, postmodern metinlerde aktif / etkin bir rol üstlenir. Özgür Kayım yirmi bir hikâyeden oluşan kitabı Anlatılanların Gerçekte Uzaktan İlgisi Vardır adlı eserinde de okuru metne ortak etmekte, okuyucuya aktif bir rol vermektedir. Yazar hikâyelerinde okur adına düşünmektedir, onun adına sorular sormakta ve cevabını da kendisi vermektedir. Üst kurmaca tekniğiyle okuyucuya metnin kurmaca olduğunu hissettirerek onun sonsuz okumalara müsait metnin yazılış sürecine katmakta ve ondaki gerçeklik-kurmaca algısını yıkmaktadır.

Postmodern edebiyatın özelliklerini öykülerinde çokça kullanan yazar kitabında iç içe geçmiş, özeti çıkarılamayacak çeşitli dil oyunlarıyla bezenmiş, bir yapbozun parçalarını andıran metinleri okuyucuya sunmakta ve okuyucudan bu yapboz parçalarını kendilerince bir araya getirmelerini beklenmektedir. Ortak Bölenlerin En Büyüğü öyküsünde kahramanın hayatındaki yapbozun parçalarını birleştirmek de okuyucuya kalmaktadır. Öyküde bir aile eğitimi eleştirisi de yapmakta ebeveynlerin dizilerdeki karakterlerin yaşantılarını çocuklarınınkinden daha fazla bildiklerini fakat bir tek çocuklarını tanımadıklarının altını çizmektedir. Bir dizi içinde dizi kurguluyor kahramanımız. “Şimdi dinleyin, bir dizi başlamış. Tarihi bir savaş dizisi! Benim kişisel tarihimi ve bitmeyen savaşımı anlatıyor. Başrolde kim mi oynuyor? Ben!” (s.2). Kitabına ismini veren cümleyi öykünün sonunda okuyoruz. “Hem kimi zaman izledikleri o dizilerin, filmlerin başlarına yazdıkları gibi. Anlatılanların gerçek hayatta ilgisi yoktu varsa bile uzaktandı” (s.8).

Postmodern anlatıda okura yüklenen görevlerden biri de yazar tarafından kasıtlı olarak metnin içinde eksik bırakılan yerleri tamamlamasıdır. Yazar, Mezarlık Uykusu öyküsünde “O hayatının parçalarını bütüne tamamlama çabasıyla sarılmıştı o sanata, kolaja. Fransızca kelime anlamıyla parçaları birbirine yapıştırma sanatı” (s.9-10) diyerek adeta okura yüklediği görevi belirtmektedir.

Yazar, hikâyelerinde iç konuşma tekniğini de bolca kullanmaktadır. Bu teknik ile okuyucu karakterin aklından geçenleri yazarın anlatımı hatta yorumuyla değil doğrudan karakterin kendisinden öğrenmekte ve bu sayede yazar kendisinin varlığını unutturmaktadır. Karakterlerin düşünceleri aracılığıyla kurulmaya çalışılmış çoğulculuk da öykülerde dikkati çeken bir özelliktir.

Öykülerde kronolojik bir olay veya anlatım olmadığından zaman da akışkan değil durağandır. Yaşanan “an”lar vardır. “Her yanımız zamanlarla kuşatılmış ama biz tek bir anın içinde sıkışmışız” (s.30). Gerek kişilerde gerekse olayda bütünlük değil parçalanmışlık öne çıkarılmıştır. Yazar; zamanı, mekânı belirsizleştirmekte, zaman dilimlerini karışık kullanmaktadır. Öykülerinde sebep-sonuç, başlangıç-bitiş, zaman zinciri bütünlüğüne önem verilmemiştir. Yazar duruma göre zamanda geriye dönüş, yaşanılanı kesintiye uğratıp geçmişe bir parantez açmak veya zamanda atlama gibi karışık zaman dilimlerini anlatmaktadır.

Öykülerde metinlerarasılık özelliği de dikkati çekmekte, kurgu içinde başka eserlere göndermeler yapılmaktadır. “Ablası ailesinin her gün biraz Don Kişotlaşmasını beklerken, onlar her gün biraz daha Sancho Panzalaşıyolardı” (s.17). Bir başka öyküsünde atıfları sürdürür “Başka bir yüzyıla aitsin sen diyordu; Oscar Wilde’ın uzayan kürküsün, Tanpınar'ın siyah kedisinin tüyüsün” (s.78).

Öykülerde amaç olay anlatmak değil, olayın yarattığı izlenimleri, duyguları anlatmaktır ki bu da “karamsarlık, yalnızlık, bunalım, gerçek arayışı” gibi duyguların ifadesidir.

Yazar, yapıtını kurgularken yapıtının da yazım sürecini ve biçimini okuyucuya sunmaktadır ve böylece ortaya çıkacak eser, okuyucu nezdinde bir yeniden üretim olmaktadır. “Ve bir gece hazır hissetti, yazmaya. Masanın başına geçti. Kokuyu bastıracak bir tütsü yaktı, ellerinin titremesini durduramadan yazmaya başladı. Dünyanın tüm güzel kelimeleri kendisine sanki o anda uyandı. Cümleler kağıda dökülürken ne zaman uykuya yattığını hatırlayamadı” (s.20).

Özgür Kayım’ın Anlatılanların Gerçekle Uzaktan İlgisi Vardır eserindeki öykülerin genel özellikleri ana hatlarıyla şöyledir: çok seslilik, bölünmüşlük, heterojenlik, metinlerarasılık, değişik parçaların bir arada kullanılması, yazma sürecine okurun dahil edilmesi, okura okuduğu şeyin gerçek değil bir kurgu olduğunun sürekli hatırlatılması, bütünlük ve düzeni reddediş, her şeyin belirsiz ve muamma oluşu, kesinlikten uzaklaşma, paradokslar, rastlantılar ve iç içe geçmiş zaman parçaları… Ayrıca öykülerinde çoğulculuk (Van Gogh Boyaları ve Japon Balıkları), bazı öykülerde ortaya çıkan mekânsızlık (Kullanılma Kılavuzları, Yaşanmamış Bir Hikâyenin Sonu) pek yok öykünün temasında öne çıkan “oyun” kavramı (La Mancha, Bir İsim Aramak, Sakallı Bebek) ile okuru alışagelmiş klasik öykülere göre zorlu fakat keyifli bir öyküler kolajıyla baş başa bırakmaktadır.

Anlatılanların Gerçekle Uzaktan İlgisi Vardır

Özgün Kayım

h2o Kitap

129 Sayfa

Ulus Çeliker - 21.02.2020

,

3743

Ulus Çeliker Hakkında

Ulus Çeliker
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin