Köşe Başında Suret Bulan Aşk

Köşe Başında Suret Bulan Aşk

Köşe Başında Suret Bulan Aşk

26.02.2018 - Sueda Kurt
Köşe Başında Suret Bulan Aşk

Güray Süngü, son yıllarda edebiyat dünyasında adından çokça bahsettiğimiz bir öykü ve roman yazarı. İlk eserlerini Hece Edebiyat Dergisi‘nde yayınlamıştır. Sonraki yıllar Hece Öykü, Aykırı Edebiyat, Vivo Edebiyat, Kaçak Yayın, E-Edebiyat, Özgür Edebiyat, Ada ve İtibar dergilerinde de kısa öyküler yazmıştır. 2010'da yayımlanan Düş Kesiği ile Oğuz Atay Roman Ödülü'nün, 2011'de yayımlanan Kış Bahçesi ile Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü'nün ve 2012'de yayımlanan Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi isimli öykü kitabıyla da Necip Fazıl Öykü Ödülü'nün sahibi olmuştur.

Güray Bey'i yıllar önce hiçbir kitabını okumadan bir atölyede tanıdım. İlk dersteki şu sözü halen aklımda. "Yazarlık atölyesi ile yazar olunmaz ama oluna da bilir. Size bir iddia sunmuyorum, sadece şunu söyleyebilirim. Atölye bittiğinde hepiniz beni çok seveceksiniz." Bu sözü bir anı niteliğinde paylaşmıyorum. Aslında Güray Bey'in söylemeye çalıştığı şey içi ve dışının bir oluşu. Kaleminin, yürüyüşü ile konuşması ile aynı olması onu sevdiren en temel sebepmiş, kitaplarını okuduktan sonra anlıyorum.

Güray Süngü’nün biyografisi, ödülleri, yazdıkları bir kefeye konulsa diğer kefeye de yazamadıkları ve kelimelerin bazı anlamlara gelmeyişi çığlıklarını koymalıyız. Edebiyat dünyasına post modern bir bakışla, yeni bir üslup kazandırmıştır. Bu üslubu yalnızca dergilerde kitaplarda değil aynı zamanda yapmakta olduğu atölye çalışmalarıyla da edebiyat dünyasına katkısını halen sürdürmektedir. Fakat bu üslubunun özellikleri nedir diye sorsak sıralayamayız. Belli şablonlardan uzak olması belki de postmodern akımı tanımlamaya itmektedir bizi. Güray Süngü'nün kahramanları, duygu ve hisleri ağır basan tiplerdir. Bu kişiler bazen aşık olan kişiler bazen de deli olan kişilerdir. Fakat bu kişiler saydığımız özellikte olmayabilir. Sadece hisli ve duygulu olduklarının altı çizilmelidir. Bu kişiler gerçek iddiasında bulunmazlar. Kalıcı, bağlı, geleneksel tipler de değildirler. Genelde kendi iç dünyalarında yaşarlar. Yürürken iç dünyalarıyla konuşurlar. Bu sesler bazen yoldan geçenler tarafından duyulur. İlginç olan, bir sokak arasında sıradan bir dünyası olan bu insanların, hayata bu kadar duygusallıkla bakıyorken, nasıl günlük bir dille anlatılıyor olabilmeleridir. Kurgu başlar, karakter tanıtılır ve siz kalbinizle okumuyorsanız bir gazete köşesinde gündelik bir yazı okuyor hissine kapılabilirsiniz. Sonuçtan da hiçbir şey anlamayıp yazıyı kapatabilirsiniz. Fakat kalbinizle okuyorsanız; derin bir acı ile sarsılır sonuç seçeneklerinden hangisinin daha uygun olduğunu sorgularsınız.

"Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk" kitabında, hiç bir öykü keskin bir sonla bitmez. Karakterler diğer öykülerde karşınıza çıkabilir. Yazar, her sonu bir parça okura bırakır. Fakat aradığı okur kesinlikle kıssadan hisse geleneğinde yetişen bir kitle değildir. Akıllı ve dikkatli okuru arar. Diğerleri tarafından beğenilme kaygısı gütmez. Öykülerde ara ara yazar olarak söze girerek, canlılığı artırıp dikkati toplar. "Bu arada söylemeye gerek var mı? Kapıcı çocuklarının adı Keremcem olmaz." cümlesinde bu uyarıyı görürüz.

Dilinde anlatılamayanı anlatmak için çareler arar. Çoğu zaman metaforlara başvurur. Pek çok öyküsünde bunu görürüz. Öykü isimleri, kitap isimleri hiç de tahmin etmediğimiz alışık olmadığımız şekilde olabilir. Ampul Kafa öyküsünde " Senin kafan ampulden değil." diyor bana.", "Benim kalbim ampul diyorum ona." alıntılarında kalbinin kırılgan oluşunu ampul ile ifade ettiğini görürüz.

Yazılarının çoğu öykü niteliğindedir. Yazar, hikâye gibi yaşanılmışlığa değil, bireyselliğe ve kurguya önem verir. Gerçekleri, ağdalı bir üslup kullanarak değil, karmaşadan sıyırarak okura sunar. Fakat bu verilmek istenenin kolay anlaşıldığı anlamına gelmez. Okur almak istediğini alır ve her öykünün her kitabın sonunda kendine yeni bir son yazar. Toplumun edebiyattan faydalanması da öykünün hayatın içinden olması da böyle bir şeydir zaten.

Çoğu yazar gibi dünyanın gidişatına, olaylara kulaklarını kapamaz. Çıkardığı son kitaplarında mülteciler, Ayla Bebek, toplumsal görevlerimiz, zarifçe işlenir öykülerinde. Ama hiçbirinde verilmek istenen kalıpları çizilmiş öğretiler değildir.

Yazar, hassas, duyarlı olan o kişiyi arar hep. Belki de bu sebeple üslubu da konuları da gayet sadedir. Çünkü hayat, zaten renk cümbüşünün kendisidir. Bu cümbüşün içerisinde kendi rengini bulmak, kendi varlığını idrakle mümkündür. Güray Bey de bu kaygı ile belki de şu cümleleri yazmıştır. "Şu alemdeki yerim takıldı aklıma, bulamadım," dedin Volkan. "Bulamadıysam nasıl varım?" dedin. " Hakikate, var olmaya ihtiyacım var," dedin.

Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk

Güray Süngü

Dedalus Yayınları

104 Sayfa

Sueda Kurt - 26.02.2018

,

941

Sueda Kurt Hakkında

Sueda Kurt

Fehminaz Sueda KURT. 1993 doğumlu.  Mimarlık yapmakta. Yazarken ve çizerken  yıllardır ne olduğunu bilmediği bir duygu ile hırpalanmakta. Bunun cevabını bulamayacak olsa da yazarak o şeyi  aramakta.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin